Göbekli Tepe’de gizemli meteor izleri (21.4.17)

Başlatan bozadi, 02 Eylül 2017, 14:23:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

21 Nisan 2017

Göbekli Tepe'de gizemli meteor izleri


M.Ö. 10950'de Dünya'ya çarpan bir kuyruklu yıldızın işaretleri Şanlıurfa'da mı yer alıyor?




Mısır'daki piramitlerden sonra uygarlık tarihi açısından en önemli arkeolojik bulgu kabul edilen Şanlıurfa'nın Göbekli Tepe kazı alanında birçok bilimsel araştırma gerçekleştiriliyor. Bilinen en eski taş resimlerine ev sahipliği yapan 13 bin yıllık Göbekli Tepe yerleşiminde, şimdi de M.Ö. 11 bin yıllarında Dünya'ya çarpan büyük bir meteoru tasvir ettiği belirtilen oymalar inceleniyor.

İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nden uzmanların Akdeniz Arkeolojisi ve Arkeometri dergisinde yayınlanan araştırmasına göre, antik taş oymaları, M.Ö. 10950 yılında Dünya'nın etrafında dönen bir kuyruklu yıldızın yeryüzüne çarptığını, meteorun yünlü mamutları yok ettiğini, olay sebebiyle bazı medeniyetlerin yıkıldığını, bazılarının da yükselişe geçtiğini gösteriyor.

Araştırma kapsamında, kazı alanındaki 'Akbaba taşı' (Vulture stone) üzerinde incelemelerini sürdüren arkeologlar, sütunun üzerindeki sembolleri analiz ederek uzaydaki takımyıldızlarıyla bağlantılı olabileceklerini tespit etti. Araştırmacılara göre, taş sütundaki işaretler, kuyruklu yıldızdan kopan parçaların bir mini buzul çağı yaşayan Dünya'ya çarptığını ve insanlık tarihinin tüm gidişatını değiştirdiğini anlatıyor.


Göbekli Tepe'deki Akbaba taşı

 

Bilim insanları aslında senelerdir M.Ö. 12900 – 11700 yılları arasında gerçekleştiği öne sürülen buzul iklim dönemi 'Younger Dryas'taki ani sıcaklık düşüşünün arkasında bir göktaşı çarpışmasının olup olmadığını tartışıyor. Kuzey Amerika'da bulunan bir meteor krateri bu teoriyle ilişkilendiriliyor.

Araştırmacılar Akbaba taşı olarak adlandırılan sütundaki hayvan oymalarını incelediğinde, onların gerçekte takımyıldızları ve kuyruklu yıldızları temsil eden astronomik semboller olduğunu keşfetti. Bu fikir ilk olarak yazar Graham Hancock tarafından 'The Magicians of the Gods' kitabında öne sürülmüştü.

Edinburgh Üniversitesi uzmanları, M.Ö. 10950 yılında takımyıldızların Türkiye'den nasıl görüneceğini belirlemek için bir bilgisayar programından faydalandı. Bu tarih, Grönland'daki buz örneklerinden alınan verilere göre Younger Dryas döneminin kesin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Söz konusu dönem, tarımın ve ilk Neolitik uygarlıkların ortaya çıkışı ile çakıştığı için insanlığa dair hayati bir zaman aralığı olarak görülüyor.


M.Ö. 10950 yılı 11 Eylül gecesi Anadolu topraklarından takımyıldızları böyle görünüyordu



Araştırmacılar, meteorun çarpmasının ve devamında gelen soğuk iklim darbesinin Göbekli Tepe insanlarını önemli derecede etkilediğini ve bunu oymalara yansıttıklarını düşünüyor. Edinburgh Üniversitesi'nden araştırmayı yürüten ekibin lideri Martin Sweatman, "Çalışmamızın Kuzey Amerika'ya düşen meteorla ilgili fiziksel ipuçlarını desteklediğini düşünüyorum. Göbekli Tepe, diğer şeylerin yanı sıra gece gökyüzünü izlemek için bir gözlemevi işlevi de görüyordu. Buradaki antik sütunlardan biri, muhtemelen buzul çağının bitiminden beri yaşanan en kötü gün olan bu yıkıcı meteor çarpması olayına dair bir anıt olarak hizmet etmiş gibi görünüyor" açıklamasını yaptı.

