Ağrı'da Neler Oldu? (13 Nisan)

Başlatan bozadi, 13 Nisan 2015, 22:45:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

13 Nisan 2015

Ağrı'da neler oldu?


Ağrı'da ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan "çatışma" sonrası gelen açıklamalar ve ortaya çıkan görüntüler AKP'nin provokasyon girişiminin boşa düştüğünü gözler önüne serdi.




Ağrı Valiliği'nin cumartesi günü sabah saatlerinde yaptığı yazılı açıklamayla başlayan gelişmeler Demirtaş'ın açıklamaları ve yayınladığı görüntülerle yeni bir boyut kazandı. Davutoğlu'nun açıklamaları önce Demirtaş sonra da TSK tarafından yapılan açıklamayla yalanlandı.

Yaşananlar AKP'nin Ağrı'da bir provokasyon girişiminde olduğunu gözler önüne serdi.

İLK AÇIKLAMA VALİLİKTEN

Cumartesi günü Ağrı Valiliği'nin yaptığı açıklama uzun süre sonra gelen ilk "çatışma" haberi oldu. Valilik, "Diyadin İlçesine bağlı Yukarı Tütek köyünde, 11 Nisan 2015 günü düzenlenecek olan fidan dikme etkinliğine katılacak vatandaşların güvenliğini sağlamak maksadıyla bölgede görevlendirilen güvenlik güçlerimize terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu çatışma meydana gelmiş olup gelişmelerden ayrıca bilgi verilecektir" ifadelerini kullandı.

Valiliğin bu açıklamasından yaklaşık yarım saat sonra 4 askerin yaralandığı bilgisi geldi. Daha sonra uzun süre yeni bir gelişme aktaran resmi kurum olmadı.

ERDOĞAN SAZI ELİNE ALDI

Valiliğin ve TSK'nın sessizliği sonrası ilk açıklamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan geldi. Erdoğan adeta haber spikeri gibi "canlı yayında" gelişmeleri aktarırken "Ağrı Diyadin'de askerlerimizi hedef alan saldırıda ülkemizdeki barış ortamını dinamitlemeyi, çözüm sürecini baltalamayı amaçlayan bölücü terör örgütü aziz milletimizin güvenliğini sağlamak için fedakarca görev yapan güvenlik güçlerimize bir saldırıda bulundular" dedi.

Toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan, yeni gelişmeleri de kürsüden paylaşmayı ihmal etmeyerek "Şu anda çatışmalar hala devam ediyor. 25 terörist askerlerimize karşı şu anda bir çatışmanın içinde. Şimdi malum siyasi parti, işte bu bölücü terör örgütünün bu eylemleriyle oy toplamanın gayreti içerisinde" ifadelerini kullandı.

DEMİRTAŞ'TAN YANIT

Erdoğan'ın açıklamaları sonrası basının karşısına geçen HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Çatışmayla aynı saatte çıkıp meydanlarda HDP'yi suçlamaya başladılar. Kim silahtan beslenip oy topluyorsa Allah onun bin defa belasını versin" dedi. "Kim elindeki silah gücüne güvenerek oy topluyorsa Allah onun burnundan fitil fitil getirsin. Bizsek bizim, sizseniz sizin" diyen Demirtaş, "Asker analarına, sesleniyorum, bunların yalanlarına inanmayın. Bizim evlatlarımız ölürken onlarınki parsel parsel götürüyor" diye konuştu

ÖLÜM HABERLERİ GELDİ

Çatışma haberleri sonrası operasyon bölgesine canlı kalkan olarak giren gruptan HDP Diyadin İlçe Eski Başkanı Cezmi Budak, açılan ateş sonrası hayatını kaybetti. Daha sonra TSK'dan yapılan açıklamada 5 PKK'linin hayatını kaybettiği belirtildi.

HDP'den yapılan açıklamada ise 5 değil 1 PKK'linin öldüğü belirtildi.

Ölümlerin ardından açıklamalarda bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Dün Ağrı'da bir çatışma değil, sahnesi önceden planlanmış, önceden provası yapılmış, sahte bir kurgu operasyon vardı ve orada mümkün olduğunca fazla cenaze çıkarmaya çalıştılar" ifadelerini kullandı.

