Pleiades Bilgileri Stanford Üniversitesi

Başlatan mep, 05 Aralık 2014, 22:03:39

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mep

Bozadi arkadaşımızın daha önce internette yayınladığı bu konuyu
forumumuzda bulamadım bilmeyen arkadaşların okumaları için ekliyorum
Teşekkürler Bozadi..


15 Kasım Cuma, 1990, 19:30

Terman Konferans Salonu, Stanford Üniversitesi, Kaliforniya


İyi akşamlar!

Buradayız. Bir kez daha sizin gerçekliğinizde olmak bizim için bir zevk, özellikle bu son derece elverişli koşullarda... Bundan memnunuz. Işık frekansında olanlarınızın bizi buraya çektiğini biliyoruz. Zekanızdan dolayı kendinizi kutlayın. Aracımızı (Barbara Marciniak) gezdirmek, çeşitli yerlere gitmesini sağlamak kolay değil, çünkü kendi zihni var. Zaten olması gereken de bu, olan da bu, olacak olan da bu. Her birinizin kendi zihinlerinize sahip olmaya, kendi hayatlarınızla temasa geçmeye ve kendi hayatınızın sorumluluğunu almaya ihtiyacınız olduğunu anlayın. Burada olmaktan heyecanlıyız.

Biz Pleyadeslileriz. Yakında gezegeniniz Dünya'nın tanınmış kozmik yolcuları olacak olan entellektüellerin mekanından, Kaliforniya' da Palo Alto'daki Stanford Üniversitesi'nden canlı yayın yapıyoruz.

Bu akşam size çeşitli konulardan bahsetmek istiyoruz... "Genetik kodlama"... Bu kavram üzerinde duracağız... Size frekans değişikliği ve insan DNA'sı konularından bahsetmek istiyoruz. Kulağa sıkıcı gelebilen birşey değil mi? Ama garanti ediyoruz ki bu akşam size heyecan verici bir zaman yaşatacağız!

Ne kadar zeki olduğunuz, ne kadar çok şeyi algılayacağınız size bağlı. Çalışmalarımıza aşina olanlar bizim Evren'in ansiklopedisi olmadığımızı biliyorlar ama gururla söylüyoruz ki, zaman zaman olabiliriz. Önünde sürekli ansiklopedi olan bir insan, gerçek denen şey hakkında epeyce düşünüyor, değil mi? Bazılarınız bunu makalelerine vs etkili bir şekilde yansıttı. Elbette düşünceye değer verdiniz. Şimdi diğer bilgi kaynaklarını kullanmanızı, insanlığın yaratılışına erişmenizi ve bunu çeşitli yeni yöntemlerle ortaya çıkarmanızı istiyoruz.

Frekans değiştirme ve insan DNA'sı... Büyük bir hikaye. Bu, iki bölümlü bir oturumun ilk bölümü. Şimdi bahsedeceklerimizle konuyu netleştireceğiz ve tarihinizi, gezegeninizin tarihinin bir kısmını ortaya koyacağız. Sonra hikayeyi daha iyi anlamak için ne tür sorularınız olduğuna bakacağız...

İnsanlık bir deneydir. İnsanlık tasarlanmıştır. Yaratılıştaki diğer hemen herşey gibi. Baş Yaratıcı -bu terimi kullanacağız- sizin deyişinizle kendini daha fazla keşfetmek, daha fazla memnun etmek, daha fazla ifade etmek için deney amacıyla bu evrendeki, yani sizin evreninizdeki herşeye çok uzun bir zaman önce başladı. Baş Yaratıcı, evreniniz olarak tanımladığınız bu ortamda kendi uzantıları olan enerjileri ve özleri ortaya çıkardı ve uzantılarına kendi sahip olduğu yetenekleri verdi. Baş Yaratıcı sizin evreninizdeki uzantılarına yeteneklerini büyük bir isteklilikle, sınırsız bir şekilde verdi. Pek çok başka evrenler, pek çok başka evren tasarlama yöntemleri vardır. Bu evren bir özgür irade bölgesi olarak tasarlandı. Herşeye izin vardı. Herşeye.

Ve böylece Baş Yaratıcı'nın bu uzantıları ileri çıktı ve Baş Yaratıcı'nın kendilerinde de mevcut olan enerjisiyle deney yapmaya başladılar. Ve elbette Baş Yaratıcı'nın söylediği şeyi görev edindiler. Baş Yaratıcı dedi ki; "Gidin ve yaratın, ve herşeyi bana geri getirin." Çok basit bir görev, değil mi? "Gidin ve yaratın, ve herşeyi bana geri getirin." Yani "Sizi kendimle donatacağım, gidin ve kendinizi dilediğiniz gibi kullanın, böylece bu evrende yarattığınız herşey özünü, yani beni anlayabilsin. " Burada Baş Yaratıcı'yı biraz sizin felsefi bakış açınızla ifade ediyoruz...

Bu enerjiler -onları tanrılar, yaratıcı tanrılar olarak isimlendireceğiz- çıktılar ve kendi hiyerarşilerini yaratmaya başladılar. Ve bu evreni, yani sizin evreninizi donatmak ve gelişimine yardımcı olmak üzere, her bir ardıl hiyerarşi de başka bir hiyerarşi yarattı. Nihayetinde, galaktik sistemlerin birinde, esas olarak galaksiler arası bir bilgi alışveriş merkezi olarak Dünya'yı yaratma planı ortaya çıktı. Ahh, inanılmaz bir plan... Galaktik sistemlerin birinin sınırlarında yer alan Dünya, diğer galaksilere erişimde ideal bir konuma sahip, enerjilerin sizin uzay bölgenizden geçişi için mevcut olan yolların girişlerine yakın, çok güzel bir yer.

Böylece ilk plan yapıldı ve şunu söyleyelim ki, bu gezegende temsilcileri olması için tüm galaksilerden buraya temsilciler getirmek için tam bir koşuşturma ve hareketlilik yaşandı. Bu yaratıcı tanrılardan bazıları, işleri gereği usta genetikçilerdi. .. Yaratıcı tanrılar kendi hiyerarşilerinde moleküller oluşturabiliyor, bunlar üzerinde deneyler yapabiliyor, molekülleri birbirine bağlayabiliyor ve bu molekülleri belirli elektrik akımları, frekans ve kimlik oluşturacak şekilde bütünleştirerek canlı varlıklar meydana getirebiliyorlardı . Çok, çok, pek çok medeniyet, kendi moleküler kodlarının bu gezegende temsil edilebilmesi için DNA'larını gönüllü bir şekilde verdiler. Ve usta genetikçiler bu bilgi alışveriş merkezini, bu ışık merkezini meydana getirmek için çalışmaya başladılar ve çeşitli medeniyetler tarafından verilmiş olan DNA türleriyle oynayarak bazıları insan, bazıları insan dışı, bazıları hayvan niteliğinde çok çeşitli türler tasarladılar.

Işıktan bahsettiğimiz zaman bilgiden bahsediyoruz. Yaşadıkları bazı deneyimlerde ışığın fiziksel bedenlerine girmesine izin verenleriniz çok iyi biliyor ki, kendinizi bir kez ışığa bıraktığınızda, bilgi miktarınızı arttırmaya başlarsınız. Algılarınız ve kendiniz hakkındaki herşey değişmeye başlar... Uyanmaya başlarsınız. Örtünün karanlığı uzaklaşır. Ve biz ışıktan bahsettiğimizde, bilginin dönüşünden, bu gezegene büyük miktarda bilgi getirme amacından bahsediyoruz. Bu gezegenin frekansı uzun bir süredir şiddetli bir şekilde kontrol altında, ama bu hikayede daha sonra geliyor.

Dünya için yapılan plan gerçekten büyük bir plandı... Ve bu yaratıcı tanrılar sizin bildiğiniz zaman içinde olmadıkları için, birkaç yüzbin yıl, veya birkaç milyon yıl onlar için hiçbirşeydi. Ve farklı enerjiler yaratıldı. İnsan türleri yaratıldı, evet, size benzeyen insanlar. DNA'ları eksiksiz olan insanlar çok yüksek medeniyetler geliştirdi. Elbette bu çok uzun bir zaman önceydi... Gezegeninizde 500.000 yıl öncenin öncesindeki zamanlarda. Lemurya dediğiniz, veya Atlantis dediğiniz medeniyetlerden bahsetmiyoruz. .. Biz buna modern insan diyoruz. Burada eski medeniyetlerden bahsediyoruz. .. En güneydeki kıtanız olan Antarktika'nı n bazı buzulları altında gömülü olduklarını söyleyelim. Ama bunu başka bir akşamki tartışmamıza bırakacağız.

Bu proje üzerinde, yani Dünya projesi üzerinde savaş başladı. Çok çekici görünüyordu. Bu projeye sahip olmak isteyen başkaları vardı, ve Dünyanın erken tarihinde bu gezegenin, yani sizin gezegeninizin sahipliği için burada savaşlar yapıldı. Dünyanın, bu büyük arazi diliminin kime ait olduğunu hiç merak ettiniz mi? Uzayda sahipsiz bir gezegen olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ahh, uzaydaki bölgeler hakkında öğrenmeniz gereken şeyler var. Dünyanın yönetiminde değişiklikler oldu. Dünyanın asıl planlayıcıları, ki bunlar evreninizin asıl planlayıcılarıdır, elbette ki ışık ailesindendi. Onlar bir bilgi merkezi tasarlamıştı; galaksilerin bilgiye katkıda bulunacakları bir yer tasarlamışlardı . Dünya bir kütüphane olacaktı, anlıyor musunuz? Kozmik bir kütüphane. Frekans yoluyla, genetik süreç yoluyla bilginin nasıl depolanabileceğine dair deneylerin yapıldığı inanılmaz güzellikte bir yer.

