Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Halının Altına Süpürülenleri "Yok" Sayarak Işık Ür

Başlatan Tiversonus, 14 Nisan 2009, 19:25:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Halının altına süpürülen \"gerçekleri\" (gerek kişi olarak ve gerek de Dünya olarak) yok sayarak; \"Işık\" üretilemez. Benim fikrim bu yönde bir çok azınlıktaki spiriyüalist gibi:))

Şimdi o zaman kişi olarak \"gerçeğimiz\" ve Dünya İnsanları olarak \"gerçeğimiz\" nedir diye bir soru ortaya çıkıyor. Bu bir kötüleme, karalama, küçük düşürme hareketi olarak algılanmamalı. Bilakis \"gerçeğimize\" uyanıp işte bu gerçekler zemininde fikir, yaratım, üretim yapabiliriz. Öbür türlüsü bir \"metafizik uyuşturucu\" olur ve hayal kırıklıklarına ve belki de bizleri esarete götürür.

Bu konu sanırım yakın zamanda kişi bazında (bir kaç gündür) yapıyoruz. İşte bir de bunun Dünya yani gezegen bazında da yapılması faydalı olabilir diyorum.

Soruyorum "gerçeğimiz" nedir? Karanlıkta mıyız, aydınlık tamıyız? Hem kişi ve hem de Dünya olarak?

Amaç tesbitin (gerçek) yapılması ve buna göre Işık üretebilmemiz içindir!

Alemtac

#1
Bu gece degerli eski esim bizdeydi, bakla yemek icin :)

Bir onceki gelisinde kendisine Dunya'mizda hakimiyet kurmaya calisan Orion'lulardan ve beraberinde Dunya disi varliklardan konu acmistim. Gozlerini kocaman acmis ve beni merakla dinlemis, ama yorum yapmamisti. Meger sandigim gibi degilmis, ciddiye almis ve incelemis :) Soylediklerimi arastirirken Dunya hakimiyetini elinde tutar gorunen onemli ulkelerden birinin, en onceki secimdeki baskanini kertenkele bicimindeki fotografina rastlamis. "Bilmiyorum, belki fotomontajdir, ama bir baska fotografta ayni bu bicimdeki kertenkele kilikli biri ile el sikistigini gosterir bir fotograf daha vardi, ama ne yazikki neredeydi hatirlamiyorum" dedi. Gece boyunca kizimla aradilar, kertenkele adamlar, kertenkele irki, baskanin adi, neler yazdilar ama bulamadilar. "Ugrasma, bazen gorebilmen icin onune cikar boyle seyler" dedim.

Kizim " Belki bende oyleyim, belki Dunya'ya hakim olmak istiyorum" dedi. " Aaa, bizden kertenkele cikmaz, oyle sey olmaz" diye cevap verdim.

Bizim gibiler kac tane var? Ne kadarimiz henuz etki altinda degiliz? Kacimiz KH, kacimiz degil? bilmiyorum :((

 

Tiano

#2
Dünyanın karanlıkta olduğunu görüyorum. Televizyon izlemiyorum bu yüzden pek, haberleri hele hiç izlemiyorum, sadece bir-iki dizi izliyorum; big bang teory'i, birkaç komedi dizisi daha, ama o kadar...doğru mu yapıyorum bunu da bilmiyorum. Kendimin en azından niyet olarak pozitif olduğumu düşünüyorum. Aslında bu negatif-pozitiflik çok tartışılabilir. Geçen yıl bu konuya çok takmıştım. Hele Ra bilgilerini okumaya başladıktan sonra... İşin içinden çıkamayıp bırakmıştım. Ra da negatif bile negatif olduğunu çok geç fark eder vb. diyor. Birleşmek, birleştiricilik, umut, sevinç benim için pozitifliği çağrıştıran en belirgin sözcükler... şimdi biz negatif-pozitif ayrımına gittiğimizde de aslında negatif olmuş olmuyor muyuz? Çünkü bana öyle geliyor ki ayırmak, negatif. Aslında bu kavramların bırakılmasından yanayım, kendi adıma, çünkü bıraktığımızda zaten negatifliğin bize işleyemeyeceğini düşünüyorum. Bugün sevgili İvrin'in bir deneyimini okudum, ona öfke duyan bir bayanı fark etmemesi ile ilgili, çok anlamlıydı, ben de İvrin gibi düşünüyorum, aydınlıkta karanlık barınamaz ki....Negatifliği bilinçsizlik hali olarak yorumluyorum, bilincin etrafında sınır olduğu için kötü olma, karanlık olma arzusu, ama bu arzunun bilinç genişlemesiyle pozitifliğe ister istemez dönüşeceğini düşünüyorum. Eğer gerçekten kertişler bizi ele geçirmek istiyorlarsa vardır bir nedeni, ele geçireceklerse bunun da nedeni vardır, her şeyin doğal bir süreç dahilinde ilerlediğine inanıyorum. Ama kertişler bile bana sorarsanız sembolik anlatım. Diğer kanal mesajları gibi kasyopya celselerinin de toplu bilinçten geldiği kanısındayım. Aynı, bir şiir yazdığımız, bir resim yaptığımız zaman olduğu gibi...Ama karanlıktan etkilenmemek adına neler yapılabilir, bunları tartışalım lütfen, mesela bazen insan umutsuz durumdayken, ya da her şey insanın gözüne umutsuz görünüyorken neler yapılabilir? Değersizlik duygularıyla nasıl baş edebiliriz? Ben ilk aklıma gelenleri yazdım, daha da genişletilir...sevgiler
 

