Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

15 Ekim 2016

Başlatan bozadi, 17 Ekim 2016, 22:37:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Arulnool

#30
Bozadinin sorduğu soruların ilkine cevaptır; Kurallar ve doğrular değişkendir. kişilerin yada toplumların algı düzeylerine göre değişkenlik göstermektedir. Hakikatte, yanlış yada doğru yoktur. Günah yada Sevap yoktur. Herşey olandır. Sürekli değişken bir evrende, hangi kuralın yada doğrunun yargısı gerçektir ki. Zamanın olgusal süreçlerinde, kendi kimliğini arayan insan yapısının egosal dramıdır yargı. Doğrular ve kurallar, her zamana ve şartamı uyumlu? Benim yargıda bulunduğumu söylemen, bir tesbitindir! Ancak ben yargıdan öte tespitte bulunduğumun farkındayım bozadi. Aradaki cizgi budur.

Bozadi, sence yargılama nedir?

2. soruya cevap, bir hırsızı, katili, teröristi, psikopatı, öteleyeyince sorunlar çözülüyor mu bozadi? Onu yargılayınca, uzak durulunca hırsız hırsızlığından, terörist teröristliğinden mi vazgeçiyor? belkide sorunun kaynağı, ötelemek, uzak dur diye yargılamaktır? Kendimizi veya başkalarını yada toplumu bu tavırlarlamı koruyacağız? bir konuda bilgilenmek ve terörist denilen kişinin yaptığı kötücül eylemleri tespit etmek ve bu tespit üstüne kötücül eylemlerden uzak durması gereken adımları atmak yargılayıcı değil, birleştiricidir. kötücül etkinin kaynağına yönelik tesbit daha çözümcüdür.

Sence bozadi, "ondan uzak dur" demek senin açından yapılması gereken doğru bir yargımı sana göre?

3. soruya cevabımdır. "Başkalarına hizmete ihanet etmek" sözcüğünü etmeni gerektirecek bir sözcükler dizimi yazdığımı hatırlamıyorum. Seni bu sözcükleri yazmaya iten şey nedir? Saldırı karşısında savunma, meşru haktır! saldıran yok etme güdülüdür. Savunan ise hem kendini hemde başkalarının varlığını koruma güdülüdür! Bu açılardan bakılınca başkalarına hizmet eden bir bakış açısı asla saldıran değil, savunan taraftadır. saldırıya karşı savunan, direnen, koruyan, varlığı tesis eden, bir anlayış hiç bir şeye ihanet etmez.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#31
Alıntı YapEklenti:
Kurallar ve doğrular değişkendir. kişilerin yada toplumların algı düzeylerine göre değişkenlik göstermektedir. Hakikatte, yanlış yada doğru yoktur. Günah yada Sevap yoktur. Herşey olandır. Sürekli değişken bir evrende, hangi kuralın yada doğrunun yargısı gerçektir ki. Zamanın olgusal süreçlerinde, kendi kimliğini arayan insan yapısının egosal dramıdır yargı. Doğrular ve kurallar, her zamana ve şartamı uyumlu?
Anarşist bir bakış açısı bu. Kısmen bir doğruluğu var ama kesinlikle mutlak doğru değil. Tüm varoluş için geçerli yasalar, doğrular, kurallar olduğu gibi, her yoğunluk seviyesinin kendi içinde de kendine özgü sabit bazı doğrular, kurallar vardır. Evrende sürekli değişen şeyler olduğu gibi asla değişmeyen şeyler de vardır ve sen bu realiteyi çarpıtan bir bakış açısını dayatıyorsun.

Alıntı YapEklenti:
Benim yargıda bulunduğumu söylemen, bir tesbitindir! Ancak ben yargıdan öte tespitte bulunduğumun farkındayım bozadi. Aradaki cizgi budur.
Hakikatte hiçbir kuralın, hiçbir doğru-yanlışın olmadığına inanan bir insanın "mutlak tespitler" yapabiliyor olması ne kadar ilginç! Yargıyı inkar eden bir yargıç!

Alıntı YapEklenti:
Bozadi, sence yargılama nedir?
Yargılama kavramının genel manasına atfettiğimiz tanımların ne olduğundan ziyade, spesifik örnekler üzerinden yargı kavramıyla ilgili doğru ve yanlışların varlığı veya yokluğuna, anlamlılığına veya anlamsızlığına dair bir tartışma içindeyiz şu anda, tüm mesele bu.

