Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kandırılma Olasılığınız?

Başlatan JCA, 31 Mart 2017, 22:13:31

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
Hepimizin yaşam koşullarında ciddi zorluklar var, bunun neden olduğu gerilimler, korkular, arzular, beklentiler var. Birbirimize yardımcı olabileceğimize inanıyorum. Ama hiçbirimiz mükemmel durumda değiliz. Sabır, ümit ve çalışma...

bigsenfoni

#16
İnanmak ile bilmek arasındaki ince çizgi pek farkedilmez ama aralarında cok ince bir cizgi vardır.Bu ince cizgiyi olusturan da varlıgın/öğrenci/öğretmenin farkındalındaki özümseyistir, bir bilgi özümsenip varlığin farkındalık profili ile kaynaşincaya kadar "O"(bilgi) inanma ve inanmama tarafında gezip duracaktır!Ta ki ince cizgiyi geçip varlıgin kendisi olana kadar-öz ile bir olana kadar!

Şincik burda neden 4kh'nin bolbol desenformasyon/yanlış bilgi yaydigini (kanallarda dahil!)hatırlatmak gereksimi duymuş bulunuyorum.Ama buraya nedenini yazmıyacağım.Nedeni Ra bilgilerinde ve kasyopya celselerinde tekrarlaya tekrarlaya başkalarına hizmet tarzında/kutubunda/felsefik bakis acisinda, anlatıyorlar yada anlatmaya calısıyorlar.Zaten bu sizin bakıs aciniza/kutbunuza uymazsa anlamanız zor gelecektir.(Bilgiyi isleyis tarzı iki kutupta içe dönük yada dişa dönük en azindan bu alemde)Bh adaylığı konusu bütün bilgi işletim/düşünce sisteminin ice dönüklükten disa dönüklestirme cabasina dayanan bir söyleyiş tarzi...

Burada medistasyondan daha güzel bir calisma yani,ice dönük düsünce tarzindan disa donuk bir dusunce tarzina gecis calismasi olacagini zannetmiyorum.
Varlik ilk önce kendini yani özellikle kendi dusunce tarzini farketmesi gerekli!programlardan dolayi(beyin/zihin4khprog.)otomatiklesmis ice dönuk sistemi farkina varmak ve sonra bu otomatiklesmeyi durdurup disa dönük dusunce tarzina gecis saglama calismasi yapmasi gerekli-kendi kendini programlamayı ögrenmesi (kutupu karsi yöne yönlendirmek ki hatta 4kh nin yapmakya zorlandigi hatta bilmediği bir durum diye bahsetmisti kasyopyalilar,belki de bu yüzden en basa yani 4 yogunluk baslangicindaki kendilerine yardım etmek durumundalar,bizlere!Belkide 6.yoğunluktaki negatif kutuplu yüksek benliklerimiz kendini dengeleme ihtiyacı hissettiği icin bu olanlar oluyordur...bence.

Özet olarak bilginin enerji olduğunu ve bh adayliğinın enerjinin isleyis tarzini, tersine cevirmekle alakalı olduğundan bahsediyorum.Meditasyon olmadan adayın adayliğinın ilerlemesi ve bh kutbuna gecmesi bence nedereyse mümkün deyil.Birde bu gecis isteği icten gelmesi/özden gelmesi gerekiyor.Ve dogal yollarlar ile...zorla güzellik olmuyor...olursada kendini kandırmaktan baska birsey deyil ki bunu yapmaya calisanlar baskalarini kandirdigini zannediyorlar! buda karısikliga ve bölünmelere eden olur ve calismayi daha zora sokar...

bence :)
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

JCA

#17
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bana hemen cevap vermen konusunda değil benim sana yazmak isteyişim konusunda acele ettim. Vaktin elbette olmayabilir. Herkes aynı şartlara sahip olamaz. Laf salatası yapmıyorsun, ifade etmek istediklerini perdelemek için kullanıp kendince rıza oluşturmaya çalışıyorsun bunlar çok farklı şeyler.


Düşüncelerim ilk mesajımda ifade ettiğim gibi oldukça açık. Ne empozesi ne rızası. Daha ne diyeyim gtp. 8)
 

bigsenfoni

#18
Bence Gtp mantiklı...
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#19
Ben şahsen JCA arkadaşımızın konuyu açarkenki mesajını "kaba" bulmuş olsam da çok anormal veya sorulmaması gereken bir soru veya yapılmaması gereken bir eleştiri olarak görmüyorum ve hatta dürüstlük ve cesaret yönünü takdir ediyorum.

