Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#720
Metnin tamamı, Microsoft Word'ün ölçümüne göre yaklaşık 105.000 boşluksuz karakter içeriyordu (karakter = harf, rakam, sembol ve noktalama işaretleri). Word'den ölçüm yaparak yaklaşık 35.000 karakterlik 3 eşit parçaya böldüm buraya tekrar kopyalamadan önce. Önceki yavaşlık sorunu azaldı sanırım.

Tahminime göre tek bir mesaja en fazla 20-30 bin karakter miktarında metin yüklemek gerekiyor, sayfa açılma hızında düşüş olmaması için, ama tahmini konuşuyorum.

MS Word'ün sürümlerine göre farklılık gösterebilecek olmakla birlikte, bir metnin sözcük ve karakter sayımını görmek için, Word'ün en alt bilgi satırındaki "sözcük" ibaresine tıklamak veya üstteki menüde sözcük/karakter sayım özelliğini bulup açmak veya bir kısayol tuşu olarak Ctrl-Shift tuşlarına ve "G" tuşuna aynı anda basmak gerekiyor (CTRL+Shift+G tuş kombinasyonu), en azından bendeki MS Word'de o şekilde oluyor.

Tgur

#721
Hassasiyetin ve ince davranışın için teşekkürler..

Görüldüğü gibi ABD konusunu ileriye yani aşağıya aldım eski yerinden sildim ,konu önemli olduğundan aralarda kalsın istemedim herhalde hatalı bir şey yapmamışımdır.


Tgur

#722
Kasyopyada ABD hakkında verilen özel alıntıları aşağıda veriyorum,

Son günlerde farkındalık konusunda epeyi gecikmiş ülkemiz insanlarının yavaş yavaş gözlerinin açılarak sergilenen aldatma yaldızlarının döküldüğünü gördüklerini hissederek mutlu olmadığımı söylemek safdillik olur, süregelen tarihsel dokuda yakın tarihimizde insanlarımızın etkilendiği unsurların ABD e yönelen antipatinin ne kadar haklı olduğunu topyekün acı çekerek mi fark edecektik ,evet yaşayarak öğrenme maalesef acılarla oluyor.

Medeniyet dediğimiz ve rahatlığın insanca yaşama kriterlerine ulaşmasını umduğumuz o halin,monarşiden kaçan gurubun ,bağımsızlık ve hürriyet ışıklarını yaymaya çalıştığı başlangıç masumiyetinin Atlantisin hırs dolu ve imkanları tamamen KH prensiplerine uygun bir dizayne soktuğu bir anlayışa dönüşmesini alıntılardaki göreceğimiz detaylarla daha iyi anlayabileceğiz,

Ancak bu ülkenin yani ABD nin geniş imkanlar kazanarak dünyada KH nın imparatorluğunu üstlenmesi yanında ironik olarak dünya medeni genişlemesinin ve özellikle ruhsal gelişmede bize büyük bir bilgi mücevheri veren Laura ve ekibinin bu ülke bünyesinden çıkmasını da göz ardı edemeyiz ,

İşte bu da var oluşun negatif ve pozitifin ebruri bir sarmal halinde olması yani esasta her şeyin gerçekleri bulmamıza yol açan dersler olduğunu bize gösteren bir örnek olmakta..

---------------------------------------------------------

S: (L) Denver havaalanı skandalı mı?
C: Yeni havaalanı. Büyük, büyük, büyük skandal.
S: (L) Ne tür bir skandal?
C: Hükümet.
S: (L) Tam olarak nedir?
C: Göreceksiniz. Dallas havaalanı gizli üs; Orlando da. Miami de.
S: (L) Denver havaalanının kehanetlerle ilişkisi nedir?
C: Denver, hükümeti ele veriyor. Dikkat edin. İyi bakın.
S: (L) Bize söyleyecek başka neyiniz var?
C: Montana Deneyi'nde insan üretimi. Oradaki tüm insanlar zararlı radon gazına maruz kalıyor.
S: (L) Bu nasıl oluyor?
C: Buna zorlanıyorlar. Güvenmeyin. İhmal etmeyin. ABD kötü bir komploya ortaklık ediyor.
S: (L) Komploda kim var?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Konsorsiyumun üyeleri kimler?
C: Hepsi.
S: (L) Hepsi kim?
C: Hükümet ve diğerleri.
S: (L) Diğeri kimler?
C: Bilinmiyor.
S: (L) Diğerinin kim olduğunu neden söylemiyorsunuz?
C: Kim olduğunu biliyorsunuz.
-------------------------------------------------------
S: (L) ABD hükümeti Waco'daki Branch Davidian'ları kasıtlı olarak öldürdü mü?
C: Yakın. Onları kendilerini yok etmeye yönlendirdi.
S: (L) Nasıl?
C: Psikolojik savaş taktikleri.
S: (L) ABD hükümeti onların binalarını ateşe verdi mi?
C: Hayır.
S: (L) Binaları kim ateşe verdi?
C: Branch Davidian'lar. Hükümet onları çıldırttı.
S: (L) ELF (çok düşük frekans) veya eşikaltları kullanıldı mı?
C: Evet. Ve diğer araçlar.
---------------------------------------------------------------
S: (L) Grilerin kullandığı, Kertişlere ait uzay aracı Roswell'e düştü mü?
C: Evet.
S: (L) Kazaya neden olan şey neydi?
45
C: İyonizasyon.
S: (L) Vücutlar ve araç ABD tarafından alındı mı?
C: Evet.
------------------------------------------------------------------
S: (L) ABD devleti uzaylılar hakkında tam olarak ne biliyor?
C: Var olduklarını.
S: (L) ABD devleti uzaylılarla herhangi bir anlaşma yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu anlaşma hala yürürlülükte mi?
C: Hiç bir zaman olmadı.
S: (L) Devlet onlarla bir anlaşma yapmaya mı çalıştı?
C: Evet.
S: (L) Uzaylılar bunu ret mi ettiler?
C: Hayır kandırdılar.
S: (L) ABD kandırıldığını ne zaman anladı?
C: 19 yıl sonra.
S: (L) Bu ne zaman oldu?
C: 1972.
S: (L) Devletin elinde herhangi bir dünyadışı teknoloji var mı?
C: Evet.
S: (L) O uzaylılar tarafından mı verildi?
c: Evet.
S: (L) Zihin kontrol teknolojisi mi?
c: Yakın.
S: (L) Devlet, örneğin uzaylılar gibi duvarlardan geçme türü teknolojilere sahip mi?
c: Bu konuda çok yetenekli değiller.
S: (L) Devlet telefonlarımızı dinliyor mu?
c: Dinleyebilir.
----------------------------------------------------------
S: (L) Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Griler tarafından kaçırılma olaylarının ABD'de neden daha fazla
meydana geliyor?
c: Devlet kanal açtı.
S: (L) ABD'de uzaylı üsleri var mı?
c: Evet. New Meksiko, Kolarado, Florida açıkları, Apalaşya, Kaliforniya.
S: (L) Bunlar yeraltı üsleri mi?
c: Evet. Ve ayrıca sualtı.
----------------------------------------------------------

S: (L) "Ağzı bir aslanınki gibiydi..." Ağız neyi simgeliyor ve neden aslınki gibi?
C: Gürültücü ve böbürlenici.
S: (L) Gürültücü ve böbürlenici olan kim ve bu nasıl gerçekleşecek?
C: Ekonomik güç yapısı. Aslan güçlüdür ve kükreyerek dikkatleri üzerinde toplar. Yeni dünya düzeni
hakkında yüksek sesle kim konuşuyor?
S: (L) ABD mi?
C: Yakın. ABD'nin unsurları.
S: (L) "Kafalarından biri ölümcül bir yara almış gibi göründü fakat bu ölümcül yara iyileşti ve tüm dünya
şaşkınlık ve hayranlık içinde canavarın peşinden gitti..." Başlardan birinin ölümcül bir yara alması ne
anlama geliyor?
C: Dünya-dışılar.
S: (L) Dünya-dışılar Canavar'da ölümcül bir yara açmış gibi mi görünecekler?
C: Başlangıçta.
S: (L) "...fakat bu ölümcül yara iyileşti ve tüm dünya şaşkınlık ve hayranlık içinde canavarın peşinden gitti..."
Bu ne anlama geliyor?
C: İlk korkunun yerini hayranlık ve tapınma alıyor.
S: (L) "Yere kapandılar ve ejderhaya hürmetlerini gösterdiler çünkü ejderha, tüm hakimiyet ve otoritesini
canavara bağışlamıştı..." Kim bu ejderha?
C: Dünya Siyasi İdaresi.
S: (L) Peki canavar kim?
C: Yeni Dünya Düzeni, yani Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları.
S: (L) "Canavara konuşma gücü verildi ve böbürlenici ve hakaretengiz şeyler söyledi ve otoritesini 42 ay boyunca uygulama özgürlüğü verildi..."
C: Zamanlama açık. Konuşma gücü, duysal ve görsel medya bakımından kendini açıklıyor.
S: (L) "Ve ağzını açıp Tanrı'ya hakaretler etti, adına ve makamına iftiralarda bulundu, cennette yaşayanlara hakaret etti..." Buna göre bu grup, bu canavar gelecekte...
C: İsa-düşmanlarına tapınmayı, sadakati ve itaati teşvik etmek üzere dezenformasyon yayacak.
S: (L) "Hatta Tanrı'nın kutsal insanlarına karşı savaş açma ve onlara üstün gelme izni aldı ve tüm kablileler,halklar ve her dil ve ırk üzerindeki otoritesini uzatmak için güç verildi..." Bu, itaat etmeye reddedenlerin karşılaşacakları sıkıntı ve belaları mı kastediyor?
C: Hayır. Önceki cevaba bak.
S: (L) "Dünyanın tüm insanları hayranlık içinde yere kapanacak... Dünya kurulduğundan beri kendini feda eden Kuzu'nun Hayat Kitabı'nda adları kaydedilmeyenler..." Hayat Kitabı'nda adları yazılanlar kimler?
Hayat Kitabı nedir?
C: Süper Bilgisayar.
S: (L) Kuzu'nun Hayat Kitabı... adları kaydedilmemiş olan herkes... Canavara tapınacak olanların, adları kaydedilmemiş olanlar olduğunu söylüyor. Canavara tapınmayanların adlarını kaydeden bir süper
bilgisayar mı var yani?
C: Evet.
S: (L) Peki bu süper bilgisayar kimin?
C: Canavar. Tüm isimler itaatkar olanlar ve olmayanlar olarak kaydedilecek.
S: (L) Bu "Kuzu" kim?
C: Canavar.
S: (L) "Duyabilen kim varsa dinlesin: esarete doğru gidenin kendisi esarete gidecek; kim kılıçla öldürürse,kılıçla öldürülecek... İşte bu, azizlerin (Tanrı'nın insanlarının) sabır ve sadakati için bir çağrıdır..." Tanrı'nın insanları kimler?
C: Herkes.
S: (L) "Esarete doğru giden esir olacak." Bunun anlamı nedir?
C: Lideri izlemek.
S: (L) Eğer lideri izlerlerse esir olacaklar ve eğer liderle savaşırlarsa öldürülecekler mi?
C: Evet.
S: (L) "Sonra topraktan çıkan başka bir Canavar gördüm; kuzu gibi iki boynuzu vardı ve bir ejderha gibi konuşuyordu..." Bu neyi simgeliyor?
C: Aynı varlığın diğer yüzleri.
S: (L) Kuzu gibi iki boynuzu vardı ne demek? Kuzunun boynuzu olmaz. Neden boynuz diyor?
C: Çelişki yoluyla zihin bulandırma.
S: (L) Peki kuzu neyi temsil ediyor?
C: Canavarın aynı yüzü.
S: (L) "...ejderha gibi konuşuyordu" ne anlama geliyor?
C: Aynı.
S: (L) "Tıpkı ilk canavar gibi tüm güç ve kontrolü uyguluyor ve dünyayı ve üzerinde yaşayanları, ölümcül yarası iyileşen ilk canavarı yüceltmeye ve tanrılaştırmaya, ona tapmaya yönlendiriyor." İlk canavardan farklı ikinci bir canavar var gibi anlatıyor ama siz bunun sadece canavarın diğer bir yüzü olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet. Şöyle bak; uzaylılar bir yüz; Tanrı diğer bir yüz; devlet diğer bir yüz vs.
S: (L) Tanrı'nın, canavarın yüzlerinden biri olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Din tarafından tanımlandığı şekliyle.
S: (L) "Büyük işaretler, korkutucu mucizeler gösteriyor, hatta insanların gözü önünde gökten dünyaya
ateşler düşürüyor." Bu ne anlama geliyor?
C: Dünya-dışılar "mucizeler" gösteriyor.
S: (L) Peki Canavar'ın "sureti" nedir?
C: Dünya-dışılar.
S: (L) Kılıçla yaralanıp gene de yaşamaya devam etmek ne demek oluyor?
C: Önce korkutucu olarak görülüyor sonra da Tanrı gibi algılanıyorlar.
S: (L) "Ve canavara hayatın nefesini Canavar'ın suretine aktarma izni verildi ki canavarın heykeli gerçekten
konuşabilsin ve canavarın suretine eğilip tapınmayanların hepsini öldürebilesin." Bu ne anlama geliyor?
C: Aldatma tamamlandıktan sonraki tam kontrol.
S: (L) "Küçük-büyük, zengin-fakir, özgür-köle herkesin sağ ellerine veya alınlarına bir yazıyla işaret
konulmasını sağladı." Bu yazı nedir?
C: VISA kimlik numarası.
S: (L) Bu gerçekten bedenlerimize fiziksel olarak uygulanacak mı?
C: Kodlanacak.
S: (L) Nasıl? Bu Dünya-dışılar'ın insanları kaçırdıklarında yaptıkları şey mi?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl yapılacak?
C: Basılacak.
S: (L) Hangi teknikle?
C: Elektronik kodlama. Bir dizi rakam.
S: (L) Bunları derilerimize, kafa veya el derimizin altına mı işleyecekler?
C: Evet.
S: (L) Herhangi bir para işlemi yapmak için elini elektronik bir tarayıcının üzerine koymak zorunda olacaksın gibi mi?
C: Aynen.
S: (L) Tamam, şöyle diyor: "İşte ayırt edilecek yer, işte yorum bilgisi için bir çağrı; yeterince aklı, zekası,
sezgisi olan Canavar'ın rakamını hesaplasın. Çünkü bu insanların kullandığı bir rakam, belirli bir adamın
rakamı, onun rakamı 666." Bu ne anlama geliyor?
C: Daha önce de açıkladığımız gibi Visa. Herkesin kendi numarassı olacak ve bu bir visa numarası olacak,
Canavar'ın numarası.
S: (L) "Sonra bir de baktım ki kuzu Zion Dağı'nda duruyordu ve yanında da onun ve babasının adını alınlarına yazdırmış olan 144.000 adam duruyordu..." Bu ne anlama geliyor?
C: Kimlik. Kuzu, dünya bankasının liderlik konseyi. Pek çok kişi Tanrı tarafından "işaretlendiklerini" sanırken aslında Canavar tarafından işaretlenecek.
S: (L) "Ve sonra cennetten büyük suların sesi gibi ve güçlü bir yıldırım sesi gibi bir ses duydum ve duyduğum ses harplerini çalan harpçilerin müziğine benziyordu.." Cennetten gelen ve büyük suların ve güçlü bir yıldırımın sesine benzeyen ses nedir?
C: İsa'nın dönüşü.
S: (L) "Ve yeni bir şarkı söylüyorlar... Dünyadan fidye olarak alınan 144.000 kişi dışında kimse o şarkıyı
söylemeyi öğrenemedi..." 144,000 kişinin dünya bankası liderleri odluğunu söylemiştiniz ve burada da
onların İsa'nın gelişi sırasında dünyadan fidye olarak alındıkları söyleniyor. Şöyle diyor: "O 144.000 kişi
kendilerini kadınlarla ilişkilerinde kendilerini kirletmediler çünkü onlar bakire kadar saftırlar. Onlar, Kuzu
nereye giderse onu takip edenlerdir... Fidye olarak alındılar..."
C: Sembolizm sonradan eklendi ve bu husus tam olarak doğru değil. Semboller karmaşık hale getirilmiş.
Seçkinciliği ve bölücülüğü teşvik etkisi yapıyor.
S: (L) 144.000 kişi, bizim deyişimizle iyi adamlar mı, yoksa kötü adamlar mı?
C: Her ikisi. Üst seviye bilgisi olanlar.
S: (L) Bunlar insan mı?
C: Evet.
S: (L) Yani dünya üzerinde üst seviye bilgisi olan 144.000 kişi olacak, öyle mi?
C: Yaklaşık olarak.
S: (L) Peki bu 144,000 kişi arasında biz de var mıyız? Sadece merak ettim.
C: Belki.
S: (L) "Onların dudaklarında hiçbir yalan bulunamaz çünkü onlar masum, lekesiz, kusursuzdurlar. Ve sonra
gökyüzünde ebedi kutsal kitapla uçan başka bir melek gördüm. Dünya'daki insanlara, her ırka, her
kabileye ve halka güçlü bir sesle şunu söylüyordu: Tanrı'ya saygı gösterin, onu onurlandırın çünkü yargı
saati geldi, onun önünde yere kapanın, hürmet gösterin. Dünyayı, cenneti, denizi ve su kaynaklarını
yaratan Tanrı'ya tapının." Buradan ne anlamamız gerekiyor?
C: Sorgulanabilir bir kaynak tarafından sonradan eklendi.
S: (L) "Sonra ikinci bir melek geldi ve dedi ki: Düştü, Büyük Babil düştü. Tutkulu iffetsizliğinin şarabıyla bütün
milletleri sarhoş etmişti..." Babil kim ve düşmesinden kastedilen şey nedir?
C: Önceki cevapla aynı.
65
S: (L) "Üçüncü bir melek çıkarak güçlü bir sesle, her kim canavara hürmet gösterir ve onun damgasının
alnına veya eline basılmasına izin verirse, o da Tanrı'nın kızgınlık ve gazap şarabından içmek zorunda
kalacak ve kutsal meleklerin ve kuzunun huzurunda ateş ve kükürtle işkence görecek..."
C: Dezenformasyon. Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle
beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor.
S: (L) "Tekrar baktım ve beyaz bir bulut gördüm ve bulutun üzerinde de altın bir taç giymiş bir insana
benzeyen birinin oturduğunu gördüm ve elinde de keskin bir tırpan vardı.." Bu da bir eklenti mi?
C: Evet.
S: (L) "Tapınaktan başka bir melek daha çıktı ve bulutun üzerinde oturana güçlü bir sesle dedi ki: Tırpanını alve biçmeye başla çünkü dünyanın tarlası hasat için uygun hale geldi.."
C: Yine korku temelli dezenformasyon.
-----------------------------------------------------------------------
S: (L) Kaliforniya kıyısı açıklarında duyulduğu söylenen gümleme sesleri hakkındaki yorumlarınızı almak
istiyoruz.
C: Bir üssün genişletilmesi.
S: (L) Ne tür bir üs?
C: Griler olarak bilinen varlıklara yönelik bir transfer merkezi.
S: (L) Peki gümleme sesleri neydi?
C: Üssü genişletiyorlar.
S: (L) İnşa çalışması mı?
C: Evet. okyanus altı kabuğundaki kayaları parçalamak için ses dalgalarını kullanıyorlar. Bu yöntem,
parçacıkların atomik yapısının tamamen ortadan kalkacak şekilde parçalanmasını sağlıyor ve duyulan
seslerin özelliği de bununla ilgili.
S: (L) Başka bir yorum?
C: ABD hükümeti orada olan bitenlerle ilgili belirli bir düzeyde farkındalığa sahip. Şüpheliler.
------------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Güney Kaliforniya'daki o iki çocuğun anneleri tarafından öldürülmesinin karmik neticesinin ne
olacağını öğrenmek istiyorum. Belki Katmandu'dakiler değil ama, ABD'deki herkes bununla ilgilenecektir.
C: Acı öğretir.
S: (L) Bu olayda anne mi acı çekiyor?
C: Ve tüm ülkedeki ilgili herkes. Herşey derslerden ibaret.
S: (L) Bu iki çocuk bu amaçla buraya gelmiş gönüllüler miydi?
C: Evet. Görevle gelmiş daha üst yoğunluklardan varlıklardı.
------------------------------------------------------------------------------------------
S:(L) Tamam, tüm bilmek istediğim buydu. 1970'lerde Orta ABD'de çok sayıda hayvan mutilasyonu olayları
meydana geldi. (ç.n.: çoğunlukla anlaşılamayan kişi veya sebeplerce hayvanların öldürülmesi, belirli
organlarının kesilip çıkarılması vs) Bir aşamada bu oldukça ses getirdi ama sonra giderek azaldı ve örtbas
edildi ve bu olaylarla ilgili pek çok fikir ve teori ileri sürüldü. Benim bilmek istedim şey, hayvan
mutilasyonlarını kimin yaptığı?
C: Pek çok.
S:(L) Peki en çoğunu kim yapıyor?
C: Uygulanabilir değil.
S:(L) Pekala, bunlardan bazıları ABD devleti veya devlet içinden birileri tarafından mı yapılmıştı?
C: Sadece "mıştı" mı?
S:(L) Yani bu hala devam ediyor. Demek bunu yapmaya devam ediyorlar. Bu olaylardan bazıları dünyadışı
varlıklar tarafından mı yapıldı veya yapılmaya devam ediyor?
C: Evet.
S:(T) Amaçları aynı mıydı?
C: Hayır.
S:(L) Devlet neden hayvan mutilasyonu yaptı?
C: Araştırmaları saptırmak için taklit.
S:(L) Yani araştırmacıların dikkatini dağıtmak için bu asıl olayların benzerlerini yaptılar. Bunu o dünyadışıları
korumak için mi yaptılar?
C: Hayır.
S:(L) Bunu, o dünyadışılarla ilişki içinde olduklarını halkın öğrenmemesi için, yani kendilerini korumak için mi
yaptılar?
C: Keşfedilirse toplumu patlatacak olan gerçeği halktan gizlemek için yaptılar.
S:(L) Keşfedilirse bir patlamaya neden olacak olan bu gerçek nedir?
C: İnsanlar sığırları yiyor, dünyadışılar da sizi.
S:(T) Bunu daha önce de söylemişlerdi. (L) Evet biz ikinci seviyeyi yiyoruz ve onlar da üçüncü seviyeyi. Sığır
mutilasyonlarından bazılarını dünyadışılar mı yaptı?
C: Evet.
S:(L) Dünyadışılar sığırlara ne yapıyor?
C: Kan.
S:(L) Kanlarını mı alıyorlar?
C: Evet.
S:(J) İçiyorlar mı? Bu kanı ne için kullanıyorlar?
C: Beslenme.
S:(L) Ama az önce dünyadışıların insanları ve insanların da sığırları yediğini söylediniz. Eğer normal besinleri
bu değilse dünyadışılar neden sığırlarla beslendiler? (J) Lezzet. (T) İneğin kanı insan kanına çok benziyor.
C: Siz de bazen yiyeceklerinizin kopyalarını tüketmiyor musunuz?
S:(T) "Hamburger Helper" ve "Shake N Bake" gibi mi? (J) Ben de yardım ettim! [Gülüşme] Pardon!
C: Kopya türevler daha az tartışma yaratıyor.
S:(L) Yani çok fazla insan yemek zorunda kalmamak için sığır yiyorlar ve böylece insanların tepkilerini
azaltmış oluyorlar, öyle mi? Aman tanrım.
C: Evet.
316
S:(T) Peki insan yerine sığırları yemeleri, artık insanları yemeyecekleri anlamına mı geliyor? (L) Hayır TR, çok
iyi biliyorsun! (TR) İkinci olarak akla ilk gelen şey bu.
C: İnsanlardan sağladıkları "besinin" bir kısmı sadece duygular. Eti "fileminyon"a eşit olarak düşünebilirsiniz.
S:(T) Yani besinlerin bir kısmı sadece duygular. Tamam, bu dünyadışılardan bahsederken Grilerden mi
bahsediyoruz?
C: Hayır.
S:(T) Kertenkelelerden bahsediyoruz.
C: Evet.
S:(T) Peki Griler neyle besleniyor?
C: Plazma.
S:(T) Tamam, Griler plazmayla besleniyor. Yani bir tür kan plazması, öyle mi?
C: Evet.
S:(T) Yani kan istemelerinin nedeni bu; peki Griler duygularla besleniyor mu?
C: Hayır.
S:(T) Hmm.
C: Onları Kertenkelelere gönderiyorlar.
S:(T) Griler duyguları Kertenkelelere mi gönderiyorlar? Aktarıcı görevi mi görüyorlar?
C: Teknoloji yoluyla enerji transferi.
S:(L) Şunu sorayım... (T) Sığırlar da Grilerin Kertenkelelere gönderebilecekleri kadar duygu üretiyorlar mı?
C: Hayır. Sığırlar sadece fiziksel besin sağlıyor. Kertenkeleler ve Griler fiziksel besine yalnızca 3'üncü seviyeyi
ziyaret ederken ihtiyaç duyuyorlar; kendi doğal ortamları olan 4'üncü yoğunlukta ise sadece duygularla
besleniyorlar.
S:(T) Yani Griler tamamen üçüncü yoğunluk değil? Çünkü Kertişler tarafından yaratılıyorlar, öyle mi?
C: Evet. Doğru, onlar da 4'üncü yoğunluk.
S:(L) Hazır bu konudayken hızlı bir şekilde bazı soruları sormak istiyorum. Aslında pek de anlamı kalmıyor,
çünkü onların teknolojik yeteneklerini biliyoruz. Bir sığırın vücudunun belirli bölgelerini cerrahi olarak
kesmek için hangi teknolojiyi kullanıyorlar, lazerle mi?
C: Lazere benzer.
S:(L) Çoğu durumda sığır mutilasyonlarında göz küresi, jenital organlar gibi çok spesifik beden parçalarını
alıyorlar; anal sfinkteri kolona kadar kesip çıkarıyorlar. Bu belirli beden parçalarının ne gibi bir amacı
olabilir? Rektumu kesip çıkarıyorlar ve sonrada ona bir pompa takıp kanı mı çıkarıyorlar? (T) Kuyruk bu işe
yarıyor işte! Pompa! (L) Neden? Bunu neden yapıyorlar?
C: Yakın.
S:(L) Yakın mı? Benim söylediğim mi yakın?
C: Evet. Kuyrukla ilgili kısım değil, ha ha!
S:(L) Tamam, aslında bu sorunun yanıtını bir şekilde biliyoruz ama... sığır mutilasyonu olaylarının çoğunda
işaretsiz, yazısız siyah helikopterler de görülüyor, bu helikopterler kim veya ne?
C: Değişken.
S:(L) Bu helikopterlerden bazıları şekil değiştirmiş bir dünyadışı aracı mı? Bu helikopterlerden bazıları ABD
devletinin malı mı?
C: Her ikisine de evet.
S:(T) Bu helikopterlerden bazıları özel mülkiyet mi?
C: Evet.
S:(L) Aman tanrım, TR, bunu yapmak zorunda mıydın! Yeni bir kutu dolusu kurtçuk!
C: Hepsi ilişkili.
S:(L) Pekala, şunu sormak istiyorum, çünkü son zamanlarda bu konuya hiç girmedik. Wendelle Steven ve
ayrıca Genesis 2 veya 3'e dayalı olarak Billy Meier'in kitabıyla, kaydettiği görüntülerle ilgili eleştiriler var...
C: Bazıları projeksiyon. Bu fenomen çok yönlü.
S:(L) Bu da siyah helikopterler gibi yani. Wendelle Stevens hakkında birşeyler öğrenmek istiyorum...
C: Neden? Bu bir enerji israfı.
S:(L) Ne kadar güvenilebilir olduğunu bilmek istiyorum yalnızca. Kısacası, bu kişi doğru bilgi anlamında
güvenilebilecek biri mi? Evet mi, hayır mı?
C: Hayır.
S:(L) Tamam, bu yeterli. Tüm ülkede görülen helikopterleri ve beyaz karavanları kullanan ve doğulu gibi
görünen kişiler kim?
C: Siyahlı Adamlar.
S:(T) Şimdi bir kutu dolusu kurtçuktan bahset bakalım! (L) Bu konuyu hiç açmayacağım!
C: Ve devletin taklitleri.
S:(L) Pekala, şimdi, elimde bir isim listesi var ve bu bireylerin her biri için bir evet veya hayır yanıtı istiyorum
çünkü sanırım bu kişilerin çoğu öldü. Bu kişilerin ABD'deki ufo faaliyetlerinin örtbas edilmesinde rol
oynayıp oynamadıklarına dair bir doğrulama istiyorum: Roscoe Hillencoter (Evet), Dr. Vannebar Bush
(Evet), Sekreter James Forrestal (Evet), General Nathan Twining (Evet), General Hoyt F. Vandenberg
(Evet), Dr. Detlev Rock (?) (Evet) Jerome Hudson (Evet), Sydney Sauers (Evet), Donald Menzel (Evet),
Robert Montague (Evet), Dr. Lloyd B. Berger (Evet).
S:(L) Şu anda MJ12'de kimler var?
C: Bunu söylemeyeceğiz çünkü bu bilgi yayılırsa yok edilirsiniz, o yüzden bunu hemen unutun!
S:(L) MJ12 hala var mı?
C: Farklı bir biçimde.
S:(L) MJ 12 belgelerini Jamie Shandera'ya kimin gönderdiğini öğrenmek istiyorum. Bu dosyaları ona kim
gönderdi?
C: Bill Cooper.
S:(T) Bunları Cooper'a kim gönderdi?
C: Kayıtları incelerken keşfetti.
S:(L) MJ 12 dosyalarını o mu keşfetti? Bunları gönderenin kendisi olduğunu iddia etti mi hiç? (T) Evet. (L)
Bunu ben neden bilmiyorum? (T) Cooper'in bir kitabında okumuştum. Yazdığı ilk yazılardan birinde.
C: Cooper istenmeden bir güvenlik sızıntısı meydana gelmesine neden oldu ve sonra da "taraf değiştirdi".
S:(T) Yani bu belgeleri devlet için çalışırken buldu, değil mi?
C: Evet.
S:(T) Ve dosyaları kayıtlardan bu şekilde alabildi?
C: Evet.
318
S:(T) Peki hazır bu konu üzerindeyken... MJ12'dekilerin ismini istemiyorum ama eğer bu isimleri bize
söyleyecek olsaydınız kaçını tanırdık? Kaçının adı duyduğumuz isimlerden biri olurdu?
C: Belki bir veya iki.
S:(T) Ben de öyle tahmin etmiştim. 40'larda da kimse o insanların kim olduğunu bilmiyordu. Hillencotter ve
Forrestal belki, çünkü 2. Dünya Savaşı insanlarından biriydiler ve gazetelerde adlarına rastlanabiliyordu.
Bilimin içlerine girmedikçe bu kişilerin kim olduğunu bilemezdin. (L) Devletin veya bu konsorsiyumun
elinde kaç tane dünyadışı araç var?
C: 36.
S:(L) Bunlar ele geçirilen araçlar mı? Yoksa hediye mi edildi?
C: Ve düşen araçlar.
S:(T) Yani her üçü. Satın alınan var mı?
C: Doğru kavram değil, Griler finansal değildir.
--------------------

