Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

korkular

Başlatan Tiano, 25 Nisan 2009, 06:36:22

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiano

Ben bu aralar alese hazırlanıyorum, yüksek lisans yapmayı planlıyorum. Sürekli ders çalışmaya çabalıyorum, zaman geçiyor hızlıca ama yerimde sayıyorum. O kadar sıkılıyorum ki..Sanki bu yüksek lisans işine giriştiğim için suçluluk duyuyorum, bir yanım \"bir mesleğin olmalı, oyalanacak bir şeyin\" diyor, bir yanım \"hiçbir şeye ihtiyacın yok, otur oturduğun yerde\" diyor. Hala aileme bağımlı yaşıyorum. Bir zaman bir kitaba, bir filme dalıp günler harcıyorum, sonra bir an yaşım geliyor aklıma, 32 oldum artık, para kazanmalıyım düşüncesi beni esir alıyor, uyku uyuyamaz oluyorum. İnandığımı sandığım şeylerden uzaklaşıyorum. Siz nasıl başediyorsunuz? Yani bir mesleğiniz var mı? Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? Bir de ben gerçeği ararken aklımı kaybetmekten çok korkuyorum, belki de bu geleneksel inançlardan, sözlerden bilinçaltıma kazınmış; \"çok derine dalma aklını oynatırsın\" gibi sözlerden..Siz de bu aşamalardan geçtiniz mi? Delireceğinizden, ruh hastası olup olmadığınızdan kuşkulandınız mı? Bütün bu korkularla nasıl başa çıktınız?
 

Gülay

#1
Sevgili tiano
 
Hepimiz bu yollardan geçtik, bundan emin ol ve samimi yazından çok etkilendim...
Çok yoğun olduğum için şu an sadece sana destek olma mesajı yazıyorum, ama ilk fırsatta içine girdiğin durumla ilgili kendi samimi duygularımı ve önerilerimi burada yazacağım...

Sevgiyle kal, ve sadece içine girdiğin korku tünelindeki duygularını izle, onları farket, onlara isim tak, onlarla konuş mesela başarısızlık korkuna bir isim ver, içinde onunla konuş, onu izle hangi zamanlarda içinde hortluyor, seni esir alıyor farket, ve her farkedişinde derin bir nefes al ve onu serbest bırak, her korkunu hissettiğinde onu iyice hisset, geril, kork ve diyafram nefesi al ,tut, ver bunuları dene şimdilik ve iyi gelecektir sana:)))
 

Tiversonus

#2
(Alıntıdır)

Korkuları Yenme

Aslında başka bir konu hakkında yazmayı düşünüyordum ancak "korku" isimli yazımdan sonra bu yazının daha manidar olacağını anladım. Üstelik yazıyı okuyan ve yorumlayan insanlara da bazı tekniklerden bahsedeceğim sözünü vermiştim. O yazının hemen arkasından olmayacaktı da, ne zaman olacaktı öyle değil mi?

Fobi ve kaygı denilen korkuların nasıl oluştuğundan bahsetmiştim. Aslında daha önce bilmediğiniz bir konu olduğu için korkudan bile korkuyordunuz. Şimdi nasıl oluştuğunu öğrendiniz. İnsan bilmediği şeyden de korkar. Bu yüzden korkunun nasıl bilinçte yer ettiğini öğrendikten sonra kendi bilincinizi/bilinçaltınızı gözlem altına aldınız. Artık bir fobiniz varsa bile, size gerçekten sıkıntı verici düzeyde olmadığını da zaman geçtikçe anlayacaksınız.




Ancak fobiler ve kaygılar için bir şey yapmazsanız, kendi başlarına geçmezler, hayatınızın sonuna kadar devam eder bu sıkıntı. Özellikle yaptığınız işle ilgili veya her zaman karşılaşma riski olan fobiler sizi çok rahatsız eder.