Forumda ele aldığımız kanal bilgilerinin faydası/pozitifliği konusunda JCA arkadaşımızdan ziyade GTP arkadaşımızla aynı fikirdeyim ve çok sevindim GTP'nin bu konudaki fikrini coşkulu bir şekilde açıklamasına. Yalnız, JCA'ya yönelttiği karşı eleştirilerin biraz aşırıya kaçtığı, aynı şekilde "kaba" olduğu kanısındayım. Yani aynı eleştiriler, aynı sorular daha nazik bir şekilde de yöneltilebilirdi bence. Şahsen her iki arkadaşımızın da iyi niyetli olduklarına ve her ikisinin varlığının da bu forum için değerli olduğuna inanıyorum ve karşılıklı olarak birbirlerine şiddetli suçlamalarda bulunarak, laf sokma yarışına girerek forumda lüzumsuz bir gerginlik tırmanışına neden olmalarından ciddi üzüntü duyarım. Bu kesinlikle "eleştiri olmasın, tartışma olmasın" anlamında değildir. Sadece, eleştirilerin, tartışmanın nefret fışkıran bir çatışma haline gelmemesine dikkat etmemiz gerektiğine inanıyorum. Hayatlarımızdaki olumsuzlukların hıncını birbirimizden çıkarmaya çalışmadığımızdan emin olalım. Maharaj'ın mesajını hatırlamaya çalışalım. Aradığımız, ihtiyaç duyduğumuz huzuru, güveni, sevgiyi varlığımızda bulma konusunda birbirimize yardımcı olmaya ihtiyacımız var, buna odaklanmaya çalışalım.

Lir

#20
Alıntı YapDüşüncelerim ilk mesajımda ifade ettiğim gibi oldukça açık. Ne empozesi ne rızası. Daha ne diyeyim gtp.  8)



K'lerin o güzel sözü doğrulanmış oluyor burada. "Yargılanmak istemiyorsan yargılama."

Hatırlıyor musun JCA, benim başka bir üyeyle aynı kişi olduğumu iddia etmiştin. Öyle olmadığımı söylediğim halde, hatta bozadi farklı İP adreslerinden ve galiba farklı şehirlerden yazdığımızı belirtmesine rağmen sen bu iddianda ısrar etmeye çalışmıştın.

Şimdi de sen gtp tarafından haksız biçimde yargılanıyorsun. Yazılarında bir artniyet aranıyor. Oysa sen sadece fikrini yazdın. Belki biraz tepkisel bir tarzla, ama daha fazlası yoktu.

Kraliçe Kanyonu adlı doğaçlama öykümde yazdığım temelsiz yargılamalara bir örnek daha. Neyse ki sen çok daha şanslısın. :)
 

JCA

#21
Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 31 Mart 2017, 23:22:23 wuhuu başlıık! :D

Zaten söylediğini yapmaya çalışıyor burada incelediğimiz kanal kaynakları.

"Ben bundan sonra anca meditasyon filan yaparım. Bundan sonra kanal mesajları filan hakgetirsin. Biraz oyalandığımı düşünüyorum açıkçası. Ne bulursam kendi içimde bulacağım sanırım. Bir sonuç elde edemezsem artık ne olur bilemiyorum."

Şu cümlene ithafen söylüyorum. Defalarca celselerde benzeri mesajlar geçti ; bilgi ve doğrulama yöntemleri içinizden gelmeli size biz dahil kesin bilgiyi ve doğruyu verebilecek bir rehber yok mesajını çıkaran net bir şekilde çıkarıyor.

Elbette bu kanal mesajlarına inanmam hazmetmem vs. bir zamanımı aldı. Fakat hayatı sorgulayıp cevapları ele almaya çalıştığım bir noktada beni oldukça tatmin ettiler, hala ediyorlar. Zaten konu bununla ilgili. Arz talep meselesi.