Tgur

#723
Bozadinin ikazı ile alıntıları birkaç bölüme ayırdım (başlangıç bir evvelki sayfada)
ABD alıntılarına devam,

S:(L) O. H. Krill kim?
C: Kimse.
S:(L) O. H. Krill bir grup mu?
C: Sembolizma.
S:(L) Neyin sembolizması? O. H. Krill'in karşılığı nedir?
C: Sadece belgelemelerde kullanılıyor. Devletiniz kod adlarını seviyor.
S:(L) Bu belgenin bu konu hakkında bilgi yaymak amacıyla devlet tarafından verildiğini mi söylüyorsunuz?Dezenformasyon mu?
C: Karmaşık.
S:(L) Bize bu belgedeki doğru bilgilerin bir yüzdesini verin.
C: %43.
S:(L) Yani %43'ü doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S:(L) Yani bu belge devlet tarafından oluşturuldu. Bazı gerçek bilgileri verme amacıyla mı oluşturuldu?
C: Hayır.
S:(L) Devlet tarafından mı oluşturuldu? (T) Kasıtlı olarak mı sızdırıldı?
C: Devletiniz çok çeşitli amaçlara yönelik faaliyet gösteriyor, çok karmaşık!
S:(T) İş devlete geldiğinde en basit şey bile çok karmaşık. Peki sorum şu: ABD devleti...
C: Kasıtlı olarak!
S:(T) Çok doğru. Soru: Devlet veya devletimiz, ABD devletinin elinde o veya bu türde, o veya bu şekilde elde edilmiş olan 36 tane dünyadışı araç var. Başka kaç tane devletin elinde bu araçlardan var?
C: Tüm devletler tek bir devlet.
S:(L) Tek bir dünya devleti var diyorlar. (T) Sadece bunu resmi olarak duyurmayı bekliyorlar. (L) Şunu sormak istiyorum. Ne...
C: Sizin zaman ölçümünüzle çok uzun bir zamandan beri.
S:(L) Bant bitmeden bunu sormak istiyorum ve sonra bir ara vereceğiz. Konsorsiyum tarafından gizlenen "en büyük sır" nedir?
C: Kontrolünüz sizin elinizde değil, bir deneysiniz. [ARA]
S:(L) Bu konuda söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Size bağlı.
S:(T) Bunun, devletin bizden gizlediği en büyük sır olduğunu söylerken, bunu sadece bu ülkedeki insanların en büyük gerçeği olarak mı söylüyorsunuz?
C: Temel olarak.
S:(T) İnsan ırkının en büyük sırrı, bizim, bir grup insanın hepimiz üzerinde uyguladığı bir deney olduğumuz mu?
C: Kısmen.
S:(T) Diğer kısmı da Kertenkelelerle mi ilgili?
C: Evet.
S:(L) Peki başka dünyadışılar?
C: Evet.
S:(T) Bu deneyi yapan insanlar, kendilerinin de bu deneyin bir parçası olduklarını biliyorlar mı?
C: Evet.
S:(T) Bunu kendi istekleriyle mi yapıyorlar?
C: Seçenekleri yok.
---------------------------------------------------------------------S: (L) Pekala, bu akşam bir ziyaretçimiz var, erkek kardeşim, ve o bu konuda çok fazla bilgi sahibi sayılmaz...
C: TK.
S: (L) Sormak istediği birkaç soru var ve bunlardan biri: bu hayatında dünyadışı varlıklar tarafından hiç kaçırıldı mı?
C: Karmaşık.
S: (L) Karmaşık mı? Pekala, bu evet mi, yoksa hayır mı demek oluyor? Karmaşık olduğunu biliyorum ama...
C: Gemiler ELF ve "Sıfır zaman transferine" karşı çok açıktır.
S: (L) Yani gemideyken kaçırılmış olabileceğini mi söylüyorsunuz?
C: Belki.
S: (T) Donanmada mıydın? (L) Emekli. (T) Ne kadar zamandır? (TK) 20 yıl. (T) Bu çok uzun bir süre! Hangi hizmet birimindeydin, ne tür gemiler? (TK) AEGIS Kruvazörü, tek bir gemide bulundum, yaklaşık son beş yıl falan... (L) Neredeyse tüm Donanma kariyerini karada geçirdi; büyük bir başarı. (T) Evet bu çok iyi!Kaçırılmaları... Gemideyken mi oldu, yani kruvazördeyken mi? Ne söylediğinizi biliyorum, sadece
netleştirmeye çalışıyorum...
C: "Bahreyn"i görüyoruz.
S: (L) Bahreyn'de bulundun mu? (T) Körfez'de bir yer miydi? (TK) Bahreyn'de sadece bir gece kaldık. (T)
Gayet yeterli! (L) Bilirsin, hamile kalmak gibi! Çok kısa bir süre yeterli oluyor! (TK) O sülükler bana ne yaptı? (L) Ne yaptıklarını bilmek istiyor!
C: İncele. Hatırlıyor olmalısın, askeri servislerinizin farklı dallarında, "gizli" görev tanım statüleriyle ilgili bazı kod mekanizmaları vardır. Bunların hepsi çok karmaşık şeylerdir. "ABD Donanması 2. statüdedir." Bunun temel anlamı, 2. sınıf Kooperasyon Kurumuyla, yani O.N.I. (ç.n.: abd donanma istihbaratı kurumu) ile
işbirliği yapılmasıdır. Hizmetleri sırasında her bir teknik personel ile doğrudan görüşülür ve gizli devlet için bazı görevler yapması istenir. Eğer kabul ederse "sınıflandırılmış yönetim altına" alınırlar.
S: (T) Vau! (L) 2. Sınıf terimi neydi? 2. Sınıf bir kurum mu? (J) ABD Donanması 2. statüymüş.
C: Hayır. Sınıflandırılmış yönetim. O.N.I.
S: (L) Yanıtınıza devam edin. Dahası olduğundan eminim.
C: ???
S: (L) Aa, soru sormamızı istiyorsunuz. Neden kaçırıldığı sorusunun yanıtına ulaşmaya çalışalım. (J) Peki kaçırıldı mı?
C: Gemideki diğer herkes gibi incelendi.
S: (L) Yani bu sadece bir... (T) Standart kaçırma ve inceleme... Peki bunun O.N.I.'yle ve Donanma istihbaratıyla, sınıflandırmalar ve personelle görüşülmesiyle bağlantısı nedir... tüm bunların kaçırılma ile ilgisi nedir?
C: Hiç.
S: (L) Sadece bize bilgi veriyorlardı. (T) Donanma olan şeyin farkında mıydı?
C: Parçalı.
S: (T) Bazı şeyleri biliyorlardı ama hepsini değil. (TK) Bazıları biliyor ama bazıları bilmiyor.
C: Evet.
S: (T) Evet ben de onu kastetmiştim. Donanma Tom'un kaçırıldığını biliyor muydu? Yani o gemidekiler biliyor muydu?
C: Donanmadaki bazıları aşçıdır.
S: (SV) Aşçıların bu şeyler hakkında fazla bilgisi olmaz... (T) Steven Seagal de "Kuşatma Altında" filminde öyle diyordu; "Ben sadece bir aşçıyım!" Ama aslında aşçı değildi. (L) Belki de o filme atıfta bulundular. (T)Filmdeki gibi aşçılardan bahsediyor olabilirler. (L) O filme atıfta mı bulundunuz?
C: Hayır, ama güzeldi!
S: (TK) Filmi beğenmişler ha? (J) Referansı beğendiler! ... (TK) Başlangıçta Donanmada gerçekten de bir aşçıydım... (L) Evet, aşçı kelimesini kullanmaları ilginç. (J) Eğlenceliydi. (L) Küçük bir çocukken bu deneyimi yaşadığımda, dünyadışı bir varlıkla bir etkileşim olduğunun farkına vardığımda, ki bunu bilinçaltımda çok
net olarak hatırlıyorum, kardeşim de odadaydı. O sırada o da kaçırıldı mı?
C: Hayır, ama neden konudan bu kadar hızlı ayrıldın?
S: (L) Pekala görünüşe göre Donanmadan bahsetmek istiyorlar. Tamam, Donanmadan bahsedebiliriz. (TK) F.Richard Whelan hakkında ne söyleyebilirsiniz? (L) O kimdi? (TK) Kaptanlarımdan biriydi.
C: Ne gibi?
S: (L) Spesifik sorular sorman gerekiyor, çünkü bu bir bilgisayar sistemi gibi. Doğru soruları girdiğinde yanıt veriyor. Spesifik bir soru sor. (TK) Neden Donanma konusunda kalmak istiyorlar? (T) Tamam Donanmanın Donanma istihbaratıyla bağlantılı olduğu ile ilgili bilgi verdiniz... (J) Bir saniye, Whelan'ı sormuştu, onun hakkında sorsun. (T) ...Yeni verdiğiniz bilgilerin devamı hakkında mı soralım? Whelan'a hemen döneriz.
Daha ziyade yeni verdiğiniz bilgiler hakkında mı sormamızı istiyorsunuz? Yani Donanma ve Donanma İstihbaratı...
C: Dilediğinizi sorun.
S: (T) Tamam, Donanmanın Donanma istihbaratıyla ilişkisinden bahsettiler... (L) Tüm askeri personel dünyadışı varlıklar tarafından rutin bir şekilde kaçırılıp inceleniyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Tüm askeri personel askeriyenin kendisi tarafından rutin bir şekilde kaçırılıp inceleniyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Bir personelin askeriye tarafından kaçırılıp incelenmesine yönelik olarak yapılması gereken sınıflandırma nedir?
C: "Sınıflandırmaların" kaçırılmalarla doğrudan ilişkili olduğunu düşündüren şey nedir?
S: (TK) Önemli olan Donanmadaki sınıflandırma değil... (L) Peki nedir? (TK) Kişinin türüyle ilgili olmalı... (J)Kolaylık derecesiyle...
C: Evet.
S: (TK) Etkide bulunmanın kolaylığına göre...
C: Elbette.
S: (TK) Etkide bulunma kolaylığına göre de mi? (J) Her bir kişinin durumu farklı olabilir.
C: Ve pek çok başka faktör.
S: (TK) Kişilerin kaçıranlar için ne yapabilecekleriyle bir ilgisi olsa gerek. Yani onlara faydaları olacak bir konumda olmaları gerekir... (T) Ben de tam bununla ilgili bir soru sormaya çalışıyordum. (L) Bu fikir doğru mu?
C: Evet. KH.
S: (T) KH; Kendine Hizmet.
C: Titreşim frekansı.
S: (L) Yani kişinin titreşim frekansı KH ise bu onu kaçırılmaya uygun kılıyor. Doğru mu?
C: Bazıları.
S: (T) Faktörlerden biri bu. Kaçırılmalarda birden fazla gündem var. Kaçırılan askeri personelin türüne göre izlenen belirli bir kriter var mı?
C: Askeri rütbeler gibi yapay sınıflandırmalar yalnızca insan grupları için önemli.
S: (L) Yani diğer bir deyişle... (J) Bir sorum var. Askeriyenin bir parçası olmak için eğitim kampına girmen,emirleri sorgulamadan yerine getirme noktasında doktrinasyona maruz kalman gerekmiyor mu? Sanırım
bu zihin yapısı da... (TK) Deniz kuvvetleri, insanları sorgulamadan emirlere uymaya zorlamadıkları hemen hemen tek yer. Donanma bundan neredeyse tamamen vazgeçti. (J) İlginç. Bunu bilmiyordum. Tüm
askeriye sanıyordum. (TK) Savaş zamanı olmadığı için şu anda gerekli değil.
C: Evet. Bazıları her zaman sadakat rolü oynamıştır.
S: (J) Ou, ilginç cümle. (TK) Temelde rol yaptım... (J) Akışa uymak gibi ha?
C: Yalnız değildin.
S: (TK) Doğru! Birkaç kişiydik. ... Eğer o asalaklar beni yakalarsa onlara bildiğim herşeyi anlatacağım. Bana çok işkence yapmaları gerekmeyecek... (T) Ayrıca işkence yaptıklarında çok çığlık attığını ve o zaman fazla birşey söyleyemeyeceğini, o yüzden işkence kısmını geçmelerini söylersin. (TK) ESWIS'e katılmayı reddettiğimde adeta aforoz edilmiştim, artık kulüpte değildim... (L) Ne oldu? (J) Sana sorduklarında hayır mı dedin? (L) O görev neydi? ... (TK) Kayıtlı Yüzey Savaşı Uzmanı. (T) Demek o zaman sormuşlar! (J) Ve sen
de hayır dedin. (TK) Donanmadaki herkesin katılabileceği birşey, ama... Bilmiyorum. Eğer ayrılmayı düşünmüyor olsaydım belki de katılırdım. O kaptan... (J) Demek ayrımın yapıldığı nokta oymuş... (TK)Kaptan "Eğer ESWS üzerinde çalışıp başarılı olursan terfi etmeni sağlarım..." dedi. Yani eğer bunu yapmazsan terfi edemezsin dedi. Ben de "üzgünüm" dedim! (L) Bu ailede insanların gözünü korkutamazsın! (TK) Bunu yapamayacağımı, bu tür şeylere ilgi duymadığımı söyledim. (L) Bu genetik olmalı Frank, ne dersin? (F) Kendini diğerlerinden birkaç yıl geriye düşürmüş olursun. (TK) Bir bakıma kulüpten aforoz edilmiş oldum. (T) Tom'u bu olayda mı aforoz ettiler?
C: Doğru kavram değil. Aforoz değil, sadece GD çalışmaları için dikkate alınmadı.
S: (L) GD nedir?
C: Gizli Devlet.
S: (TK) Vay be! (J) Fırsatı kaçırmışsın Tom! (T) Sana sormuşlar. (TK) Ah Richard, üzgünüm! (J) Tabii ki değilsin.
(TK) F. Richard'dan hiçbir zaman hoşlanmadım. (J) Evet F. Richard'a dönelim. (L) F. Richard... (TK) F.Richard onlardan biri miydi? Gizli devlet ajanlarından biri miydi?
C: Hayır.
S: (L) Oraya ulaşmak için dalkavukluk mu yapıyordu?
C: Bir "kanal"dı.
S: (L) Yani derin devlete bir geçiş kanalıydı. (TK) F. Richard birlikte savaşa gitmek istemeyeceğim insanlardan biriydi...
C: İzlenmesi gereken çeşitli adımlar var.
S: (L) Ne için izlenmesi gereken adımlar? (T) Gizli devletin bir parçası olmak için mi?
C: Evet.
S: (J) Özel el sıkışmalarını bilmen gerekir... (T) Ayağımı kulağıma değdiremiyorum, üzgünüm! [Gülüşme]
C: Vietnam MK'leri şu anda nerede sizce? (ç.n.: MK - Muharebede Kaybolmuş, MÖ - Muharebede Ölmüş)
S: (L) Bize söyleyeceğinizi umuyorum! (T) Bazıları... (TK) Kaçırıldılar mı? (T) Bazıları öyle kötü bir şekilde havaya uçtu ki bulunamadılar ve MK olarak kaydedildiler, çünkü bulamadıkları için onları MÖ olarak kaydedemezlerdi. Bazıları çeşitli şekillerde kaçtı... Bazıları uyuşturucu ticaretine girdi. (TK) Bazıları ortamı
sevip orada kalmıştır. (T) Evet o da var, tahmin ediyorum bazıları ya kaçırıldı veya değiştirildi, gizli devlete girdi... (L) Bunların hepsi doğru mu?
C: Evet.
S: (T) O yüzden insanlara onların nerede olduklarını söyleyemiyorlar... (TK) Askeriye konusunda kalmamızı
mı istiyorsunuz? (J) Kim bilir?
C: MÖ'ler apayrı bir konu!! MÖ'lerin sayısı kaçtı?
S: (T) 60.000 kişinin gerçekte kaçı öldürüldü? Kaç tanesi aslında ölmediği halde ölü olarak kaydedildi? ... (TK)Gizli devlet görevlerine alınmış olabilirler... Oraya giden o kadar çok çeşit insan vardı ki, bazılarını derin devlet görevlerine almış olabilirler... (J) Evet doğru. (L) Pekala, onların şu anda nerede oldukları ve ne yapmakta oldukları konusuna bir ipucu verecek misiniz? Bazıları o yeraltı mekanlarında mı çalışıyor?
C: Evet... Evet... Evet.
S: (L) Demek o personel oradan geliyor... Başka bir hayata geçtiler.
C: Pek çok başka yer, zaman vs.
S: (TK) Tüm çağlarda savaşlar vardı. Kaç kişiden bahsediyoruz? (L) Burada ne tür bir rakamdan bahsediyoruz?
C: Hayalgücü merkeziniz bu gece düşük frekanslarda olduğu için, sanırız bunu bizim söylememiz gerekiyor,fakat etkiyi izlemek keyifli olur; başınıza bir ton tuğla düşmüş gibi.1
S: (L) Evet söyleyin. Burada kaç kişiden bahsediyoruz?
C: 2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?
S: (L) Bu doğru rakam mı? (T) Durun bir dakika...
C: Evet.
S: (T) Bu, gizli devletin kaptığı insanların sayısı mı? (J) 2. Dünya savaşından. (SV) Kore'yi katmıyorlar... (TK) 40 milyon kişiden... (L) Frank, kaç kişiydi? (F) 2. Dünya Savaşı'nda toplam 70-80 milyon kişi vardı... (TK) Askeri zayiat... Sadece ABD ordusundan da bahsetmiyorz, savaşta öldürülmüş tüm insanlar... (T) 2. Dünya Savaşı'nda öldürülenlerden mi bahsediyorsunuz? (L) Hayır, okusana... (J) "2. Dünya Savaşı'ndan 72.355 kişi hala yaşıyor... Nerede?" (L) Hala yaşıyorlar! (T) Muharebede Öldürüldükleri varsayılıyor...
C: Evet.
S: (T) Ordunun tüm bölümlerinden.
C: Evet.
S: (TK) Bu insanlar yaşlanmıyor; hala ayaktalar ve eyleme hazırlar...
C: Aynen öyle dostlarım!!!
S: (J) Pekala bu sadece 2. Dünya Savaşı. (TK) Peki ya Kore, Vietnam vb... (L) Pekala, Kore'deki rakam nedir?
(TK) Ne fark eder ki? (L) O da doğru! (SV) Bilmek istiyoruz.
C: 6734.
S: (TK) Evet, orada o kadar çok asker kaybetmedik... (T) Kore'de çok fazla kayıp olmadı. (TK) Peki ya Körfez Savaşı?
C: Evet. 55.
S: (T) Kore'de dört yılda 55 bin zayiat vardı. Daha doğrusu 3 buçuk yıl. Yani bunların %10'undan biraz daha fazlası aslında ölmedi.
C: 23.469.
S: (l) Bu neydi? (J) Vietnam, bu Vietnam'dı.... (T) 66.000 kişiden 23.000'i...
C: Evet.
S: (T) ...hayatta mı?
C: Evet.
S: (T) O savaştan 23.000...
C: Bazıları beden klonlama ile ruh haznesi değişimi. [Kayıt kasedi diğer tarafına çevrildi; ilk birkaç cümle kaydedilemedi.]
S: (T) Gerçekten hızlı hareket ediyorlarmış. (J) Bu üç rakamda toplam 100.000 kişi oluyor. (T) Sadece üç savaş. Bunu sormadık. (TK) Sadece üç savaşın rakamı... (J) Ya 1. Dünya Savaşı, Körfez Savaşı... (TK) Körfez savaşında pek zayiat yoktu... (T) Yaklaşık bir düzine. (TK) Ama öbür tarafın vardı... (T) Evet biz yalnızca ABD'ninkini düşünüyoruz. Ya diğerleri? ... (J) Hiç tam rakamları açıkladılar mı? Bilmiyoruz. (TK) Şu anda gizli bir orduları var ve bu sadece basit bir ordu değil, elit bir ordu. Özel olarak göreve alındılar. (J) Bunu
sormuştuk ve evet dediler! (T) Evet bu sadece bilinçsiz bir şekilde siperde silahıyla bekleyen bir ordu değil. Uzmanlar. (TK) CIA Vietnam'da sağdan ve soldan insanları kendi yanına çekiyordu. (J) Eminim öyledir. (T) Evet ve etrafta koşuşan bu ekiplerin pek çoğu resmiyette mevcut değil... (TK) Gizli operasyonlar gibi ya da her ne diyorlarsa. ... Bu Yeni Dünya Düzeni gelmek üzere. Bunu durdurmanın bir yolu yok galiba. (T) Hayır, durduramayız. (TK) Karşı saldırıya geçebilir ve kendi başına hayatta kalmaya çalışabilirsin ama Yeni Dünya Düzenini durdurmanın bir yolu yok. (T) Buna direnebilmenin tek yolu,"Hayatta kalan buğday sapı, rüzgarla birlikte eğilebilendir." diyen Lao Tsu veya her neyse, o Çinli savaş filozofunun söylediği. (TK) "Evet, ne dersen yapacağım!" (T) Bunu durdurmanın yolu yok. Çıkıp savaşmaktan bahseden insanlar savaşmayacak. Kazanamazlar. (F) Şu anda bile zaten saptırılıyorlar
-----------------------------------------

