Kendimizi ne sanıyoruz aslında Ne yiz?

Başlatan ivrin, 01 Nisan 2009, 02:55:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ivrin

#75
Şimdi artık temel işlev bozukluğumuzun nasıl işlediğini bildiğimizden, onun tüm tezahürlerini araştırmaya ya da karmaşık bir sorun haline getirmeye de hiç gerek yoktur. Ego elbette bunu çok sever, o daima kendi illüzyoni benlik duygusunu desteklemek ve güçlendirmek için bağlanacağı bir şeyler arar elbette. Ve böylece bizim her sorunumuza seve seve sadakatle bağlanacaktır. Zaten bu yüzden bir çok insanın benlik duygusu büyük oranda sorunlarına yakından bağlıdır, onlar sorunsuz yaşayamazlar.. sorunlar onlar için artık bir ihtiyaç haline gelmiştir ve hiçbir sorun bulamadıklarında bile bu kez de en yakınlarının sevgi sözcüklerini dahi bir saldırı olarak algılar ve onlara asıl saldırıyı kendileri gerçekleştirirler, ve işte çok ihtiyaç duydukları bir sorunu daha böylece yaratmışlardır olurlar. Zihin bu sorunlardan asla kurtulmak istemeyecektir dostlar bu karara sizin öz-varlığınızla varmanız gerekir.. çünkü zihin için bu benliğinin kaybı anlamına gelir.

Sadece bir defa bilinçsizliğin kökenini zihinle-özdeşleşme olarak kabul ettiğimizde (ki bu duygularımızı da içerir) bu kabul onun dışına çıkmamız için yeter de artar bile ve biz burada AN'da mevcut hale geliveririz. Ve böylece artık burada yani AN'da mevcut olduğumuzda, öz benliğimizi zihinle karıştırmadan onun olduğu gibi olmasına izin verebiliriz. Onu yorumlamadan, ona sevgiyle bakarak ve şahadet ederek burada olmasına izin vermeliyiz.

Zihin kendi başına işlev bozukluğuna sahip değildir.. o aslında olağanüstü bir alettir! Düşünün ki, yaşamımızın anlarından karelerimizi bir başka seferi için, tecrübelerinden faydalanmak istediğimiz her şeyi daha sonra kullanabilmek üzere oraya depolayabiliyoruz, bu ne kadar güzel bir yardımcı elemandır.. ve daha da ötesi onun tecrübeleriyle, geleceğe dair fantastik kurgularla hayallerle, geleceği bugünün realitesini göz ardı etmeden de şekillendirebiliriz yeter ki amacı bütünün hayrına ve sevgi kaynaklı olsun. Yani sorun zihnimizin varolmasında değildir aslında, o iyi ki vardır ve bizi diğer tüm canlılardan ayırt edecek kadar da yeteneklidir. İşlev bozukluğu ise biz kendimizi ZİHNİMİZDE-ARADIĞIMIZDA ve onu gerçek benliğimizle karıştırdığımızda başlar. İşte o zaman o egosal zihin haline gelip tüm yaşamımızı ele geçirir.

Gelin zaman illüzyonunu önce kendimizde başlayarak sonra da hep beraber  sona erdirelim;)
 
Ha ama siz bana şimdi "zihinle özdeşleşmekten kurtulmak olanaksızdır, hepimiz kendimizi ona kaptırmış durumdayız görmüyor musunuz, bir sürüngene nasıl uçmasını öğretebilirsiniz ki" diyebilirsiniz:)

İşte bunun anahtarı; deneyimlerinizde saklıdır.. yani çözüm; deneyerek -zaman illüzyonunu- sona erdirmektir!

Zaman ve zihin birbirinden otomatik olarak ayrılmaz, gelin biz bilincimizle zamanı zihinden ayıralım ve zihnin nasıl çaresizleştiğini ve sadece eleman olarak burada bizler için, hizmete amade bir hizmetçi olarak kalmak zorunda kaldığını görelim. Zihinden zamanı ayırdığımız an zihin ister istemez durur arkadaşlar o artık işlevini yerine getiremez çünkü ondan daha büyük bir şey devrededir artık; gözlemleyen asli-varlığımız! Ve biz zihnimizi yeniden kullanmayı tercih etmedikçe orada öylece sessizce kalır.

