Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#15
Ben "Olduğumu" Seçtim "Doğru" Olması Umurumda Değil

Ben Bir'in modeli isem ve "Bir'liğin ta kendisi" ne yapabilirm ki? Yani şimdi frekansıma bakıp deneyimlemem ve bana "doğru" gelen ve inanç şeklinde doğru geleni seçtiysem, hayır hayır seçmedim ben O'ydum zaten.

Haklı ve haksızın olmadığı, doğru ve yanlışın olmadığı mutlak deneyimler denizinde sadece deneyimliyoruz. Sadece deneyim var. Ben "Pink Floyd'u seçmedim" ben zaten Pink Floyd'tum. Yani protesttim. Ben zaten Hayyam'dım. Ha şu var yarın burada olmayacağım. Başka denizlere yelken açacağım. Anlatmak zor ama deneyeyeyim dedim:))


Ben yenilmem; çünki yenilgi ve galibiyete inanmam. Dolayısı ile deneyimler, deneyimler ve deneyimlerim. En safiyane şekilde ihtiyaçları "yemek" olan ruhları yargılamam. Çünkü sanırım ben onu da deneyimlemiştim. Evet belki de hayvanlık işini de deneyimlemiştim.

Her şey deneyimler ise yarın bu deneyim de de olmayacağım. Peki doğru nerede? Doğru yok ki? KH'e sorsan bir fonksiyon görüyor değil mi? Eee KH olmadan direkte BH var mı? Yok. Ne konuşuyorum o zaman bu söylediklerim şimdi var sonra yok: Doğru yok ama deneyimler var. Her bir parça bir fonksiyon görüyor ise; doğru da yok yanlış hiç yok!!!

Tiversonus

#16
İşte problem burada sevgili Tunay, ben siz olsam, herkes siz olsa, hertaraf siz olsa; vallahi siz yerine ben olsam benim canım sıkılır. Bırakın demir kendi eğilsin:))

Ama Siz "Olun" , ben bakar ve belki de Siz olurum!

Ve şu yürekte coşkudan başka bir şey yok, bu benim dürüstlüğüm.

Sevgiler.

Tiversonus

#17
"size dair olanın."

İşte sevgili Tunay hepsi bu. Bize dair olan.

Yani şimdi bir müzik markete girersiniz (evren senfoni derler ya) ve gider frekansınıza uygun olanı alırsınız, defalarca dinlersniz, o müzikle titreşirsiniz ve bir gün gelir artık dinlemek bir nostalji olmuştur bizim için.

Elbette birinci kural, özgür iradelere saygılı olmak işte buna çok inanırım, ama bu bile benim ancak rahatsızlık vermeyeceğim yani başkasının oluşuna karışmadığın kadardır. Şimdi Hayyam burda yazsa idi derdik kim bilir O'na.

Sevgili dostum bazen anlaşılamıyor veya kişi kendine göre anlıyor,  bu da başkasına rağmen olmak oluyor, belkide dersim budur benim: Herşeye rağmen ben olmak. Dersimi yerime yapacak kişi olamaz ki. Yani şimdi gidip bir budiste (hey sen şu ol) da demem, asla demem veya bir ritüel içindeki insana da diyemem (hey arkadaş ne yapıyorsun? Ki ailem de zaten var) veya bir yahudiye (Arkadaş siz yanlış ritüel yapıyorsunuz) diyemem. Demek istediğim aslında "koşulsuz" istemimdir.




Alemtac

#18
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Pınar

Burada baş aşağı olarak, sanıyorum (+;+) ya da (-;-) aynı kutupluluk kullanılarak, enerji akşında bir itme/yükleme gerçekleştiriliyor ve çekimi manipüle etme denen bu şey bu. Ancak daha geniş araştırılabilecek bir konu.:) Ve aklıma şöyle bir soru geliyor hemen; yer ile gök de manyetik kutupsallık dahilinde ise, onların işgal ettiği taraf hangisi.:)Toprak nötrleme özelliğine sahip, ama bunu nasıl beceriyor.Negatif/pozitif enerjimizi nötrleyerek kendine dahil ediyor.Bunun hakkında bilgi toplayalım.[;)]

Aklima yildirim olayini getiriyor bu sorunuz. Simdi soyle dusunuyorum; toprak anamiz notr diyoruz; bizler negatiflerimizi ona bosaltiyoruz ve bizler notrlenmis oluyoruz, oda pozitif oldugu icin negatifleri cekiyor olmali. Toprak anamiz "0" noktasina ulassin, notrlensin. Manyetik kutupsallikta negatiften pozitife gecis oldugunu dusunursek, yerden goge dogru yildirimin yukseldigini goz onune alarak, yer pozitif, gok negatiftir diyebilir miyiz?