Korkunun bir illüzyon olduğunu söylemiştik. "Korku" yazısını yorumlayan arkadaşlardan bu konuda bir yorum bekliyordum ama hiç birinden menfi-müspet bir yorum gelmedi. Bende şöyle düşündüm. Ya herkes bu illüzyon meselesini anladı yada hiç kimse anlamadı ama önem vermedi.
Kısaca bunu açıklayalım. İllüzyonun Türkçe karşılığı olarak yanılsama, yanılmaca da kullanılabilir. Ancak gerçekte illüzyon anlamını verir mi bilemiyorum. İllüzyon, sihirbaz diye nitelenen sahne sanatçısının icra ettiği eylemdir. Size bir gösteri yapar sizde onu duyu organlarınızla algılayamadığınız için illüzyon diye nitelendirirsiniz. Ama herkes için geçerli değildir bu. Bu gösterinin nasıl kurgulandığını bilen biri, belki de başka bir sihirbaz bu aldatmacaya kanmadığı için onun gözünde bu illüzyon olmaktan çıkar. Evet, sizin sahip olduğunuz bir korku, başka birinin gözünde korku değilse bunu nasıl açıklarsınız?

Fobi, bilinçaltının sizi tehlikelerden korumak için geliştirdiği bir korunma mekanizmasıdır. Bu son derece mantıksız olsa bile, bilinçaltının bir mantığı olmadığı için daha önce kazanılmış davranışını, korkulacak şey meydana geldiğinde sergiler. Bilinçaltı asla sizin düşmanınız olamaz. Bu konuda rahat olun. Sizi, iyi niyetinden dolayı koruma içgüdüsü ile yapmıştır bunu.



Korkuları Aşmak

Teknikler

1. Korkunun Üzerine gitmek

En tavsiye edilmeyen yöntemdir. Sebebi de korku anında ne olacağını bilememenizdir. O anda tepkileriniz mantık çerçevesinde olmayabilir. Aslında bir teknik bile sayılmaz. Çok basit görünen korkular için tavsiye edilir. Araba sürme korkusu, yükselik korkusu gibi korkularda denemeyin. Kedi – köpek korkusu gibi evcil hayvan korkunuz varsa güvenli olduğunu bildiğiniz bu hayvanların sahibinin gözetiminde korkunuzu yenebilirsiniz. Tavsiye edilmemesinin bir diğer sebebi de, üzerine gittiğiniz korku için birden fazla deneme yapmanız gerektiğidir. Tek sefer yetmeyebilir.

2. Küçülterek üzerine gitmek

Diyelim ki size ikisinden birini mutlaka okumanız gereken iki kitap gösterdim. Kitaplardan biri 500 sayfa diğeri 100 sayfa. Bunlardan birini mutlaka okuyacaksınız dedim hangisini seçersin? Elbette 100 sayfa olanını seçersiniz. Beyin gözünüzde büyüttüğünüz her tür davranışa karşı olumsuz tepki verir. Eğer bu bir korku ise zaten had safhada büyütülmüş bir duygudur. Beyin bir problemi haddinden fazla büyütmüşse bunun çözümünde oldukça zorlanırsınız. Bu isterseniz alışkanlık kazanmış olduğunuz bir iş olsun, eğer rutin yaptığınız bir işi bile çok büyütürseniz çözümünde oldukça zorlanırsınız. Korku ve kaygılar çok büyümüşse beyin tarafından çözülmesi zor bir problem gibi görünür. Bunu küçültmeyi deneyin. Bu tekniği bütün korkularda deneyemezsiniz. Bir diğer olumsuz tarafı zaman almasıdır. Diyelim ki araba sürme korkunuz var birden bire bu küçültme işlemini yapamazsınız. Bilinçaltı'nın her hangi bir mantığı olmadığı için zamanla korkulacak bir davranış olmadığını öğreneceği küçültme işlemini, araba sürme fobisinde şöyle deneyebilirsiniz.