Tgur

#724
ABD alıntı devamı

S: (L) ABD'nin batı bölümündeki KH dünyadışı üsleri başka bir yere mi taşınıyor?
C: Daha şimdi söyledik!!!
S: (L) Yani hayır mı dediniz?
C: ! Hayır. Hayır.
S: (L) ... 'Daha şimdi söyledik'...
C: Tüm yönlerinin yanlış olduğunu!!
S: (L) Tüm yönleri. Tamam yani bu hikayenin tüm yönleri dezenformasyon olduğu için bunun hakkında
başka bir soru sormanın da anlamı yok. Doğru mu?
C: Yanlış!
S: (L) Tüm o iddialar mı yanlış? (T) Hayır...
C: Hayır.
S: (T) Senin yanıtın yanlış.
C: Evet.
S: (T) Baştan oku, ne dediler? (J) "Hikayenin tüm yönleri dezenformasyon içeriyor." (L) Bu yoruma açık bir
cevap! (J) Evet, ama doğru. ...
C: Araştırın, çok önemli konularda hemen sonuca atlamayın!!! Sabır!!! Bu bir bayrak yarışı değil!
S: (L) Tamam, hikayenin tüm yönleri... (T) Sen "Tüm üsler Paris, Buenos Aires ve Washington'a mı taşınıyor?" dedin. (SV) Belki de üsleri genişletiyorlardır... (T) Onlar da "Hikayenin tüm yönleri
dezenformasyon içeriyor." dedi. (J) Bazı doğrular da içeriyor. (T) Dezenformasyon içeriyor, ama tamamen dezenformasyon değil. Sonra ne dediler? (J) "Daha şimdi söyledik." dediler.
C: Buradaki sorun varsayımlarla ilgili.
S: (L) Pekala size hikayenin geri kalanını da anlatayım. Söylentilere göre Pleyadesliler yeraltı üslerini vibroniklerle bombardımana tutuyor. Bunu iki kaynaktan duydum... Konicov ve RC. (T) Bir dakika. Önce kimden duydun? (L) RC. (T) Ne dedi? (L) Dünya'nın üzerindeki Pleyades gemilerinin bu üsleri vibroniklerle
bombardımana tuttuğunu söyledi. Vibronik denen yüksek perdeli sesler KH dünyadışı varlıklarının faaliyetlerinde sapmalara neden oluyormuş ve New Mexico'daki insanların duyduğu uğultu sesleri de
bununla ilgiliymiş. (T) Bunlar Billy Meier'ın Pleyadeslileri mi? (L) Sanırım. Bunlar "İyi Adamlar" diye
bilinenler. (T) Ama bu da.. (L) Ve bu yüzden "Kötü Adamlar" da üslerini Paris, Washington ve Buenos Aires gibi büyük şehirlerin altına kaydırıyorlar, Pleyadesliler bu yoğun nüfuslu bölgeleri bombardımana tutamasınlar diye. Hikaye bu. (T) Bu da bir varsayım. (J) Bunu neden yapmasınlar ki? (T) Bunu sana RC söyledi. Peki o nereden öğrenmiş? (L) Sanırım internette var. ... (T) İnternetten öğrenmiş olabilir veya arkadaşlarından birinden, örneğin sürekli konuştuğu Virgil Armstrong denen adamdan duymuş olabilir.
(L) Evet. (T) Peki Konicov'lar ne demiş? (L) Susy bana dünyadışıların üslerinin Paris'e taşındığını duyup duymadığımı sordu. O da bundan fazlasını bilmiyor. (T) Faks yollayıp "Taşınıyoruz, lütfen bu mesajı
diğerlerine de iletin; garajımız satılıktır." diyecek halleri yok tabii. (L) Susy bunu sormamı istedi. (T) Peki onerden duymuş? (L) Kanallamalarını yayınladığı medyumlardan biri arayıp söylemiş. Bu bilgiyi almışlar.
Ashtar Komutası gibi birşeyden geliyor; biliyorsun Lissa Royal veya Yvonne Cole. ... (T) Buradaki asıl önemli konu nedir? Dünyadışıların üslerinin taşınması mı, yoksa bu bilgileri aldığınız kaynaklar mı? Yoksa kaynakların bu bilgileri aldığı kaynaklar mı? Nereye bakmamız gerekiyor?
C: Dünyadışıların "üsleri."
S: (T) Kelimeyi neden tırnak içine koydunuz?
C: Varsayımlar hepimizin işini zorlaştırıyor!
S: (T) Neden böyle söylediler? Üsler kelimesini neden tırnak içine aldıklarını sordum diye mi? (L) Dünyadışı varlıkların üsleri olduğunu varsaydığımız için mi? Sanırım bunu kastediyorlar... (T) Dünyadışıların üsleri olduğunu varsayıyor olabiliriz de olmayabiliriz de. Neden varsayımın hepimizin işini zorlaştırdığını
söylediniz?
C: Çünkü üsler konusunu bizimle yeterli bir şekilde hiç tartışmadınız.
S: (T) Üsler konusunu sizinle yeterli bir şekilde tartışmadığımızı söylüyorsunuz ve bu doğru ama üslerin mevcut olduğunu varsaydığımızı söylüyorsunuz. Son buluşmamızda JR'nin ve benim bir üsse
götürüldüğümüzü söylemiştiniz. Söylediğinizi değiştiriyor musunuz?
C: Varsayım üslerin mevcudiyetliyle ilgili değil, tartıştığınız hususa yaklaşım açılarıyla ilgili.
S: ... (T) Laura'nın üslerle ilgili yeni anlattığı bilgiler değil de, üslerle ilgili kendi sorularımızı mı sormamızı
istiyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) O bilgilerin kaynağını değil...
C: Doğru.
S: ... (L) Üslerle ilgili olarak bilmeye ihtiyaç duyduğumuz ilk, en önemli şey nedir?
C: Hayır, en basit soruyla başlamanızı öneriyoruz.
S: (T) Tamam, en basit sorular. Üsler mevcut mu?
C: Evet.
S: (L) Kaç tane var? (T) ABD'de bu üslerden var mı?
C: Yakın.
S: (T) ABD sınırları içinde üs yok mu? (L) Hayır, başka boyutlarda ve yoğunluklardalar, doğru mu?
C: Evet.
S: (T) ABD'deki ve dünyanın diğer yerlerindeki girişlerden bu üslere girilebiliyor mu?
C: Yoğunluklar arası.
S: (L) Tamam, yoğunluklar arası noktalar...
C: Hayır. Üsler yoğunluklar arası.
S: (L) Üsler yoğunluklar arası. ... Yani aynı yerde birden fazla yoğunluğa yayılıyorlar. Hayır, hayır, hayır, öyle
değil sanırım... (L) Yoğunluklar arası bir durumdalar...
C: Evet.
S: (T) Üçüncüde ve dördüncüde vs aynı anda mevcutlar. (L) Belki gerektiğinde bizim yoğunluğumuza girip istedikleri zaman da çıkabiliyorlardır.
C: Hayır.
S: (L) Başka bir yoğunluktalar.
592
C: Hayır.
S: (L) Başka bir boyuttalar. (T) Tüm yoğunluklardalar...
C: Yoğunluklar arası.
S: (L) Tüm yoğunluklar mı?
C: Üçten başlıyor.
S: (L) Üçten başlıyor... (T) Üçten başlayıp dörde geçiyor. Beşe gidemiyorlar ve doğrudan altıya gidiyorlar...
C: Öyle varsayıyorsun.
S: (L) Sen öyle varsayıyorsun... (T) Hayır, soruyorum. Üçten başladığını söylüyorsunuz. Oradan nereye kadar?
C: Beşe.
S: (L) Üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa kadar. (T) Üsler üç, dört ve beşinci yoğunluğu mu kapsıyor?
C: Evet.
S: (L) Tüm bu yoğunluklarda çalışıyorlar. (T) Ama diğer celselerde beşinci yoğunlukla ilgili farklı şeyler söylememişler miydi?
C: Hayır. ... Bu konuyla ilgili o kadar çok önemli bilgi var ki, konu tamamlanana kadar başka konuya geçmemek akıllıca olur.
S: (T) Bizim de planımız bu. Bunu iyice anlamak istiyoruz... (L) Hatırlıyor musun kardeşim buradayken üsler
konusuna dönmemizi istiyorlardı. Ama biz başka konulara geçtik. (T) Bizim sorunumuz konuları çok hızlı değiştirmek. Grup olarak burada Carl Sagan'dan daha kötüyüz. Bir potansiyel fikirden diğerine geçip
duruyoruz. Konuların üzerinde yeterince durmuyoruz. Pekala, dünyadışıların üsleri çeşitli yoğunlukları kapsıyor; üçten beşe uzanıyorlar. Üçüncü, dördüncü ve beşinci yoğunlukta aynı anda bulunuyorlar, bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (T) Bir varlık, bir ruh veya her neyse, bir üsteyken aynı anda üç yoğunlukta mı bulunuyor?
C: Hayır.
S: (L) Bir saniye, bir fikrim var.
C: Bir gökdelendeyken aynı anda bütün katlarda mı bulunuyorsun?
S: (J) Hayır, asansörün hangi katta olduğunu bilmen gerekir! (L) Asansör gibi birşey mi var? (J) Evet,gerçekten! (L) Bu yoğunluklar arası üslerde bir yoğunluktan diğerine geçebildiğin asansör gibi şeyler mi var?
C: Üslerin kendisi birer asansör!
S: (L) Pekala, üsler birer asansör. Bir üsse götürüldüğünde veya üste bulunduğunda yoğunluklar arasında geçiş yapabiliyorsun, öyle mi?
C: Yoğunluklar arasında her zaman geçiş yapabilirsiniz.
S: (L) Evet ama bu yerler... Tamam, bir asansör gibi... (T) Ama bizim bildiğimiz asansörden biraz farklı. (J)Kavramsal olarak, evet. Bir araç, bir yöntem.
C: Hayır.
S: (T) Bizim algıladığımız gibi birer asansör değiller mi?
C: Birebir asansör.
S: (L) Bir üs, aynen bildiğimiz gibi bir asansör mü?
C: Evet.

S: (L) Yani o üslere giderek farklı yoğunluklara geçebiliyorsun, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bu kadar kolay mı?
C: Evet.
S: (L) Yani bu üslere başka yoğunluklara geçmek için gidiyorsun...
C: Evet ama 4'üncü ve 5'inci yoğunluklara girmenin başka yolları da var!
S: (L) Pekala, bu varlıklar, bu diğer yoğunlukların varlıklarının bu üsleri yaratmadaki ve kullanmadaki amacı, varlıkların veya cisimlerin bir yoğunluktan diğerine taşınması mı? Üslerde yaptıkları şey bu mu?
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar, o yüzden 4'üncü yoğunluk üsler kuruyorlar.
S: (L) Yani dördüncü yoğunluk varlıkları dördüncü yoğunluk üsler kuruyor. O halde bu dördüncü yoğunluk üslerin belirli mekan-zaman noktalarında üçüncü yoğunlukla bağlantı noktaları var ve dördüncü yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluk varlıklarına bu bağlantı noktalarında üçüncü yoğunluk geçiş üsleri yaptırıyorlar.
Böylece dördüncü yoğunlukla üçüncü yoğunluk arasında bir geçiş yaratılmış oluyor. Bu fikir doğruya yakın mı?
C: Bu yaklaşımı kullanmaya ihtiyaç duyanlar yalnızca üçüncü yoğunluk varlıkları.
S: (L) Tamam, bunlar... (J) Bizim kullanımımız için mi? Üçüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için mi? (L) Bu üsleri bizim insanlarımız teknoloji yoluyla inşa etti ve belki... Bir kerede bir adım. Bu üsler üçüncü yoğunluk varlıkları tarafından mı inşa ediliyor?
C: Kısmen.
S: (L) Üçüncü ve dördüncü yoğunluk varlıkları tarafından mı inşa ediliyor?
C: Evet.
S: (L) Üçüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için mi inşa ediliyor?
C: Hayır.
S: (L) O zaman... (T) Üçüncü yoğunluk üsleri üçüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için mi inşa ediliyor?
C: Her ikisi.
S: (T) Hem üçüncü, hem de dördüncü yoğunluk varlıklarının kullanımı için. Ve dördüncü yoğunluk varlıklarının dördüncü yoğunluktaki üslerinden üçüncü yoğunluktaki üslere geçişleri için de bağlantı
mevcut.
C: Ve tersi.
S: (L) Üslerin onlar için değil bizim için yapıldığını söylemediler mi?
C: Hayır.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa geçebilmemiz için bizim tarafımızdan yapıldı...
C: Hayır.
S: (L) O zaman anlamadım! (T) Asıl üsleri dördüncü yoğunlukta olmasına rağmen üçüncü yoğunluğa geçip faaliyette bulunabilecekleri bir yerleri olsun diye. Buraya geliyorlar, üçüncü yoğunluk varlıklarıyla etkileşimlerde bulunuyorlar, buradayken üçüncü yoğunlukla ilgili işlerini yapıyorlar. Bağlantı noktalarında
dördüncü yoğunluktan üçüncü yoğunluğa geçebiliyorlar. (L) İnsanlar bu üslere gidip dünyadışı varlıkların ve insanların birlikte çalıştığını gördüklerinde dördüncü yoğunlukta mı oluyorlar, yoksa üçüncü
yoğunlukta mı?
C: Her ikisi.
S: (L) İkisinden birinde. Bir sonraki sorum.. (T) Her ikisi mi? Bir saniye, o varlıkları birlikte çalışırken gördüklerinde demiştin... (L) Aynı anda iki yoğunlukta birden mi bulunuyor olurlar?
594
C: Büyük ölçüde 4'te.
S: ... (T) Bu üslerin hepsi KH, öyle değil mi? (L) Bu bir varsayım... Soralım. (T) Tüm üsler KH üsleri mi?
C: Çoğunlukla.
S: (T) Yani BH üsleri de olabilir, öyle mi?
C: Bu karmaşık.
S: (T) Denge gereği BH varlıkları KH varlıklarıyla etkileştiği için ve BH varlıkları diğerlerine hizmet ettiği için,
BH yanında KH varlıklarına da hizmet ediyorlar... (L) Pekala.. (T) Yardım istendiği zaman diğerlerine
yardım etmek zorundalar. Bu yüzden üslerde BH varlıkları da var. (L) Bu doğru mu? (T) Veya yakın mı?
C: Çok daha karmaşık.
S: (T) Bundan çok daha karmaşık olduğunu anlıyorum, ama genel bir fikir olarak...
C: Hayır.
S: (L) Tamam, şöyle deneyelim: Sadece BH varlıkları tarafından inşa edilen ve kullanılan ayrı üsler var mı?
C: Pekala, şimdi biraz sabırlı olun. Sizi aydınlatacağız! New Mexico'da Dulce etrafındaki yollardan geçen insanlar neden karmaşalar yaşıyorlar? Çünkü yakındaki üsten yayılan 4'üncü yoğunluk frekans titreşimi yüzeye giderek daha fazla etki yapıyor.
S: (L) Tamam, devam edin.
C: Üçüncü yoğunlukta yol kavisli olduğu halde dördüncü yoğunlukta dümdüz görünüyor.
S: (J) 3'te kavisli olduğu halde 4'te düz mü görünüyor? (SV) Yani kazalar! (J) 3'ten 4'e yapısı değişiyor! (T)
Dördüncü yoğunluk sızıntıları yüzünden o yollardan geçen insanlar kafa karışıklığı yaşıyorlar çünkü 3'le 4 arasında gidip geliyorlar. Aslında kıvrımlı olan yolu dördüncü yoğunluk etkisi nedeniyle dümdüz olarak gören sürücü yoldan çıkıyor.
C: Aynen öyle.
S: (J) Herşey tamamen algılarla ilgili! (T) Şimdi gerçeklik algısı konusuna geri döndük!
C: 4'üncüde herhangi bir noktadan tam daireyi görürsünüz.
S: (L) Daha önce bundan bahsetmiştik. (T) Tüm açılardan görebildiğin için yol düz görünüyor. Yolu her açıdan görebiliyorsun. Ama 3'üncü yoğunlukta düz olmadığı için yoldan çıkıyorsun. (L) Tamam, anlattığınız şeye devam edin.
C: Tüm New Mexico bölgesi kalıcı olarak 4'üncü yoğunluğa geçmenin eşiğinde!
S: (L) Tamam...
C: Üsler yüzünden.
S: (L) Yani üslerin taşınması söylentileri bir bakıma doğru... Üsleri Paris, Washington veya Buenos Aires'e taşımıyorlar, 4'üncü yoğunluğa taşıyorlar.
C: Yakın, ama üsler zaten orada. Ve tüm bölge bundan etkileniyor. Neden orada bu kadar çok faaliyet oluyor sanıyorsunuz!
S: (L) Tüm bölge 4'üncü yoğunluğa geçtiğinde 3'üncü yoğunlukta gözden kayıp mı olur?
C: Hayır.
S: (T) O zaman önceki sorunuzu yanıtlayın. Neden orada çok fazla UFO faaliyeti oluyor?
C: 4'üncü yoğunluk sızıntısı.
S: (L) Aslında 4'üncü yoğunlukta uçuyorlar... (T) 3'üncü yoğunlukta da görünüyorlar çünkü...
C: Geçişin tamamlanmasını bekleyin.
S: (L) New Mexico'nun geçişi mi? Yoksa tüm dünyanın geçişi mi? (T) Sanırım şunu söylüyorlar: "Geçişin tamamlanmasını bekleyin... Daha hiçbirşey görmediniz!!" Daha yeni başlıyoruz.
C: Evet.
S: (T) Bu yeni sorular doğuruyor. İlk soru. "Üsler 4'üncü yoğunlukta." dediniz. Dördüncü yoğunluktaki üsse geçiş sağlayan üçüncü yoğunluk bir üs, tamamen dördüncü yoğunluğa geçtiğinde ne olur?
C: Birleşirler.
S: (T) Tek bir üs haline mi gelirler?
C: Zaten öyleler.
S: (T) "Birleşirler." derken neyi kastediyorsunuz?
C: Aynı yoğunlukta birleşirler.
S: (J) Bir sorum var... (T) Tamam üçüncü yoğunluktaki bu geçiş, üslerin bir yan etkisi mi? Matrix kitabının başında anlattığı harmonik rezonans ve bunun gibi şeylerle mi ilgili? Yani o üs o kadar uzun bir zamandır orada ki, üçüncü yoğunluğun o bölgedeki parçası dördüncü yoğunluk frekanslarına uyumlanmaya başlıyor. Üçüncü yoğunluk üssü içindekilerin yapmak istediği şey tam olarak bu değil ama orada olmaları
nedeniyle buna maruz kalıyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bunun olacağını biliyorlar mıydı?
C: 4'üncü yoğunluk KH biliyordu ama 3'üncü yoğunluk bilmiyordu.
S: ... (J) Benim sorum şu: Dördüncü yoğunluğa geçiş yapmakta olan üçüncü yoğunluk üsler var. Çalışmalarına
devam edebilmek için üçüncü yoğunluk üslerini yeniden kurmak zorunda mı kalacaklar? Eskisinin yerine?
C: Neden? Tüm "bölge" zaten 4'üncü yoğunluk olacak. Sınırı geçtiğinde çok büyük gerçeklik şoku meydana gelecek.
S: (L) Biz üçüncü yoğunlukta bunu nasıl algılayacağız? (J) Algılamayacağız! (L) Bir saniye, varsayım yapmayalım! Biz üçüncü yoğunlukta bunu nasıl algılayacağız?
C: Sınır geçildiğinde çok büyük gerçeklik şoku.
S: (L) Tüm dünyayı kapsayacak olan dördüncü yoğunluk sınırının bu bölgeden geçeceği zamanı mı kastediyorsunuz?
C: Önce!
S: (L) Tamam bu üçüncü yoğunlukta bizim için büyük bir gerçeklik şoku yaratacak, öyle mi? (J) Galiba! (SV) New Mexico artık orada olmayacak! (L) Biz bunu nasıl algılayacağız? Anlamaya çalıştığım şey bu! New Mexico'nun yerinde büyük bir çukur mu göreceğiz? Büyük bir çöl mü göreceğiz?
C: New Mexico aynı yerde olacak ama tek bir örnek verecek olursak, araba sürüş yeteneklerinizi gözden geçirseniz iyi olur! [JR'nin notu: New Mexico araç ehliyetlerinde "Land of Enchantment (Sihirli Topraklar)yazıyor.]
S: (T) New Mexico yerinde duracak ama algılarda meydana gelecek değişiklikler nedeniyle araba sürerken anormallikler mi olacak?
C: Yemek yapmak da çok eğlenceli olacak!
S: (T) Çünkü dördüncü yoğunlukta olacak. (L) Durun bir saniye... (T) Bu kolay bir şekilde kavrayabileceğimiz bir konu değil... (L) Bir saniye, biz bunu nasıl algılayacağız... Örneğin haberlerde ne diyecek? New Mexico'da herkes kayboldu mu diyecekler? (J) Ya da herkes çıldırdı derler... (T) Bu konuda tahmin yürütmek anlamsız derim.
C: Haberler bastırılacak.
596
S: (T) Hiçbirşey söylemeyecekler. Peki devletin buna tepkisi nedir? Eminim "nükleer bir tesisten dolayı..."
deyip konuyu karartacaklar... (J) İnsanları tesislerin etrafındaki yerleşimlerden uzaklaştırmaları gerekecek.
(T) Bunu nasıl açıklayacaklar? Kimseyi New Mexico'ya sokmamaları gerekir! ... (L) Peki herşey şu an
göründüğü gibi mi olacak? (T) New Mexico aynen şimdi olduğu gibi görünecek... (L) Öyle demediler!!!
C: Bu sorularınıza 1000 tane cevap gerekiyor!
S: (L) Yani burada büyük bir konu var! (T) Evet ama bu ayrı bir konu. Dulce tek bir üs. Biz üslerden bahsediyoruz...
C: Çok büyük bir konu.
S: (L) Benim sorum da bu çok önemli konuyla ilgili. Burada ne oluyor? Mesele işte bu. (T) Bence benim sorum daha önemli. Birde fazla üs var. Eğer birinde bunlar oluyorsa... (L) Tüm bölge dediler... (T) New
Mexico'dan bahsetmiyorum; Güney Amerika'da da üsler var ve Florida sahili açıklarında da bir üs olduğunu söylediler... (L) Pekala, bu şeyler tüm üslerde olacak mı? (T) Tüm dünyada üsler var. (L) Tamam,
dünyada bu şeylerin meydana geleceği başka üsler veya bölgeler var mı?
C: Evet.
S: (L) Eşzamanlı mı olacak?
C: Hayır.
S: (L) Kendi gelişim çizgisine göre olacak. (T) Burada geliştiği gibi gelişecek. (L) Yani faaliyetlerini başka yerlere mi taşıyacaklar... (T) Hayır...
C: Hayır.
S: (J) Bunu sormuştum ve hayır dediler. (T) Üsler aynı zamanda inşa edilmedi. Oradaki üste dördüncü yoğunluk etkinleşmeye başlıyor... (L) En eskisi... (T) En eskisi olup olmadığını bilmiyoruz; dünyanın diğer
yerlerindekileri bilmiyoruz... (L) Doğru. (T) Kimsenin gidemediği yerler... Rusya'da, Çin'de, Afrika'da, yağmur ormanlarının ortasında ne olduğunu bilmiyoruz... Ama üslerin olduğu yerlerde giderek algılar
değişmeye başlayacak. (L) Birkaç hafta önce kardeşim buradayken tartıştığımız birkaç soru tekrar aklıma geliyor. ... Bu üsler ve üslerdeki faaliyetler ile kültürümüzde gelişen yeraltındaki Cehennem kavramımız arasında bir bağlantı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Peki, bu üslerin dördüncü yoğunluğa geçişi ile eski kehanet literatüründeki...
C: Üsler zaten kısmen 4'üncü yoğunluk ve her zaman da öyleydiler. Büyük değişim yaşayacak olan çevre bölgeler.
S: ...(T) Verilen bilgiye veya dezenformasyona göre üsler büyük şehirlerin altına taşınıyordu. Deneylerini önce seyrek nüfuslu bölgelerde mi yaptılar? Şimdi de yoğun nüfuslu bölgelere taşınıp deneyin ikinci seviyesine mi geçiyorlar veya deneyi hızlandırıyorlar mı? (L) Tamam soralım. Böyle bir nedenle büyük şehirlere taşınmak mı istiyorlar? ...
C: Hayır. Hatırlayın, her şekilde 4'üncü yoğunluğa doğru ilerliyorsunuz zaten.
S: (J) Benim sorum, New Mexico örneğinde, bunun belirli bir alanla sınırlı bir olay olup olmadığı.
C: Bölgesel "etki."
S: (J) Yani belirli bir bölgeyle sınırlı ve yayılmayacak. ... (L) Bu bağlamda Buenos Aires, Washington ve Paris şehirlerinin altında herhangi birşey oluyor mu?
C: Tüm şehirlerin altında birşeyler oluyor.
S: (L) Evet birşeyler oluyor ama benzer bir bağlamda olabilecek şeyleri soruyorum.
C: Evet.
S: (T) Bu benim daha önce söylediğim şeye mi geliyor? Yani bu Kertişlerin fikri mi? Dalga buraya ulaşmadan önce bizi kontrol altına almak ve hamlelerini yapmak için mi?

C: Buna gerek yok.
S: (L) Şu şekilde sorayım. Bu olay bölgedeki herkesi dördüncü yoğunluk KH'ye mi taşıyacak? Yani bu olayla
etkileşim içindeki herkesi?
C: Hayır. İnsanlar bir yere taşınmayacak.
S: (J) İnsanlar bir yere gitmeyecek. ... (T) Bu, Flight 19 personelinin başına gelenler gibi mi olacak?
C: Hayır.
S: (L) O bölgedeki insanlara ne olacak? ...
C: Hiçbirşey.
S: (L) Peki eğer bölge ortadan kaybolursa... (T) Ortadan kaybolmuyor, sadece yoğunluk değiştiriyor... (L) Eğer bölge dördüncü yoğunluğa geçerse, insanlar da dördüncü yoğunlukta mı yaşıyor olacaklar?
C: Evet.
S: (T) Herhangi bir farklılık algılayacaklar mı?
C: Şaka mı yapıyorsun?
S: (L) Sanırım algılayacaklar. (T) Bilmediğim için soruyorum. (J) Algıları değişecek! (T) Ama eğer dördüncü yoğunluğa geçmiyorlarsa algıları nasıl değişebilir? (L) Hayır, dördüncü yoğunluğa geçeceklerini söylediler!Ama mekansal olarak başka bir yere gitmiyorlar. (J) Fiziksel bir seyahat olmayacak. (T) Bir yere gitmiyoruz,sadece frekanslarımızı bir sonraki yoğunluğa çeviriyoruz.
C: Bir otoyolda gittiğinizi düşünün, birden herşeyin etrafındaki auraları fark ediyorsunuz... Köşelerin etrafını görebiliyorsunuz, içeriden bakıldığında büyük bir konak haline gelen küçük evlere giriyorsunuz... Albuquerque'de bir binaya giriyorsunuz ve arka kapıdan Las Vegas'a çıkıyorsunuz. Dişi olarak uyuyorsunuz, erkek olarak uyanıyorsunuz... Bir uçakta yarım saat uyuyorsunuz ve aynı yerde 5 hafta
sonrasına iniş yapıyorsunuz....
S: (J) [başka bir paragrafı okuyor:] Algı "OLUŞ"tur ve her zaman değişir. (T) "Fizikselliğin değişkenliği" bu olmalı! (SV) Albuquerque... New Mexico Üniversitesi'nin olduğu yer! Tüm kampüsü düşünebiliyor musun!
(T) Artış oyunda şans diye birşey kalmadığı zaman, zavallı gazino işletmecilerinin halini düşünebiliyor musun? [MOLA]
S: (T) Yoğunluklardaki bu değişim dalga üzerinde önemli bir etki yapıyor mu? 4'üncü yoğunluk üzerinde küçük ölçekli çalışma yapan bilimadamlarının bizi ve dalgayı etkilediğini söylemişlerdi. Bu büyük ölçekte
nasıl bir etki yapıyor?
C: İlişkisiz.
S: (L) Bilimadamlarının dalgayı etkilemesiyle ilgili birşey söylemediler. Onların dalga üzerinde bir etkisi yok.
Yoğunluklar arasındaki perde üzerinde çalışmalar yapıyorlar. Bu, buraya yaklaşan dalgadan tamamen farklı birşey. (T) Ama bu çalışmalar dalgayı hızlandırıyor mu? Nasıl bir etki yapıyor?
C: Hayır.
S: (L) Etkisi yok. Şunu sorayım: dördüncü yoğunluğa bu bölgesel geçişin üçüncü yoğunlukta felaketimsi bir faaliyet olarak gerçekleşme olasılığı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, bu gerçeklik algısı bize dışarıdan mı empoze ediliyor, yoksa...
C: Empoze edilmiyor.
S: (L) Peki bunu belirleyen... Yani, biliyorum farkındalık belirliyor ama eğer bütün bir bölge dördüncü yoğunluğa geçiyorsa, bunun nedeni o bölgede oturan insanların farkındalıklarını değiştirebilecekleri bir
seviyede olması mı...
C: Hayır.