Demirtaş, şöyle devam etti: "Çatışma bölgesinde askerler var, helikopter yaralıları almak yerine yukardan ateş açıyor. Ambulans yok, helikopter yok. Yaralı askerleri çarşaflarla taşımak zorunda kalıyor arkadaşlarımız. Fotoğraflar var görüntüleri var. Ülkeyi yönetenler lüks uçaklarla seçim çalışması yaparken, yaralı asker için bir ambulans helikopter göndermemişlerdir. Orada ölmesini beklemişlerdir. Cenaze çıkması için bu devlet elinden geleni yapmışlardır."

GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI

Başbakan Ahmet Davutoğlu, açıklamaları yalanlarken yaralı askerleri yurttaşların kurtardığı görüntüler ortaya çıktı:




Kaynak: haber.sol.org.tr

Scyth

#1
Aslında halkın büyük çoğunluğu artık bunları yemiyor; fakat görmek istemeyenler var. Zaman Akp'nin aleyhine olayların gerçekleşeceği bir çizgide ilerliyor gibi gözüküyor. Bununla beraber Akp'nin en büyük desteği bu süreçte malum güçler olabilir. Zira onların planlarını uygulama yolunda oldukça istekliler ve bunu her ortamda dile getirmekten çekinmiyorlar.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#2
Bilirsiniz eğer uslu çocuk olurlarsa ödüllendirileceklerini düşünüyorlar.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#3
o kadar çok kirli çamaşırları ve yaptıkları pis iş var ki, iktidarı kaybetmek kabus onlar için. bu nedenle iktidarı kaybetmemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar.
 

maiterya

 

bozadi

#5
13 Nisan 2015

'330 milletvekili için kaç şehit gerek?'


Oya Baydar




Öğlen haberlerinde okunan TSK açıklamasını duyduğum anda göğsüme bir yumruk oturdu. Ağrı'nın Diyadin ilçesi Yukarı Tütek Köyü'nde ağaç dikme ve bahar şenliğinde "örgüt propagandası yapılacağı, seçimde desteklenen adaylara oy vermeleri konusunda baskı uygulanacağı duyumu alınması üzerine Ağrı İl Jandarma Komutanlığı'ndan 15 timin bölgeye gönderildiği"; ateş açılması üzerine bölgeye komando birlikleri sevkedildiği, havadan IHA ve helikopter destekli operasyonun devam ettiği bildiriliyordu.

Partilerin adayları belli olmuş, genel başkanlar televizyon ekranlarında, meydanlarda boy göstermeye başlamış, tartışmalar hızlanmıştı. HDP'nin barajı aşmasının, AKP'nin milletvekili sayısını ve Erdoğan'ın başkanlık hayallerini ciddi biçimde etkileyeceği biliniyor, herkes herkesi provokasyonlara karşı uyarıyordu. "Dakka bir, gol bir!" diye geçirdim içimden. Tayyip Erdoğan'ın TSK açıklamasının hemen ardından neredeyse eş zamanlı konuşması, yakın avenesinin tweetleri, beyanları hep aynı hedefe vuruyordu:  çözüm sürecini baltalayan PKK'ye ve HDP'ye...

 Tendürek Dağı'nın eteklerinde neler oldu?

O gün orada neler olduğunu anlayabilmek, gerçeğe biraz yaklaşabilmek için resmî açıklamaların çarpıtma ve karartmalarını, provokasyon planının ayrıntılarını, Kürt hareketinin haklı mağduriyet psikolojisini ve bölge halkının vicdanı isyan ettiren çaresizliğini, çırpınışını, öfkesini birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Bölgede PKK gerillalarının bulunduğu, ordunun, devletin ve de herkesin bildiği bir gerçek. Bahar şenliği de her yıl aynı mevsimde, çevre yerleşmelerden halkın katılımıyla yapılıyor. Bu yıl HDP'nin milletvekili adaylarının da şenliğe katılması bekleniyor. Tabii ki parti ve adaylar seçmenlerinden oy isteyecekler, destek isteyecekler. Tıpkı AKP adayları gibi, tıpkı AKP adına toplu açılış bahanesiyle il il dolanan ve AKP'ye 400 milletvekili isteyen Erdoğan gibi, diğer muhalefet partileri gibi. Ama "örgüt propagandası yapılacağı ve desteklenecek adaylara oy isteneceği" duyumu alınması bile -ki bu duyumu Ağrı Valiliği iletmiş- TSK'nın bölgeye özel timler göndermesi, daha sonra da ateş açıldı diye operasyon düzenlemesi için yeterli bir gerekçe. Bölgeden tanıkların iddiasına göre, PKK'lilerin bulunduğu noktaya çok sayıda asker bir gün önce indirilmiş. Herhalde bahar şenliğine, ağaç dikimine katılmak için değil.

