İsrail, Suriye'de İran'ın Kullandığı Üslere Saldırdı (30.04.2018)

Başlatan bozadi, 30 Nisan 2018, 14:03:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

30 Nisan 2018

'Suriye ordusuna ait askeri depolara yönelik füze saldırısı'


Suriye yerel televizyonu, Hama ve Halep'te Suriye ordusuna ait bazı askeri üslere yönelik füze saldırıları gerçekleştirildiğini duyurdu.




Sputnik'e konuşan bir yerel yetkili, "Suriye ordusu 47. Tugay'ın Hama yakınlarındaki silah deposuna saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu kuvvetli patlamalar ve büyük bir yangın meydana geldi" dedi.

Suriye resmi haber ajansı da, Hama ve Halep yakınlarında patlama sesinin duyulduğunu bildirdi.
Surya televizyon kanalına göre, Suriye ordusuna ait söz konusu mevziler, 'füze saldırısı'yla hedef alındı.

HAARETZ: SALDIRIDAN İSRAİL SORUMLU OLABİLİR

İsrailli Haaretz'in haberine göre ise, saldırıdan İsrail sorumlu olabilir. İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman pazar günkü açıklamasında İsrail'in Suriye'de operasyon yürütmeye devam edeceği sinyalini verdiğini hatırlatan Haaretz, Lieberman'ın "Rusya'ya saldırma ya da Suriye'nin içişlerine karışma gibi bir niyetimiz yok. Fakat birileri İsrail'e ve hava güçlerimize saldırmak için füze ateşleyebileceğinin mümkün olabileceğini düşünürse, hiç şüphesiz karşılık vereceğiz. Büyük bir güç kullanarak karşılık vereceğiz" ifadelerini hatırlattı.

'SALDIRININ HEDEFİNDEKİ ÜSLER, İRAN DESTEKLİ GÜÇLER TARAFINDAN KULLANILIYORDU'

Reuters'a konuşan Hama sakinleri, saldırının hedefindeki üslerin İran destekli güçler tarafından kullanıldığını söyledi.

2.6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREME NEDEN OLDU

Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi'nin bildirdiğine göre, patlamalar nedeniyle bölgede 2.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Kaynak: Sputnik


bozadi

30 Nisan 2018

"İran durdurulmalı"


Suudi Arabistan ziyaretinin ardından İsrail'e geçen Dışişleri Bakanı Pompeo İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşme sonrasında İran'a yönelik mesajlar verdi...




Suudi Arabistan ziyaretinin ardından İsrail'e geçen Dışişleri Bakanı Pompeo İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşme sonrasında İran'a yönelik mesajlar verdi.

Pompeo, Amerika'nın İran'ın istikrarsızlaştırıcı ve zararlı hareketlerinden derin endişe duyduğunu belirtti.

Tel Aviv'de konuşan Pompeo, "İran'ın İsrail'e ve bölgeye yönelik artan tehlikeli tehditlerinden derin endişe duyuyoruz" dedi.

Netanyahu da Pompeo'nun açıklamalarına destek verdi ve Amerika'yla İran'ın konuyla ilgili işbirliğinin önemine vurgu yaptı.

Netanyahu, "Dünyaya ve ülkelerimize en büyük tehdidin militan İslam'la nükleer silahların evlenmesidir diye düşünüyorum ve özellikle İran'ın nükleer silah elde etme çabası. Bugün bu konu hakkında çok yararlı bir görüşme gerçekleştirdik" dedi.

NETANYAHU, "İRAN DURDURULMALI" DEDİ.

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Arabistan ziyareti sırasında da Avrupa'yla görüşmelerde İran'ın hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmayacağından emin olmalarını sağlayacak ilerleme kaydedilene kadar uluslararası nükleer anlaşmayı onaylamayacaklarını söylemişti.

Amerika'nın Sesi'nde yer alan habere göre anlaşma eski başkan Barack Obama döneminde imzalanmıştı.

İran'ın milisleri ve terörist grupları desteklediğini ve bütün bölgeyi istikrarsızlaştırdığını söyleyen Pompeo, "İran Yemen'de Husilere silah satıyor, Suriye'de katil Esat'ın rejimini destekliyor" diye konuşmuştu.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Çarşamba günü yaptığı açıklamada Trump'ın uluslararası bir anlaşmaya uymayı başaramayacak kadar niteliksiz olduğunu kaydetmişti.

2015 yılında İran'la yapılan anlaşma İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını nükleer yakıt üretmekle sınırlandırmıştı. Bunun karşılığında İran'a uygulanan uluslararası yaptırımların büyük kısmı kaldırılmıştı.

Başkan Trump ise anlaşmanın İran'ın balistik füze çalışmalarını kapsamamasından şikayetçi.

KÖRFEZ ÜLKELERİNE BİRLİK MESAJI

Suudi Arabistan ziyareti sırasında bazı körfez ülkeleriyle Katar arasındaki anlaşmazlıklara da değinen Pompeo, bu ülkeler arasında birlik olması gerektiğini kaydetti.

