Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

7 Kasım 2015

Başlatan bozadi, 10 Kasım 2015, 23:56:01

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ka

#15
Çeviri için teşekkürler,Elisa olayı beni hep etkilemiştir.
Videoda elinin şeklindeki bozulmayı ve asansörün içindeki karaltıya dikkat eden varmı? belkide piksel bozulmasıdır sonuçta orjinal kayıt değil.

Belki forumdaki mesajları bu tarz posterler yapıp paylaşmalıyız farkındalık için...ne dersiniz?
9/11 için, kaybolan uçaklar için vs...
Bu poster henüz eskiz halinde ama belki iş görür.

http://s2.postimg.org/6lq6rdyyx/image.png
 

Scyth

#16
Bence bu çok iyi bir fikir. Ayrıca merak ettirici duruyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#17
Bende son haftalarda hem şiddetli psişik basınç veya saldırılar hem de bu tür tüm baskı ve saldırılara karşı güçlü bir direnç geliştirme şeklinde yoğun çabalar ve kısmen başarılar oluyor. Hayatımızda güçlü değişim ve dönüşümlerin kaçınılmazlığı giderek netleşiyor gibi görünüyor. AKP'nin yeniden tek başına iktidar olması da bununla bağlantılı bence. Başka parti kazansa "herşey çok iyi olurdu" demiyorum. AKP hakikaten polis devletini giderek daha fazla hissettirmesi bakımından aslında pek çok başka partiden daha "gerçekçi/uyandırıcı" tesirler yapıyor/yapacak bana göre halka. Sahte iyiliktense, gerçek kötülük tercih sebebidir derim. Bela artmadan gerçekçi çözümler bulma, somut adımlar atma motivasyonumuz yeterince gelişmeyebilir.

Ka, poster çok güzel. "Promosyon" konusunda şu an aklımdan geçenleri paylaşacak olursam: İnsanları bu foruma çekmeye çalışma konusunda şu anda özel bir adım atmaya bence gerek yok. Bunun zamanı gelecek mutlaka ve geldiğinde kendimizi duyurma konusunda zorluk çekeceğimizi sanmıyorum. Bunun zamanının gelmesini sağlayacak süreç bizim kendi aramızda hayatımızı ne olarak gördüğümüz, neye inandığımız ve ne yapmak istediğimiz konusundaki eşgüdümün gelişmesiyle yakından bağlantılı ve garip bir şekilde kaosun tırmanıyor olması buna yardımcı olacak aslında. Kaos tırmandıkça, bilincimizi saran pek çok sahte katman parçalanacak ve hayatımızın realitesini ve realitelerini çok daha çıplak bir şekilde görebileceğiz ve eşgüdümlü hareket konusunda da çok fazla kafa yormaya, stres yapmaya gerek olmayacak. Doğrunun, güzelin, adilin ne olduğu kendini açıkça gösterecek ve biz de onu yapacağız inşallah.

Olası poster çalışmalarında İngilizce mi yoksa Türkçe mi kullanacağımıza da karar vermemiz gerekebilir. Ben bu forumla bağlantılı olası gelecek çalışmalarda Türkçenin yeterli olacağını düşünüyorum şahsen.

Eğer Laura ve ekibi adına birşeyler yapmak istersek, bunu mutlaka onlara danışarak yapalım. Eski çeviri ekibinde bir arkadaş bir konu hakkında bir youtube videosu hazırlamıştı. Konusunu hatırlamıyorum ama bir şekilde Laura ve ekibine veya sayfalarından birine yönelik bir atıf da vardı ve Laura kendilerine danışılmadan öyle birşey yapılmaması konusunda uyarıp videonun kaldırılmasını istemişti. Biraz hassas bir durum var yani bu konuyla ilgili ve sanırım haklı bir yönleri de var.

Emeğin, paylaşımın, ortaya çıkan bu çekici betimleme için seni samimiyetle tebrik ediyorum ve teşekkür ederim.