Buradan da anladığınız gibi dostlar; zihinle özdeşleşme zamanın kapısına kısılma anlamına gelir! Bu da yalnızca bellek ve beklentiyle yaşamak zorunluluğu getirir. Bu durum zihnimizin geçmiş ve gelecekle bitmek bilmez bir şekilde meşgul olmasına ve şimdiki gerçek AN'ı onurlandırma, kabullenme ve onun (AN'ın) varolmasına izin verme konusunda isteksizliğe neden olur. Bu zorlanma, bu dürtü; geçmiş bize bir kimlik verdiği için, gelecek de bir kurtuluş ve doyum vaat ettiği için ortaya çıkar. Ama artık sizin de gördüğünüz ve anladığınız üzere bunların her ikisi de varolan şu andan uzak birer illüzyondur.

"Bir -ZAMAN- duygusu olmadan bu dünya da nasıl işlev yapabiliriz ki" diye şüphelere düştüğünüz anlarda ve "O zaman artık ulaşmak için çaba gösterecek bir hedefimiz olmayacak?" dediğiniz anlarda,  hatta "ben o zaman kim olduğumu bile bilemeyeceğim çünkü benim bugünkü kimliğimi oluşturan şey geçmişimdir. Ayrıca da bence zaman çok değerli bir şey ve bizim onu boşa harcamak yerine, tam tersine akıllıca kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor" dediğiniz anlarda, gelin şu aşağıdakileri gözden geçirin.

Yanılıyorsunuz değerli dostlarım inan yanılıyorsunuz, çünkü değerli olan zaman değildir! Zaman, sadece bir illüzyondur.

Sizin o değerli olarak algıladığınız şey zaman değildir aslında, değerli olarak algıladığınız zamanın dışında olan tek bir noktadır. Ama bunun ne olduğuna anlam veremediğiniz ve onu zihninizle perdelediğinizden onu tanıma fırsatı bulamadığınız için, yerine bir başka şeyi koymak istersiniz "zamanı". Ama gerçek olan tek şey vardır; şu AN, işte o gerçekten değerlidir. Veee bizler zaman, geçmiş ve gelecek üzerine ne kadar çok odaklanırsak, şu AN'ı yani varolan en değerli şeyi o kadar fazla kaçırırız!

Bakalım "AN" neden en değerli şeymiş; Birincisi o tek gerçektir ve varolan her şeydir. Ebedi şimdiki AN, içinde tüm yaşamımızın geliştiği tek yerdir. O değişmez tek etkendir! Kısacası yaşam AN'dır.

Düşünün, yaşamımızın "şimdi" olmadığı bir zaman asla olmuşmudur hayatınızda ve bundan sonra da olabilecek midir. Siz farkında olmasanız da o yaşanırken yaşadığınız tek gerçektir, sizin farkında olmamanız bu gerçeği değiştirmez.

Ve ikincisi de "AN" bizleri zihnin sınırlarının ötesine götürebilecek tek noktadır ve bu nokta da; gerçek kimliğimizi yani varlığımızı bulduğumuz noktadır! Daha da önemlisi o aslında bizim sonsuz olan ve aynı zaman da formsuz VAR'lık alemine tek giriş kapımızdır.

Hiçbir şey AN'ın dışında varolamaz! Yarın geldiğinde de yarın ki AN'lar tek gerçek AN olacaktır, tıpkı dün ve şu AN yaşandığındaki tek gerçek AN'lar gibi.

Gözlemleyin; dün direndiniz gerçek AN'lara, peki o AN'lar değişti mi??? Siz o AN'larda zihinsel olarak başka yerlerde dolaşırken (geçmişte, gelecekte) "AN" tüm gerçekliği ile yaşandı siz ise sadece zihinsel illüzyonlarınızla kendinizi kandırdınız. Ve AN'larınızı kabulde kalamayarak bu teslimiyetsizlikle acılar yarattınız.  O acılarınız bu günlerinize kadar sirayet etti çünkü kabulde kalıp onu o AN'da çözmeyi seçmemiştiniz, İçinizde bir sürü çözülmemiş düğüm yarattınız, bir sürü kordon hani şu adına karmik kordonlar dediğimiz kordonlar var ya geçmişten gelen ve geleceğe projekte olmuş şimdiki AN'larınızı dahi katleden o karmik kordonlarınız.  O acılar yalnızca sizin bugünlerinize sirayet etmedi onlar toplu acının içerisine de birer damla acı olarak eklendi. Peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz.. hala bu teslimiyetten uzakta illüzyonlarla devam etmeyi mi, yoksa hepsini hiç hesapsız ve kitapsız olarak bırakma eylemi ile AN'ın içinde uyanmayı mı tercih ediyorsunuz? Seçim tabii ki kendinizin!
Dilerim bütünün hayrına doğru olanı seçersiniz. İşte bu noktada artık doğru göreceli değildir arkadaşlar, artık herkesin doğrusu tezi çoktan eriyip gitmiştir, çünkü tek bir doğru vardır o da -illüzyoni zihinsel perdelerin altına saklanmamış gerçek yaşam-dır. Onu bulup çıkartmanız dileğiyle..