Benim buna ihtiyacım vardı. Boşluklarımı doldurmam için bana kaynak oldu. Bir sürü kitap okumaya teşvik etti beni. Daha güçlü biri oldum. İnsanları anlamlandırma çabalarım sonuç vermeye başladı. Celseleri okurken ufak çocukluk anımlarımdan gelen çıkarımlarla anlam yüklemeleri yapıyorum benim için anlık olan bir şey yok içsel ve evrensel ilerliyorum. Aynı anda gerçekleşiyor. Bu noktada maddi manevi kandırılmadığıma eminim. Nasıl kesin konuşabilirsin burada çok mantıklı bir soru olur.
Elbette bu bilgilerde geçen herşeyi doğru kabul edip üstüne yatmıyorum. Hiç birşey yapmazanız bu celseler size 5-6 tane kitap okutur ve zihinsel düşünmeye iter.
Sonuç kendinizi nasıl hissettiğiniz kadar basit. Benim kendimi iyi hissetmeme neden oldu kasyopyalılar. Çoğu kişinin eleştirdiği karanlık ve enteresan gözüken tarzlarından hoşlandım. Kendi adıma konuşmam gerekirse evet ama doğru ama yanlış çok büyük bir bilgi kaynağı bu celseler ama hem mantıken hem ruhsal olarak boşluklarımı doldurmak için hiç olmazsa bana yön vermesini bile inanılmaz önemli buluyorum.

Yerim onları, öperim.. ;D

Evet bahsettiğin açılardan bakarsak kanal mesajlarının bu anlamda faydasının olduğu bir gerçek. Kendim de faydalandım.

Benim üzerinde durduğum sadece bir ihtimal. Yoksa ra kandırıyor kasyopya yalan söylüyor demiyorum, diretmiyorum. Kanal mesajlarında sık sık birbirini tutmayan şeylerle karşılaşıyorum. Şimdi bu durumda insan bazen acaba diyor. Çelişkilerin kötü niyetli olmayan, bizim gibi dışarıdan olan insanların bilemeyeceği sebepleri olabilir. Bunu da gözönünde bulundurarak bu eleştirimi yineliyorum.

Yani bendeki sadece bir şüphe/ihtimal. Şüphe de iyidir. Konuyu açarken amacım sadece farklı bir perspektif getirmekti. Başka bir şey değil.
 

bozadi

#22
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Lir

K'lerin o güzel sözü doğrulanmış oluyor burada. "Yargılanmak istemiyorsan yargılama."

Hatırlıyor musun JCA, benim başka bir üyeyle aynı kişi olduğumu iddia etmiştin. Öyle olmadığımı söylediğim halde, hatta bozadi farklı İP adreslerinden ve galiba farklı şehirlerden yazdığımızı belirtmesine rağmen sen bu iddianda ısrar etmeye çalışmıştın.

Şimdi de sen gtp tarafından haksız biçimde yargılanıyorsun. Yazılarında bir artniyet aranıyor. Oysa sen sadece fikrini yazdın. Belki biraz tepkisel bir tarzla, ama daha fazlası yoktu.

Kraliçe Kanyonu adlı doğaçlama öykümde yazdığım temelsiz yargılamalara bir örnek daha. Neyse ki sen çok daha şanslısın. :)
Lir, bence eğer sen hayatın her konuda eninde sonunda dengeyi, adaleti sağladığına yeterince inanıyor, güveniyor olsaydın, burada "Bak JCA, ettiğini buldun" gibi bir yargılamada bulunma gereği duymazdın bu şekilde. Genel olarak kötü niyetli olduğunu iddia etmiyorum ve öyle düşünmüyorum ama sen de gayet egosal davranıyorsun. Burada iki arkadaşımız arasındaki olası bir lüzumsuz gerginliği azaltmaya çalışırken, yeni bir gerilim boyutu katıyorsun meseleye ve bunu tamamen kendi egonun tatmini için yapıyorsun.

JCA

#23
@bozadi
Alıntı YapEklenti:
Maharaj kokusu aldım bu beyanlardan, ki olumlu anlamda söylüyorum bunu :)


Aslında bir arpa boyu yol alamadığımı farkettiğim şu günlerde hayalkırıklığımı ifade etmek istemiştim. 7 yıl önce neysem şimdide aynı kalmışım. Maharaj aklıma gelmemişti. İlginç bir benzetme olmuş ama güzelmiş.

