Boraks Detoksu (vücutta/beyinde flor birikimine ve başka sağlık sorunlarına karşı)

Başlatan bozadi, 21 Aralık 2017, 18:12:59

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fidelista

Kollodial altın almıştım ama kullanmadım 70 tl civarı birşeydi güven vermeyen bir satıcı bencede .Iyot kolay ulaşılabilir ve güvenli görünüyor.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

gokcekmarket.com/urun/boraks/

Videodaki adam İbrahim GÖKÇEK, bunu üste verdiğim linkten boraks tuzu olarak satıyor. Bona fide boraks asitinden bahsetmiş. Hangisini seçmek lazım ve başlangıç dozu ne olmalı.
Bunu ilk müsait vaktimde araştıracağım (borik asit / boraks). Bir aksilik olmazsa yarın gün içinde bu konuda edindiğim ilk bilgileri/izlenimleri paylaşacağım.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Aslında ben bu adamdan iki kez bağırsak mantarı için set aldım. O süreçte doktora gidip endoskopi yaptırdığımda midem kan revan içindeydi doktorun tabiriyle. Dürüstçe davranmak gerekirse 6 ay kullanacaksınız dedikleri seti ben bir ay kullandım 1000 civarında bir para ödedim ve sonuçta aldığım tek şey mide yaralarıydı. Telefonda İbrahim GÖKÇEK'le de görüştüm iyileşme sürecinden önceki kötüleşme dedi de ben bir fark hissedemedim.
Bu gerçekten çok üzücü Scyth. Evet, detoks süreçlerinde özellikle belirli virüs ve bakterilerin imhası sürecinde olumsuz yan etkiler meydana geliyor anladığım kadarıyla ama "mideyi kan-revan içinde bırakacak" kadar olmaması gerektiğini düşünüyorum.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Kollodial altın almıştım ama kullanmadım 70 tl civarı birşeydi güven vermeyen bir satıcı bencede .Iyot kolay ulaşılabilir ve güvenli görünüyor.
"Kolloidal altını" yeni duyuyorum. Güya bir ara kolloidal gümüş deneyecektim ama boşladım.

bona fide

merhaba cüretimi bağışlayın yukarda link vermiştim linkin google çeviriyle  türkçeleşmiş linkini ekliyorum dr.rex nevhman önce kendini ve eşini tedavi etöiş üç hafta gibi süreçte olumlu sonuç almış. sonra 1976 da tablet olarak piyasaya sürmüş. epey çalışma yapmış
https://translate.google.com.tr/translate?hl=tr&sl=en&u=http://rexresearch.com/newnham/newnham.htm&prev=search
google çeviri  bozadi çevirisi kadar olmasada anlaşılıyor olay ve yine bozadinin farklı araştırmalar eklemesi boraks ve borik asit içeriğine dair daha sağlıklı olacaktır.Tgurun eczacı olarak değerlendirmeside tabiki ve lütfen.linkte dr.Rexin  borik asit ve borakstaki bor oranlarını yazdığı kısımları görebilirsiniz. ben ekleyim çevrilen kısmı,

"Boraks, doğal olarak oluşan ve mayalanmış bir mineral tuzudur ve diğer üretilmiş bor bileşiklerinin kaynağıdır. Ana depozitolar Türkiye ve Kaliforniya'da bulunmaktadır. Kimyasal adlar, sodyum tetraborat dekahidrat, disodyum tetraborat dekahidrat veya sodyum borattır. Bunun anlamı, iki sodyum atomu ve on molekül (veya bazen daha az) kristalleşme suyu ile birleştiği merkezi atom olarak borun dört atomu içerdiği anlamına gelir. Bu nedenle boraks, zayıf borik asitin sodyum tuzudur. Sodyum daha kuvvetli bir şekilde alkalin olduğundan, bu, boraksın pH'ı 9 ile 10 arasında (pH 7 nötrdür) güçlü bir şekilde alkalin bir çözelti haline getirir. Yutulduğunda, borik asit ve sodyum klorür oluşturmak için midede hidroklorik asit ile reaksiyona girer. Boraksın bor içeriği% 11.3 iken borik asit için% 17.5 veya yaklaşık% 50 daha yüksektir. Alınan bor bileşikleri hızla ve hemen hemen tamamen idrarla atılır. Eskiden, borik asit gıdalarda koruyucu madde olarak yaygın olarak kullanılmaya başlandı, ancak şu anda çoğu ülkede bu amaçla yasaklandı ve ayrıca Avustralya'da halka açık satışlar yasaklandı."