Bir arabanız var ve korkudan süremiyorsunuz. İlk birkaç gün süreceğiniz arabanın yanına gidin, kapısını açın ama içine oturmayın, yanında oyalanın. Bir kaç gün bunu yapın. Aşama yapacağınız başka bir gün, yine arabanın yanına gidin, sağında solunda oyalanın kapısını açın sonra koltuğa oturun. Bütün bunları yaparken inceleme anlamında, bilinçaltına bir şeyler verme anlamında yapın. Aşama yapacağınız diğer bir gün, daha önceki yaptıklarınızı kısaltarak yaptıktan sonra, direksiyonu sürüyormuş gibi sağa sola çevirin. Vites koluyla oynayın, arabayı çalıştırmadan sürüyormuş deneyimi yaşayın. Daha sonraki gün tahmin edeceğiniz gibi çalıştırın ama sürmeyin. Sürmeden bu işlemleri yapın. Diğer bir gün, park ettiğiniz yerden uzaklaşmadan ileri ve geri hareketler yapın. Genelde bu işlemin sonuna gelmeden kendinizde cesaret bulup arabayı süreceksinizdir. Tabi bu anlattıklarım araba sürmesini bilen insanlar için geçerli. Eğer aşama aşama geçebileceğiniz korkularınız varsa küçülterek üzerine gitmeyi deneyebilirsiniz.



Korkuları Aşmak

Küçültme tekniği, herhangi bir işte hareket kazanmak için çok ideal bir tekniktir. Eğer bir konuda hareket sağlayamıyorsanız ki bu korku ya da kaygı olmak zorunda değil. Bilinçaltının fark edemeyeceği çok küçük adımlar atın. Bu adımlar o kadar küçük olsun ki siz bile attığınız adımı zor fark edin. İleriki dönemlerde, şimdi attığınız küçük adımları geriye dönüp görecek ve yapmış olduğunuz aşamaya hayret edeceksiniz. Hangi iş olursa olsun. Bu teknik ile sigarayı bile çok rahat bir şekilde bırakabilirsiniz.

3.Hipnoz

Burada hipnozun nasıl yapılacağını elbette anlatmayacağım ama bu yöntemin nasıl işlediğini merak etmiş olabilirsiniz. "Korku" yazısında anlattığım gibi bilinçaltı saniyede binlerce bilgiyi sizin haberiniz olmadan kaydeder. Hatta anne karnında yaşadıklarınız bile bilinçaltında kayıtlıdır. Hipnoz sırasında uzman, sizi bilinçaltınızdaki korku anınıza geri götürerek korkuyu nötrleştirir. Aşağıda anlatacağım ve herkesin çok rahatlıkla uygulayabileceği hızlı fobi yenme tekniğinde de bu mantık kullanılır. Tabii bilinçli bir şekilde.

4.Hızlı fobi yenme tekniği

Bu tekniği hakkıyla yerine getirdikten sonra fobilerinizden eser kalmayacak. Bu teknik, korku anını bilinçaltına tekrar yaşatıp korkulacak bir durum olmadığını fark etmesini sağlıyor. Yani nötrleştiriyor. Bu tekniği uyguladığınız ortamın sessiz, sakin olmasına ve rahatsız edici unsurlardan uzak olmasına dikkat edin. Çünkü konsantrasyon gerekiyor. Bu tekniği de birkaç kez uygulamak zorunda kalabilirsiniz. Bu teknikte, korku anını ya da en son korktuğunuz anı hatırlamanız gerekir. Dediğim gibi hakkıyla yaptıktan sonra korkudan eser kalmayacak. Tekniği uyguladıktan sonra ortaya bir duygu çıkıyorsa, bu duygu korku değil heyecan duygusudur. Bu yüzden heyecan ile korkuyu birbirine karıştırmayın. Uygulama sonrasında mutlaka bir denemesini yapın. Korktuğunuz şeyle yüzleşin. Birde bilinmesi gereken önemli bir nokta... Eğer korku anını yaşamak sizi gerçekten çok rahatsız edecekse, önce hafif korkularda deneyerek, teknik hakkında deneyim kazanın.



Hızlı Fobi Yenme Tekniği

Başlıyoruz

1. Zihninizde bir sinema salonunda oturduğunuzu düşünün ve perde de korkunun henüz oluşmadığı anı siyah-beyaz bir film gibi görün. Hareketsiz siyah-beyaz bir resim... Örneğin asansör korkunuz varsa, henüz korkunun oluşmadığı asansöre binmeden önceki durumunuzu siyah-beyaz bir filmin henüz başlamamış resmini perde de görün. Burada bazı zihinler sinema salonunu ve perdeyi canlandırmakta zorlanabilirler. O yüzden karanlık ve sessiz bir ortamda gözlerinizi kapayarak hayal ederseniz daha etkili olur.