Ve çatışmalar başladı. Dünya'nın çeşitli bölgelerinin kontrolü, belirli asıl sahiplerin elinden çıktı ve Dünya bir dualite yeri haline geldi. Burası bir özgür irade evreniydi ve özgür iradeleri nedeniyle istedikleri şeyi yapma hakkına sahip olan birileri gelip Dünya'ya el koydu. Buna Dünya'ya yapılan baskın diyoruz. Tıpkı şirketlerin Wall Street'te yaptığı gibi. Anlıyor musunuz? Birileri Dünya'ya baskın yaptı. Bu bahsettiğimiz baskın yaklaşık 300.000 yıl önce meydana geldi ve bu sizin, İncil'inizin ve pek çok saygın bilimsel bilginin perspektifiyle, insan medeniyetinin başlangıcı olarak tanımlayacağınız şeydir. Ama bu aslında yalnızca modern insan dediğimiz aşamanın başlangıcıydı.

Yaklaşık 300.000 yıl önce olan savaşla ilgili ilginç şey şudur ki, belirli bir grup varlık geldi, uzayda savaştı (Dünya için, bu bölge için, bu büyük arazi dilimi için savaşan başkaları da oldu tabii) ve kazandılar. Ve bu bölge onların eline geçti. Çok büyük radyoaktif, nükleer faaliyet meydana gelmişti ve Dünya'nın büyük bir kısmı paramparça oldu. Ve daha sonradan Adem insanı olarak tanımlanacak olan asıl tür büyük bir yıkım yaşadı. Darmadağın edildi...

Bu yeni tanrılar, bu yeni yaratıcı tanrılar da usta genetikçilerdi. Süreci biliyorlardı. Nasıl canlı yaratıldığını biliyorlardı. Bu bölgeyi kendi amaçları için istiyorlardı. Size yeni bölgelerin neden yaratıldığı ve yeni bölgelerin neden elde tutulduğuna dair başka bir ipucu verelim.

Her şeyde bilinç vardır. Biliminiz bir gün şu andaki merdivenlerinden inecek ve bunun farkına varacak. İşte o zaman gezegeninizin gerçekten sahibi olmaya başlayacaksınız. Her şeyde bilinç vardır. Bilinç sürekli olarak iletişim halindedir. Bilinç, sizin deyişinizle belirli elektromanyetik frekanslarda titreşir veya belirli elektromanyetik frekanslarda titreşmeye yönlendirilebilir. Elektromanyetik frekanslar çok ilginçtir. Çok çeşitli şekillerde hareket ederler. Sizinle bu akşamki sohbetimizde bu hareket çeşitleriyle ilgili olarak ele alacağımız yollardan biri, elektromanyetik frekansların "besin" işlevidir. Bu kavramı hissedin ve kavrayın... Elektromanyetik frekanslar besin olarak işlev gösterebilir. Elmalar nasıl çok çeşitli biçimlerde hazırlanıp, yiyilip sindirilebiliyorsa, bilinç de çok çeşitli şekillerde hazırlanıp sindirilebilir. Anlıyor musunuz?

İşte kendi evrim süreçleri içindeki bazı varlıklar, çeşitli canlılar yaratıp çeşitli frekanslar yoluyla bu canlılara bilinç yüklerken, bilincin frekanslarını değiştirerek kendilerine besin üretebildiklerini keşfetmeye başladılar. Varlıklarını bu şekilde sürdürebilirlerdi. Baş Yaratıcı'nın da kendisini bu şekilde beslediğini anlamaya başladılar. Baş Yaratıcı kendisi için bir besin kaynağı yaratmak için birilerini gönderiyor.

Galaktik sisteminizin uçlarında uzaydaki bir eyalet olan gezegeninizin yeni sahipleri, önceki sahiplerden farklı bir iştaha, farklı tercihlere sahiplerdi. Kendilerini korkuyla besliyorlardı . Ve kendilerini kaosla besliyorlardı ama korku en başta gelen besin kaynaklarıydı. Bu çeşitli şekillerde onları besliyor, canlandırıyor ve güçlü tutuyordu. Anlıyor musunuz? İşte İncil'inizin bahsettiği, Babil tabletlerinin bahsettiği, aslında tüm dünyadaki metinlerin bahsettiği bu yaratıcı tanrılar, 300.000 yıl önce geldiler ve Dünya'nın yerli türü denebilecek olan insanı yeniden düzenlediler. Belirli sınırlı bir frekans şeridinde yayın yapmanızı sağlamak için DNA'nız denebilecek şeyi yeniden düzenlediler. Bu, çok uzun bir zamandır devam eden bir süreç.

Sizin bu süreçte oynadığınız rol nedir? Neden buradasınız? Burada bu hikayede neden yaratıldınız? Bazılarınız için bu tıpkı bir rüya gibi. Size kendi içinizde bildiğinizi hatırlatıyoruz. Hafıza bankalarınızı tetiklemek için geldik gezegeninize. Işık ailesi yoluyla, kendi gerçekliklerini yaratmaları için insan ırkına ilham vermek için geldik. Pleyadesliler olarak biz kendi deneyimimizi yaratıyoruz. Işığın temsilcileri olarak sizin zaman dediğiniz şey içinde bizim geçmişimiz denebilecek bir noktaya döndük ve amacımız sizinle bir frekansı paylaşmak; insan ırkının sınırlandırılmış DNA'sını değiştirmek üzere her birinizin bu gezegende taşımayı kabul ettiği bir frekans. Bu büyük bir hikaye...

Elbette ki asıl planlayıcıların bu bölgeyi kaybetmeye niyeti yoktu; bu kadar kolay bir şekilde vazgeçeceklerini mi düşündünüz? Tabii onlar sizden farklı bir zaman sektöründe bulunuyorlar. Yeni sahipler geldiler, laboratuarları nda çalıştılar, işçiler yarattılar, farklı, iki sarmallı bir DNA'ya sahip insan versiyonları yarattılar. İnsan türünün asıl DNA'sının bağlantılarını kopardılar. Zekice değil mi? Asıl DNA'yı dağıttılar. Ve bu DNA'yı elbette insan hücresi içinde bıraktılar. Sadece bağlantıları kopardılar.

İnsan hücreleri içinde ışıkla kodlanmış iplikler dediğimiz şey bulunur; bilgi taşıyan incecik enerji iplikleri. Ve bu incecik iplikler fiber optik bir kablo gibi birlikte çalışarak sarmalı oluştururlar; DNA sarmalınız. Tabii yeniden düzenlendiğinizde, çift sarmallı olarak bırakıldınız ve ışığınız azaldı. Diğer bir deyişle, gereksiz olan, size bilgi sağlayacak herşeyin fişi çekildi. Sizi belirli, kontrol edilebilir, kullanılabilir frekanslarda tutacak bir çift sarmalla bırakıldınız. İnsanlardan bahsediyoruz. Elbette bunun mutlaka sizi, bu odadakileri de kapsadığı söylenemez... Siz ışık ailesisiniz, insandan fazlasısınız, insandan çok daha fazlası. Bunun üzerinde biraz durmak istiyoruz.

Ve gezegenin çevresine elektrikli parmaklık gibi birşey, bir frekans çiti konduğunu söyleyelim. Bazılarınız sizin teknolojinizin yarattığı, buna benzer şeyleri gördüler; örneğin hayvanları içinde tuttuğunuz elektrikli bir çit gibi. İşte gezegeninizin çevresine, insanların frekanslarının dışarıdan ne ölçüde değiştirilebileceğini üzerinde bir kontrol olarak elektrikli bir çit yerleştirildi. Gezegeninizin etrafına bu frekans kontrolü yerleştirildiğinde, ışık frekanslarının, bilgi frekanslarının bunu delmesi çok zordu. Ve bu ışık frekansları bu frekans kontrolünü delebildiğinde bile, bunları kim alacaktı ki? DNA'nın fişleri çekilmişti. Işık kodlu iplikçikler artık düzenli değildi. Ve hayat getiren yaratıcı kozmik ışınların işleyebileceği, tutunabileceği birşey yoktu.

Ama pek çok yüce deneyler yapılıyordu. Ve elbette asıl planlayıcılar ışık ailesi denecek olan şeyi göreve çağırdı. Işık ailesi, yeni sahiplerin projesine sızarak kaybedilen yerlere ışık bilgisini getirmek için tek tek enkarne olmaya başlayacaktı. Ve ışık ailesi buradaki işine başladı; ışıktan yoksun, bilgiden yoksun bir sisteme geldi ve yaratıcı kozmik ışınların birey birey, sonra grup grup insanların bedenlerine ulaşmasını sağlamak için insanlığın kanunlarını yeniden tanımlamaya başladılar. Binlerce yıl boyunca bu bilgi frekansları çok küçük sayılarla gezegeninize taşındı. Bazen büyük çatışmalar, savaşlar yapıldı. Bilgi her zaman kendini ifade etmeye çalışıyordu. Kozmik olarak ifade edecek olursak, asıl planlayıcılar, projelerine el koyan yaratıcı tanrılara izin vermelerinin ve onları anlamalarının kendileri için bir ders olduğunu biliyorlardı.

Ve asıl planlayıcılar kendi planlarını yaratmak üzere işe koyuldular; Dünya'nın frekansının değiştirileceği bir zaman gelecekti. Ve o zaman geldiğinde, yeni sahipler eğer frekanslarını değiştirmezlerse yok olacaklardı. Besin kaynaklarını kaybedeceklerdi; korkunun yarattığı besin, endişenin yarattığı besin, kaosun, açlığın, umutsuzluğun yarattığı besin ortadan kalkacaktı. Resmi anladınız mı?