İnanın nispeten kısa bir süre içinde çok daha fazla organize olacağız ve bu ve olası başka her yolla tanıtım çabaları da elbette çok değerli olacak. Ama yine bana güvenmenizi rica ediyorum ki, henüz siteye çekebileceğimiz bir kitleye sunabileceğimiz şeyler konusunda yeterince derli toplu ve hazır değiliz. Psişik olarak henüz kendi içimizde ve aramızda yeterince açık ve net değiliz. Bunun önümüzdeki günlerde kendiliğinden giderek gelişeceğine inanıyorum hayatımızı çevreleyen koşullardaki gelişmelere paralel olarak. Ve ne olduğumuz, ne gördüğümüz ve ne yapacağımız berraklaşacak. Bununla ilgili hiçbir endişe kalmayacak. Öncelikli niyetimiz çok kalabalık olmak değil, kendi içimizde ve aramızda farkındalık ve inanç bağlamında net ve uyumlu olmak.

Tgur

#18
S: (PoB) Peki zayıflık hala devam ediyor mu?
C: Farkındalık olduğu sürece zayıflıklarla baş edilebilir. Burada kilit husus ağ çalışması. Aynı zamanda kişinin kendi zayıf noktalarını kabul etmesi ve o zayıflıkların zihni yönetmesine izin vermemesi.
S: (L) Günlerdir büyük bir parçam koparılmış gibi hissediyorum. Psişik olarak. Yani psişik olarak kanıyordum. Ve korkunç hatalar yapmış gibi hissediyorum ve geçmişten şu ana kadar olan herşey temelde benim hatammış gibi.
C: Umarız buna gerçekten inanmıyorsundur! Misyonunu önlemek isteyen güçler yıllardır çalışıyorlar!
S: (L) Bana sorarsan bu ucuz bir mazeret.
C: Buna şöyle bak; eğer bu şekilde düşünmeye devam edersen kalan vaktinde ne yapabileceksin?
S: (L) Sanırım böyle düşünmek beni tüketir. Tamam, beni unutalım ve şunu soralım: İyileşme nasıl sağlanabilir?
C: Geçmişte tavsiye ettiğimiz gibi, kilit husus sevgiyle ağ çalışması yapmak. Rakibin amaçlarına ulaşabilmek için herhangi ve tüm yollara başvurma yeteneğini küçümsemeyin. Sizin göreviniz kalkanı güçlendirmek için sevgiyle gerçek birliği yaratmak. Psişik bilgi aşılamaları yoluyla izin verilen ölçüde yardımcı olacağız. Farkındalık ve kullanım size kalmış.
-----------------------------------------------
Bozadi gayretlerin için sonsuz teşekkür,

Özellikle bu kısımı aldım zira sevgi den bahsediyor ,sevgi hakkında çok konuşuldu ne olup olmadığını anlamaya çalıştık  veya yeterince anlayamadık bu hususta bir kaç cümleyle ilave yapayım istedim,

Bahsi geçen sevgiyle davranışı karşılaştığımız kaos düzeninde nötr bir anlayış ve bilgiyle gelinilen noktadan değerlendirmeyi tavsiye ediyorlar şeklinde algıladım,

Burada sevgiyi devrede tutmak demek bence etkisel durumlara karşı o defalarca bahsetmekten çekinmediğim tepkiseli ortadan kaldıracak yani "anti antikorları"faaliyete geçirmek şeklindeki davranışları sergilemek olarak  algılıyorum,

Bu tabiiki şu karmaşalı durumda kolay kolay uygulanacak bir şey değil çünkü belki de bu fizikseldeki mevcudiyetimizi oldukça sıkıntıya sokacak tecavüzkar durumlar veya uzantıları ile karşılaşacağız ,o halde bizi salimen huzurlu ve mutlu bir platforma çekecek husus bilgiyle geldiğimiz farkındalığı ortaya koymak, nedir onun özü;

"Önemli olan beden değil ruhtur"





Tgur

#19
Önemli olan ruhun başına gelebileceklerini vurgulayan şu alıntıyı da ilave ediyorum kasyopyadan,sırf hatırlayabilelim düşüncesi ile,