Alıntı YapEklenti:
2. soruya cevap, bir hırsızı, katili, teröristi, psikopatı, öteleyeyince sorunlar çözülüyor mu bozadi? Onu yargılayınca, uzak durulunca hırsız hırsızlığından, terörist teröristliğinden mi vazgeçiyor? belkide sorunun kaynağı, ötelemek, uzak dur diye yargılamaktır? Kendimizi veya başkalarını yada toplumu bu tavırlarlamı koruyacağız? bir konuda bilgilenmek ve terörist denilen kişinin yaptığı kötücül eylemleri tespit etmek ve bu tespit üstüne kötücül eylemlerden uzak durması gereken adımları atmak yargılayıcı değil, birleştiricidir. kötücül etkinin kaynağına yönelik tesbit daha çözümcüdür.
Senin bu tartışmada sergilediğin tavırda, bu söylediklerinde bana son derece yanlış gelen görüş veya ima, adanmış KH'nin ve bununla ilişkili kötücül ve hatta şeytani faaliyetlerin son derece özgür iradeli bir şekilde seçilebilir bir "yol" olduğu gerçeğine karşı potansiyel bir körlük veya inkar eğilimidir. Adanmış KH'ye özgü herhangi ciddi bir faaliyette veya yıkıcı eylemde bulunan bir insanın KH yolundan asla dönmeyeceğini ve dolayısıyla da mutlak şekilde ötelenmesi gerektiğini düşünmüyorum. Tayyip Erdoğan hakkındaki tutumlarım bunun en basit ve net örneklerinden biridir. O mutlak KH'ye adanmak anlamına gelebilecek pek çok şey yaptı ve hatta yapmaya da devam ediyor. Benim içinden geldiğim siyasi/kültürel/inançsal ortama da son derece zıt, adeta nefret saçan tutumları var bu şahsın. Ama buna rağmen ben bu şahsın pozitif yönlerini de görmeye çalışıyorum ve hatta onun giderek BH'ye adanabilecek bir insan olabileceğine dair görüşlerimi, örneklerimi paylaşıyorum. Fethullah'ın bile gayet adanmış olduğu KH yolundan dönme olasılığına dair fikir yürütmeye gayret ediyorum. Ama bu demek değil ki ben bu şahısların KH'ye şiddetle adandığından emin olduğum davranışlarına itiraz etmeyeyim, eleştirmeyeyim, kötülemeyeyim, karşı mücadele sergilemeyeyim.

Biz tıpkı Laura ve ekibinin forumunda yapılmaya çalışıldığı gibi ve K'ların da teşvik ettiği gibi, KH'ye adanmakta olan aktörleri ve onların bu yöndeki faaliyetlerini ifşa ederek bunun yanlışlığına, kötülüğüne, itiraz edilebilirliğine dikkat çekmeye çalışıyoruz ki kendi aktif ve pasif KH kutbiyetimizin de farkına varıp ondan arınabilelim. Yani evet, öncelikle K'ların da ısrarla vurguladığı gibi, önce hepimiz KH statüsü içinde olduğumuzu kabul etmeliyiz. Hepimiz ego taşıdığımızı ve egonun her durumda KH nitelikli olduğunu kabul etmeliyiz. Kimse egosuzluk taslamamalı!

Hatta benim bugünlerde en çok ele alma hevesi gösterdiğim Maharaj da iyiye, doğruya (BH'ye) giden yolun yanlışların (KH'nin) farkına varılması olduğuna sürekli vurgu yapıyor. Şu veya bu düzeyde BH'ye yönelme eğilimimiz olmakla birlikte hepimiz hala teknik olarak KH frekanslarına uygun yaşıyoruz. Ve KH'ye en çok adanan aktörlerin ve onların şeytani faaliyetlerinin ifşa edilmesi, içinde olduğumuzun yeterince farkına varamadığımız KH frekanslarının bizi ne tür koşullarda tuttuğunun ve ne kadar daha kötü koşullara sürükleyebileceğinin farkına varmada en etkili yollardan biridir. Bu demek değil ki BH'yi BH olarak tanıyamayız, göremeyiz, sevemeyiz, ona doğru ilerleyemeyiz. Tabi ki bunu da yaparız ve yapmalıyız da, ama hayatımızda BH tipi katalizörlerden çok KH tipi katalizörler hakim, yani doğrulardan ziyade yanlışlar, iyilikten ziyade kötülük hakim. Elimizde en bol miktarda bulunan malzeme negatiflik olduğundan, negatifin farkına varılması, eleştirilmesi, yanlışlanması, "ötekileştirilmesi", bizim kendi adanmak istediğimiz BH frekanslarına yaklaşmamıza en çok yardımcı olacak yöntemlerden biridir. Dolayısıyla, bizim içinde bulunduğumuz koşullarda adanmış KH aktörlerinin ve faaliyetlerinin "ötekileştirilmesi", yapabileceğimiz en doğru, en etkili şeydir, çünkü "ben bu değilim", "biz bu değiliz" demeye, yani boyun eğme eğiliminde olduğumuz KH frekanslarından ve dayatmalarından arınmaya çok yardımcı olmaktadır. Bu yüzdendir ki, siyasi ideolojik bir adanmışlığım olmadığı halde solculukla özdeşleşen "karşıtlık/muhalefet/karşı mücadelenin" son derece değerli olduğundan hiçbir şüphe duymuyorum (bu da Sol adına yapılan herşeyi onayladığım, Sağ adına yapılan herşeyi yanlış bulduğum anlamına gelmiyor).

Dolayısıyla, tartışma konusunun sapmaması için, yani esas çözümlenmesi gereken husustan uzaklaşmamak için, "adanılan KH yolunun" varlığına dikkat çekmek, bu bağlamda kendi durumumuzu sorgulamak ve yol seçimi duygusunu güçlendirmektir yapmaya çalıştığımız başlıca şeylerden biri.