Fiilî bir ateşkes varken, barış sürecinin herşeye rağmen devam ettiği taraflarca ifade ediliyorken, gerillanın üslendiği ne zamandır bilinen bir bölgeye, hem de tam bahar şenliği günü asker göndermenin anlamı, maksadı nedir sizce? PKK'lilerin hadi gelin bizi temizleyin demeleri, göğüslerini açıp teslim olmaları mı bekleniyordu yani?

Bölgeden tanıkların ve HDP'nin olaylara ilişkin iddiası; çatışma çıktığı, 15 askerin çatışma mahalinde bilerek bırakıldığı, bunların bir bölümünün yaralı olduğu, aralarında eski Diyadin HDP ilçe başkanının da bulunduğu yöre halkı yaralıları kurtarmaya çalışırken havadan, helikopterlerden ateş edildiği... Nitekim, ilçe başkanı ve bir PKK'li bu ateş altında ölüyor.

HDP, elinde görüntüler olduğunu ileri sürüyor. İddia çok ciddi; bir o kadar da vahim ve ürkütücü.

Provokasyon başarıya ulaşsaydı kime yarayacaktı?

Provokasyonları kim/kimler tertiplediyse ona/onlara yarar. Şu günlerde çatışmadan, şehit cenazelerinden, savaştan, kavgadan en fazla zarar görecek olan Kürt siyasal hareketidir, HDP'dir. AKP-Erdoğan iktidarı, bu aşamada planlarını bozacak güç olarak HDP'yi görüyor ki, doğru. Bu durumda iktidar HDP'yi kitlelerin gözünde terörle, şiddetle, çatışmayla, bölücülükle özdeşleştirecek hiçbir fırsatı kaçırmayacaktır. Ağrı'dan şehit cenazelerinin gelmesinden oy devşirecek olan: tartışmasız şekilde AKP ve Tayyip Erdoğan'dır.

Ağrı olayı ülke adına, hepimiz adına ucuz atlatılmış, planlı programlı bir provokasyon denemesiydi. Belki hemen değil ama ilerdeki günlerde gerçekler mutlaka ortaya çıkacak. Ortaya çıkarılması; kendine demokratım, namusluyum, bu ülkenin esenliğini istiyorum, temiz siyaset istiyorum diyen herkesin boynunun borcudur.

Ağrı provokasyonu; çözüme gerçekten inanmış, barışa, huzura susamış Kürt halkının basiretiyle tam başarıya ulaşamadan püskürtüldü. Yine de önümüzdeki günlerde benzerlerinin denenmemesi için hiçbir neden yok. Ne var ki artık eskisi kadar inandırıcı olamayacaklar, çünkü mızrak çuvala sığmayacak kadar uzun. Biraz düşünen, olayları birbirine bağlayabilen, ilk andan itibaren TSK'dan, Hükümetten, Cumhurbaşkanı'ndan gelen açıklamaları, kimin ne söylediğini değerlendiren her aklı başında insan gerçeği bir kenarından görüyor.

Zaytung; yazmaya, anlatmaya çalıştıklarımı vurucu üslubu ve acı mizahıyla şöyle özetlemiş: "Yüksek Seçim Kurulu, 330 milletvekili için gerekli şehit sayısını belirlemek üzere toplanıyor."

Daha kaç çocuğumuzun, kaç askerimizin, kaç insanımızın ölmesi gerekiyor iktidar hırsınızı tatmin edebilmeniz için?

Kaynak: t24.com.tr

macka

#6
Provakasyon apaçık belli ,yalnız pkk ye gerilla denmesi kabul edilemez,kürtlerin haklı bazı talepleri de olsa ,gerilla mücadele ettiği karşı ordunun silahlarını baskınla çalar( kurtuluş savaşında biz anadolu halkı türk kürt hepimiz öyle yaptık )öyle savaşır,emperyal devletlerin beslemesiyle gerilla olunmaz.Ayrıca hdp barajı geçerse ne malum akp yle işbirliği yapıp,400 e mveklini istedikleri gibi tamamlamayacağını,anayasayı soytarı bir padişahlık rejimine devşirmeyeceğini,zaten pazarlıkları ayyuka çıkmış
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi

#7
Baydar'ın t24'teki "AKP'nin ve PKK'nin meşruiyet yitimi" başlıklı bir yazısında aşağıdaki beyanlar geçiyor ve bu görüşleri genel olarak isabetli buluyorum. Genel itibariyle bu şahsın yeterince vicdanlı bir bakış açısıyla hareket ettiğini düşünüyorum ama bu onun eleştirilebilecek hiçbir yanının veya hiçbir sorunlu/yanlış görüşünün olmadığı veya olamayacağı anlamına gelmiyor tabi ki.

