ERGÜN ARIKDAL RUHSAL ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ

Başlatan Ka, 01 Ekim 2014, 02:11:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ka

Selam millet bugün RUHSAL ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ nün bir toplantısına katıldım. Naçizane görüşlerimi bildirmek birazda içimi dökmek adına birşeyler yazmalıyım diye düşüdüm yol boyunca.
Mekan beşiktaşta gayet sade ve olması gerektiği gibi bir yer. Uzun zamandır Ergün beyin çalışmalarını ve bedri beyin çalışmalarını yakından takip ettiğimden bu enstütünün faydalı olacağını düşündüm ve kafamdakileri sonunda sorabilirim paylaşabilirim niyetiyle gittim. Bu arada 50 lerden günümüze kadar kayıtlı çoğu celseyi okumuştur yada dinlemişimdir diyebilirim. Azçok bu konuda biraz ilgiliyim fan düzeyinde ama asla bilgiçlik olarak anlaşılmasın. İlahi nizam ve kainattan bahsederek konu başladı gayet mantıklı ve olmumlu bir sunumla karşıladı Tarık Bey. Yanlız soru cevap kısmına geldiğimizde kafama uymayan şeyleri sorma ihtiyacı duydum. Tarık Beyin iddasına göre ruhsal planlar tüm iyilik ve kötülüklerin kaynağıdır o yüzden şeytan veya melekten bahsedemeyiz yoktur dedi. Bu anlamda dualitedende bahsedildi. ve tarık beye göre yükselmenin tek yolu vicdan ve sadece iyi olmaktır dedi. Benim aklıma Ra da okuduklarımdan Cengiz Han ve Hitler örneği geldi ve ben tanrıya bir seviyeye kadar ulaşan yollar sadece pozitif olmak zorunda değil dualitenin diğer kutbuylada yaşamlarını deneyimlen varlıklar olabileceğini yani KH den bahsetmeye çalıştım. Aslında beni dinlemeden  daha beni negatifi savunan ve işid kelle keserek yükselcekmi yani diye ithamda bulunan bir muabbete dönüştü. Ben daha kendimi anlatamadan soru bile sormama izin verilmeden saçma bir hoca öğrenci azarlama tipi bir muabbetin içinde buldum . Kısaca evrende KHnin olabileceğini söylemeye çalışırken beni satanist sandılar:) neyse takıldığım nokta bu değil. Sadece böyle kendilerine görev edinen insanların herşeyi sorgulamadan bazı bilgileri nasıl içselleştirdiklerini anlamıyorum. Dr. Bedri Ruhselman ve ekolu herşeyi sorguladıkları kabul etmedikleri için yeni bilgilere ulaştılar birçok kitap yazdılar. Şimdi bu ekolu devam ettiren ve kendine enstütü diyen bir grubun farklı düşünceye egoyla bastırarak susturmalarını anlamıyorum. Bu enstütünün durumuna göre her olumsuzluğun sebebi ruhsal plan ise hiçbirşeyi sorgulamamız gerekiyor nasılsa her negatif şey bir ders. tamam doğru herşey ders üzerine ama bizim gelişmemizi engelleyen gruplar başka planlar yok mu.... herşeyin üstündeki bir plan olduğu ve oyunun kuralları olduğunu biliyorum ama bu KH durumunu açıklayamaz onların mantığında.
Bilemiyorum benim için böyle bir kurumun yeni bir bilgiye  bukadar kapalı olmaları ve azarlar bir ego ile sorularıma cevap bile vermeden susturmaları beni büyük hayal kırıklığına soktu.
 

isiklidusler

#1
amatör ruh - kurumsallaşmış yapı-idealistler;
bi yolu açıyor başlatıyor  birisi işte sonra işte öyle;