 
not: özür diliyorum linki kopyalayıp yandx arama çubuğuna yapıştırdığınızda sayfa çevrilmiş halde açılıyor üstüne tıklayınca olmuyor. bu benim embesilliğimde olabilir. ve neden böyle oluyor. neyse zaten benden başka herkeş ingilişçe biliyor sanırım. debelenen benim ve birde size çeviri yöntemi anlatıyorum. bende kepazelik diz boyu derhal kaçıyorum.
 

Tgur

Maalesef Bonafide bu bölümde alıntıladığınız bilgilerden daha yoğun bir önerim olamayacak,zira asit borique i haricen kullanılan preperatlardan başka şekilde kullanımı hakkında bilgim yoktu bu anlatılanlarla ben de yeni bir bilgiyle karşılaşmış oldum.

Her hangi bir maddenin tıpta geniş kullanımı için mutlaka uzun araştırmalar icap ettiği bilincindeyim,

Tıpta çok az araştırma ile kullanıma sunulan bir "thalomid faciası"yakın zamanda dünyayı çok etkilemiştir ,bir çok sakat çocuk doğumuna sebep olmuştur ,onun için "sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" mantığı ile her yeni önerilen ilaca bakmaktayım ve hatta kullanıma sunulan bir çok ilacın da uzun araştırmalara maruz bırakılmadan piyasaya sürüldüğü endişesindeyim.

Bir hocamız anlatmıştı ,
İsviçrede tahsil yaparken bir ara başı ağrımış ve o zamanlar Türkiyede çok yaygın kullanılan Optalidon isimli ilacı aratmış fakat bulamamış ,ilacın üretildiği yer İsviçre ,araştırmış ve sonuçta bu ilacın bizim gibi 3 dünya ülkelerinde araştırma için satıldığını ama henüz o batı ülkesinde kullanıma sunulmadığını görmüş..

Yorum sizin..


Tgur

İlaveten aklıma gelen başka bir durumu açıklayayım,
Bazı ilaçları biz eczacı olarak doğal yolla depodan temin edemeyiz mutlaka firmasına reçeteyi gönderip firmadan özel onay alıp şahsa verebiliriz niçin böyle oluyor diye sorguladığımda,
"Bu ilaç hakkında firmanın araştırması devam etmekte hasta hakkında bilgi edinip kullanım sonunda bilgi alışverişi yapılmaktadır" cevabını almaktayız.

Yani göz göre göre kobaylığı ülkece kabul eden bir haldeyiz..

Sağlık bakanlığından ruhsat almış olan ilaçtan bahsediyorum..


fidelista

İlaçlar gerek FDA onaylı gerekse SB ruhsatlı olsa da araştırmalar bitmez yan etkilerin takibi gerek  onlarca yıl kullanılan ve kaldırılan ilaçlar olabilir tıpta matemaksel bir doğruluk olmuyor,K.lar bile sigara iyidir dediler sonra herkes için söylemedik dediler.İlaç kullanıyorsanız hangi ülkede olursa olsun zaten kobaysınız.

bozadi

Tgur ve fidelista, paylaşımlar için teşekkürler.

bona fide, söz konusu sayfaların linkini vermen iyi olmuş ve google'ın o sayfalarda yaptığı çevirinin de aslında hiç ama hiç fena olmadığını görüyorum. Son aylarda çeviri algoritmalarında bazı geliştirmeler yaparak kaliteyi artırdıklarını duymuştum ve gerçekten de daha öncesine göre daha iyi çeviriler yapabildiğini görüyorum google'ın Türkçe'ye.