Göbekli Tepe'deki sütunlarda yer alan semboller, Dünya'nın dönme eksenindeki uzun vadeli değişimlerin erken bir yazı biçimiyle kaydedildiğini, bölgenin meteor ve kuyruklu yıldızlar için bir gözlemevi olarak kullanıldığını gösteriyor.

Kaynak: Bilimpro


bozadi

#1
23 Nisan 2017

Göbeklitepe'de M.Ö. 10950 yılında Dünya'ya çarpan göktaşlarını anlatan taş tabletler bulundu


Araştırmacılar, Türkiye'de bir tapınakta bir taş tablette bulunan antik sembolleri tercüme ettiler ve 13.000 yıl önce gerçekleşen yıkıcı bir kuyrukluyıldız hikayesinden bahsettiğini anladılar.

Olayı o zamanki Güneş Sisteminin bilgisayar simülasyonlarıyla canlandıran araştırmacılar, oymaların, MÖ 10 bin 950 civarında meydana gelen ve bir mini buz çağını başlatan kuyrukluyıldız yağmurunu tarif edebileceğini düşünüyor.

1.000 yıl süren bu mini buzul çağı insanlık için önemli bir dönem olarak kabul ediliyor çünkü tarımın ve ilk Neolitik uygarlıkların ortaya çıktığı bu zaman aynı zamanda yünlü mamutun yok oluşuyla da bağlantılı.

Bu buzul çağı kapsamlı olarak incelenmiş olsa da, dönemi tetikleyen şeyin tam olarak ne olduğu belli değil. Bir kuyrukluyıldız saldırısı önde gelen hipotezlerden biridir, ancak bilim insanları o dönemin kuyruk yıldızlarının fiziksel kanıtlarını bulamamıştır.

İngiltere'deki Edinburgh Üniversitesi'nden bir ekip, dünyanın en eski tapınağı olan Gobekli Tepe'nin güneyinde bulunan bu oymaların, bir kuyruklu yıldızın bu buzul çağını tetiklediğine dair yeni kanıtlar gösterdiğini söylüyor.

Sembollerin tercümesi, Gobekli Tepe'nin, kabul edildiği gibi sadece başka bir tapınak olmadığını da gösteriyor – aynı zamanda eski bir gözlemevi olabilir.

Gobekli Tepe'nin 9.000 BCE – Stonehenge'den yaklaşık 6.000 yıl önce inşa edildiği düşünülüyor – ancak sütun üzerindeki semboller olaydan yaklaşık 2.000 yıl öncesine dayanıyor.

Oymalar, Vulture Stone (aşağıda resimde) olarak bilinen bir sütun üzerinde bulundu. Taşın üzerinde gördüğünüz gibi birçok hayvan mevcut. Yıllarca bilim adamları bu hayvanları çözmeye çalıştılar. Ancak son ekibin keşfine göre hayvanlar takımyıldızlarına karşılık geliyor ve Dünya'ya çarpan bir yıldız kümesini de gösteriyor.


 

Taş üzerindeki bir kafasız adamın da kuyrukluyıldız etkisinden sonra insan felaketini ve hayat kaybını simgelediği düşünülmektedir.


 

 

 

Bilim adamlarının oluşturduğu gökyüzü simülasyonlarına göre milattan önce 10950 yılında gökyüzü bu şekildeydi:


 

Oymalar, binlerce yıldır Gobekli Tepe halkının bakımının izlerini taşıyor ve bu da anlattıklarının uygarlığa uzun süreli etkileri olabileceğini gösteriyor.

Kaynak: SüPERiLERi