şeyh demiş ki her gün bana geleceğine bi kez kendine git;
arayışları -ruhsal arayışları olan birinin latin amerika mı yanılmıyorsam oralardan bi yerden gelip konyaya gelip/aşık olması/büyülenmesi, bi şeyler bulduğunu iddia etmesi gibi bu;  kendimi buldum/bi şeyler oldu demesi; biz gidiyoruz bi şeyler olmuyor; sosyal faaliyet ya da etkinlik- sanal doyumlar-birilerinin ihtiyacını gideriyor, sinema izlemek kadar gündelik; önemli ve değerli hissettiriyor; başkalarının ilgilenmediği karmaşık konularla ilgileniyorlar ve (sözde) öte dünyaya aleme ve ruhsallığa-bi şeylere- yakınlar; olsunlar bakalım; bakalım da bakalım; bakalım da görelim;
 

maglor

#2
Sevgili Ka toplantıyla ilgili deneyimlerini paylaştığın için teşekkür ederim.Öncelikle direk  RUHSAL ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ'ne eleştiri yapmadan ki bu yanlış birşey olurdu diye düşünüyorum,

Kurum,enstitü,şirket,tarikat gibi olguların ne olduğunu hepimiz biliyoruz.Gerek Kasyopya celselerinden gerekse günlük yaşantılarımızdan edindiğimiz bilgilere göre bu olgular oldukça kolay bir şekilde herne kadar iyi,temiz,saf niyetlerle kurulmuş olurlarsa olsunlar bu olgular çok kolay yozlaşabiliyor...(Bu arada çoğul konuştum,herkes adına gibi oldu lütfen farklı düşünenler yada eleştirenler hiç çekinmesin).Buna en iyi örneğini zamanında global faşizme karşı durmuş ve gerçekten halkın ordusu olan TSK'yı örnek verebiliriz..ve daha nice örnekler var.Özellikle bu ''konular'' hakkında araştırma yapan kuruluşların çok kolay hedefinden saptırılabildiğini düşünüyorum.Sonuçta bu matrisin içinde yaşıyor ve bu matrisi anlamaya,sorgulamaya,farkındalık yaratmaya çalışıyor insanlar...


Aklıma şöyle bir düşünce geldi bilemiyorum,düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum dostlar,

Siz bir kişiyle sohbet etmeye onu sorgulatmaya çalıştığınızda anında karşınıza bir sürü program çeşitleri ortaya çıkıyor.O kişinin özelliklerine göre.Sistem gerçekten büyük bir zekayla yaratılmış,buna diyecek bir şey yok..Ama bir o kadarda körler bu sistemi yaratanlar,çünkü neyi görmek istiyorlarsa onu görüyorlar..
Herneyse konuyu fazla dağıtmadan sevgili Ka senin KH'den bahsetmeye çalıştığın andan itibarende seni ''satanist'' olarak görmelerinin sebebide bu diye düşünüyorum.Herkese selam ve sevgiler..

maiterya

#3
İzmir"de toplantılarına bir çok kez katılmıştım,sizin bugünkü yaşadıklarınızı yaşamadım ama aynen benzeri bir hava vardı sorulara cevap verişlerinden belli oluyordu son derece temkinlililer ,ast üst ilişkileri ağırrlıklı gibi geldi yani sohbetimisi sıcak bir atmosfer yerine soğuk bir anfide anlatılan ders misali idi ve çok açık fikirli değiller yani temel aldıkları öğretilere sıkıca tutunup başka şeylere karşı mesafeli duruyorlar,spritüel konularla ilgilenen birçok kişi negatif faaliyetlerin farkında değil yada aman düşünmyelimde büyümesin enerji vermeyelim yada başka bir mantıkla görmezden geliyorlar ama büyük bir eksiklik bence ,belkide bu fikirler bile bir kertişlerin yerleştirdiği by pass yöntemidir,Ra da bahsedilen cengiz han rasputin gibi gezegenden negatif usta olarak mezun olanlar konusu önemli,pozitif kutbiyet yanında negatif kutbiyetinde farkındalığı olmalı tek taraflı eksik kalır ve gerçek bir kutbiyet gelişmesi zor olur, yeryüzünü varoluşu anlamak için bence kendine hizmet başkalarına hizmet temel kavramını kavramış olmak gerkiyor bu konu üzerinde açıkça duran ne kadar az spritüel eğilimli kişiyada kaynak var ilginç.Devre sonunda olduğumuz için zaman darldığı için bu kavramların farkındalığı ve seçim yapmak ve seçime göre kutuplaşmaya çalışmak çok önemli ama bunları orada anlatamazsın.
 