Verdiğin çeviri linkini bir bütün olarak kopyalayıp google url kısaltıcıda (https://goo.gl/) kısalttım, bende böyle sorunsuz açılıyor: https://goo.gl/cvbnJu

Scyth'in merak ettiği boraks - borik asit farkı ve dozajlar meselesiyle ve pek çok başka hususla ilgili de çok değerli bilgiler verilmiş. Çeviriyi okuyup eğer kafanızı karıştıran bir bölüm olursa benden bir netleştirme rica edebilirsiniz, yani orijinaline bakıp elimden geldiğince daha düzgün bir çevirisini yapmaya çalışabilirim belirsiz bölümlerin.

bozadi

Eti Maden şirketinin ürettiği 25 kiloluk boraks çuvalı sipariş ettim n11'deki bir satıcıdan kargo dahil 89 TL'ye ve teslim aldım. Sanırım boraksın temin edilebileceği en ucuz yollardan biri bu. Büyük miktarda almamın sebeplerinden biri, detoks denemelerinin dışında ev temizliği ve farklı temizlik kullanımlarıyla ilgili rahatça deney yapabilmek.

bozadi

Earth Clinic sitesinden aktardığım makalede "tatlı kaşığı" diye çevirdiğim ifadenin orijinali "teaspoon", yani birebir çevrilecek olursa: "çay kaşığı". Öyle çevirecektim ama videoyu izleyince, onların çay kaşığından anladığı şeyle bizimkinin farklı olduğu sonucuna vardım:




İngilizce vikipedi'deki teaspoon maddesine baktığımda, "5 ml içerir" gibi bir tanım yapılmış. Türkçe kaynaklara baktığınızda (https://goo.gl/QQFsR6), bizde çay kaşığının değil, tatlı kaşığının "5 ml" aldığı belirtiliyor pek çok kaynakta. İşin garibi İngilizcede ayrıca "dessert spoon" (tatlı kaşığı) diye de bir terim var. Ve İngilizce vikipedi'de tatlı kaşığının "10 ml" aldığı, yemek kaşığının (tablespoon) ise yaklaşık "15 ml" aldığı belirtilmiş. Biraz karmaşık bir konu sanırım.

Ama sonuç olarak, makalede ve videonun yukarıda resmini gösterdiğim kısmında geçen "teaspoon" ifadesi bizim klasik "çay kaşığı" değil, "tatlı kaşığı" dediğimiz kaşığa tekabül ettiği görülüyor. "ml" (mili-litre) bazındaki ifadeler de bunu doğruluyor gibi görünüyor. Ama videonun biraz daha ileri kısmında, "Ted'in yöntemi" denen dozaj yönteminde daha küçük bir kaşık cinsi kullanılıyor görebileceğiniz gibi. Makalede tam olarak "tatlı kaşığının çeyreği" diye geçen miktarı alan, daha küçük bir kaşık.

Videoda iki ayrı dozaj şekli gösterilmiş. Benim yukarıda alıntıladığım resimde gösterilen yöntem 1. dozaj yöntemi. (makalede "Ted'in yöntemi" diye geçen ve erkekler ve kadınlar için ayrı ölçü verilen yöntem 2. dozaj yöntemi, ona birazdan değineceğim).

Yukarıda resmini alıntıladığım 1. yöntemde, bir tatlı kaşığı dolusu boraks alınarak üstü "sıyrılıyor" ("level" diye geçmiş orijinalde). Yani üstten fazlasını atıp miktarı azaltmak için düzleştiriliyor. Bu miktar boraks önce şişede bir miktar ılık veya sıcak suyla karıştırılıp iyice eritiliyor/çözülüyor, sonra üzeri normal suyla doldurulup 1 litreye tamamlanıyor. Su olarak "purified" yani saflaştırılmış su ifadesi geçmiş. Anladığım kadarıyla ya bir su arıtıcıda arıtılmış su, ya da eczanelerden bulunabilecek damıtılmış/distile su kullanımı önerilmiş.

Walter Last'ın yöntemi diye geçen bu 1. yöntemde (videonun aksine, makalede önce Ted'in, sonra Walter Last'ın yöntemine değinilmiş), yani sıyrılmış bir tatlı kaşığı boraksın 1 litre suda çözüldüğü yöntemde dikkat edilmesi gereken nokta, bu çözeltiden günde yalnızca 1 veya 2 kaşık alınıyor, o da yemekler sırasında alınıyor.

Makalede "Ted'in dozaj yöntemi" diye geçen dozaj yönteminde ise tatlı kaşığının "dörtte biri" (çeyreği) boyutunda değişik bir kaşık kullanmış ve ben ne yazık ki o kaşığın bizim klasik çay kaşığına denk gelip gelmediğini bilmiyorum. Bunu biraz daha inceleyip izlenimimi paylaşacağım.

