Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

"Kalpsiz"!!! 

Başlatan ağaçkakan, 28 Eylül 2016, 18:38:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ağaçkakan

K'ler Suriye'nin kimyasal silah kullanıp kullanmadığı ile ilgili bir soruya cevap verirken, Esad'la ilgili "o kadar kalpsiz değil" demişlerdi.

Ama son günlerde Halep'in sürekli olarak Suriye ve Rusya uçaklarınca havadan bombalandığına ve sivil halkın ölümüyle ilgili trajedilere dair haberler geliyor.

http://www.hurriyet.com.tr/ikizini-ve-annesini-kaybetti-kendisi-yasam-mucadelesinde-40233896

Bu görüntüler çok çarpıcı! İnsan olarak yanıbaşımızda yaşanan bu felaket karşısında sessiz ve çaresiz kaldığımız için utanıyorum. Birkaç kişinin okuduğu yerlerde iki üç cümle ile tepki koymak da işe yaramıyor tabii. Ama elimizden ancak bu kadarı geliyor.

Ne yazık ki bir yerlerde bir protesto gösterisi bile düzenlenmiyor. Ne islamcılar (bu bombardıman islamcı muhaliflere karşı yapıldığı halde!), ne sosyalistler, ne demokratlar, ne AKP'liler, ne CHP'liler, ne de diğer partilerden insanlar insan hakları temelinde bir tepki hareketi ortaya koymuyor.

Anca kendi politik konumlarına denk mi, ters mi, buna bakıyorlar...

Oysa orada bebekler enkaz altından çıkarılıyor.

K'lere sormak isterdim; "o kadar da kalpsiz değil" dediğiniz Esad, bu Esad mı? Emin misiniz?!..
 

bozadi

#1
Suriye devleti ve müttefikleri tarafından Suriye'de yürütülmekte olan tüm askeri faaliyetlerin amacının, ABD ve müttefikleri tarafından yıllardır hem Suriye'de hem de tüm Ortadoğu'da istikrarlı bir şekilde yürütülmekte olan ve milyonlarca insanın ölümüne, yaralanmasına, travmaya uğratılmasına neden olan terörist faaliyetleri kesin bir şekilde sona erdirmek olduğundan hiçbir şüphe duymuyorum ve dolayısıyla da bu devletlerin bu faaliyetlerine sonsuz şükran duyuyorum, bu devletlere mükemmellik, hatasızlık atfetmesem de.

Eğer belirttiğin sivil ölümlere neden olan Suriye-Rusya gibi devletlerse, bunu körü körüne sivil insanlara zarar verme amaçlı yapmadıklarından eminim kendi adıma. Mutlaka doğrudan teröristlere yönelik çok önemli bir karşı mücadelenin arzu edilmeyen bir yan neticesidir ve teröristlerin sivil halkı kalkan olarak kullanmasıyla da bağlantılıdır. Ama her habere de zıplamamak gerekir, şeytan ABD ve müttefikleri "sahte bayrak saldırısı" yapmayı çok sever.

Daha yakın zamanda Halep'teki sivil yardım konvoyuna saldırı olayında hemen Rusya'nın konvoya hava saldırısı düzenlediği ilan edilmişti ama Rusya olayın ne kendisiyle ne de Suriye devletiyle bir ilgisi olmadığına, öncelikle bunun bir hava saldırısı olmadığının kanıtlarına işaret etmiş, bunun bizzat yerden yapılan bir saldırı olduğunu ve bölgenin "teröristlerin" kontrolü altında olduğunu hatırlatmıştı. Bu saldırının, ABD tarafından "yanlışlıkla" Suriye ordusuna yapılan ve 100'e yakın Suriye askerinin ölümüne yol açan ve aslında tamamen IŞİD'e destek amaçlı olduğu bilinen kahpe saldırının üzerine dikkatleri başka yöne çekmek için yapılan aşşağılık bir komplo olduğu gün gibi açığa çıkmıştı.

Rusya bölgede "ateşkes" sağlanması için canını dişine takıp ABD dahil olmak üzere taraflar arasında diplomatik mekik dokudu aylardır, Suriye devleti ateşkese uygun hareket etti ama şeytan ABD ve beslediği ılımlı teröristler ABD'nin de yönlendirmesiyle bu ateşkesin gerçekleşmemesi için her türlü çabayı gösterdiler ve sonunda bunda başarılı oldular. Ateşkes yalan oldu.