S: (T) O yüzden değil. Bölge dördüncü yoğunluğa geçecek çünkü üsler manipülasyon için kullanılıyor. ...
C: Hayır.
S: (T) Üslerin bir yan etkisi...
C: Evet.
S: (T) Kimsenin bir yere gitmeye hazır olup olmadığıyla ilgili değil ve tamamen bir yan etkiyle ilgili, doğru
mu?
C: Ayrıca atom bombası patlamaları!
S: (J) Ou, Los Alamos patlaması!
C: Patlamalar.
S: (T) Fransızların Güney Pasifik'te atom bombası testi yapmasına ne demeli? Bu tür faaliyetler bir çeşit geçişi veya bir yoğunluk geçidinin açılmasını hızlandırıyor mu?
C: Belki.
S: (T) Üsler bölgesel olarak üçüncü yoğunluktan dördüncüye geçiş yan etkisi yapıyor. Peki çok sayıda üssün bir arada daha geniş bir coğrafi alanı dördüncü yoğunluğa geçirmesi mümkün mü?
C: Bölgesel olduğunu söyledik.
S: (J) Evet bölgesel ama bir doyma noktasına ulaşıyor mu? (T) Geçişin bir bölgenin sınırlarını aşmasına neden olacak kümülatif bir etkisi var mı? ...
C: Hayır. Güney Batı ABD.
S: (L) Bu Güney Batı bölgesi; bu bölgede geçiş meydana gelmek üzere mi?
C: Üzere?
S: (L) Zaten olan birşey, öyle mi? (T) Giderek artıyor.
C: Evet.
S: (L) Tamam başka ne soruyorduk? İnsanlar bu etkinin yaşandığı bölgeye girip çıkabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Dördüncü yoğunluk alanından geri çıkılabilir mi? ...
C: Evet.
S: (T) Üslerin kendisinin de aynı etkiyi deneyimleyeceğini veya deneyimlemekte olduğunu söylediniz.
C: Evet.
S: (T) Dulce üssünden önce bu etkiyi deneyimleyen başka üsler de var mı?
C: Evet.
S: (T) Bu üsler bu etkileri yaşarken, dünya yüzeyinin farklı yerlerindeki bu etkiler kümülatif bir hale geliyor
mu? (L) Sadece Güney Batı ABD dediler... (T) Biliyorum, konuya başka bir yerden yaklaşıyorum. Bu etki
sonunda tüm dünyayı kapsayacak şekilde artacak mı?
C: Hayır. Dalga.
S: (L) Tüm dünyayı dördüncü yoğunluğa geçirecek olan şey dalga. (J) İsveç peyniri etkisi gibi mi olacak?
Dördüncü yoğunluğa giderek daha fazla delik açılacak... (T) Haberlerde insanlara bu konuda bilgi verilmeyecek. Dünyadaki güç yapısı bu konuyu nasıl ele alacak?
C: ?
S: (L) Gerçekten nasıl? Bu iyi bir soru. Güç yapısı bunun olduğunu zaten biliyor, çünkü başka bazı yerlerde
oldu bile. Bu ilk yer değil. (J) Dezenformasyon bunun için. (T) Moğolistan veya Brezilya Yağmur
599
Ormanları'nın ortası gibi kimsenin ulaşamadığı uzak yerlerde dezenformasyon işe yarar. Ama Albuquerque veya Las Vegas veya Florida'daysan ve artık Orlando veya Miami'ye gidemiyorsan bunu
anlarsın! (J) Zaman tablosunda Miami veya Orlando nerede, bunu merak ediyorum! ... (L) JR çok iyi bir soru olabilecek birşey söyledi. Eğer bu zamanla ilgiliyse, bir kişi dördüncü yoğunluğa geçmiş bir yere
gittiğinde o bölgeye zamanda hesapladığından farklı bir noktada ulaşır değil mi? Yani örneğin... (T) Bizim zaman algımız...
C: Evet.
S: (L) Çok iyi soru.
C: 4'üncü yoğunluk, kişide "zaman" ilüzyonunu ortadan kaldırır ve onu nasıl algılamak İSTERSENİZ öyle algılarsınız.
S: (L) Tamam, eğer dördüncü yoğunluğa ulaşarak zaman ilüzyonundan kurtulursan, bu bölgelerde gezinirken
beklediğin gibi bir zaman süreci ve olay akışı mı algılarsın?
C: Algılamak İSTEDİĞİN gibi.
S: (L) O halde gezegende, üçüncü yoğunluktaki istek ve algılarının değişmemesi nedeniyle herhangi bir değişiklik algılamayacak insanlar da olabilir, doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Kesinlikle bir değişim olacak, tamam. (J) O bilgiyle ne yapacaklar, o ayrı bir hikaye... (T) Bu bölgeler şu andakinden çok daha büyük turistik atraksiyonlar haline gelecek! İnsanlara buralara akın edecek... (L) Bu mümkün mü?
C: Hayır.
S: (T) ... İnsanların New Mexico'nun o bölgesine gidip gerçek gariplikler deneyimleyebilecekleri duyulduğunda bu çok insanı çeker.
C: O kadar basit değil... Arabayla New Mexico'ya giderken bir "kayma" nedeniyle San Diego'ya vardığını,veya Santa Fe'de bir alışveriş merkezine giderken kendini Moskova'da bulduğunu düşün.
S: (L) Yani bu durum insanların kafasını çok karıştıracak ve üzecek. (J) Evet, hiç alışveriş için Moskova'da gitmeyi denedin mi? (T) Neler olduğu duyulunca, bu yerler pek çok kişiyi çekecek. (L) Ve anormal olaylar yüzünden algıları ve farkındalıklarını genişletmek zorunda kalacaklar!
C: Bir N.S.A. yetkilisi olduğunuzu ve elinizin-ayağınızın birbirine dolandığını düşünün!
S: (L) Ulusal Güvenlik Teşkilatı... Neden elimiz-ayağımız birbirine dolansın? (SV) Onlardan biri olduğumuz için mi? Olan bitenler karşısında mı?
C: Örtbas.
S: (J) Yani olan biteni örtbas etme çabasında! (T) Olanı örtbas edemeyecekler. Benim anladığım bu. Çünkü Çok sayıda insan bu olaylardan etkilenecek... (L) Eğer böyle birşey olursa yapmaları gerekecek olan şey bu durumu örtbas etmek için bir çeşit sıkıyönetim çıkarmak olur. Yoksa herşeyi kaybederler! (T) Seyahati
sınırlamaları gerekecek... Özellikle en azından o bölgelere seyahati kısıtlamaları gerekecek. ... Bunu yapmalarının tek yolu bir sıkıyönetim uygulamak veya BÜYÜK bir felaket senaryosu yaratıp "New
Mexico'daki gömülü yakıt çubuklarında sızıntı var. Giriş yasak." deyip insanları bu bölgelerden uzak tutmak. Ama içeridekilerin çıkabileceğini söylediler. Ya içerideki insanlar çıkıp tüm dünyaya yaşadıklarını anlatırsa? (J) İnsanlar çılgınlar gibi o bölgeye üşüşür. (T) İnsanlar neler olduğunu anlayacaktır. Bunu örtbas
edemezler. (L) Sürekli bu olayları ihbar alıp duracaklar ve her birisine koşturup gizlemeye çalışacaklar.Ellerindeki kovalarla bir sızıntıdan diğerine koşuşturacaklar... (T) Üstelik bu olaylar tek bir yerde
olmayacak! ... (J) Bu civarda bu etkiyi yapacak bir üs var mı? (T) Florida sahili açığında, bunu
söylemişlerdi. Körfez'de. (L) Bizim sahilimizin açığındaki üs bu etkiyi yapacak mı? ...
C: Aynı şiddette değil.
S: (J) Daha az mı, daha çok mu?
600
C: Daha az.
S: (L) Peki bir... (T) Neden daha az? Üs daha küçük olduğu için mi? (L) Daha küçük olduğu için. Daha küçük
olduğunu söylemişlerdi. "Buraya yakın küçük bir üs." demişlerdi. (T) O sadece buraya yakın olanı. Peki ya Üçgen'deki üs? (L) Evet Üçgen'i sormadık!
C: Panhandle'da da.
S: (L) Panhandle üssü Dulce'dekinden küçük mü yoksa aynı etkiyi mi yaratacak?
C: O zamana kadar dalga gelmiş olacak.
S: (L) Şu anda üsler konusunda bize öğretmek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Bu konu için doğrudan kanallama öneriyoruz.
-------------------------------------------------------------------

Tgur

#725
ABD alıntı devamı

S: (L) Almanlar 2. Dünya Savaşı sırasında bir zaman makinesi yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Gerçekten yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Almanların zamanda yolculuk deneyleri savaştan sonra ABD'ye mi taşındı?
C: Parçalı olarak.
S: (L) ABD, Almanlar tarafından yapılmış bir zaman makinesine el koydu mu?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Başka bir yere alındı.
S: (L) Nereye?
C: Mausenberg, Neufriedland.
S: (L) Makine hala Almanya'da mı?
C: Nein!
S: (L) Mausenberg nerede?
C: Antarktiklandt.
S: (L) Bu makineyi kim kontrol ediyor veya çalıştırıyor?
615
C: Klaus Grimmschackler.
S: (L) Şahıs olarak sormadım. Amerikalılar mı yoksa Almanlar mı?
C: Deutsche.
S: (L) Bu makineyi kendilerini zamanda oraya veya buraya taşımak için kullandılar mı?
C: Glophen'de uygulandı, bit, yie aire das gluppen und werstalt de vir seinderfor bidde.
S: (L) Neden anlamayacağımız bir şekilde cevap veriyorsunuz?
C: Üzgünüz, konu nedeniyle aktarımlarda bir karışma oldu.
S: (L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
C: Karmaşık ama 4'ten 6'ıncıya kadarki yoğunlukları kapsayan bir profil.
S: (L) Bu "zaman keşiflerini" yapmada herhangi belirli amaçları var mı?
C: Sizin ölçüm şeklinizle, şu ana kadar yok.
S: (L) Eğer Antartika'ya kaçıp zaman makinelerini de yanlarında götürdülerse, herhangi bir dünyadışı varlık grubuyla çalışıyorlar mı?
C: 4'üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu Almanlar ve zaman makineleri, 4'üncü yoğunluğa geçtiği zaman dünyayı ele geçirme planlarının bir parçasını mı teşkil ediyor?
C: Belki.
S: (L) ABD'deki komploların herhangi birinin arkasında Almanlar var mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek bağımsız hareket eden bir Alman unsuru var. Fakat bu fenomenin temel özelliği olarak böyle birşeyin üzerinde odaklanmak, yanlış şey üzerinde odaklanmak olur, değil mi?
C: Belki.
S: (L) Thule ve Vril topluluklarındaki Almanlar'ın tartıştığı şeyler arasında "İçi Aydınlatan Siyah Güneş" de vardı. Bize "Siyah Güneş"in ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: KH yöneliminin nihai kaderi.
S: (L) Bu Siyah Güneş astronomik bir olay mı?
C: Temel olarak.

S: (L) Biz bu Siyah Güneş'i ne olarak biliyoruz? Kara delik mi?
C: Yüksek olasılık.
S: (L) Biraz alakasız ama Japonların bununla herhangi bir bağlantısı var mı?
C: Yalnızca "gizli" dünya devletine katılım seviyesi oranında.
S: (L) TR'nin bir teorisi vardı. Ona göre ABD Japonlara çok şey borçlu ama borçlarını ödemeyecekler ve Japon hükümetinin düşmesine neden olacaklar ve Japonlar ve diğer bazıları 2. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi "kötü adamlar" olarak gösterilecekler. Böyle bir plan var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden X-Files dizisinde ABD'deki UFO/dünyadışı varlık faaliyetlerinin sebebi olarak Japon komploları
gösterildi? Neden Japonları Kötü Adamlar olarak gösteriyorlar?
C: Hatırla "X-Files" kurgusal bir temele sahip.
S: (L) Geçen ay RC'nin evinde bir video izledim. Çok garip UFO'lar görünüyordu ve RC onların Merkaba'lar olduğunu söyledi. Devasa, yarı şeffaf, canlı yaratıklar gibiydiler. Denizanası gibi jölemsi bir yapıları vardı.
Ve görünüp kayboluyorlardı. Bu şeyler neydi?
C: Yoğunluk öncülü dalga etki paketleri yoluyla ortaya çıkan 6'ncı yoğunluk etkileri.
S: (L) Bu şeyleri kamerayla çeken kişi onları çağırabiliyor gibiydi. Bunu nasıl yapabiliyordu?
C: Izgara matrisindeki manyetik konum noktaları üçlemesi düşünce formu projeksiyonlarıyla etkileşiyor.
S: (L) Bu kişiyle ilgili sıradışı bir özellik var demek mi oluyor bu?
C: Yalnızca bilinçaltı paralel dönüştürme bakış açısından.
S: (L) İstersek bu yaratıklardan birini ortaya çıkarmamızın bir yolu var mı?
C: Son derece zor olur, çünkü konum-matris şu anda senin için avantajlı bir durumda değil.
S: (L) Yani bu konumla, bir konum ızgarasıyla ilgili birşey?
C: Evet.
S: (L) Bundan bahsetmişken, RC Sedona'ya taşınmak istiyor ve bunu yapmak istemesinin nedenlerinden birinin ona göre "Florida'nın düşük yoğunluklu" olması, "Kertiş-land" olması, negatif varlıklarla ve
enerjilerle dolu olması olduğunu söylüyor. Bu doğru bir değerlendirme mi?
C: Sen ne düşünüyorsun?
S: (L) Bazen merak ediyorum... Eminim daha iyi bir insan olurdum...
C: Herkes her zaman daha iyi olabilir ama olaylara duygusal bir tepki olarak aceleyle yapılan ve genelleştirilen yargılamalar, duygusal olarak geliştirilen önyargılarla dolu olmaya mahkumdur.
S: (L) Güney batıdaki "Kertiş-land"a taşınarak yağmurdan kaçarken doluya tutulması mümkün yani?
C: Elbette! Senin de çok iyi bildiğin gibi!
S: (L) Böyle düşündüğü için üzülüyorum ve muhtemelen kendini tehlikeye atıyor çünkü kimse şu anda berrak düşünemiyor gibi görünüyor ve yapabileceğim veya söyleyebileceğim birşey yok gibi görünüyor.
Burada ona olanlardan dolayı Florida'nın korkunç bir yer olduğu konusunda çok ısrarcı. Bir anlamda kendimi aşağılanmış gibi hissettim.
C: İlişkilerinde sana rehberlik yapması için içgüdülerini kullan.
S: (L) Şimdi vites değiştirelim: Dünyadışı varlığın otopsi videosunu seyrederken karın boşluğunun merkezini kaplayan büyük bir organ gördük. Bu neydi?
C: Kalp/karaciğer.
S: (L) İkisinin bir birleşimi mi?

C: Evet.
S: (L) Ayrıca sert veya somut bir cismi dikkatli bir şekilde çıkarıp küçük bir kutuya koydular. O cisim neydi?
C: Kristal alıcı-verici.
S: (L) Yumuşak maddeler neydi?
C: Organik doku. Önemli değil.
S: (L) O varlık dişi miydi yoksa erkek mi?
C: Her ikisi veya hiçbiri.
S: (L) Cinsel olarak üreyebilen bir varlık mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Hayatta kalabilmek için ne tür bir besin tüketiyordu?
C: Tuzlu jelatin kürecikler.
S: (L) Bizim gibi ağız yoluyla mı yiyordu?
C: Kordatlar.
S: (L) Ne? O nedir?
C: Başlıca beze kanalları yoluyla dağılım için biyolojik mikroformların kullanıldığı uygulamalar.
S: (L) O varlık bizim gibi nefes alarak oksijen kullanıyor muydu?
C: Evet.
S: (L) Akciğerleri neredeydi?
C: Gövde boşluğunun yanları.
S: (L) Grilerin ÇOK uzun boylu ve "birkaç sıra dişleri" olan bir türü hakkında birşeyler okudum. Bunlar nedir?
C: Biyogenetik yapılar.
S: (L) Daha önce gezegendeki "çarpışmada" her iki tarafta 16 tür olduğunu söylemiştiniz. Yani KH ve BH taraflarında. "İyi adamlar" dediğimiz diğer varlıklarla herhangi bir bilinçli bir etkileşim gördük veya böyle bir etkileşimi deneyimledik mi?
C: Henüz değil.
S: (L) O kadar genç biri için şaşırtıcı derecede bilgili görünen D--- hakkında bana herhangi birşey söyleyebilir misiniz?
C: Profili oluşturmak için daha önce öğrendiklerini akılda tutarak keşif ve gözlem yap.
S: (L) Meksika'da görülen ve videoya çekildiği iddia edilen Peygamber devesi türü varlıklar kim veya ne?
C: Elapidoryan.
S: (L) Nereden geliyorlar?
C: Oryon.
S: (L) Burada bulunma sebepleri nedir?
C: Etkileşim araştırması. Minturyanların projesi. Fiziksel profil benzerliğinin nedeni bu. 3'üncü yoğunluk yüzeyi ile uyumluluğu tespit etmek için inceleme yapıyorlar.
S: (L) Dünya'da ortaya çıkıp çıkamayacaklarını mı öğrenmeye çalışıyorlar?
C: Yoğunluk sınırı geçişinden sonra.
S: (L) Bu yoğunluk sınır geçişi ne zaman olacak?
C: Açık!
-------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Daha önce ABD'nin güneybatı bölgesinin 4'üncü yoğunluk olmakta olduğunu söylediniz. Orada yaşayan insanlar 4'ücü yoğunluk varlıkları mı olacak? Yoksa 3'üncü yoğunluktaki 3'üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Dördüncü yoğunluk sızıntıları neticesinde bazıları 4'üncü yoğunluğa uyarlanacak.
-------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Ben yalnızca... (T) Basın sekreterinin Clinton için söylediği şey: yorum yok! "Bu kadından bahsedebilir
misiniz?" "Yorum yok!" (L) Yorumu hak etmeyecek kadar alakasız mı? Peki o zaman Sheldon Nidle'ın uzaylılarının gelip yönetimi devralmasını umursamamıza gerek yok... (T) Gelip Sheldon'ı alıp gidebilirler!
(L) Bu Mars Kayası ve insanları birşeylere hazırlama çabası, dünyadışı varlıklarla bir temasa doğru bir etkileşim mi? (T) Söylediler zaten, evet!
C: Aşamalı olarak.
S: (T) Herşey bundan ibaret. Konuyu giderek açıyorlar ve ülkenin tüm parasını buna yatıracaklar... Eğer medeniyet aramak için Mars'ı ve Ay'ı incelemek istiyorlarsa Hoagland buna çok sevinecektir, çünkü haklı!
Tüm bunları zaten yaptılar!
C: Kaya açıklamasına kadar Mars Sondaları hakkında hiçbirşey duymamış olduğunuza dikkat edin.
S: (T) Yeni olay bu mu? (L) Bu doğru mu?
C: Kazı yapabilen bir robot. Bir sonda zaten yolda, bir tane daha hazırlanıyor. Mars Kaşifi'nin "kaybıyla" ilgili yeni açıklama yok.
S: (L) Mars Kaşifi'ne ne oldu?
C: Karartıldı. Anlıyorsunuz ya, "fazla riskli." Hoagland ve diğerlerinden gelen baskı nedeniyle çok kısa sürede çok fazla şeyin ortaya çıkacağını anladılar.
S: (T) Bana göre orada zaten bulundular ve orada ne olduğunu biliyorlar.
C: Hayır. Mikropların kabullenilmesi, togalı insanların kabullenilmesinden daha kolay.
S: ... (L) Uçak kazasıyla ilgili hızlı bir soru sormak istiyorum. Birkaç kişi bana yazıp sordu. Kendi aramızda da
tartıştık. Pek çok uçak kazası oluyor ve burada bir savaş durumu olabileceği ihtimali de var. Bu uçakların Kertişler tarafından veya benzer güçler tarafından düşürülmüş olabileceği de aklımıza geldi. Bu doğru mu?
C: Hayır.
752
S: (L) Tamam o zaman bunu geçelim... (T) Mars'a dönelim. (L) Evet.
C: Evet.
S: (T) Bu gezegenden birilerinin zaten bir Mars sondası göndermiş olduğunu söylediniz. Ve yeni bir sonda daha gönderileceğini. Kimse bunlar hakkında bilgi sahibi değil. Çünkü bundan hiç söz edilmedi. Yani gizli
bir sonda. Kime ait?
C: ABD derin devleti.
S: (T) Uzay mekiklerinden biriyle mi gönderildi?
C: Hayır.
S: (J) Ne zaman gönderildi?
C: 1995 Eylül'ü.
S: (L) Geçen Eylül, bir yıl önce. Yani bir yıl önce gönderildi. Buradan oraya ulaşması ne kadar sürüyor? Bir iki yıl mı? Belki de o kadar değil. Şu anda yolu yarılamış durumda falan mı?
C: Evet.
S: (T) Ne yapacak?
C: Gelecek yıl.
S: (T) Bir sonraki sonda mı?
C: Evet.
S: (T) İkinci sondayı herkesin bilgisi dahilinde mi gönderecekler?
C: İkisi de açıklandı.
S: (T) Bu sondaların amacı nedir?
C: Yaşayan organizmaları göstermek için kazı.
S: (T) Göstermek için mi? (L) Evet, halka göstermek için. Yani kaya olayından sonra şimdi de bunu yapacaklar... (T) Hmm.. Yani kazıp organizmaları bulacaklar ve bu görüntüler halka gösterilecek! (L) Evet!
(T) Connie Kourek o organizmalarla bir röportaj yapar! (L) Doğru! (F) Önce hiçbir kanıt bulamadıklarını söylediler, sonra da bunun kesin olmadığını... Kimbilir neler bulmuşlardır! Önce fosilleri gösterirler, sonra da giderek daha canlı kanıtlar... (L) Demek insanları hazırlamak için bir sonra yapacakları şey Mars'taki
canlı organizmaları göstermek...
C: Evet.
S: (L) Yani bu devam eden bir süreç olacak ve giderek ısınacak. Etrafta koşturup bununla ilgili haberler yayan
C: Ama yeni yüzler gösterilmeyecek.
S: (L) Başka "Mars'taki Yüz" olayı olmayacak yani, öyle mi? Göstermeyecekler...
C: Gösterilmeyecek. Mars Kaşifi'ne ne olduğu sanıyorsunuz?
S: (L) Ne oldu? ...
C: Hoagland NASA'nın elini zorladı.
S: (T) Mars Kaşifi'ne ne olduğu konusunda ne mi düşünüyoruz? Bence kanallarını değiştirdiler. Bir iletişim
noktasından diğerine taşıdılar ve yapması gerekenleri yapmaya devam ediyor. Bunu öyle bir şekilde yaptılar ki NASA'dakiler ne olduğunu bilmiyor. Sorulduğu zaman da "Ona ne olduğunu bilmiyoruz!"
diyecekler tabii. Çünkü gerçekten ne olduğunu bilmiyorlar. (L) Uzaydan saldırı, uçak kazaları,Olimpiyatlardaki olaylar, Mars Kaşifleri... aslında tüm bu olaylar dünyadışı varlıkların doğrudan girip bizzat yaptıkları şeyler değil...
C: Evet.
S: (L) ... daha ziyade insanların zihinlerinin 4'üncü yoğunluktan manipüle edilmesiyle ilişkili birşey... doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani bu Mars sondasını gönderenler, tüm bu şeyleri yapmaya manipüle ediliyorlar ve bunun aslında belirli bir amacı var. Bu amaç nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Fazla karmaşık. Yani sadece kontrol değil.
C: Size açıklanamayacak kadar karmaşık.
S: (T) Çünkü 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı yoğunluk sebepler var.
C: Sadece 4'üncü.
S: (T) Bir sorum var. Canlı organizmalar gösterecekler dediniz. Bu organizmalar ne kadar büyük olacak? Ne kadar gelişmiş?
C: Çok küçük.
S: (T) Yani mikroskopik organizmalardan mı bahsediyoruz?
C: Evet.
S: (J) Yani bize el sallamayacaklar!
C: Ama canlı olacaklar. Buradaki ilerlemeyi göremiyor musunuz? Tutucuları ve piyasayı ürkütmek istemiyorlar!
S: (L) Bu gece bize söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Hayır. Hoşçakalın.
Go to Top of Page

Tgur

#726
ABD alıntılar devamı

S: (L) Tamam, bir sorum var. Bu bizi bir yere götürür belki. Ark'ın okuması için Keltlerin kökeni ile ilgili transkriptleri hazırlarken birşey fark ettim. Bu insanların bu gezegenin kendi insanlarından herhangi bir bakımdan bir üstünlüğü olup olmadığını sormuştum ve siz de bir şekilde daha dayanıklı olduklarını söylediniz. Sonra onların örneğin iri zencilerden daha dayanıklı gibi görünmediklerini söyledim, Keltlerin çok ince derili ve narin göründüklerini söyledim. Bu yorumumu da şimdi biraz ilginç buluyorum ama verdiğiniz cevap, ki o zaman pek anlamamıştım, söz konusu dayanıklılığın ille de gezegenin yüzeyinde
olmadığıydı... (J) Hayır, gezegenin yüzeyi demediler. Sadece yüzey dediler. (L) Yüzey... Hmm.... Yüzey
derken görünüşlerini mi kastetmiştiniz, yoksa gezegenin yüzeyi mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Bu büyük yeraltı şehirlerinden bahsettiğimiz celselerde, bu insanların gelip insanların bebeklerini
alabilecekleri söylendi. Farklı yaratıkların gelip insanların bebeklerini çalıp yeraltına gittikleri veya
kaçtıklarıyla ilgili farklı peri masalları, efsaneler var. Bunlar bununla mı ilgili? Yani bu hikayeler yeraltı
şehirleri, mağaralar, medeniyetlerle falan mı ilgili?
C: Belirsiz.
S: (L) Belirsiz olduğunu biliyorum... (T) Keltler bu yeraltı medeniyetlerinin bir parçası mı?
C: Evet.
S: (T) Ve belirli bir süre önce yeryüzüne çıktılar...
C: Hayır.
S: (L) Hayır buraya geldiler ve yeraltına götürüldüler...
C: Hayır.
S: (L) Peki hikaye neydi?
C: Gittiler.
S: (L) Yeraltına kendileri mi gittiler? (T) Ne zaman yeraltına indiler?
C: Çeşitli olaylarda. En sonuncusu sizin takviminizle 1941'den 1945'e kadar olan süreçte.
S: (L) O süreçte mi yeraltına indiler? 1941'den 1945'e kadar mı?
C: Son kitlesel göç olayı, çoğunlukla Almanya'dan.
764
S: (T) Yeraltı. Yeraltı derken dünyanın yüzeyinin altından bahsediyoruz değil mi?
C: Antartika. Oranın altında.
S: (T) Antartika'nın altında... Ooou!
C: Giriş kapısı.
S: (T) Antartika'dan yeraltına indiler ve orada büyük bir yeraltı üssü kurdular. Sanırım bu Almanların, Nazi Almanlarının Vineland dedikleri yer. Almanların sahiplendiği yer...
C: Evet, ama kendilerine gösterilen biçimde inşa ettikleri bir üsse girdiler ve asimile edildiler.
S: (L) Orada zaten mevcut olan gruba mı dahil edildiler? Yeraltı şehirlerindeki, yeraltı üslerindeki?
C: Evet.
S: (L) Yani o üsleri kendileri inşa etmediler, sadece kendilerine gösterilen üslere girdiler ve asimile edildiler...
C: Kendileri de bir üs inşa ettiler.
S: (T) Yerlerini genişletmeleri gerekiyor! Kendilerine gösterildiği şekilde dediniz... (L) Onlara bu talimatları verenler kimdi? (T) Yapıp oraya girmelerini söyleyenler kimdi?
C: Kendilerini "Antareanlar" olarak tanımlayanlar. (ç.n.: "Antaresliler" (akrep takımyıldızındaki bir yıldız)
olarak ifade edilmesi belki daha uygun olur.)
S: (L) Peki Antareanlar kim?
C: Oryon hümanoit KH soyundan varlıklar.
S: (L) Oryon hümanoit KH soyu nedir? (T) Sanırım bu... (L) Yeni bir kavram bu. (T) Bunlar, bunlar... (V)
Mutant Irk! (T) Evet!
C: Hayır.
S: (L) Peki Oryon hümonoit KH soyu nedir? [Kasetin burasında bazı kayıplar oluşmuş görünüyor. [] işaretleri
içindeki sorular sonradan hatırlanarak yazılanlar]
C: Oryon'dan gelen hümanoit KH ırklarından biri.
S: [Nazilerle nasıl bağlantı kurduklarıyla ilgili bir soru. Muhtemelen Hitler'i "yönlendiren" grupla ilgili bir
soruydu.]
C: Teması Thule Topluluğu kurdu.
S: ["dünyayı kontrol altına almayı beklemeleriyle" ilgili bir soru]
C: Beklemek mi?
S: [tr'nin Amiral Byrd'in kutupta ne gördüğüyle ilgili bir sorusu olduğu kesin.]
C: Evet, ama Byrd peşine düştüğü şeyin yalnızca ayrık bir Nazi grubu olduğuna inandırıldı.
S: [o halde Byrd GERÇEKTEN birşey görmüş olmalı ve sonra da farklı birşeye saptırıldı...]
C: Evet.
S: (T) ... Amiral Byrd oraya gönderildi... Amiral Byrd'in Güney Kutbu'na yaptığı ilk yolculuk. Ama yanına büyük bir askeri güç aldı. O sırada halen bir ABD amiraliydi. Büyük askeri güç dirençle karşılaştı ve kıçlarına epeyce şaplak yediler orada. Ama bunu çok gizli tuttular çünkü kimse orada neler olduğunu bilmiyordu. Bunun yalnızca bilimsel bir keşif çalışması olduğunu söylediler. Bu aslında Kaptan Picard'ın yeni bir gezegen bulma çabası gibi birşeydi! Aslında yapmak istedikleri şey gidip o üssün kökünü kazımaktı ama başarılı olamadılar! (J) Çiğneyebileceklerinden büyük bir lokma ısırmışlar. (T) Orada bir sürü insan, gemi ve ekipman kaybettiler. Orada pek çok ülkenin bilimsel üsler kurmasının nedeni de bu.
Rusya, ABD, Britanya... Tüm bu ülkelerin Antartik'in kıyısında bilimsel üsleri var. Bunlar bilimsel, araştırma amaçlı olduğu söylenen üsler ama aslında orada neler olduğunu gözlemeye çalışıyorlar ve aynı nedenle Antartik'e girmiyorlar. (V) Babam oradaki Seabee'lerden biriydi. (ç.n.: abd donanmasına bağlı bir birim)
765
(T) Eminim bununla ilgili çok ilginç hikayeleri vardır. (V) Alkolik olması ve bulanık görmesinin nedeni
bununla ilgili.
C: Evet.
S: (L) Bu adamlar ne yapmayı planlıyor?
C: Burası "Üstün Irk"ın geliştirildiği yer.
S: (L) Peki bu faaliyetin planlanan uygulama zamanı nedir?
C: Önemli değil.
---------------------------------------------------------------------------------
S: (TR) ABD devleti onu izliyor mu? En azından eylemlerini not alıyorlar mı? Konferansa davet edilmişti.
C: Bu durum konferansa davet edilmesinden çok uzun zaman öncesi için de geçerli olabilir!
S: (TR) Onu izliyorlar çünkü Avrupa'nın en prestijli bilimadamlarından biri. Herkesi izliyorlar. Uzmanlığı dışında konferansa neden davet edildiğini sormuştun.
C: Eğer bu konuda tavsiye istiyorsanız yalnızca şunu söyleyeceğiz: belki de en iyisi bu konuya tüm dikkatinizle odaklanmak; bu husus üzerindeki enerjilere ve iletişimlerle ilgili ciddi durumlara. Daha sonra gelecekle ilgili ve kalple ilgili konuların gündeme geleceği bir "zaman" olacak. Ark'ın konunun doğurduğu son derece uç tehlikeleri hemen anlaması gerekiyor!!!!!
S: (L) Eğer tüm enerjileri bu konuya odaklarsak, spesifik olarak hangi... (TR) Ark'ın buraya gelmesi.. (L)
Biliyorum, ama...
C: Ve boşanma ve genel olarak saldırıyla ilgili. En büyük saldırıya kimin ve neden maruz olduğu hakkında ne
söyledik?
S: (L) En büyük saldırıya maruz olanlar, tüm bu şeylerin üstesinden nasıl gelineceğini öğrenmesi gerekenler... Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Hayır.
S: (TR) Federaller ve bilim topluluğu Ark'ın onları ilgilendiren ve hemen takip etmeleri gereken birşey
yapmadığından emin olmak istiyor. Evrak işleri, pasaport ve kredi kartı konusunda düşündüğümüz doğru mu?
C: Kısmen.
S: (L) Pasaporta ve kredi kartına ne oldu?
C: İnceleme, kodlama ve takip için değiştirme.
S: (L) Neredeyken aldılar onları?
C: Kalabalık bir ortamda otururken.
S: (J) Ne zaman yerine geri kondular? (L) Yerine geri konmadı. Ona masa başında geri vermişler. Peki kim
almıştı? (J) Ve kim geri getirdi?
C: Alfa 1'den bir ajan.
S: (TR) Bir devlet programı olmalı. (J) Onlarınki mi yoksa bizimki mi? (L) Hepsi aynı.
C: Her ikisi.
S: (L) Bu kartları değiştirmeye çalışmasını tavsiye eder misiniz?
C: Hayır!!!
S: (TR) Fark etmez. Ayrıca eğer onları değiştirirse durumu anladığını bilecekler! Ve işaretli yeni kartlar verecekler!
C: Bilgi korur... bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır!
S: (L) Bu durumla ilgili öğrenebileceğimiz başka ne var? Ark kartlardan ve evraklardan bahsederken bana
tehlike altında olduğunu mu anlatmaya çalışıyordu, yoksa durumun farkında olduğunu mu?
C: Birşeylerin ters gittiğini sezdi ama kısmen yanlış tanı koydu.
S: (J) Odasında gelen telefon neden o kadar sorgulayıcı nitelikteydi?
C: Farkındalığını ölçmek için.
S: (L) Onunla yaptığım telefon görüşmelerini dinliyorlar mı hergün?
C: Evet.
S: (TR) Bizim buradan Kanada'yla yaptığımız ve oradan buraya yapılan aramaları bile dinliyorlar. Aynı ülke sayılırız ama onları bile dinliyorlar. (J) Tüm telefon görüşmelerini dinliyorlar mı? (L) Muhtemelen.
C: Bazen bu iletişimleri "şahsen" bile izliyorlar. Çok uzun zaman önce örneğin telefon dinleme gibi şeyleri tamamen ve komik derecede gereksiz hale getirecek kadar gelişkin teknolojinin varlığından bahsetmiştik.
--------------------------------------------------------------
S: (T) Tamam, celsenin başına dönelim. Hasata hazırlık için yeraltı üslerindeki hızlanma/genişlemeden
bahsediyorduk. Burada dünya çapındaki birşeyden mi bahsediyoruz?
858
C: Evet, ama özellikle işbirlikçi güç yapısı profili nedeniyle odak ABD.
S: (T) Güç yapısı profiliyle ilgili soru soralım mı? (L) Hayır, bunun ne olduğunu biliyoruz. Onlarla işbirliği yapmayı seçmişler. Benim sormak istediğim şey hangi belirli adımların atıldığı, ne tür faaliyetlerin gerçekleştirildiği.
C: Edinim, aşamalandırma, planlanan faaliyetin test edilişi.
S: (L) Peki planlanan faaliyet nedir?
C: Mutlak şekilde herşeyin kontrolü.
S: (L) Oh oh oh... (T) Tek dünya devleti! İstedikleri şey bu! (L) Tamam, peki bu...
C: Bilgi korur, bilgisizlik/ihmal tehlike yaratır. Farkındalık hem doğrudan hem de dolaylı olarak sizi daha az mütessir hale getirir. Son zamanlarda sentetik kan, ve kan ve plazma değişimi hakkında birşeyler duydunuz mu?
S: (L) Al sana bir solucan kutusu daha! Tamam, öğrenmek istiyorum! Bize sentetik kan ve kan plazmasından
bahsedin. (T) Bu konuda muhtemelen pek çok araştırma yapmışlardır...
C: Mutilasyon ihtiyacı azalıyor.
S: (L) Sığır mutilasyonları. Eskisi kadar hayvan mutilasyonu yapmak zorunda olmuyorlar. (ç.n.: "hayvan
mutilasyonu" daha önce açıklanmıştı.)
C: Genel nüfus içinde biyo ve siber/genetik hümanoit türlerin sayısı üssel olarak artıyor. Son 10 gün içinde
bir iki tanesine rastlamış bile olabilirsiniz.
------------------------------------------------------------------------------S: (L) Pekala, sorularıma geçiyorum. Bu gece sormak istediğim ilk soru Ark'la yazışmalarda bulunan SB
hakkında... Arkasındaki fonun kaynağı nedir?
C: Bunu biliyoruz, ama tahmininiz var mı?
S: (L) 20 soru oynamamızı istiyorlar. Var mı tahminimiz?
C: Lindemann'a sorun.
S: (L) Şimdi bunun ardında kim olduğunu biliyoruz... Rockefeller! Demek ardında Rockefeller ve grubu var.
C: Öyle mi? Yoksa bu doğrulanmamış bir söylenti mi?
S: (L) Doğrulanmamış bir söylenti olabilir elbette. Lindemann'ın ardında da Rockefeller'ların olup olmadığını
bilmiyoruz. Tamam şunu sorayım. ABD devleti mi?
C: Kastettiğin anlamda ABD devleti diye birşey yok.
S: (L) Şu şekilde deneyeyim. SB meşru bir fon kaynağı mı tüm bu...
C: "Meşru" ve sınırsız fon sağlayabilir. Ama asıl soru şu: Bunu istiyor musunuz?
S: (L) Bedeli nedir?
C: Deneylerin sonucuna bağlı.
S: (L) Bizim deneylerimizin sonuçlarına mı, yoksa onlarınkine mi?
C: Bizimkine.
S: (L) Evet.
C: Gerçekten "yer sarsıcı" birşey bulursanız, ...
S: (L) Yani gerçekten önemli birşey bulursak bunun bedeli ağır olabilir, öyle mi?
C: Belki. Veya el koyulabilir.
S: (L) Yani çalışma sonuçlarımız elimizden alınabilir! ...
C: Bir olasılık.
S: (L) SB hakkında yapabileceğiniz başka bir yorum var mı? Lindemann'ın arkasındakiyle aynı kaynak olabilir.
Peki ya... Quorum olabilir mi? Bunun arkasında Quorum mu var?
C: Evet.
S: (L) Peki aradığımız grup Quorum mu? (T) Quorum hakkında birşeyler sormamız lazım. O kadar çok
karakter var ki... X-Files'dan beter!
C: Hayır, daha eğlenceli.
S: (T) Evet, kesinlikle!
C: Dünya bankası grubu.
S: (T) Dünya bankası. (L) Onların eline düşmek istemiyorum...
C: Sakınmak kolay değil.
S: (L) Bundan sakınmanın kolay olmadığını biliyorum...
C: Yakında daha da zor olacak.
S: (L) İmkansız olduğunu söylemediler... Sadece zor dediler. Ama diğer taraftan daha zor birşeye kalkışmak
istemiyorum... Yeteri kadar zorluğumuz var...
C: Çok ilginç şeyler olacak.
S: (L) Nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kime?
C: Size. Ve sizin aleminizdeki herkese... Önemli şeylerin ortaya çıkmasını bekleyebilirsiniz.
---------------------------------------------------------------------