Alıntı YapEklenti:
Sence bozadi, "ondan uzak dur" demek senin açından yapılması gereken doğru bir yargımı sana göre?
Bunun ve başka tutumların doğru bir yargı olduğu ve olmadığı durumlar olacaktır, öyle değil mi?

Alıntı YapEklenti:
3. soruya cevabımdır. "Başkalarına hizmete ihanet etmek" sözcüğünü etmeni gerektirecek bir sözcükler dizimi yazdığımı hatırlamıyorum. Seni bu sözcükleri yazmaya iten şey nedir? Saldırı karşısında savunma, meşru haktır! saldıran yok etme güdülüdür. Savunan ise hem kendini hemde başkalarının varlığını koruma güdülüdür! Bu açılardan bakılınca başkalarına hizmet eden bir bakış açısı asla saldıran değil, savunan taraftadır. saldırıya karşı savunan, direnen, koruyan, varlığı tesis eden, bir anlayış hiç bir şeye ihanet etmez.
"Ötekileştirmeyle" ilgili örtülü suçlamanda olduğu gibi burada da kavram kargaşasıyla tartışmayı bulandırıyorsun. Savunmanın bir parçası olarak "saldırının" gayet meşru ve mecburi olduğu durumlar vardır. Durup dururken gidip birine saldırmayı mı savundum ben?!

Scyth

#32
Bir kitabın kapağına bakıp ne kadar fikir sahibi olabilirse insan 3. yoğunluk için 6. yoğunluk perspektifi de öyledir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#33
" Günah ve sevap " elbette mevcut. 4 Kh'nin 4. yoğunluğa bu denli yapışıp kalmasında yoğunluğun verdiği avantaj dışında ektiğini biçmenin korkusuda etkilidir diye düşünüyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Arulnool

#34
Bozadi, bana sorduğun ve sohbet etmek istediğin soru buydu: "Kişiler neden asla yargılanmamalı? Yargıdan kastın nedir?"

Ben kavramsal olarak düşüncemi ifade ediyorum, bu benim düşüncem. Katılıp katılmaman, senin insiyatifinde. Sadece saygı beklerim. Aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz. Ki aynı şeyi düşünmemekte zenginliktir! Seni 2009 yılından beri tanırım, yazılarını takip eder ve bir çok düşüncenede katılırım. Genel itibariylede yazım uslubununda farkındayım. Sana imalı gelen sözcükler olması kadar doğal bir durum yoktur. Zira konuştuğumuz konunun kapsamı oldukça geniştir ve ben dahil herkese imalı gelmesi çok ama çok normaldir. Çünkü "yargı" herkesin yaptığı bir alışkanlık halini almıştır. Kimisi farkında kimisi değil. Ben yapmıyormuyum zannediliyor. Asla böyle bir iddam yok.

Saygı beklerim dedim farkettiysen, çünkü bir şeyi senden farklı düşünüyor ve algılıyorum diye "Çarpıtma" kelimesini kullanman sohbet adabına yakışmamakta. çarpıtma, bilinçli ve kasti yapıldığına dair düşüncedir. Gerçekten bu şekilde düşünmekteysen, yaptığım bu tesbiti dikkate almanı rica ederim. zira düşüncesini açık bir şekilde ifade eden birine yönelik suçlama söz konusudur ki bu durum sohbet havasına uygun değil kanımca.

İlk başta ki yaptığın alıntıya geri dönersek; Bir fikrin anarjist bakış açısına yakın olmasında bir problem mi var? "Mutlak doğruluk" diye kavramlaştırdığın şeyi açmanı rica ediyorum. Acaba mutlak doğruluk, yazında bahsettiğin gibi, bir boyut içindeki en geçerli olan" Sabit doğruluk"a mı atıf? evrendeki değişim yada değişmemezlik hali, tamamıyla algısaldır! kişinin algısına göre evren değişken, yada sabittir. Bu şuna benzer, kimi bilim adamları evrenin durağan olduğunu savunur, kimiside evrenin genişlediğini söyler. Bakış açısına göre ikside doğrudur. Mutlak doğrumudur, bence hayır, sabit doğrumudur. kişilerin algısına göre değişir. Sende bilirsin ki bozadi, bir çok inanç ekolünde, dünya hayatı ilizyon ve gerçeği olmayan bir oyun alanı olarak tasvir edilir. İstenir ki, hangi boyutta olursan ol, o boyutun kurallarından, sınırlarından, yargılarından sıyrıl ve ilerle. Çünkü hangi boyutta olursan ol, hiç biri hakikat değildir. Hepsi dersler içindir. Bu bakış açısına göre, kişi bağlı bulunduğu kural ve yargılardan sıyrılma idrakine kavuşmalıdır. Aksi halde ilerleme kaydetmez ve tekrarı yaşamaya mahkum olur. Elbette dünyada, güç sahiplerinin, yada toplumdaki bir takım grubların kuralları sabitlenmiş. Ondan öte dünyadaki fizik kuralları insan yapısını belli kurallarla engelemiş. Ancak kişi elindeki bilgiler ile kurallardan ve yargılardan sıyrılma özelliğinede sahiptir. Yaptığın alıntıdaki, yazdığım sözcüklerin daha geniş açıklaması mahiyetinde oldu bu yazı. Zira dediğim gibi algısallık faktörü çok değişkendir, beni "çarpıtan kişi" seviyesine düşürmende senin kendi içinde sorgulaman gereken bir sohbetliktir.

