Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

merak ettiklerim

Başlatan arinmak, 26 Aralık 2015, 06:04:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

arinmak

Arkadaşlar merhaba. Henüz yolun çok başında olduğum için , bu başlık altında size bir şeylerden bahsetmek ve sorular sormak istiyorum. Bilginizle bana yardımcı olursanız çok mutlu olurum.

1-)gördüğüm rüyaların çoğunu hatırlayamıyorum. gördüğüm bir rüyadan hatırladığım bir kaç resim karesi kadar. küçük kareleride kısa süre içinde unutuyorum.
bazı rüyalarımdan daha fazlasını hatırlayabiliyorum. zamanla hatırladığım küçük kısmın , büyük bölümünü unutmaya başlıyorum. (nedeni ve çözümü hakkında önerileriniz nedir ? )

2-) Sanırım 2014 yazıydı. rüyamda yeni bir tişört giyiyordum. Etiketini çıkarmayı unutmuşum. Arkamdan biri etiketi söktü. Ensemde ufak bir acı hissettim. Rüyadan hemen uyandım. Ensemde ufak bir acı vardı. Hissediyordum. Sebebini bilmiyorum ama uyumaya devam ettim. Sabah uyandığımda aklıma ilk gelen ve uzunca süre kafamı meşgul eden ensemdeki acıydı. (aklıma ilk ve tek gelen şey implanttı ??? )

3-) Uyku felci denen şey ( uyanıyorsun fakat gözünü açamıyorsun ve vücudunu hareket ettiremiyorsun ) bu durumla yıl içinde hepimiz bir çok defa karşılaşıyoruz. bununla ilgili iki farklı olay anlatmak istiyorum
a) rüyayı hatırlayamasam da uyku felci durumundaydım. kasyopyalılar dan yardım istiyorum dedim. bir anda gözlerim açıldı. vücudum hareket etmeye başladı. öyle inanarak söylemiştim ki ; nasıl ifade etsem , bir huzur , rahatlık , mutluluk halinde , tekrar uyumaya devam ettim. uyandığımda çok mutluydum.
b) bir başka rüya esnasında yeniden uyku felci durumu oluştu. tekrar kasyopyalılardan yardım istedim. bu sefer farklıydı. sanki zoraki söylüyormuşum gibiydi. bende küçüklükten öğrendiğimiz allahtan yardım isteme şekline geçtim. oda isteksizceydi. sonra olay zorla gözümü açmaya , vücüdumu haraket ettirme mücadelesine döndü. sonunda uyandım ama mutsuzdum. ( \"b\" bahsettiklerim 5-10 saniye içinde olacak şeyler değil ama olmuştu. belkide süre daha uzunda ama bana kısa gelmiştir) bu isteksizlik ve mutsuzluğun nedeniz nedir ?
 

Majisyen

#1
1) Hatırlamama problemini hepimiz yaşıyoruz muhtemelen. Hiç denemedim ama belki melatonin takviyesi alsak daha canlı rüyalar göreceğiz ve hatırlayacağız. Epifiz bezinin florürden temizlenmesi de çok önemli tabi.

2)İmplant takılmış olabilir. Hatta pek çoğumuzda vardır diye düşünüyorum. Kulak çınlamaları vs. bunun nedeni olabilir. Ama basit bir rüya da olablir, uyuma pozisyonu nedeniyle ensen acımıştır ve öyle bir rüya görmüşsündür belki de.

3)Uyku felci genelde stres, odanın kötü ısı dengesi vb. nedenlerden oluyor diye düşünüyorum. Ve bu durum çoğu zaman kaçırılmaya/saldırıya sebep olabilir veya saldırının/kaçırılmanın bir sonucudur. Ömrümde sadece bir kez uyku felci yaşadım. Yaşayana kadar hep kulağıma fantastik bir olay gibi gelirdi, yaw bunlar da abartıyorlar derdim. Ama o yaşadığım tek uyku felcinde uyuduğum odanın penceresini hızlıca beyaz bir yaratık terk etti. Hala ne olduğundan emin değilim ama kaçırılma olasılığı yüksek gibi. Belki de grilerden biriydi.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Scyth