Ağaçkakan, nedense bu "Halep" konusuna özel bir ilgi gösteriyor gibisin. Tamamen Sünni bir bölge olduğu için mi bu hassasiyet? Yoksa orada yakınların mı yaşıyor? Şimdiye kadar ABD, müttefikleri ve besledikleri teröristler tarafından vahşice katledilen sayısız sivil Alevi-Şii için de aynı hassasiyeti, aynı tepkiyi gösteriyor musun? Ya da örneğin aynı global şeytanların köpekliğini yapan Suudi Arabistan devleti tarafından son 1-2 yılda Yemen'de katledilen 10.000'den fazla sivil için benzer bir protesto duygusu gelişiyor mu içinde?

bozadi

#2
Veya Suriye'deki tüm o sivil kayıplarda kendi devletinin Suriye'deki terör sürecine yaptığı sınırsız yardım ve yataklığın ciddi bir payı olduğunu düşündün mü ve bunu protesto edesin geldi mi hiç?

Scyth

#3
Bilmiyorum bana biraz Halep'in düşme ihtimaline karşı dünyada kamuoyu oluşturmak için yapılmış gibi geliyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#4
Tır olayıda öyle gibi.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Arulnool

#5
Katliyam videoları ve haberlerimi paylaşmamızı istiyorsun ağaçkakan? Göterdiğin habere anti tez oluşacak sana bir sürü haber gönderirim buradan!!!

Sen hala olayı idrak edememişsin hala. Hala farkedemiyorsun... Kim başlattı bu suriye savaşını kim!!! Neden suriye devleti yıkılmıyor!!!Muhalefet dediğin terörist grupları kim silahlandırdı!!! Kim bozgunculuk yaptı kendi ülkesine karşı! Kendi ülkesine karşı, başka ülkelerin stratejilerine göre hareket eden yapılar kimler! Ülkede mezhepçilik fitnesini yapan kimler! suriye savaşında muhalefet denen yapıları destekleyen ülkeler kimler!

Lanet olsun savaşa lanet!!! Ama emperyalist müdahalelere de lanet olsun!!! Kim çocukların, masum sivillerin katledilmesine sebep olduysa ona da lanet olsun!!!

Ancak ağaçkakan bir şeyi farket artık! Suriyede bütün dünya savaşıyor!!! Suriyede bloklar çarpışıyor! Bu iş Esadın işi olmaktan çoktan çıktı anla artık. Bunu idrak etki, sana sunulan haberleri ona göre değerlendir. Fikriyatını bu mihvalde geliştir. Irakta 1 milyon sivil katledildi, kadın çocuk, masumlar. Senin haber kaynakların bu katliyamları nasıl yansıttı bir araştır. Her gün Yemende suudi uçakları sebebiyle sivil yerleşim yerleri bombalanıyor, bak bakalım senin haber aldığın kaynaklar yemenle alakalı bilgi veriyormu! Peki ya libya! libyada hala kan gövdeyi götürüyor, ülke 3'e bölünmüş, haber aldığın kaynaklar bundan bahsediyorlar mı? Bahreyn de olan  bitenle ilgili bilgin var mı? Hala ırakta süren katliyamlarla ilgili, haber kaynakların sana bilgi veriyor mu? Afganistanda talibanla savaş hala sürmekte, her gün bombalı saldırırlar yapılıyor, sana bilgi veriliyor mu haber kaynaklarından?

Ne anlatmak istediğimi algılayabiliyormusun? İletişim araçları kontrolleri altında ağaçkakan. Senin üzerinde algı operasyonları yapmalarına izin veriyorsun! İş artık suriye işi değil anla! Suriye büyük güçlerin savaştığı bir sahne! Suçlama yapacaksan emperyalist müdahalelerle bir ülkenin düzenini bozan yapılara yapıcaksın! Emperyalistlerle kol kola yürüyen yapılara karşı tepki göstereceksin! aksi hali hakikat değildir. Sadece koskoca bir yalan.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

JCA

#6
İç savaşın sebebi bizzat ABD. Muhalifleri silahlandiran, eğiten onlar.

Rusyanın ABD'nin planlarını bozması dünya için avantaj olur.