Sonuç olarak, bu 2. dozaj yönteminde, erkekler için çeyrek tatlı kaşığı boraks, kadınlar içinse çeyreğin tatlı karşığının yarısı ölçüsünde boraks yine üstten sıyrılmış (fazlası atılmış) olarak 1 litre suya karıştırılıyor (önce biraz sıcak suyla eritildikten sonra). Bu daha düşük miktarlı boraks içeren 1 litre suyun, aynı gün içinde tüketilmesi söylenmiş. Yani bir kerede değil, gün içinde farklı zamanlarda azar azar içilip gün içinde bitirilmesi önerilmiş.


bozadi

Yaptığım açıklamalar biraz kafa karıştırmış olabilir, lütfen burada anlatılanlara dayalı olarak deney yapacak olanlar, eğer bu dozajla ilgili herhangi bir belirsizlik yaşıyorlarsa bunu söylesinler, birlikte gerekirse tüm açıklamaları tekrar gözden geçirip emin olalım.

Scyth

Yani boraks yada boraks asidini tedarik edip 1.5 litrelik pet şişeye bir çay kaşığının yarısı kadar koyup gün içerisinde tüketebiliriz. Kaşığın üstende kalan kısmı sıyırmak kaydıyla.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bona fide

merhaba bir ekleme yapmak istiyorum bu tür ürünleri- bor, karbonat bentonit sole vs ürünleri kullanıp hastalıklara karşı direnç oluşturuken uzmanlar hastalığı oluşturan etmenlerle de mücadele dilmesi gerektiğini belirtiyorlar, gluten hassasiyeti ön plana çıkarıldı genetiği değiştirildiği için tüm tahıl ürüleri,hazır mayayla yapılmış tüm gıdalar, ki ekşi mayaya karşı hassasiyetiniz de olabilir  gluten yanında fitik asit, aminler ve lectin hastalıklara daha çok davetiye çıkarıyor candida mantarını vucutta besleyen tüm ürünleri beslenmemizden çıkarılması gerektiği yönünde yayınlar var. lectin hakkında bir yazı http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/05/05/ordan-burdan-havadan-sudan/lektin-duyarliliginiz-olabilir-mi/ ve internette lectin hakkında yabancı kaynakları taramanızda yardımcı olacaktır. aminler hakkında okumak isterseniz http://www.diatek.com.tr/Makale-Yontem/Mikrobiyolojik-Analiz/Gidalarda-Biyojen-Aminler_112.htm tüm takıl ürünleri tüm kurubaklagiller baklagiller için akşamdan ıslatılması suyunun bir kaç kez değiştirilmesi tüm şekerli meyveler beslenmenizden çıkarılmalı lupus egzama sedef çölyak diyabet alzymer tansiyon romatizma artrid migren kanser aids herpes siğil candidanın yol açtığı tüm rahatsızlıklar için lectin içeren ürünleri beslenmenziden çıkarılması ya da azaltacak uygulamalarla tüketilmesi tavsiye ediliyor. karabuğdayda pirinçte diğerlerinden daha az tüketmeden önce suyu berraklaşana kadar yıkanmalı beyaz unda kabuğundan ayrıldığı için daha az ama mayalanmadan kullanılması bırakamayanlar için. makarna simit yufka lavaş şeklinde. tavsiyede faydalı sebzeler ıspanak maydanoz roka tere brokoli lahana marul  çiğ tüketilmesi tevsiye ediliyor rafine tuz tamamen bırakılmalı kaya tuzu kullanılmalı bol su içilmeli.
dr.rex sayfasından alıntı:
"Ayrıca, sağlıksız pişirme yöntemleri, borun gıdanın mevcudiyetini büyük ölçüde azaltır. Çoğu minerali içeren sebzelerin pişirme suyu ev pişirme veya ticari işleme sırasında atılabilir; kabuklu yemişler, tahıllar ve pişmiş baklagillerdeki fitik asit, kullanılabilirliği büyük oranda azaltabilirken, gluten duyarlılığı ve Candida aşırı büyümesi minerallerin emilimini engelliyor olabilir. Tüm bunlar, bor eksikliği nedeniyle sağlık sorunlarını çok yaygın hale getirir. "

kaya tuzu hakkında
https://www.cankirituzu.com/Prof_Dr_Ahmet_Aydin_dan_Tuz_hakkinda_carpici_tespitler.html