Pompeo, "Körfez birliği gerekli ve bunu başarmamız lazım" dedi.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır Katar'a seyahatlerini ve bu ülkeyle ticari bağlarını geçen Haziran ayında terörü ve İran'ı desteklediği gerekçesiyle durdurmuştu.

Amerika'nın hem Katar'da hem de ona tavır alan ülkelerde askeri üsleri var. Başkan Donald Trump, krizde daha önce açık şekilde Suudi Arabistan'ın ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin tarafında yer almıştı. Ancak şimdi krizin çözümlenmesini ve İran'a karşı bölgede ortak bir cephe oluşturulmasını destekliyor.

Kaynak: OdaTV


bozadi

30 Nisan 2018

Siyonist Liberman: İsrail'in Üç Sorunu Var; İran, İran Ve İran!


Siyonist Rejim Savunma Bakanı, İran'ın Tel Aviv'in temel sorunu olduğunu belirterek, Suudi Veliaht Prensini İran karşıtı duruşundan dolayı takdir etti.




Siyonist Rejim Savunma Bakanı Avigdor Liberman, İran'ı bu rejimi kuşatmaya almaya çalışmakla suçladı ve Tel Aviv'in İran'ın Suriye'yi askeri bir üsse dönüştürmesine izin vermeyeceğini söyledi.

Jerusalem Post Gazetesine konuşan Liberman şu ifadelerde bulundu: 'Geçmişte meslektaşlarımdan birinin de dediği gibi, üç sorunumuz var ve bunlar; İran, İran ve İran'dır. Birincisi, İran, bölgemizde istikrarsızlık yaratmaya çalışan bir ülkedir. Bu, İsrail ile sınırlı değil. Yemen'deki, Lübnan'daki, Irak'taki, Suriye'deki faaliyetlerini görüyorsunuz.

Amerika Dışişleri Bakanlığının terörizme destek konusundaki yıllık raporunu gördünüz, orada İran'ın terörizmin en büyük destekçisi olduğu söyleniyor. İran kesinlikle onların destekçisidir ve İsrail'in çevresinde vekâlet kuvvetleri yaratmaya çalışmaktadır. Hizbullah'ımız var, İslami Cihad'ımız var, Hamas'ımız var. Bunların hiçbiri İran'ın desteği olmadan, hatta bir hafta bile ayakta kalamaz.

İran'ın İsrail'e karşı faaliyetleri Nükleer Anlaşmadan sonra daha da arttı. İran Suriye'yi İsrail'e karşı askeri bir üs haline getirmeye çalışıyor.'

Avigdor Libermen, "Onlar bizimle savaşmak mı istiyor" şeklinde sorulan bir soruya şöyle yanıt verdi: 'Onlar sağlam adımlar attılar ama biz bu konuda onlara izin vermeyeceğiz. Her ne pahasına olursa olsun, İran'ın Suriye topraklarında İsrail'e karşı bir üs kurmasına engel olacağız.'

Siyonist Rejim Savunma Bakanı aynı zamanda Rusya'nın S-300 savunma sistemini Suriye'ye verme kararı ve Tel Aviv'in olası tepkisinin ne olacağı hakkında sorulan soru üzerine şunları söyledi : 'Bir kez daha duruşumuz hakkında şunu söylüyorum, biz Suriye'nin tamamında eylemlerimizdeki özgürlüğümü koruyacağız. Biz Ruslara saldırılmanın ya da hatta Suriye'nin iç meselelerine müdahalede bulunmanın peşinde değiliz ama eğer füze fırlatarak İsrail'e ya da bir havaalanımıza saldırıda bulunma ihtimali olduğunu düşünen biri varsa, hiç şüphesiz biz de buna güçlü bir şekilde karşılık veririz.'

Liberman, "bu füze sistemleri Siyonist Rejim savaş uçakları için kullanıldığı takdirde Tel Aviv'in tepkisi ne olacaktır" sorusuna ise şöyle yanıt verdi: 'Hiç şüphesiz biz de harekete geçeriz.'

Avigdor Liberman, üç gün önce Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile gerçekleştirdiği görüşmede Amerika'nın Nükleer Anlaşma konusunda ne gibi bir karar alması gerektiği yönündeki  soru üzerine de şunları söyledi: 'Şunu söylemeliyim ki, bu konu bizimle ilgili değil ve bu konuda karar alacak olan Amerika'dır ve bizden de danışmanlık yapmamızı istememişlerdir. Biz sadece kendi duruşumuz hakkında konuşabiliriz. Biz bu anlaşmanın çok kötü bir anlaşma olduğunu düşünüyoruz. Bu büyük bir hatadır. Bize göre bu anlaşma için hiçbir neden yoktur ve eğer bu anlaşmayı iptal etmek isteyen olursa biz onu sonuna kadar destekleriz.

Siyonist Rejim Savunma Bakanı aynı zamanda İran'ı terörizmi desteklemekle suçlayarak, Amerika'nın Nükleer Anlaşmadan çıkacağını açıklaması halinde, bunun İran ekonomisine ve Tahran'ın bölgedeki faaliyetlerine zarar vereceğini söyledi.