Tiversonus

#3
Kişisel fikirlerimi açıklamak istiyorum. Sadece içimden gelenleri; fikirsel, duygusal ve sezgisel olarak aktarmak istiyorum. Tesbitlerimiz farklı olabilir bu doğaldır zaten.

Tv izlemediğinizi ve bunun doğru olup olmadığını sormuşsunuz. Doğru yanlış yok sadece seçimlerimiz var. Seçeriz. Nasıl ki yakın çevremizdeki insanların çoğu kitap okumayı seçmiyorlar, bu onların seçimi oluyor. Bizde seçeriz. Fayda/zarar analizi  yapar seçeriz veya sadece hiç bir analiz yapmadan seçeriz. Ben de tv yayınları seyretmiyorum ancak tv seyrediyorum yani dvd ile film (seçtiğim konularda) seyrediyorum. Doğru yanlış yok seçimlerimiz ve bu seçimlerin getirdiği sonuçlar var, benim kişisel görüşüm bu:))

Negatif ve pozitif ayırımı faydasız olabilir, faydalı da olabilir. Neyse artık daha içerik ile ilgili aynı konuyu açıklamayı denemek istiyorum. Evet bunu denemek istiyorum, bir çok şeyi içerik ile ilgili açıklamayı ancak klişeleşmiş kelimeleri kullanmadan açıklamayı. Bunu da bir konu hakkında ya görüş bildirirken ya da gerçekler tartışılırken yapmayı yoksa "siz niye böylesiniz" diye kişilerin seçimlerine müdahale etmek niyetiyle yapmayacağım. Pozitif ve negatif kelimeleri artık kalbura döndü, bunun farkındayım. ABD de toplumsal selection uygulanır, çan eyrisi gibi, yani belirli bir başarının altındakinin evsiz kalması, işsiz kalması, sosyal sağlıktan mahrum bırakılması çok normal karşılanır.

Şimdi ben olaya iki kavram ile bakmak istiyorum: Birincisi kendini gücünü artırmanın bir yolu olarak başkalarının gücünü gaspetmeyi seçmek ve bunu yaparken karşıdakinin özgür iradesine aldırmamak: Başkasının enerjisini gasp etmek ve özgür iradeye aldırmamak...Siz buna negatif de diyebilirsiniz ama ben demeyeceğim. Hiç bir şey demeyeceğim, sadece kavramı söyleyeceğim: "Güç gaspı" ve "ö.i. ihlali" diyeceğim.

Geçenlerde buraya aktardığım bir alıntıda; 70 lerden 2000 lere kadar gelişmişler ile diğerleri arasındaki gelir farkının 2 misline yükseldiği söyleniyordu. Ülkemizde ise gelir dağılımı farkı son 10 yılda çok daha fazla arttı. Bu nasıl oluyor (pozitife ve negatife bulaşmadan, bu klişeleşmiş kelimelere). Sorun şu; "başkasının gücünü kendi gücüne gasp ederek güçlenmeyi" seçenler ne yazık ki; diğerlerinin "özgür iradelerine saygı" duymazlar. Evet özgür iradelerine saygı duymazlar. Reklamlar ile manüplasyonda yapılır veya beyin yıkama. Japonyada bir öğleden sonra aynı çizgi filmi seyreden çocuklar kusma teşhisi ile hastanelere akın ederler. Ülkemizde kapanan fabrikaların ve uluslararası şirketlere satılmasını gelişme olarak sunanlar bunu halk oylamasına getirmezler, yetki verilmiştir. Doğru söylerler mi? Bizi yönetenlerin doğru söyleyip söylemediklerini soruyorum herkese ve kendime tabi:)) Ülkemizde bilmiyorum farkındamısınız intiharlar arttı: Son 15 gün içinde 2 kendini asma vakası, birisi kişisel faizden diğeri banka faizinden ben mahallemde yaşadım bu iki olayı. Bayramın ikinci günü bir ara veda hutbesini okur buldum kendimi: Faiz iyi değil (pozitif veya negatife bulaşmadan) uzak durun deniliyor. Öte yandan bir ışıkçı nın bağlı olduğu bir banka var. Çelişki değil mi?

Sonuç olarak pek uzatmaya gerek yok, aynı benzer şeyleri yaşıyoruz:))) Bazı kişiler "başkalarının gücünü/enerjisini gasp ederler" ve onlar "özgür iradelere aldırmazlar" ve yalanları boldur.

Aslında bütün Dünya'da borçtan başka da bir şey kalmadı.