Tgur

#727
ABD alıntılar devamı

C: Herşeyde komplo "görmek", hiçbir şeyde komplo "görmemek" kadar tehlikeli ve faydasız. Komplo kurtlarından usanıyoruz. Çünkü çatlaklar. Çünkü GERÇEKTEN geniş çaplı zihinsel/psişik manipülasyonlar ve kontroller uygulamaya çalışanlara farkında olmadan mükemmel bir şekilde sponsorluk yapmış oluyorlar.
[ç.n. Contrail'lerle ilgili olarak Laura ile Frank arasında geçen bir konuşma atlandı, doğrudan soru kısmına
geçiyorum. Contrail: ABD'de tam olarak bilinmeyen çeşitli nedenlerle (bazen tarımsal ilaçlama için vs),devlete/orduya ait çok sayıda uçağın çeşitli bölgelerin üzerinden geçmesi sonucunda gökyüzünde oluşan çok sayıda uçak izi. Örnek: http://alturl.com/d8xi)
S: (L) ... Belki savaş oyunları oynuyorlar, belki casus uçaklar ama BİRŞEY yapıyorlar! Herkesin gördüğü,birbirine geçen tüm o izleri yaratan uçuşların nedeni nedir?
C: Büyük bölümü "eğitim uçuşu" temelli.
S: (L) Neden bu kadar çok sayıda pilotu eğitiyorlar? Neye hazırlanıyorlar?
C: Askeri bütçelerin gerekçelerinin gösterilmesi gerekiyor, bilirsin. Bkz "Askeri-Endüstriyel Kompleks'e Giriş 1"
S: (L) Yani bunlar sadece bütçeye gerekçe göstermek üzere yapılan eğitim uçuşları ve bundan fazlası değil,
öyle mi?
C: Durumun başka yönlerinin olmadığını söylemiyoruz ama "AEK" deyince çok şey söylemiş oluyorsun
zaten!
S: (L) Belirli bir nedenle bir Askeri-Endüstriyel Kompleks mi inşa ediliyor?
C: "Barış zamanı" boyunca statükoyu korumak için. Bu barış işi pek karlı değildir, bilirsin.
S: (L) Daha fazla para kazanabilmek için bir savaş başlatmak üzere hazırlıklar mı yapıyorlar yani?
C: Belki, eğer halk aldatılabilirse. Ama neyse ki halkın aldatılabilirliği daha az. Belki gerçek düşman yukarıda değil, ortada. Her zaman öyle değil miydi?
S: (L) Bu artan uçak faaliyetlerinin herhangi birinin, dünyada genel olarak insanların dünyadışı varlıklarla ilgili
artan farkındalıklarıyla ve dünyadışıların artan faaliyetleriyle bir ilgisi var mı?
C: Her zaman olduğu gibi. Ama bu farkındalık fraksiyonlaşmış ve kompartmantalize halde.
S: (L) Okuyucularımızdan biri şu soruyu soruyor: "Körfez Savaşı Sendromu" diye birşey var mı?
C: Elbette.
S: (L) "Körfez Savaşı Sendromu"nun gerçek nedeni nedir?
C: Serin aminoasidinin etkilerine karşı kullanıldığı söylenen ilaçlar; sinir gazı.
S: (L) Yani yaşamı tehdit eden bir etkiye karşı bu insanlara bir ilaç verildi ama aslında ilacın kendisi yaşamı tehdit ediyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Benzer bir konuda bir soru. İnternette konuştuğumuz çeşitli insanlardan duyduğum birşey. Çok sayıda insanın Montauk anıları bilinçaltından yükseliyormuş. Yani bu insanlar "uyanıyorlarmış." Montauk deneyinden hayatta kalanlardan biri olduğunu iddia eden bir sürü insan var. Bu adeta bir alt-kültür haline geldi. Bu mümkün mü? Bu kadar çok insanın...
C: Hayır.
S: (L) Peki bu insanlar neyi hatırlıyor? Anladığım kadarıyla çok samimiler ve o "Montauk deneyi" anılarına gerçekten sahip olduklarından eminler.
C: Bazıları, ama çoğu değil.
S: (L) O deneye katılmamış olanlar bilinçli olarak yalan mı söylüyor, kaçırılmalarla ilişkili perde anılar mı
onları yanıltıyor, buna inanmaları için onlara bir tür programlama mı yapıldı, yoksa sadece "ilgi
çekmelerini sağlayan" bir tür histeriye mi kapıldılar?
C: En yakını sonuncusu.
S: (L) Aralarında hangilerinin doğruyu söylediğini keşfetmenin bir yolu var mı? Söyledikleri şeylerin herhangi birini doğrulama konusunda herhangi bir ipucu?
C: Bariz değil mi? İlgili şahısların geçmişini iyice araştırın; bağımsız üçüncü tarafların hatırladıklarına dayanarak. Eğer ilgili bir şahıs Montauk'a yakın herhangi bir yerde hiç yaşamamışsa, muhtemelen orada
hiç bulunmamıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Kısa sorularım bitti. Roswell'le ilgili bir sorunum var. Kal Korff'un "Roswell: What they don't want you to know" (Bilmenizi istemedikleri) kitabını yeni bitirdim. Yıllar ilerlerken ortaya çıkan pek çok tanık tarafından yayıldığı iddia edilen yalanların ve kafa karıştırmaların ayrıntılı bir ifşası denebilir. Jesse Marcel olayını ayrıntılı bir şekilde inceliyor, itfaiyecinin kızının hikayesini inceliyor; cenazecinin hikayesini
parçalarına ayırıyor. Phil Corso'nun hikayesini inceliyor. Herşeyi ayrı ayrı, ayrıntılı ve derinlemesine bir şekilde ele alıyor. Ve bence mükemmel bir şekilde yapmış bunu. Tanık oldukları iddia edilen çeşitli kişilerce görülen "üzerinde hiyeroglifler bulunan küçük sopaların" kökenini tespit etmiş gibi görünüyor.
Bu tüm hikayeyle ilgili CİDDİ bir sorun yaratıyor. Problem şu ki, adam tüm hikayeleri çok güzel bir şekilde parçalarına ayırmış olmasına rağmen, onun da açıklayamadığı şeyler var ve bunlar hakkında yaptığı açıklamalar kendi tezine uymuyor. Roswell üssündekilerin top secret balon projesini BİLMEDİĞİNİ, çünkü projenin çok gizli olduğunu söylüyor! Bundan haberdar olmamaları mümkün değil halbuki! Generalin
gerçekten dünyadışı etkileşimlerle ilgili birşeylerin olmakta olduğu yönündeki yazılı beyanatını alıntılıyor
ve bu yazılı beyanı bir "söylenti" olarak önemsiz gösteriyor. Buna göre a) biri zamanda ileri-geri giderek
bazı gerçekleri değiştiriyor; tıpkı Marcel'in askeri kayıtları ve cenazecinin konuştuğunu söylediği hemşirenin kayıtlarının bulunamaması gibi, b) yine zamanda geçmişe gidip insanların gerçekte olandan başka birşeyi hatırlamaya başlamalarına neden olan bir durum ve "sahte anılar" yaratıyorlar, ya da c)sadece tüm bu insanlar yoluyla dezenformasyon yayıyorlar ve meydana gelmiş birşeyi örtbas için her tür tanık ve garip şeyler ortaya çıkarıp baştan bir senaryo yarattılar. Yorumda bulunabilir misiniz? Gerçek kazanın Roswell'de değil, San Augustin düzlüklerinde meydana geldiğini söylemiştiniz.
C: Senaryo 3'ü dene.
S: (L) Yani tüm bu "Roswell tanıklarıyla" dezenformasyon yayıyorlar, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Gerçekten meydana gelmiş birşeyi örtbas etmek için mi?
C: Evet.
S: (L) Ve dezenformasyon yaymak için ileri çıkardıkları tüm o insanların beyanları da iddianın sahte
olduğunun sanılmasına neden oluyor, doğru mu?
C: Pek sayılmaz. Kafa karıştırıcı hikayeler ve uydurmalar, gelecekte yapılabilecek ifşalara karşı suları bulandırmak için kullanılıyor. Ve tek bir taşla pek çok hedefi vuran yazarlara dikkat et. Tüm komplo
gizemlerinde olduğu gibi, kanıt dizisindeki ilk unsurlar üzerinde odaklı kalmaya devam et. Örneğin "Roswell Ordu Hava Güçleri Roswell bölgesine düşen bir uçan disk ele geçirdi."
S: (L) Oo, gazete manşetleri. Evet. Hmmm... T--- Roswell olayının gizli bir ABD grubu tarafından yapılan bir mekan-zaman yolculuğunu örtbas etmeye yönelik olduğunu düşündüğünü söylüyordu.
C: Hayır.
S: (L) Yani Roswell konusunda daha önce vermiş olduğunuz bilgiler geçerli. Şu anda bu konuya eklemek istediğiniz başka herhangi birşey var mı?
C: Roswell olayı gerçekten insan-dışı istihbarat kanıtları içeriyor.
S: (L) Bazı şeylere gerçekten katlanamıyorum. Bu araştırmacılar olay yerine gidip birşeyler eşelemeye başladıklarında bu sürekli oluyor. Yeterince derin kazmıyorlar...
C: Araştırmacı olarak tanımlanan çok sayıda kişiye bakılırsa Kennedy herkes tarafından öldürüldü.
S: (L) Evet, çok iyi anlıyorum. Olayı "dikkatli bir şekilde araştıran" bir araştırmacının kitabına göre tek bir suikastçi adayı var. "Çok iyi araştırılmış" başka bir kitap okuyorsun ve başka bir aday var. Zaman içinde okuduğun bir süre kitaba göre Kennedy'yi herkes öldürmüş olmalı. En azından Dealey Plaza'da bulunan herkes. (F) Araştırıp duruyorlar ama eğer ipuçlarını bulmak istiyorsan en başa gideceksin. "Çimenli tepecikteki" silahlı bireylerle ilgili raporlar vardı. Orada bulunanlardan edinilen ilk kanıtlar tamamen göz ardı edildi ve "alakasız" veya "yanlış algılama" diye önemsizleştirildi. (B) Kurşunların kaynağını bildikleri için saklanan, ortadan kaybolan insanlar da vardı! (L) Evet, panikten dolayı ortadan kayboldular çünkü olayı gerçekleştiren Oswald'dı! Ve Jack Ruby tam da yapılması gerekeni yapıp, bir daha hiç konuşamaması için Oswald'ı ortadan kaldırdı. (F) Ve Jack Ruby kanserden ölmeden önce sadece Dorothy Kilgallen'la konuşmuştu. Kilgallen ise intihar etmek için en iyi vaktin Ruby'yle yaptığı röportajın hemen sonrası
olduğuna karar verdi ve doğal olarak o röportajla ilgili tek bir kelime yazamadı. (L) Roswell sürecinde olan tüm o olayların gerçeğine dair kesin bir kanıt elde etmemizi sağlayacak herhangi bir iz var mı?

C: Algılayıcı istekli olmadıkça "kanıt" mevcut değildir.

---------------------------------------------------------------------------------------
S: (A) Tamam. Birleşik Alan Teorisi konusuna gelelim. Bu neye yaradığını bilmediğim şeylerden biri ve Dalga herşeyi silip yeni yapacak. Ama sonuçta bu merak ettiğim birşey ve o yüzden de sormak istiyorum....Einstein BAT için yaklaşık 30 yıl çalıştı. Belki daha fazla. Yöntemlerini değiştiriyordu. Bir noktada bir
çözüm bulduğunu mu fark etti? Tüm bu otuz yıl boyunca, doğru çözümü bulduğu bir nokta oldu mu?
C: Evet, ama ne yazık ki BAT için bulduğu çözüm TOR'u büyük ölçüde sildi. (ç.n.: TOR herhalde "Theory of
Relativity"nin kısaltması)
S: (A) Bu çözümü bulur bulmaz TOR'u ret mi etti? BAT'ın TOR'u sildiğini düşündüğü için?
C: Hayır. Eistein'ın başındakiler statükoyu korumak için TOR'u mühürledi.
S: (A) Einstein'ın TOR'u silen çözümü hangi yıl bulduğunu söyleyebilir misiniz?

C: Elbette; 1938'de.
S: (A) Bildiğim kadarıyla 1935 ile 1938 yılları arasında, Einstein'ın hiçbir şey yayınlamadığı bir dönem vardı.
38'de Bergman'la birlikte, Kaluza Klein teorisinin yeniden ortaya çıkışını teşkil eden bir yazı yayınladı. Bu tam 1938'de oldu. Sanırım o çözüme en yakın yazı da oydu.
C: Bir kopyasını edinebilir misin?
S: (A) Evet, bende bir kopyası var.
C: İyi!!! İçinde bol miktarda ipucu var.
S: (A) Anlamadığım şey, neden birkaç yıl sonra bunu tamamen terk edip tamamen farklı bir çözüm üzerinde çok sıkı bir şekilde çalışmaya başladığı.
C: Kontrol altındaydı.
S: (A) Ama birini nasıl kontrol edip yıllarca... Oou! Zihin kontrolü! Zihnini kontrol altına aldılar!
C: Bir kere neden ABD'ye göç etti sanıyorsun?
S: (L) Bu bir sürpriz değildi. Nobel Ödülü kazanmıştı ve Amerika tüm Nobel Ödülü kazananları toplamaya çalışıyordu ve ayrıca Avrupa'da Yahudiler işkence altındaydı. O yüzden bu doğaldı.
C: Bu konuda bundan fazlası var. Ya Freud?
S: (L) Sanırım Freud'u istemiyorlardı! BAT hakkında hiçbir şey bilmiyordu! (A) Şimdi, görünüşe göre Von Neumann da BAT'ın uygulanmasıyla ilişkiliydi. Ama bildiğim kadarıyla tamamen farklı bir matematik türüyle çalışıyordu. Aslında geometri, diferansiyel geometri bile bilmiyordu. Tamamen farklı şeyler yapıyordu. Peki Von Neumann'ın Einstein tarafından keşfedilen BAT'la ilişkisi neydi? Bu projeye ne kattı?
C: Von Neumann Princeton'da 7. seviye güvenlik izni ve serbest bütçe isteme izni olan üç yöneticiden
biriydi.
S: (L) Von Neumann bir zaman makinesinin yapılmasıyla da ilişkiliydi sanırım, değil mi?
C: Evet.
S: (L) O projede başarılı oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Peki neden bir beyin tümörü geliştirdi ve öleceğini anladı? Hiçbir ümit olmadığını öğrenince bir bebek gibi bağırmış. Eğer bir zaman makinesine erişimi olan biriydiyse, aklını yitireceğine neden bu konuda birşey yapmadı? Çığlıklarının yankısıyla ilgili betimlemeler korkunç. Muhteşem zihninin yakında duracağını fark etmiş. Eğer bir zaman makinesine erişimi vardıysa, onu bu sorunun çözümü için kullanırdı
herhalde. Ölümünü engellemek için her yolu denerdi.
C: Hayır Laura, o şekilde olmuyor. Ve ayrıca, eğer bir beyin tümörün varsa, bazı zihinsel garipliklerin de S: (L) Hastayken neden zaman makinesini kullanarak bir çözüm bulmak için geleceğe veya birşeyi düzeltmek üzere geçmişe gitmediğini anlamıyorum...
C: Zaman makinesi onun malı değildi.
S: (L) Yani ondan ihtiyaç duydukları şeyi aldılar ve sonra ölüme terk ettiler. (A) Tuhaf bir durum var. Kanseri
çok ani bir şekilde ortaya çıkmış. Özel olarak meydana getirilmiş birşey bile olabilir. (L) Bu da bir düşünce.
(A) Ölmekte iken beyninin mükemmel bir şekilde çalıştığı ve bunun da onun hikayesinin bir trajikliği
olduğu söyleniyor. Yaşasaydı düşünebilirdi, üretebilirdi, bir dahiydi. (L) Öldükten sonra ona ne oldu?
C: 5. yoğunluk.
S: (L) O kadarını tahmin etmiştim. (A) Daha önce BAT'lar hakkında konuşurken, söylediğim çeşitli seçenekler
arasında torsiyon konusunu izlememi söylediniz. Tüm o Ruslar torsiyondan bahsediyor. Einstein'ın 1938
yazısı bir Kaluza Klein yazısı. Torsiyonla ilgisi yok. Torsiyonla ilgili bu hikaye nedir?
C: Metinde ipuçları gizli.
------------------------------------------------------------------------------------

S: (L) Çok ilginç. (T) David (Terri'nin eski erkek arkadaşı) dünyadışı varlıklarla iletişim kurduğunu düşündüğü
sırada kimle iletişim kuruyordu?
C: KH Karargahı.
S: (T) Harika. David bir "Yıldız Çocuğu" muydu?
C: O nedir?
S: (T) ABD Hükümetinin özel eğitim veya programlama amacıyla elinde tuttuğu elit bazı parlak çocuklar
grubu.
C: Hayır.
S: (T) Bu Vincent'ın fikriydi. (L) ABD hükümetinin özel eğitime tabi tuttuğu herhangi bir özel parlak çocuk
grubu oldu mu?
C: Hayır.
---------------------------------------------------------------------

Tgur

#728
ABD alıntılar devamı


C: Capitol Hill'de Gore düğmelere basıyor.
S: (L) Gore'un herhangi birşeyle ne ilgisi var? Seçimi kaybetti. (A) Lieberman'la ortaklık yapıyor. Ne tür düğmeler? (L) Olayı ifşa etmek için mi basıyor düğmelere, yoksa bastırmak için mi?
C: Bastırmak için.
S: (L) Bu duyduğum en berbat şeylerden biri. Bazılarının iddia ettiği gibi ABD dördüncü uçağı vurdu mu?
C: Evet.
S: (L) ABD hükümeti bu saldırının gerçekleşeceğini önceden biliyor muydu? İlgili yetkili konumdaki insanlarımızdan herhangi biri biliyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Yani tamamen habersizler miydi?
C: Hayır. Ama beklemiyorlardı.
S: (A) Yani olacağını biliyorlardı ama ne zaman ve tam olarak nasıl olacağını bilmiyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bu gerçekten bir "istihbarat başarısızlığı" mı?
C: Evet. Kasıtlı.
S: (L) Saldırıyı planlayanların arasına sızan kişi birşeyler öğrenmiş olmalı ama herhalde olayı tam olarak
çözemedi.
C: Yakın.
S: (A) En muhtemel senaryo nedir? Aralarına sızan bazı kişiler vardı, bu kişiler bazı şeyleri biliyorlardı ve bu bilgiyi istihbarat örgütünün bir birimine gönderdiler ama istihbaratın o birimi bunu daha üst kısımlara aktarmadı mı?
C: Evet. Ve bilinen plan bu değildi.
S: (L) Yani sızanlar kesin planı bilmiyordu. Saldırıyı ayarlayanlar aşırıya gittiler. Kibir. (A) Saldırının ardında İsrail hükümetinin hangi kanadı vardı? (L) Muhtemelen Kochav gibi derin seviyeli ortodoks bir gruptur.
C: Evet.
S: (A) Ama bir sürü Yahudi'yi de öldürdüler. (L) Umurlarında değil. 2. Dünya Savaşı'nda Yahudiler pek çok
Yahudi öldürdüler.
C: Hırs.
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Şu ana kadar bizim düşündüğümüz şey de buydu. Bir sonraki soru: Ülke genelinde birkaç kişiye bulaşan
şarbon hastalığı, ülkemize karşı yabancı teröristiler tarafından düzenlenen bir terör eyleminin neticesi
mi?
C: Hayır.
S: (L) Kaynağı nedir?
C: ABD devleti.
S: (L) Bu hiç iyi değil. (A) "ABD Devleti" hepsi kendi arasında savaş halinde olan pek çok parçadan herhangi
biri olabilir. (L) Pekala, "ABD Devleti" derken, bu bizim devletimiz olarak düşündüğümüz devlet mi, yoksa derin devlet mi? Yani seçilmiş yetkililerimizin onayı olmadan faaliyette bulunan başınabuyruk bir dal mı?
C: İkincisi.
S: (A) Bu da belirsiz bir durum. Seçilmiş yetkililerden en az bir tanesinin bu işin içinde olduğundan eminim.
Belirli soruların cevapları az çok belli. Netice olarak şarbon ABD devletinin parçalarının birinden geliyor.
Başınabuyruk bir parça. Hangi parça olduğunu bilmiyoruz ve bilmek isteyip istemediğimizi de bilmiyoruz.
(L) Muhtemelen istemiyoruz. (A) Bu şarbonun kökenini araştırdıklarında muhtemelen başka bir ülkeye yönlendirecekler durumu. Afganistan veya başka bir yer. (L) Evet. Bu da bir yeri veya birilerini bombalamak için izin sağlamış olacak. (A) Bu doğru mantık mı? (L) Bu suçu yabancı bir unsura mı atacaklar?
C: Evet.
S: (L) Hangi unsur?
C: Irak.
S: (L) Irak'ı bombalamaya doğru mu gidiyoruz?
C: Evet.
S: (A) Ama dünyanın her yanında ABD'ye karşı protestolar başladı. İnsanlar Avrupa'da protesto için sokaklara dökülecek. Bu protestoya maruz kalmamak için ABD muhtemelen yeni bazı kanıtlar üretecek.
Belki bir şarbon patlaması veya belki tamamen yeni birşey. (L) Bu meydana gelecek birşey mi?
C: Evet.
S: ...(A) Belki Avrupa ülkelerini ikna etmek için Avrupa'da bir yerde kalkışacaklar buna. (L) Yani kim en çok protesto ediyorsa, muhtemelen o hedef olacak. (A) Ama diğer taraftan, ABD'nin orada birşeyler çevirmesi kolay olmayabilir. Çünkü kontrolün tamamen ellerinde olduğu ABD'de bunu çok daha kolay bir şekilde yapabilirler. (L) Eğer bunu başka bir yerde yapmaya çalışırlarsa, yakalanabilirler.
C: Sırada, Fransa nükleer bir silahla vurulabilir.
S: (L) Bu hiç hoş değil! (A) Mantıklı olabilir. Afganlar, Cezayirliler ve Fransa arasında bir bağlantı var. Cezayir
geçmişte Fransa'yı korkutmuştu ve şimdi bunun üzerinden çalışabilirler. (L) Dedikodu gazetesinde sözü
edildiği gibi bu ayın 31'inde bir terör patlaması olacak mı?
C: Muhtemel değil.