#2
Zihin dahil vücüttaki pek çok sağlık sorununu şddetlendiren şekere dayalı beslenme. Düzeltmek için ilk adım şeker ve vücütta şekere dönüşen besinler yenmemeli.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#3
"Rüyaları hatırlamama" meselesi bende de var. Belki uyanınca veya günün ilerleyen bir zamanında bir-iki görüntü veya çağrışım. Çoğu zaman o kadar. Bu bence bir çeşit sorun. Yani bence rüyalarımın daha fazla kısmını hatırlayabiliyor olmam gerekirdi daha sağlıklı bir durumda olsaydım. Bende bu unutma sorununa neden olan başlıca faktörün yaşamımın genelinde yaygın olan sürekli anksiyete/endişe hali olduğunu düşünüyorum. Kendi kendini bloke eden, kendine zarar veren bir hal bu ve ben bunu insanların genelinden daha fazla deneyimlediğimi tahmin ediyorum. Ve bununla bağlantılı olarak nefes sorunum var. Çoğu zaman çok sığ nefes alıyorum. Uykuda bu sorun daha da şiddetli olabiliyor bazen benim için. Yani vücuduma / beynime yeterli oksijyen sağlamıyorum. Laura ve ekibinin nefes egzersizleri benim için çok anlamlıydı o yüzden ve elimden geldiğince yapıyorum bunu. Becerebildiğimde gecenin bir yarısı uyanıp birkaç derin nefes alıp öyle uyumaya devam ediyorum. Bunun bazen rüyaları daha fazla hatırlamaya da yardımcı olabildiğini düşünüyorum. "Rüya günlüğü" tutmayı öneren kaynaklar var. Majisyen'in belirttiği gibi melatoninin de rüyaları veya uyku sürecindeki psişik deneyimleri daha iyi hatırlmaya yardımcı olabildiği söylenmişti celselerde. Uyku kalitesini de artırıyor sanırım.

Anlattığın şekliyle "ensede acı" deneyiminin bir KH "müdahalesi" ile ilgili olma ihtimalini yüksek görüyorum ben de, emin değilsem de. Bu konuda aşırı korku veya endişe kapılmanın birşeye faydası olmaz sanırım. Ama o sırada yaşamımızda ve kendi tavır ve tutumlarımızda ne gibi sorunlar oluyor, biraz üzerinde düşünmek faydalı olabilir. Ama bizzat yapılan müdahalenin amacına dayalı etkilerinden dolayı bazen o sırada hayatımızdaki bazı gelişmelere yaklaşımımızda ciddi blokajlar veya zorluklar söz konusu olabilir veya bariz bir durumu göremez hale gelebiliriz.

Bizzat bununla da bağlantılı olarak, bazen zor bir durumda "yardım istemeyle / almayla" ilgili isteksizsizlik veya verimsizlik meselesi olabiliyor. Burada, duruma göre suçluluk psikolojinin, ümitsizliğin ve kızgınlığın etkileri olduğu kanaatindeyim. Yanlış birşey yapma, korkma, ümitsizliğe teslim olma, kendine veya başkalarına ve hatta tüm hayata kızgınlık vs olabilir veya yoğunlaşabilir bazen. Hepimiz "Hayata" şu veya bu ölçüde dargınız ve kızgınız muhtemelen, yaşam koşullarımızdan dolayı. KH'nin de amacı bu nispi dargınlığı kesintisiz ve mutlak nefret düzeyine yükseltmek zaten. Suçluluk, ümitsizlik, kapana kısılmışlık psikolojisi bu durumu iyice körükleyebiliyor. Bu durum kendi yüksek benliğimizle veya rehberlerimizle veya başka pozitif güçlerle, yani hayatla olan bağlantılarımızı ciddi ölçüde kısıtlayabiliyor ve o zaman ümitsizleşebiliyor, karamsarlaşabiliyoruz ve şiddetli karamsarlık ve korku kendi gerekçelerini giderek gerçekleştirme/somutlaştırma eğiliminde oluyor.

