IŞİD Kobani'ye Bayrak Dikti! Sokak Çatışmaları Başladı (6 Ekim)

Başlatan bozadi, 07 Ekim 2014, 01:47:36

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

6 Ekim 2014

IŞİD, Kobani'ye Bayrak Dikti! Sokak Çatışmaları Başladı


IŞİD Kobani'de iki ayrı noktaya bayrak dikerken merkeze doğru ilerleyişini de sürdürüyor. IŞİD ile YPG arasında sokak çatışmaları başlarken çok sayıda ölü ve yaralı var.




Suriye'nin kuzeyindeki Kürt kenti Kobani'ye saldıran IŞİD üyeleri, kent merkezine bugün itibariyle biraz daha yaklaştı. IŞİD ile YPG güçlerinin Kobani'deki çatışmaları kentin dış mahallelerinde, sokaklarda sürüyor. IŞİD üyeleri ile Kobani'yi savunan YPG'liler sanayi bölgesi olarak bilinen 48. Cadde'de çatışıyor. İki taraftan da çok sayıda ölü ve yaralı var. Son olarak gazeteciler de dahil yaklaşık 300 kişi Kobani'den tahliye edildi. Öte yandan IŞİD iki noktaya da bayrağını dikmiş durumda.

TÜRKİYE SINIRI SİLAH SESLERİ İLE İNLİYOR

Çatışmalar Türkiye sınırındaki Büyükkendirci (Edmenek) mahallesinin hemen karşısında da yoğunlaşmış durumda. Sınıra yakın mesafeden sık sık silah sesleri geliyor.




IŞİD BAYRAĞINI DİKTİ

IŞİD, Kobani'nin doğu girişindeki Kani Arap mahallesinde dört katlı bir binaya bayrak astı.
Kobani merkezi ele geçirmek için çatışmalar sürerken, Türk tankları Mürşitpınar sınır kapısına yakın tepelere konuşlandı.


TÜRK TANKLARI KOBANİ'YE BAKIYOR

Türk tanklarının yönü Kobani tarafına çevrilmiş durumda. Sınıra gidişlerde de yoğun güvenlik önemleri var. Askerler sınırındaki boşaltılan köylere gelenlere gazla müdahale ediyor.


KRİTİK TEPEDE ÇATIŞMA

Kobani Kantonu Dış İlişkiler Sorumlusu İbrahim Kurdo Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada, özellikle Sabah saat 03:00'ten itibaren çatışmaların daha da şiddetlendiğini söylemişti.
Kurdo sabah saatlerinde yaptığı açıklamada "IŞİD hiçbir ilerleme kaydetmiş değil, savunmamız sürüyor" ifadelerini kullanmıştı.





YPG'DEN İNTİHAR SALDIRISI

İç savaşın başından beri ülkedeki protestolar ve ölümler hakkında bilgi geçen Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), kadın bir YPG üyesinin IŞİD'e intihar saldırısı düzenlediği bilgisini geçti. SOHR'un Başkanı Rami Abdürrahman, YPG üyesinin Kobani'nin doğusundaki bir IŞİD mevzisine girip mermisi bitene kadar çatıştığını, ardından üzerindeki bombaları infilak ettirdiğini söyledi. Abdürrahman, saldırıda kaç IŞİD üyesinini öldüğüne dair ellerinde bilgi bulunmadığını belirtti.

Kaynak: haberler.com

beyrutkapı

12 eylülle birlikte Türkiye pkk yı doğurdu. Suriye yıllarca pkk ya destek verdi. İbre Suriye ye dönünce, Suriye de ilk bağımsızlık için bayrak diken Kürtler oldu. Sonra psikopatlar ordusu işid peydah oldu ve hedeflerinden biri belki en önemlisi şimdilik Kürtlerdi... İşidi esada ve şimdi anlıyoruz ki Kürtlere karşı Türkiye besledi, özenle büyüttü.
günün sonunda ortalık toz duman. Herkes kendi bölgesine paçavra dediği bayrakları asmaya başladı. ABD nin nereyi bombaladığı belli değil. Ölen katledilen yuvası dağılan binlerce insan ve resmin gerisinde Israil ve abd var. Dönem dönem tüm piyonlarıyla yeni bir hamle yapıyor bölgede. Bugünlerde eseda karşı Suriye ye girmeye hazırlanan Türkiye de başka bir piyon. Bir bilgisayar oyunu bu, karmaşık gibi görünen tüm hamleleri daha ileri hamleler için hazırlık.
tüm bunların amacı ne? Neye hazırlanıyorlar? Ne yapmak istiyorlar?
elbette yanılıyor olabilirim ama bence amaçları zaten bu durumun ta kendisi. Hedef yok. Hedef şuanki durumu, kaygı ve korku atmosferini sürdürerek insanları bu titreşime sabitlemek. Yani tüm bunların nihai bir amacı yok. Bu senaryoda hep düşmanlar savaşlar ve bir takım kutsal amaçlar uğruna ölecek ve öldürecek birileri olmalı. Ancak bazı sorunlar da var. Şiddetin dozu hep artmalı mesela. Yada sürdürülebilir olmayan yalanlar gibi vs.