S: (L) Sollog denen adam birkaç yıl önce bir dizi olayla ilgili kehanetlerde bulundu. Uçağın büyük bir binaya çarpması, ardından Papa'nın ölümü, ardından görevdeki ABD başkanının ölümüne dair kehanetlerde bulunduğunu iddia ediyor. Eğer bu doğruysa, "büyük bina" konusundaki kehaneti doğru çıktı ve her an gitmesi mümkün çok yaşlı bir Papamız var. Görev sırasında ölecek bir Amerikan başkanı konusu açıkta kalıyor. Önümüzdeki bir iki yıl içinde böyle bir olay olma ihtimali var mı?
C: Evet.
S: (A) Bu olasılık %1 olabilir. (L) Olasılık yüksek mi?
C: Hayır.
S: (BT) Cheney'nin böyle bir senaryoyla ilişkili olabileceğini düşündüm. Bu ipleri oynatan başınabuyruk
grubun bir parçası olabilir mi o?
C: Yakın.
S: (L) Bunun bilincinde olmayabilir. Bence çoğu bu durumun farkında değil. Diğer herkes gibiler: kontrol
edilen kuklalar. ...Kamuoyunun gözü önündeki devlet adamlarından, karar vericilerden herhangi biri,gezegenin KH güçleri tarafından ele geçirilmesi planına hizmet ettiğini biliyor mu? Ana oyuncular
arasında?
C: Hayır.
S: (L) Bush sadece bir kukla. Pinokyo gibi. Ağzını her açışında burnu sürekli uzuyor. Yakında burnu o kadar uzayacak ki odada yürüyemeyecek. (A) Polonya'da sıkıyönetim getiren Jaruzelski denen adam vardı.Generaldi. Asker olduğu için annem onu desteklerdi. Ama ben o adamın nasıl biri olduğunu görebiliyordum. (L) Bush'un herhangi başka biri kadar ahmağın teki olduğunu anlayana kadar adamın
yaptıklarına üzülüyorsun. Ne kadar aptal biri olduğu hakkında yapılan espriler doğru! Bir kuklaya nasıl
kızabilirsin ki? Yazılıp önüne konmadan bu adamın herhangi zeki bir laf ettiğini duymadım hiç. Önüne konanı bile berbat etmeyi başarabiliyor. (A) Öyle görünüyor. Çünkü geçmişte aptal olmadığını kanıtlayan liderler kendilerini... (L) ...ölü buldular. (A) Ya da kendileri hayatta kalabilmek için milyonlarca insanı
öldürebileceklerini kanıtladılar. (L) Evet, öyle görünüyor. (A) Çok zeki bir şekilde de aptal olabilirler. (L)
Tüm bu insanlar ifşa edilecek mi, yakalanacak mı, gerçekleri ortaya çıkarılacak mı?
C: Nihai olarak.
-----------------------------------------------------------------------
S: (C) Pekala, kardeşim devlet ajanları tarafından kaçırılmakta olduğunu iddia ediyor. Peki beni kaçıranlar da mı onlar bu durumda? (L) Ya öyle ya da kardeşin bunun kendisine olduğunu iddia etmesine rağmen aslında kaçırılan sensin. Böyle söylemesinin nedeni de ekranın bir kısmının kendisi olması. Projekte ediyor, yansıtıyor. Saptırıyor. (C) K'ler ne söylüyor? (AM) Belki de kardeşin dikkat saptırmak için
kullanılıyor. O veya bu şekilde sana ulaşmak için. (A) O halde C--- bir tür derin devlet faaliyeti türüne karışmış durumda, öyle mi? (L) Öyle görünüyor. (J) Neden belirli ekranlar seçtikleriyle ilgili belirli bir neden var mı? Bazı insanların sürüngenimsilerle ilgili deneyimleri var, bazılarının mantislerle (peygamberdevesi tipi varlıklar) ve başka türde dünyadışı varlıklarla ilgili deneyimleri var. Neden böyle bir
ekran seçiyorlar? Bir insanın duygularıyla, perspektifiyle oynamak için mi?
C: Sürüngenimsiler ve mantisler ekran değil.
S: (J) Yani onlar gerçek varlıklar, öyle mi?
C: Evet.
S: (V) Gerçek 4. yoğunluk KH varlıklar. (L) Grilerle ilgili olarak... Aklıma bir düşünce geldi ve yataktan fırladım.
Gecenin ortasında yataktan kalktım çünkü sürekli bunun hakkında düşünmeye başladım. Dolan'ı okumuştum; o programları ve bu programı ozon tabakası ile dünya arasındaki tüm boşluğa yayabildiklerini okumuştum. Sonra "Neden Amerika'daki neredeyse tüm kaçırılmalar griler tarafından gerçekleştiriliyor?" diye düşünmeye başladım. Ve neden dünyanın geri kalanı başka türde yaratıklarla
ilgili deneyimler yaşıyor? Neden Amerika'daki deneyimle dünyanın geri kalanındaki deneyim birbirinden farklı? K'lerin bir keresinde Amerika'nın KH'nin başkenti olduğunu söylediklerini hatırladım ama bu tüm bu kaçırılmaların gerçekten meydana geldiği anlamına gelmiyordu. ABD'de gri dünyadışı varlıklarca
kaçırılmaların sayısının inanılmaz ölçüde fazla olması gerçeği ile ABD'nin KH'nin başkenti olması gerçeğini bir arada düşündüğümde, bir de buna zihin kontrol araştırmalarıyla ilgili sızıntıları eklediğimde, "burada neler oluyor?" sorusunu sormaya başladım. Dolan'ın anlattığı fenomene baktığımızda devletin kesin bir
şekilde UFO'larla ve dünyadışı varlıklarla ilgilendiğini görüyoruz. Ayrıca devletin bu meseleyi örtmek için gerçekten Makyavellist bir şekilde çalıştığını ve böyle birşey mevcut dahi değilmiş gibi davrandığını görüyoruz! "Bunun bir gerçekliği yok" fikrini o kadar aşırıya taşıdıklar ki, insanlar deli diye görülmekten
korktuğu için bundan bahsetmeye korkar oldu. Ya bu kasıtlıysa? Böylece eğer biri GERÇEK bir kaçırılma yaşadıysa ve GERÇEK kanıtlar ortadaysa veya gerçekten korkunç birşey oluyorsa, bunu kolayca akıl
kaçıklığına atfedebilecekler. Ya bazı korkunç şeyler konusunda GERÇEKTEN endişelilerse? Ya bazı şeyleri gerçekten gizlemeleri gerekiyorsa? Bu fenomeni inkar etmek ve herşey sadece insanların zihinlerinde oluyormuş gibi davranmak yeterli değil, çünkü bariz bir şekilde bu doğru değil. Peki Makyavelli ne
yapardı? Öncelikle yıkmak için çöpten bir adam yapardı. Dikkati gerçek dünyadışılardan saptırmak için belirli bir dünyadışı varlık türü yaratırdı. Tam zihin kontrol araştırması uygun bir aşamaya geldiğinde bir gün Whitley Strieber devletin örtbas edebilmek için bariz bir şekilde insanları öldürdüğü şeyler hakkında
çok satan kitaplar yazıyor. Eğer derin devlet gerçekten bu meseleyi toplumdan gizlemeye çalışıyorsa,Whitley gerçeği anlatan bir kitap yayınlayabilir miydi? Ve bu kitap bestseller olur muydu? Tek bir kitap da değil, aynı konu hakkında birden fazla sayıda kitap. Ve tam kapakta dünyadışı varlığın resmi. O resmi görür görmez mideleri bulanan, o tür bir deneyim yaşamış olan insanlar hakkında yazılar okudum. Herkes birden grileri görmeye başladı. Strieber'in kitabı öncesinde aynı türde olaylarla ilgili yalnızca birkaç vaka
vardı. Strieber'in kitabı bestseller olunca bu fenomen birden patladı. Gecenin ortasında bilincine vardım bu durumun. Bir başka ilginç şey daha vardı. O Roswell videosuna baktığında kendine şunu soruyorsun: bu bir kandırmaca mıydı ve eğer ben böyle bir sahtekarlık yapacak olsaydım, nasıl yapardım? Sonuçta bu hilenin 'ikna edici' olması gerekiyor, öyle değil mi? Eğer hileydiyse, hilecilerin onu standart gri gibi yapmaları gerekirdi. Ama o varlık standart griye benzemiyordu. Üstelik her bir elinde ve ayağında altı parmak vardı. Tıpkı bir çocuğun bedeni gibiydi. Büyük bir fetüs gibi görünüyordu. Eğer o video sahte olsaydı veya "popüler uzaylı realitesini" onaylamak üzere sahte bir uzaylı yaratacak olsalardı, onu tipik bir
griye benzetirlerdi, çünkü herkesin beklediği şey buydu. Mike Lindemann dahil olmak üzere araştırmacı denen pek çok kişinin bu videoyu sahte diye etiketleme nedenlerinden biri, gri denen uzaylılardan biri olmamasıydı! Reddettiler, çünkü griye benzemiyordu. Ve elbette herkes uzaylının tıpkı Whitley ı, böcek gözlü yarı böceğimsi yarlık gibi görünmesi gerektiğine ikna olmuştu. Gerçek şey önlerinde durduğu hale Whitley'in grileri gibi görünmediği için onu reddettiler.
(J) Belki de otopsi videosunun yayınlanma nedeni, projenin ne kadar iyi gittiğini test etmekti... (L) Pekala,sonuçta gerçekten bazı griler var ama bunlar Whitley'in grisi gibi görünmüyor olabilir... Tıpkı Whitley'ingrileri gibi görünen gerçek griler var mı?
C: Whitley ıskaladı.
S: (V) Benim o kaçırılmada hatırladığım şeyler Whitley'in grilerine tamamen uymuyordu. O küçük varlıklar neydi?
C: Gerçek şey.
S: (V) Üsleri Ay'da mı?
C: Çoğunun üssü Dünya'da.
--------------------------------------------------------------
S: (V) Pekala. Merak ediyorum ve daha önce soruldu mu bilmiyorum. Çin'in Irak konusundaki rolü nedir?
C: Büyük soru işareti, ha?
1525S: (V) Aklıma gelip duruyor, Çin, Çin, Çin, Çin... Şu anda çok sessizler, herhangi birşey söylediklerini duymuyorum...
C: Gerçekten de...
S: (V) Iraklılara kimyasal ve biyolojik silahlar mı sağlıyorlar?
C: Ve...
S: (V) Nükleer silahlar?
C: ?
S: (V) Söyleyemez misiniz?
C: Hayır.
S: (A) Belki de cevabı böyle veriyorlar. Cevap evet. Eğer Çin veya Rusya'nın yerinde olsaydın, elinde nükleer
silahlar olsaydı ve ÇOK paraya ihtiyacın olsaydı ne yapardın? (L) Elindeki şeye ihtiyaç duyan biri var ve işin
içinde tüm o petrol ve para var, şaka mı yapıyorsun? Eğer Saddam'ın elinde bombalar olmasa bu kadar kendinden emin davranmazdı. Ve silahlar bize çevrilmiş durumda, garanti edebilirim. (V) Devletimiz ve onun istihbaratı denen şey bunun olduğunu biliyor mu? (A) Elbette. (V) Onlarla işbirliği içindeler mi? (L)Elbette. (A) Belirli bir seviyede herkes herşeyi satıyor. (L) O seviyelerde öyle çünkü Dünya'nın nüfusunu kırmaya çalışıyorlar. (V) Çin Irak'a silah beslemesi yapan tek güç mü? (L) Neden öyle olsun? ABD de onlara
silah sağlıyor. Olayın kirlilik derecesi kavranamayacak düzeyde. Hepsi aynı yatakta. (V) Laura haklı mı?Dünya liderlerinin amaçladığı...
C: Plan bu.
S: (A) Ama hatırlamalısın ki eğer bir ülke diğer bir ülkeye silah satıyorsa, bu silahların çalışacağı anlamına gelmez. Satmak birşey, kullanmak farklı birşey. Zaman zaman bu silahlar çalışmıyor. (V) Ne kadar pis bir
oyun, ha? (L) Korkunç.
C: Bu hoş düşünceyle birlikte, hoşçakalın.
-------------------------------------------------------------------------
S: (L) Bush'u Irak'la savaşmaya iten şey nedir?
C: Emirler. Bush neyi niye yaptığı konusunda çok az şey biliyor.
S: Bu savaş draması dikkatimizi dağıtıp bizi bir koku hali içinde tutmak için oynatılan bir oyun mu yalnızca?
C: Aşağı yukarı.
S: ABD'nin bombalanacağını söylemiştiniz ama bir başka defasında da nükleer savaş olmayacağını
söylediniz.
C: "Bombaların" hepsi "nükleer" değil. Ve ayrıca "doğal bombalar" var.
S: (A) Dünya Ticaret Merkezi'nin çökmesi ile ilgili birşey sormak istiyorum. Maddeyi parçalamış gibi görünen
sismik faaliyetlere ve olağandışı darbelere dair bazı kanıtlar var.
C: Çok iyi gözlem ama bu insan kaynaklı sabotaj anlamına da gelmiyor. Kesinlikle "darbeler" vardı. Bunlar "şekillendirilip" yönlendirilen "doğal" bir kaynaktan geliyordu.
S: "Doğal kaynak" derken?
C: Gezegen enerjilerinin yapay yollarla toplanıp kullanılması. Bir tür yapay deprem.
S: Ama sonuçta bu da teknoloji. Bu tür şeylerin operasyon merkezi neresi?
C: 4. yoğunluk teknolojisi.
S: Bunu biliyoruz. Ama bu işin içinde insan beyni de var. Bu olayın ardındaki beyinler kim?
C: Pentagon'un neden pentagon (beşgen) olduğunu düşündünüz mü hiç? İpucu!
S: Pentagon'u da 11 Eylül saldırında vurulacak binalardan biri olarak seçmelerinin nedeni bu mu? Şüpheleri
azaltmak için mi?
C: Aynen öyle!
S: Pentagon'un 4. yoğunluk bölümleri var mı?
C: Kesinlikle. Derinde ve gizli bir yer.
S: (A) Şimdi, bir yanda Pentagon var, bir yanda bir diğer süpergüç olan Rusya var, onun dışında bir Çin var...
C: Yalnızca tek bir süper güç var. ABD'nin tek özelliği merkezde olması.
S: (A) Hmm. (L) Belki de bu diğer ülkelerin başlarının hepsi George Bush gibi. Yaptıklarını neden yaptıklarını
bilmiyorlar. Senaryo hep başka bir yerden belirleniyor. (A) Avrupa... Fransa veya Rusya ve bir başkası böyle bir teknolojiye karşı nasıl zafer kazanabilir? Tek bir merkez olduğuna göre ve bu teknolojinin
merkezi ABD olduğuna göre durum çok ümitsiz görünüyor.
C: Perseus'u, Davut ve Calut'u (Golyat) hatırlayın. Ayrıca, yardım yaklaşıyor.
S: (A) Yardım. (L) "Yardım yaklaşıyor" diyorlar ya, bazen bunun aslında "geleceğin" yaklaştığı ve yardımı yapacak olanların da biz olacağımız anlamına geldiğini hissediyorum! [kahkaha]
C: Yakın, ama hepsi bu değil.
S: (A) Yani bizi bekleyen sürprizler var. (L) Savaş karşıtlığına konsantre olmanın bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. "Bush'u savaş suçuyla itham etme" üzerinde odaklanmaları gerektiğini düşünüyorum.
Ama Bush'u hesaba çekmek ne işe yarayacak ki? Gore da olsa aynı şey olacaktı. İnsanlar 4. yoğunluk manipülasyonu gerçekliğine uyanana kadar hepimiz lağım batağında sürünmeye devam edeceğiz.
C: Doğru.
S: (L) Sanırım tüm insanlar savaş meydanında toplanacak ve karşı tarafın ödünü patlayacak birşey olacak.
C: Belki...
S: (A) Mesele şu ki, insanların seçeneği yok. Köşeye sıkıştırılıyorlar. Şu anda tek yapabilecekleri şey Bush'u
yargılamak. Bunu yapmazlarsa yapabilecekleri başka birşey yok. Çünkü hiçbir şey yapmazlarsa, hiçbir şey yapmamanın suçunu taşıyacaklar. Tıpkı Almanya'nın Hitler'den sonra yaptığı gibi. Aynı işaretler şimdi ve burada mevcut: Durum tıpkı 1939 Avrupası gibi.
(L) Ne yaparsak yapalım, sonucu tahmin edemeyiz. Faydası olup olmayacağını bile bilemeyiz. Bildiklerimize dayanarak en iyi çabalarımızı gösterip bir andan diğerine doğru olanı yapmamız gerekiyor sadece. Çünkü Bush'u yargılama konusunda ısrar etmeyi sürdürürsek, sonunda "vatan düşmanı" olarak kendimizi
hapiste bulabiliriz.
(A) Ne öğrendik? Yardımın yolda olduğunu. Çalışmayı bırakamayacağımızı biliyoruz. Bir anlamda, yardımın
meydana gelmesine yardım ediyoruz.
(L) Bazı insanlara, savaş karşıtı duruşun insanları daha fazla bölmekten başka bir işe yaramadığını yazdım.
Bush'u desteklemek için savaşı savunan insanlar var ve diğer yanda ise savaşı ve Bush'udesteklemeyenler var. Bush'u destekleyip desteklememe üzerine dönüyor herşey. Herkes Saddam'ın
kokuşmuş biri olduğunu kabul ediyor ama Bush'un meseleyi çözme biçiminin uygun olup olmadığı konusunda uzlaşamıyorlar. İnsanlar bu meselede karşı karşıya getirilmekte olduklarını ve bu durumun
Bush'un işine geldiğini unutuyorlar. GERÇEK meseleler üzerinde odaklanmaları gerekiyor: Bush bir yalancı. O bizim yasal başkanımız bile değil; seçimi alçakça yollarla kazandı. Kriminal bir aileden gelen kriminal biri. Bush'un gerçekte kim veya ne olduğu ile ilgili somut gerçeklerin ve haberlerin paylaşılması gerekiyor. İşte ancak o zaman asıl tartışılması gereken mesele tartışılır: Bush'un kendisi ve onu kendi amaçları için kullanan Konsorsiyum.
Bush yalnızca bir temsilci. Konsorsiyumun temsilcisi. İnsanlar tüm meselenin tıpkı Eisenhower tarafından öngörüldüğü gibi Endüstriyel-Askeri Kompleksin çıkarı için manipüle edildiğini görmüyorlar. Bush bu Konsorsiyumun bir kuklası yalnızca. İnsanlar asıl tehlikeyi görebilse, Konsorsiyumun bir ürünü olan Bush'u hesaba çekse ve onun yerine tıpkı Kennedy gibi iyi birşeyler yapmaya çalışan doğru dürüst birini başkan yapsa...
Anlıyoruz ki Kennedy tehlikeyi yeterince ciddiye almadı. Alsaydı, belki de yapmak istediklerini yapabilirdi:
CIA'yı dağıtabilirdi, ordunun elini bağlayabilirdi, halk için daha eşitlikçi birşeyler yapabilirdi, sivil hakları ve sivil özgürlükleri geliştirebilirdi.
Suikaste uğramayacak kadar zeki, temiz ve konsorsiyum tarafından köşeye sıkıştırılamayacak birini Beyaz Saray'a getirebilseydik, birşeyler GERÇEKTEN DEĞİŞEBİLİRDİ.
(A) Sorun yalnızca Amerika'da. Amerika rahat dursaydı, Saddam meselesi doğru dürüst çözülebilirdi. Kimse Saddam'ı sevmiyor. Saddam'ın birşeyi yok. Kimse için bir tehlike değil. Ama Bush tüm dünya için bir tehlike. Bu krizi yarattı ve tüm dünyayı birkaç ay içinde cehenneme çevirdi.

(L) Yaptığı şeyi yapabilmesini sağlayan şey de medya. Tüm dünyayı yok etmeye çalışıyor. Medya Yahudilerin elinde ve onların da tek amacı var: Tüm Filistin'i ele geçirmek ve intikam almak. Bush'un önüne takip etmesi için bir havuç sarkıtıyorlar ve eninde sonunda kendi sonlarını da getirecek birşeye kalkıştıklarının farkına bile varmıyorlar. Yahudiler aslında tüm Sami halkları yok etmek isteyen Konsorsiyumun senaryosunu uyguluyorlar ve kibirleri bunun farkına varmalarını engelliyor. Bu yüzden de George Bush'un tüm gezegeni kaosa sürüklemesine yardım ettiler. Son an geldiğinde neden herkesin onlardan nefret ettiğini merak edecekler, tıpkı Amerikalıların neden dünyada en nefret edilen ülke olduklarını merak edecekleri gibi. Kibirleri gözlerini kör ediyor.
(A) Oyun Teorisini azami derecede uyguluyorlar. Bu oyunu oynuyorlar. Hassas dengeyi kendi istedikleri noktaya yönlendirmek için nerelerde düğmeye basıp insanları birbirine düşürmeleri gerektiğini biliyorlar.
(L) Siyaset dünyasında kimse temiz değil. Kimse. Hepsi kirli ve tüm bunları görebilirsen yapmak istediğini yapabilirsin. Suçu Yahudilere atmak korkunç birşey gibi görünse de herşey gelip onlara çıkıyor. Gerçek buysa ne yapabilirsin ki? İzleri takip ediyorsun ve izler onlara çıkıyor: Siyonistler.
(A) Onların oyun teorisini yıkacak birşey meydana geldiğinde tüm operasyonları çökecek. Oyun teorisi
verilere dayalı.
(L) Vincent Bridges gibi. Onun oynadığı oyun bizi sinirlendirmek, şantaj yapmak, "tüm korkunç hikayenizi
anlatacağım" diye tehdit etmek üzerineydi. Önce ben söyleyeyim! Mükemmel değilim ve kesinlikle hatalar yaptım. Ama kimse bunu kullanıp beni kontrol edemez. Eğer insanlar da bunu yapabilirse, yani
eğer hatalar yapmış olmaktan dolayı yargılanma korkularını yenebilirlerse, o zaman kimse de bunları kullanarak seni kontrol altına alamaz.
(A) Şimdi bu Bush var ve Skull and Bones adlı gizli örgüt var. Ve İlüminati var. Ve bunlar birşeyin peşinde.
Yani Bush'un arkasındaki kişi de muhtemelen birşeyin peşinde. Muhtemelen bizim insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz tek şey bu proje üzerinde çalışmak. Belki o zaman bu karanlık gruplar peşinde
oldukları şeyi elde edebileceklerini umarak insanları kitleler halinde yok etmeye bir son verirler. Sonuçta,
eğer dünyayı yok ederlerse elde edebilecekleri hiçbir şey yok.
(L) Bir de Kuzey Koreli herif var. George Bush'un kopyası; söylediği ve yaptığı herşeyde George Bush'u model alıyor. Yaptıklarını izlemek komik hatta. "Dünyayı havaya uçuracağım!" "Hayır, siz değil, onu önce
ben havaya uçuracağım! Amerika'yı bir ateş denizine çevireceğim." Bush "Irak'ı öyle bir bombalayacağım ki, onu taş devrine geri döndüreceğim" diyor. Öbürü de "Hayır, döndürmeyeceksin, siz bunu yapmadan
önce biz SİZİ taş devrinden de öncesine döndüreceğiz!" diyor. Özdeş karakterler. Delirmişler! Bunların cehenneminde yaşıyoruz. Herhangi bir yorum?
C: Durum gerçekten pek iç açıcı görünmüyor. Ama KH'nin Aşil topuğunu hatırlayın: Arzuya Dayalı Düşünüş.
S: Bu durumda, onların arzuya dayalı düşünüşünün bizlere nasıl bir faydası olacak?
C: Büyük bir hata yapılacak. Bu hata sonucu "perdenin ardındaki adam" ifşa olacak.
S: Yani yapmakta olduğumuz şeyi yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Tıpkı Bridges gibi bir hata yapacaklar
ve gerçek yüzleri ifşa olacak. Sormadığımız ama bilmemiz gereken başka herhangi birşey var mı?
C: Yalnızca yolunuzda yürümeye devam edin. İyi gidiyorsunuz! Hoşçakalın.
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (Galahad) Dünya Ticaret Kulesine çarpan uçaklar resmi hikayedeki gibi gerçekten ticari uçaklar mıydı?
C: Evet.
S: (Galahad) Gerçeğe ulaşmak isteyenlerin kafasını karıştırmaya ve saptırmaya yönelik pek çok
dezenformasyon var.
C: CIA kafa karıştırma cambazı.
S: (Galahad) Pentagon'a konmuş herhangi bir patlayıcı var mıydı?
C: Patlayıcıları uçak getirdi.
S: (L) Şüphelendiğim gibi tam da o iş için yapılmış bir uçak mı? Hem özel materyallerden yapılmıştı, hem de
kanıt kalmaması için o özel materyalleri paramparça edecek şekilde bir bomba düzeneği vardı bence.
C: Evet. Kesinlikle.
1548
S: (Perceval) Daha önce Denver Havaalanı'ndaki bir skandaldan bahsetmiştiniz. Bu hala geçerli mi yoksa bir
şeyler değişti mi?
C: Bununla bağlantılı olarak meydana gelecek şeyler var. Takip etmeye devam edin.
S: (Galahad) Bunun 11 Eylül olaylarıyla bir ilgisi olacak mı?
C: Evet. Oo, evet!
S: (Perceval) Uçuş simülatörleriyle bir ilgisi var mı?
C: Hayır.
S: (L) 77 sefer sayılı uçağı Denver'a mı indirdiler?
C: Çok mümkün.
S: (Galahad) Daniel Hopsicker ajan mı?
C: Elbette. Bunu görebilirsiniz.
S: (Galahad) ABD'de ajan olmayan herhangi biri var mı?!
C: ABD'de görmek zor.
---------------------------------------------------------------------