Yaptığın 2. alıntıyla alakalı düşüncemi ifade etmek istiyorum; "mutlak tespitler" Kavramı bence yanlış bir kavram. Tesbitler değişkendir. Zamana, mekana, kişiye göre her an değişir. "Mutlak Tesbit" kavramı anlamsızdır. ve bu kavramın düşünce aleminde bence uygulanırlığı yoktur. Çünkü mutlaklık, tesbit edilmesi şuan için imkansız bir şeydir. Kanımca bu kavramla demogoji yapmaktasın. Gerek yok böyle şeylere. Ancak "Yargıyı inkar eden yargıç" sözü müthiş güzellikte bir söz. Ki Yargıç, yargı yapamaz. kendini ortaya koyamaz. Kendi düşüncesini sunamaz. O kurallara, kaidelere bağlıdır. Yargılamayı bilinmeyen bir güç adına yapar. Bunu görev edinmiştir. zira kural ve kaideler adelet mekanizmasına ters geliyorsa eğer, o görevi yapan yargıç kendini inkar etmiş olur.

3. alıntına vermiş olduğum cevap, sohbetleşmenin seyrine yönelik müdahalelerinden ve kendi düşüncelerinden öte, benim yazdıklarımı sert bir uslupla nitelemen( çarpıtma gibi..)yapmak istediğin sohbete zarar veriyor farkındamısın? düşünceme katılmamana saygı duyarım. Ancak seviye düşürücü cümleler hoş değil! Öyleyse sorumu tekrar soruyorum, sence yargılamak nedir? Benim yaptığım tanım üzerinden bir çok sözler sarfedildi. Seninde yapacağın tanım üzerinden sohbetleşelim.

4. Alıntıya cevap; Beni senden farklı düşünüyorum diye, Körlük ve İnkarla nitelemen neyin göstergesi? Gerçekten o kadar faklımı düşünüyoruz yani? O kadar körmüyüm? Neyi inkar ediyorum? nedir bu sözler Allah aşkına! Kh faliyetinden bahsedip, bahsettiğin faliyetler içinde banada ima katmanda neyin nesi? Fikrimi beyan edince bu forumda Kör mü diye nitelendiriliyoruz? Fikrim, senin fikrine uygun olmayınca Aydınlıktan uzakmı oluyorum yani? bunu mu demek istiyorsun bozadi? Bh ve Kh yı inkar mı ediyoruz nedir anlamdım! Tartışmada sergilediğim tavır nasılmış? Hakaret mi ettim? Bu sözleri yazarken benim yüz hatlarımı, jest ve mimiklerimi mi gördünde tavrımdan şikayet ediyorsun? Yazımda herhangi bir hakaret yoktur. Sadece düşüncelerimi beyan vardır. Bundan dolayı körlük ve inkar ile nitelemen birde üstüne tavrımıda katman, senin kendi içinde sorgulaman gereken şeyler bozadi.

Farkında değilmisin, yaptığın alıntının farklı bir versiyonunu sen aşağıda yazmışsın! Erdoğandan nefret ediyorsun, ancak onu ötelememek gerektiğinide ifade ediyorsun. Çünkü bh' olma şansı var. Ben ne dedim?
Dedim ki hırsızı, teröristi, ötelemek sorunu çözmez. Çünkü onlarda yanlışlarının farkına varabilirler. bh'lığa doğru yönelebilirler. ancak sen onları yargılarsan bu şansıda onlardan almış olursun. Dedim ki onların kötücül yönelimlerini tesbit etmek ve sorunun kaynağını çözmeye yönelik adımlar atılması daha iyileştirici ve birleştiricidir dedim. Ne körlük ne inkar var burda?

bak bozadi, ben seni ne örtülü suçladım, ne de sana ima da bulundum. Sadece bana soru sordun bende sana cevap yazdım. Bu tarz duygusal ataklara niye giriyorsun? konuştuğumuz konular herkesi kapsıyor. Başka forum üyeleride yorum yapıyor, soru soruyor. Heralde ben o arkadaşlarıda mı örtülü olarak suçlayıp, imada bulunmuşum. Lütfen yapmayalım...

Bozadi, sohbetleşmenin seyri benim tavrım değil, senin tavrın belirleyecek. saygılar....
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bigsenfoni

#35
Olur böyle şeyler... 8)
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#36
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Arulnool

Bozadi, bana sorduğun ve sohbet etmek istediğin soru buydu: "Kişiler neden asla yargılanmamalı? Yargıdan kastın nedir?"