Liberman, Tel Aviv'in bugün bütün alanlarda Amerika'nın mevcut hükümeti ile yakın ilişkileri bulunduğunu ve bu ilişkinin inanılmaz derecede güçlendiğini ifade etti.

Gazetecinin Liberman'dan Tel Aviv'in bölge Arap ülkeleri ile gizli ilişkisini açıklamasını istemesi üzerine Liberman gülerek şunları söyledi: 'Gerçekten de benim bu soruya cevap vereceğimi mi düşünüyorsunuz?

Biliyor musunuz Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman Washington'a gerçekleştirdiği son ziyarette İsrail hakkında konuşmadı. O sadece bir konu hakkında konuştu o da İran'dı. Bugün Arap dünyasının onların asıl düşmanının Siyonizm, İsrail ya da Yahudilik değil, İran ve radikalizm olduğunu anladığını düşünüyorum.

Ortak bir düşmanımız olduğu çok açıktır ve artık bizim düşman olmadığımız, aksine çözüm yolu olduğumuzu anlaşılmıştır. Bu esasa dayalı olarak yeni bir iş birliği oluşturulabileceğini düşünüyorum. Biz Hindistan uçaklarının Arabistan üzerinden doğrudan İsrail'e uçmasına şahit oluyoruz. Tam anlamıyla İsrail'i resmi olarak tanıyan Bin Salman'ın duruşuna şahit oluyoruz.'

Öte yandan, Liberman bu açıklamalarda bulunurken, Siyonist Rejim televizyon kanallarından Kanal 10 da Pazar günü Suudi Veliaht Prensinin Amerika'daki Yahudi teşkilatları liderleriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas'ı eleştirdiğini ve Bin Salman'ın da aynı Siyonist Rejim Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi, Abbas'ı uzlaşı sürecinin başarısız olmasının sorumlusu olarak gördüğünü açıkladı.

Kaynak: 7Sabah


bozadi

30 Nisan 2018

İsrail eski başbakanı itiraf etti: İran karşısında bir şey yapamıyoruz


Siyonist İsrail rejiminin eski başbakanı Ehud Olmert İsrail'in İran'a askreri saldırı düzenleyecek gücünün olmadığını, bunun için İsrailli yetkililerin çok dikkatli olmaları gerektiğini bildirerek böyle bir maceracılığın İsrail için çok büyük bir tehlike oluşturabileceğini bildirdi.




ABD başkanı Trump'ın planları ve İsrail başbakanı Benyamin Netanyahu'nun İran ile varılan nükleer anlaşmanın ıslah edilmesindeki yersiz ısrarlarına değinen Olmert kendisinin bu siyasetlere karşı olduğunu bildirdi.

İran ile İngiltere, Fransa, Amerika, Almanya, Çin ve Rusya'dan oluşan BM beş daimi üyesi arasında imzalanan kapsamlı ortak eylem planı KOEP nükleer anlaşması Ocak 2016 yılından beri icra olunmaktadır ama bu anlaşmanın taraflarından biri olan ABD yönetimi şimdiye kadar KOEP karşısındaki kendi sorumluluklarını yerine getirmeyerek bu anlaşmayı ihlal etmiştir.

Trump, anlaşmada kalıp kalmayacaklarını ise 12 Mayıs tarihinde resmen açıklayacak.

Kaynak: 7Sabah


bozadi

01 Mayıs 2018

İsrail'de başbakana savaş ilan etme yetkisi verildi


İsrail Parlamentosu Knesset, Başbakan Benyamin Netanyahu'ya, savunma bakanının onayını aldıktan sonra savaş ilan etme yetkisi veren yasa tasarısını onadı.




Haaretz gazetesinin haberine göre, başbakana olağanüstü durumlarda savunma bakanına danışarak savaş ilan etme yetkisi veren söz konusu yasa tasarısı ikinci ve üçüncü oylamalarda kabul edilip yasalaştı.
Haberde, yasa lehine oy kullanan milletvekillerinin sayısıyla ilgili bilgi verilmedi.

Söz konusu yasayla birlikte Netanyahu artık savaş ilan etmek için hükümetin ya da Knesset Güvenlik ve Siyasi İşler Komisyonunun onayını almak zorunda kalmayacak.

Knesstte'ki oylama öncesinde Netanyahu, İsrail istihbaratının İran'ın nükleer silah üretmek için gizli bir program üzerinde çalıştığına dair delillere ulaştığını iddia etmişti.