"S: (L) Diğer boyuttaki varlıkların ruhlarımızı kaçırma veya bedenimizden zorla çıkarma yeteneğine sahip olduğunu söylüyorsunuz, peki ölüm sürecinde bedenden ayrılarak beşinci yoğunluğa giden ruh özümüzü manipüle etme yeteneğine de sahipler mi?
C: Hayır.
S: (L) Bu yeteneğe sahip değiler mi?
C: Hayır, fiziksel bedeninizin fonksiyonunun sona ermesi ve beşinci yoğunluğa girme süreci tek, yalnızca tek bir bir yolla gerçekleştirilir: özel olarak üçüncü yoğunluk ile beşinci yoğunluk arasında transfer amacıyla açılan bir kanaldan geçerek. Sizin terminolojizde gümüş kordon olarak tanımlanan şey, bu geçiş kanalına ihtiyaç duyulduğunda açılan kapalı bir hat gibidir. Bu oldukça kaba bir benzetmedir, fakat bunu tanımlamanın tek yoludur. Yani fiziksel beden sona erdiğinde, bu hat açılmakta ve ruhun doğal bir şekilde geçtiği bir kanal oluşturmaktadır. Fakat bu kanalın özelliklerinden biri şudur ki, hiçbir yoğunluk seviyesinden hiçbir güç bu kanalı kesinlikle delemez. Dolayısıyla, üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa transfer sürecindeki ruhlara hiçbir şekilde müdahale edilemez. Fiziksel bedendeki ruh uzantısının beşinci yoğunlukla her zaman bir bağlantısının olduğunun ve bunun "gümüş kordon" denen şey aracılığıyla olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bu bağlantı, üçüncü yoğunluk ruhların beşinci yoğunluğa geçiş kanalı olarak her zaman mevcuttur. İhtiyaç duyulduğunda anında açılabilir. Açıldığında bir geçiş kanalı haline gelir. Ruh bu kanaldan geçer. Ve hiçbirşeyin müdahalesine maruz değildir. Bu bilinçli bir tasarım değildir; ikinci yoğunluk seviyesindeki, kendi bilinçli düşünce süreçleriyle kendilerini koruma yeteneğine sahip olmayan yaratıkların koruma mekanizmaları olarak tanımlanabilecek şeye benzer doğal bir süreçtir. Örneğin kaplumbağa, onu koruyan bir kabuk içindedir. Kabuk kamplumbağayı doğa koşullarına karşı korur. Gümüş kordon aracılığıyla beşinci yoğunlukla olan bağlantı buna benzetilebilir. Gümüş kordonun açılmasıyla oluşan kanaldan geçen ruha müdahale edilemez. Anlıyor musunuz?"



beyrutkapı

#20
Şu son psişik saldırının ardından Paris'teki katliamlar tüm bu psişik saldırının 3 e çevrilmiş tezahürü gibi. Elbette korku ve kaosla kitleleri manipüle etme amacı var.ancak grubun Fransa'da olmasının da bu süreçte önemli bir etkisi var gibi geliyor bana.
 

Scyth

#21
Aslında bu olay Almanya ve Fransaya karşı ortak bir uyarı içeriyordu. Sonraki adımda Almanya'ya operasyon düzenleyeceklerdir. Tabi Alman istihbaratı daha becerekli olsada bu tip olaylar içeriden yardım almadan gerçekleştirelemez. Almanyada'da bunun için birilerini bulurlar yoksa bile mültecilerden seçerler bir kaçını. Yapmaya razı etmelerinede gerek yok kendileri yapıp üzerlerine atıyorlar zaten. Muhtemelen Merkel daha çok şoka uğrayacak.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#22
Almanya ve Fransa tarih boyunca savaşmış olmalarına rağmen ilk kez bu kadar uyumlu bir şekildeler. Kıta Avrupası'nda Fransa Almanya ilişkileri iyi olduğu sürece Almanya lider ülke olacak bundan ciddi anlamda rahatsız olanlar var.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#23
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Önemli olan ruhun başına gelebileceklerini vurgulayan şu alıntıyı da ilave ediyorum kasyopyadan,sırf hatırlayabilelim düşüncesi ile,