Bir "panik atak" haliyle veya kriziyle karşılaştırıldığında biraz daha seyreltilmiş bir düzeyde de olsa, ben kendi hayatımda korku, endişe, gerilim, ümitsizlik, karamsarlık ve kızgınlık halinin sürekli olduğunun farkına varıyorum. Elbette her spesifik durumu veya sorunu kendi içinde analiz etmeye ve çözmeye yönelik zaman zaman çabalarım olmakla birlikte, genel eğilimim tüm sorunlarıma aynı anda ışık tutup iyileşme sağlayabilecek genel ve güçlü bir pozitif eğilim geliştirmek şeklinde son zamanlarda. Herkese aynı şeyi tavsiye ediyor değilim, herkesin kendi koşullarına göre ayarlamalar, düzenlemeler, refleksler geliştirmesi gerekiyor sanırım. Ama elbette ortak paydamız da az değildir.

bozadi

#4
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Zihin dahil vücüttaki pek çok sağlık sorununu şddetlendiren şekere dayalı beslenme. Düzeltmek için ilk adım şeker ve vücütta şekere dönüşen besinler yenmemeli.
Katılıyorum. Son 1-2 aydır eşimle bu konuda ciddi bir çaba içindeyiz, sürdürebilir miyiz bilmiyorum. Kendini aşırı da zorlamamak gerekir belki de.

arinmak

#5
Scyth
meyve yemiyorum. hazır gıdalar , abur cuburdan uzak duruyorum. çay , kahve şekersiz içiyorum ( genelde bunları yapsamda , arada sırada bunu bozuyorum ) . bunun çok yetersiz kaldığının farkındayım. beslenme konusunda kendimi daha ileriye taşıyamadım.
Majisyen bozadi

melatonin celselerde geçmişti. fakat handikapları var mıdır , varsa nedir bilmiyorum.  kasyopyalılar sorunun soruluş şekline ve celsedekilerin neye , ne kadar hazır olduğuna göre cevap veriyor. yetersiz olan savunmamı daha fazla düşürmemek için , artık alkol kullanmıyorum. sigara yerine tütün içiyorum.

ensemdeki açıyı söyle tarif edeyim. ( işaret parmağınızın herhangi bir yerine iğne batırın , iğne batırılan yer neresiyse acıyan yer orasıdır. benim durumumda nokta atışı oldu. yüz üstü yatıyordum ). kendi kendime ya ilk implantı taktılar yada yenisini eklediler oldu. korku endişe yoktu. o olaydan sonra dikkatimi çeken bir gelişme yaşanmadı ( %95 benim farkındalığım bunu anlamada yetersiz kalmıştır. )
((((ayrıca bazen  burnumun üst iç taraflarında acımsı bir rahtsızlık hissediyorum .  kafamın üst arka tarafında da nadiren garip şikayetlerim olsa da , önceliğin mutlaka doktora gitmek olduğunun farkındayım. 5 yıldır , doktora gitmeyi erteliyorum. )))

bende iki defa gölge görmüştüm. bilgisayar başında akşamları çok sık uyukluyorum. en az bir saat uyukluyorum. ( buna engel olamıyorum. bu sürede neler oluyor bilmiyorum ). İkisinde de bir anda uyandım. kapının önünden bir gölge geçti. kapının arkasın duvar ( odamın kapısı açıktı ve duvardan geçebildiklerini biliyorum). bende reflex olarak kapının arkasına , duvara baktım. sonra kanepeye oturdum. düşünmeye başladım .televizyon izlenen odanın ışığı yanıyordu. televizyondan herhangi bir etki olamazdı. bilgisayarda ise video filan açık değildi. uyuklama dan önceki sayfalar açıktı. bilgisayardan da bir etki olamazdı. diğer odalarda kimse yoktu ve o noktaya dışardan hiç bir ışık etki edemezdi. bende olayı kertişlere bağladım.
İlk gölgeyi gördüğümde çok sevinmiştim. farketmiştim. bir gün sizi iş üzerinde yakalarım demiştim[:)] (gerçekten dedim.)
yalnız söyle bir durum var. benim gördüğüm gölgenin bir şekli yoktu (ikisindede). kapıyı boydan boya kaplayan bir şeydi. bende tereddütte kaldım.