Kaynak: Sputnik


bozadi

01 Mayıs 2018

İran'a saldırı an meselesi! İsrail, Trump'ı tahrik ediyor


ABD Başkanı Trump, 10 gün sonra Obama döneminde İran'la yapılan nükleer anlaşmayla ilgili kararını açıklayacak. Anlaşma iptal edilirse ABD-İran gerilimi daha da tırmanacak. 2011 yılında ortaya atılmış İran aleyhindeki iddiaları yeniymiş gibi servis eden İsrail tarafı ise Trump'ı tahrik ederek, savaş başlatma peşinde




ABD Başkanı Trump'ın sık sık İran'la yapılan nükleer anlaşmadan memnun olmadığını ve tek taraflı olarak bu anlaşmadan çekileceğini açıklaması, Obama döneminde yumuşama eğilimi gösteren iki ülke arasındaki ilişkileri yine gerdi. İsrail tarafı ise Trump'ı tahrik etmek için her türlü yönteme başvuruyor. 12 Mayıs'ta iplerin kopup kopmayacağı belli olacak.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la nükleer anlaşmaya dair ABD'nin tutumunun ne olacağına 12 Mayıs'ta karar verecek. 10 gün sonra kararını açıklayacak Trump'ı etkilemek için önceki gün bazı iddialarda bulunan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu İran'ı nükleer programı devam ettirmekle suçladı.

Canlı yayında İran'ın nükleer programı hakkında iddialarda bulunan ve arkasındaki dev bir ekranda İran'ın nükleer silahlar konusunda yalan söylediğini kanıtlamaya çalışan Netanyahu, "2017'de İran, nükleer silah programlarıyla ilgili gizli belgeleri Tahran'ın Shorabad bölgesinde gizli bir binaya taşıdı. Dışardan masum görünen bu binanın içinde İran'ın nükleer silah programlarına dair arşivleri var" iddiasında bulunmuştu.

İsrail Parlamentosu Knesset, sunumun hemen ardından Netanyahu'ya savunma bakanının onayını aldıktan sonra savaş ilan etme yetkisi verdi. Amerikan New York Times gazetesine göre, Netanyahu'nun ellerinde olduğunu iddia ettiği belgeler, İsrail istihabrat servisi MOSSAD'ın bir operasyonu sonucu İran'dan kaçırıldı.

Ocak ayında MOSSAD'ın İran'ın nükleer arşivlerinin stoklandığı depoya girerek, yarım ton belgeyi binadan kaçırdığı iddia edildi. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yeni ala geçirilmiş gibi lanse ettiği sözde belgelerin bir kısmı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) tarafından 2011 yılında yayınlandığı ortaya çıktı.

ABD'den başka kimse inanmadı

Netanyahu'nun sunduğu kanıtlar dünya tarafından ikna edici bulunmadı, ancak İran'a saldırmak için gerekçe arayışında olan Trump yönetimi aksini düşünüyor.

ABD Başkanı Trump, Netanyahu'nun İran'ın nükleer silah konusunda yalan söylediği açıklamasına destek verirken Netanyahu ile geçtiğimiz günlerde görüşen ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Tel Aviv'in sunduğu kanıtların gerçek olduğunu söyledi.

Pompeo, 'Yıllardır İran rejimi, nükleer programının barışçıl olduğu konusunda ısrar etti. İsrail tarafından İran'dan ele geçirilen belgeler, İran rejiminin doğruları söylemediğine dair bir şüphe bırakmadığını gösterdi' dedi.

Beklendiği gibi İsrail'e destek veren Beyaz Saray'dan da, 'Bu durum, ABD'nin uzun zamandır bildiği bir gerçeği ortaya koyuyor: İran dinamik ve gizli bir nükleer silah programını sürdürüyor. Bunu dünyadan ve kendi halkından saklamaya çalıştı ancak başaramadı' açıklaması geldi.

Bu bağlamda ilk aşamada nükleer anlaşma imzalandıktan sonra İran'a karşı dondurulan yaptırımları ABD'nin yeniden devreye sokması gündemde. Böyle bir adım atılması durumunda, tüm bölgeyi etkileyen anlaşmanın tamamen çökme riski var. IAEA müfettişleri 2016'dan bu yana 11 kez İran'ın anlaşmaya bağlı kaldığı yönünde raporlar yayımladı. IAEA müfettişleri ayrıca 2017 yılı boyunca incelemelerde bulunmaları gereken tüm tesislere girebildiklerini de ifade etmişlerdi.

ABD ve İsrail, İran'ı hedef alan iddialarında yalnız kalmış görünüyor. Mevcut nükleer programının tamamen barışçıl amaçları olduğunu vurgulayan İran, Ortak Geniş Eylem Planı'nın yeniden müzakereye açılamayacağını savunuyorken P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Çin, Fransa, Rusya ve Almanya) ise anlaşma taahhütlerine bağlı kalınması yönünde çağrılar yapıyor.

İsrail'den ikna çabaları

Zaten gerekçe arayan ABD'yi arkasına alan İsrail, diğer ülkeleri de yanına almak için harekete geçti. İsrail'den yapılan açıklamada, "İran'ın nükleer çalışmaları" hakkında elde ettiği bilgileri paylaşmak için Almanya ve Fransa'ya uzman ekipler gönderileceği belirtildi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Netanyahu ile Putin, İran'la yapılan nükleer anlaşma çerçevesindeki kapsamlı ortak planın mevcut durumuna ilişkin konuları ele aldı.

Zamanlamaya dikkat!

Yalnızca Ortadoğu'yu değil, bütün dünyayı sarsan gelişmeler, İran ve P5+1 ülkelerinin nükleer anlaşmasının kaderini belirleyecek.