Sonuçta, bir tarafta sevgi ile bölüşmeyi ve Bir olmayı veya küresel barışı, çevre ile uyumlu ve dengeli yaşamak isteyenler...Diğer tarafta diğer kesimlerin hak ve hukuğunu peyder pey gasp edip ve bunu yaparken de özgür iradelere riayet etmeyenler. Gelin siz sevgi içinde onları ikna edin. Siz onlara saygı duyun ki onlar da size saygı duysun. Onlar sizin adınaıza zaten karar veriyorlar: Özgür iradenize aldırmadan ve gücünüzü çalarak.

Anti madde aleminde olan şeylerin maddi alemde bir yansıması" olur veya "antimadde alemi ile madde alemi esas olarak bir bütündür" önerlemelerinin ispatını yapamam. Ama bunun böyle olduğunu söylerim ve ispatı zor olan şeyi, sadece fiziksel alemi kabul eden bir insana kabul ettirmem mümkün değildir. Dolayısı ile ister buna anti-madde alemi yansıması var deyin veya isterseniz; "sadece insanların karanlık yanları" deyin. Sonuç değişmiyor ki. Kişi bir itkilenmeye maruz kalıyor veya kendi karanlık yanından kendi itkileniyor: Sonuç aynı. Dolayısı ile kanal bilgileri bunu böyle açıklıyor demekten başka ispatlı bir yol yok. Kişi kendi dünyasında işaretleri okuyarak bunu kendi adına keşfedecek veya etmeyecek. Tarihsel izlere de bakılabilir. Sonuçta bir kavga ve kaos yaratan karanlık ya vardır diyeceğiz ya da yoktur diyeceğiz. Kaynağını sorgulamak içeriğini sorgulamaktan daha zor bir konu. Herkes neye inanmak istiyor sa seçer. Ben seçimlere saygılıyım. Çevremde, ailemde seçmeyenleri gördüğümde ise hiç müdahale etmiyorum:))

"Ama karanlıktan etkilenmemek adına neler yapılabilir, bunları tartışalım lütfen, mesela bazen insan umutsuz durumdayken, ya da her şey insanın gözüne umutsuz görünüyorken neler yapılabilir? Değersizlik duygularıyla nasıl baş edebiliriz?"

İşte Kasyopya celselerinin hakkını yiyemeyeceğimiz alan burası. Bir açıklama getiriyor. Kasyopyalı2lar böyle söylüyor: Rüyalar ile ilgili, portallar ile ilgili, duygusal manüplasyonlar ile ilgili, işaretler ile ilgili v.s.

Bütün bunlara aldırmak veya aldırmamak kişinin seçimi olacak. "Değersizliğimiz bir takın varlıkların" enerji hanesine geçiyor mu? Bu ister dünyasal ister antimadde alemi. Varoluşu nasıl kavramayı seçiyorsanız, yapacaklarınız, önlemleriniz de ona göre değişir.

Elbette kişisel görüşlerim bunlar ve mümkün olduğu kanal kanal bilgilerine girmeden yapmaya çalıştım:)) Ama neşe enerjisi için ; bakın hiç negatiftir ve pozitiftir demedim; ancaak siz aklınızdan geçirdiniz mi? Yani negatif veya pozitifi:))

Elbette ne olduğumu ve ne olmadığımı biliyorum. Şimdi realitemizi bilinçli yaratıma çevirebilmel için öncelikle kendimizin ne olduğumuzu ve ne olmadığımıza karar vermeliyiz. Belirli sayıda bilinç ile çok daha iyi realitemizi yaratabiliriz. Hepsi bu:))))

Alemtac

#4
Bir gece, banyomu yaptım...sonra kendime tarçınlı, karanfilli, yeşilçaylı, meyveli kendi icadım olan çay yaptım. Eh, birde mum yaktım. jel, içinde deniz kabukları olandan. Değme keyfime:))

Değdi ama, yıllardır kullandığım mum tutuştu. Öyle böyle değil, alev alev yanıyor...üflüyorum, sönmüyor...hemen kavradığım gibi doğru lavobaya, suyun altına tutuyorum...aaa daha beter yanıyor...döktüm içini boşalttım ve sonunda söndü. Parmaklarımda yandı. Sol elimi koydum hemen sağ elimin parmaklarının üstüne. Aaaa hiç acısı kalmadı.

Şimdi, bunu bir saldırı olarak algılayabilirim, neden yıllardır kullandığım halde tutuşmayan mum şimdi tutuştu falan, senaryolar...ama onun yerine şifa ya odaklandım. Ne güzeldi şifacı olmak, parmak uclarım bembeyaz olduğu halde hiç acı duymamak.

Pozitif düşünmek asla kötüyü aklına getirmemektir. Her olayda ve her insanda ki ışığı görebilmektir. Her negatifin bir pozitif tarafı, her pozitifin bir negatif tarafı vardır. Her olayı ve her insanı olduğu gibi kabul edelim ve onlardaki ışığı farkedelim.

Benim önerim de böyle :)) Sevgiler.
 