Esadin bir diktatör olduğu ortada. Babadan ogula padişahlık. Turkiyede olur diye korktuğumuz şey orada gerçek. Sonradan da saddam gibi zalimlesti. Savaş sonunda gitmesi gerekiyor. Ama  yerine de islamcı muhalifler gelirse değişen bir şey olmaz, hatta daha kötü olur.
 

bozadi

#7
Erdoğan iyi ki başta Feto'yu sonuna kadar destekleyip ona sonradan düşman olmuş. Bu durum Feto'nun iliklerine kadar ifşa olmasını sağladı. O uçaklardan, helikopterlerden halkın üzerine sıkılan mermiler, atılan bombalar, arabaları ve insanları böcek gibi ezip geçen tanklar, Feto'nun ve dolaylı olarak da ABD'nin şeytanlığını çok güzel ifşa etti.

Ve iyi ki Erdoğan Suriye'deki teröristlere tüm devlet imkanlarıyla sonuna kadar yardım ediyor, sonunda Esad Suriyesiyle tekrar kardeş ve yoldaş olacaktır, hem de eskisinden çok daha pekişmiş bir şekilde. Rus savaş uçağının düşürülmesi olayında olduğu gibi, Davutoğlu'nun mimarlığındaki Suriye politikasının (Stratejik Bataklık) ardında da Feto'nun bulunduğundan hiçbir şüpheniz olmasın. Fethullah öteden beri Rusya'dan, İran'dan, Hizbullah'tan, Alevilerden, Şiilerden ölesiye nefret eder. İslamcı görünümlü sadık bir Amerikan mafya köpeği olmasının bunda büyük bir rolü var muhtemelen.

Sonuçta, Suriye'de olan bitenin aslında tüm insanlık tarihinin gidişatı için çok büyük bir öneme sahip olduğu ortaya çıktı. Bu resmen Armagedon'un bir örneği. İyi ile Kötü'nün saflarını belli ediş süreci bu. Tüm insanlığı karşı konulmaz bir biçimde içine çeken bir girdaba dönüşüyor. Pek çok kişi Esad'ın bu 2011'de başlayan Suriye savaşıyla "zalimleştiğini" düşünme eğiliminde belki de. Gerçek bunun tam tersi bence. Esad geçmiş karmasını temizliyor bu savaş sürecinde. Tüm insanlık için hayati öneme sahip bir süreçte, global şeytanların planlarına boyun eğmeyerek, ölümüne direnerek ve gösterdiği bu olağanüstü direnç sayesinde İran ve Rusya ve diğer müttefikleri yanına alıp global şeytanlara karşı insanlığı birleştirme olanağı yaratarak dünyaya ümit oluyor. Yeterince aklı ve vicdanı olan herkes bunu eninde sonunda anlayacaktır.

İslam alemindeki gelmiş geçmiş tüm şeytanların siyasi ve ruhani lideri olan Muaviye'nin valilik yaptığı yer Suriye. ABD Suriye'deki terör sürecini başlatır başlatmaz birkaç aya kadar "Emevi Camisinde" namaz kılma fantazisiyle ağızlarının suyu akanlar için ne de ilginç bir süreç oluyor bu Suriye Savaşı, değil mi?

Erdoğan Fetoş'un etkisinden kurtuldukça ve gerçeklerle yüzleştikçe, gerçek onurlu müttefiklerinin yanında yer alacaktır. Fetö darbe girişiminden hemen sonra buna dair çok önemli işaretler ortaya çıktı, sonra o işaretler tekrar kaybolur gibi oldu, ama eninde sonunda tekrar ve giderek daha güçlü bir şekilde tırmanacağından eminim o sürecin.

Mesele özünde Alevilik-Sünnilik veya şuculuk-buculukla ilgili bir mesele değil bana göre. Tamamen insanlık davası, tamamen hak-hukuk davası.

ağaçkakan

#8
Merhaba arkadaşlar. Burada Suriye'deki savaşla ilgili bir politik tartışmayı tekrar başlatmak için açmamıştım konuyu. Daha önce tartıştık. Daha önce başka forumlarda da meseleyi ele aldığımda, bu konudaki katı dirençlerin şiddetini görüp şaşırdım. Dünden beri bana cevaben yazdığınız yazılardaki direnç de bunu bana bir kez daha hatırlattı. Savaşı emperyalizm kışkırttı ve örgütledi. Esad da kendi halkına zulmeden bir despot. Kendi halkından yüzbinlerce kişinin ölümünde doğrudan payı var.

Bu konuda JCA'nın yaklaşımı bana daha makul ve doğru geliyor. Hem emperyalizmi, hem de Esad rejimini, Suriye devletini eleştiren ve sorumlu tutan bir yaklaşım daha doğru değil mi? Ama ne yazık ki bir taraf sadece emperyalizmi suçluyor ve Esad rejimine tek söz söyletmiyor.