Netanyahu'nun çıkışı tam da ABD Başkanı Donald Trump'ın 12 Mayıs'ta vereceği kritik İran kararından 11 gün önce geldi. Başkanlık koltuğuna oturduğundan beri anlaşmayı iptal edeceğini açıklayan Trump, Ocak ayında yaptığı bir konuşmada 12 Mayıs'a kadar anlaşmanın iyileştirilmemesi halinde ABD'nin yaptırımlara geri döneceğini söylemişti.

2015'te imzalanan anlaşmanın yol haritası kapsamında, 12 Mayıs'a kadar ABD'nin İran'a yaptırımlara devam edip etmemesi yönünde bir karar alması gerekiyor. ABD'nin dondurulmuş olan yaptırımları yeniden devreye sokması durumunda anlaşmanın tamamen çökme riski var.

ABD'nin yanı sıra Almanya, Fransa, Rusya, Çin, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin de imzacısı olduğu anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlaması karşılığında ülkeye uygulanan uluslararası yaptırımların gevşetilmesini öngörüyordu.

Netanyahu 'yalancı çoban'

Washington ve Tel Aviv'den gelen açıklamalara İran anında yanıt verdi. Netanyahu'yu hedef alan İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, sosyal medya hesabında, "Son Dakika: Yalancı çoban yine iş başında. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki karikatür fiyaskosu da azmini kıramadı. Artık sadece küçük bir kesimi kandırabilirsin" diye yazdı.

Birkaç saat sonra ikinci bir mesaj daha atan Zarif, "Başkan Trump, anlaşmayı ortadan kaldırmak için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun çoktan gündeminden çıkmış eski iddiaların üzerine atlıyor. Ne kadar da uygun. Yalancı çoban tarafından dile getirilen bu koordine istihbarat iddiaları 12 Mayıs'ın hemen birkaç gün öncesine denk geldi. Ama Trump'ın kutlamaya başlamaktaki aceleciliği tüm gizliliği ortadan kaldırdı" ifadelerini kullandı.

'İran'ı silahsız bırakmak istiyorlar'

Bu arada İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutan Yardımcısı Hüseyin Selami, ülkesinin Avrupa ve ABD tarafından son günlerde talep edilen füze silahsızlandırılmasını "asla" kabul etmeyeceklerini vurguladı.

Tahran Ulusal Savunma Üniversitesi'nde konuşan General Selami, İran'ın balistik füze programının tartışılmasını isteyen ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin talebini "kabul edilemez" olarak değerlendirdi. İranlı General, "Düşmanlarımız bir taraftan bizi tehdit ederken diğer taraftan füze konusunda silahsızlanmamızı istiyor. Bu ahlaksızca ve akıldışı bir taleptir. Füzelerimiz caydırıcı gücümüzün ana unsurudur. Asla caydırıcı potansiyelimizden vazgeçmeyi kabul etmeyiz. Amerikalılar ve Avrupalılar bunu bilmeli" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen hafta yaptıkları görüşmede, 2015 yılında Tahran'la imzalan nükleer anlaşmada değişiklikler yapılarak aralarında Tahran'ın füze çalışmalarının da bulunduğu bazı maddelerin anlaşmaya eklenmesini görüşmüştü.

Anlaşma neleri kapsıyordu?

Resmi adı 'Ortak Geniş Eylem Planı' (JCPOA) olan anlaşma, İran ile kısaca P5+1 ülkeleri arasında 2015 yılında imzalanmıştı. İmzacılar arasında Avrupa Birliği de bulunuyordu.

Anlaşma kapsamında İran, nükleer reaktör inşasının yanı sıra silah yapımında da kullanılan zenginleştirilmiş uranyum üretimini 15 yıl boyunca kısıtlamayı kabul etmişti. Tahran yönetimi ayrıca 10 yıl boyunca uranyum zenginleştirmekte kullanılan santrifüjlerin sayısını da kısıtlamayı taahhüt ediyordu.

Ülkedeki ağır hidrojenli su üretim tesisinin de modifiye edilmesi konusunda uzlaşı sağlanmıştı. Anlaşma 2016'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. İran'ın taahhütlerini yerine getirip getirmediğinin denetimi ise Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun sorumluluğu oldu.

Boeing 20 milyar dolardan olacak

Trump'ın İran'a yönelik tavrı, İran Air'in Boeing'e verdiği 16.6 milyar dolarlık 80 uçak ile yine İranlı Aseman Airlines'ın da 30'u kesin 30 opsiyonlu toplam 60 uçaklık siparişin geleceğini de tehlikeye attı. Aseman Airlines'ın 30 adetlik kesin siparişinin mali değeri 3 milyar doları aşıyor.

ABD yönetimi 12 Mayıs'a kadar nükleer anlaşmanın geleceğine ve ekonomik yaptırımların tekrar başlatılıp başlatılmayacağına karar verecek. İran'ın aleyhine alınan bir karar, Boeing ile İran Air arasında yapılan anlaşmanın sonu anlamına gelecek.