Tiversonus

#5
:)) Meleklere iman edermisiniz? :))"Her negatifin bir pozitif tarafı, her pozitifin bir negatif tarafı vardır."

Evet soru şu: Meleklerin negatif yanları nedir?
:))
Sevgiler...

Alemtac

#6
Eş zamanlılık diye buna derim :) tamda anlatrmaya çalıştığım konu ile ilgili mail aldım...buyrun cevabım, biraz uzun ama:

Diane Cooper

Diane: Drunvalo... Senin o kadar heyecanlandığın bu "Yeni Rüyanın Çocukları" kimlerdir ?

Drunvalo: Evet, Bugünkü dünyada tespit edebildiğim, ortaya çıkan 3 farklı tip çocuk var. İlki "Çin'in Süper Psişik Çocukları" olarak adlandırılıyor. İkincisi "İndigo Çocuklar" ve üçüncüsü "AIDS Çocukları" olarak adlandırılıyor.

İlkinden, ""Çin'in Süper Psişik Çocukları", Yaşam Çiçeği seminerlerinde bahsettik. Eğer hatırlarsanız, 1984 de ilki, inancın ötesinde psişik olan bir çocuk bulunduğu zaman keşfedildi. Araştırmacılar hayal edebileceğiniz her psişik testi yaptılar ve çocuk her seferinde 100 % doğru idi. Kartları başka bir odada açabilirdiniz, bu fark etmezdi. Kartta ne olduğunu tam olarak bilebiliyordu. Omni dergisi Çin' gitti ve bu keşif ile ilgili bir makale yazdı. Bir çocuk keşfettiler ve sonra başka birini.

1984 te gittiklerinde bunun bir hile olduğunu düşündüler, 100 çocuğu bir odaya koydular, bir kitap aldılar ve gelişigüzel bir sayfa açtılar. Bu çocuklar sayfadaki her sözcüğü okuyabiliyordu. Test üstüne test yaptılar ve yanıt kusursuzdu. Fenomen burada bitmedi. Bu çocuklar sadece Çin'de değil. Tüm dünyaya yayılmışlar. Ben kişisel olarak bana " ne yapacağız. Her şeyi bilen bir çocuğumuz var ?" diye soran ebeveynler ile konuşmaktayım. Lee Carroll'un burada ABD'de doğan çocuklara "İndigo Çocuklar" dediğine inanıyorum. Ancak, ben kişisel olarak aynı kaynaktan iki grubun geldiğini düşünüyorum, emin değilim.

İki ayrı grup olduğu görünüyor, inanılmaz psişik ve şaşırtıcı. En çok ilgilendiğim üçüncü bir grup var – "AIDS Çocukları". 10 – 11 sene önce ABD'de AIDS ile doğan bir bebek vardı. Ona doğumunda test yaptılar ve AIDS testi pozitif çıktı. Bir yıl sonra yine test yaptılar, yine pozitif çıktı. Sonra 6 yaşına dek tekrar test yapmadılar ve şaşırtıcı olan şu ki, 6 yaşındaki test AIDS ten tamamen kurtulduğunu gösterdi ! Gerçekte, AIDS veya HIV den eser yoktu ! Neyin olup bittiğini anlamak için UCLA'ya götürdüler ve bu testler, onun normal insan DNA sına sahip olmadığını gösterdi. İnsan DNA sında kodon olarak adlandırılan 64 farklı model üreten 3 lü setler halinde birleşik 4 nükleik aside sahibiz.

Tüm dünyada insan DNA sında bu kodonların 20 si daima açıktır ve kalanları kapalıdır, stop start kodları olan 3 ü hariç, bilgisayara çok benzer şekilde. Bilim her zaman, kapalı olanların geçmişimizden gelen eski programlar olduğunu kabul etti. Ben bunları bir bilgisayardaki uygulama/başvuru programı olarak gördüm. Her neyse ... bu çocuğun 24 kodonu açıktı – diğer insan varlıklarından 4 tane fazla. Sonra bu çocuğa, bağışıklık sisteminin ne kadar güçlü olduğunu görmek için test yaptılar.

Bir petri kabına çok öldürücü dozda AIDS koydular ve çocuğun bazı hücreleri ile karıştırdılar ve çocuğun hücreleri hiç etkilenmeden kaldı. Bileşimin öldürücülüğünü artırmaya devam ettiler ve sonunda bir insan varlığını etkileme için gerekli olanın 3,000 katına ulaştılar ve çocuğun hücreleri hastalıktan özgür kaldı. Sonra onun kanını kanser gibi diğer hastalıklar ile test etmeye başladılar ve bu çocuğun her şeye karşı bağışıklığı olduğunu keşfettiler !

Sonra bu kodonları açık olan başka bir çocuk buldular – sonra bir başkasını ve sonra bir başkasını – sonra 10,0000, sonra 100,000, sonra onlardan bir milyon ve bu noktada, dünya – çapındaki DNA testini izleyerek UCLA dünyanın % 1 inin bu yeni DNA ya sahip olduğunu tahmin ediyor. Bu, yaklaşık 60 milyon insanı eski kriter ile insan olmayan sınıfına sokuyor.