Oyalanma konusunu da şöyle açayım, kesinlikle kasyopya ya da başka bir kanal mesajına bir hayıflanma değil. Bilgiyi zihinden alıp varlık seviyesine çekmedikçe bunun bir anlamı olmadığını farkettim. Bu konuda tabiki hiç bir kanalın yapabileceği bir şey yok. Önerilerini onlar sunuyor zaten. Burada eleştiri kendime. Kendi üzerimde çalışmamam.

Maharaj konusunda söylediklerinize katılıyorum. Ek olarak yer yer çileden çıkaracak fikirleri olsa da sonuçta yalan konuşmuyor. Bir de GTP'nin bahsettiği karşısındaki sorana göre cevap verme durumu var. Sorgucu da epey çetin ceviz olunca...
 

JCA

#24
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Lir

K'lerin o güzel sözü doğrulanmış oluyor burada. "Yargılanmak istemiyorsan yargılama."

Hatırlıyor musun JCA, benim başka bir üyeyle aynı kişi olduğumu iddia etmiştin. Öyle olmadığımı söylediğim halde, hatta bozadi farklı İP adreslerinden ve galiba farklı şehirlerden yazdığımızı belirtmesine rağmen sen bu iddianda ısrar etmeye çalışmıştın.

Şimdi de sen gtp tarafından haksız biçimde yargılanıyorsun. Yazılarında bir artniyet aranıyor. Oysa sen sadece fikrini yazdın. Belki biraz tepkisel bir tarzla, ama daha fazlası yoktu.

Kraliçe Kanyonu adlı doğaçlama öykümde yazdığım temelsiz yargılamalara bir örnek daha. Neyse ki sen çok daha şanslısın. :)

Ben yargıya açığım. Zerre alınmam. Ayrıca çok sert konuştuğunu düşünmüyorum. Benim yazdıklarımı eleştirmiş. Kendisini tanımam etmem.

Farklı nicklerle gelip eski nickinle kendini tanıtmazsan bende şüphelenirim doğal olarak. Tekrar dönerken yönetimle konuşsaydın ve eski nickini belirtseydin bunlar olmazdı.
 

bozadi

#25
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen JCA

Aslında bir arpa boyu yol alamadığımı farkettiğim şu günlerde hayalkırıklığımı ifade etmek istemiştim. 7 yıl önce neysem şimdide aynı kalmışım. Maharaj aklıma gelmemişti. İlginç bir benzetme olmuş ama güzelmiş.

Oyalanma konusunu da şöyle açayım, kesinlikle kasyopya ya da başka bir kanal mesajına bir hayıflanma değil. Bilgiyi zihinden alıp varlık seviyesine çekmedikçe bunun bir anlamı olmadığını farkettim. Bu konuda tabiki hiç bir kanalın yapabileceği bir şey yok. Önerilerini onlar sunuyor zaten. Burada eleştiri kendime. Kendi üzerimde çalışmamam.

Maharaj konusunda söylediklerinize katılıyorum. Ek olarak yer yer çileden çıkaracak fikirleri olsa da sonuçta yalan konuşmuyor. Bir de GTP'nin bahsettiği karşısındaki sorana göre cevap verme durumu var. Sorgucu da epey çetin ceviz olunca...
Maharaj'ın iddialarına sıcak bakmamın nedeniyle ilgili bazı gözlemlerimi paylaşmak isterim.

Hangi sebeple olursa olsun insan kendini derin bir şekilde mutlu, huzurlu, sevinçli (kısaca pozitif) hissettiği zaman şiddetli bir eksiklik, tatminsizlik, beklenti veya arzu içinde olmuyor. Yani o halin kendisinde derin bir bütünlük ve tatmin var zaten. Öyle bir haldeyken insanın daha önce kendisini kara kara düşündüren, depresyonlara sokan dertlere bakışı bile değişiyor, çözümlülüğe inanç artıyor. Çeşitli çevresel olumsuz etkenlere direnç ve tolerans da artıyor. Kısacası, K'ların ve Maharaj'ın çok vurguladığı "beklentisizlik" ve "mekan/zaman ötesi" olma denebilecek bazı özellikler söz konusu pozitif halde. Beklentisizlik derken, bu şununla ilgili sanırım: Öylesine değerli birşey buluyorsun ve/veya oluyorsun ki, ondan daha değerli birşey olamayacağını anlıyor veya hatırlıyorsun, dolayısıyla da artık egosal arayışlar sona eriyor. Eksik/gedik hissetmiyorsun çünkü, "tam" hissediyorsun, doygunluk, huzur, güven hissediyorsun. Bu da daha önce cazibe kaynağı olabilecek dışsal şeylere olan arzuyu azaltıyor veya ortadan kaldırıyor. Tabi tüm bu olumlu sonuçlar, içinde bulunulan pozitif halin derinliğine, saflığına da bağlı. En çok da güçlü bir sevgi duygusu hissederken insan o müthiş doygun, huzurlu, güvenli halde oluyor sanırım.