Bunu bir yerlerde okumustum galiba :))

Sevgiler

 

Tiversonus

#19
Bugün aklıma bir soru geldi. Paylaşmak istiyorum. Ra Toplumsal bellek bileşimi, bilgileri sunarken "emirler"in kaynağı sorulur. Orada kısaca bu "emirler" in konfederasyon kaynaklı olduğu ancak daha sonra "Orion Kendine Hizmet" kaynaklı "tahribat" a uğratıldığı söylenir. Uamrım eksik anlatmamışımdır. Demek ki, "bilgi akışı" saldırıya veya neyse "müdahale" ye uğramıştı. Buradan hereketle aklıma geldi ve kendime sordun: Varlıklar topluluğu olarak aynı amaç ve niyet ile bellek ve deneyim bankalarımızı birleştirmemiz için bir grup olmak istememiz de engellenmeye çalışılır mı?

Belkide varoluş böyle çalışıyor. Yani etkileşimler ile ayakta durabilmek insanı geliştiriyodur. Bunlara tam daha cevap bulamadım henüz. Paylaşmak istedim, Başkalarına Hizmet hayrına.

Alemtac

#20
"Varlıklar topluluğu olarak aynı amaç ve niyet ile bellek ve deneyim bankalarımızı birleştirmemiz için bir grup olmak istememiz de engellenmeye çalışılır mı?"

Bence evet, dogal olarak evet...Sevgide kalmak, her zaman yaptigimiz gibi ozgur iradeye mudahale etmeden fikirlerimizi sunmak veya bize yanlis gelenleri paylasmak ( bilgide ki sapmalar anlaminda ) ve verilenden ne anladigimiza baglidir grup kalmamiz. Olani oldugu gibi kabul diyorum :)
 

Pınar

#21
Sevgili Tiversonus, "sevgide kalmayı istemek" yerine sevgide kalmak daha doğru bir seçim sanıyorum.Pozitife ve en doyurucu paylaşımlara hazır olun derim.:)) Enerjimiz düşüncemizi izler, o halde enerjiye en güzel yolu çizelim, ne dersin?

Ben öyle düşünüyorum ki, evrende de değişmeyen tek şey değişim.Bu nedenle hiçbirşey ilk halinde olamıyor, ilk halinde kalmaya çalışan enerji tükenmeye mahkum kalıyor.( yakıt bitiyor, hareket zorunluluğu yakıtı üretmek için gerekli)İşte bu nedenle, hep ileriye gitmekle yükümlüyüz.Yolun seçimi bize ait ve bu yoldaki zorlukların hepsi gelişimimiz için gerekli. Endişeye gerek olmadığını hissediyorum.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#22
Aslında "endişe" kelimesini kullanmadığınızı sezgiliyorum, bir ortak frekans alanından beslendiğimizi biliyorum veya belki de artık DNA lerimiz eskisi gibi değiller.

Varoluştaki hangi unsur fonksiyonsuz? Bunu düşünüyorum cevabım; hiç birisi. Yani hepsi varoluşu ayakta tutan birer fonksiyondalar. Dolayısı ile buradan şu çıkarsamamı yapıyorum; "doğru veya yanlış yok seçim var". Elbette seçtiğimizi bilerek seçmeliyiz veya neyi seçmediğimizi bilmeliyiz. Gelişimimiz için "inziva" bir yol mudur? Gelişmemiz için kutupların potansiyel anlamda faydaları muazzam, bel kide kutupsuzluk tan daha fazla. Özgür İradelere saygı'yı benimsemeye ve bunu da günlük hayatıma uygulamaya (artırarak, ekleyerek) çalışıyorum. Sevmek "izin vermek" değil midir? Hele ki sevdiğin bir parçana "izin" vermemek bunu aklıma almıyor.

Bir gün bir amcam ile bunu tartışmıştım. Oğlu kasabanın sosyal demeokrat bir partinin ilçe başkanıyıdı. Ailece kasaba da ticaret veya esnaflık yapıyorlardı. Temiz giyimli ve açık fikirli bir yaşlı biriydi. Anlattı; torunu subay olmak istemiş ve bunun yanlış olduğunu düşünerek müdahale etmiş ve çocuk televizyon tamircisi olmuştu. Olmaya zorlanmıştı aslında. Torunu ile eskiden kalma bu mesele yüzünden sorunlar yaşadığını anlatıyordu ve tabi ki kendi bakışı ile çok doğru bir iş yaptığını ve hatta bu durum anlaşılamasa bile, doğru bir iş yaptığında herhangi bir şüphesi yoktu.