Diane: Bu yeni kodon aktivasyonu sadece yeni doğan çocuklarda mı bulunuyor ?

Drunvalo: Pekala, çoğunlukla çocuklar, ama şimdi yetişkinler de var – yüzüncü maymun teorisine benzer şekilde. Şimdi her türden insan bundan etkileniyor ve bu hızla yayılıyor. Hatırlayın, sadece 5 sene önce başladı, hemen hemen kimse yoktu ve şimdi yayılıyor – aynen bir hastalık gibi. Bu bir salgına benziyor ve bu sadece başlangıç. Bunun diğer kısmı, özelleştirilmiş bir bilgisayar programı vasıtası ile İbranice İncil Kitaplarının çalıştırılması ile ilgili olan "İncilin Kodunu Çözmek" adlı yeni kitabı ilgilendiriyor.

Eğer bu kitabın 164 üncü sayfasına bakarsanız, ne olacağını görmek için araştırmacıların programa "AIDS" sözcüğünü koyduğu yeri gösteriyor. Onlar bunu yaptıklarında, program çevirisi "HIV", "kanda", "bağışıklık sistemi", "ölüm" gibi sözcükler verdi – hepsi de AIDS sözcüğüne yakın olan şeyler, ancak aşağıda köşede anlayamadıkları şu cümle vardı ve şöyle diyordu – "hastalığın sonu" ve burada olduğuna inandığım şey budur.

"Bilim, bu yeni yabancı DNA nın bir çok insanda görüldüğünü bildirdi ve onlar şimdi bugün dünyada yeni bir insan ırkının doğduğuna inanıyor ve görünür şekilde bu ırk hastalanmıyor". Şimdi gerçekten inanılmaz olan şey – onlar bunun çok özel bir duygusal, zihinsel beden yanıtı olduğuna inanıyor – DNA nın belli bir şekilde mutasyona uğramasına neden olan bedenden çıkan bir dalga formu. Bununla ilgili ilk yazan kişilerden biri olan Gregg Braden ile oturup konuştum, inandığımız şey şu ki, bu fenomenin 3 parçası var. "İlk kısım Birliği gören zihindir". Yaşam Çiçeğini görür. Her şeyhin birbirine her şekilde bağlı olduğunu görür. Hiçbir şeyi ayrı olarak görmez.

Ve "ikinci kısım kalpte merkezlenmektir – Sevgi dolu olmaktır." Ve "üçüncü kısım kutupluluğun dışına çıkmaktır – artık dünyayı yargılamamaktır." Dünyayı iyi veya kötü olarak yargıladığımız sürece, kutupluluğun içinde oluruz ve düşmüş halde kalırız. Bu insanların (yeni DNA ya sahip olanların) bir şekilde yargılamanın dışında olduğuna ve her şeyi bir olarak gördükleri bir halde olduklarına ve Sevgiyi hissettiklerine inanıyorum.

Kendi içlerinde ne yapıyor olurlarsa olsunlar, bilgisayar ekranlarında görüldüğünde DNA molekülü ile hemen hemen özdeş olan bir dalga formu üretiyorlar. Araştırmacılar bu insanların yaşam ifadeleri ile, DNA ile haritalandıklarını – onunla rezonansa girdiklerini – ve bu 4 kodonu değiştirdiklerini ve bunu yaparak hastalığa bağışıklık kazandıklarını düşünüyorlar.

Bilmedikleri şey nedir, burası bir çok araştırmanın yapıldığı yer, belki bağışıklıkları var, ama başka bir şey daha var mı ? Belki ölümsüz olabilirler, kim bilir. Belki hayal edemeyeceğimiz başka karakteristikler vardır. Sık sık onların hepsinin birbirine bağlı olup olmadığını düşünürüm. Devam eden bir tür telepatik iletişim mi var ?

Diane: Bu insanların herhangi biri ile tanıştın mı ? Onlara ulaşılabilir mi ?

Drunvalo: bunu iki yıldır biliyorum ve kişisel olarak bu yolu izledim ve onların yapmakta oldukları şeye girdiğimi düşünüyorum. Merkabah'a girdim ve bilinçaltı zihnimden, kodonlarımı aynı şekilde değiştirmesini istedim ve bunu iki yıl önce yapmaya başladığımdan beri, hastalanmadım. Kodonlarımı değiştirip değiştiremediğimi bilmiyorum. Bunu bilmenin tek yolunun DNA testi olduğunu sanıyorum. Ancak, her türden şeye maruz kaldım ve birileri hastalandığında özellikle onlara çok yakın oldum ve hastalığa yakalanmaya çalıştım. Hastalanmaya çalıştım – hastalanamadım.