Bu hususta benim en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, pek çok durumda o pozitif hal bizim dışımızdaki bir şeyle olan pozitif bir etkileşimimiz sonucu meydana geliyor olsa da, ortaya çıkan pozitif halin tamamen veya temel olarak kendi içimizden doğuyor ve tırmanıyor olmasıdır. Örneğin gördüğün bir manzara, okuduğun bir haber veya dinlediğin bir hikaye sonucu az öncesine göre çok daha pozitif (veya duruma göre çok daha negatif) bir hale girebiliyoruz bir anda. Yani, bu hal değişimlerinin çoğunda (hepsinde değil tabi ki) dışarıdan bünyemize aldığımız yeni bir maddesel veya ruhsal faktör yok. Sadece bir algıya gösterdiğimiz bir tepki var. Ve herhangi bir algı nedeniyle güçlü bir pozitif hale girdiğimizde, hayatımıza, dünyaya, kendimize, dünümüze, bugünümüze ve yarınımıza olan bakış açımızda ciddi değişiklikler meydana gelebiliyor. Ve bir bakıma kaderimiz değişmiş oluyor çünkü adeta farklı bir zaman/kader hattına geçmiş oluyoruz K'ların deyişiyle çünkü her şeye göstereceğimiz tepkilerde bir değişiklikler zinciri meydana gelmiş oluyor. Peki, madem pozitif bir halde olmakla olmamak arasında bu kadar çok fark var, neden pozitif bir hale girmek için dışsal tetikleyicilere mahkum olalım?

Bana öyle geliyor ki, pozitif halin de negatifin halin de kaynağı biziz. Çoğu durumda bize dışarıdan bir "hal yüklemesi" yapılmıyor, sadece algılanan bazı tetikleyicilere gösterdiğimiz reaksiyonlar var. Madem pozitif hal böylesine hayati bir konu ve madem onun kaynağı dışarıda değil, nasıl olur da onu deneyimlemeyi dışsal uyaranlara endekslemek gibi bir hata yaparız? Yanlış anlaşılmasın, elbette ortada bir dünya hayatı realitesi var, toplum realitesi var, terör realitesi var, ideolojik çatışma realitesi var, ekonomik zorluklar realitesi var, pek çok başka önemli sorunlar var, ailelerimiz var, sorumluluklarımız var, pek çok dertlerimiz, korkularımız, endişelerimiz var. Tabi ki bu "pozitif hal" meselesi tartışmasında tüm bu hususları gözardı edemeyiz, ayrıca kendimizi ailemizden, çevremizden, toplumdan, insanlıktan yalıtarak düşünemeyiz ama diyorum ya, madem pozitif halde olmakla olmamak arasında bu kadar hayati bir fark var, o zaman Maharaj'ın dediği gibi sorumluluklarımızı yerine getirelim, yapmak zorunda olduklarımızı (veya olduğumuzu düşündüklerimizi) yapalım ama tüm müsait zamanlarımızda o pozitif hale erişmenin yolunu bulalım. Tabi ki bu çok kaba bir yaklaşım şekli. Tartışmamız gerekiyor. Pozitif hal nedir? Pozitif halin kaynağı nedir? Pozitif halin Maharaj'ın dile getirdiği veya iddia ettiği gerçeklerle bağlantısı nedir?

bozadi

#26
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen JCA

Ben yargıya açığım. Zerre alınmam. Ayrıca çok sert konuştuğunu düşünmüyorum. Benim yazdıklarımı eleştirmiş. Kendisini tanımam etmem.