Tgur

#729
ABD alıntıar devamı

S: (L) Diğer bir deyişle KH konsorsiyumunun yüksek merkezleri olanların yaratıcı enerjisini bastırmaya,
çalmaya ve kontrol altına almaya yönelik faaliyetleri kendi yıkımlarının nedeni olabilir çünkü bu enerji
kontrol edilemez. (A) Evet ama bu herkesin başına bela oluyor. (Perceval) Belki de planları budur, sonuçta
gezegeni yıkmak istiyorlar. (L) Evet ama zannetmiyorum ki Bush ve kafadarları gibi insanlar gezegeni
yıkmak istesin, ama onlar yine de olup biteni çok fazla bilmiyorlar. Peki, bu konuda başka bir şey? (A) Bir
iddiaya göre ABD, İngiltere, Rusya ve Fransa hepsi yaklaşan tsunamiyi biliyorlarmış ama kimseye
söylememişler. Bazı somut kanıtlardan ABD ve İngiltere'nin bildiğini biliyoruz ama peki ya uydular gibi
yollarla böyle şeyleri açığa çıkartacak bu kapasitelere sahip olan Fransa ve Rusya?
C: Gerçekten de biliniyordu ve gizli tutuldu ve Fransa ve Rusya'yı küçümsemeyin.
S: Bu mesele teknolojiyle veya kötü niyetlerle mi alakalı?
C: Teknoloji ama biraz da "kötülük". Fransa'da hala biraz denge var. Bu olayda "kötüler" önceden
biliyorlardı.
S: Dünya Ticaret Merkezi'ni vuran iki uçakta da yolcular ve mürettebat var mıydı?
C: Evet.
S: Uçaklarda sözü edilen hava korsanlarından herhangi biri var mıydı?
C: Hayır.
S: Dünya Ticaret Merkezi'ni vuran uçaklar yakınlardaki helikopterler veya başka uçaklar tarafından mı
kontrol ediliyordu?
C: Gerekli bile değil. Uçakların bilgisayarları yeterli.
S: Peki yolcular ve mürettebat, bilinci nasıl kaybetti?
C: Uçaktaki havalandırma sistemi ile salınan gaz hakkında tahminde bulunmuştunuz bile.
S: Barbara Olsen yaşıyor mu?
C: Şimdi bu çok ilginç bir soru. Taşınma partisi için sığınağını daha konforlu hale getirmekle meşgul diyelim.
S: Delta 1989 indikten sonra Cleveland'da ikinci bir mecburi iniş var mıydı?
C: Hayır, bu sadece mevzuyu bulanıklaştırmak içindi.
S: Yani bu sadece istihbarat servislerinin gerçek zamanlı olarak dezenformasyon tohumu ekme çabalarından
bir diğeriydi. Bu da 93 numaralı uçağın gerçekten de Pensilvanya'da çakıldığı anlamına gelir.
C: Çakılma?
S: Yani vurulduktan sonra çakıldı. O zaman vuruldu?
C: Kesinlikle. Bunu güvenilir bir kaynaktan öğrenmiştiniz.
S: Öyleyse, vuruldu çünkü yolcular kontrolü ele almaya hazırlanıyordu ve bu da ortaya çıkmasını
istemedikleri birşeyin ortaya çıkmasına neden olacaktı?
C: Evet.
S: Peki neden bu insanlar Dünya Ticaret Merkezi'ne çarpan uçaklardakiler gibi gazlanmadılar?
C: Mekanik aksaklık. Arzulu düşünce her zaman ayağa dolanır.
S: Peki 93 numaralı uçak vurulmasaydı nereye gidecekti?
C: Beyaz Saray. Yangın bunun beklentisiyle önceden çıkarılmıştı ve söndürülmesi ve örtbas edilmesi gerekti.
S: O sırada uçak çarpmadan önce Pentagon'da da yangın haberleri vardı, bu Beyaz Saray'daki gibi birşey
miydi?
C: Evet.
S: Dick Eastman'ın öne sürdüğü gibi 77 numaralı uçak Başkent Washington'daki Reagan Havalimanı'na iniş
yaptı mı?
C: Wright Patterson Hava Üssü'nü dene.
S: Başka bir yere gitti mi, WP'den sonra?
C: Sadece parçaları.
S: Ama eski bir celsede 77 numaralı uçağın Denver'a iniş yaptığı ve bunun Denver Havalimanı skandalının
muhtemel kaynağı olabileceği söylenmemiş miydi? ["Parçaları" ifadesinin anlamı üzerine tartışma. Uçak
ve yolcuların "ayırıldığı" ve uçağın parçalarının başka bir yere, muhtemelen Denver'a taşındığı sonucuna
varıldı.]
C: Şimdi anlıyor musunuz?
S: O gün halka açıklanmayan başka uçak kazaları var mıydı?
C. Bunu araştırıp çelişkili bilgiler bulabilirsiniz. Ama, yoktu.
S: Pentagon'daki hava saldırısı yasal eğitim tatbikatlarına katılan ve o günkü olayların gerçeğini
anlayabilecek insanları ortadan kaldırma amaçlı mıydı?
C: İlginç bir soru daha! Peki ya donanma?
S: Ne olmuş donanmaya?
C: Belki de anlatmadıkları birşeyler biliyorlar. Belki de bildikleri şey onlara "doğalarıyla" ilgili bir saygınlık
kazandırıyor ve burunlarını sokma konusunda onları tereddüde düşürüyor.
S: Açabilir misiniz?
C: Donanmanın zorbalarla oynamayacağını söyleyelim sadece çünkü daha büyük zorbaları biliyorlar.
Donanma, Philadelphia deneyinden çok şey öğrendi. Baba George Bush, duyduğu ve gördüğü şeyler
hakkındaki tüm veriyi elde etmeyi denedi ama başaramadı.
S: Donanma, şu an ne yapıyor?
C: Kendini öne çıkarmadan bekliyor.
S: 11 Eylül saldırılarını planlayan taraflardan biri diğerine şantaj yapmaya çalıştı mı?
C: Kesinlikle ama bununla ilgili sorunlar çıktı.
S: Denver havalimanı skandalı hükümeti açığa çıkaracak demiştiniz; devlet başka bir tarafça kasten ifşa mı
edilecek?
C: Havalimanlarının hem KH hem BH tarafından kullanıldığını söylemiştik.
S: Yüksek seviyelerde bulunanlar arasında nasıl devam edileceği konusunda bir iç anlaşmazlık var mı?
C: Çeşitli seviyelerde, evet. Ama "tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş" deyişini bilirsiniz.
S: Ne anlamda?
C: Tepedekiler, her birinin gizlediği bir amaç nedeniyle oradalar. Nüfuz etmek için harekete geçme fırsatını
bekliyorlar. Ama Bush'u kontrol etmenin giderek zorlaştığını öğreniyorlar.
S: Pentagon saldırısı videomuzu kaç kişi izledi?
C: 300 milyon.
S: Arapçası da piyasaya çıkınca bir çıngar çıkmasını beklemeli miyiz?
C: Belki.
------------------------------------------------------------------------------
S: (H) ABD nüfusunun yüzde kaçı gerçekten düşünüyor?
C: Katı bir tanımla %12. (Grubun bu orana şaşırması)
C: HAARP beyinleri tapyokaya çevirirken başka ne bekliyorsunuz?
(Perceval) O zaman bu, bir zombi ulusu?
C: Ağzımızdan aldın.
S: (Perceval) Peki HAARP sadece ABD nüfusunu mu etkiliyor?
C: Çoğunlukla.
S: (Perceval) Grup üyeleri açısından, tek çözüm, ABD dışına çıkmak mı? Bu, doğru mu?
C: Veya farkında olmak ve ağ çalışması.
-----------------------------------------------------------------------------------
S: (Atriedes) Güzel. (Perceval) Bu son celseye bir referanstı sanırım. (L) "Yeni kan". (Atriedes) Seksi bir Signs
sayfası. (Perceval) İsrail'deki yeni ABD üssünün amacı nedir? İsrail'deki 65 km2'lik ABD üssü?
C: Hangisiyle ilgili sorduğuna bağlı: İsrail veya ABD.
S: (Perceval) İsrail için soracak olursak?
C: Çıkarları korumak.
S: (Perceval) Peki ABD açısından sorarsak?
C: Çıkarları korumak.
--------------------------------------------------------------------------
S: (Joe) Yeni bir devrimden endişeleniyorlar. (L) Peki Fransa'yı zor duruma sokmaya çalışanlar kim?
1593
C: Meşhur Siyonaziler.
S: (L) Peki onlara karşı olanlar kim?
C: Sarkozy'nin de aralarında bulunduğu diğerleri. Ama Sarkozy bazı yollarla onların gönlünü almaya çalışıyor.
S: (H) Segolene Siyonazilerle daha yakından mı bağlantılı?
C: Bu ilginç bir soru: Seçimi kaybetmek üzere seçildiğini söyleyelim sadece.
S: (H) O halde ona çok yakın olan Julien Dray adlı şahıs önemli oyunculardan biri demektir.
C: Öyle. Sarkozy durumun üstesinden gelebileceğini sanıyor ama kaplanın kuyruğunu tuttuğunu görecek.
S: (Joe) Yani temelde hem Sarko hem de Segolene özellikle seçildi ve Segolene seçimde makul bir kaybeden
taraf olabileceği için seçildi. Herşey zaten Sarko'nun kazanacağı şekilde ayarlanmıştı.
C: İyi analiz. Görüyor musunuz? Bize ne için ihtiyacınız var ki?
S: (S) Yani Sarkozy'yi seçtiler, çünkü onu istedikleri gibi yönlendirebilecekler. Sarkozy Siyonistlere karşı
duruyor gibi ama yakında bunun bir önemi olmadığını, onu iktidara onların getirdiğini ve ona istediğini
yaptırabileceğini anlayacak...
C: Karşı değil, sadece onlardan daha zeki olduğunu sanıyor.
S: (H) Yani Sarko'nun bazı sosyalistlerle uzlaşma önerisi denilen şey aslında Fransız hükümeti içinde Siyonist bir cephe oluşturulmasına yönelik.
C: Aşağı yukarı.
S: (Joe) Fransa'nın elini kolunu bağlamak istiyorlar dediniz. Bu bir terör saldırısı şeklinde mi olacak?
C: Pek sayılmaz, sadece ABD ve İngiltere'deki koşulların Fransa'da da oluşturulmasına yönelik.
S: (L) Yani faşizm. Faşizmin kelime anlamı bu: bir demet çubuk gibi bağlanarak bir araya getirilmiş şey. (H)Peki hiç iyi adam var mı?
C: Çoğu ölü.
S: (iç çekişler) (L) Yani kısaca, işimiz bitti!
C: "İyi adamlar" siz olun.
S: (gergin gülüş) (H) Nisan'da meydana geleceğini söylediğiniz şeylerin Fransa seçimlerinin zamanlamasıyla
bir ilgisi var mı? Seçimler Nisan sonunda başladı.
C: Evet ve daha ortaya çıkacak şeyler var.
S: (H) Bu gece bununla ilgili bize birşeyler açıklamanız mümkün mü?
C: Bush Nisan'da ne yapıyordu? Blair? Sarkozy?
S: (S) İran'ı havaya uçurmayla ilgili toplantılar yapıyorlardı! Benim teorim bu. (Ailén) Yakında taşınmayı
düşünmemiz gerekir mi?
C: Vakti gelince taşınma gerçekleşecek.
S: (S) Harika, yeniden taşınıyoruz! (A) Belki de kendi isteğimizle taşınmayacağız, can güvenliğimiz için
taşınmak zorunda kalacağız! (gülüşme). (L) Öyle mi olacak?
C: Hayır!
-----------------------------------------------------------
S: (L) Signs sayfasında çalışabilir. (Andromeda) İyi fikir! (A) ABD ile Putin arasında şu anda artmakta olan
gerilimin geleceğinin ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Çoğu şov ama şurası gerçek ki Putin zalimi (ABD'yi) tuzağa yönlendiren akıllı bir adam.
S: (L) Ama bunun nedeni iyi bir adam olmasından ziyade bunun bir güç mücadelesi olması sanırım.
C: Evet.
S: (Ailén) Putin bu konuda Chavez'le işbirliği yapıyor mu?
C: Elbette.
S: (L) Elbette, herkesle işbirliği yapar. Aptal bir adam değil. Bush'tan çok daha akıllı. Bence Sarkozy'den de
akıllı ve kesinlikle Blair'den de. Nöronlarını çalıştırıyor. (A) Pratik bir soru: PoB Wroclaw'daki daireyi satsın mı?
-----------------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala. Bu geceki maceraya neden "ABD yıkıma doğru ilerliyor" diye başladınız?
C: Sonucun değişmesi için herhangi birşeyin yapılabileceği noktayı geçti.
S: (L) Sonuç nedir?
C: Artan iç karışıklık. Almanya'da neler olmuştu?
S: (L) Almanya'da ne zaman ne olmuştu?
C: Savaşın sonuna doğru. Hitler'in çılgınlığı ve dünyanın Almanya'ya karşı nefreti.
S: (L) Pek parlak bir resim değildi sanırım. (J) Dünya Almanya'yı bombaladı...
C: Evet. Bunu nihai olarak ABD'de de bekleyin.
S: (J) Nükleer bombalar mı?
C: Ve fazlası.
S: (A---) Bu durum dünyanın kalanını da mı yok edecek?
C: Pek sayılmaz... ama kozmik faktörlerin yıkıcı etkileri olacak. (ç.n.: muhtemelen kometler vs kastediliyor)
---------------------------------------------------------------------------------
S: (Joe) Büyük bir şehir mi? (P---) Büyük Elma? New York? (A---) Başkent mi? (Allen) Veya bir şehirden
fazlası! (Joe) ABD'nin kendisi, Tepenin Üzerindeki Şehir. Burada kozmik bir felaketten mi bahsediyoruz?
C: Nihayetinde evet.
S: (L Joe'ya) Bu düşünce seni çok sevindirmiş gibi görünüyor! (gülüşme) (Joe) Hayır, sadece bu konuda başka
bir soru daha sorarsam "Şansını zorlama" yanıtı alacağımı biliyorum! (Ark) Bu arada, çok alakalı
olmayabilir ama Rus haberlerinde yeni Putin Doktrini vardı. Artık füzesavar sistemleri
geliştirmeyeceklermiş. ABD'nin füzesavarlarına karşı çok hızlı ve güçlü saldırı silahları geliştireceklermiş.
(L) Artık savunma odaklı değiller yani... (Ark) Hayır. (L) Sadece bizi oyalamaya çalışıyorlar. Oyunun bir
parçası. (Joe) Bu ayın başında, Norveç üzerinde görülen ve Rus ordusuna ait olduğu iddia edilen füze testi
hakkında ne söylersiniz? Füze miydi?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------------

Tgur

#730
ABD alıntılar devamı

S: (L) Dürüst olmak gerekirse beklemiyordum. Çünkü insanlara yapay olmadığını bile söylemiştim. Bunun çok abartılı olacağını düşünmüştüm. ...Sormak istediğim soru, nasıl yapay olarak deprem meydana getirebildikleri. (Ark'a) Sence nasıl deprem meydana getiriyorlar? (Joe) Uzaydan uydularla. (Ark) İnternet'ten araştırman yeterli! (gülüşme) Evet, İnternet'te var. Dünyaya doğru giden özel dalgalar yaratıyorsun ve doğru yöne yöneltiyorsun... (L) Buna inanmıyorum. Bunu yapacak kadar güçleri yok. (Joe)
Peki depremi kim meydana getirdi?
C: ABD.
S: (Joe) Devlet seviyesinde mi, yoksa süper-gizli saçmalık mı?
C: Derin devlet.
S: (L) Peki bunu nasıl yaptılar? Ark'ın bahsettiği dalga türleriyle mi?
C: Yakın. Ve şu anda kimsenin onlarla münakaşa etmediğine dikkat edin!
S: (L) Yani böyle birşey yapabilecek gücün var, o yüzden de kimse senin işine karışmaz. (Ark) Ama asıl soru
şu: Depremi gerçekten Haiti civarında mı meydana getirmek istediler, yoksa bir hata mıydı?
C: Evet, hazırlık yapıldı.
S: (Andromeda) Yani kasıtlı olarak Haiti'de yaptılar. (Ark) Ben olsam nasıl yapardım? Bir denizaltı kullanırdım, fay hattına yaklaşırdım ve o denizaltı üzerinden, dalga güçlendiriciyle bir dalga sinyali yaratırdım. Okyanus altında faylar var. Fayı doğru frekansla doğru yönde hareket ettirmen yeterli olur.
C: O şekilde fazla tehlikeli olur, çünkü dalga sinyalleri denizaltıyı da parçalardı. Çoklu noktalardan uzay
silahları kullanmak daha iyi.
1684
S: (Belibaste) Neden özellikle Haiti'yi hedef aldılar?
C: Güney Amerika'ya yakın. Elverişli bir yer, petrol ve emperyalistik nitelikte başka faktörler.
S: (Andromeda) Bu bir deneme gibi birşey miydi?
C: Hayır.
S: (Burma Jones) Bu şeyi daha önce çok kullandılar mı? (Joe) Kolombiya'da kullandılar.
C: Bir veya iki kere
S: (Joe) Uzay mekiğinde kullandılar. (Psyche) Demek Chavez o yüzden o kadar eminmiş. (Ark) Bir adada yapmak, karasal bir yerde yapmaktan çok daha kolay... (L) Evet, çünkü okyanus tabanından bir ayrım var ve farklı katmanlar var. Büyük bir toprak parçasındaki bir fayı harekete geçirsen bu çok kontrol dışı bir hale gelebilirdi. (Andromeda) Kaliforniya gibi mi? (Joe) "şu anda kimsenin onlarla münakaşa etmediğine dikkat edin!" derken, dünyadaki başlıca devletler bu olayın aslında bir...
C: Evet.
S: (Joe) İnsanları susturmanın iyi bir yolu.
C: Karşıtlara gözdağı.

bona fide

#731
kısa bir aradan sonra tekrar merhaba Tgur ve forum. Bu 20 günlük yokluğumda ontarino gölü kıyısındaki 10 odalı kulubemde doğayla başbaşa yazın tadını çıkarmakla meşguldum.yeşillik mavilik serinlik gerçek zenginlik şimdiden özledim...  bu havayı atarak 20 günlük internet erişim problemimi ve nete giremediğim için forumdan uzak kaldığımı saklamaya çalıştığım hatta yaşamımın 40 km2 bi alanda geçtiği anlaşılmıyordur umarım. ve ilginçtir internet yokken sadece forumu merak ettim engin bilgilerimden yoksun kalmanıza üzüldüm. ikgün önce geldi ve paylaşımlarını okumaktan gözlerim kızardı net yine giderse aklım kalmasın diye. allahtan gitmedi endişeli bekleyiş devam ediyor.

paylaştığın bir bölümde nötrinolardan bahsediyorlar nette ekşi sözlukte 7-8 sayfa konu hakkında yorumlar var fizikle alakası olmayan ben açısından en azından anlamasamda keşfine yoğunluğuna dair anlıyor gibi oldum. paylaştığın kısım şu;

C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp "evet" diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir "bilinç birimi" veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime
sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha "yoğun" olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak
ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon. Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek
zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket
edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının "sevgi ve ışık" fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.

S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?

C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.


ekşide yazana göre evrenimizdeki yoğunluğu santimetreküp başına yaklaşık 336 adet yani bu heryer onlarla dolu demek oluyorsa titreşim frekanslarıyla bilince ve ruha yöneliyorlarsa ve maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturan temel parça öyle yazıyor celsede ve ekşi sözlükte nötrinonun çıkış noktası olan güneşten galaksinin sonuna kadar nötrinonun ilerlediği yol üzerine kesintisiz şekilde kurşun engeli konulsa bile nötrino engel yokmuş gibi herhangi bir yavaşlama göstermeden yoluna devam eder.dediğine göre bu nötrinolardaki veriler evrende -veri dedi kasyopalılar-herkese herşeye eşit ölçüde dağıtılıyorda bizdeki frekans mı onu ya alıyor ya almıyor yani biz ne kadar bilgi edinmeye öğrenmeye azmedersek mi desem ya da bizdeki istek mi onun bizde yoğunlaşmasını sağlıyor daha doğrusu bilinci artırmayı. sonuçta illaki açık alan temiz doğa olması farketmiyor bu nötrinolar her yerden geçiyor ama yoğunluğunu biz mi sağlamış oluyoruz.o halde bu isteğin içeriğide değişebilir farketmiyor iyi kötü mefumu adına  sonuçta nötrino akışta surekli ve zihin ne isterse ona yoğunlaştırabilir istediği yönde donanımını artırabilir mi reich nin yaşam enerjisi dediği şeye de benziyor yoksa tamamen yanlış mı anlamışım.

artı yine yukardaki paylaşımında yazan;

25 yıl ötesinde olduğunu düşünür ama bence en az bir 100 yıl ötesinde olmalı, hatta belki çok daha ötesinde.
Gezegenimizde bilimin ulaştığı son nokta bizlerin bildiğinin 300-400 yıl mı ötesinde?
C: Daha doğru olarak 30.000-40.000 yıl "ötesinde!"
S: (L) Bu 4. Yoğunluktan kaynaklanan etki ve bilgilendirmenin bir sonucu mu ?

C: Evet.
S: (T) 30.000-40.000 yıl arası mı ? Rakamı doğru mu anladım?...
C: Evet, en az o kadar

bu şimdiki seviye mi eğer öyleyse umarım bh ye yöneliktir. gerçi kasyopalılar kh ye yönelik tüm çalışmaların başarısız olacağını belirtmişler.

bide nivmeksiko'daki 4 yoğünluğa geçiş olayında o bölge geçiyor olmasından oradakilerinde geçiyor olması ilginç böyle kısım kısım bölgesel geçişler olabiliyormuydu. yani birey hazır olsada olmasada bölge 4. yoğunluk olacak bireyin kh yada bh yönelimi bireye bağlı kalacak, geçiş öncesi kaos kargaşa felaket babında mı acaba. umarım kafanı şişirmemişimdir. sevgiler.
 

Tgur

#732
Merhaba Bona fide ,benden de sevgiler,

Bilgi yolundaki gelişimin mükemmel, gelişenler soruları veya davranışları ile bizleri de bulunduğumuz noktadan gelişmeye itmekte bu çok güzel (kendimi övmekteki gelişimim de dahil),fazla uzatmadan yetişebildiğim kadar sorularına cevap vereyim,

Nötrinolar hakkında şu andaki bilimin kabul ettiği bölümü Ark. yeteri kadar izah etmiş atom alt yapısındaki bozon, fermiyon ifadeleri ile,  benim nükleer fizikçiler kadar bilgim olmadığı malüm ama fiziği severim ,o bölümde nötrinoların metafizik yönünden K.ların izahları çok çok anlaşılmasa da anladığım kadarı ile burada nötrinoların bizim donelerimizle izaha sığdıramıyacağımız bir nicelik nitelik hadisesi var, özetle bu akıl almaz parçalara anıların yüklendiği ve boyutlar arasında seyahat ettikleri gerçeği var bu da çekimin en önemli özelliği olan maddi alemle eterik alem arasında bağı sağlamaya yönelik uygulama veya başka nasıl tabir edilirse bilemiyorum o faaliyete yardım eden en önemli faktörlerden biri haline sokuyor, ve bu işi de bizim bildiğimiz maddi ölçülerle izah edilmeyen nicelik değil de nitelik kazandıran bir halde yapıyor, şöyle,

"S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi."

Dolayısiyle" reichin yaşam enerjisi"nedir bir bakmam lazım, neticede  yoğunluklar arasında dolaşan ve ruhtaki maddi ve eterik alemde  farkındalığı taşıyan  önemli ve özel parçacıklar..

İkinci olarak,  insanların büyük çoğunluğundaki bilgi ile bazılarındaki 30.000-40.000 yıllık bilimde gelinilen  farkı ben de anlamaya çalışıyorum muhtemelen BAT ile gelinilen fark bu izahın özü,yani bazı bilim insanları bu gibi bilimsel konulardaki ileri düzeye 4 . yoğunluk etkileri ile gelmiş ama açıklamıyorlar,

Bunun bazı örnekleri var gibi ,
Mesela Einstein BAT (birleşik alan teorisi)(ilk defa okuyanlar için bu izahı koydum bilenleri tenzih ederim) konusunda bazı çözümlere boyutlar  farkındalığına gelmiş ama izah edememiş baskı ve maddi geçim yüzünden ,aynı şekilde Nicola Tesla bir çok keşifte bulunmuş ama daha fazla bildiklerini açıklama imkanı verilmemiş ve bir nevi küskünlükle kendini kapatmış, şu akıllı telefonu bulana bakın o da kısa ömürle sınırlı kaldı galiba yapacağı çok şey vardı bu işlerde saldırı izleri de alınmıyor değil ,

Bu gibi dahilerin getirdikleri yenilikler Newton da kıvranan insanlığın bilim ölçü seviyesinin çok çok üstünde bu bir gerçek..

New meksikodaki o sihirli yerler diye kendini reklamlayanların 4.yoğunluk sızıntısı işi başka bir alem tahmin ederim o K.ların bahsettiği anomaliler daha henüz tam yerleşmiş belirgin değil ,yoksa şimdiye kadar dünya duyardı ,baksanıza şu şarbon hadisesini gizlemeye çelışıyorlar sosyal medya çılgına dönmüş biraz da abartı ile milletin midesine et gurubu girmeyecek ,yalnız UFO ların bolluğu bariz ,onlar kendi yoğunluklarında yani 4. yoğunlukta normal uçuşlarını yapıyorlar N.Meksikodakiler ve dünya UFO lar etrafı kapladı diye telaştalar yani tam bir sızıntı sergilenmesi ,

Diğer yandan bu 4. yoğunluk sızıntısı henüz dalga tam gelmeden evvelki şu anlarda, kişilerin farkındalığı veya kabulü ile ilgili gibi ,bazı insanların yıldız diye gördüğünü aynı şeye bakanlar için o bir UFO ydu bilgileri aldığımı hatırlıyorum,

Neticede bu hadise tam bir özellikle ile tarif edilemiyecek durumda ama çok şükür biz artık nasıl şeyler göreceğimize alışıyor gibiyiz, Kolay adapte olabilir miyiz bilemem.



Tgur

#733
Silindir döngüsü konumuz ,cebir ve geometri uzmanlığı istese de ve biz o durumda olmadığımız halde bazı şeyleri açığa çıkartmaya çalışan itilimden kurtulamıyoruz,veya solucan kutusu açmaya meraklıyız,aşağıdaki alıntılar ışığında kapıyı biraz aralayabiliriz ve çıkarabildiklerimizi sıralayabiliriz,

*Silindir döngüsü 4 den 6 ya kadar olan yoğunluklarla ilgili bir profil,hiper uzaydan bahsediliyor ve 4 yoğunlukta olanların geçit halinde yaşayabileceği bilgisiyle birleştirdiğimizde bu olayı gerçekleştirebilecek bir mekanizma bu silindir döngüsü  ile izah ediliebilinir,

*Silindir döngüsünün bir çift döngü olduğu üzerindeki düşüncelerimiz onu birbiri ile irtibatlı ama aralarındaki bağın solucan delikleri veya "torus" kalıbı özellikleri ile olabileceği fikri geliyor,

*Tibet tapınaklarındaki döndürülen silindirik çarklar "duaların rüzgara ve evrene dağıtılması" maksadı ile imiş bunlar silindirik yapıdaki şeyler aşağıdaki alıntıların bir bölümü bunu anımsattı kısaca bir iletişim sağlanıyor,

*Yıldız pencerelerinin sekizgen altıgen beşken gibi şekillerle bahsettiklerini bizim silindirik yapı algılamamızın 3. yoğunluğa bağlı bir görüş olduğunu vurguluyorlar,ve bu geometrik özelliklerle iletişim işinin çözümünü geometri ve cebir ile çözebileceğimizi belirtiyorlar bu tip alimlerden olmadığımızdan tıkanıp kalıyoruz ,ama işin esasını kavrayabilecek zihnimizde solucan delikleri açılıyor ..