Tahmin edin bu besin kaynağını kim ortadan kaldırıyor? Siz! Işık ailesinin üyeleri olarak sizler asilersiniz. Sistem bozucularsınız. Sistemlere girip bela yaratmayı seviyorsunuz. Işık ailesinde sizin departmanınız, sizin bölümünüz meşhurdur... Gerçeklik sistemlerine girerek frekansları değiştirmekle ve her zaman bilgi getirmekle ünlüsünüz. Işık ailesinin üyeleri olarak sizin işiniz insanları belirli bir görüşe çekmek değildir. Siz ışık ailesinin üyeleri olarak yalnızca sistemlere girer ve alıcı olarak görev yaparsınız ve yaratıcı kozmik ışınları insan olarak sahip olduğunuz bedeninize (insan kılığında olduğunuz için) alırsınız ve sürecin akmasına izin verirsiniz. Kodlandığınız için ve bu yüzden hafızanız ortaya çıkmaya başladığı için, katılmak üzere buraya geldiğiniz plana yanıt vermeye başlarsınız; frekansları değiştirirsiniz, belirli bir frekansı muhafaza edip o frekansı yaşarsınız, ve bu frekansı yaşarken gittiğiniz her yerde herkesi etkilersiniz. Şu anda yaptığınız şey bu.

....

[ç.n.: "Bringers of the Dawn" ("Pleiades Öğretileri 1") adlı kitabın içeriğini oluşturan bazı celselere dair bir internet sitesinden alıntıdır. devam edecek.]
...

Görevini anlayan pek çok kişi var. Hafızaları henüz uyanmaya başlayan pek çok kişi var. Bu anıların nasıl ortaya çıktığını açıklamak için birkaç dakika ayıracağız.

İnsan türünün frekans modunu değiştirme planı, DNA'nız denebilecek şeyin, ışıkla kodlanmış iplikçiklerin yeniden yapılandırılmasıyla ilgilidir. Şu anda devasa boyutlara ulaşmış bir plan var. Işık ailesinin üyeleri olarak çok, pek çok farklı yerlerde faaliyetlerde bulunuyorsunuz. Yani sadece Dünya görevinde değilsiniz. Çok boyutlusunuz, ve sistemlere baskın yaptığınız diğer pek çok versiyonunuz var. Sizler paradigma bozucularsınız. Dolayısıyla, bu diğer benliklerinizle iletişim kurmak, kendinizin bu diğer versiyonlarını n kendi ikilemleriyle nasıl başa çıktıklarını, kendi içinde bulundukları sistemleri nasıl bozguna uğrattıklarını anlamak da görevinizin bir parçası. Çünkü bu sürecin arkasında, bu evrensel sürecin arkasında sizin deyişinizle belirli tanrılar var.

Şu andaki faaliyetleriniz çok yerel, Dünyevi bir süreç gibi görünüyor... Ama aslında bundan çok daha karmaşık. Dünya kendi yoluyla Evren'in evrimine yardımcı oluyor. Dünya şu anda önemli şeylerin olduğu yer; kaderleşmiş bir frekans değişimi noktası ve insan DNA'sı da bu değişimin alıcısı. Tüm bu süreç çok, çok, pek çok dünyaları etkileyecek. Işık ailesinin üyeleri olarak, işinizi nasıl yapabileceğinizi öğrenmek, bölgeyi tanımak, bu gezegendeki hayatı deneyimlemeye yönelik eğitimler almak için Dünya'ya pek çok kez, pek çok farklı kılıkta ve pek çok farklı zaman dilimlerinde geldiniz. Amacınız planda frekans değişiminin meydana geleceği, büyük sayılar halinde enkarne olarak planı hayata geçireceğiniz zamana hazırlanmaktı.

Şu anda gezegeninizde sürdürülen plan budur. Işık ailesinin her yerde birleşmeye başlamasının nedeni budur. Hepinizin fark etmesi gereken birşey: ortak noktalarınız üzerinde odaklanmanız gerekiyor, ortak olmayan noktalarınız üzerinde değil. Işık ailesinin üyeleri olarak, kendi gelişiminizi sürdürmek için gezegene bilgi getiriyorsunuz. Bunu yapmaya ihtiyacınız var.

Plan, evrim geçiren bir DNA'yla ilgili; iki sarmaldan oniki sarmala dönüşen bir DNA. Bu oniki sarmal, bedeninizin içindeki ve dışındaki enerji merkezlerine (veya çakralar, enerji girdapları veya hangi uygun ismi verirseniz) tekabül ediyor. Şu anda gezegende görevde olan, bunu yapmayı kabul etmiş milyonlarcanız mevcut. Az sayıda bazılarınız kusursuzlaşıyor. Bunlar diğerlerini etkiliyor ve yakında kim olduğunuz ve görevinizin ne olduğu konusunda büyük bir netliğe erişmiş olacaksınız.

Beden içindeki çakra merkezleri yedi tanedir; gezegeninizde bir dönem anlaşıldığı şekliyle yedi temel çakra merkezi. Aslında bunlar belirli yerlerin sembolik temsilcileridir. .. Vücutta çok, pek çok enerji merkezleri vardır. Deneyi havaya uçurmamak ve insanların frekanslarının zihinlerini paramparça etmemesi için belirli ışınları getirip bunları işlemeye büyük bir özen gösterildi ki insanlar bilgi, kimlik ve bilgi değişimleriyle hızla gelişebilsinler. İnsanda geliştirilen üçüncü sarmal, hissedişin fark edilmesini ve gezegende üçüncü çakra merkezinin tekrar kullanılmaya başlamasını sağladı. İlk iki sarmal veya diğer bir ismiyle çift sarmal, ilk iki çakra merkezinizle ilişkiliydi; hayatta kalma ve cinsellik. Ve eğer gezegeninize şöyle bir bakarsanız, gezegendekilerin çoğunun binlerce yıl boyunca tekrar tekrar bu iki merkezle işlev gösterdiğini görürsünüz. Işık kodlu iplikçikler giderek birleşirken, üçüncü sarmal vücudunuzun bu alanındaki (güneş sinir ağı) potansiyeli açar. Burası hissetme merkezidir; bilgiyi algılamaya başlayabileceğiniz yerdir... Gerçekliği algılamaya başlayabileceğiniz yer... Çevrenizle, Dünya'nızla aranızdaki bağı hissetmeye başlayabileceğiniz yer...

Belirli insan bedenlerinde oluşmaya başlayan üçlü sarmalı zaman içinde üç yeni sarmalın daha gelişimi izler. Bu yeni sarmallar dördüncü çakra yani kalp çakrası, beşinci çakra yani boğaz çakrası ve altıncı çakra yani üçüncü göze takabül eder. Bunlar insanın deneyimini yukarı taşımaya başlar; bilindik eski deneyim hurdalığından çok daha büyük birşeye, şefkatli ve seven, yeni bir vizyonla kendini ifade etmek isteyen, sadece söylemeyip aynı zamanda deneyimleyebilmek isteyen birşeye.

Bu üç çakra da taç çakrasına bağlanır. Taç çakrası açık olduğunda, ışık frekansının bedene girmesini, bedeni yeniden düzenlemesini ve insanın ruhsal benliğiyle bağlantı kurmasını sağlar. Bu, fiziksel ile fiziksel-olmayan arasındaki geçittir. Yedinci, sekizinci ve dokuzuncu... Sekizinci çakra beden dışında bulunan bir bilgi merkezidir. Kişinin bilgi toplama merkezini ne kadar uzaklara uzatabildiğine bağlı olarak bedenden uzaklığı bazı kişilerde birkaç santimetreden, bazı kişilerde birkaç kilometreye kadar değişebilir. Dokuzuncu çakra tabii ki gezegeninizin atmosferi dışında bulunan bir çakra merkezidir. Yani gezegensel bir çakradır. Gezegeninizin ve gezegeninizin hemen dışındaki alanların enerjileriyle bağlantınızı sağlar.

Son üç sarmal çoğu insanda uygulaması olmayan çakralardır... Sarmalların hikayesinin bu yılki gündönümlerinin ilerleyişiyle ilişkili olduğunu söyleyebiliriz ve oniki çakranın son üç çakrası, bu enerji dönüşümünü gerçekleştirebilecek olanlar için Aralık ayında etkinleşecektir. Bu, 33 günlük bir enerji artışı sürecinde (1 Aralık'tan 2 Ocak'a kadar) meydana gelecek, ve bu ışınlar, DNA'larını zaten yeniden şekillendirmeye başlamış olanlar için bu süreci daha da ileri bir seviyeye taşıyacaktır.

Son üç çakra... Bunların işlevi nedir? Bunlar sizin 10., 11. ve 12. merkezlerinizle bağlantınızı sağlar. Gezegen dışı bilgileri büyük ölçekte kabul etmeye başlayacaksınız. Ve gezegen dışı realiteler gerçekten kendilerini göstermeye başlayacak. Kabul edilmeye başlayacaklar. Çünkü bu gerekli. Son üç çakra... 10. çakra Güneş sistemi içindeki bir çakradır ve size bilgi aktarımı yapar. 11. çakra galaktik bir çakradır ve 12. çakra ise evren düzeyinde bir çakradır ve evreninizin bir yerinde bulunur.

Işık ailesinin üyeleri olarak bu enerji mutasyonunu, bu dönüşümü bir kez bedeninize alabildiğinizde ve çeşitli bilgi merkezlerinizle bütünleştirebildiğinizde size ne olacak? Bireysel dramalarınızın ötesine geçeceksiniz. Pek çoğunuz zaten kişisel dramalarının ötesine geçmiş durumda... Günlük hayattaki kusur aramalar ve zorluklar... Bunlarla bağlantınız var, evet, ki böylece insanların kendilerini nasıl sınırlandırdıklarını anlayabiliyorsunuz. Bu dramalara sıkışıp kalmak size göre değil. Size göre olan şey, kendini deneyiminizi yarattığınızı anlamak ve bilinçli bir yaratıcı olmaktır. Ve bundan da öte, kim olduğunuzu bilinçli bir şekilde hatırlayabilecek duruma gelmektir. 10., 11. ve 12. çakralar kendini açmaya başladığında ve giderek daha fazla sayıda kişi bu frekansı tuttuğunda, pek çok gezegen dışı enerjiler hayatlarınızda ortaya çıkmaya başlayacak. Bu frekansı kavradığınız ölçüde gezegene bilgi getirirsiniz. Dünyanın çoğunu şaşırtacak, şok edecek bilgiler getiriyorsunuz. Bu süreç 20 yıllık bir dönem boyunca giderek gelişip güçlenecek.