Scyth,ben üç yıl kadar oldu borik asit kullandım bir litre suya yarım çay kaşığı şeklinde içme suyu olarak gün içersinde tükettim. bırakmamın sebebi kaya tuzunun "sole" hepsinden daha çok bana iyi geldiğini görmem ve lectin içeren gıdaları yaşamımdan çıkarmış olmamdır. her bünyede farklı reaksiyonların olacağını belirtmek isterim.
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Yani boraks yada boraks asidini tedarik edip 1.5 litrelik pet şişeye bir çay kaşığının yarısı kadar koyup gün içerisinde tüketebiliriz. Kaşığın üstende kalan kısmı sıyırmak kaydıyla.
Boraks asidi detoksunda dozaj konusuna henüz dikkatli bakmadım (borakstan daha fazla bor içerdiği aklımda kalmış yalnızca) ama boraks için söylediğin miktar başlangıç için gayet uygun bence. Eğer herhangi ciddi bir olumsuz reaksiyonla karşılaşmazsan yavaşça artırırsın. Kap olarak en iyisi cam ama plastiğin de boraks uygun olduğunu okudum (metale koymayın denmiş).

Özellikle bağırsaklardaki patojenlerin temizliği sürecinde meydana gelen sıkıntının terimsel karşılıklarından biri "Jarisch–Herxheimer reaksiyonu" imiş. Herxheimer (veya Herx) reaksiyonu diye de geçebiliyor. İngilizce'de ayrıca "die-off syndrome" (bakteri ölümü sendromu) diye de geçiyor yanlış anlamadıysam:

Alıntı Yap
Die-Off Sendrom-İyileşme Krizi

Bağırsak florası normal olmayan kişilerin bağırsağında çok sayıda patojen mikroplar vardır. Birden bire yoğun probiyotik alınırsa, probiyotikler hastalık yapan mikropları öldürür.

Bu mikroplardan çıkan çok sayıda toksinler kana geçerek hastanın rahatsızlıklarını artırır. Hastalarda geçici bir süre egzantem,kaşıntı, titreme, üşüme, kas ağrıları, baş ağrısı, ateş, artmış kalp hızı ve anksiyete hiperaktivite, davranış bozuklukları, uyku sorunları ve hırçınlığı arttırabilir.

Ancak bu geçici bir durumdur ve bu ekstradan oluşan toksinlerin vücuttan atılımını takiben ortadan kalkar. Buna İngilizcede 'die-off reaction' denir.  Aslında bu bir 'iyileşme krizi'dir. Bu durumu önlemek için probiyotiklere ya da probiyotik gıdalara küçük miktarlarda başlanarak daha sonra yavaş yavaş artırılır.

Örneğin turşu verilirse önce 1 tatlı kaşığı turşu suyu verilir. Daha sonra bu miktar artırılır. En sonra turşunun kendisi yine az miktarla başlanarak giderek artırılır. En sonunda bir porsiyona çıkarılır. Böylece hastalık yapan mikroplar yavaş yavaş ölür.

Herxheimer etkisi de dediğimiz özellikle gram negatif bakterilerle olan enfeksiyonların tedavisinde ortaya çıkan, ancak genel olarak her türlü bakteriyel enfeksiyonun ve mantar (candida spp) tedavisinde yok edilen bakterilerden açığa çıkan fazla miktarda toksinin vücutta geliştirdiği yanıtı vücuttan uzaklaştırma yöntemlerinin başında bentonit kili, yeşil sebze suları, sauna ile terlemek ve karanfil çayıdır ve elbette ki düzenli bir boşaltım sistemi aynı zamanda.

Sizlerle karanfil çayını paylaşarak en pratik ve lezzetli die-off kovuculardan birini öneriyorum.

KARANFİL ÇAYI

1 tutam top karanfil
5-6 tane top karabiber
1 kabuk tarçın

Havanda dövülür parçalara ayrılır. Bir tea bag (çay) poşetine konur ve 1 litrelik sıcak suya salınır. 15 dakika demlenmesi beklenir.
Demlenen karanfil çayı sıcak yâda soğuk olarak tüm gün içilir.
 
Yeşim Temel Özcan
Diyetisyen/GAPS practitioner