 

ivrin

#76
Bizler için geçmiş ve gelecek ona kendimizi kaptırdığımızda, en az şimdiki kadar ve bazen de şimdiden daha gerçek değil midir? Düşünün öyle hissediyorsunuz şu AN değil mi:)

Ve, ne de olsa geçmiş sizin şuAN kim olduğunuzu ve nasıl algıladığınızı ve davrandığınızı belirliyor öyle değil mi? Gelecek hedefleriniz de, şuAN hangi eylemlerde bulunacağınızı belirliyor(!). Çünkü hep böyle yaşadınız buna inandınız "artık bu kalıplardan nasıl kurtulabiliriz ki?" dediğinizi duyar gibiyim. Ben de diyorum ki tüm bunları hala söylüyorsanız ve hala bu kalıplarda iseniz ve tüm bunlara inanıyorsanız o halde dostlar; siz benim söylediğim hiçbir şeyin özünü gerçek anlamda henüz kavramadınız demektir! Çünkü anlattıklarımı her zaman yaptığınız diğer şeylere olduğu gibi zihinsel olarak kavramaya çalıştınız da ondan, üzerine yorum yaptınız, düşündünüz, şekillendirdiniz ve zihinsel analizlerinizle vardığınız sonuca göre de karar verdiniz. İşte burada durun! Ve bu eylemi artık bırakın. Çükü ben diyorum ki size; zihin bunu anla(ya)maz! Sadece siz anlayabilirsiniz, yani bilinçli ve uyanık varlığınız.

Lütfen yorumlamadan önce sadece okuyun ve okuduklarınızı zihinsel analizlerinizi karıştırmadan deneyimleyin, ve sabırla yazı dizisinin bitmesini bekleyin ki tamamındaki çözüm önerilerini deneyimlemiş ve kendinize ispatlamış olabilesiniz. Lütfen okurken önyargılarınızı bir sandığa kapatın ve her şeyden önemlisi karar vermek için önce deneyimleyin, deneyimleyin bir daha deneyimleyin.. deneyimlemediğiniz bir şeyi kabullenmek de aptallıktır ret etmek de.

Ben size zaten varolan bir şeyden bahsediyorum bir ütopyadan değil. Asırlardır büyük spritüel üstatlarca söylenenlerden bahsediyorum "ben deneyimledim ve oldu, yaptım"  diyorum şimdiki hedefimse bu kendime ispatladıklarımın her geçen gün süresini daha uzun tutmaktır ve bir gün bunu süresiz uygular hale gelmektir. Bir masal ya da bir hayal ürünü sunmuyorum sizlere, yani burada kendimi tatmin için alıntılarla süslenmiş bir takım süslü yazılar sunmuyorum size, eğer böyle değerlendirenleriniz varsa bu asırlardır sunulanları bir zahmet bir de kendinizde deneyin diyorum. Yorum yapmak kolaydır ama o zihinsel yorumlar sizi gerçeğinize götürmez, bilakis sizi gerçeğinizden uzaklaştırır. deneyimlediğinizde  kendi göreceğiniz bir gerçekten bahsediyoruyorum ben. Bunu ben söylediğim için değil kendiniz deneyimlediğinizde yaşadığınız için göreceksiniz ve kabul edeceksiniz, benim sözlerimse bu gerçeğin karşısında kifayetsizdir. Neticede asırlardır bu sunumlar büyük üstatlar ve felsefeciler tarafından sunuldukları halde bile kabul edilmemişlerse, benim sözüm kim oluyor ki kabul edile.. ben sadece olanı deneyimleyin, ben söylediğim için kabul ya da ret etmeyin diyorum.