bozadi

yazınızın son iki paragrafı için ; o isteksizliğin sebebini ; uzun bir zaman geçmesine rağmen anlamlandıramadım. söyledikleriniz az yada çok mutlaka vardır. o güne özel başka ne oldu ?... bilmiyorum.

bende ki durum anlık sinirlenme şeklinde oluyor. bir olay oluyor bu beni aşırı sinirlendiriyor. normalde uzun süre bu durumun devam etmesi gerek. bende durum biraz garip ; yarım saat sonra sankinleşmeye , gülmeye , farklı konular hakkında konuşmaya veya düşünmeye başlıyorum. kısa bir süre sonra tekrar beni sinirlendiren olay aklıma geliyor... bu böyle devam ediyor. çocukluğumdan beri bu yönüm benim en büyük savunmam olmuş olabilir.

celseleri okuduktan sonra , azda olsa farkındalığım arttı. artık bu olumsuzluk hali tekrar ettikçe kertişler tekrar atağa geçtiğini kabullenip , olayına göre bir şekilde kendimi sakinleştiriyorum.
bir şey dikkatimi çekti , belki bana özel bir durumdur bilmiyorum. 4kh en büyük silahlarından biride , olumsuzluklarda biz mükemmeliz , sorun karşı tarafta algısını yaratmaya çalışıyor. celseleri okumadan öncede kendimde hata bula bilen bir insandım. lise yıllarında bu özelliğim yavaş yavaş başlamıştı. celselerden sonra resmi daha iyi görmeye başladığım için daha farklı bir boyuta ulaştı.

( insanoğlu doğası gereği kendine gereksiz anlamlar yüklemeyi seviyor. benim de bilgim ve farkındalığım az. henüz birinci basamaktayım. doğru bir şekilde ilerlemeye çalışıyorum. bu yüzden , tecrübe ve bilgi birikimniz benim için çok önemli )


sorularıma cevap verdiğiniz için ; sizlere çok teşekkür ederim.
 

arinmak

#6
ra 1. kitap 35. sayfasına kadar geldim; kafama takılan bazı noktalar var

1-) insan talihsiz bir durumla karşılaştığında, öfkeye öfke ve kedere kederle tepki vermek yerine, kendisinden beklenmediği halde merhamet ve tesselli verebilirse, benliğinin derinliklerindeki gücünü arttırıyor demektir;böylece evrenin organik tekamülüyle sıkı sıkıya ilişkili bir  yaşama  gidişimiz hızlanacaktır. (merhamet tanımı https://tr.wikipedia.org/wiki/Merhamet . Kasyopyalılar insanlara acıma duygusunu doğru bulmuyorlardı. önemli olanın dersler olduğunu. kişinin seçimlerinde veya derslerinde bu varsa normal karşılıyorlardı. yanlış mı hatırlıyorum , yanlış mı anladım emin olamadım. sizin düşünceniz nedir ? )
2-) Grupça hatonn iletişim kurmuşlar. ( güvenilir kaynak mıdır? Kasyopya celselerinde geçip geçmediğini hatırlayamadım ama forumda dezenformasyona uğramış itibar edilmemesi gereken kaynak diye hatırlıyorum. Başka bir kaynakla da karıştırıyor olabilirim )
3-)Sonsuz yaratanın hizmetindeki gezegenler konfederasyonu ( bu nedir ? sonu aştara çıkmasın ? )

ayrıca ra kitaplarının çıktısını alacakken birden aklıma ra 1. kitabın evde olduğunu hatırladım. Bende olmadığını sanıyordum. 6 yıl önce kitabı baştan sona okurken , bazı yerlerin altını  çizmişim. ilk 35 sayfasını okurken altını çizdiğim yerlerde dahil olmak üzere , tek bir cümlesinin bile aklımda kalmadığını farkettim. bunun sebebi ne olabilir. okuduğum kitapla ilgili hafızamda bilgi yok.