Dünyanın belirli bölümlerinde pek çok şey olmaya başladı bile ve diğer bazı bölgeler ise hala taş çağında. Önümüzdeki süreçte kimlikler arasında, kültürler arasında bir birleşme olacak ve pek çok yeni dünya düzenleri oluşacak. Işık ailesinin üyeleri olarak bunu gözlemeniz gerekiyor; burada bir evrimsel sürecin, frekans değişiminin meydana gelmekte olduğunu, ve yeni frekansı tüm gücüyle benimseyenlerin büyük bir gelişim göstereceğini anlamanız gerekiyor. Frekans değişimini kaldıramayanlar da kendi gerçekliklerini yaratmaktadır ve asla, asla, asla kurban değillerdir. Gezegen şu anda hıncahınç dolu. Şu anda burada olanlar, burada ne olacağını çok iyi biliyorlardı ve büyük değimin yakınlarında olmayı istediler. İşte özet olarak plan budur. İyi bir plan, değil mi?

Neler olduğunun, neyle mücadele ettiğinizin, ne için mücadele ettiğinizin bir özetini vermek için elimizden gelenin en iyisini yaptık. Şimdi sorularınız için sözü size vermek istiyoruz.

Hepinizin veya pek çoğunuzun bizimle konuşmak istediğini anlıyoruz. Zihninizde bizimle ne hakkında konuşmak istediğinize karar verin ve bazen bir başkasının sorusunu yanıtlarken, sizin sorularınızın yanıtlarını da cevaba katabiliriz. İletişim kurduğumuz insanların enerjilerini okumakta çok iyiyizdir ve burada görevde olduğunuz için niyetimiz size elimizden geldiğince yardımcı olmak. Niyetimiz size bir yükselme hissi vermek ve ilahi bir planın işlemekte olduğunu anlamanıza yardımcı olmaktır. Ve tek yapmanız gerekenin ne istediğiniz konusunda açık ve net olmak olduğunu hatırlatmak istiyoruz; böylece ilahi planın anayollarına çıkabilirsiniz ve mükemmel bir şekilde ve kolaylıkla faaliyet gösterebilirsiniz. Eğer ilgileniyorsanız bunun bazı yöntemlerini anlatabiliriz. Söz sizde.


Soru: Ahenksiz duygusal enerjiyle besleniyor görünen varlıklarla ilgili kişisel bazı deneyimlerim oldu. Öyle görünüyor ki bu varlıklar artık bir karar vermek zorunda. Yani eğer bu besin kaynağı kesilirse...

Açlıktan ölürler! Ve tahmin edin... Açlıktan ölmek istemiyorlar. Ve tahmin edin... Buraya geri dönüyorlar. Buradalar, çünkü bir sistem çökertiminin gerçekleştiğini anlıyorlar. O yüzden daha büyük bir karmaşa ve korku yaratmak, bu bölge için bir kez daha savaşmak için buradalar. Anlıyor musunuz? Besin kaynakları onlar için çok önemlidir.


Soru: Öyleyse Orta Doğu'da olan şeyler, bir sürü besin üretmenin harika bir yolu olsa gerek...

Evet. Çok iyi. Ayrıca, hazır Orta Doğu'ya değinmişken, size Orta Doğu hakkında birkaç küçük ipucu verelim. Hikayemizde size söylediğimiz gibi, Mezopotamya denen bölge, hikayenin yürürlüğe konduğu, yani bu yaratıcı tanrıların 300.000 yıl önce ana üslerini kurdukları yerdi. Şimdi şunu anlamanızı istiyoruz ki, varlıkların gezegensel varoluş ortamlarına girebilmesi için geçmesi gereken kapılar veya enerji kanalları vardır. Orta Doğu'da gezegeninize giriş için kullanılabilen devasa bir kapı var. Belirli yaratıcı tanrılar 300.000 yıl önce bu kapıya el koydu ve kullanageldi. Bu kapı yoluyla pek çok baskınlar, savaşlar ve her türlü şey meydana geldi. Bu kapı yoluyla insanlığın frekansı kontrol edilebilmektedir. Bu kapı tek kapı değildir, pek çok başka kapı vardır, ama şu anda üzerinde savaşılan başlıca kapı budur. 300.000 yıl önce burada olan yaratıcı tanrılar dönüyorlar. Varlıklarını sürdürüyorlar. Onların yaşam, faaliyet veya varoluş deneyimleri sizinkilerle aynı kanunların hükmü altında değil. Diğer bir deyişle, 300.000 yıl onlar için çok uzun bir süre sayılmaz, anlıyor musunuz? Bu sizin zaman sektörünüz, onlarınki değil. Uzayda seyahatlerde bulunuyorlar. Çok ilginç yaratıklardır. Medeniyetinizin geliştirilmesine yardım ettiler. Medeniyetinizin yıkılmasına yardım ettiler. Kendi aralarında bile tartışıyor ve savaşıyorlar. İster inanın, ister inanmayın, yaratıcı tanrılar bunu yapıyorlar. Şimdi, soruya geri dönecek olursak... Gezegenin kontrolünü kaybediyorlar, o yüzden ana kapıya geri dönüyorlar ve kapı bölgelerinde korku ve kaos yaratıyorlar, çünkü burası onların yuvası. Yuvaları yeryüzünde değil, yeraltında.


Soru: O halde bu, Griler ve Drakolarla ilgili, doğru mu?

Hepsi bir hiyerarşinin parçası. Hiyerarşi içindekilerin pek çoğu, farklı mevkiler içinde işlerin nasıl yürüdüğünü anlamıyor. Tıpkı ABD ordusundakilerin askeri hiyerarşiyi her zaman anlamıyor oluşu gibi. Son derece katmanlandırılmış bir yapıdır. Bu, kontrolü sürdürmenin bir yoludur; gücün katmanlandırılması .


Soru: Işığın yolunda olan bizler için, bu varlıkların açlıktan ölmesine katkıda bulunmak üzere bilinçli bir şekilde yapabileceğimiz birşey var mı?

Evet... Frekansınızı koruyun. Kesinlikle. Şu anda gösterebileceğiniz en iyi faaliyet, kendi frekansınızın koruyucusu olmaktır, herkesi kurtarmak için etrafta koşuşturmak değil. Kendi gücünüzle kendinizi sürekli olarak bilinçli tutmak, olanı anlamak ve size bilgi getiren ışık frekansıyla ve yaratıcılığın frekansı olan sevgi frekansıyla uyum içinde kalmak için yapın herşeyi.

Şu anda bu varlıkların besin kaynağı ortadan kaldırılıyor ve frekans bariyeri deliniyor... Dünyanın enerji ızgarası kaldırılıyor. Aslında Dünya bir inisiyasyondan geçiyor. Dünya tüm sakinlerini düşünür. Ve sakinleri, çok daha büyük olasılıkların günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir gerçekliğe doğru ilerlerken, Dünya da gelişiyor... Dünya'nın sakinleri etkinleşmekte olan yeni frekans içinde varoldukları için, mucizelerin hayatın bir parçası haline gelebileceği bir gerçeklik bu. Her biriniz hayatlarınızı kendi ışığınıza uygun bir şekilde, bildiğinize uygun bir şekilde yaşayarak o frekansın hayata geçirilmesine yardımcı oluyorsunuz. Bu, bireysel nitelikte bir iş. Evet, gruplar halinde çalışıyorsunuz ve belirli liderleriniz var. Ama birey olarak kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Bireysel olarak geliştikçe ve ışığınızla belirli bir yönde ilerledikçe, varlığınız toplumu değiştirmeye başlar.


Soru: Kendilerini buranın sahibi sanan bu varlıklar tam olarak kimdir?

Uzay varlıkları. Uzayda kendi evleri denebilecek bir yerleri var. Evrimlerine devam ediyorlar. Yaratıcı tanrılar. Canlı yaratabiliyorlar, ama yarattıkları hayata değer vermedikleri düşüncesiyle onları yaratıcı tanrılar kulübünden atmak isteyenler var. Ama Baş Yaratıcı'nın evreninde, burada, her şey sevgidir. Her şey sevgi olduğu için, çok, pek çok ders öğrenilir. İşte bu varlıklar daha önce buraya gelen, hikayeleri eski metinlerinizde bulunan uzay varlıklarıdır; buraya gelip bir savaş yaptılar ve kazandılar. Buraya geldiler çünkü burayı kendi bazı nedenleri için istiyorlardı. .. Pek çok neden için.

Maden kazıları yaptılar. Yapmak istedikleri şeylerden biri Dünya'nın içini keşfetmek, Dünya'nın içinde ne olduğunu öğrenmekti. Gezegeniniz üzerindeki eğitiminizle ilgili çok ilginç şeylerden biri, Dünya'nın içinde gerçekleştirilen faaliyetlerin ve bunlarla ilgili bilgilerin üniversite sistemlerinde gündeme getirilmiyor oluşudur. Bu çok gizli bir bilimdir; iç Dünya bilimi. Oldukça şok edici bir bilim. Bu varlıkların çok gelişmiş makineleri vardır ve Dünya'nın içinde tünel sistemleri oluşturmuş, veya mevcut tünel sistemlerine eklentiler yapmışlardır. Çok iyi tünel açıcıdırlar. Dünya'nızın yüzeyi altında çok, pek çok sistemler inşa etmişlerdir. Bu varlıklar sahne arkasında çalışmayı severler. Sizin tabirinizle hümanoit değillerdir. Farklı bir moleküler oluşum tasarımları vardır. Bazıları yapı olarak sürüngen diye tanımlanabilir ve bu yüzden kertenkele olarak da isimlendirilirler. Şu anda toplumunuza bakacak olursanız bir şeyin farkına varacaksınız.. . Televizyon şovlarınızın bazıları... Çocuklarınızın oynadığı bazı oyuncaklar.. . Bu varlıkların dönüşüyle, tekrar toplumunuzun karşısına çıkışıyla ilişkili. Sürüngen atalarınızla karşılaşmaya hazırlık için çok incelikli bir program yürütülüyor.