Boeing'in bu satışı gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği Başkan Trump'ın İran konusundaki nihai kararına bağlı. Boeing İcra Kurulu Başkanı Dennis Muilenburg, 2018 yılı için İran'a yönelik bir uçak teslimatı olmayacağını açıkladı.

Boeing, 2016 yılında İranla yapılan nükleer anlaşma sonrası İran'ın milli havayolu İranair'den aralarında 15 adet Boeing 777-300ER modelinin de olduğu 80 uçak siparişi almıştı. IranAir Airbus'tan 100, pervaneli uçak üreticisi ATR'y ede 20 adet sipariş vermiş, bugüne kadar üç Airbus ve 8 ATR uçağını teslim almıştı.

Airbus, uçaklarının en az yüzde 10'u ABD'li şirketlerin ürünüyle imal edildiği için satış için ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi'nden (OFAC) satış lisansı alması gerekiyor. Şimdiye dek Washington, Airbus teslimatlarının yaklaşık üçte birinin sürmesine izin verecek bir dönemi kapsayan lisanslar verdi, ancak ABD'nin nükleer anlaşmadan geri çekilmesinin bunları nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor.

Kaynak: Yeni Mesaj


bozadi

30 Nisan 2018

ABD'nin yeni oyun planı ne?


ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ilk yurt dışı gezisini Suudi Arabistan'a yaptı. Buradan İsrail'e geçen Pompeo açıklamalarında İran ve Suriye'yi hedef aldı. Tel Aviv başkonsolosluğunu 14 Mayıs'ta Kudüs'e taşıyacaklarını söyleyen Pompeo Filistinlileri de İsrail ile barış görüşmelerine dönmeye çağırdı. Pompeo'nun Filistinlilere yaptığı bu çağrıya Suudi Arabistan destek veriyor. Veliaht prens Selman'ın ''Filistinliler ya Trump'ın planını kabul etmeli ya da çenelerini kapayıp şikayet etmeyi kesmeli'' dediği açıklandı.




ABD'nin İslam düşmanlığı ile tanınan yeni Dışişleri Bakanı ve Eski CIA Başkanı Mike Pompe ilk yurt dışı gezisini tıpkı başkan Trump gibi Suudi Arabistan'a yaptı.

Başkent Riyad'da Suudi mevkidaşı Adil el-Cubeyr tarafından karşılanan Pompeo Kral Selman ile de görüştü.

Gündemde ABD'nin Suriye ve İran başta olmak üzere Ortadoğu üzerindeki yeni hesapları konuşuldu.

Suudi bakan cubeyir ile düzenlenen ortak basın toplantısında ise ağırlık olarak iran hedef alındı.

"İran tüm bölgeyi istikrarsızlaştırıyor" diyen Pompeo "İran vekil milisleri ve terörist grupları destekliyor. Yemen'deki Husi milislerine silah satıyor ve siber saldırılar düzenliyor. Ayrıca katil Esad rejimini destekliyor" ifadelerini kullandı.

Pompeo ardından Katar'ın ismini kullanmadan "Körfez birliği önemli ve bunu başarmaya ihtiyacımız var" dedi.

El Cubeyr ise ülkesininin 'ABD Başkanı Donald Trump yönetimin İran'a yönelik politikasını ve İran ile yapılan nükleer anlaşmanın maddelerinin geliştirilmesini desteklediğini' söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Suudi Arabistan'dan İsrail'e geçti.

Tel aviv'de Başbakan Netanyahu ile görüşen Pompeo "Körfez birliği önemli ve bunu başarmaya ihtiyacımız var" dedi ve bu ülkeleri İran'a karşı ortak hareket etmeye çağırdı.

Pompeo, "Bence ülkelerimiz ve bütün dünya için en büyük tehdit militan İslam ve nükleer silahların evliliğidir. Özel olarak da İran'ın nükleer silahlar edinmesi. Bugün bu konuda çok üretken bir sohbet gerçekleştirdik." dedi.

Pompeo ABD'nin İsrail başkonsolosluğunu da 14 Mayıs tarihinde Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyacağını söyledi.

ABD'nin yeni dışişleri bakanının 3. durağı Ürdün oldu. Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Pompeo, Filistinlileri İsrail'le barış görüşmelerine dönmeye çağırdı.

Pompeo'nun Filistinlilere yaptığı bu çağrıya Suudi Arabistan destek veriyor.

ABD ziyaretinde basına verdiği demeçlerde İsrail'i fiilen tanıdığını ifade eden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın bir ay önce ABD'deki Yahudi lobisiyle toplantısında da ''Filistinliler ya Trump'ın planını kabul etmeli ya da çenelerini kapayıp şikayet etmeyi kesmeli'' dedi.

Kaynak: Yeni Mesaj


bozadi

01 Mayıs 2018

Suud'dan Filistin'e hakaret



Muharrem Bayraktar




Suudi Arabistan'ın İslam dünyasını rencide edecek politikalarına her gün bir yenisi ekleniyor. İnsan, okudukça "tiksiniyor."