Ama dediğim gibi, amacım bunları ele alan bir tartışmayı yeniden başlatmak değildi. Ben sadece enkaz altından çıkarılan çocuk bedenlerini seyrederken duyduğum üzüntüyü ve utancı paylaşmak istemiştim.

Ama sevgili bozadi bunlara neden olan bombardımanları utanç değil, "şükran" vesilesi olarak görüyor! Çünkü terörist faaliyetleri sona erdirmek için yapılıyormuş. O terörist faaliyetlerin neden şimdiye dek onca bombardımana rağmen bir türlü bitirilemediğini sorgulama gereği duymuyor bu arada.

Aslında hazır cevabı var: ABD, emperyalizm... Onlar olmasa bu terörist faaliyet kısa sürede sona erdirilebilecek.

Makul bir cevap ama tersi de aynı derecede makul. Esad Suriye'si de Rusya, Çin ve İran olmasa şimdiye de çoktan bitmiş olacaktı.

Peki bu ne anlatıyor bize? Dış güçler olmasa tarafların ikisinden biri kısa sürede bitecek olan bir savaştan söz ediyoruz. Desteği kendi halkından çok, dış güçlerden alan bir savaş...

Arabistan'ın katliamlarını veya "kendi devletimin" silah yardımlarını da protesto eder miyim? Ederim elbette. Keşke bu meseleye bir tarafın destekçisi olarak değil de, tamamen insan hakları yönüyle yaklaşan bir güç çıksa da her yerde protesto gösterileri düzenlese. Ben de bulunduğum şehirde katılır ve tüm bu katliamcıları ve onları destekleyenleri ifşa ve teşhir edip suçlayan kitlesel ve politik bir tavra ortak olurdum.

Niyetim politik tartışma değil dedim ama yine de bunları yazmaktan duramadım. Devam etmeyeyim...

Ama şunu da belirtmeden edemeyeceğim: sevgili bozadi Halep'e özel bir ilgimin olduğunu yazmış ve bölgenin sunni olmasıyla bunun bir ilgisi olup olmadığını, orada yaşayan yakınlarımın bulunup bulunmadığını sormuş.

Bu beni acı acı gülümsetti. Şimdiye dek enkaz altında ölen çocuklara ağlamadan önce onların mezheplerini sormayı hiç aklıma getirmemiştim. Onları sadece masum çocuklar, bebekler olarak görüyordum ve hiç bir sorumlulukları bulunmayan bu alçakça savaşın en büyük kurbanları olmaları karşısında öfke, üzüntü ve utanç duyuyordum. Burada da bunu, sadece bunu ele aldım. Suriye'deki cihadcı örgütlerin katliamları sırasında ölen masum insanlar ve özellikle de çocuklar için de bu duyguların aynısını duymuştum.

Bu son paylaşımımın sebebi K'lerin celselerin birinde ifade ettikleri o sözü sizlerle sorgulamaktı. "Esad o kadar da zalim değil" demişlerdi bir celsede. Gerçi o sözü, kimyasal silah atacak kadar zalim değil anlamında sarf etmişlerdi.

Kişisel olarak Halep'le özel olarak ilgili değilim. Ama Halep'in şu mahfolmuş durumu da içimi yaralıyor. Büyük ölçüde uçaklardan atılan bombalarla bu hâle getirilmiş. O Halep ki, bizim Antep'den çok daha fazla tarihî ve kültürel dokusu olan bir şehirmiş bir zamanlar. Bu da beni yaralayan bir unsur.

Ama hayır, orada yaşayan sunni yakınlarım yok. Zaten ben sunni değil, şii-caferî bir ailenin ferdiyim. Orada yaşananlara mezhebî açıdan yaklaşmadığımın, insanî saiklerle yaklaştığımın en güzel kanıtı da benim bu aidiyetim oluyor bence. Ne dersiniz? :)

 

bozadi

#9
Oo, beni şaşırttın gerçekten ağaçkakan. Yani Şii/Caferi bir ailenin mensubu olarak o görüşleri paylaşmış olman. Elbette takdir edilebilecek bir yönü var belirli bir bakış açısıyla ama bu seni sandığın kadar haklı kılmıyor iddia ettiklerinde.