Geçmişte çeşitli nedenlerle bu gezegeni almak için geldiler. Bir besin kaynağı oluşturmak üzere frekansları şekillendirmeye çalıştılar, Dünya'nın içini keşfetmeye yönelik kazılar yaptılar ve iç bölümde bir kontrol üssü oluşturdular ve sonra Dünya'yla oynamak için başka şeyler yaptılar. Tüm bir nesli etkileyerek inançlarının yörüngesini değiştirme amaçlı olaylar yarattılar. Başlıca pek çok dinin veya bu dinlerdeki saptırmaların arkasında onlar vardır. Çok ilginç karakterlerdir.


Soru: Kontrolü yitiriyorlar mı?

Şöyle söyleyelim... Kontrolü yitirdiklerini düşünmüyorlar. Anlıyor musunuz? Çünkü ışık bu gezegende oldukça küçümseniyor, kesinlikle. Gezegeninizdeki dramanın yapısı oldukça ilginç. Ne zaman mevcut bir sistemde bir frekans değişikliği olsa veya ne zaman mevcut bir sistem değişmek üzere olsa, ne zaman bir sistemin varlığını oluşturan fikir veya kavramlar daha büyük bir resme doğru dönüşüm halinde olsa ve sistemin sakinleri önemli bir gelişimin eşiğinde olsa, sistemden yayılan belirli bir manyetizma vardır. O manyetizma, o sistemle teması olmuş olan tüm enerjileri sisteme geri çeker ki, sistemle ilişkili tüm o enerjiler de evrimde veya gelişim sürecinde yer alabilsin. İşte bu yaratıklar, eski zamanların bu yaratıcı tanrıları plan gereği buraya geri çekiliyorlar. Buna katılmaları gerekiyor. Frekanslarının değişeceğini anlamak zorundalar. Buna direniyorlar, tıpkı pek çok insanın bu değişime direniyor oluşu gibi. Ama hepsi kendi gerçekliğini yaratıyor. Şunu söyleyelim ki, bu varlıklar, son 300.000 yılınızın yaratıcı tanrıları, onları kimin yarattığını unuttular! Kendi tanrılarını unuttular. Işık ailesinin üyeleri olarak yargılayıcı olmamalısınız. Göreviniz kavramak, ve göreviniz kavrayışı gezegene çekmek... Sadece anlama yoluyla bir enerji dengesi oluşturmak ve yaratma gücü meydana getirmek.

...

[ç.n.: devam edecek

Pleiades Öğretileri (Bringers of the Dawn)_3
[önceki kısmın devamı]

Soru: Bizim de burada olduğumuzu ve başka bir seviyede savaşı bizim kazandığımızı biliyorlar mı?

Evet, ama çok zeki olmalarına rağmen sizi küçümsüyorlar. Tüm zekalarına rağmen kör nokta denebilecek alanları var. Anlıyor musunuz? O kadar güç tutkunular ki kendi aralarında savaşıyorlar.


Soru: Ama bizim burada olduğumuzu bildiklerine göre, gücümüzü ortadan kaldırmaya çalışmak istemezler mi? Veya bizden korkuyorlar mı? Yoksa bizimle savaşmak mı istiyorlar?

Toplumunuza bakın, toplumunuz ne yapıyor? Sizi güçlendirmeye mi çalışıyorlar, yoksa güçsüzleştirmeye mi?


Soran: Güçsüzleştirmeye.

O halde sorduğun sorunun yanıtı ne olabilir dersin? Bu varlıkların devlet ve din kurumlarına ve eğitim sistemlerine sızdığını da bilerek?

ABD zorlu bir yolculuğa başlamak üzere. Anayasanızın askıya alınması, pek çok haktan mahrum kalma olasılığı var. Neden? Çünkü insanlar çok ama çok duyarsız. Bu kadar duyarsız olan ışık ailesi değil. Siz sistem bozucularsınız. Duyarsız olan nüfusun geri kalanı. Arkalarına yaslanıp hiçbirşey yapmamak istiyorlar. Televizyon ve radyo yoluyla, mevcut DNA etrafında statik yaratmak için tasarlanmış şeyler yoluyla, frekans kontrolü altında güçsüzleştiriliyorlar.


Soru: Evet, ama ben bizden, ışık varlıklarından bahsediyordum. ..

Kendi gerçekliğinizi yaratıyorsunuz. Hiçbir kertenkele sizin gerçekliğinizi yaratmıyor. Anlıyor musunuz?


Soru: Evet, anlıyorum. Ama yine de eğer güçlü olduğumuzu biliyorlarsa bizi burada istemezler. Onlardan korkmuyorum. Bizim çok daha güçlü olduğumuzu hissediyorum. Ama bunu onlar da bir şekilde bilmiyorlar mı?

Işık ailesinin insan nüfusu içinde, insan draması içinde temsilcileri olduğu gibi, sürüngen draması içinde de versiyonları vardır. Herşeyin evrim geçirmesi gerekiyor! Baş Yaratıcı'yı hatırlıyor musunuz? İlk emri? "Gidin ve yaratın ve yarattıklarınızı bana getirin." Baş Yaratıcı herşeyin içindedir. İşte, sizin bu insan draması içinde insan olarak evrim geçirmeyi seçmeniz gibi, sürüngen draması içinde yer alan ve sistemi o taraftan açan versiyonlarını z da var. Grilerin draması içinde, tüm insanların dramaları içinde, bu zamandaki tüm oyuncuların dramaları içinde... Çünkü herkes frekans değişiminden geçmek zorunda, çünkü eski frekans devam etmeyecek. Eski frekans artık mevcut değil zaten. Gezegeninizde herşeyin parçalanıp dökülmeye başlamasının nedeni bu. İstikrar olmamasının nedeni bu, çünkü bir süre sonra yeni bir düzen ortaya çıkacak.

Işık ailesinin üyeleri olarak, yeni düzeni getirmek için bu kaosa siz neden oluyorsunuz. Anlıyor musunuz? Ve eğer titreşiminiz korku titreşimiyse, bu korkunun ne korkusu veya nasıl bir korku olduğunun önemi yoktur. Eğer korkuyla titreşirseniz, kural bir: korku titreşimi içinde değilmişsiniz gibi yapmanız sizin lehinize olmaz. Korktuğunuzun farkına varırsanız, yapacağınız ilk şey bunu kabul etmektir. "Bu korku aklımı alıyor". "Bundan korkuyorum." Sonra bunun üzerinde çalışmaya başlayabilirsiniz. Çünkü enerji çok arttığında ve şiddetlendiğinde, özellikle de gelişkin bir DNA ile çalışma yapıyorsanız ve gelişmiş bir sisteminiz varsa, duygusal enerji yüklediğiniz şeyleri çok hızlı bir şekilde yaratırsınız.


Soru: Gerçekliğimi sadece yaratmaktan ziyade, gerçekliğimin kendisi olduğumu hissediyorum. Ve dışarıdaki her şey de benim bir parçam. Yani siz kertişlerden bahsettiğinizde, sürüngen beynimle tam olarak bütünleşmemiş olduğum anlamına mı geliyor bu?

Evet.


Ve ayrıca burada bazılarımız, bedenlerimizi hareket eden şeylerden ziyade hareketin kendisi olarak algıladığımız bir süreçteyiz. Duyular ötesi denebilecek bu süreç üzerinde çalışırken ve ne tür etkilerin ortaya çıktığını izlerken, pek çok zaman çok derin iç deneyimler meydana geliyor; henüz gerçekleşmemiş olasılıkların deneyimlenmesi. Bu, bahsettiğiniz sarmallarla mı ilişkili?

Bunlar ışık kodlu iplikçikler üzerindeki bilgilerdir. Bedeninizdeki ışık kodlu iplikçikleriniz üzerinde evreninizin tarihi mevcuttur. Kendinizi geliştirmeye başladıkça, dramalarınızı geride bırakmaya başladıkça, bilginin dışarıdan sizinle temasa geçmesine izin vermeye başladıkça, her geçen gün sessizliği deneyimlemeniz gerekiyor. Her gün sükuneti deneyimlemezseniz ve meditasyona / iletişime geçmezseniz, elde edeceğiniz bilgi çok fazla olmaz. Bunu yapmalı ve bilgi almayı sürekli hale getirmelisiniz. O zaman hikayenizi, varlığınızın hikayesini, evreninizin hikayesini kabul etmeye başlayacaksınız. Şimdi, ışık ailesinin üyeleri olarak, gezegene göstereceğiniz şey, hiçbirşeyden ayrı olmadığınız, hepinizin bir olduğudur. Hepiniz Yaratıcı'nın özünün parçalarısınız.

Elbette gezegeninizde çeşitli güçlü insanlar ve çeşitli insan ırkları birbirinden ayrık bir şekilde faaliyette bulunuyor. Bir keresinde bir başkanınız vardı, Reagan adında zeki bir adam; "Bir yerde ortak bir düşmanımız olması durumunda belki de tüm insanlık birleşecektir" gibi birşey söylemişti. Doğru hatırlıyorsak bu 1988 yılında yaptığı bir konuşmada geçmişti. Hikayenin bundan çok daha büyük olduğunu söyleyelim. Bu, tüm Varoluşun tüm Varoluş için birleşmesi ve işbirliği içinde çalışması içindir. Ve bunun için, Dünya denen yer bir kez daha asıl planına dönüyor: inanılmaz bir uyumluluk ve frekansa sahip, galaksiler arası bir bilgi alışveriş merkezi.