Farklı nicklerle gelip eski nickinle kendini tanıtmazsan bende şüphelenirim doğal olarak. Tekrar dönerken yönetimle konuşsaydın ve eski nickini belirtseydin bunlar olmazdı.
Katılıyorum. Lir daha önce kovulduğu bir foruma bir bakıma trollük yaparak geri döndüğü halde bu durumu gözardı ettik, hoşgörü gösterdik. Buna rağmen kendi egosuyla ilgili bir itiraftan veya özeleştiriden ziyade başkalarının egolarıyla ilgili tespitler yapmayı çok seviyor.

Hepimizin egosu var ve bu koşullarda aksi mümkün değil ama bu forumun işlevi egonun farkına varılması ve azaltılmasıyla yakından ilgili. Tüm bu tartıştığımız konular bununla ilgili. O yüzden en çok odaklanılması gereken konu da bu.

Belirttiğim gibi, Lir'in genel anlamda kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum ama hepimiz gibi onun da kendi egosuyla yüzleşmesi ve bu forumda bu ortak insani sorunun çözüm yollarına dair arayışa katkıda bulunmaya odaklanması gerekiyor. Forumdaki siyasi vs tüm dışsal konular ikincil derecede önemli. Asli olan tartışma, ego denen şey yüzünden kendi kendimize etmekte olduğumuz kötülüklerin farkına vararak bu hastalıktan kurtulmaktır.

bozadi

#27
"Kendi kendimize etmekte olduğumuz kötülükler" derken, dışarıdan hiçbir kötülüğe maruz kalmadığımızı iddia etmiyorum kesinlikle, ama bizim farkına vararak veya varmayarak kendi kendimize ettiğimiz kötülükler, genellikle başkalarının bize yaptığı kötülüklerden çok daha önemlidir çözüm önceliği bakımından. Maharaj'ın da vurgulayıp durduğu şey bu. Maho'nun her dediğini doğru kabul etmemiz gerektiğini düşünmüyorum kesinlikle ama bence tüm insanlıkla birlikte hepimizin en büyük sorunu olan ego hastalığının teşhisi ve tedavisi konusunda gerçekten çok yararlanabileceğimiz bir öğretmen olduğuna inanıyorum.

JCA

#28
@bozadi

Alıntı YapEklenti:
Hangi sebeple olursa olsun insan kendini derin bir şekilde mutlu, huzurlu, sevinçli (kısaca pozitif) hissettiği zaman şiddetli bir eksiklik, tatminsizlik, beklenti veya arzu içinde olmuyor. Yani o halin kendisinde derin bir bütünlük ve tatmin var zaten. Öyle bir haldeyken insanın daha önce kendisini kara kara düşündüren, depresyonlara sokan dertlere bakışı bile değişiyor, çözümlülüğe inanç artıyor. Çeşitli çevresel olumsuz etkenlere direnç ve tolerans da artıyor. Kısacası, K'ların ve Maharaj'ın çok vurguladığı "beklentisizlik" ve "mekan/zaman ötesi" olma denebilecek bazı özellikler söz konusu pozitif halde. Beklentisizlik derken, bu şununla ilgili sanırım: Öylesine değerli birşey buluyorsun ve/veya oluyorsun ki, ondan daha değerli birşey olamayacağını anlıyor veya hatırlıyorsun, dolayısıyla da artık egosal arayışlar sona eriyor. Eksik/gedik hissetmiyorsun çünkü, "tam" hissediyorsun, doygunluk, huzur, güven hissediyorsun. Bu da daha önce cazibe kaynağı olabilecek dışsal şeylere olan arzuyu azaltıyor veya ortadan kaldırıyor. Tabi tüm bu olumlu sonuçlar, içinde bulunulan pozitif halin derinliğine, saflığına da bağlı. En çok da güçlü bir sevgi duygusu hissederken insan o müthiş doygun, huzurlu, güvenli halde oluyor sanırım.


Mutluluk ve bütünlüğün içten dışarıya aktığı konusuna geldiğim şu zaman itibarıyla ben ikna olmuş durumdayım. Zaten dışsal şeylerin değişkenliği gözönüne alındığında mutluluğun sürekliliği imkansız. Terslikler, olumsuzluklar evren varoldukça zaten olacaktır. Bunların bittiği bir ideale göre bir yol haritası çizmek anlamsız. O haritanın sınırları daima genişleyecek. O yüzden Verdiğimiz tepkilerin değişmesi lazım.