Soruyorum size, siz AN'ın dışında, yaşadığınız şu anın dışında, her hangi bir şey deneyimleyebildiniz mi bu güne kadar?.. Deneyimlediğinizi sandığınız şey; siz anı tüm gerçekliği ile yaşarken zihninizin başka yerlerde olduğu gerçeğiydi dostlar. Örneğin geleceğe gidip orada bir şeyler yapabildiniz mi hiç, ya da geçmişe geri dönüp istediğiniz bir şeyi yapabildiniz mi? Zihinsel performans dışında (ütopik) varlığınızla şu an gelecekte olabilir misiniz peki, her hangi bir şeyi icra etmek için? Haydi lütfen biriniz şu an yarın sabahta bir yudum su için gelin, yapın bunu, hemen, bakın bakalım AN'ın dışında bir gerçek var mı??? Zihinsel olarak içersiniz elbette hatta bedeninizde yine zihinsel olarak o suyu şimdi içmiş gibi hisler ve duygular da yaratabilirsiniz ama illüzyondur o su bedeninize girmemiştir!.

Ya da şu AN'ın dışında düşünme şansınız oldu mu?.. Mesela şu an yarın öğle vaktine tüm varlığınızla gidin ve orada şu anı bir düşünün bakalım, hemen şimdi bunu yapın bakın bakalım olabiliyor mu? Lütfen yapabiliyorsanız yapın ve buradan bizlere bunu aktarın! Henüz olmamış olmayan bir şeyi nasıl var kabul edebiliriz ki? Evet yarın vardır ve sonsuz zamansızlık içerisinde bu aynı anda yaşanmıştır, ama siz bu boyutta iken diğer boyuta fiziksel olarak tam ve bütün halde geçme şansına sahip değilsinizdir. Bu ancak ne zaman mümkün olacaktır biliyor musunuz; siz yaşama dair tüm illüzyonlardan kesintisiz bir biçimde, yani sonsuz bir biçimde arınıp öz-varlığınız ile kesintisiz kalabildiğinizde bu vesile ile de tüm zamanlar AN'da birleşitiğinde mümkün olacaktır. İşte onun adı da ölümdür! Ve gelin dostlar yaşarken ölelim. Bir zihinsel bir özsel varolup, sonra da ben gerçek anlamda boyutlar arası dolaşıyorum diyen çok kişiye elbette rastlayacaksınızdır, bunu söyleyen çok olacaktır ama gerçek anlamda bu yolculuğu yapabilenler sadece tam ve bütün halde kesintisiz bir biçimde varlıklarıyla bir olan ruhlarda mümkündür, gerisi ise yalandır.

Gelecek vardır ama gelecektedir o gelecek geldiğinde de o artık gelecek değildir. ŞuANdır. Deneyin lütfen, şu an gidin ve gelecekte istediğiniz bir hissi, olayı, diyalogu yaşayıp gelin, bunu yapabileceğinizi sanıyor musunuz gerçekten? Hem de bu zihinsel varlığınızla(!) Eğer başarsanız bile o yine yaşadığınız gerçek şuAN olacaktır, ne bir gelecek ne de bir geçmiş.

Her hangi bir şeyin AN'ın dışında vuku bulması ya da olması mümkün mü? Yanıt, aşikardır öyle değil mi; Yaşadığınız şey AN'dır zaten! Üzerine konuşup tartışmaya bile gerek yoktur aslında, görüldüğü üzere varolan yegane gerçek şuANdır. Hiçbir şey geçmişte vuku bulmamıştır şimdi de vuku bulmuş, yaşanmış bitmiş ve şimdi artık o bir geçmiştir. Bizde anılarıyla ve tecrübeleriyle saklı kalmış bir geçmiş. Ona elbette geri gidebilirsiniz ama "ÖLÜM" halinde! Yaşarken öldüğünüzde veya fiziksel olarak öldüğünüzde, işte o zaman tek tek yaşanmış ve yaşanmamış her ana gidebilirsiniz, çünkü o zaman artık hepsi bir den tek bir ANdır. Ve yine hiçbir şey gelecekte vuku bulmayacaktır. O daima gelecek geldiğinde de şuAN'da vuku bulacaktır.