Soru: Diğer celselere ait kasetlerde, piramitler veya Peru gibi kutsal yerlere gidilmesini tavsiye edişinizi dinledim. Bu iç çalışmaları yaparken bu yerlere gitmek gerçekten gerekli mi? Bunun dışarıdan tetiklenmesi yerine içeriden kendi kendine ortaya çıkmasına izin vermemiz yeterli olur mu?

Bir yerlere gitmeniz gerekli değil. Diğer bir deyişle, eğer kutsal bir yere hiç gitmezseniz ve zamanınızı hep arka bahçede geçirirseniz, bu sizin süreci kaçıracağınız anlamına gelmez. Tüm deneyimlemeniz gereken, deneyimlemek istediğiniz şeyin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koyma niyeti ve yeteneği, hafıza bankalarınızı açma, hafızayı etkinleştirme, ve bu yerlere gitmiş diğerlerinin frekansını paylaşma niyetidir. Diğer bir deyişle, verilerin taşlara kodlandığı yerlere giden yeterli sayıda insan var. Gezegeninizin hikayesi ve taşın frekansı. Bu, gezegeninizde en azından resmen kabul edilmeyen bir bilgi frekansıdır. Ve beden de, alıcı bir duruma geçtiğinde bu tür bilgileri alabilir. Pek çok zaman insanların, ziyaret ettikleri yerlere çok ilginç tepkiler vermelerinin nedeni budur. Bölgenin tarihinin frekansını hissediyorlar.

Ayrıca, bölgelerin taşlarında depolanmış olan enerjiyi ve bilgiyi hissediyorlar. O bölgelerin taşlarının hepsi genellikle granit, ve granit içindeki kristal yapılardan oluşur. Bazıları da elbette suyun eritme gücüne karşı bir koruma olarak kireçtaşındandır. Hikaye taşa, taşın kendisine işlenmiştir. Taş, ses çıkaran cihazlarla işlenir, beslenir. İnsanlar frekans koruyucusunun rolünü anlıyorlardı. Eğer Mısır'a giderseniz ve duvarlardaki oymalara bakarsanız, tuhaf bir pozisyonda oturan bir insan göreceksiniz, bir yarısı bir tarafa, diğer yarısı ise diğer tarafa bakıyor ve elleri kafasının üzerinde. Ellerinin arasında şimşek denebilecek biz zik-zak var. O bir frekans koruyucusu. Bu oyma, o bireyin belirli frekanslara ulaşıp o frekansları yayabildiğini, ve bilgi yoluyla belirli yapılar meydana getirebildiğini göstermektedir. Bu bilgi yalnızca yazılı haldeki bilgiler değil, erişilen frekansın sağladığı bilgilerdir. İşte bu yerlere gittiğinizde bunları görürsünüz.

İlginç şeylerden biri de, hala yüzeyin altında olan veya hala boyut birleşiminin meydana gelmesini bekleyen çok sayıda kutsal mekanların mevcut olmasıdır. ABD'de, bu bölgede yaşamış olan, kalıntılarını bırakan çok sayıda eski medeniyet olmuştur. Bu kalıntılar çok zeki bir şekilde ve kasıtlı bir şekilde gömülmüştür ve önümüzdeki 20 yıl boyunca yüzeye çıkmaya başlayacaktır. Pek çok yeni keşifler gerçekleştirilecek, kayıtlı tarihiniz boyunca görülmemiş kadar çok sayıda keşif. Pek çoğu ortaya çıkarıldı bile. Özellikle bu yıl Mısır bölgesinde. Oradaki enerjiyi ortaya çıkarmak için çok sayıda kişi gitti, ama tüm bunlar gizli tutuldu. Keşfedilen diğer bir yer de Peru'da yeraltına giden bir tünel sistemiydi. Titikaka Gölü bölgesinde kuş insanlar tarafından yaratılmış çok eski bir medeniyet vardı. Pek çok katmanın altında gömülü olan bu medeniyet, Mezopotamya'dakilerden çok daha eski.

Gezegeniniz istisnai ilginçlikte bir yer. Eğer bilgi edinenlerin bu bilgileri yayma konusunda daha fazla özgürlüğü olsaydı, herkesin tutumları değişirdi, çünkü Dünya'nın sadece hayatta kalmaya çalışılacak bir yer değil, gerçekten sevilecek bir yer olduğunu görürlerdi.

Soru: DNA'mızı kim kontrol ediyor? Görünüşe göre DNA'larımız üzerinde oynayan farklı kaynaklar var. Kendi DNA'mı kendim kontrol etmek istiyorum.

Bu bilgiye uyanır uyanmaz DNA'nızı kendiniz kontrol edersiniz. Görebileceğiniz gibi tüm gezegen öyle bir şekilde kontrol ediliyor ki, gezegene doğumunuzdan itibaren kendi gerçekliğinizin kontrolünün size ait olmadığı, herşeyin tamamen dışsal olduğu, herşeyin sizin söz sahibi olmadığınız birşeye dayalı olduğu öğretiliyor ve bu yönde eğitiliyorsunuz. Yanlış! Herşey üzerinde tam bir kontrolünüz var. Bunu keşfedene kadar ve buna inanana kadar, bu özgür irade bölgesinde herhangi birinin size dilediğini yapabileceği bir duruma geliyorsunuz. Ve masumiyetiniz içinde, DNA'nızın, zekanızın ve diğer pek çok şeyin kontrol edilmesine neden olan şeylere maruz bırakıldınız.

[devam edecek.]

Soru: İşlerlik gösterdiğimiz frekansın ortadan kalkıyor olduğunu söylediniz, yoksa tamamen ortadan kalktı mı?

Bu frekans halen deliniyor. İnsanlık deneyini sınırlandıran frekansı bir radyo istasyonu olarak düşünün. 300.000 yıldır aynı eski şarkıları dinleterek İnsanlık deneyini etki altında tutan bir radyo istasyonu var. Ama insanlık farklı bir istasyon dinlemek üzere istasyonu değiştiremiyordu, anlıyor musunuz? Sürekli aynı frekans yayınlanıyordu. Gezegeninizi yalıtan karantina denebilecek şeyi yaratan etki budur.

Baş Yaratıcı ve asıl tasarımcılar tarafından yayılan yaratıcı kozmik ışınlar bu frekans yalıtımını delmekte ve Dünya'yı bombardımana tutmaktadır. Fakat bu ışınların etkili olabilmesi için bunları alacak birileri gerekir. Bu yaratıcı kozmik ışınları algılayabilecek birileri olmazsa, bu ışınlar kaos, yıkım ve şaşkınlık yaratır. İşte siz, ışık ailesinin üyeleri olarak bilgi ışınlarını almak, bilgiyi, yeni yaşam tarzını ve yeni frekansı insanlığın geri kalanına yaymak ve böylece tüm gezegeni ve gezegendeki paradigmayı değiştirmek üzere bu sisteme geldiniz.


Soru: Bu bilgiyi almak için 10., 11. ve 12. çakralara gidemez miyiz?

Hazır olduğunuzda içinizde gelişecek. Özellikle de duygusal hayatınızdaki iniş çıkışları sona erdirdiğinizde. Görüyorsunuz ya, tüm bunlarda anahtar duygudur. İnsan varlıkları olarak sizi ruhsal benliğinize eriştirmesi için duyguya ihtiyacınız var. Ruhsallığı anlamak için duygu esastır. Duygu hissedişi meydana getirir. Hissediş, bedenin üçüncü merkezidir, enerjinin durduğu merkez.

Kadınlarda hissediş merkezi varlığını sürdürmüştür çünkü kadınlar gezegene doğumu getirmiştir. Bu nedenle yaşam boyunca hissedişle bağlantılıydılar. Anlıyor musunuz? Erkekler hayatla bağlantılarını büyük ölçüde kestiler, hem de o kadar kestiler ki, çoğu toplumda erkekler mevcut değildi. Hayat süreciyle bağlantılarını kopardılar. Yeni hayatın gelişi olan doğumda bulunmuyorlardı . Onlar için savaşmak çok kolay hale geldi çünkü hayat sürecine doğrudan katılmıyorlardı . Elbette kadınlar savaşlara katılımda çok daha zorlu zamanlar yaşıyorlardı çünkü hissediş merkeziyle ve doğurma süreciyle yakından ilgiliydiler. Hissediş merkezi insan türünün tamamında büyük ölçüde azaldı.

Hayatta kalma, para, yiyecek, barınma yeri konularındaki anlayışınızı berraklaştırdığınızda, size ihtiyaç duyduklarınızın verildiğini anladığınızda, sadece bilme yoluyla ihtiyaçlarınız karşılanır. Cinsellik frekansını ve bu gezegende size sunulan cinsellik sapmalarını anlamaya başladığınızda, sevgilileriniz, kocalarınız, çocuklarınız ve ailenizle ilgili dramalar yoluyla tüm bu şeyleri yaşadığınızda, herşeyi ilahi bir plan olarak görmeye başladığınızda, tüm sarmalın ve ilgili tüm enerji merkezlerinin bilgisine erişmeye başlayacaksınız. Hikaye size açılmaya başlayacak, çünkü buna niyet ediyorsunuz. Bunun kararını vereceksiniz. Bunu içinize koyacaksınız. Anlıyor musunuz?


Soru: Kertişlerle ilgili olarak hologramlar yarattıklarını mı söylemiştiniz?

Ahh, burada bizi biri dinlemiş. Zekisin. Ortaya birşey attığımızda birinin onu kavradığını görmeyi çok seviyoruz. Ne tür hologramlar mı yarattılar?


Soru: Aynen öyle. Bunu biraz açar mısınız? Benim anladığım kadarıyla herşey bir hologram... Tüm bunlar bir sapma mı? Sorumun ikinci kısmı ise Bill Cooper'ın verdiği bilgiler hakkında. Devlet yetkililerine İsa'nın çarmıha gerilişinin bir hologramının gösterildiğini söylüyor. Çarmıha gerilme sahte miydi?