2. Sinema salonunda otururken bedeninizi oturduğunuz koltukta bırakın ve filmin oynatıldığı projeksiyon odasına gidin. Şu anda sizin bulunduğunuz üç pozisyon söz konusu. Birincisi perde de siyah-beyaz korku anının hemen öncesinde hareketsiz filmin durumu. İkincisi koltukta oturarak seyreden sizin durumunuz. Üçüncüsü de projeksiyon odasında hem filmi, hem de koltuktaki sizi seyreden durumunuz.

3. Kendinizi seyrettiğinizi seyrederken korktuğunuz anın filmini siyah beyaz olarak oynamaya başladığını görün. Korku anını yaşayıp kendinizi güvende hissettiğiniz andaki kareyi dondurun.

4. Projeksiyon odasından çıkın ve perdedeki karenin içine girin. Siz karenin içine girer girmez filmi renkli olarak hızlı bir şekilde geriye doğru korku anının henüz başlamadığı ana geri sarın. Bunu çok hızlı bir şekilde, filmin içindeyken sanki bir video kaseti oynarken hızlı bir şekilde geriye sarıyormuş gibi yapın. Bu geriye sarış bir iki saniyeden fazla sürmez. Gerekiyorsa birden fazla geriye alın. Fakat çok hızlı bir şekilde. Bir iki saniye sürsün bu geri alış. Şimdi ayağa kalkın ve alakasız şeyler düşünün. Kollarınızı sallayın, pencereden dışarı bakıp konu ile alakası olmayan şeyler düşünün.

5. Şimdi aşmak istediğiniz korku anını tekrar yaşayın. Nasıl hissediyorsunuz? Eğer hala korku duyuyorsanız tekniği baştan sona tekrar uygulayın. İstediğiniz kadar yapabilirsiniz. Ancak hiçbir aşamasını kaçırmadan yapın.

Bu çözüm çok etkilidir ve etkisi bir ömür sürer. Tek bir deneyimle kazanılmış korkularınız, yine tek bir deneyimle kaybolabilir. Sadece korkular değil, kaygılar içinde bunu deneyebilirsiniz. Olumsuz deneyimleriniz eğer kaygıya sebep oluyorsa bu tekniği kullanabilirsiniz.

Bu teknikle beraber çok şaşıracağınız önemli bir şey öğrendiniz. Beyin, anılar ile gerçek arasındaki farkı ayıramaz. Eğer çok etkili hayaller kurabiliyorsanız onları da ayıramaz. Çok şaşırdınız değil mi? Sizi gerçekten üzen, psikolojinizin bozulmasına sebep olan, strese sokan olumsuz anılarınızı hala düşünmeye devam edecek misiniz?


Alemtac

#3
Sevgili Tiano;

Gerekli tüm bilgileri Tiversonus ve Gülay dostlarımız iletmişler. Sadece sana belirtmek istediğim, benimde bu yollardan geçtiğim :)) zaman zaman aldığım bilgilere inanamayıp " aklım oyun yapıyor " endişesine kapıldığım olmuştur. Gerek burada ki dostlarımın desteği ile gerekse metanetimi koruyarak, güçlü durarak ve kendime inanarak yendim.

Ne güzel bir yol çiziyorsun kendine, sakın vaz geçme derim ben. Ben de yüksek lisansımı yapmaya başladığımda sen yaşlardaydım. Bir de 2 çocuk annesiydim :)) Öğrenimimi almadığım bir yerde, hem fark dersleri verip, hemde tez yapmıştım ve sonucunda 95 le bitirmiştim. Arkasından hemen doktoraya başlamıştım. Kendimi övmek için yazmıyorum bunları, insanın kendine olan inancı ile neler yapabileceğini anlatmak amacım. Bir kere başlarsan arkası gelir.