 

Majisyen

#7
1) Öfke, keder vs. negatif duygulardır. Bu duygularla kaybettiğimiz enerjiyle 4KH beslenir.Buradaki merhamet daha çok kendine merhamet şeklinde algılanabilir. Vicdanen suçlu hissetmek karma yaratabilir.K'ların acıyanlara acıyın demesiyle bunun arasında bence bir çelişki yok. Acımak çoğu durumda çözüm değildir ve yine 4KHya besin sağlar. Merhametli olmak ile acımak arasında ince bir çizgi var, ayarı tuttrurmalıyız.

2) Hathorlar'ı biliyorum ama Hatonn'u yeni duydum. Önyargılı olmak istemem ama K ve Ra dışı kaynaklarda genelde saçma sapan new age saçmalıkları var. Örneğin Kryon denilen kaynakta İsrail'e sevgi göndermekten bahsediliyordu.Saçmalığı düşünebiliyor musun? Hatta bu tarz kanallar doğrudan 4KH bile olabilir.

3)Hem KH da hem de BH de gruplanmalar var. Yanlış hatırmlamıyorsam Konfederasyon BH, Orion KH grubuydu Ra'ya göre.

Okuduğunu unutma konusu hepimize olabilir. Muhtemelen bu yüzden K'lar transkriptleri tekrar okuyun diyorlar. Hem parçalar yerine oturur böylece.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#8
Majisyen'in açıklamalarına genel itibariyle katılıyorum.

"Acımak" derken bu kavramdan neyin kastediliği ile ilgili bir ayrım söz konusu. Birbiriyle ciddi şekilde farklı nitelikler taşıyan "acıma" çeşitleri var gibi geliyor bana. Ve bunlardan bazıları daha BH nitelikliyken, bazıları açık veya örtülü veya karmaşık bir şekilde KH yönelimli olabilir. Bence BH eğilimli olanı, yardımın samimi bir şekilde talep edildiğinin veya edilebileceğinin ve bu yardımın "faydalı/yapıcı" olacağının sezildiği bir durumda karşı tarafa yapılan bir yardım/destek türüdür. Tabi yardımın samimi olarak talep edilip edilmediği, o yardımı yapmanın gerçekten faydalı/yapıcı/hayırlı olup olmaycağı ile ilgili farkındalık kişinin kendisine kalmış birşeydir. Yani iyi gözlem yapmaya ve en derin sezgilerini dinleyebilmeye bağlı. Bu hususu herkesin kendi değer yargılarına bırakmak gerekir belki de, her ne kadar spesifik bir örnek üzerinde hep beraber inceleme ve yorumlama yapabilecek olsak da.

Hatonn yabancı gelmiyor kulağıma. Mutlaka bir yerlerde rastlamış bir miktar incelemişimdir. Mutlaka şu veya bu oranda doğru / faydalı bazı fikirler, bilgiler, öneriler içeriyordur. Ama bunun miktarı nedir, ayrıntılı incelemek gerekir. Bu bir çeşit önyargı da olsa, ben KH saptırması miktarının "fazla" olduğunu hatırlıyorum / düşünüyorum. Ama herhangi bir arkadaşımız bu kaynakla ilgili dikkatini çeken şeyler olursa burada paylaşsın incelememiz için. Hep beraber yorumlamaya çalışalım.

"Konfederasyon" konusu K celselerinde de geçiyor ve K'lar pek çok başka grubun olduğu gibi o konfederasyonun da bir üyesi olduklarını söylemişlerdi diye hatırlıyorum. Ama o grubun ayrıntılı olarak özellikleri elimizdeki kaynaklarda paylaşılmadı. Hakkında yorumda bulunmak pek kolay değil sanırım. Bu konfederasyon tek bir yoğunluk seviyesini kapsamıyor diye anlıyorum. Bu da işi karmaşıklaştırıyor.