bozadi

#4
Sevgili Ka, deneyimini paylaştığın için teşekkür ederim ve diğer arkadaşlara da fikirlerini paylaştıkları için. Ben de birkaç fikrimi paylaşmak istiyorum.

Bahsettiğin derneğin yerini sanırım biliyorum. Bizim oturduğumuz yere çok yakın. Hatta bir gün o sokakta yürürken apartman kapısının kenarındaki sekizgen işareti görünce şaşırmıştım. Ruhsal Araştırmalar Enstitüsü diye yazıyordu. Sonra o tabelanın yazılı kısmı ya düştü, ya kestiler, bilmiyorum, sadece sekizgen işaret kalmıştı son gördüğümde. Ondan sonra internetten biraz araştırma yapıp BİLYAY'la doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı bir dernek olduğunu anlayınca çok sevinmiştim. Bundan birkaç ay önceydi. O sırada bir eğitim faaliyeti yoktu sanırım. Ve sitelerindeki mesaj formundan bir faaliyetleri olup olmadığını sormak istediğimde form çalışmadı. Daha doğrusu benim eposta adresime, mesajın ulaştırılamadığına dair bir bilgi geldi. Ben de herhalde artık bir faaliyette bulunmuyorlar diye düşündüm.

Şimdi sen bahsedince, siteyi tekrar kontrol ettim ve gerçekten de yeni bir faaliyet / seminer döneminin başlatıldığını anladım. Salı günleri düzenli olarak yapılacak anladığım kadarıyla. Katılır mıyım hiç bilmiyorum. Dediğin gibi, o tür yerlerde gerçek bir tartışma ortamı yaratmak çok zor. Büyük ölçüde tek yönlü bir faaliyetleri var bu tür derneklerin. Usluca ve ciddice dinlemeni, anlamaya çalışmanı istiyorlar yalnızca. Kesinlikle faydasız veya zararlı olduğunu iddia etmiyorum BİLYAY ve bağlantılı dernek faaliyetlerinin. Ama Ra, Pleiades ve özellikle Kasyopya bilgileri gibi kaynaklardan hoşlanan insanların orada tek yönlü bir dinleme işlevini benimsemesi kolay değil. Bu tür halka neredeyse rastgele biçimde açık seminerlerin çoğunda sadece giriş seviyesi bilgileri vereceklerdir pek muhtemel olarak. Halkın ortalama algı/bilgi/farkındalık seviyesi ve önyargıları göz önünde bulundurulursa, bu bile fazla gelebilir pek çoklarına.

Ne kadar tek yönlü, rutin ve hatta (özellikle bizim gibi tipler için) bir ölçüde sıkıcı denebilecek bir ortam söz konusu olsa da, kurumsallığın, disiplinin ve sosyal organizasyonun sağladığı artıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu kurumların bu tür çalışmalarının sonuçta gerçekten faydalı olduğundan şüphe duymuyorum.

Tarık Arıkdal ismini sanırım ilk kez duyuyorum. Merhum Ergün Arıkdal'ın oğlu olduğunu söylüyor Ayşe Arman. Ve daha önce BİLYAY'da çalışırken şimdi kendi derneğini kurduğu anlaşılıyor babasının adıyla. Bu doğrudan BİLYAY vakfı içinde alınmış ve/veya onaylanmış bir karardır herhalde.