Ben kavramsal olarak düşüncemi ifade ediyorum, bu benim düşüncem. Katılıp katılmaman, senin insiyatifinde. Sadece saygı beklerim. Aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz. Ki aynı şeyi düşünmemekte zenginliktir! Seni 2009 yılından beri tanırım, yazılarını takip eder ve bir çok düşüncenede katılırım. Genel itibariylede yazım uslubununda farkındayım. Sana imalı gelen sözcükler olması kadar doğal bir durum yoktur. Zira konuştuğumuz konunun kapsamı oldukça geniştir ve ben dahil herkese imalı gelmesi çok ama çok normaldir. Çünkü "yargı" herkesin yaptığı bir alışkanlık halini almıştır. Kimisi farkında kimisi değil. Ben yapmıyormuyum zannediliyor. Asla böyle bir iddam yok.

Saygı beklerim dedim farkettiysen, çünkü bir şeyi senden farklı düşünüyor ve algılıyorum diye "Çarpıtma" kelimesini kullanman sohbet adabına yakışmamakta. çarpıtma, bilinçli ve kasti yapıldığına dair düşüncedir. Gerçekten bu şekilde düşünmekteysen, yaptığım bu tesbiti dikkate almanı rica ederim. zira düşüncesini açık bir şekilde ifade eden birine yönelik suçlama söz konusudur ki bu durum sohbet havasına uygun değil kanımca.

İlk başta ki yaptığın alıntıya geri dönersek; Bir fikrin anarjist bakış açısına yakın olmasında bir problem mi var? "Mutlak doğruluk" diye kavramlaştırdığın şeyi açmanı rica ediyorum. Acaba mutlak doğruluk, yazında bahsettiğin gibi, bir boyut içindeki en geçerli olan" Sabit doğruluk"a mı atıf? evrendeki değişim yada değişmemezlik hali, tamamıyla algısaldır! kişinin algısına göre evren değişken, yada sabittir. Bu şuna benzer, kimi bilim adamları evrenin durağan olduğunu savunur, kimiside evrenin genişlediğini söyler. Bakış açısına göre ikside doğrudur. Mutlak doğrumudur, bence hayır, sabit doğrumudur. kişilerin algısına göre değişir. Sende bilirsin ki bozadi, bir çok inanç ekolünde, dünya hayatı ilizyon ve gerçeği olmayan bir oyun alanı olarak tasvir edilir. İstenir ki, hangi boyutta olursan ol, o boyutun kurallarından, sınırlarından, yargılarından sıyrıl ve ilerle. Çünkü hangi boyutta olursan ol, hiç biri hakikat değildir. Hepsi dersler içindir. Bu bakış açısına göre, kişi bağlı bulunduğu kural ve yargılardan sıyrılma idrakine kavuşmalıdır. Aksi halde ilerleme kaydetmez ve tekrarı yaşamaya mahkum olur. Elbette dünyada, güç sahiplerinin, yada toplumdaki bir takım grubların kuralları sabitlenmiş. Ondan öte dünyadaki fizik kuralları insan yapısını belli kurallarla engelemiş. Ancak kişi elindeki bilgiler ile kurallardan ve yargılardan sıyrılma özelliğinede sahiptir. Yaptığın alıntıdaki, yazdığım sözcüklerin daha geniş açıklaması mahiyetinde oldu bu yazı. Zira dediğim gibi algısallık faktörü çok değişkendir, beni "çarpıtan kişi" seviyesine düşürmende senin kendi içinde sorgulaman gereken bir sohbetliktir.

Yaptığın 2. alıntıyla alakalı düşüncemi ifade etmek istiyorum; "mutlak tespitler" Kavramı bence yanlış bir kavram. Tesbitler değişkendir. Zamana, mekana, kişiye göre her an değişir. "Mutlak Tesbit" kavramı anlamsızdır. ve bu kavramın düşünce aleminde bence uygulanırlığı yoktur. Çünkü mutlaklık, tesbit edilmesi şuan için imkansız bir şeydir. Kanımca bu kavramla demogoji yapmaktasın. Gerek yok böyle şeylere. Ancak "Yargıyı inkar eden yargıç" sözü müthiş güzellikte bir söz. Ki Yargıç, yargı yapamaz. kendini ortaya koyamaz. Kendi düşüncesini sunamaz. O kurallara, kaidelere bağlıdır. Yargılamayı bilinmeyen bir güç adına yapar. Bunu görev edinmiştir. zira kural ve kaideler adelet mekanizmasına ters geliyorsa eğer, o görevi yapan yargıç kendini inkar etmiş olur.

3. alıntına vermiş olduğum cevap, sohbetleşmenin seyrine yönelik müdahalelerinden ve kendi düşüncelerinden öte, benim yazdıklarımı sert bir uslupla nitelemen( çarpıtma gibi..)yapmak istediğin sohbete zarar veriyor farkındamısın? düşünceme katılmamana saygı duyarım. Ancak seviye düşürücü cümleler hoş değil! Öyleyse sorumu tekrar soruyorum, sence yargılamak nedir? Benim yaptığım tanım üzerinden bir çok sözler sarfedildi. Seninde yapacağın tanım üzerinden sohbetleşelim.