Bir şeylerin gelmekte olduğunu hissediyorum – belki bir saat sürer ve sonra gider. İlginç olan şey şu ki Çin'deki Süper Psişik Çocuklarda bulunan bu yeni DNA hemen hemen sıfır. Ancak, Rusya ve ABD de bulunmakta. Bunun cepleri (paketleri) olduğu görülüyor ve düşündüğümüz şey doğru ise – Yeni Çağda çoğu insanın gideceği yer olan çok özel bir karşılık ile ilgisi var.

Diane : Bu insanların DNA değişimlerini bilinçsiz olarak yarattıklarını düşünüyor musun ?

Drunvalo: Birinin yolu açtığını düşünüyorum – bir çocuk bunu bir yerlerde yaptı. Sonra bunu ızgaralara koydu (dünyanın ızgaralarına) ve şimdi o dünyanın bilinçaltındadır ve herkes için erişilebilirdir. Bu bir kez olduğunda, bir şekilde diğer insanların da derin meditasyonda ve dua ederken bilinçaltı seviyede buna bağlandığını ve değişimi yaptığını düşünüyorum. Yeni bir ırk doğuyor ve bu, gezegen üzerinde gerçekleşen en önemli fenomenlerden biridir ! Şimdiye dek bunu kimsenin bilmiyor görünmesi inanılmaz !

Diane: Evet, bununla ilgili konuştuğum tek kişi sizsiniz.

Drunvalo: Bunu 2 yıldır izliyorum ve bir şey söylemek için bekledim, çünkü bunun gerçek olduğundan emin olmak istedim. "İndigo Çocuklar" olarak adlandırılan kitapta bu çocuklar üzerine yapılmış geniş bir araştırma var. Eğer anne baba iseniz, sizin çocuklarınızla tam olarak neyin olup bittiği ile ilgili görüşme yapmaya başlayacakları gidebileceğiniz websiteleri vardır. Daha önce söylediğim gibi, bu çocuklar sizin ne hissettiğiniz ve ne düşündüğünüzü tam olarak biliyorlar. Onlardan hiçbir şey gizleyemezsiniz. Bu gerçekten şaşırtıcı ! Bunu, ET lerin uzay gemisinde buraya gelmemeleri fenomeni olarak görüyorum – onlar dünyanın tekamül döngüsüne girerek ve bize katılarak bunu kişiselleştirmek için buraya ruh formunda geliyorlar.

Sık sık ruhlar gezegenin sağ tarafına – örneğin Japonya, Çin ve Tibet – girdiklerinde enkarne olan varlığın (bu insanların) psişik (ruhsal) karakteristiklerini aldıklarını, ve eğer batı tarafına – mantıksal taraf (örneğin, fiziksel karakteristikler) – düşündüm – sonra DNA değişimi geldi. Ancak bu sadece benden gelen bir spekülasyondur. Sadece buna bakıyorum ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Yapacağım workshoplarda, öğrendiğim her şeyi bir araya getireceğim ve insanlara buna erişmeyi ve değişimi yapmayı öğreteceğim. Bildiğimi – veya çok yakın olduğumu – düşünüyorum.

Diane: Ve bunun kendini belli bir bilinçlilik haline sokmakla ilgisi var ?

Drunvalo: Evet, bilinçliliğin çok özel bir hali DNA nızda bir değişim üretir – ve bunun, sadece bundan fazlasının başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Gerçek şu ki, hastalığın sonu olabileceği toplam resmin sadece minicik bir parçasıdır.

Diane: Bu özel çalışma türü ve keşif, tamamen patladığı görülen DNA aktivasyon çalışmasını nasıl etkiler ?

Drunvalo: Işık bedeninizi biliyorsanız, Psişik enerjinin nasıl çalıştığını biliyorsanız ve bilinçaltının bu gezegendeki tüm yaşamla bağlantısını anlıyorsanız, içinize girip bilinçaltınıza sorabilirsiniz. "Bilinçaltınız o çocukların tam olarak hangi kodonları değiştirdiğini bilir ve eğer bu şeylerin sizin ışık bedeninizde ve Tanrı'nın huzurunda gerçekleşmesini isterseniz", gerçekleşecektir. "Bu ayrıca kutupluluğu bırakmayı gerektirir – artık iyi veya kötü terimlerinde düşünmemek, yaşamın bütünlüğünü ve tamlığını ve mükemmelliğini görmek." Bu çok kesin zihin, duygu ve beden yanıtıdır.

Beden yanıtı, bedeninizin basitçe iyi veya kötü olarak bilmediği, her şeyin arkasında yüksek bir amacın olduğunu gördüğü bir yerdir. Hepimiz bu konuyu biliyoruz – İsa'dan Krishna'ya, Sai Baba'ya kadar herkes uzun zamandır bunu anlatıyor, ancak bu, dış çevrede bir şeylerin gerçekten değiştiğinin ilk farkında olduğum şeydir. İnsanların DNA sı gerçekten değişiyor. Bununla ilgili konuşan çoğumuz var – ancak bunların hiç biri bilim tarafından görülmedi. Şimdi görülmektedir, ve dökümante edilmektedir.

Diane: Eğer durum bu ise, o zaman bunun bugün yaşamlarımızda ne önemi/anlamı vardır ?