-------------------------------------------------------
(L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
C: Karmaşık ama 4'ten 6'ıncıya kadarki yoğunlukları kapsayan bir profil.
S: (L) Bu "zaman keşiflerini" yapmada herhangi belirli amaçları var mı?
C: Sizin ölçüm şeklinizle, şu ana kadar yok.
S: (L) Eğer Antartika'ya kaçıp zaman makinelerini de yanlarında götürdülerse, herhangi bir dünyadışı varlık grubuyla çalışıyorlar mı?
C: 4'üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu Almanlar ve zaman makineleri, 4'üncü yoğunluğa geçtiği zaman dünyayı ele geçirme planlarının bir parçasını mı teşkil ediyor?
C: Belki.
S: (L) ABD'deki komploların herhangi birinin arkasında Almanlar var mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek bağımsız hareket eden bir Alman unsuru var. Fakat bu fenomenin temel özelliği olarak böylebirşeyin üzerinde odaklanmak, yanlış şey üzerinde odaklanmak olur, değil mi?
C: Belki.
S: (L) Thule ve Vril topluluklarındaki Almanlar'ın tartıştığı şeyler arasında "İçi Aydınlatan Siyah Güneş" de vardı. Bize "Siyah Güneş"in ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: KH yöneliminin nihai kaderi.
S: (L) Bu Siyah Güneş astronomik bir olay mı?
C: Temel olarak.
616
S: (L) Biz bu Siyah Güneş'i ne olarak biliyoruz? Kara delik mi?
C: Yüksek olasılık.
S: (L) Biraz alakasız ama Japonların bununla herhangi bir bağlantısı var mı?
C: Yalnızca "gizli" dünya devletine katılım seviyesi oranında.
---------------------------------------------------------
S: (L) Eğer çekim maddi ve eterik varoluşu bir arada tutan şeyse ve eğer materyal durumdan eterik durumlara geçeceksen...
C: Evet, senin tanımına göre yapışkanı sökerdin, çünkü fiziksel durumu algılıyor olursun, dolayısıyla da eterik durumda mahsur kalmazsın.
S: (L) Yani bu şekilde seyahat ederken fiziksel gerçekliği ve fiziksel dünyayı hala algılayabiliyor olursun ve dolayısıyla da eterik durumda yolunu kaybetmezsin. Ama daha önce orada tamamen mahsur kalanlardan bahsetmiştik sanırım, değil mi?
C: Yakın.
S: (L) Ark Einstein'ın Kaluza'ya yazdığı bazı mektupları okumuş ve o yazılarda o zaman onun tarafından ortaya konmuş bir birleşik alan teorisinin varlığını düşündüren birşey olmadığını söylüyor. Ama Kaluza'nın 5 boyutlu silindir birleşik alan teorisi fikri ortaya koymuş ve Einstein bunu oldukça şaşırtıcı bulmuş. Ama görünüşe göre Einstein sanki Kaluza'nın sunumunu biraz geciktirmiş. Burada "silindir" kelimesi dikkatimi çekti. Bir celsede Almanların bir zaman makinesi geliştirip geliştirmediğini sormuştum ve siz de "evet"demiştiniz ve Antartika'da olduğunu ve silindir döngüsüyle keşif yaptıklarını söylemiştiniz. Silindirin döngüsünün 4'üncü yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa uzanan bir özelliği olduğunu söylemiştiniz. Bu silindirden, silindirin döngüsüne dair biraz daha ayrıntılı açıklama yapabilir misiniz? Ve birleşik alan
teorisini yapanın Einstein değil de Kaluza olup olmadığını?
C: Silindir aslında bir çiftli döngüdür, değil mi? Ve istersen, bunun gerçek anlamı üzerinde düşün!
--------------------------------------------------------
S: (A) Şimdi fiziğe dönmek istiyorum. Anti-çekimden bahseden ve bunu evrenin çiftli yapısıyla ilişkilendiren Fransız ---'nın yazısını okuduk. Anti-maddenin bizim evrenimizde değil, başka bir evrende bulunduğunu
söylüyor... [Teypte birkaç saniye boyunca ses anormalliği]
C: İkisi, tıpkı iyon değiştiricisi gibi, birbiriyle değiştirilebilirdir.
S: (A) Yani ikisi birbirinin yerini alabilir, ama konu biziz. Görünüşe göre bizim yapımız antimadde değil,madde. Yoksa antimadde niteliğinde başka bir biz de mi varız? Bizim değiştirilebilir olduğumuzu sanmıyorum. Antimadde değil madde evreninde yaşıyoruz gibi görünüyor.
C: Değiştirilebilir. (ç.n.: birbirinin yerini alabilir, değişdokuş edilebilir gibi bir anlamda. bir şekilde dengede ve etkileşimli oldukları kastediliyor olmalı.)
S: (A) Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutu... Ekstra boyutlar hakkında soru sorduğumda "ekstra" boyut diye birşeyin olmadığı söylenmişti... Kaluza-Klein'ın döngüsel boyutla, 5'inci boyutla ilgili bir teorisi var. Bu Birleşik Alan Teorisi'ne gidişin yolu mu? Bu döngüyü veya silindir boyutu eklemenin doğru adım olup olmadığı konusuna bir ipucu istiyorum.
C: Evet.
---------------------------------------------------------
S: (L) Görünüşe göre Chartres'deki katedrali Tapınakçılar inşa etmiş. Melkizedek ve Saba Melikesi bir sundurmada resmedilmiş. Tam aralarında ise bir araba içinde Ahit Sandığı. Melkizedek kutsal kase olduğu iddia edilen bir kap tutuyor. Bu kabın içinde silindirik bir taş cisim var. Bu nedir?
C: Daha derin ve geniş görüş.
S: (L) Ne?! (A) Bir sembol mü yoksa bir cihaz mı?
C: Neden her ikisi olamasın?
S: (A) Her ikisi olabilir tabii, ama her ikisi mi?
C: Evet.
S: (A) Yani daha büyük bir görüş elde etmek için kullanılan kristal bir küre gibi bir cihazdı, öyle mi?
C: Yalnızca tam olarak işlevine uygun şekilde kullanıldığında.

-------------------------------------------------------
Tamam, bir başka heykel daha var, onun da sol elinde muhafazalı bir kitap bulunuyor, ama bunun üzerinden çıkan kabartmayla yapılmış çatallı bir kulp var. Sağ elinde tuttuğu nesne kabaca bir silindir şeklinde,merkezde dar , her iki bitiş ucunda daha geniş. Başka parçaları da varmış gibi gözüküyor. Bu eski heykellerin üzerine oyularak yapılmış bu nesnelerin, cihazların neyi temsil ettiğini sormak istiyorum.
C: İletken.
S: (L) Bu ileteknler neyi iletiyorlardı ? Bunlar daha önce tarif ettiğiniz ses makinaları mıydılar?
C: Hayır.
S: (L) Ne iletiyorlardı ?
C: Atmosferik kaynaktan alınan kuvarsin enerjisi.
S: (L) Bu enerji ne amaçla kullanılıyordu ?
C: Herşey.
S: (L) Daha önce tüm bu işlevlere sahip bir çok şeyden bahsettiniz; piramit, Stonehenge yapıları.
C: Serbest enerjinin koşumları ele geçirildiğinde, yapılabilecek uygulamaların sınırları yoktur
------------------------------------------------------
S: (L) Santilli'nin böyle acayip insanların arasına girmiş olması gerçekten üzücü! (F) Her zaman öyle değil miydi? Kesinlikle yanlış insanlardan etkileniyor! Onunla herhangi bir şey yapmak istediğimizi sanmıyorum.
(A) Kaluza Klein'dan bahsediyorduk ve Almanların zaman yolculuğuyla ilgili olarak "silindir döngüsünü keşfetmekte" olduklarını söylemiştiniz. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum ama bunun ekstra boyutlarla, hiperuzayla ilgili olduğu düşüncem var. Şimdi, bir keresinde bir soru sormuştuk ve siz de silindirin aslında ikili bir döngü olduğunu söylemiştiniz. Sonra da bu cümlenin gerçek anlamı üzerinde düşünmemizi tavsiye etmiştiniz. Nasıl düşüneceğimi bilmiyorum ama nasıl matematik yapacağımı biliyorum. Buraya üç resim çizdim: biri gerçek bir silindir. İkincisi bir silindir içindeki bir tür silindir ve üçüncüsü bir torus (ç.n.: simit biçimi). Laura bunlardan hiç biri olmadığını ve tıpkı bir silindir/möbius şeridi gibi tek yanlı olması gerektiğini, sağ ve sol olmaması gerektiğini söyledi. Bu da bir 4. seçenek olabilir; yani bir Klein şişesi gibi olabilir. Veya bükülmüş bir simit gibi bir 5. seçenek olabilir. Bunlardan hangisi? 1, 2, 3, 4 veya 5? Veya 6, hiç biri? Bunlardan biri mi?
C: Seçenek 3.
S: (A) 3, torus. (L) Silindirin döngüsü nedir? Evet, bir döngü var ve bir döngü daha var. Döngülerden biri muhtemelen bizim zaman -döngüsel zaman- dediğimiz şey.
C: Zaman döngüsü.
S: (L) İkinci döngü nedir?
C: Dahil ama kapsayıcı değil.
S: (L) Sanırım bunun anlamı bunun içinde olduğu ama tüm şey olmadığı. Ne anlama geliyor bu?
C: Evet.
S: (L) Bir saniye, ikinci döngünün ne olduğunu sordum. İkinci döngü burada içeriliyor ama kapsayıcı değil mi?
C: Hatırlayın, sizin de döngüleriniz var ama bu mutlaka döngüsel anlamına gelmez. Döngünün 3 boyutlu tasviri. Daha fazlası için altıgene bakın. Geometrik teori cevabın anahtarını veriyor. Yıldız pencerelerine bakın. Sekizgen, altıgen, beşgen.
S: (L) Bunlar farklı yoğunluk seviyeleri mi?
C: Hayır, ama ilgili. Geometri sizi oraya götürür; cebir sizi "özgürleştirir!"
----------------------------------------------------------
C: Uzaklık/mesafe, bilinç enerjisi ızgara yapısıyla ilgili bir 3. yoğunluk sınırlamasıdır.
S: (L) Bilinç enerjisi bir ızgara yapısıyla mı uzanıyor? Nasıl soracağımı bile bilmiyorum. (A) Einstein, Bergman ve Bargmann 5. boyutta iki şeyin birbirine uzaklığını ölçmek için mesafeyi kullanıyordu. Bilinci kullanmıyorlardı. Izgara kullanmıyorlardı. Mesafe kullanıyorlardı. Bırakmak zorunda kaldıklarına göre iyi bir teori olmalı. Ama mesafeden bahsetmelerine rağmen bilinç hakkında hiçbir şey söylemediler. Sorum şu: mesafe bir bilinç ifadesi mi? İki nokta arasında, örneğin 2 milyon atom diye bir mesafe var mı? Bu bir mesafe mi? Bilincin bununla ilgisi nedir? Bu 5 boyutlu dünyada atomlar nasıl modelleniyor?
C: Izgara olarak.
S: (A) Neyin ızgarası?
C: Enerji.
S: (A) Bu ızgarada 5. boyutun rolü nedir?
C: Silindirin kenarı.
S: (A) Kenar nedir?
C: Döngünün yüzeyi.
S: (A) 3. boyuttaki döngü mü, 5. boyuttaki mi?
C: 5.
S: (L) Bu bana uçuk geliyor. (A) Onlara biraz cebir öğretmem gerekecek.
C: Evet. Uyumlanma zaman alıyor.
S: (TB) Bu bana çok normal görünüyor. (L) Evet, önemli olan uygulama. Bize doğrudan cevabı vermek yerine,çözüm üzerinde çalışabilmemiz için kesin yanıtın biraz sağını veya solunu söylüyorlar. (TB) Einstein bu 1935 teorisinden ne çıkacağını düşünüyordu?
C: BAT (Birleşik Alan Teorisi).
----------------------------------------------------------------
S: (Ark) Bir soru sorabilir miyim? Homo polar motor denen şeyle uğraşıyordum. Bunu yapıyorsun ve dönüyor. Silindir mıknatıs var ve dönüyor. O şekilde hareket ettiği düşünülen elektrik alanı var {manyetik alan çizgilerini gösteriyor}. Şimdi, fizikçilerin tartıştığı büyük soru şu: o manyetik hatlar gerçekten var mı ve mıknatısla birlikte dönüyorlar mı, yoksa manyetik hatlar yok ve {Ark mıknatısların yaptığı şeyi gösteren el hareketleri yapıyor.}
C: Manyetik akış yönlendiricileri var. Cihazı etkinleştirdiğin zaman elektronları kaydırıyorsun ve bir akış başlıyor. Bu akış serbest elektronları cihaza çekiyor.
S: (Ark) Fakat ben mıknatısı döndüren şeyin manyetik alan olup olmadığını soruyordum.
C: Değil.
S: (Ark) O zaman başka bir sorum var. Benim tahminim de buydu. Fakat neden manyetik alan bir kutuptan diğerine gidiyor. "Vektör 7potansiyeli" denen, manyetik alandan daha ilkel birşey var. Bu vektör potansiyelinin eterdeki birşeyin gerçek akışını temsil ettiği şekilde bir hipotez vardı. Benim sorum, bu hipotezin herhangi bir şekilde doğru olup olmadığı.
C: Bu tam da şimdi tanımladığımız şey.


Tgur

#734
Kasyopyada gezinirken "subliminal"e takıldım ,öyle geçiştirilecek bir konu olmadığı fikri doğdu ve biraz derinleştirdim,

Subliminal bilince ulaşma eşiğini geçemeyen, eşik altında kalan ve canlının farkettiğinin farkında olamadığı uyarıcı olarak tanımlanıyor ortamımımızda, bu zihne depolama işi daha çok beş duyunun görme işitme işlevinde etkili olsa da diğer duygular yoluyla da olabileceği akla gelebilir,yani şuur altınıza bir şeyler giriyor ama o anda siz onu bilinçli seviyede algılamıyorsunuz ,ancak başka yollarla mesela rüya yoluyla dengelenme şeklinde veya başka konularla ilgilendiğinizde size yön veriyor ve reklamcılık konusunun bir numaralı öğesi..

Kasyopyada işlenen kısma gelince aşağıdaki alıntılar yoluyla bazı çıkarımlar tesbit ettim,

*4KH çeşitli yollarla planşet yerleştirdiği insanlara subliminal mesajları da aktarma veya etkilenme tuzakları sunuyor ama bazılarının bunu aktaracağından emin olamıyor ,
Ayrıca ortamda kalmış bazı aural izlerin kendiliğinden doğal bir şekilde etkin hale gelmesi çeşitli hayalet görme işlevlerini de doğurabildiğini anlıyoruz, bir nevi subliminalin etkin hale gelmesi,ve her  olayın aural ortamda bir iz bırakmasını da öğrenmiş oluyoruz ,
Biraz grift bir izah olacak ama bir parça  DNA nın vakumlu bir tüp içinde bazı etkenlerle yaptığı şekilsel hareketlerin o DNA nın o tüpten çıkarıldıktan sonra o tübe aynı etkenlerle tesir verildiğinde aynı DNA nın şekilsel strüktürünün gözükmesi deneyinin bir benzeri.

*Dünya dışıların insan beynine projekte edilmesinin evvelce yaptığım yorumda zararlı taraflarını sergilemiştim ,şimdi bunu yumuşatmalıyım, zira evrende sadece insan var başka bir şey yok diyen o ilkel bilinçlerin onun öyle olmayacağını şokla belirtecek hususları sergilemek yolunda faydaları da var ,bu iş subliminal üstü bir gayretle devreye alınıyormuş..

Sanatçı ve sipiritüel açılım da gösteren  rejisör ,yazar gibi şahsiyetlerin bu tip kurgusal olayları gerçekleştirecek özellikte olmaları boşa değil.

*Subliminal etkilerle kişiler dikey gerçeklik ortamı denilen topluluklara ruh guruplarına gitme, bulunma konusunda itilim altında olabilirler  Bu bazı bilinç açılımı sağlayacak konuların kapısını açacak anahtar gibidir.

*Kulak çınlamasından yakınanlar için de gerekli izahlar var,
---------------------------------------------------------

C: Kullanıldı ama sürekli olarak değil.
S: (L) V---'ye yaptığı iş hakkında söylenenler tamamen yalan mıydı, yoksa doğru muydu?
C: Birkaç ayrıntı dışında doğruydu.
S: (L) Bir implantla kontrol edilemeyecek kadar güçlü bir iradeye sahip olduğu için mi emekli edildi?
C: Uygulamalar için eğitildi ama komutlarla değişim konusunda değil.
S: (L) Yani implantı yerleştirenlere ihanet etmezdi, işverenine sadıktı anlamında mı?
C: Doğru kavram değil. Subliminal komutların etkinleştirilmesi sonrası komutlara uyum konusunda güvenilir değildi.
S: (P) Hiçbir sıradışı birşey fark etmediğim halde personeli izleme konusunda nasıl kullanılmış olabilirim?
C: Çok kompleks ve aslında paralel bir konu. P, etrafındakileri izleme için yerel bir inceleyici olarak kullanıldı.Önemli olan farkında olmak önemli değil, okuma yapmak. Ayrıca yapılan işin çoğu bilinçli farkındalık gerektirmiyordu.
S: (L) Bu hala devam ediyor mu?
C: Kısmen, P ayrıca kocasının ve tanıştırıldığı diğer kişilerin aural izlerini okuyarak, JPL'de ve diğer
laboratuarlarda gerçekleşen tüm olayları izlemek için de kullanılabilir. Tüm olaylar aural enerji alanları
üzerinde sürekli izler bırakır. Bazı hayalet görülmesi olaylarının açıklaması budur. "Hayaletler" bazen
sadece doğal ortamdaki aural kayıtların kendiliğinden etkinleşmesinden ibarettir.
S: [Yoğunlaşan statikten dolayı soru kaybedildi.]
C: Hayır P, gördüğün "mavi şey" bir aural iz okuma değildi. 3'üncü yoğunluğa kısmen transfer edilen bir
4'üncü yoğunluk aracıydı. Derin bilinçaltı hafızan çok, çok daha fazlasını hatırlıyor.
-------------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, geçen hafta celseyi sonlandırmadan önce Kurtuluş Günü adlı film hakkında bir soru sormuştuk ve bunu daha sonra sormamız söylenmişti. Bu filmle ilgili önemli bir şeyler olabileceğine dair bir ipucuydu bu sanırım. Tam olarak ne sorduğumu hatırlayan var mı? (T) Kurtuluş Günü filminin herhangi bir önemi var mı?
C: Elbette.
S: (L) Bu filmi yapanların temel niyeti neydi? Aktarmaya çalıştıkları temel mesaj neydi?
C: Dünyadışı varlıklar kavramıyla ilgili düşünce kalıpları aşılamak.
S: (L) Dünyadışılar kavramıyla ilgili düşünce kalıpları aşılamaya çalıştılar. Bu filmin yapımında özellikle dünyadışı varlıklara vurgu yapma eğilimi mi vardı?
C: Eğilim?
S: (L) Yani insanların aklını karıştırmak için dünyadışıları doğru olmayan bir şekilde sunmayı mı istediler?Onları aşırı biçimde korkulacak ve savaşılması gereken, tamamen zıt varlıklar olarak gösterip gerçek dünyadışılar ortaya çıktıklarında negatif görülmemelerini sağlamak mı istediler?
C: Fikir aşılama.
S: (L) Fikir aşılama. Yani yalnızca kavram, genel olarak dünyadışı varlık kavramı. Tamam...
C: Daha büyük bir projenin parçası.
S: (L) Peki bu proje nedir?
C: "Uyandırma Projesi" deniyor. (ç.n.: Project Awaken)
S: (L) Peki bu projenin ardında veya başında kim var?
C: Pek çok.
S: (L) Başlıca grup, gruplar veya bireyler kim? Bize bireylerden bahsedeceğinizi sanmıyorum, sadece gruptan bahsediyorum.
C: Thor'un Panteumu. (ç.n.: Thor's Pantheum)
S: (L) Thor'un Panteumu nedir?
C: Aydınlanma frekansı mezuniyet transferi için seçilmiş adaylar.
S: (L) Aydınlanma frekansı mezuniyeti nedir?
C: Düşün!
S: (L) Aydınlanma frekansı mezuniyeti... Yani seçilen adaylar...
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Bu grup KH mi yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Tamam... (T) Birbirlerine karşıt olarak mı çalışıyorlar?
C: Hayır.
S: (T) Birlikte mi çalışıyorlar? İki taraflı mı?
C: Hayır.
S: (J) Birbirlerinin farkındalar ve bunun üzerinde çalışıyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (J) Birbirlerine saldırıyorlar mı? (L) Hayır, sanırım farklı bir durum...
C: Bu konu hayal edebileceğinizden çok fazlasını kapsıyor.
S: (L) Hayal edebileceğimizden çok daha karmaşık bir konu... (T) Bunlar kim? Thor'un Pantemu? Adaylar...Bu filmin arkasındaki grup...
C: Ari psişik projeksiyoncular ordusu.
S: (L) Bu Thor'un Panteum'unun seçilmiş adaylarından çok daha açıklayıcı! Bir psişik projeksiyoncular
ordusu. (L) Peki projekte ettikleri şey nedir?
C: Kendileri... Doğrudan insanların zihnine.
S: (T) Doğrudan insanların zihnine... Bu bayağı eğlenceli olmalı! (L) Doğrudan insanların kafasına yapılan bir projeksiyon. Yani insanlar bu projeksiyonlara maruz kalıyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Kendilerini birinin zihnine projekte ettiklerinde o kişi ne algılıyor?
C: İlham.
S: (L) Birşey yapmayla ilgili bir ilham mı?
C: Evet.
S: (L) Birşey yapmayla ilgili bir ilham...
C: Ve...
S: (L) Belirli bir anlama ve algılama şekli ve birşeyler yapma...
C: Evet.
S: (J) Ve birşeye inanmaları için mi? (L) Evet. Peki bu orduda kaç kişi var?
C: 1.6 milyon.
S: (L) İnsanların beynine bu projeksiyonu nereden yapıyorlar?
C: Çoğunlukla yeraltından.
S: (L) Yeraltından... Yani bunlar tünellerdeki, yeraltı üslerindeki ve bu tür yerlerdeki insanlar. Peki 3'üncü yoğunluk mu yoksa 4'üncü mü?
C: Her ikisi.
S: (T) Önceki bir soruya dönmek istiyorum. Eğer insanların doğrudan beynine belirli ilhamları projekte
edebiliyorlarsa filmin anlamı ne?
C: Hayır, yanlış anladın. Bu çok yoğun bir faaliyet. Yüksek seviyeli yaratıcı güçleri etkilemeye yönelik.
S: (T) Yaratıcı güçlere karşı mı? İnsanlar sürekli bu filmden bahsedip duruyorlar. Son yıllardaki herhangi bir filmden çok daha fazla tekrar izlenen bir film. İnsanlar bu filmi on-yirmi kere izlemiş! (L) Bu filmde subliminal mesajlar var mıydı? İnsanların zihinlerindeki birşeyleri açan? ...
C: Elbette.
S: (L) Peki bu filmdeki subliminal unsurlar daha fazla bir açıklık meydana...
C: Sizin için değil, diğerleri için.
S: ... (L) Bizi bu etkilere karşı bağışık kılan şey nedir?
C: Çünkü o bilgilere zaten sahipsiniz.
S: (T) Film bize yönelik bir film değildi; biz bununla ilgili bilgilere zaten sahibiz. Bu film yalnızca bu konularda bir farkındalığa sahip olmayanlara yönelikti.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Kasyopya konusuyla ilgili birkaç sorum var. Birkaç celsede Kasyopyalıları, Kasyopya üzerinden aktarım yapan birleşik düşünce formundaki ışık varlıkları olarak tanımladınız. Ve evrenin doğal denge sisteminin ön cephesinde olduğunuzu söylemiştiniz. Diğer bir celsede, R--- buradayken İsis hakkında sorular sormuştu ve İsis'in bir "öncü" olduğunu söylemiştiniz. Sanırım ön cephede olmak öncü olmak gibi irşey.Çeşitli efsaneleri okurken, Kraliçe Kasyopya ile İsis'in tasvirleri arasında çok dikkat çekici benzerliklere rastlıyorum. Arketipik olarak, Kraliçe Kasyopya ile İsis arasındaki ilişki nedir?
C: Subliminal.
S: (L) Subliminal mi? ... "Osiris" kelimesinin "Siryus" ile benzerliği de dikkatimi çekiyor. Buna dair bir
yorumda bulunur musunuz lütfen?
C: Siryus "geçmişinizde" çok saygı görüyordu.
S: (L) Siryus'a gösterilen saygının temelinde ne vardı?
C: "Sınır tanımayan geliyor." (ç.n.: "From whence cometh, is seen which knows no limitation.")
S: (L) Bunu biraz açıklayabilir misiniz?
C: Açıklayabiliriz ama açıklamayacağız.
S: (L) Neden?
C: Çünkü kendin de açıklayabilirsin!
----------------------------------------------------------
C: Mevcut şu anın olarak algıladığın bu gruptan ayrıldığında, katmanlar senin için giderek daha hızlı bir
şekilde açılacak. Anahtar sabır, çünkü öğreniş bir sürekliliktir... Yani, bu deneyimlerin bir neticesi olarak, şu andan itibaren bir hafta, bir ay, bir yıl içinde, ve daha yakında, yeni gerçeklikler size kendini
gösterdiklerinde, bunun değeri, sanki herşey size bu gece burada bütünüyle açıklanmış kadar güçlü
olacak.
S: (A) Benim için önemli olan sadece burada olmak ve bağlantıyı kurmak. Kendimi geri itilmiş gibi
hissetmiyorum. Burada olduğum için büyük bir sır ifşası da beklemedim, ama...
C: Bu devam eden bir süreç.
S: (P) Herkes "umma!/bekleme!/tahmin etme!" (don't anticipate) diyor! Ve bu benim için çok ciddi birşey!Bunu düşünemiyorum bile! Burada bir neden için bulunuyorum. Burada sadece iyi vakit geçirmek için bulunmuyorum, her ne kadar bu da bunun bir parçası olsa da. Benim için burada bulunmanın hayatımdaki çok önemli bir olay olduğunu hissediyorum...
C: Ama bunun tüm öneminin tam şu anda burada çözülmesini bekledin mi?
S: (P) Hayır. Ama bu gece burada birşeyi kaçırdığımı hissediyorum. Söylemem veya sormam gereken ama sormadığım birşey varmış gibi hissediyorum. (Ark) Her zaman birşeyleri kaçırırız! (P) Eve gittikten sonra, birşeye dikkat etmediğim için veya başka bir nedenle "bunu berbat ettim" diye düşüneceğimi
hissediyorum. Odada çok fazla karışıklık var ve odaklanamıyorum... (F) Markete gittiğin zaman mutlaka
birşeyi almayı unutursun (P) Evet. Ama markete gidip birşey almayı unutmak çok önemli değil. (I) Her
zaman tekrar buluşabiliriz...
C: Bu şekilde hissetmen normal, ama en az beklediğin bir anda tüm parçalar birden bir araya gelirse
şaşırma.
S: (P) Yani haklıydım. Önemli olan fiziksel olarak burada bulunuyor olmam. (L) Belki de bu bir tür subliminal (bilinçaltı) anahtarı gibi birşeydir?
C: Anahtarlığına bir anahtar eklendi!
S: (L) Yani burada, tam olarak anlamadığımız seviyelerde bir çeşit etkileşim var.
------------------------------------------------------------
S: (T) Bunun daha önce ele alınıp alınmadığını bilmiyorum ama aralıklı kulak çınlamasının olası nedenleri nedir? (C) Benim bununla ilgili bazı teorilerim var ama doğru olup olmadığını bilmiyorum.

C: İzleme, programlama sinyallerinin alınması ve ayrıca bir miktar arkaplan "evren" gürültüsü.

S: (C) Ben belirli bir kalıp fark ediyorum. Hatta bununla ilgili notlar da tuttum, çünkü çok garip. Ne zaman matrix konusuyla ilgili bir teoriyi biriyle yüksek sesle veya kendi kendime konuşacak olsam kulağım çınlıyor. (L) İzleniyor olabilirsin. (C) Evet. Bazen önemli bir düşünce geliyor, bilirsin drone'lar, matrix, programlar, holografik eklentiler vs. Birden kulağım çınlıyor. Bazen sol, bazen sağ ama kalıbın ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Notlar tutuyorum. (T) Çınlama sesini yaratan süreç nedir?

C: Kısmen, potansiyeli sezip semptomatik uyarıda bulunan nöral süreçlerin yaptığı "yorum."

S: (C T'ye) R---'yle ilgili olanı hatırla, bir uyarı olduğunu söylemiştim. Şimdiye kadar yaşadığım en yüksek sesli  kulak çınlamasıydı. Kulağımı yaktı. (L) K'lerin söylediklerinden anladığım kadarıyla ruhsal veya psişik algın birşey algılıyor, onu subliminal bir şekilde zihnine transfer ediyor ve sonra nöral süreçlerin onu tercüme edip bir uyarıda bulunuyor. Bu şekilde mi?
 (C) Sanırım. Ne zaman sahte insanları, holografik eklentileri,organik portalları falan düşünsem sağ kulağımda güçlü bir çınlama sesi. (L) Bu bir anlamda bir erken uyarı sistemi. (C) Hı hı. (V) Benim biriyle konuşmama bile gerek yok. Belirli birşeyi düşünce çınlama meydana geliyor birden. (L) OP'lerin kulaklarının çınlayıp çınlamadığını merak ediyorum.
C: Sor bir tanesine.
S: [Gülüşme] (A) Fizyolojik nedenlerden kaynaklanan kulak çınlaması da var bir kere. (L) Evet, tinitus. Elbette kulaklarında fizyolojik çınlama olabilir. (C) Bende özellikle belirli konuları düşününce oluyor. (T) Sesin frekansının herhangi bir önemi var mı? (C) Evet bazen yumuşaklar. Farklı tonlar var, bilirsin. Bazen sağ kulakta, bazen sol kulakta.

C: Gözlemleyin, böylece belki içsel "kodlarınızı" öğrenebilirsiniz.
S: (C) Ben de öyle düşünmüştüm. Kod gibi. (A) İnsanlar hipnoz altında veya biyo-geribildirim eğitiminde parmak kodu kullanabiliyor. Bir şekilde eğitimle bilinçli müdahaleyi baypas edebiliyorsun. (L) Evet, bilinçli kontrolün baypas edilmesi. ...(A) Sormak istediğim şu: Bu izlemelerin bir şekilde bozulup bozulamayacağı.Acaba fiziksel birşey bunu...
C: Elbette, mesele pek çok frekansı ve yön değişimini kapsamak.