Alıntı YapEsad da kendi halkına zulmeden bir despot. Kendi halkından yüzbinlerce kişinin ölümünde doğrudan payı var.
Ne kadar sığ bir suda çırpındığının farkında değilsin belki de. Esad'ı tanımlayış şeklin son derece önyargılı ve bir o kadar da sığ. Esad kendi halkına zulmeden bir despottan mı ibaret, senin Esad'da tüm gördüğün buysa, politik tartışmalara girmeyi boşver, yakınından bile geçmemen gerekir ama dayanamazsın, yaymakla mükellef olduğun propagandayı yapmak zorundasın. Üstelik bu sadece politik değil, bilinçsel ve vicdani bir bozukluk, sadece bu bozukluğun derecesinden, bunu ne ölçüde bilinçli ve kasıtlı yaptığından emin olamıyorum henüz.

Çoğunluğu Sünni olan bir ülkenin Alevi lideri kendi halkına zulmeden bir despot olacak ve sonra dünyanın neredeyse tüm şeytani askeri ve siyasi güçleri o adamın yönetimine saldırdığında o halkın çoğunluğu ve ordusunun tamamı o adamı o son derece ümitsiz görünen mücadelede ölümüne destekleyecek ve birkaç haftada indirileceği sanılan adam yıllar boyunca halkı ve ordusuyla emperyal şeytanlığa karşı destan yazacak, öyle mi?

Alıntı YapKendi halkından yüzbinlerce kişinin ölümünde doğrudan payı var.
O bahsettiğin yüzbinlerce insanın ölümünde Esad'ın vicdani sorumluluğu seninkinden azdır çünkü sen ve senin gibi körü körüne Esad'ı şeytanlaştırmaya çalışanlar, tam da ABD Şeytanının hakim kılmaya çalıştığı aşağılık propagandayı besleyerek şeytanların faaliyetlerini sürdürmesine destek oluyorsunuz. Neymiş, emperyalizme de karşıymış... Sağol be, sen emperyalizme karşı olmasan ne olurdu halimiz? ABD egemen oluverirdi dünyada mazallah! Senin şu foruma girdiğinden beri ABD'nin Suriye'deki ve Ortadoğu'da çevirdiği şeytanlıklara dair yaptığın eleştiriler, Esad'a karşı yürüttüğün propagandadan çok daha az yer kaplıyor. Bir Caferi olarak kendinden ne kadar utansan azdır ama utanç duyabilmek için önce içine düştüğün rezilliğin farkına varman lazım, henüz uyanmaya niyetin yok gibi görünüyor. Neymiş, emperyalizme karşı görüşlerini söylemesine bile gerek yokmuş... Esad'ı şeytanlaştırmaya gerek var ama ABD'nin şeytanlığını ve ABD propagandalarına boyun eğen Müslümanların rezilliğini vurgulamaya gerek yok, değil mi?

Alıntı YapAma ne yazık ki bir taraf sadece emperyalizmi suçluyor ve Esad rejimine tek söz söyletmiyor.
Yalan söylüyorsun, ben Esad'ı hiçbir zaman tamamen masum biri olarak görmedim, tanımlamadım. Esad'ın yanlışları, günahları ile ilgili eleştirilerim oldu. Ama evet, Suriye Savaşı'nın özellikle ilerleyen süreçlerinde ve bugününde, Esad'ın Global Şeytanlığa karşı yürüttüğü hayati ve onurlu mücadele ve direncin, onu günahlarından arındırıcı bir etki yaptığına inanıyorum.

Alıntı YapAma dediğim gibi, amacım bunları ele alan bir tartışmayı yeniden başlatmak değildi.
Tabi ki amacın tartışma olamaz çünkü çizmeye çalıştığın sahte resmin ayrıntıları konuşuldukça, tartışıldıkça nasıl şeytani bir yalanı beslediğin giderek ifşa olacak ve burada bu propagandayı derinleştirmene izin verilmeyecektir. Sen tartışmak, eleştirilmek değil, sadece kendini yaymakla görevli hissettiğin propagandayı sorunsuzca yapabilmek, böylece görevini yerine getirmiş  biri olarak kendini güvende hissetmek istersin ama burada bunu yapamazsın. Senin bu yaptığını Caferi olarak yapmanla IŞİD'li olarak yapman arasında hiçbir fark yok, hatta Caferilik sıfatıyla yapman çok daha büyük bir rezillik ve utanç. Yüzleşme vaktin geldiğinde yüzleşirsin, tabi istersen. Gerçi sen "Caferiyim" de dememişsin, sadece Caferi bir ailenin ferdi olduğunu söylemişsin.