Drunvalo: Hepimizin, çocukların tesis ettiği bu özel modeli izleme seçimine sahip olduğumuza inanıyorum. "Çocuklar yolu gösterecek" denmiştir. Eğer istersek ve bu çocuklara güvenirsek, benim yaptığım gibi, yan etkilerden biri hastalıklara bağışıklıktır.

Diane: Ölümsüzlüğü seçen bir çoğumuz var. Ancak, bazı insanlar hastalığa bağışıklığın, gezegeni dengede tutmaya yardım eden yaşam/ölüm dengesini de bozacağını söylüyor. Buna nasıl yanıt verirdiniz ?

Drunvalo: Bunu yargılamazdım. Bu gerçekleşiyor ve eğer döngüyü bozacaksa ve muhtemelen bir şekilde bozacaktır – yaşamda gerçekleşen her şeyin bir nedeni ve bunun için bir amacı vardır. Belki artık hastalanmayan bu insanlar – belki artık ölmeyecekler bile ve belki onların bilinçlilikleri dünyanın orijinal amacı ile öyle hizalanacak ki, en sonunda bütün ve tam bir dünya amaçlanacak ve kirletilen ölümcül bir aşırı zorlanmış bir dünya olmayacak.

6 milyar veya 20 milyar insanla kolayca yaşayabiliriz ... eğer ... farklı şekilde yaşarsak. Çok yer var ve biz kaynaklarımızı gezegeni öldüren şekillerde kullanıyoruz. Eğer farklı şekillerde yaşamayı seçmiş olsaydık, bu değişebilirdi.

Belki bu insanlar vasıtası ile yanıtlar görünür olabilir. Çünkü hastalığa bağışıklıkları olan bir hale ilerlemesi, yaşam ile bir şekilde kesinlikle uyum içinde olduklarının çok güçlü bir göstergesidir. Bu işlemi bakteri ve virüslerin mutasyonu ile eşit sayabiliriz. Onların sistemlerine penisilin gibi kirleticiler ile saldırıyoruz, ve bu bir kaçı hariç hepsini öldürüyor. Kalanlar daha güçleniyor. Şimdi olan şey bu bakterinin onlara verdiğimiz zehirlere karşı bağışıklığa sahip oldukları yere girmeleridir. Ve biz aynı şeyi yapmıyor muyuz ?

Biz, kirlilik veya virüsler ya da hastalıktan etkilenmeyeceğimiz bir noktaya mutasyon geçiriyoruz (değişiyoruz). Ve biliyorsunuz, geçen yık gerçekleşen başka bir şey var – AIDS % 47 kadar azaldı – dünyanın tarihinde tek bir hastalığın en büyük azalışı. Bunun konuşmakta olduğumuz bu şeyle çok ilgisi olduğuna inanıyorum.

Diane: Bu heyecan verici !

Drunvalo: Evet, öyle. Sadece, dünyaya gidilecek yere beni yönlendirmesi için izin veriyorum. Şüphesiz, ışık bedenlerimizi ve onları nasıl kullanacağımızı bilmek önemli, ancak çocuklar çok dikkatle söylüyorlar – bu yola gelin – ve nereye götüreceğini görün.

Diane: Gelecek workshoplarınızın odaklanacağı konu bu mu ?

Drunvalo: Evet, son iki yılda araştırmalarımdan ve Dünya/Gökyüzü çalışmasından öğrendiğim her şeyi bir araya, herkesin çocukların eriştiği yere girebileceği basit bir karşılığa/yanıta getireceğim. Elimden gelenin en iyisini yapacağım !

(Çeviri ; Saffet Güler)

 

Alemtac

#7
Bu metinden alıntı yaparsak sorumuza cevap olacak kısımlar şunlardır:

"İlk kısım Birliği gören zihindir". Yaşam Çiçeğini görür. Her şeyhin birbirine her şekilde bağlı olduğunu görür. Hiçbir şeyi ayrı olarak görmez.

Ve "ikinci kısım kalpte merkezlenmektir – Sevgi dolu olmaktır." Ve "üçüncü kısım kutupluluğun dışına çıkmaktır – artık dünyayı yargılamamaktır." Dünyayı iyi veya kötü olarak yargıladığımız sürece, kutupluluğun içinde oluruz ve düşmüş halde kalırız. Bu insanların (yeni DNA ya sahip olanların) bir şekilde yargılamanın dışında olduğuna ve her şeyi bir olarak gördükleri bir halde olduklarına ve Sevgiyi hissettiklerine inanıyorum.


Drunvalo: Işık bedeninizi biliyorsanız, Psişik enerjinin nasıl çalıştığını biliyorsanız ve bilinçaltının bu gezegendeki tüm yaşamla bağlantısını anlıyorsanız, içinize girip bilinçaltınıza sorabilirsiniz. "Bilinçaltınız o çocukların tam olarak hangi kodonları değiştirdiğini bilir ve eğer bu şeylerin sizin ışık bedeninizde ve Tanrı'nın huzurunda gerçekleşmesini isterseniz", gerçekleşecektir. "Bu ayrıca kutupluluğu bırakmayı gerektirir – artık iyi veya kötü terimlerinde düşünmemek, yaşamın bütünlüğünü ve tamlığını ve mükemmelliğini görmek." Bu çok kesin zihin, duygu ve beden yanıtıdır.