Pekala. Burada size biraz arkaplan bilgisi verelim ve sonra kendiniz karar verin. Hepinize öğretmek istediğimiz birşey var ve buna karar vermek size kalmış. Biz size bilgi veriyoruz, o bilgiyle ne yapacağınız size kalıyor. Sizin hayatınızın sorumluluğu size ait, bize değil.

Son yüzyıl boyunca gezegeniniz teknolojisiyle çok modern bir hale geldi, değil mi? Bu teknolojilerin nereden geldiğini merak ediyor musunuz hiç? Gezegeninizin dışından gelen pek çok armağan ve pek çok etki olduğunu, bunların gizli tutulduğunu söyleyelim. Elbette gezegeninize çok farklı yollarla bazı bilgiler getirildi ve teknolojiler de yaşam tarzlarında değişiklikler meydana getirdi.

Yaşam tarzlarındaki değişiliklerden biri sinemalardır. Film denen endüstri yoluyla gezegene düşünceyi etkilemenin yepyeni bir yolu getirilmiş oldu, öyle değil mi? Bunun bir kısmı eğlence için, bir kısmı eğitim içindir ve bir kısmı da tamamen beyin yıkama için. Anlıyor musunuz? Neyin ne olduğuna karar vermek size bağlı.

Kontrol edilen, frekans kontrolü altında olan bir toplum olarak, teknolojiler yaratma yeteneğiniz sınırlı. Daha az kontrol edilen, uzayda daha uzaklara gidebilen veya daha büyük seyahatler yapabilen ve daha fazla sistemler arası alışveriş yapabilen bir toplumda, teknolojik gelişmeler oldukça hayret verici boyuttadır. Tıpkı sizin gezegeninizde sahip olduğunuz film endüstrisi gibi, uzayda, evrende, holografi endüstrisi olan zeki toplumlar vardır. Ve onlar holografik sahneler yaratırlar. Gerçek gibi görünen dramalar üretirler. Ve portallar yoluyla bu dramaları sizin gerçekliğinize koyarlar. Bu uzay varlıkları çok uzun bir zamandan beri, yüzbinlerce yıldan beri etrafınızda olduğu için ve insanoğlunun frekansları kontrol edildiği için, insanlığı kandırmak çok kolaydır. Değil mi? Gerçekten çok kolay.

Bir boyut geçidi olarak, gezegenize bir giriş kapısı olarak, belirli enerjilerin medeniyeti bulmasının bir yolu olarak Orda Doğu'daki portaldan bahsettik.

Burada birşeyi netliğe kavuşturalım. Bir gezegen küresinden ayrıldığınızda ve uzayın içlerine gittiğinizde, belirli bilinç bölgelerini geçtiğinizde, o gezegene aynı zaman periyodunda, veya aradığınız zaman koridorunda, özellikle de terk ettiğiniz zaman koridorunda dönmek için uygun portalı bulmanız gerekir. Biliminiz, uzaya yaptığı çıkışların bazılarında bunu keşfetti. Gezegen dışı varlıkların yardımı olmadan, uzay programınız asla bir yere varamazdı, çünkü dönmek için portalı bulmanız gerekir. Farklı yerlerde farklı portallar vardır. Portalı bulamadıkları için uzayda kaybolmuş varlıklar olmuştur. Bir gezegene gittiğinizde de aynı şey geçerlidir. Eğer portalı bulmazsanız, o gezegenin sakinlerinin zaman koridoruyla boyutsal birleşiminizi sağlayacak portaldan geçmezseniz, hiçbirşey mevcut değilmiş gibi görünen çok ıssız ve boş bir yere girebilirsiniz. Anlıyor musunuz? Sistemler bu şekilde kilitli tutulur, saldırılmaktan ve el konulmaktan bu şekilde korunur. Bunlar size birşeyler ifade ediyor mu?

Güneydeki kıtada portallar var, Kuzey Amerika kıtasında portallar var, elbette Asya, Çin üzerinde portallar var, ve şu anda tartışmakta olduğumuz çok büyük portal da Orta Doğu'da... Devasa bir portal. Zihinleri, halkın inançlarını etkilemek için pek çok holografik eklentiler, dramalar bu portaldan yerleştirilmiştir. Dikkat edin, Orta Doğu portalı, krizin ortasındaki portal olarak ve üzerinde savaşılan portal olarak, holografik eklentiler için başlıca portaldır. Bir inanç sisteminin bu kaotik dünyayı değiştirmesi, girip herkesi farklı bir yönde harekete sevk etmesi için temel bir portal. Gezegeninizde bu tür olaylar olmaya başladığınızda hissediş merkezlerinizin farkında olun.


Soru: O halde bize Orta Doğu'daki bir holografik eklenti olayı örneği verebilir misiniz?

Pekala... İsa'nın çarmıha gerilmesi.


Soru: Aslında öyle birşey olmadı mı?

O şekilde olmadı... Diğer bir deyişle, paralel bir gerçeklikte oldu. Meshedilmiş olanın oyuna girdiği gerçeklikte, yani meydana gelen ve tarihsel olarak size aktarılan gerçeklikte değil. Bu, holografik bir eklenti örneğidir. Diğer bir deyişle, bu varlığın hayatının bir versiyonu şekillendirildi, holografik bir film halinde tasarlandı ve yerleştirilip gerçekmiş gibi oynatıldı.

Şimdi, neden sistemi bozmak için buraya geldiğinizi anlamaya başlıyor musunuz? Frekans kontrolünün ne kadar karmaşık olduğunu anlıyor musunuz? Gerçeğin ne kadar ince ve hassas olduğunu anlıyor musunuz? Eğer birbirleriyle uyumlanmaya başlarlarsa, gerçeklik kontrolünün insanlık için ne kadar erişilebilir olduğunu anlıyor musunuz? İhtiyaç duydukları herşey sağlanacak gibi, buna inanarak hareket etmeye başlarlarsa? Zihinleriyle yaratmaya başlarlarsa?

En çok istediğimiz şey, ışık ailesinin üyeleri olarak insanları özgürleştirmeyi başardığınızı görmektir.


Soru: Siz Pleyadeslilerin bize ne tür hologramlar sunduğunu öğrenmek istiyorum.

Çok zekisin!


Soran: Bu oyunu herkes oynuyor sanırım!

Elbette! Evet, elbette. Çünkü, hatırlayın, bu bir özgür irade bölgesi. Eğer bir özgür irade bölgesinde olduğunuzu hatırlayabilirseniz -soruya hemen döneceğiz- rahatlayabilirsiniz . Size hiçbirşey olmayacak, çünkü kendi kontrolünüz sizin elinizde. Bunu yaşamazsanız, buna inanmazsanız kontrolünüz sizin elinizden çıkar.

Pekala, bizim kendi zekamızla neler yaptığımızı öğrenmek istiyorsunuz. DNA'larımızı verme olayında vardık; biz değil, atalarımız, asıl planlayıcılara bilgi -DNA- verdiler. Son 300.000 yıldır Dünya'nın bir frekans kontrolü altında tutuluyor olmasından çok etkilendik. Bu bizi gerçekten üzdü. Şu anda pek çok galaksi stres ve sıkıntı altında, çünkü görünüşe göre bir karşıtlık savaşı var... Kutupların savaşı... Beyaz tişörtlüler ve koyu tişörtlüler, iyi adamlar ve kötü adamlar, bilgi getiren ışık güçleri, ve bilgiyi, hikayeyi gizleyen karanlığın güçleri. Karanlığın güçleri işte budur... Gerçeği söylemezler.

Tüm bu durumlar bir frekans değişimi, bir gelişim ihtiyacı, bir büyüme ihtiyacı doğuruyor. Son 300.000 yıldır, Pleyadesliler olarak biz (ama bizim grubumuz değil, biz yeni bir deneyiz), atalarımız, gezegeninizde kendi faaliyetlerini yürüttüler, farklı kültürlere, farklı gruplara bir tarih ve bir hafıza getirdiler. Biz, yaratıcı süreçte, bir kuş varlıkları ailesinden gelen enerjilerle ilişkiliyiz. Gezegeninizin eski tarihini incelerseniz, tıpkı kertişlerin tarihinizin bir parçası olması gibi, kuş adamların, kuş tanrıların da tarihinizin bir parçası olduğunu göreceksiniz. Biz bu gezegende pek çok farklı yerde kuş bilincinin evrimini temsil ediyoruz, destekliyoruz ve kılavuzluğunu yapıyoruz. Ve bizim holografik eklentilerimiz denebilecek şeyler, onların dramaları etrafında şekillendirilmektedir. Anlıyor musunuz?


Soru: Sizin hologramlarınızın, bir ışık taşıyıcısı olarak kuş sembolünü getirdiğini mi söylüyorsunuz?

Sadece iki sarmala sahip oldukları halde Dünya'yı anlama konusunda bir perspektif edinmiş olan kültürlerinize bakarsanız, uzaydan gelen varlıklar vardır, farklı kültürlerle farklı şekillerde çalışan varlıklar, Kuşların enerjilerini kullanan kanatlı varlıklar. Güney kıtanıza bakabilirsiniz, Güney Amerika'ya. Kuzey Amerika'daki Yerlilerin kıtasına bakabilirsiniz. Mısır'da duvarlardaki çizimlere bakabilirsiniz. Gittiğiniz her yerde kuşların işaretlerini ve sürüngenlerin işaretlerini görebilirsiniz. Hikayeyi daha da eskiye götürecek olursak, Kuşların ve Sürüngenlerin birlikte çalıştığı bir zaman bile vardı.

Sonra Sürüngenler Kuşlarla savaştı. Hikaye sadece Sürüngenler ve Kuşlar'dan çok daha büyüktür, ama bu noktada bilgiyi kavrama yeteneğiniz bakımından, anlayabileceğiniz en kolay şekilde konuşuyoruz. Resim büyüdükçe ve resmi kavradıkça daha büyük hikayeye ulaşırsınız, çünkü tarihi hatırlarsınız.