4. Alıntıya cevap; Beni senden farklı düşünüyorum diye, Körlük ve İnkarla nitelemen neyin göstergesi? Gerçekten o kadar faklımı düşünüyoruz yani? O kadar körmüyüm? Neyi inkar ediyorum? nedir bu sözler Allah aşkına! Kh faliyetinden bahsedip, bahsettiğin faliyetler içinde banada ima katmanda neyin nesi? Fikrimi beyan edince bu forumda Kör mü diye nitelendiriliyoruz? Fikrim, senin fikrine uygun olmayınca Aydınlıktan uzakmı oluyorum yani? bunu mu demek istiyorsun bozadi? Bh ve Kh yı inkar mı ediyoruz nedir anlamdım! Tartışmada sergilediğim tavır nasılmış? Hakaret mi ettim? Bu sözleri yazarken benim yüz hatlarımı, jest ve mimiklerimi mi gördünde tavrımdan şikayet ediyorsun? Yazımda herhangi bir hakaret yoktur. Sadece düşüncelerimi beyan vardır. Bundan dolayı körlük ve inkar ile nitelemen birde üstüne tavrımıda katman, senin kendi içinde sorgulaman gereken şeyler bozadi.

Farkında değilmisin, yaptığın alıntının farklı bir versiyonunu sen aşağıda yazmışsın! Erdoğandan nefret ediyorsun, ancak onu ötelememek gerektiğinide ifade ediyorsun. Çünkü bh' olma şansı var. Ben ne dedim?
Dedim ki hırsızı, teröristi, ötelemek sorunu çözmez. Çünkü onlarda yanlışlarının farkına varabilirler. bh'lığa doğru yönelebilirler. ancak sen onları yargılarsan bu şansıda onlardan almış olursun. Dedim ki onların kötücül yönelimlerini tesbit etmek ve sorunun kaynağını çözmeye yönelik adımlar atılması daha iyileştirici ve birleştiricidir dedim. Ne körlük ne inkar var burda?

bak bozadi, ben seni ne örtülü suçladım, ne de sana ima da bulundum. Sadece bana soru sordun bende sana cevap yazdım. Bu tarz duygusal ataklara niye giriyorsun? konuştuğumuz konular herkesi kapsıyor. Başka forum üyeleride yorum yapıyor, soru soruyor. Heralde ben o arkadaşlarıda mı örtülü olarak suçlayıp, imada bulunmuşum. Lütfen yapmayalım...

Bozadi, sohbetleşmenin seyri benim tavrım değil, senin tavrın belirleyecek. saygılar....

Alıntı YapEklenti:
Saygı beklerim dedim farkettiysen, çünkü bir şeyi senden farklı düşünüyor ve algılıyorum diye "Çarpıtma" kelimesini kullanman sohbet adabına yakışmamakta. çarpıtma, bilinçli ve kasti yapıldığına dair düşüncedir. Gerçekten bu şekilde düşünmekteysen, yaptığım bu tesbiti dikkate almanı rica ederim. zira düşüncesini açık bir şekilde ifade eden birine yönelik suçlama söz konusudur ki bu durum sohbet havasına uygun değil kanımca.
Sana açıkça yönelttiğim herhangi bir suçlamayı, suçladığım şeyi bilinçli ve kasti olarak yaptığından emin olduğum için yöneltiyorumdur. Ve çarpıtmaya çarpıtma demek saygısızlık değil bana göre. Sen bu çarpıtmaları yapma cesaretini nereden buluyorsan, ben de seni yaptığını düşündüğüm şeylerle suçlama cesaretini oradan buluyorum. "Düşünce özgürlüğü" veya "sohbet" gibi kavramların çarpıtmalara kalkan olarak kullanılmasına göz yummam.