Alıntı YapBen sadece enkaz altından çıkarılan çocuk bedenlerini seyrederken duyduğum üzüntüyü ve utancı paylaşmak istemiştim.
Bunlar şeytani propagandayı besleyen ajistasyondan başka birşey değil. Hangi dünyada yaşıyorsun sen? Senin ülkende bebeklere, çocuklara (Suriyeli sığınmacıların bebekleri, çocukları dahil) neredeyse resmi ve düzenli olarak tecavüz ediliyor, utanç duyacaksan önce bundan utanç duy, buna karşı mücadele yürüt, eleştiri ve propaganda yürüt. On yıllardır tüm Ortadoğu'da, son olarak Libya'da Mısır'da yaptıkları gibi Esad Suriyesi'ne olağanüstü boyutlarda bir terör saldırısı başlatarak o ülkede yüzbinlerce insanın ölümüne yol açan şeytanlar tam da senin ülkendeki her türlü tecavüzün, pedofilinin, şerefsizliğin, işkencelerin, katliamların yayılması için çalışan şeytanların ta kendisi. Tüm bu olan biten duruma körlük taslayıp varsa yoksa o şerefsizlere karşı kanının son damlasına kadar mücadele eden, onurlu ve hayati öneme sahip bir direniş sergileyen Esad'ı şeytanlaştırmak senin hoşuna giden şey. Tam da şeytanların planlamış olduğu gibi!

Alıntı YapEsad Suriye'si de Rusya, Çin ve İran olmasa şimdiye de çoktan bitmiş olacaktı.
Ne kadar isterdin, di mi? Şu Rusya, İran, Çin karışmamaydı da ABD ve köpekleri Esad'ı böcek gibi ezeydi, ne iyi olurdu?! Adalet yerini bulurdu! Kör vicdanlar bir oh çekerdi!

Alıntı YapArabistan'ın katliamlarını veya "kendi devletimin" silah yardımlarını da protesto eder miyim? Ederim elbette. Keşke bu meseleye bir tarafın destekçisi olarak değil de, tamamen insan hakları yönüyle yaklaşan bir güç çıksa da her yerde protesto gösterileri düzenlese. Ben de bulunduğum şehirde katılır ve tüm bu katliamcıları ve onları destekleyenleri ifşa ve teşhir edip suçlayan kitlesel ve politik bir tavra ortak olurdum.
İkiyüzlülüğünü ifşa ediyorsun. Yapardım, ederdim. Burada Esad-karşıtı şeytani propagandayı beslerken, protestoyu yaparken "yapardım, ederdim" demiyorsun, elinden geldiğince yapıyorsun zaten. "Diğer" protestolar ise gerçekleşmesini beklediğin koşullar oluşmadığı için derin dondurucuda beklesin dursun.

Alıntı YapNiyetim politik tartışma değil dedim ama yine de bunları yazmaktan duramadım. Devam etmeyeyim...
Gayet de güzel politika yapıyorsun, anti-Esad propagandayı bütün sinsiliğinle, ajitasyonunla destekliyorsun. Sen emperyalizmin kara propaganda faaliyetinin sinsi bir destekçisisin.

bozadi

#10
Türk, Azeri ve Arap Caferilerin bir kısmı Nusayri-Aleviliğe ve Fars Şiiliğine karşı bir mesafe veya kompleks duyuyor sanırım. İlginç bir şekilde İran'ın Şiilik anlayışı da Nusayriliğe karşı benzer bir tepkisellik ve hatta kompleks sergiliyor gibi görünüyor daha önce forumda kısmen konusu geçtiği gibi. Meselenin ayrıntılarına vakıf değilim kesinlikle ama Nusayrilikte "reenkarnasyon" inancının genel olarak kabul görmesi ve "İnsan-Hak özdeşliği" temasının güçlü olması, bu tepkiselliğin ve kompleksin başlıca sebeplerinden biri anladığım kadarıyla. Reenkarnasyon olgusu Anadolu Aleviliğinde de var olmakla birlikte çok vurgulu sayılmaz ama İnsan-Hak özdeşliği konusu asla gönüllerden ve dillerden düşmemiş, daima çeşit çeşit yollarla ifade edilmiş, buna göre hareket edilmeye çalışılmıştır. Bu forumun temel anlayışını, arayışını ve sorgulamasını teşkil ettiği söylenebilecek olan bilgi kaynaklarında da reenkarnasyon ve İnsan-Hak özdeşliği konusu en temel konulardandır. Sufi İslam'da da benzer vurgular doğrudan ve dolaylı şekillerde vardır.