Benim şahsen bir arpa boyu yol gidemememin sebebi bu aslında. 10 yıl önce olumsuz bir duruma ne tepki veriyorsam şimdi de aynı tepkiyi veriyorum. Pek bir azalma yok. Bu da normal çünkü bilgiyi zihinden alıp varlık seviyesine çekmedim, ne kendimi inceledim, ne de bilinçaltım dolayısıyla kendi düzenimde çarpıklıkları değiştirdim. Eğer bunları düzeltseydim ruhumun çarpık algıları değişip beyin kimyama etki edecekti. Daha mutlu bir hayat sürmüş olacaktım. Ama yapmadım tabi içten içe bilmeme rağmen.

Alıntı YapEklenti:
Bana öyle geliyor ki, pozitif halin de negatifin halin de kaynağı biziz. Çoğu durumda bize dışarıdan bir "hal yüklemesi" yapılmıyor, sadece algılanan bazı tetikleyicilere gösterdiğimiz reaksiyonlar var. Madem pozitif hal böylesine hayati bir konu ve madem onun kaynağı dışarıda değil, nasıl olur da onu deneyimlemeyi dışsal uyaranlara endekslemek gibi bir hata yaparız? Yanlış anlaşılmasın, elbette ortada bir dünya hayatı realitesi var, toplum realitesi var, terör realitesi var, ideolojik çatışma realitesi var, ekonomik zorluklar realitesi var, pek çok başka önemli sorunlar var, ailelerimiz var, sorumluluklarımız var, pek çok dertlerimiz, korkularımız, endişelerimiz var. Tabi ki bu "pozitif hal" meselesi tartışmasında tüm bu hususları gözardı edemeyiz, ayrıca kendimizi ailemizden, çevremizden, toplumdan, insanlıktan yalıtarak düşünemeyiz ama diyorum ya, madem pozitif halde olmakla olmamak arasında bu kadar hayati bir fark var, o zaman Maharaj'ın dediği gibi sorumluluklarımızı yerine getirelim, yapmak zorunda olduklarımızı (veya olduğumuzu düşündüklerimizi) yapalım ama tüm müsait zamanlarımızda o pozitif hale erişmenin yolunu bulalım. Tabi ki bu çok kaba bir yaklaşım şekli. Tartışmamız gerekiyor. Pozitif hal nedir? Pozitif halin kaynağı nedir? Pozitif halin Maharaj'ın dile getirdiği veya iddia ettiği gerçeklerle bağlantısı nedir?


Evet dışsal olayları kontrol etmek mümkün değil, ama reaksiyonlarımız değişebilir. Katılıyorum. Bazen küçük şeyleri çok büyüttüğüm olur, tüm günümü mahvederim. Örneğin geçen gün bir bankanın atm'si paramı kaptı. Sonrasında atm açıldı bakıldı fazlalık çıkmadığı için param iade edilmedi. Bense çileden çıktım.

Meblağ büyük değil, o parayı bir mekanda hiç te ihtiyacım olmamasına rağmen öylesine harcadığım olur. Yani var olsa bile beni mutlu etmez. Hiç bir önemi yok ama ben 'para kaybetme' hissi ile çok canımı sıktım. Buna tamamen kendim sebep oldum. Bu otomatik tepkiyi vermemek elimdeydi.

Burada günlük hayatta karşılaştığımız örnekler çoğaltılabilir. Peki ben her defasında aynı şeyleri neden tekrarlıyorum? Bugün yine olsa aynı haltı yine yaparım hiç bir önemi olmamasına rağmen. İşte bu sorunu zihnimle çözebileceğimi sanmıyorum. Zihnime istediğim kadar bilgi yükleyeyim bu tepkim değişmeyecek çünkü zaman içinde olan buydu, farklı yaklaşmadıkça gelecekte de aynı tepkiyi vereceğim. Ben buna çözüm olarak yapmam gerekenin bilinçaltıma dokunup oradaki çarpıklığı düzeltmem olduğunu hissediyorum. Bunu kendimi meditatif bir hale sokarak mı , yoksa çeşitli terapilere başvurarak mı çözerim şimdilik bilemiyorum. Sanki ilk yol daha mantıklı gibi.
 

gerçek tosun paşa

#29
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Ben şahsen JCA arkadaşımızın konuyu açarkenki mesajını "kaba" bulmuş olsam da çok anormal veya sorulmaması gereken bir soru veya yapılmaması gereken bir eleştiri olarak görmüyorum ve hatta dürüstlük ve cesaret yönünü takdir ediyorum.