Alıntı YapEklenti:
İlk başta ki yaptığın alıntıya geri dönersek; Bir fikrin anarjist bakış açısına yakın olmasında bir problem mi var?
Yok kesinlikle. Bir fikrin faşist bir fikir olmasında da bir problem yok. Fikir fikirdir ama bu forumda her türlü fikre serbest veya sınırsız ifade özgürlüğü tanınmıyor. Senin ifade özgürlüğü bağlamında dayatmakta olduğun fikirler ise K'ların ve Laura ve ekibinin "new age" diye tanımladığı ve hakkında sürekli ve hararetli bir şekilde uyarıda bulundukları manipülatif ve saptırıcı yaklaşımlarla pek çok ortaklık gösteriyor, ben de o noktalara dikkat çekmeye çalışıyorum ve aynı zamanda seni uyarıyorum. Sevgi ve kardeşlik adı altında, özellikle Kasyopyalıların ve Laura'nın yazılarında defalarca ve ısrarla hakkında uyarı yaptıkları şeyleri dayatmaya devam edersen ve ifade özgürlüğü ve sohbet gibi kavramları buna kılıf olarak kullanmaya çalışmaya devam edersen, buna çok uzun süre müsamaha göstermem. Kardeşlik, sevgi, sohbet adı altında son derece sinsi ve çirkin suçlamalarda ve dayatmalarda bulunuyorsun. Bu forumda "gerektiğinde" kritik bir yargılama için baş yargıçlığa soyunma işine ben bakıyorum ve şu ana kadar bana forum üyeliğini askıya almak için gerekli malzemeyi "fazlasıyla" verdin ama okuyan, takip edenler için, Kasyopyalıların ve Laura'nın hakkında sürekli uyarıda bulunduğu (Bu mesele de özü itibariyle şiddetli veya adanmakta olan KH aktörlerine ve faaliyetlerine karşı körlük taslamanın teşvikiyle ilgili) ve senin şu anda yapmakta olduğun manipülasyonun netleşmesine ve iyice bilinmesine biraz daha imkan vermemin faydalı olabileceğini gözlemliyorum. Bu ithamlarımdan sonra forumda yazmaya devam etmek istemeyebilirsin, sen bilirsin, ama devam etmek istersen, aynı anda çok fazla sayıda konuda tartışmanın daha çok manipülasyonun devamına hizmet edeceğini şimdiye kadar iyi anlamış olduğumdan, mümkün olduğunca bir kerede yalnızca bir ana konu üzerinden devam etmek şartıyla istediğin şeyden başlayarak tartışmaya, veya sana daha sıcak bir terim gibi geliyorsa, "sohbete" devam edebiliriz. Benimkisi yalnızca teklif, kabul etmek zorunda değilsin. Forumdan ayrılmak isteyebilirsin, forumda kalarak mevcut tartışmaya devam etmemeyi tercih edebilirsin veya belirttiğim koşulla, yani aynı anda pek çok konuda tartışma konusu üzerinden gitmek yerine, netlik ve anlaşılabilirlik sağlamak için bir kerede bir veya bir-iki ana konu üzerinden devam edecek şekilde bu tartışmayı sürdürebiliriz.

Arulnool

#37
Çoğu zaman, insanlarla iletişim kurmak istemem. Uzak ve yanlız kalmak bana hoş bir huzur verir. Kendimle olan ilişkimde hayat daha katlanılası gelir. Ancak benden öteleride var. Benden öteleri, benden farklımı? Bu soru arayışa neden oldu hayatımda. Arayış bir kere başladımı, bir çok suret belirir, yönler, duraklar çıkar karşına. kimisiyle uyumlanır, kimisiyle zıtlaşırsın. Kimisi engeller çıkarır, kimisi yol gösterir, yardımcı olur. Bu tarz yolculuklarda, çeşitliliğe, farklılaşmaya, değişmeye direnci kalmaz yolcunun. Yolcu bir çok sanrılara şahit olur, gerçeği kendi fikriyatına hapseden suretler görür, girdiği kısırdöngülerde kendini hırpalayanları, kısırdöngüsüne aşık olanları görür. Yolcuya yardım talep edilir, yada yolcu yardım teklif etmiştir anlamak için. insanın gerçek macerasından biride anlamaktır çünkü. Bunu farketmiştir. Yazmıştır aklının bir köşesine ANLAMAK İSTERKEN, HOŞ GÖR YARGILARI. Yıllardır, yargılarla çevrelenen zihinler tanımıştır çünkü. Ve kendisinde de bu suretten parçalar bulup, dehşete düşmüştür. Düşünmüşümdür çoğu zaman. İnsanların zihinlerinden yargılar nasıl sökülür diye. Çok zor bir şeydi bu. Bir yargılamaya şahit olunca, ruhumdan ve zihnimden bir karşı duruş gelir. Bakmam o an hangi inanç yada ideolojide olduğuna. Ama Bilirim ki beyhudedir bu çabalar. Ancak yoldaysan eğer yürümek zorundasın:( Yalnızlık daha huzur verici evet evet daha mutlu oluyorsun. Tek başına saatlerce bir odada yapayalnız kalmak, kendinle kendini avutmak ne harika. Yalnızlığa adanmış tüm sözler, başkalarının gözünde sahteliklerdir. Sahtedir çünkü her kişinin yalnızlığı kendine özeldir. Yalnızsın arkadaş, yalnızız. Bizleri çepeçevre kuşatan karanlığın karşısında yalnızsın. Birlik olmayı beceremiyorum, beceremiyoruz. Çünkü hepimiz zihinsel anlamda sıkıntılıyız. Bunu ister farkedin, ister farketmeyin. Gerisi koskocaman boşluk. hadi sizlere iyi eğlenceler dostlar, ben yeterince eğlendirdim sanırım. Manipulasyon yapıp siz değerli zihinleri çok meşgul etmeyim. malum BH ve KH savaş halinde. Farkında olmanız gerek. Odaklanmanız, DAVA'ya ihanet etmemeniz gerek. Neyse bunların hepsi boş sözler. Özcan Dost, hakkım varsa helal olsun. Bunca zaman bana kattığın iyi kötü ne varsa teşekkürlerimi sunarım Özcan dost. Yaradanım seni korusun. Hadi eyvallah...
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

gerçek tosun paşa

#38
Konunun aranızda daha öznel noktalara teması olabilir. Fakat forum sakinleri için oldukça enteresan bir olay gerçekleşmiş. İçimden geldiği için bir paylaşımda bulunacağım.