Artık çalışmıyorum, yaşım 48..ama durmuyorum, en azından planlarım var :) Kararlarını ne olursa olsun erteleme derim.

Sevgiler
 

Tiversonus

#4
Ben de deneyimimi aktarayım ve her koşulda sizin seçeceğinizi ve seçimlerin karşılığında ise illaki mutluluk olamayacağını belirtmek isterim.

Yüksek lisans için, eniştem kalk gel dedi, gittim bir cami hocası (eniştemin askerlik arkadaşı bir yörük, sevgilerimi yolluyorum fiziksel alemi terketti) ve bir çaycı ile üniversitede buluştuk, çay içtik ve onbeş dakika sonra dekanın odasındayım. Sonra "sizin gibi şu üniversite mezunundan guru duyarız dedi burada yüksek lisans yapmanızdan" sonra sınavda çıkacak soruları verdi. Evet sınavda çıkacak soruları verdi. Bu benim dört beş gün uykumu kaçırdı ve keşke deim tek gidip başvursaydım, her insan gibi...Sonra ruhumu dinledim ve soruları geri verip, bu işten vazgeçtiğimi söyledim...Ohhh be dünya varmış üzerimden bir kamyon yük kalktı...İş geçim için bir iştir. Benim felsefem bu ,yani pazarda sebze satsanda o bir basit iştir, değeri geçim için olması, başkasına muhtaç olmadan olmasıdır. Dolayısı ile sade işlere girdim ve sonra bazen kariyerli insanın karşısına bir çizme veya bir tulum ile çıktığımda, bana yapılan caka larda "ah keşke ben kariyer yapsaydım" filan deyip, mutsuz anlarımda olmuştur...

Bence hayat planlarımız var her birimizin ve her zaman bir başkasının veya toplumun vitrine koyduğu şeyler olmayabilir. Sonuçta doğru karar verilen karardır...Mutluluk ise başka bir şey. Özgür iradeler ile karar verilir ve bu herzaman kolay da olmaz. Yani ruhsal rehberlerinize veya ruhunuza danışıp öneri alıp yine sizin bunu bir karara bağlamanız en verimli gözüküyor. Kararsızlık çok ama çok daha zor bir kısır döngüdür.

Şu Kasyopya sözlerini aktarmak isterim(kaynağa değil söze ve anlama odaklanılmalı):

"Eğer uygun perspektifle bakılırsa, kaybetmek kazanmaktır. Senin için daha önemli olan şey nedir? Arayışın mı, yoksa her zaman problemli olmuş olan maddi bağlar mı? Kişi doğru yolda olduğunda, geçim ve arayış güzel bir şekilde birleşir."

"Kariyeri belirttik. Ve aileyi belirttik. Kişi doğal olarak yapacağının tersini yaptığında, bu ikisi asla bir araya gelmez.

Lütfen içgüdüsel hedeflerini izle. Karanlığın kasvetinden ışığın ihtişamına götürecek olan şey bu.

Bir "iş" sadece bir iştir. Kariyer ise hayatının çalışmasıdır.



Kişi önce para konusunda endişelendiğinde tuzak kuruluyor. Kişi tutkusunun peşinden gittiğinde, diğer herşey yerini buluyor. Anlamana izin vermediğin şey, bu ilkenin asla, asla başarısız olmadığıdır. Ama kesinlikle yalnız değilsin. 4'üncü yoğunluk KH programcıları, bu olumsuz sonuçlardan zevk alıyor.


Sağlık ruhla doğrudan ilişkilidir. Kişi zıt amaçlar için faaliyet gösterdiğinde, fiziksel alem kronik bir şekilde etkilenir. Bu durum çözüldüğünde fiziksel sorun da çözülür."


Ancak şunu belirtmek isterim: İnsan kendi karar verecek, ruhsal mı zihinsel mi? Bizi biz yapan bu seçimler değil mi? Bu yargılanamaz, doğru yanlış yok, seçim var: Her zaman da mutluluk yok veya o ayrı bir şey:))


Pınar

#5
Sevgili Tiano, öncelikle bir şeyi istediğimiz halde kendimiz sabote ediyorsak, ya bu işi gerçekten yapmak istemiyoruzdur ya da bunla ilgili bilinçaltımızda yapılanmış kalıplar vardır.Bunu öğrenmek için, bir soru olarak bunu bilinaltına sor.