Suudi Veliaht Prensi Selman, ABD'ye yaptığı son ziyareti sırasında Yahudi sivil toplum kuruluşlarının liderleriyle bir araya geldi.

Kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen toplantının ana gündem maddelerinden biri de Filistin-İsrail ilişkileri oldu. Bu görüşmede konuşulan konuların neler olduğunu İsrail'in Kanal 10 televizyonundan öğrendik. Kanal muhabirinin aktardığına göre Selman, "Filistinlilerin 'İsrail'in şartlarını kabul ederek müzakere masasına oturmalarını' ya da 'çenelerini kapatmaları' gerektiğini söyledi.

Evet, Prens Selman aynen bu öğüdü verdi Filistinlilere:

"Ya İsrail'le oturup müzakere yapıp anlaşın ya da çenenizi kapatın!"

İsrail, geçtiğimiz ay içinde 50'ye yakın Filistinli sivili öldürdü. Tarlasında, bağında, bahçesinde duran Müslümanları katletti.

'Amerika ile birlikte dünyaya yönettikleri' mavalını okuyan Suudi rejiminin prensi, öldürülen Müslümanların hesabını sormak yerine 'çenenizi kapatın' diyor.   

Kanal 10 muhabirinin aktardığına göre Selman'ın sözleri salonda öyle büyük şaşkınlıkla karşılanmış ki, dinleyicilerin 'neredeyse sandalyelerinden düşeceklerini' söyledi.

Yani orada bulunan Yahudiler bile 'bu kadar büyük bir ihanet beklemiyorlardı.'

Bu ihanetin ardından daha vahim bir haber geldi:

Suudi yönetimi, daha önce el koyduğu hac ve umre organizasyonu yapan Uluslararası Teshil Şirketi ile İsrail menşeli VFS Global Şirketi arasında ortaklık başlattı. Buna göre, Hac ve umre organizasyonundan sorumlu olan Uluslararası Teshil Şirketi artık İsrail menşeli VFS Global Şirketiyle beraber Hac ve umre için kutsal topraklara gelenlerin bütün bilgilerini kayıt altına alacak.

Yani Suudi rejimi Hacca gidenlerin bütün işlemlerini İsrailli firma üzerinden gerçekleştirecek.

Siyonist rejim 'bütün Müslümanları öpecek.'

Suudi rejimi İsrail'e karşı sürekli zeytin dalı uzatıyor. Geçtiğimiz ay aldıkları bir kararla hava sahalarını İsrail uçaklarının geçişine açtıklarını açıklamışlardı.

İsrail'le her geçen gün daha sıkı-fıkı ilişkiler kuran Suudi rejimi Yemen'de Müslümanların üzerine bomba yağdırıyor, Suriye'de mezhep ayrımcılığını kışkırtıp Müslüman kıyımına girişiyor, İran'ı en büyük düşman olarak görüyor.

Filistinli Müslümanlara en büyük desteği veren Suriye'ye karşı tarihin en pis savaşlarından birini başlatan bu 'sözde Müslümanlar' tarihin utanç verici sayfaları arasında yerlerini şimdiden aldılar.

Kaynak: Yeni Mesaj


bozadi

01 Mayıs 2018

İran'dan İsrail'e: Sürpriz karşılık vereceğiz ve pişman olacaksınız


İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun 'İran'ın nükleer arşivini ele geçirdikleri ve gizli silah programına dair kanıt bulduklarını' iddia ettiği açıklamalarına bir yanıt da İran Savunma Bakanı'ndan geldi.




İran Savunma Bakanı Emir Hatemi, Netanyahu'nun iddialarını 'İsrail'in provokatif eylemleri' diye niteleyip Tahran'ın yanıtsız bırakmayacağını söyledi.

'RASYONELLİKLE İLGİLERİ KALMADI'

Hatemi, Netanyahu'nun 'tümüyle temelsiz ve sokaktaki sıradan insan tarafından bile kabul görmeyen iddiaları gündeme getirmesinin Siyonist rejimin son dönemde bölgede uğradığı yenilgilerden duyuduğu endişenin işareti olduğunu' belirtti.

''Siyonist rejimle başbakanı rasyonellikten uzaklaştıkça uzaklaşıyor'' diyen İran Savunma Bakanı, ''Tahran'ın karşılığı sürpriz şekilde olacaktır ve siz bundan pişman olacaksınız'' mesajını verdi.

'TEHLİKELİ DAVRANIŞLARINIZI DURDURUN'

''Tahran'ın itidal politikasından başka stratejilere başvurması halinde Siyonist rejim sürpriz ve pişman olacağı sonuçlarla karşılaşacak'' diye konuşan Hatemi, ''Kudüs'ü işgal eden rejimi ve onun destekçilerini komplo, fesat ve tehlikeli davranışları durdurmaları için uyarıyorum'' vurgusu yaptı.

Öncesinde İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Netanyahu'yu 'Tahran'a yönelik eski suçlamaları tekrarlayan yalancı çobana' benzetti.