Yargı;
1. isim Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm
2. hukuk Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza

Önyargı;
isim Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir

kaynak: TDK

manaları bile yanlış olan kelimeleri açıklamak için tartışmışsınız gibi görünüyor da.

Saygılar hepinize..

beyrutkapı

#39
Anlamak her şeyi yerli yerine oturtmayı gerektirir. Yoksa insan boşlukta sallanan bir sarkaça dönüşür. İşin garip yanı, tam da bu noktada karma kişinin kendisini yargılaması ve negatif durumlarda acımasızca cezayı kendine kesmesidir.oysa yeryüzünde olmak zordur ve kişinin bilinci de karışıksa, uzaklaşmayı yada yalnızlığı seçmek ister. Ra da derki; tek başına olmayı yada yalnız kalmayı seçenler benliğini yeniden arayan ve bulmak isteyen kişilerdir. Bu anlamda insan insanın aynasıdır ve ruhsal yolda ilerlemenin en iyi yolu başka insanlarla kurulacak ilişkilerdir.( her şeyin bir olduğunu ve aslında öteki diye bir şey olmadığı konusuna girmek istemiyorum. Şimdi değil. Bu koşullarda ve bu seviyede değil) peki başkaları olmadan sevgi dersleri nasıl olacak? Kişi nasıl öğrenecek sevgiyi? Mümkün mü? Doğru elbette her şey illüzyondan ve oyundan ibaret. Peki evladını bir psikopata kurban veren bir anne yada baba ne düşünür bu konuda? Anlamak için her şeyi yerli yerine oturtmak gerekir. Yani ustanın yolu elbette büyük resmi görmek, fakat tıpkı gezegenin kendisi gibi bir mikrokosmos olan akıl/beden/ruh bütünlüğünü gittikçe mükemmelliğe ulaştırabilmek olmalıdır. Bunun için de enerji alanlarını giriş çıkışlarını iyi tanımalı ve seçtiği yol konusunda olabildiğince farkındalığını arttırmalıdır. Bu manada, şimdi ve burada kendisini pasifize edecek tüm düşünceler tuzaktır. Başkalarıyla, öteki benliklerle sorun yaşayan kişi sarıda yani 3. Çakrada bir tıkanıklık yaşıyor demektir. Ve tıkanıklık varsa bir önceki çakraya yani turuncuya yani kişiliğe ve duygusal benlikle ilgili sorunlara/derslere bakılmalıdır. Bir usta yada bh adayı bunları bilmeli, incelemeli ve özenle üzerinde durmalıdır. anlamak için her şeyi yerli yerine oturtmak gerekir. Aksi halde, kimse kusura bakmasın ama en objektif ve kutsal gibi görünen değerlerin arkasında hala kendimizi, duygusal benliğimizi yada kişiliğimizi tartışıyor oluruz. Ve asıl hazin olanı bunun da asla farkında olmadan yaparız bunu. Günün sonunda hala buradayız ve bu hapishaneden çıkmak için 4. Çakrayı, o güzel yeşili yakmak zorundayız. Peki bilgi olmadan, kendimizle yüzleşmeden, bunun getireceği acıya katlanmadan, her şeyi yerli yerine oturtmadan olur mu? Bilgi olmadan anlamak olur mu? Yeşil hala uzakta dostlar. Her şey olması gerektiği gibi oluyorsa, bizde böyle sapla samanı ayıra ayıra öğreneceğiz anlayacağız idrak edeceğiz. Ve öyle bir yere geleceğiz ki sevgiye dönüşecek tüm bu birikim. Yani ilk düşünceye. Özümüze! Fakat o zamana psikopatı olsun organik portalı olsun, ne kadar çabuk tanırsam o kadar mutlu sayacağım kendimi. Hiçbir pipet istemiyorum artık kendi hayatımda.
 

bozadi

#40
Arulnool da dahil olmak üzere, tartışmaya katılan, görüşlerini paylaşan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Arulnool'un son mesajında söylediği ve bir anlamda da çeşitli şiddetli çelişkilerin ve sorunların doğrudan ve dolaylı bir itirafı olarak gördüğüm beyanlardan ve veda mesajından sonra birşey yazma gereği duymadım. Özellikle beyrutkapı'nın cevabı son derece güzel bir analizdi bence, bunun için ayrıca teşekkür ediyorum. Son mesajı üzerine dün Arulnool'un üyeliğine kilit koymuştum ama bugün o kilidi kaldırdım; kapıldığı egosuzluk görünümlü şiddetli egosal girdaba dair samimi bir özeleştiriyle dönmek isteyebilir.

Tgur

#41
Bir haftadır üzülerek izlediğim ve sonlanmasını şiddetle arzu ettiğim mükaleme nihayet son bulmuş,ve kilitler kalkmış ,ona da şükür..

zeytin

#42
Kedilerimden birinin neden arıza olduğunu çözdüm galiba :) çeviri için teşekkürler Bozadi
 

bozadi

#43
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen zeytin

Kedilerimden birinin neden arıza olduğunu çözdüm galiba :) çeviri için teşekkürler Bozadi
:)

Scyth

#44
Yeni celse yayınlandı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.