Ama ara ara ifade etmeye çalıştığım gibi, bir insanın ille de falanca inancı benimsiyorum veya benimsemiyorum demesinin fazla önemi yoktur. Bu kavramlar nihai bir öneme sahip değildir. Önemli olan şimdi ve burada içimizde ve dışımızda olan biten hakkındaki kavrayış ve davranış biçimidir, özgür iradenin kullanılış biçimidir. Hangi inançtan, hangi kesimden olursa olsun, tüm insanlarla birlik ve dayanışma içinde olabiliriz, yeter ki adalet ve yardımlaşma arayışı etrafında birleşme eğilimi olsun, ideolojik dogmalar buna engel olamasın.

ağaçkakan

#11
Konu politikaya gelince K'lerin, Ra'ların, "Önder"lerin ve diğerlerinin o ulu öğütleri bir anda unutuluyor değil mi? Hani yargılamak olumsuz bir tavırdı? Hani hemen karşındakini itham etmememiz gerekiyordu? Oysa sen beni hemen en ağır cümlelerle itham etmeye, yargılayıp hüküm vermeye başladın.

Ne acıklı!.. Ne acı acı gülünesi!..

Şimdi de nusayrilerle caferilerin ayrıldığı kısımlara mı geldik? İyi ama ben de reenkarnasyonun bir gerçeklik olduğunu düşünüyorum. Ayrıca ben, senin de belirttiğin gibi, şii olduğumu söylemedim; şii bir aileden geldiğimi söyledim. Ben dinlere klasik, yerleşik bakış ekseninde bakmıyorum ki. Ben dinleri K'lerin ve Ra'ların tanımladığı şekilde anlamaya çalışıyorum.

Kısacası bozadi, benim insancıl isyanımı benim kişisel bilgilerimle ilişkilendirerek karşılamaya devam etmenin iler tutar bir yanı olmadığını görüyor olmalısın. Bence bu açıdan yaklaşmaktan vazgeç.

Yeniden politik tartışmaya girme isteksizliğim nedeniyle diğer yazdıklarına cevap vermemeyi tercih ediyorum. Zaten cevaplarımın bir işer yarayacağını sanmıyorum. Önyargılarınız o kadar kuvvetli ki, bir atomu parçalamayı denemeyi yeğlerim.

Ben cevap vermeyeyim, ama siz internetten Halep şehrinin görsellerini aratıp biraz inceleyin. Bu inceleme sırasında şehri bu hâle kimin getirmiş olabileceğini ve ne tür bir iktidarın kendi hakimiyetindeki bir şehre ve kendi vatandaşı sayılan bir halka böyle bir sonu reva görebileceğini biraz düşünün.

 

bozadi

#12
Alıntı YapKonu politikaya gelince K'lerin, Ra'ların, "Önder"lerin ve diğerlerinin o ulu öğütleri bir anda unutuluyor değil mi? Hani yargılamak olumsuz bir tavırdı? Hani hemen karşındakini itham etmememiz gerekiyordu?
"Önderleri" tanımam ama bildiğim, hatırladığım kadarıyla Kasyopyalılar "yargılamak olumsuz bir tavırdır" gibi bir laf etmediler. Sadece yargılayanın yargılanmaya da hazırlıklı olması gerektiğine işaret ettiler.

Alıntı YapOysa sen beni hemen en ağır cümlelerle itham etmeye, yargılayıp hüküm vermeye başladın.
Yalnızca gördüğümü söyledim. Esad konusunda sen tam da tanımladığım şeyi yapan birisin. Global Şeytanların dezenformasyon faaliyetlerini destekliyorsun. Her konuda aynı yanlış ve dezenformatif tavırlara sahip olup olmadığını bilmiyorum ama derinden şüphelenmem gerektiğini biliyorum.

Alıntı YapNe acıklı!.. Ne acı acı gülünesi!..
Yargılamanın olumsuzluğundan dem vurana bak! Savunduğun şeye örnek olmaya çalış bari, ama yok, sinsi sinsi yargılamaya bayılıyorsun.

Alıntı Yapbenim insancıl isyanımı
Dünyanın tüm vesikalı şeytanlarının isyan ettiği şeye isyan etmek, var güçleriyle saldırdıkları şeye saldırmak mı insancıl? O şeytanları eleştirmekten çok onların hedef gösterdiğine saldırıyorsun! Ve bunu gayet kasıtlı yaptığını düşünme eğilimindeyim artık.