Elimizdeki kaynaklardan okuduğumuz, dikkatimizi çeken, ilham aldığımız pek çok şeyi unutabiliriz. İçinde yaşadığımız KH-egemen düzene uyum sağlama gereklilikleri nedeniyle bu düzenin yasalarıyla uyuşmayan şeyleri unutabiliriz veya duyarsızlaşabiliriz bunlara, özellikle o düzene uyum sağlama gerekliliğinin şiddetlendiği bazı durumlarda veya süreçlerde. Bazen de şöyle bir durum söz konusu olabilir: Bir bilgi alanını veya bir konuyu bir ağaç olarak simgeleştirelim. Konunun bazı temelleri, kökleri, gövdesi, bir sürü irili ufaklı dalları, yaprakları var. Okuyup doğru olduğuna inanarak öğrendiğimiz birşey o ağacın ince dallarının ucundaki bir yaprak veya meyveyse, ama henüz o konunun köklerini veya gövdesini temsil eden bazı hususlarla ilgili ciddi bir bilgi eksikliği içindeysek, o bilgi alanının incecik dallarındaki bir unsuruyla ilgili öğrendiğimiz bilgiyi aklımızda istikrarlı bir şekilde tutamayabiliriz, çünkü henüz o genel bilgi alanında veya o konuda öğrenmemiz gereken çok daha temel bazı hususlar var öncelikli olarak. Temelleri iyi oturtulmadan, yani temellerine yeterince hakim olunmadan, bir konunun pek çok dallarından birinin ucundaki bir yaprakla veya meyveyle ilgili öğrendiğimiz bilgi her ne kadar dikkat çekici, ilham verici veya açıklayıcı görünürse görünsün, eğer o konunun kökleri ve/veya gövdesiyle ilgili bilgi açığımız fazlaysa, yani yeterince hakim olmadığımız bir durum söz konusuysa, ayrıntı niteliğindeki bilgi bir süre sonra anlamını ve açıklayıcılığını yitirebilir ve hatta bizi yanıltıcı bir etki yapabilir. Bence garip bir şekilde bunun "acımak" konusuyla da bir paralelliği var. Acıdığımız bir kişinin durumuyla ilgili bilmediğimiz, hakim olmadığımız bazı gerçekler, tek bir anın görüntüsünün yanıltıcı etkiler yapabilecek olmasının da etkisiyle bizi normalde yapmamamızın daha iyi olacağı bir yardımı yapmak zorunda hissettirebilir. Bu hususta genel geçer yorumlar yapmak pek kolay değil. Spesifik bazı örnekler üzerinde inceleme yapmak gerek.

arinmak

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

 Vicdanen suçlu hissetmek karma yaratabilir.K'ların acıyanlara acıyın demesiyle bunun arasında bence bir çelişki yok.
Özellikle ilk cümle kafamı karıştırdı. Ayrıntı verir misiniz ?
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Hathorlar'ı biliyorum ama Hatonn'u yeni duydum.
Hatonn adı kitapta ilk olarak 33.sayfa sondan 2. pragrafda geçiyor.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Majisyen'in açıklamalarına genel itibariyle katılıyorum.
"Acımak" derken bu kavramdan neyin kastediliği ile ilgili bir ayrım söz konusu. Birbiriyle ciddi şekilde farklı nitelikler taşıyan "acıma" çeşitleri var gibi geliyor bana. Ve bunlardan bazıları daha BH nitelikliyken, bazıları açık veya örtülü veya karmaşık bir şekilde KH yönelimli olabilir. Bence BH eğilimli olanı, yardımın samimi bir şekilde talep edildiğinin veya edilebileceğinin ve bu yardımın "faydalı/yapıcı" olacağının sezildiği bir durumda karşı tarafa yapılan bir yardım/destek türüdür. Tabi yardımın samimi olarak talep edilip edilmediği, o yardımı yapmanın gerçekten faydalı/yapıcı/hayırlı olup olmaycağı ile ilgili farkındalık kişinin kendisine kalmış birşeydir. Yani iyi gözlem yapmaya ve en derin sezgilerini dinleyebilmeye bağlı. Bu hususu herkesin kendi değer yargılarına bırakmak gerekir belki de, her ne kadar spesifik bir örnek üzerinde hep beraber inceleme ve yorumlama yapabilecek olsak da.
Bh veya Kh eğilimli olanları  ayırt etmek... Farkındalığımı arttımalıyım (Farkında olamdan yada çok bariz olanları saymazsak).