"Ben niçin bu sınava hazırlanamıyorum.Gerçekten yaşam yolumdaki deneyimim bu mu?" Elbette bu bir örnek, kendin bir soru hazırlayıp bilinçaltıan sor, o herşeyi biliyor ve senin izlemen gereken yolu mutlaka sana bildirecektir.Ve evet, diyafram nefesi harika bir biçimde işe yarıyor.Bunu kendimde deneyimledim, ana çekilip ne yaptığını bilmek ve yakana yapışan sıkıntıları salıvermek için güzel bir metot.

Ayrıca ben bu, film modelini kendimde başaramadım.Çünkü benim zihnim beni bir insan olarak algılıyor, yüklenmesi gereken bir çip olarak değil.:)Ben problemi bulup, onunla konuşarak, onu anlayarak ve ona kabul vererek bertaraf edebiliyorum.Elbette denemek ve görmek gerekir.:)))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiano

#6
sevgili Gülay, çok teşekkür ederim desteğin için. Başarısızlık korkusu demişsin ya belki de bu korkularımın temelinde bu var. Önerilerin harika, mutlaka uygulayacağım. Bahsettiğin önerilerini ise sabırsızlıkla bekliyor olacağım. sevgiler...

sevgili Tiversonus,

Alıntıladığın yazıyı en kısa zamanda sakin kafayla okuyacağım, teşekkürler. Deneyimini paylaştığın için ayrıca teşekkürler, kendimi sorguladım okurken.

Meslek ve kariyere ayrı ayrı bakmamı sağladın. Ben arayışımdan vazgeçmek istemiyorum. Ama dışarıda akıp giden bir hayat var ve sadece kendi üzerimde çalışarak akıp giden hayattan dışlanmış hissediyorum. İnsanları seviyorum, insan içinde olmak istiyorum, ama bu şekilde sadece kendime dalıp gitmek, ister istemez insanlardan uzak olmak beni üzüyor. Aslına bakarsan kariyermiş, yüksek lisansmış, gerçek fikrime göre saçmalık, vakit kaybı. Ama din felsefesi diye bir bölüm var kayseride, ne hikmetse sınavsız, mülakatsız alıveriyorlar (sadece ales, lisans notu yetiyor)ve tüm şartları bana uyuyor, derslerin içeriklerini okurken bile heyecanlanıyorum. Bu heyecanı takip ederek ona göre davranıp başvurumu yapmalı mıyım, karar veremiyorum. Dediğin gibi kararsızlık beni müthiş sıkıntıya sokuyor, karar versem hafifleyeceğim...İş konusuna gelince ben lise yıllarımdan beri takı tasarımı yapıyorum, ama hiç para kazanma aracı olarak bakmadım, artık bakmaya başlasam
iyi olacak belki de:) Yazın beni çok etkiledi, tekrar tekrar okuyacağım, çok teşekkürler, sevgiler

sevgili Alemtaç,

Beni o kadar rahatlattın ki anlatamam...Senin ve diğer arkadaşların da aynı deneyimlerden geçtiğini bilmek o kadar iyi geldi ki...Yaşımı çok sorun ediyormuşum, deneyimin bana inanılmaz güç verdi. İçimde tekrar "geç değil, neden olmasın" duygularını canlandırdın. Ne kadar teşekkür etsem az:))

kucak dolusu sevgiler


Sevgili Pınar,

Çok haklısın, karar vermem gerek bir an önce, karar vermek için de senin dediğin gibi neden yapmak istediğimin yanıtını net olarak çıkarmam gerek...Ama bilinçaltıma sorma konusunda ben emin olamıyorum gelen yanıtlardan, ama Gülay'ın da senin de dediğin gibi şu diyafram nefesiyle beraber uygulayacağım. Bir de demişsin ya problemi bulup, konuşarak, anlayarak, kabul vererek bertaraf edebiliyorum diye, somut örnek verebilir misin kendinden? Yani problem olduğunu nasıl anlıyorsun (ben sıkıntı yaşadığım zaman (iç sıkıntısı), stres yaşadığım zaman anlıyorum) ve problemin ne olduğunu nasıl ortaya çıkarıyorsun, bulduğunda nasıl konuşuyorsun, nasıl cümleler kuruyorsun, kabul verme olayını birçok yerde okumuştum ama nasıl yapıldığını bilmiyorum, keşke
örnek verebilsen...teşekkürler, sevgiler
 