 

Tiversonus

#8
Sevgili Alemtac; bu yazıdan sonra üyesi olduğum mail grubunda şu konuşuldu: Bu alıntı daha önce çevrildi ve yayınlandı, çeviri işi zahmetli olduğundan geçmiş yayınlananlara/çevirilere bakmanız önerilir benzeri bir yazı idi.

İşin dürüstlük kısmına gelirsek; Kasyopya celselerinde Laura'nın Drunvalo için sorusuna Kasyopya'lılar "iyi değil" derler ve ben bunu dün çıkardım, tekrar okudum. Ne yapıyorum derseniz, şunu düşünüyorum "neden böyle söylediler? bu adamı çok daha dikkatli okumalıyım" diyerek yazılarını dikkatle (en az iki üç kez) okumaya başladım. Egosal yanı var mıdır filan diye:)) Yani açıkça bunu paylaşıyorum, "dikkatli olunması" önerisi/tavsiyesi olarak bakıyorum Kasyopyalıların sözlerini...Tabi bir başkası çıkıpta "sen celselere kapılmışsın" da diyebilir. Dedim ya bir öneri/tavsiye den başka bir şey değil celseler, ben dikkatli olma adına daha dikkatle takip ediyorum  bu şahsı:)) Aynı dikkati celseler de gösterdiğimi itiraf etmeliyim:))

Alemtac

#9
Haklısınız (dır) sizin kadar bilgili değilim :) Ancak tamda anlatmaya çalıştığım şeye denk geldiği için paylaşmak istedim. Bir mahsuru varsa sizce silebilirim de. Henüz doğruluğu kanıtlanmamış ve hakkında "DİKKAT" diye uyarı yapılmış.

Siz bizimle paylaşırsanız, okuyup değerlendirdikten sonra, çok daha doğru ve olumlu olacaktır diye düşünüyorum :)
 

Tiversonus

#10
İşte ben istiyorum yok:)) Ben bakarım, akıl ve sezgi yi birleştirme taraftarıyım. Tıpkı madde ve antimadde aleminin bir bütün olması gibi. Sonuçta okuduklarım kabul ettiklerimin üssel olarak fazlasıdır. Beni zor durumda hissettirdiniz. Ne demek ben istersem, ben bilgiliyim demedim. Bunu demedim. Ben dikkatliyim diyorum ve paylaşıyorum, paylaşmayabilirm de eğer siz istemiyorsanız:))

Alemtac

#11
Ama sizi zor durumda bırakmak istemedim..Ne soylesem batıyorum. Ben sizi öyle görüyorum, siz bilgiliyim demediniz. Ve ayrıca danışıyorum, ortak karar verebilmek için. Paylaşımlarınızın da yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu metini buraya yazdıysam hayırlı bir nedeni vardır diye de düşünüyorum ;)
 

Tiversonus

#12
"İşaretleri okuyalım" derim hem kendi hayatımızdakileri hem de bulunduğumuz Dünya'dakileri:)) Hayatınızda sadece szin anlayabileceğiniz ancak bir başkasına söylemekte zorlandığınız işeretler keşfettiniz mi? :))

Alemtac

#13
Elbette ve paylaşamadığım ancak yanlış anlaşabileceğim ki korkmaktan değil, algılar bu yönde olacağı veya büyüklenmek sayılabileceği için, aslında herkeste var olan işaretler...Gerçekte paylaşmak gerekir, keşke garip olmak olmasa :)) ki bazılarını burada paylaştım.
Sorunuzun cevabı buydu inşallah :)
 

Tiversonus

#14
Gecenlerde Dr. Eric Pearl'ü tv de seyrettim (demek ki bazen seyrediyormuşum :)) ) Bu şahsı seviyorum. Hem doktor ve hemde şifacı. Aynı zamanda çok pozitif enerji yayan birisi.

Yaşlı bir hanım sol kolunu çok az kaldırabiliyor du canlı yayında. Sonra Dr. Eric Pearldokunmadan şifa hareketleri yaptı ve bir süre sonra ihtiyar hanım sol kolunu daha fazla açı ile kaldırabiliyordu. Bu kadın için önemliydi, artık tekbaşına banyo yapabilecekti.

Şimdi hiç bir fiizk aleti ile bir frekans ölçülemiyor. Pearl bunun ışıktan hızlı bir frekans olabileceğini söylüyordu. Etkileri ile var ama ispatı (bilimsel olarak tam) yapılamıyor.

Şunu söylemek istiyorum; bazı şeyleri ispat edemezsek dahi etkileri ile olabileceğini söyleyebiliriz. Tıpkı karadelik veya antimadde örneğinde olduğu gibi:))))

Selamlar, Sevgiler.