"S: (L) Diğer boyuttaki varlıkların ruhlarımızı kaçırma veya bedenimizden zorla çıkarma yeteneğine sahip olduğunu söylüyorsunuz, peki ölüm sürecinde bedenden ayrılarak beşinci yoğunluğa giden ruh özümüzü manipüle etme yeteneğine de sahipler mi?
C: Hayır.
S: (L) Bu yeteneğe sahip değiler mi?
C: Hayır, fiziksel bedeninizin fonksiyonunun sona ermesi ve beşinci yoğunluğa girme süreci tek, yalnızca tek bir bir yolla gerçekleştirilir: özel olarak üçüncü yoğunluk ile beşinci yoğunluk arasında transfer amacıyla açılan bir kanaldan geçerek. Sizin terminolojizde gümüş kordon olarak tanımlanan şey, bu geçiş kanalına ihtiyaç duyulduğunda açılan kapalı bir hat gibidir. Bu oldukça kaba bir benzetmedir, fakat bunu tanımlamanın tek yoludur. Yani fiziksel beden sona erdiğinde, bu hat açılmakta ve ruhun doğal bir şekilde geçtiği bir kanal oluşturmaktadır. Fakat bu kanalın özelliklerinden biri şudur ki, hiçbir yoğunluk seviyesinden hiçbir güç bu kanalı kesinlikle delemez. Dolayısıyla, üçüncü yoğunluktan beşinci yoğunluğa transfer sürecindeki ruhlara hiçbir şekilde müdahale edilemez. Fiziksel bedendeki ruh uzantısının beşinci yoğunlukla her zaman bir bağlantısının olduğunun ve bunun "gümüş kordon" denen şey aracılığıyla olduğunun da belirtilmesi gerekir. Bu bağlantı, üçüncü yoğunluk ruhların beşinci yoğunluğa geçiş kanalı olarak her zaman mevcuttur. İhtiyaç duyulduğunda anında açılabilir. Açıldığında bir geçiş kanalı haline gelir. Ruh bu kanaldan geçer. Ve hiçbirşeyin müdahalesine maruz değildir. Bu bilinçli bir tasarım değildir; ikinci yoğunluk seviyesindeki, kendi bilinçli düşünce süreçleriyle kendilerini koruma yeteneğine sahip olmayan yaratıkların koruma mekanizmaları olarak tanımlanabilecek şeye benzer doğal bir süreçtir. Örneğin kaplumbağa, onu koruyan bir kabuk içindedir. Kabuk kamplumbağayı doğa koşullarına karşı korur. Gümüş kordon aracılığıyla beşinci yoğunlukla olan bağlantı buna benzetilebilir. Gümüş kordonun açılmasıyla oluşan kanaldan geçen ruha müdahale edilemez. Anlıyor musunuz?"
Sevgili Tgur, celselerden bu kısmı alıntılamış olman ilginç ve güzel oldu bence, çünkü geçenlerde Ka arkadaşımız "ALIEN  INTERVIEW"  adlı bir İngilizce kitapta okuduğu bir hususla ilgili düşüncelerini ve sorusunu forumda yayınlamadan önce bana danışmak istediği için eposta yoluyla kitaptan bazı özetlemeler yaptı ve görüşümü sordu. Anladığım kadarıyla söz konusu kitap, meşhur Roswell UFO kazası olayında düşen UFO'dan canlı çıkarılan bir Gri ile telepatik iletişim kuran bir kadının aldığı bilgileri içeriyor (aslında bu iddiadan son derece şüpheliyim).

Ka'nın kitapta anlatılan bilgiler arasında rastladığı, çok dikkatini çeken ve forumda paylaşmadan önce bana danışmak istediği konu ise, o Gri'nin anlattığına göre, şu şekilde: Dünyayla ilgilenen negatif bir dünyadışı ırk (Kertiş veya sürüngen diye geçmiyor) insan ruhlarını öylesine kontrol altına almış ki, öldükten sonra ışığa gittiğini sanan ruhlar aslında o negatif ırkın bir programlama döngüsüne giriyormuş ve zihinlerine bir sürü negatif programlama yapıldıktan sonra tekrar dünyaya reenkarne oluyorlarmış. Yani insanlık bu tür bir kölelik kısırdöngüsüne yakalanmış. Ka ayrıca Hathor bilgilerinde "ölünce ışığa gitmeyin ve yüce olduğunu düşündüğünüz herhangi birşeyi çağırmayın, sadece karanlıkta kendinizi bulun" gibisinden bir mesaj okuduğunu hatırlıyormuş. Ve bu mesaj da o kitapta okuduğu reenkarnasyon kısırdöngüsünün varlığına işaret ediyor olabilir Ka'ya göre. Ben Ka arkadaşımıza konuyu foruma taşımasında hiçbir sakınca olmadığını ama şahsen o görüşe katılmadığımı ifade ettim. Çünkü elimizdeki temel bilgi kaynaklarının hiçbirinde öyle bir iddia veya ima yok. Ayrıca spiritüalizmin temel bilgileri arasında da böyle birşey yok. Yani öyle bir iddiayı ciddiye almak için çok fazla bir neden yok bana göre, kendisine bunu ifade ettim.