Derneğin bazı faaliyetlerine ilişkin videolar youtube'da paylaşılıyor. Tarık Arıkdal'ın bir konuşmasına da rastladım. Müsait bir vaktimde bu videoları izleyip yorumumu paylaşmak isterim.

Yaşadığın deneyim üzücü olmuş Ka. O tür bir ortamda, o tür bir toplantıya iştirak edenlerin genel bilgi seviyesiyle ilgili bir varsayıma göre hareket ediyorlar sanırım. Yani KH güçleri realitesini ele almayı ya sıradan halk için fazla ileri düzey bir konu olarak görüyorlar ve bunları yalnızca daha özel toplantılarda veya toplantı dışı bağlamlarda ele alıyorlar veya belki de bu konuları ele almaktan gerçekten kaçıyorlar ve konu gündeme getirilince de doğrudan veya dolaylı olarak bir inkar mekanizmasına başvuruyorlar.

Bu konuda gerçekten üç maymunu oynamıyorlarsa, devam eden eğitim ve etkileşimlerin daha ileri bir aşamasında ele alıyorlar belki de bu tür mevzuları.

Büyük ihtimalle kurumsal olarak bu tür konuları ele alacak oluşumlar üzerinde feci bir baskı yapıyordur / yapacaktır İlüminati unsurlarının yerel uzantıları. Kolay konular değil gerçekten. O ipin ucunu tutup ilerlemeye başlayınca, sonunda 7 milyar insan olarak şeytanın kucağında oturmakta olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalınıyor. Yani matrix realtesi bütün çıplaklığıyla ifşa oluyor. Ve bunu kurumsal bir şekilde ilan etmek veya paylaşmak veya tartışmak, şeytanın egemenliğindeki (hala üstü örtülü bir şekilde bile olsa) bir toprakta şeytanı ifşa etmek gibi olur. Yani örneğin IŞİD'in kontrol altına aldığı bir şehirde veya köyde IŞİD aleyhine konuşmak gibi birşey bir yönüyle. Bu özellikle de pek çok takipçisi olan, ciddi, disiplinli ve kendi hitap ettiği kitle açısından son derece saygın bir kurum tarafından açıkça yapılması hiç kolay (ve hatta "akıllıca"!) olmayacak birşey belki de.

Eğer sandığımız kadar sağlamsa bu adamlar, yani "Çalışmayı" yeterince ciddi bir şekilde yapıp uyguluyorlarsa, şeytanla özellikle başlangıç aşamasında doğrudan değil, dolaylı yollarla mücadele ediyorlardır. Tüm saldırılarda bizim açıklarımızdan yararlanıldığı için, şeytanın saldırıyor olmasına değil de, bizim bir açığımız olmasına vurgu yapıyorlardır. Yani şeytana kızacak yere kendimize kızmak, kızmaktan da ziyade ilgili hatamızı veya eksiğimizi tespit ve kabul etmek ve sonra da o sorunumuzu düzeltmek.

Bence ikisinin de önemi var. Yani varlığını açıkça kabul etmediğimiz şeytanı tespit ve teşhis etmek de çok önemli, şeytanın bizi kontrol etmesini sağlayan açıklarımızı fark edip onları (sırf şeytan o açıklardan yararlanıyor diye değil, o açıkların zaten olmaması gerektiği için) kapatmak veya iyileştirmek de önemli. Bir süre sonra bu ikili çalışma birleşecektir. İki ayrı ve hatta birbiriyle zıt (birbirini inkar eden) uygulama olmak zorunda olmayacaktır. İkisi de kişisel gelişimin, disiplinin ve bilginin gereğidir.

bozadi

#5
Bu arada ben derneği veya şahsı sana karşı savunuyor gibi göründüysem çok özür dilerim. Kastım o değildi aslında. Ve üstelik senin anlattıklarından bence şu açıkça anlaşılıyor ki, Tarık bey o konuyu konuşmak istemese bile, sana söyleyeceğini söyleme fırsatı vermeden, yani seni dinlemeden, son derece kaba bir şekilde seni "susturmuş" olması, bence bilgisinin çokluğundan değil, azlığından kaynaklanmış bir durum.