Alıntı YapBaşbakan Erdoğan ... PKK'yi maalesef kendisi güçlendirmektedir.

Alıntı YapNe CHP, ne AKP, ne PKK, hiçbiri umurumda değil benim: Ben şu günlerde bir yurttaş olarak nereye sürüklendiğimi, kendi iradem hilafına nasıl bir savaş ve krize sokulmakta olduğumu bilmek, öğrenmek, tartışmak istiyorum.

Alıntı YapPKK dünyadaki diğer benzer hareketler gibi, yasal meşruiyete sahip olmayan (illegal); ancak bir halkın hak ve özgürlüğü adına mücadele etmenin ahlâkî – vicdanî meşruiyetine bürünmüş, dünya kamuoyu ve Türkiye demokratik kamuoyu nezdinde bu meşruiyetin ayrıcalığından yararlanan bir yapı. Zaman zaman, aydınlara yöneltilen PKK'ye doğrudan karşı çıkmama, PKK'yi eleştirmeme, teröre müzahir olma gibi suçlamalara yol açan, tam da bu vicdanî meşruiyettir işte.

Alıntı YapAncak, anlatmaya çalıştığım ahlâkî vicdanî meşruiyet sınırsız ve  mutlak değildir. Mücadelede ahlâk ve vicdan dışı yöntemlere başvurulduğunda, yani kullanılan araçlar amaçla ters düştüğünde, mücadeleyi yürüten örgütün/yapının ahlâkî vicdanî meşruiyeti tartışma konusu olur. En azından benim için böyledir bu. Zalimin zulmüne karşı çıkarken mağdurun zulmünü ve ahlâkî zaafını hoş görürsem, kendi ahlâk ölçülerimi ve vicdanımı da yitiririm.

PKK'nin geçmişte de meşruiyet sınırlarını aşan eylemleri olduğunu biliyoruz. Sivil halka yönelen saldırılar, cinayetler, çoluk çocuğun "yanlışlıkla" öldürülmesi ve de adam kaçırmalar (özellikle zavallı işçilerin, emir kulu askerciklerin, sivil memurların kaçırılması), sözünü etmeye çalıştığım ahlâkî vicdanî  meşruiyet sınırlarını aşar.

Alıntı Yapİster siyasal - yasal meşruiyet, isterse ahlâkî- vicdanî meşruiyet olsun, belli sınırları zorlayıp dışına çıktınız mı, o anda kendinizi çok güçlü görseniz, fark etmeseniz bile, sonunuza yaklaşıyorsunuz demektir. Yanlış adımlar fena halde ayağınıza dolanır. Kitleler gözünde ahlâkî-vicdanî meşruiyet yasal meşruiyetten çok daha üstündür.


Scyth

#8
Etki tepkiyi yaratır. Yıllarca Türkiye milliyetçiliği körükledi. Bizlere verilen eğitimde bu şekildeydi. Buna karşın Kürtler'de milliyetçi bir yapılanma olan Pkk'yı ortaya çıkardı. Burada olağan bir çatışma durumu var. Bu konular büyük resme göre önemsiz kalsalarda Türkiye'de Kürtler'in ve Aleviler'in görmezden gelindiği hatta Osmanlıya dayanan ciddi bir mazi var. Kontrol ile ilgili mevzular bunlar; eğer yapıcı bir yol izlenmek istenseydi birleştirici adımlar atılırdı. Bh eğilimli olan kişi veya gruptan beklenen budur. Türkiye'nin özel bir yeri yok dünyada; kişi ve gruplar ne kadar Kh ise Türkiye'de öyle.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#9
bu ülkede yaşayan bir yurttaş olarak katıldığım, çok yerinde tespitler yapmış oya baydar. eğer masanın belirli bir köşesinden bakıyorsak, yeterince manipüle edilmişiz demektir. amacımız olabildiğince objektif olmaya çalışmaksa, meselelere her yönüyle bakmak lazım. zira insanlarda ve dolayısıyla bizleri yıllardır kendi köşesinden manipüle edenlerin hiçbirinde, 4. yoğunluk kh ile ilgili bir farkındalık olmadığını özellikle belirtmek isterim.