Evet, aslında bir tür reenkarnasyon kısırdöngüsü var ama bu Kertişlerin veya herhangi bir varlık grubunun reenkarnasyon döngüsünü kontrol altına almış olmalarından kaynaklanmıyor, varlıkların derslerini alma konusunda sergiledikleri verimsizlik, uyuşukluk, korku ve tembellikten kaynaklanıyor. Dünyanın mevcut halindeki durum itibariyle pek çok şeyden korkabilir ve şüphelenebiliriz ama bence ruhların 5. yoğunlukla veya spatyomla arasındaki bağlantının "hack"lendiğine inanmak için bir neden yok. Ka'ya bununla ilgili verdiğim örneklerden biri reenkarnasyonla ilgili araştırma yapan yüzlerce yazarın paylaştığı binlerce olay kaydında, doğum-ölüm sürecinin negatif bir varlık grubu tarafından kontrol altına alındığına dair bir bilgi veya imaya rastlamamış olmamdı. Ayrıca, pek çok bebeğin ailelerine ve çevrelerine yaydıkları ilham veya pozitif enerjinin de yine onların aslında 5. yoğunluktan dinlenmiş ve tazelenmiş olarak dünyaya dönen ruhlar olmalarıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak, o Kasyopya alıntısını yapmış olman bu anlamda manidar oldu benim için. Bu görüşlerimi paylaşırken, Ka'nın gündeme getirdiği hususun tartışılmaması gerektiğini düşünüyor değilim, elbette her tür olasılığı tartışırız ama belirttiğim nedenlerle, o olasılığın son derece düşük olduğunu düşünüyorum ve aslında dünyadaki mevcut tüm olumsuzluklara rağmen güvenebileceğimiz evrensel bazı sevgi/koruma ilkeleri olmasını kutlamaya değer buluyorum.

Son olarak, forumda daha önce Işıklıdüşler adıyla yazan arkadaşımızla da zaman zaman eposta iletişimlerimiz, görüş alışverişlerimiz devam ediyor ve az önce bana gönderdiği bir mesajda, yakın zamanlı çevrilmemiş bir celse olduğunu söyledi ve şaşırdım. Kontrol ettiğimde, gerçekten de, 7 Kasım celsesinin yayınlandığı gün Laura'nın kısa bir süre önce yapılmış 26 Ekim tarihli kısa bir celseyi de yayınladığını gördüm. Yani Laura 26 Ekim 2015 celsesi ile 7 Kasım 2015 celsesini aynı gün (9 Kasım'da) peşpeşe yayınlamış ve biz 26 Ekim celsesini fark etmemişiz anladığım kadarıyla (eğer forumdan biri söyleydiyse de görmemişim demektir).

Çok kısa bir celse ama yine de birkaç ilginç bilgi veya husus var her zaman olduğu gibi. Bir aksilik olmazsa bu akşam veya gece paylaşmış olurum. Web'de sanalmanik rumuzuyla da yazan Işıklıdüşler aradaşımıza konuyla ilgili uyarısı için teşekkür ediyorum.

Tgur

#24
Evet Bozadi kardeşim, evvelde bir ara bahsi geçen yolculukta negatifler ağ atıp yakalıyor ve o bahsi geçen etkilenmeler oluyor zannediyordum, epeyi ürkütücü idi ,ama K.ları defalarca tekrar tekrar okuyunca sislenmiş ve üstünkörü geçip biraz anladığımız konuların başka gerçeklerde olduğunu fark ediyoruz ve inanç sistemimiz tamamen değişiyor ,tabii bu da farkında olmanın huzur ve rahatlığını sağlıyor

Kontrol altında olup baskılanan bir yaşam sürdüren insanın takıntılı ve bilgisiz halinin sadece kendi zihnini kullanmaktan kaçınması ve böylece kolay yolu seçtiğini sanıp sürüklenmesi can acıtıcı bir gerçek, korkutulup sürü haline gelmesi keza..