Pınar

#7
Ben bilinçaltıma soruyorum ve yanıtını da hemen alıyorum.Ancak bazen kedinin kuyruğunu yakalamaya çalıştığı gibi bir durumla karşılaştığımda, o duruma/kişiye ho'noponopo cümlesi kuruyorum." Üzgünüm, lütfen beni affet, özür dilerim, teşekkür ederim, seni seviyorum", bu yaşananana kabul verdiğinde farkınalığım oraya çekiliyor(algıda seçicilik) ve zaten olayın/kişinin sendeki yansımasını görüyorsun ya da kendi yansımanı.Onu da alıp karşıma konuşuyorum, yine ho'pono kelimelerinin de içinde yer aldığı bir içten konuşma yapıyorum.:)

Örneğin şunu yapabilirsin sanıyorum.Sırt üstü yatıp, dizlerini bükerek diyafram nefesi al arka arkaya ve uzun nefesler olsun ve tüm vücunun ayak parmaklarından itibaren başının tepesine kadar gevşediğini düşün.Her nefeste bir uzvun gevşesin, (ayakların, bacakların, kalçan, bedenin, kolların, ellerin, omuzların, boynun, başın, yüzün ve tüm bedeninin), daha sonra uyku hali gibi bir durum oluşuyor (mayışma halk tabiri ile) orada bilinçaltına sorunu sor.Ve bırak kendini, o seni sorunun olduğu ana götürecektir.Sonra o olaya ister Ho'nopo ister EFT yaparak temizleyebilirsin.:)) Bir de bu nefes çalışması sırasında gözünden yaşa gelene kadar esneyebiliyorsun, bu duruma aldırma devam et.Bedenin gevşediğinin belirtisidir.:))

Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim, bizlerin tüm bu başarı korkumuzun altında, çatalı gözümüze sokmamızdan korkan bir ebeveynimizin " ayyy, sen tek başına yiyemessin " diyerek bizi boğma girişimine dayanır.:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiano

#8
Öncelikle yazan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Sevgili Pınar ve Gülay, tavsiyelerinizi uyguladım. İki gündür akşamları diyafram nefesi alarak (sırt üstü yatıp gevşedikten sonra)kendime sorular yönelttim. Aynı zamanda hiçbir şey düşünmeden de epey diyafram nefesiyle çalıştım. Bu beni epey rahatlattı. Bugün uyandığımda herşey o kadar berrak ve basitti ki hemen yazmaktan kendimi alamadım. Ben yükseklisanstan vazgeçtim arkadaşlar. Üzerimde o kadar büyük bir yükmüş ki, neden bu kadar kendimi sıkmışım ki...Ve Pınar o kadar haklıymışsın ki: sen şöyle bir şey yazmıştın :"öncelikle bir şeyi istediğimiz halde kendimiz sabote ediyorsak, ya bu işi gerçekten yapmak istemiyoruzdur ya da bunla ilgili bilinçaltımızda yapılanmış kalıplar vardır." Ben aslında bunu yapmak istemediğimi anladım, bu yüzden ders çalışamıyormuşum demek ki...Ben para kazanmak için de kendime özgü, bana en kolay yöntem ne olacaksa onu yapmak istiyorum artık. Bir web sitesi açıp yetiştirdiğim çiçekleri, takıları satışa sunmaya karar verdim, daha özgür daha keyifli bir yaşam için, ama iki ayağımı bir pabuca sokmadan...herşeyi akışına bırakacağım artık, kendime "topluma yetişeceğim" düşüncesiyle baskı yapmayacağım..herkese sevgiler