Sizin geçmiş olarak düşündüğünüz şey bu boyutun eski bir şuAN'ının zihinde depolanmış anısıdır. Siz geçmişi hatırladığınızda bir anıyı yeniden canlandırırsınız ve bunu şimdi yaparsınız, geçmişte değil, o kadar.. ama onu "şu anda" olduğu gibi varedemezsiniz, artık o yaşanmış ve bitmiştir. Üzerine planlar yapılan gelecek ise hayal edilen bir şuAN'dır ve o zihnin bir projeksiyonudur.. ve henüz burada değildir! Burada olduğunda da, "şuAN" olarak burada olmanın dışında başka bir şansı yoktur. Yani gelecek geldiğinde de yaşanan şuAN olarak gelir. Siz gelecek hakkında düşünüp planlar yaptığınızda bunu şuAN'da yaparsınız, gelecekteki o AN yani gelecekteki şimdi gelmeden geleceğe gidip onu yaşama şansınız yoktur. Gittiğinizi varsaysak da o yine yaşadığınız şuAN olarak yaşanacaktır, gidip yaşayıp gelip buraya döndüğünüzde de, yine şuAN'a döneceksinizdir. Yaşadığınız her şey şuAN'dadır. Gördüğünüz ve/veya göreceğiniz gibi geçmiş ve gelecek aşikar bir biçimde, kendi başına bir realiteye, bir gerçekliğe asla sahip değildir.

Bu neye benzer biliyor musunuz, tıpkı ayın kendi başına bir ışığa sahip olmayıp, sadece güneşin ışığını yansıtabilmesi gibidir. Dolayısıyla geçmiş ve gelecek de sadece şuAN'ın ebedi ışığının, gücünün ve realitesinin solgun birer yansımalarıdır. Onların realitesi AN'dan ÖDÜNÇ ALINMIŞTIR. Evet benim burada söylediğim şeyin özü deneyimlenmeden yaşanmadan nasıl zihin tarafından anlaşılabilir ki?

Çünkü bu deneyimlendiğinde de zihin tarafından anlaşılamaz, o bunu asla kavra(ya)maz! Bunu anlayan bilincimizdir asli realitemizdir, zihnimizin ötesindeki gerçek varlığımızdır. O, ön yargıların olmadığı saf egodan ve tüm mitlerinden arınmış öz-varlığımızdır. Bunu ancak o anlayabilir, yani gerçek "ben"imiz anlayabilir. Çünkü biz onu kavradığımız anda zaten artık zihinden-varlık-haline dönüşür ve zamandan AN'da mevcudiyet haline doğru bilinç değişimine uğrarız.

Ve birden her şey bize capcanlı gelir "işte gerçek buradadır!" deriz. Elimizle tuttuğumuz her şey netleşir, zihinsel perde kalkmış çevremizdeki her zerre netleşmiştir artık. Düşünün bir kez, hayatımızın çoğunu zihinle özdeşleşerek geçirdiğimiz için bazen bulunduğumuz ortamların detaylarını, renklerinin netliğini veya şekillerin hatlarını net göremeyiz. Bunu hiç fark etmediniz mi? Önce uyuduğunuz odadan başlayın, odanızı tüm detaylarıyla hissederek ve net görerek etrafınıza bir bakın ve onu yaşayın.. orası sizin yaşam alanlarınızdan biri, deneyin bakın ne kadar her zamankinden daha net ve daha parlak gelecek size yaşam alanınız. Çünkü siz tam mevcut biçimde burada AN'da olacaksınız ve çevrenizdeki her veçheyi gerek dokunarak, gerek koklayarak, gerekse görerek tek tek detayları kaçırmadan algılayacaksınız. Her zamankinden, yani o sıradan ezber hayatınızdan çok farklı olacak bu tam mevcudiyetle görme hissetme ve yaşama durumu. Deneyin;)

Her zaman yürüdüğünüz yoldan bu kez giderken etrafınıza tüm mevcudiyetinizle, orada varolarak bakın, şaşıracaksınız.. bekli de bugüne kadar hiç fark etmediğiniz bir çiçeği ya da ağacı fark edeceksiniz, ya da onlardan birinin kokusunu. Veya daha önce oradan geçerken duyduğunuz çok güzel bir kokunun kaynağını fark edeceksiniz "aaa buymuş o koku!" diyeceksiniz, her gün yanınızdan geçtiğiniz o güzel kokunun kaynağı olan çiçeği bir de gördüğünüzde işte yaşamdaki net ve eksiksiz tablo ortaya çıkacak ve yarımlar tam olacak. Ve siz tam ve bütün halde burada olacaksınız, ne geçmiş gelecek illüzyonuyla şu ANdaki netliği kaçıracaksınız artık, ne de burada bu güzellikleri yaşarken elde ettiğiniz o huzur dolu yaşam enerjisini.. işte ancak o zaman gerçekten yaşamış olacaksınız, her an'ı doya doya ve her veçhesi ile.