Son pragrafta yazdıklarınız. Benim için olayı derinleştirdi. Başka bir zaman sizlere son pragrafla ilgili anlatmak ve sormak istediklerim var. (yaşadığım bazı süreçlerle ilgili )


77. Sayfaya geldim ( celselere başlangıç. ) Kasyopya celselerinde meditasyonun önemini tam olarak kavrayamamıştım. Benim tahmin ettiğimden çok çok çok fazla önemliymiş.
1976 yılında Ufonun Esrarı adlı kitap yazmışlar. İnsanlara yardımcı olmak için dünyaya gelen gezginlerle ilgili. Bazı gezginlerden , hipnoz yoluyla edindikleri bilgilerden bahsetmiş. İnternetten baktım türkçeye çevrilmemiş.
 

arinmak

#10
yazıları düzenlerken bir şeyleri silmişim.

Kasyopya celselerinde Konfederasyon olayını yanlış anlamışım. 4. boyuttakilerin aktif , 6. boyuttakilerin gözlemci gibi bir konumda olduklarını sanmıştım
 

Majisyen

#11
Vicdanen suçlu hissetmek karma yaratabilir.K'ların acıyanlara acıyın demesiyle bunun arasında bence bir çelişki yok.

Bu cümlede demek istediğim, suçluluk hissi karmada etkili olabilir. Bir ruh yaptıklarından dolayı pişmanlık duyduğunda bunu telafi etmek için cezalandırıcı bir ortamı seçerek enkarne olacaktır.

Acıyanlara acıyın meselesinde ise bir  insana acıdıkça onun düşüşüne enerji verdiğimizi söylemişti K celseleri. Yani acımak bir nevi KHyı besleyen bir enerji hortumu oluşturuyor.Acımak genelde empati yapmayı gerektirir ve acıdığımız kişi gerçekten iyi niyetli değilse büyük bir ihtimalle o kişiyle benzer titreşime sahip oluruz. Bu da bizi negatif bir moda sokar, negatif duygular da 4KHya besin olur.

Umarım kendimi ifade edebilmişimdir.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

arinmak

#12
Bana çok önemli bir bilgi verdiniz. Belkide uzun süreler sonra farkedeceğim  önemli bir noktayı artık biliyorum. ( bende okuyorum ama anladıklarım yüzeysel kalıyor. )

size ve bozadiye çok teşekkür ederim.
 

bozadi

#13
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen arinmak

Son pragrafta yazdıklarınız. Benim için olayı derinleştirdi. Başka bir zaman sizlere son pragrafla ilgili anlatmak ve sormak istediklerim var. (yaşadığım bazı süreçlerle ilgili )
Elbette arinmak. Spesifik örnekleri ele almak daha verimli bir ilerleme sağlar tahminimce.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen arinmak

 Kasyopya celselerinde Konfederasyon olayını yanlış anlamışım. 4. boyuttakilerin aktif , 6. boyuttakilerin gözlemci gibi bir konumda olduklarını sanmıştım
Aslında bu algının yanlış olmadığını düşünüyorum. Yani, evet, Ra'nın ve K'ların bahsettiği Konfederasyonun 4'ten 6'ya kadar mensupları olduğunu ve 4BH'nin fiziksel ve psişik faaliyet şiddeti bakımından en aktif katılımcılar olduklarını, 6BH'nin ise daha çok gözlemci ve danışman gibi bir fonksiyonu olduğunu düşünüyorum.

arinmak

#14
Ra Bilgileri 1. kitapta celselere gelmiş bulunmaktayım. Dün sorduğum sorulara ;
Majisyen verdiği cevaplarda önemli bir ayrıntıyı ,
bozadi verdiği cevaplarda ise geçmişimle ilgili gözden kaçırdığım bazı şeyleri , farketmemi  sağladılar. Tekrar tekrar teşekkür ederim.

Bende celseleri tek tek ; anlayamadığım yerleri sormayı , önemli bulduğum yerleri paylaşmaya karar verdim. ufak bir sorunum var.

henüz 1. basamaktayım. Sorduğum sorular haricinde , celselerde kaçırdığım önemli noktaları veya önemli olduğunu düşünüp boşa zaman harcadığım noktaları da bana söylerseniz çok mutlu olurum.

1 saat sonra görüşmek üzere [:)]