ve fakat en büyük hatası kendine hizmetin, sadece görmek istediğini görmesi. Onlar dozu arttırdıkça, evrenin diğer yarısı için de fırsatlar doğuyor. Ve elbette, kan içenler içinde hasat vakti! Şafağında bir sahibi var sevgili karanlık.
 

bozadi

Özellikle Hafız Esad'ın ve bir ölçüde de Beşar Esad'ın Türkiye ile arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı PKK'ya destek vermiş olması kötü olmuş gerçekten. Ayrıntılarını araştırmamış olmakla birlikte, bu konuda yanlış yaptıklarını düşünüyorum. Bu "günaha" rağmen, Esad'ın Suriye'sinin Ortadoğu'daki duruşunun ve İsrail ve ABD'ye karşı aldığı tavrın, bizim ülkemizin devletinin ve hükümetlerinin (dinci veya laik) alageldiği tavırdan her halükarda çok daha onurlu olduğunu düşünüyorum. Özellikle de son birkaç yılda Suriye'ye ve Esad'a karşı yürütülen linç operasyonu karşısında İran, Rusya, Çin gibi ülkelerin de desteğiyle gösterilen olağanüstü direnç ve karşı mücadeleden dolayı.

Terörün, şiddetin amacının insanların dikkatini bu yıkımlara çekip insanların frekanslarını düşürmeye, onları korkutmaya ve sindirmeye çalışmak olduğu konusunda tamamen katılıyorum beyrutkapı. "Hedef" konusunda, benim zihnimdeki yanıt, insanların, insanlığın, yani gezegenin tam kontrolünü ellerine geçirmek olarak görüyorum. Bunun için çok uzun zamandır epeyce mesai yapıyorlar. Bunun ciddiye alınması gereken birşey olduğunu düşünüyorum şahsen. Çünkü bu amacı zaten ciddi ölçüde gerçekleştirmiş durumdalar. Evrenin bize yardım ediyor ve edecek olması, halen bu şiddetli KH kontrolü altında yaşıyor olduğumuz ve bu kontrolün mutlaklaştırılma çabasına kaçınılmaz bir şekilde muhatap olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor bence. Ama bu realitenin farkında olma gereksinimi, farklı ve daha aşkın realitelerin de farkında olunmasına bir engel değil elbette. Hatta, farklı (BH) realitelerin bilinmesi, tadılması, benimsenmesi olmadan, bu KH realitesinde yapıcı bir şekilde ayakta kalmak ve ona karşı pozitifliği besleyip büyütmeye çalışmak mümkün olamaz. Ama ben kendi açımdan böyle bir denge gözlemliyorum: KH realitesinin ne kadar bilinçli bir şekilde farkındaysan ve yüzleşiyorsan, BH motivaysonun da o kadar güçlü olabiliyor (eğilim o yöndeyse tabi). Bizi uykuda tutan, derin BH bilincimizi ve kudretimizi ortaya çıkarmaktan alıkoyan başlıca faktör, karşı karşıya olduğumuz KH realitesiyle tam olarak yüzleşemiyor olmamız. "Yüzleşememek" derken, bunu yapmaktan "korkmaktan" bahsetmiyorum temelde. Durumun ciddiyetinin derecesinin farkına varamamaktan bahsediyorum daha çok, ki hepimiz bu sorunu deneyimliyoruz.

Savaş realitesi ciddi bir ruhsal uyandırıcılık potansiyeline sahip olabiliyor. Kurtuluş Savaşı "mucizesi" bu şekilde gerçekleşti gibi düşünüyorum. Savaşın ateşi, ruhlarımızı arındıran bir niteliğe sahip olabiliyor (ruhların arınması sadece bu yolla olur diye iddia etmeden).

IŞİD'in ne tamamen yok edilmesi ne de tamamen önünün açılmasının mümkün olmamasının nedeni de bu. Tamamen önü açılsa, insanlığın birleşmesine neden olur çünkü. Ama tamamen yok da edilmiyor, çünkü o zaman korkuyla, terörle insanları sindirme avantajı kaybedilmiş olur. O yüzden sistem bu tür silahları hep belirli bir dozda tutmaya dikkat ediyor. Yavaş yavaş pişirilen kurbağa örneği gibi.