Dayanamadım, madem sohbeti o açmıştı, ben de fikirlerimi söyledim. Kısaca "evin içinde" demokrat olamayan nasıl demokrasiyi savunacaktı. Aslında bundan daha da önmli olan şu: Sevdiğin birisine olmak istediği konusunda nasıl "yargı" koyabilir sin?

Pınar

#23
Sevgili Mordevrime çok teşekkür ediyorum.:)))

Üst boyuttaki varlıklar karşısındaki şaşkınlığımızı anlatan harika bir çizgi film.:)

Düz Dünya
http://video.google.com/videoplay?docid=-4002432143697748003&hl=tr
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus


Tiversonus

#25
Doğrudur ve/veya kavram olarak "Emir" şeklindeki bildirimler de denilmesi yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Tiversonus

#26
Sanırım kasyopya celselerinde bu geçer ve "tahribat" ın sadece bu din de olduğu yerine daha genel bir dinlerde olduğunu söyleyebiriz veya söyleyebilir miyiz? Bir'in Yasası başlığı nda bu konuya Ra cevap vermiş. Genel olarak "tahribat" var geliyor bana. Yani bundan nasibini almayan var mı acaba diyorum?

Tiversonus

#27
Şimdilik şu alıntıyı yollayayım:


S: (L) "Siyon Liderlerinin Protokolleri"nin yazarı kimdi?
C: Kaynak "Ari" nitelikte.

S: (L) Bu kitap Yahudileri kötülemek veya onları suçlamak için mi yazıldı?
C: Kısmen.

S: (L) Arilerin dünyayı ele geçirmesine yönelik örtülü bir protokol olarak da yazılmış olabilir mi?
C: Hayır.

S: (A) Kitabın kaynağının Rusya olduğunu duymuştum.
C: Hayır, Türkiye.


S: (L) Bu kitapta fark ettiğim şeylerden biri de, bugün Türkiye sınırları içinde yer alan Harran şehrinde bir koloninin var olmuş olduğu ve o koloninin daha önce Giza platosunda yerleşik olduğunu söylemeleri. Belirttikleri o koloni ile sizin 'Siyon Liderlerinin Protokolleri'nin Türkiye'deki bir 'Ari' kaynak tarafından yazıldığını söylemeniz arasında herhangi bir ilişki var mı?
C: Evet.

S: (L) Aralarındaki ilişki nedir?
C: Bir ve aynı.

Tiversonus

#28
Vallahi sevgili Tunay, babamın babası, adını ve soyadını taşıyan camii inşatı yaptırmış, küçük te olsa, hala camii açık, yani soyadımı taşıyor. Ancak ben avatarlara ve ermişler bir söz söylemem, ancak boyutlararası etki ve peygamberlerin etrafındaki insanlar bir şekilde aynı frekansta olurlar mı diye soruyorum? Bayramın 2. günü "veda hutbesini" okuyorum; faiz haram deniyor, sanayi çarşısından tut da cebimizdeki kredi kartlarına kadar, faiz ve borcun olmadığı, girmediği yer kaldı mı? Yani ermişler, avatarlar, peygamberler "bilgi" leri getirmişler ve bulundukları topluma sunmuşlar, can atanlara sunmuşlar ve etrafındakiler ne yapmış. Ben bilgiye yabancı değilim, uyguladığım bir din de yok. Yani peygamber "köleliği" kaldırmış, kötü mü yapmış, kim kötü diyebilir. Sonuçta şimdi paranın köleliği var. Yani eskiden köle ihalesine girecen köle alacan şimdi ise 20 ytl ye köle alabiliyorsun. Yani bu alanlar benim konum değil. Bırakalım herkes özgürce ne isterse yapsınlar. Benim evde bol namaz kılanlar var:)) Karışamam. Bence ortak paydalara odaklanalım gerisi birbirlerimize yapabileceğimiz en büyük kötülük olur.

Tiversonus

#29
:)) İki seçim çatışırsa ne olur? Durum buraya kitlenir. Ancak dünya hakimiyeti kim de dersiniz ben marjinal kalırım.