Alıntı YapBen cevap vermeyeyim, ama siz internetten Halep şehrinin görsellerini aratıp biraz inceleyin. Bu inceleme sırasında şehri bu hâle kimin getirmiş olabileceğini... ve ne tür bir iktidarın kendi hakimiyetindeki bir şehre ve kendi vatandaşı sayılan bir halka böyle bir sonu reva görebileceğini biraz düşünün.
Kötü niyet ve gerizekalılık kardeş sanırım. Hala bir şehirdeki yıkımı gösterip ülkenin yöneticisini şeytanlaştırmanın derdindesin. Sanki Suriye'de 5 yıldır dünyanın en büyük, en vahşi, en şeytani savaşlarından biri olmuyormuş gibi... Sanki ABD ve müttefikleri tarafından her türlü silah ve mühimmat desteğiyle yüzbinlerce zombi Suriye devletini yıkmaya çalışmıyormuş gibi... Sanki Esad durup dururken kendi şehirlerini bombalamaya çok meraklıymış gibi... Adamın milletinin de, ordusunun da çoğu Sünni! Bu adam Suriye'nin de, Halep'in de kötülüğünü istese kendi ordusu ona destek olur mu? Hiç kafan basmıyo mu? Körlükte, vicdansızlıkta, dezenformasyonda bu kadar ısrar ancak kasıtla olabilir! Ya ileri derecede salaksın, ya da bu saçmasapan lafları okuyanları salaklaştırabilmeyi umuyorsun! Halep Esad'ın hakimiyetindeymiş, yalana bak, arsızlığa bak, gerizekalılığa bak, milleti gerizekalılaştırma çabasına bak!! Bu sadece salaklıkla açıklanabilecek birşey değil, burada açıkça kasıt var.

ağaçkakan

#13
"Önder", Bedri Ruhselman'ın irtibat kurduğu "ruh"un kullandığı isim.

Yargılamaya hakaret de eklenmiş. Bu da durumu daha dramatik hâle sokuyor. Acı acı gülümsemedeki acılığın dozu artıyor.

Bunları defalarca yaşadım, tekrar tekrar, aynı kalıplarda, aynı tarzlarda... Ama reenkarnasyonlarımda değil, forumlarda...

Hakarete çarpıtma çabaları da mutlaka eşlik ediyor. "Kendi hakimiyetindeki bir şehre" derken kast ettiğimin, bir devletin kendi hükümranlık alanı olarak gördüğü topraklar anlamında kullanıldığını, bölgedeki fiilî durumu bilen herkes anlayabilir. Ben yine de bu tür bir çarpıtma girişimini öngörüp, "hakimiyet" yerine "hükümranlık" veya daha başka bir ifade kullanmalıydım.

Bir devlet, kendi vatan toprakları olarak gördüğü bir şehre böyle imhacı tarzda saldırabilir mi? Bunu yaparsa imha edilmiş o şehre yine de vatan denebilir mi?

Bizim devlet Şırnak'da, Cizre'de hendek savaşlarına karşı mahalleleri dümdüz edince tepki göstermedik mi? Bu işin öyle tanklarla, toplarla yapılamayacağını söylemedik mi? Ölen masumlardan söz etmedik mi? Peki Suriye'de değişen ne?

Oradaki çocuklar, bebekler daha mı az masum?

Cizre'yi, Şırnak'ı topa tutanlar kalpsiz de, Halep'i uçaklardan bombardımana tutanlar daha mı az kalpsiz?..

 

bigsenfoni

#14
''Bizim devlet Şırnak'da, Cizre'de hendek savaşlarına karşı mahalleleri dümdüz edince tepki göstermedik mi? Bu işin öyle tanklarla, toplarla yapılamayacağını söylemedik mi? Ölen masumlardan söz etmedik mi? Peki Suriye'de değişen ne?

Oradaki çocuklar, bebekler daha mı az masum?

Cizre'yi, Şırnak'ı topa tutanlar kalpsiz de, Halep'i uçaklardan bombardımana tutanlar daha mı az kalpsiz?.."


Ba ba ba ba konuyu nereye çekti... [:(!]


Hah cıkar agazındaki paklayı şöyle bizde bilelim...Beyazıt Öztürk"ü belaya çeken o kadın öğretmeni hatırlattın bana...Mahkeme hala devam ettiğin için üzerinde yazmamayı yeğliyorum!

https://m.youtube.com/watch?v=bvRwjqVEHvQ
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.