Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_bigsenfoni

Psikolojik Savaşta MÜZİK - KOKU İkilisinin Kullanımı

Başlatan bigsenfoni, 29 Ağustos 2016, 10:27:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

İnsanın sinir sistemi elektro-kimyasal sinyallerle çalışır. Bu sebepten  beynin düşüncesini yöneten ve etkileyen elektro-kimyasal sinyallerin  üretiminde, besinler, su ve solunum yoluyla vücuda alınan ve beyne  ulaşan maddeler çok önemlidir.
İnsan bedenini, aklını ve ruhunu  etkilemek için bir takım ayinler, yiyecekler, içecekler ve kokular  ezelden bugüne kadar kullanılmıştır ve bugünden ebede kadar da  kullanılacaktır.
Aromatik maddeler, çok eski zamanlardan beri psikolojik etkileri için kullanılmıştır.
(Zira tüm nesnelerin fiziksel bedenleri kadar eterik bedenleri de  vardır. Arabalar, ağaçlar, kitaplar, yiyecekler ve gözlerinizle  göremediğiniz müzik titreşimleri, kokular ve düşüncelerin bile eterik  bedenleri vardır)
Bir çok kayıt, bu maddelerin gerek parfüm  olarak, gerekse Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarına ait  dini törenler ile tarih boyunca günümüze kadar gelmiş olan çeşitli  kullanım alanlarına tanıklık etmektedir.
Aromatik maddeler  oldukça uzun süredir cinsel çekicilik ya da dini duyguların  uyandırılması için kullanılsa da, psikoloji ve koku arasındaki ilişki  üzerine çok az modern araştırma mevcuttur.
Açıktır ki, koku, duyularımız içerisinde en ilkel ancak en önemli olanıdır.
Ceninde koklama sistemine ait hücreler beyin hücrelerinden daha önce  gelişirler ve koku alma sinirleri vücutta yenilenmeye uğrayan tek sinir  hücreleri olarak geçer.
Dikkat ettiyseniz bugünkü uçaklarda müşteriler kokulu müziklerle karşılanıyor.
Bu garip müzik ve koku dağıtımı sinemalarda, asansörlerde, otobüslerde  ve büyük mağazalarda da kullanılmaya başlamıştır ve küreselleşen  dünyanın bir nimeti ve konforun bir parçası şeklinde sunulmaktadır.
Fakat müzik-koku ikilisinin psikolojik savaş silahlarından biri  olduğunu çok az kişi bilmektedir. Bu olguya "psikotropik etki"  denmektedir.
Psikotropik etki, tıbbi ilaç ve katkı maddeleri  vasıtasıyla insan psikolojisini etkileyerek, ona yapmak istemediği  eylemi yaptırmaktır.
Kimyasal maddelerin yiyecek endüstrisinde  yoğun bir şekilde kullanımı 1940'larda başlamıştır. O zamanlar çoğu  doğal kaynaklı olan kimyasal maddelerin kullanım miktarı kısa sürede  dünya çapında yılda 7 milyon tona kadar ulaşmıştır.
O zaman bir  kaç bin çeşit kimyasal madde kullanılmaktaydı. Bugün ise milyonlarca  ton ve yaklaşık 100 000 çeşit kimyasal madde, ilaç, gıda katkı maddesi,  kozmetik, vücut bakım ürünleri, temizlik malzemeleri, tarım ilacı  endüstrisinde kullanılmakta ve bu sayı her geçen yıl artmaktadır.
Katkı maddelerinin yoğun kullanımından insanların aklı ve beden-ruh sağlığı negatif yönde etkilenmektedir.
Bu grup etki maddeleri arasında kokuların özel bir rolü vardır.
Kokular, insan ruhunu ve psikolojisini güçlü şekilde etkileyen ögelerdir.
Amerikalı psikiatrist A. Hirsh belli bir kokunun insanı belli bir tavır ve eyleme yönlendirebildiğini ispatlamıştır:
Bazı mağazalarda belli bir koku yayıldığında mal satışının yüksek  seviyelere ulaştığı ve bazı kokular koklandığında hızla kilo  verilebildiği görülmüştür.
Bu arada yapılan klinik araştırmalar  sonucunda lavanta, papatya, limon ve sandal ağacı kokularının en güçlü  antidepresanlardan daha etkili olabildiği; yasemin, gül, nane ve  karanfil kokularının ise insan beynini en sert kahveden bile fazla  etkilediği ortaya çıkmıştır.
Günümüzde ruhi gerginlikleri  artıran veya ruhsal sıkıntıları çözen, cinsel istek veya isteksizlikleri  arttıran, duygusallığı güçlendiren, dişiliği kuvvetlendiren, insanın  manevi dengesini bozan, insanda korku halleri doğuran, saldırganlığı  artıran veya azaltan çeşitli kokular üretilmeye başlanmıştır.
Bu kokular insan davranışlarını kontrol altında tutmak için kullanılmaktadır.
İnsan beyninde kokulara ait bilgilerin saklandığı bir hafıza merkezi  olduğu ancak onların beyin tarafından denetiminin olası olmadığı savı  söylenilegelmektedir.
"Bu yüzden kokular insan psikolojisinin en zayıf noktasıdır ve psikolojik savaşta kullanıma elverişlidir" denilmektedir.
---------------------------------------------
Psikotronik ve Psikotropik Teknoloji
---------------------------------------------
İnsan ruhunun çağımızdaki diğer bir düşmanı ise "psikotronik etki"dir.
Psikotronik etki, parapsikolojik ve duyu ötesi (ekstrasensör) etkilerin diğer bir adıdır.
Psikotronik etkinin en basit kullanımı hipnozcu ve ekstrasenslerin müşterilerine uyguladığı "seanslar"dır.
Sovyetler Birliği yıkılmadan önce Taşkent'te çeşitli kâhin, şaman,  hipnozcu, medyum ve ekstrasenslerin faaliyetlerini incelemek için  bilimsel merkezler kurulmuştu.
Bu merkezlerin ilgisini çeken  esas şey bu insanların beyinleri tarafından üretilip yayılan  elektromanyetik dalgaların (biyolokasyon) müşterilerinin beyinlerini  nasıl yönlendirebildiği olmuştur.
Araştırmalar sonucunda  şamanın, kullandığı davul sesinin dalgaları ile tedavi ettiği kişinin  beyin dalgaları arasında bir uyum oluşturduğu ve bu sırada dua okuyarak  onun beynine istediği emirleri yerleştirdiği gözlenmiştir.
Çağımızda bu olaya "nerolinguistik programlama\" denilmektedir.
Nerolinguistik programlama metodları kullanımının en yaygın  örneklerini, distribütör yetiştirme merkezlerinde, rap müziğinde,  reklamlarda, pek çok filmde ve televizyon programında görmek mümkündür.
Diğer yandan Ruslar ve Amerikalılar uzaydan yere doğru holografik tasvir transferi gibi ilginç bir proje geliştirmişlerdir.
Bu holografik resimler 100-150 kilometre çapında belli bir alan üzerinde görüntülenmekte ve belli amaçlara hizmet etmektedir.
Nitekim, 1 şubat 1993\'te Somali\'de, Amerikan piyadeleri üzerine 150  metrekare büyüklüğündeki çok canlı ve gerçekçi bir İsa görüntüsü  yansıtılmış.
Askerler bundan güçlü bir şekilde etkilenmiş ve diz çökerek ağlamaya başlamışlar.
Rusyalı eksperlerin fikrine göre bu tür psikotron silahlar, Amerikan  ordusunun "barış misyonu!" ile bulunduğu ülkelerde kullanılabilir.
Örneğin, Irak veya başka bir işgal altındaki ülkede, direnişçilere  savaşmaktan vazgeçmelerini telkin eden şehitlerin holografik görüntüleri  gökyüzünü sarabilirdi gibi...
Bilim adamlarına göre, psikotronik ve psikotropik teknoloji, atom bombasından daha tehlikelidir.
Onlara göre bu teknoloji, insanlardan her emri yerine getiren "zombiler üretme teknolojisi"dir.
Bu, sadece bir kişiye ya da küçük bir gruba değil, bir etnik gruba veya  bir topluma karşı kullanılabilecek çapta bir teknolojidir.\"