Soru: Söylediklerinizden, bunların gerçek ziyaretler mi, yoksa holografik eklentiler mi olduğunu net olarak anlayamadım.

Bazıları holografik deneyimlerdi. Büyük bir grubu etkilemek istediklerinde, özellikle gökte bir şey görme...


Soru: Yani bir UFO holografik olabilir mi?

Elbette olabilir. Ama bazen de öğretmenler gelip çalışma yapmışlardır, bazen sizin deyişinizle bir fiziksel beden içinde. Ve bazen tek bir bireyin aynı anda pek çok farklı kültürde, çeşitli biçimlerde eşzamanlı holografik eklentileri gerçekleştirilmiştir. Dünyanızın birbirleriyle teması olmayan farklı köşelerinde bazı tanrılarınızın paralelleri olmasının nedeni budur.

Gördüğünüz gibi burada olan şeyler çok karmaşıktır. Bazılarınız ufoloji konusunda incelemeler yaptı. Bu alandakiler birbirleriyle kavga yapıp birbirlerinde kusur bulmayı seviyorlar. Birbirlerini gözden düşürmeyi, tartışmayı, kaos ve kafa karışıklığı yaratmayı seviyorlar. Bazıları bu UFO şeyinin daha çok bir fenomen gibi olduğunu anlamaya başladı. Görüyorsanız ya, UFO bilimindeki sorunun bir parçası, kendilerini bu paradigmadan çıkaramıyor olmalarıdır. Herşeyi mutlaka kendi deneyimlerine göre açıklamaya çalışıyorlar; UFO'ların ne olduklarını ve farklı kanunları anlamak için paralel veya tamamen farklı deneylere bakmıyorlar.

Yugoslavya'da şu sıralar görülen şeylerin pek çoğu da holografik eklentilerdir. Şimdi holografik bir eklentinin ne olduğunu anlıyor musunuz?


Soru: Fatima'daki çocuklara görünenler?

Evet, holografik bir eklenti.


Soru: Bu hologramları kim gönderiyor?

Evet, soru bu. Bunları kim gönderiyor?


Soru: Bunları kimin gönderdiğini tespit etmek temel olarak bize mi kalıyor yani?

Evet! Anlıyorsunuz ya, size "Bu iyi, bu kötü, şuraya gitmeyin, şunu yapmayın" demek vs bizim görevimiz değil. Ama büyük "yapmayın"larımızdan birini size söylüyoruz; televizyon seyretmeyin. Gelişmek istiyorsanız, evinizde bir televizyonunuz olmasını bile istemezsiniz. Anlıyor musunuz? Eğer televizyonunuz varsa, fişini çekin, çünkü frekanslarınızı tekrar, tekrar ve tekrar sınırlandırıyor, kilitliyor. Anlıyor musunuz? İşte bu bir "yapma". Ve bu bir ipucu. Bu tavsiyeyi izlerseniz, çok daha hızlı ilerleyebileceğinizi söylüyoruz.

Bizim yaptığımız şey, size hikayeyi vermek, veya hikayenin parçalarını verip kalanını kendinizin akıl yürüterek kavramasına izin vermektir, ve size realitenizle nasıl başa çıkacağınıza dair yöntemler öğretiyoruz. Sonra bunu yapmanız için sizi serbest bırakıyoruz. Anlıyor musunuz? Bunu kendi başınıza yapmanızı, kendi planınızı oluşturmanızı teşvik ediyoruz.

Herhangi bir şeyi tespit etmenin en iyi yolu, hissediş merkezini kontrol etmek ve onunla ilgili ne hissettiğinize bakmaktır. Eğer oraya bakmaya başlarsanız, hissetme merkeziniz her zaman size açıklıkla yanıt verecektir. Zihnin kararları vermede denetime geçmek isteyen parçalarını sakinleştirmek ve kararların ve algıların gerçekleştirildiği yerin hissediş merkezi olmasına izin vermekte zorluk yaşayabilirsiniz. Buna izin vermelisiniz çünkü eğer bu hissediş merkezlerini anlarsanız, yanlış yöne gidemezsiniz. Eğer tamamen paranoitseniz, eğer pek çok savunma cephesi oluşturuyorsanız, hissediş merkeziniz sizin lehinize çalışmayacaktır. İşe yaramaktan ziyade size daha fazla sorun çıkaracaktır.

...

Çeviri: Bozadi
 

bozadi

#1
Teşekkürler sevgili mep. Ve foruma hoşgeldin.

Evet, sanırım bu çeviriyi budur.com'daki tartışmalar sürecinde yapmıştım. Bugünlerde biraz yoğunluğum var. İlk müsait vaktimde, eğer o metnin devamını bulursam, buraya parça parça eklemeye devam edebilirim.

isiklidusler

#2
hoşgeldiniz sevgili mep;

bu içeriğin ve kanallamanın kitaplaştırılmış haline, (ne kadarına bilmiyorum ama bir kısmına) internetten (bütün oalrakta) erişilebiliyor sanırım;
eklemek isterim;
ama bu içeriklerde griler/drakolar ve fatima gibi ifadeler gördüğümü sanmıyorum; hatırlamıyorum- teşekkürler;

http://kasyopyadeneyi.tr.gg/Pleyades--Oe-%26%23287%3Bretileri-1.htm
http://www.kosulsuz-sevgi.com/kategori/kanal-mesajlari/pleiades-mesajlari/barbara-marciniak/
 

maiterya

#3
güzel bilgiler,kitaplardaki bilgilerle aynı galiba,teşekkürler emeği geçenlere.
bir sorum olacak..
İsa hakkında söylediklerinden böyle bir varlığın yaşadığını ama çarmıha gerilme hikayesini holgrafik olarak
başka bir gerçeklikte yaratılıp yeryüzünde oynatıldığı sonucunu çıkardım doğrumudur ?
 

isiklidusler

#4
onu bilmem ama heykelinin parmağı(başparmağı) kopmuş;

http://habersizkalma.org/2014/04/07/hz-isa-icin-paratonerli-ilginc-calisma/?imgId=5

bugün, az önce tesadüfen İsa ile ilgili iki konuya/yazıya rastladım internette; biri bu ve diğeri de şu,,

http://www.sonsuzsifa.com/blog/ilginchaber/darbeciler-icin-hz-isa-savunmasi

yazının alt kısmı ile ilgilenmedim ve ilgilenmiyorum (yorumsuz) ama;
bu "Hazreti İsa Savunması" olayı dikkatimi çekti; Ve tekrar aklıma geldi, Yaşadı-yaşamadı-oldu olmadı; O değildi başkasıydı çarmıha gerilen, Tüm bunları bilmiyoruz; Her neyse gerçekliği de bilmiyoruz-bi çok şeyi;
Aslında şunu düşündüm; Çarmıha gerilme olayı ile ilgili elimizdeki tek verinin İsa'nın sözleri üzerine karmasının affedilmiş olmasının söylenmiş olması gibi bir düşünce;
Yani çarmıha gerilme olayından öğrenebileceğimiz bi şey ve çıkarabileceğimiz bir sonuça varsa o da galiba, başkalarını affetmek ya da başkalarını yargılamamak/durumu yargılammak ve hala başkalarını düşünmek (ve durumdan ders çıkarmaya ve gözlem yapmaya çalışmak ve açık olmak sonucu ) karmaları afetiriyor gibi ya da İsa burda dersini almış ya da vermiş olmalı görünüyor gibi şeyler;
Aslında belk ide cevap dikkatleri buraya yönelndiriyor;
Ve ilginç olanlardan biri de şu; İsanın bu karması geçmişte bir varlığı incittiği için oluşan bir karma; İsa2nı ngeçmiş ide parlak değil yani, İsa da birilerini incitmiş ya da incitmiş olabilir; Ve incitenlerde İsa olabilir (bir gün)
ve aslında çok incinilebilecek bi durumda (çarnıh-linç) hiç incinmeden Tanrısının cezalandırabielceğini düşündüğü insanları düşünerek onların incinmemesini isteyebilir;

---

Pleiades (Şafağı Getirenler) demişken yine şunu eklemeliyim;
Laura'ya Pleiades okuyun denildiğinde Laura; ama o kitapta Jan Darc kazık üzerinde coşkuyla tasvir ediliyor diyor ve
belki de mesele ve vurgu kazığa oturanın kim olduğu ya da kazığa oturmak değilde kazıkta coşkun olmak olabilmek;

Tarih bize diyor ki belki; Çok konuşmayın kazığa oturtulursunuz ya da çarmıha gerilirsiniz; Birileri (olaya/olaylara ve tarihe) bu hikayeyi ve mesajı eklemişse ve insanlığın yönelimini değiştirmek isteyen herkes ya da benzer çaba gösteren bi çok kimse zorlu ölümlerle ve işkencelerle ve tefşirlerle sınanmışsa
bu bize şunu anlatıyor da olabilir; Bu zor bi iş;

Diğerleri de diyor ki tarihi bozarız çarptırız gerçekleri farklı aktarırız, Ve herkes bunlarla ilgilenir;

İlginç bir şekilde isminin ikibin yıl öteye akmasını -erişmesini istiyorsun;
Örneğin İsa'nın önceki enkarnasyonlarından birinde Sokrat olduğu söylenmişti; Sokrat'ın yazılı hiç bir şeyi yok, felsefe gibi bir mirası var, okul-ekol ve bi uslamlama belki; diyalektik;
 

isiklidusler

#5
konuya sadece şunu eklemek istiyorum izninizle;
geçmiş bir yaşamınızın aynı zamanda gelecekteki bir yaşamınız olduğunu düşünür müsünüz? diyor celseler;

ve yine çok izninizle; "konunun öğrecileri" kalıbı;