maskesiz

#6
İyilik ve güzellige bu kadar önem veren biri neden seni susturmuş acaba....:))) Senin görüşün ne olursa olsun saygı ve sevgiyle dinleyip kabul edememiş diye sormak isterdim orda olup bir daha ki toplantıları ne zaman acaba hep birlikte gidelim ve sustursun bakalım :))))En büyük yanlışları zaten KH olduğumuzu ve olduklarını kabul etmemeleri.At gözlüğü ile iyi bakmaya çalışmaları çok saçma.
Boylarından büyük egoları var ne yazıkki:))))
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

beyrutkapı

#7
Bir çeşit hiyerarşinin olduğu her yerde bu tip iletişim sorunları olacaktır. Hiyerarşinin yerine saygıyı koyamıyorsan, öğrenme bir yerde donmuş demektir. Oysa herkes olmak istiyor, bilginin öğrenmenin sonu olmadığını kabul etsen öğrencilik bitmeyecek. Her şeyin karşı çıktığı şeye donuşebildiği bir dünya bu, dikkatli olunmalı, her zaman.
 

believer planet

#8
Alıntı YapAslında beni dinlemeden daha beni negatifi savunan ve işid kelle keserek yükselcekmi yani diye ithamda bulunan bir muabbete dönüştü.

bu dünyada yaşamı deneyimlemenin bazı illüzyonları var ne yazık ki. bu forumu takip ettiğimden beri şurdaki spiritual bilgilerden bence en önemlisi , gerçekten her ne kadar pozitif yönelimlide olsak aslında gerçekte bi KH oluşumuz.

bu şu demek; dünyanın 3. yoğunluk düzeninde sadece pozitif yönelimli olabiliriz. gerçek anlamda bir pozitif varlık olamayız.

neden ?

hep düşünmüşümdür. bu bedenler de yaşamak için başka canlıları(hayvanları, bitkileri, mineralleri) tüketiyoruz. onları öldürüp yiyoruz. en ileri veganlar bile bitkilere acımıyor onları koparıp kesip yiyor :)...zaten vejeteryanların etle beslenmeyi bir hayvan katliamı gibi lanse etmesinide anlamıyorum, yaşadığımız düzenin kuralları gereği davranıyoruz. vejeteryan beslenmeyi savunanlar et yiyen insanı eleştirirken doğadaki etcil hayvanları eleştiriyor mu. KH dünyasının gereği bu. ve bu dünyada bu bedenlerde yaşadığımız sürece nasıl % 100  pozitif varlık olabiliriz ki.
celselerde evrende gerçek pozitif yönelimli varlıkların yaşamak var olmak için başka varlıkların yaşamlarını hiç birşekilde  manüple etmedikleri ve onların yaşamlarına müdahale etmedikleri yazılıydı... bu çok açık bir cevap.
yani sürekli pozitif bir tablo çizmeye çalışan grupların düşünceleri tehlikelidir. zaten  spiritual gruplar arasında ki çatışmalar çoktur. bazen diğer sitelerdeki çalışmaları takip ediyorum da, 180 derece tersimiz şeyler yazılı.
bizler pozitif yönelimli  varlıklarız. ve öğrenciyiz öğreniyoruz. pozitif olmak ve yükselmek için öğreniyoruz.
sevgili ka içsel olarak nereye yöneleceğini , ne yapacağını biliyorsun. senin için farklı bir tecrübe olmuş. yolunda ilerlemeye devam

topluluk içinde ki cesaretin içinse kutluyorum..:)
herşey mümkün

Ka

#9
Vakit ayırıp yorum yazan herkese çok teşekkürler, sanırım gerçek bir ağ çalışması ve yorumlarınız fikirleriniz benim için bu celselerden bile daha değerli. Esas olan insan esas olan bizleriz.