İçlenmeler

Başlatan Tiano, 15 Haziran 2009, 15:02:35

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiano

İnsanlar neden böyle yav....mutluyken, içim cıvıl cıvılken....birden oluveriyor işte, kendiliğimden kötü hissetmiyorum ki, hep birileri yüzünden....arkadaşım dostum dediğim insan inceden inceceye alay etti benimle, ben naaptım, her zamanki gibi salak görünme pahasına anlamamazlığa geldim, şimdi kim ağlıyor, ben tabii ki:)bir diğeri beni arkadaşlık listesinden çıkarmış, bir diğeri kaç gün önce yazdığım mesaja hala cevap vermedi...kendimi korkunç hissediyorum, kendimi aptal, zavallı, herkesin kaçtığı bir ucube gibi hissediyorum..kimseye yabancı demedim, kimseyi dışlamadım, kimseyle alay etmedim, kimseyi üzmedim ben, onlar neden böyle yapabiliyor,nasıl böyle olunabilir ki
 

Tiversonus

#1
Sevgili Tiano, kendininizi "tam" yapabilmenin yolu dışarıda değil ancak içeridedir. Kişi aslında kimseye ihtiyacı olmayan bir bütünlük durumuna geldiğinde, diğeri eksiksiz bütünlük durumuna gelmiş enerjiler ile birleşebilir. Siz bütünlüğü aklınızda, bedeninizde ve ruhunuzda oluşturduktan sonra, diğer olağan şekilde ilerleyecektir. Söylemek istediğim akıl/beden/ruh olarak dengeli olduğunuzda, diğerlerine "ihtiyacınız" kalmaz ve daha da önemlisi diğerleri ile birleşme olağanlaşır ve yapılan birleşmeler ise çok daha denge içerisinde olur. Denge ise, verimi, kalıcılığı ortaya çıkarır.

Bu benzer duyguları ben de yaşadım ancak bilmekte geçiktiğimiz, zorlandığımız şu oldu: Varlık kendi içinde eksizsizdir. Sapmaları vardır ve kendi sapmaları üzerine çalışmalıdır. Bir başkasına "tümleşmek anlamında ihtiyacınız yoktur", bir başka parça ile ihtiyaç yok iken tümleşmek dengeli olan durumdur, parçayı tüketmez, geliştirir, ilerletir.

Siz bir başkasına izin verdiğiniz kadar sizi etkilerler. İzin vermeyiniz veya seçiniz vermemeyi, denge önce kişinin kendisinden başlamalıdır. Dengesiz bir varlık olarak kuracağımız ilişki eninde sonunda hüsranlık yaratır. Önce kendi dengemizi kuralım ve "tam" olduğumuzun farkındalığına uyanalım, tavsiyem bu.

Elbette yaşam oyununda benzer durumları yaşıyor veya sizin dillendirdiğiniz şeyleri dile getirmişizdir, ama üzerinde düşününce yolun içimizden geçtiğini görüyoruz. İşte ufak eklenmeler ile buradan mutluluk denilenin bir denge olduğunu ve onun da içimizden kurulması gerektiğinin bilgisiyle ufak eklenmelere başlayabiliyoruz. Diğer her şey bizi eksik hissettirecektir. Biz Bir in bir modeliyiz, nasıl eksik olabiliriz? Biraz farkındalık ile çalışmaya ihtiyacımız var tortularımızın, kalbimizdeki tozların süpürülmesi için.

Tiano

#2
haklısın Tiversonus...geliştirmeyen, tıkanıp kalmış, acı veren ilişkilere yol vermek gerek, yani dediklerine yüzde yüz katılıyorum ama teorik olarak katılıyorum, pratikte çok zor...içim acıyor yav yeterince sevilmemekten, anlaşılmamaktan, anlamamaktan...hem paylaşmak, dost olmak güzel şey, yani illa ki gerçek dostluklar için bütünlenmeyi mi beklememiz lazım? hadi biz bütünlendik diyelim e peki bir de onlar bütünlenecek, ohooooo ::)))bu durumu kabullenemesem de epey rahatladım, desteğin için sağol
 

Tiversonus

#3
Aslında benzer durumları (fiziksel güzellik, diğer kişilerin onayı, onlarla eksikliğimin giderilmesi v.b) konularda bir kaç yıldır çözümleme ve dile getirilebilir bir kavrayış üzerinde düşünüyordum ara ara. Ve bunları birazdan işyerinde açıklamayı, paylaşmayı düşünüyordum veya uygun bir fırsatta. Bakalım diğer insanlarda ne var bu konuşulmayan fiziksellik konusunda:))