Alıntı: Hülya Reis
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

gerçek tosun paşa

#1
Bilgiler için teşekkürler. Ses ve frekans konusu herkesin bilgi alması gereken bir konu. Koku hakkında fazla bilgim yok. Adını hatırlayamadığım bir kitapta sesin etkilerinin bilimsel deneylerle aktarılışı vardı. Müziklerin dünyada sahip oldukları frekanslar üzerine çalışmalarda var. Şuan popüler kültürün tohumlarını bıraktığı eserlerin insanlara yaramayacak kısıtlayıcı bir frekansta olmasıyla ilgiliydi. Tv, radyo, network, album vs. kayıtların hepsi bu frekansı içeriyor hemen hemen. 440 HERTZ. Soğan kök bitkiler üzerinde özel bir görüntüleme tekniği kullanılmış ve farklı frekansta müzikler verilmiş bir tanesine ise hiç verilmemişti. Belirli bir süre sonra köklerin büyümesi incelenmiş ve frekans etkisi gözler önüne konulmuştu. Aynı şey "su" dediğimiz şey için bile geçerli.

maglor

#2
Paylaşımın için teşekkür ederim Bigsenfoni.Acaba psikotropik teknolojiyi özellikle son zamanlarda insanlar üzerinde kullanılıyor olabilirler mi?Toplu hipnoz...