Zarif, Twitter'da "Yalancı çoban yine iş başında. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki karikatür fiyaskosu da azmini kıramadı. Artık sadece küçük bir kesimi kandırabilirsin" mesajını paylaştı.

'ÇOCUKÇA VE KOMİK'

Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi de Netanyahu'nun 'İran aleyhinde yaptığı gösterinin çocukça ve komik olduğunu' söyledi.

'GİZLİ BELGELERİ NİYE AMBARDA SAKLAYALIM?'

İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre Irakçi, şu soruyu yöneltti:

''Netanyahu, Tahran'ın Şurabad bölgesinde 55 bin senet bulduğunu ve bu senetlerin İran'ın gizli nükleer programı olduğun ispatladığını söylüyor. Fakat iddianın özü komik, İran bu kadar önemli senetleri terk edilmiş bir ambarda neden saklasın?''

Kaynak: Sputnik


bozadi

24 Nisan 2018

Natalie Portman Genesis'i reddetti İsrail karıştı


Ünlü oyuncu Natalie Portman'ın İsrail'in Nobel Ödülü olarak bilinen Genesis Ödül törenine katılmayacağını açıklaması ülkede tartışmalara neden oldu. Bir Likud milletvekili Portman'ın vatandaşlıktan çıkarılmasını istedi.




İsrailli-Amerikalı oyuncu ve yönetmen Natalie Portman'ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'yu protesto etmek için İsrail'in Nobel Ödülü olarak bilinen Genesis Ödülü'nün takdim edileceği törene katılmayacağını açıklaması ülkede tartışmalara neden oldu.

İsrail Kültür Bakanı Miri Regev, Portman'ın "İsrail'i boykot eden grubun ellerine düştüğünü üzülerek öğrendiğini" söylerken, İsrail İç Güvenlik Bakanı Gilad Erdan ise Portman'a hitaben bir mektup kaleme aldı. Portman'ın da rol aldığı Yıldız Savaşları (Star Wars) filmlerine atıfta bulunan Erdan, "Karanlık tarafın yenmesine izin vermemen için çağrıda bulunuyorum" diye yazdı.

Başbakan Netanyahu'nun Likud Partisi 36 yaşındaki oyuncuyu ikiyüzlülük ile suçlarken, Likud Partisi milletvekillerinden Oren Hazan ise Portman'ın İsrail vatandaşlıktan çıkarılmasını ve "susturulmasını" talep etti.

Haaretz: Sol gruplar Portman'a destek veriyor

Öte yandan İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesi, ülkedeki sol grupların Portman'a destek verdiğini belirtti.

Tartışmalar, Portman'ın Genesis Ödülü'nü almak üzere Haziran'da yapılacak ödül törenine katılmayacağını açıklamasıyla başladı.

Ödülü alacağı Kasım 2017'de açıklandığında bu gelişmeyi olumlu karşılayan Portman, İsrailli köklerinden gurur duyduğunu ve 1 milyon dolar değerindeki ödülü kadın dernekleri için kullanmak istediğini belirtmişti.

Ancak Portman geçen hafta Cuma günü yaptığı açıklamada Haziran'daki ödül törenine "siyasi nedenlerden ötürü" katılmayacağını belirtti.

Portman:  İsrail yönetimini eleştirebilirim

Tartışmalar üzerine Cumartesi günü sosyal medya platformu Instagram üzerinden açıklama yapan Portman, ödül törenine katılmama kararının başkaları tarafından yanlış değerlendirildiğini, törene katılmama sebebinin tören sırasında konuşma yapması beklenen Başbakan Netanyahu'yu destekliyor görünmek istememesi olduğunu belirtti. Portman aynı zamanda İsrail'i boykot eden gruba da destek vermediğini ifade etti.

Açıklamasında "Dünya etrafındaki birçok İsrailli ve Yahudi gibi ben de bütün bir milleti boykot etmeden İsrail yönetimini eleştirebilirim" diyen Portman, sözlerine "Bugün yaşanan zalimliklerden etkilenenlere kötü davranılması Yahudi değerlerimle örtüşmüyor" diyerek devam etti.

Portman ayrıca "İsrail'i önemsediğim için şiddet, yolsuzluk, eşitsizlik ve gücün kötüye kullanmasına karşı çıkmam gerekir" dedi.

Portman'ın ödül törenine katılmayacağını belirtmesi sonrasında açıklama yapan Genesis Ödülü Vakfı (GPF), ödül törenini iptal ettiklerini ancak 1 milyon dolar değerindeki ödülün Portman'a verileceğini açıkladı. Portman bu meblağı kendi tercihi doğrultusunda hayır kurumlarına bağışlayacak. Ödülün bağışlanacağı hayır kurumlarının ileriki bir tarihte açıklanması bekleniyor.

Yahudiler ve Yahudi değerleri için çalışmalar yapan insanlara verilen Genesis Ödülü'ne bu sene işadamı Morris Kahn'ın da 1 milyon dolar vermesi bekleniyordu, ancak Portman'ın açıklaması sonrasında Kahn bu meblağı vermeyeceğini açıkladı.

Kaynak: Ekvator Haber