Tiano

#4
sen sanırım yanlış anladın, benim sorunum fiziksellikte değil, tamam çağın ortalama estetik ölçülerinin epey aşağısında kalıyor olabilirim buna lafım olamaz ama bahsettiğim insanlar kaç yıllık dostum dediğim insanlar, yani ortada gönül olayı yok, ben o defteri kapatalı çok oldu, aşk maşk aramıyorum ben, sadece dostum dediğim insanların davranışları çok acıttı, acıtıyor...eğer beni çirkinim diye dostlarım bana böyle davranıyorsa of ki of, çok fena o zaman
 

Tiano

#5
ah, evet ucube demiştim, pardon, ama ben o sözcüğü "normalden farklı, yaratık, istenmeyen vs. yerine kullanmıştım, affedersin
 

Tiversonus

#6
Tersini düşünelim (siz açısından değil ama başkaları açısından); siz fiziksel olarak çok ama çok "alımlı" olsanız bu seferde fiziksel olarak bir bağlantılar olabilecek değil mi, neyse, ben kendi köşemden bitirene kadar oraya odaklanacağım...

Tiano

#7
aa Pınar'ın mesajı nerede ???dün onu okuyup uyuyakalmıştım cevap yazmak için şimdi girdim ki yok :( mesaj her nereye kaybolduysa da teşekkür ediyorum
 

Tiversonus


Alemtac

#9
Bizler gelişirken, yani kendi içimizde olan dğişiklikleri yaşarken etrafımızda değişir. Bizle beraber aynı titreşimi yakalayanlar yanımızdadır, farklı titreşenler ise bizden koparlar. Değişimin bedelidir bu ve bunu kabul etmek daha farklı titreşimlere ulaşmanın ilk adımıdır. Tıpkı Gaia anayla aynı frekansı yakalamamız gerektiği gibi :)) Sonuca varmak için herbirimizin izlediği yollar farklıdır, bu arada dostlarımızla yollarda ayrılır ama birgün mutlaka kesişeceği aşikardır. İçimizde kırgınlık yaratmadan kabul etmek en doğrusu, gelenede gidenede açık olsun yüreğimiz.
 

Tiano

#10
çok güzel ifade etmişsin Alemtaç, ne tuhaf, insan sevgisizlik yönünden bakınca hemen depresyona giriyor, ama bunun bir anlamı olmalı, sevgiyle yollamalıyım o da yoluna gitsin deyince her şey birden güzelleşiyor. teşekkür ettim:)
 

Tiano

#11
sana da teşekkürler Tiversonus, sen güldüğünde ben de gülmüştüm ama ne yazacağımı bilememiştim, yanlış anlama sakın
 

Tiversonus

#12
teşekürlük bir şey hissetmiyorum. Şunu söylemek istiyorum. Acılı, sancılı, kahreden, ağlatan, sızlatan, isyanın eşiğine getiren, yaşamın kıyısına getiren ve daha bir sürü "yakıcı" olasılık yaşanmadan kişi farkındalığını elde edip dengelenemiyor. Evet acısı olmayanın da sanmıyorum bu sitede(spiritüel sitede) yeri olsun; az veya çok vardır. İşte kolay olacağını söyleyen yalan söyler. Kişinin okuyacağı en zor kitap kendisidir. Ufak eklenmeler ile başlayan ardı arkası kesilmeyen süreç bu, kolay değil. Ama önce yargısızca kendinizi izlemelisiniz, kendinizi tanımalısınız. Okunacak en zor kitap bu. Farkındalık oluşana kadar yapılmalı diye önerilir bu önemli iş. Artık yaptığınız her hareketin tam kontrolü kişiye geçmeye başlar, kişi kendini tanımaya başlar.

Hayır, yani öğleden sonradan yatıp o saatte kalkmak ve bunun vurgulanması beni güldürdü. Oysa ben yazınızı ilk saniyelerde görmüş ancak cevap yazabilmek içinde 4-5 kere modemi resetlemek zorunda kalmıştım. Bu da bana ilginç geldi. Hepsi bu. Yani düşününsenize kişi her yaptığı hareketin arkasında yatan gerçek sebepleri biliyor mu? Kendi açımdan ben hala kendimi tanımaya devam ediyorum.