Forumda ele aldığımız kanal bilgilerinin faydası/pozitifliği konusunda JCA arkadaşımızdan ziyade GTP arkadaşımızla aynı fikirdeyim ve çok sevindim GTP'nin bu konudaki fikrini coşkulu bir şekilde açıklamasına. Yalnız, JCA'ya yönelttiği karşı eleştirilerin biraz aşırıya kaçtığı, aynı şekilde "kaba" olduğu kanısındayım. Yani aynı eleştiriler, aynı sorular daha nazik bir şekilde de yöneltilebilirdi bence. Şahsen her iki arkadaşımızın da iyi niyetli olduklarına ve her ikisinin varlığının da bu forum için değerli olduğuna inanıyorum ve karşılıklı olarak birbirlerine şiddetli suçlamalarda bulunarak, laf sokma yarışına girerek forumda lüzumsuz bir gerginlik tırmanışına neden olmalarından ciddi üzüntü duyarım. Bu kesinlikle "eleştiri olmasın, tartışma olmasın" anlamında değildir. Sadece, eleştirilerin, tartışmanın nefret fışkıran bir çatışma haline gelmemesine dikkat etmemiz gerektiğine inanıyorum. Hayatlarımızdaki olumsuzlukların hıncını birbirimizden çıkarmaya çalışmadığımızdan emin olalım. Maharaj'ın mesajını hatırlamaya çalışalım. Aradığımız, ihtiyaç duyduğumuz huzuru, güveni, sevgiyi varlığımızda bulma konusunda birbirimize yardımcı olmaya ihtiyacımız var, buna odaklanmaya çalışalım.


Öncelikle şunu belirteyim bu forumda bulunan tüm arkadaşlarımıza karşı asla art niyetli değilim. Dolayısıyla JCA ya karşı olumsuz bir tutumum olmadığı gibi kendisine saygı duyuyorum farklı bir tarafa koymuyorum kendisini.

Kaba çıkışımdan dolayı önce JCA dan sonra tüm forum sakinlerinden özür dilerim. Maksadım bilinçliydi anlık bir çıkış değildi. Tabi kabalık veya kuru muhalefet amacıyla yapmadım bunu bazen birine karşı birşeyi ifade etmeniz gerekir ve karşıdan sanki oldukça öfke ve kızgınlık içeriyor gibi görünebilir.

"Yanılma olasılığınız?" diye bir başlık açıp kandırılıyorsunuz mu acaba şeklinde içerikli bir post hazırlayıp benim yazılarımdan sonra "7 yıldır demek bir ilerleme kat edememişim eleştirim kendime" tarzında bir açıklama yapmayı çok sağlıklı bulmuyorum.

JCA nın yazdığı "Evet bahsettiğin açılardan bakarsak kanal mesajlarının bu anlamda faydasının olduğu bir gerçek. Kendim de faydalandım.

Benim üzerinde durduğum sadece bir ihtimal. Yoksa ra kandırıyor kasyopya yalan söylüyor demiyorum, diretmiyorum. Kanal mesajlarında sık sık birbirini tutmayan şeylerle karşılaşıyorum. Şimdi bu durumda insan bazen acaba diyor. Çelişkilerin kötü niyetli olmayan, bizim gibi dışarıdan olan insanların bilemeyeceği sebepleri olabilir. Bunu da gözönünde bulundurarak bu eleştirimi yineliyorum.

Yani bendeki sadece bir şüphe/ihtimal. Şüphe de iyidir. Konuyu açarken amacım sadece farklı bir perspektif getirmekti. Başka bir şey değil."

yazıya ithafen burada açıklananın ifade ediliş şeklinin bu açılan başlık içeriği olduğunu sanmıyorum burada niyeti ben yanlış algıladıysam eğer zaten kabalığımı kabul ederim yanılmış olmak beni burada son derece sevindirecektir, genellikle yanılmadığıma olan inancım bana bu mesajları yazdıran etmendir.

Burada sevgili JCA ile ilgili bir ego durumu asla söz konusu değildir kendi karakterimle ilgili bir dışavurum sadece.

Ben burada yaptığımın önemli olduğuna inanmasam bunları yazmazdım konunun nedenleriyle ilgili ayrıntılı bilgileri buradan vermek istemiyorum.