Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beyrutkapı

#1035
acaba dünyanın neredeyse her yerinde iç kesimlerin gelişmeye kapalı ve tutucu, deniz kenarlarının gelişmeye açık ve uygarlık merkezlerinin burada kurulmasının iyotla bir ilişkisi olabilir mi?
iyotla epifiz arasındaki ilişkiyle nobel alamasanda bence çok iyi bir keşif sevgili alemtaç ;)
 

Alemtac

 

KUTİ

 

Alemtac

#1038
"Birinin yemek yerken ağzını şapırdatmasına sinir olmaya "Misofonya" denir ve bir tür hastalıktır. En ufak ses bile bu insanları deli eder."

Deli etmiyor ama rahatsız olurum :(

"Misophonia kelimesi tam anlamıyla "sesten nefret etme", düşük düzeyde sesten hoşlanma biçimidir. Bu olumsuz deneyimler ile karakterize olan yüksek ya da yumuşak olsun belirli seslerden kaynaklanan bir nörolojik bozukluk olarak düşünülmektedir. Bu terim Amerikan nörolog olan Pawel Jastreboff ve Margaret Jastreboff tarafından bulunmuştur. Genellikle vadeli seçici ses hassasiyetinin yerine kullannılır."

Tırnak kesme, diş fırçalama, yemek yeme, nefes alma, koklama, konuşma, hapşırma, esneme, yürüme, sakız çiğneme, gülme, horlama, ıslık veya öksürük gibi sıradan sesler Misophonia sahibi insanların en çok rahatsız olduğu, hatta öfkelendiği seslerdir. Bazıları ayak ve vücut hareketleri gibi göz ucuyla gözlemlenebilir görsel uyarılardan da etkilenir. Yoğun kaygı ve kaçınma davranışı gelişebilir, sosyalliğin azalmasına yol açabilir. Bazıları da gördüğü görsel veya işitsel davranışları taklit etme zorunluluğu hissedebilir."

Devamlı ökürük de beni rahatsız eder, durmaksızın bacaklarını sallayan biri de aynı şekilde...saat sesi gibi seslere neden dayanamadığım ortaya çıktı şimdi.

Nedenini biliyorsan, tedavi oluyorsun demektir... :) diye teselli cümlesi kurdum

 

Scyth

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Alemtac

#1040
Misofonyadaş olduk [:P]

Aslında bir çok kimsede varmış...
 

bozadi

#1041
Bende hiç yok dersem yalan olur :)

Bu arada, Alemtaç, sanki dün veya bugün Türkiye'deki chemtrails olaylarını takip eden bir grubun buluşmasıyla ilgili bir haber alıntılamıştın. Tekrar okumak için bulmaya çalıştığımda bulamadım.

Alemtac

#1042
:))

Sorguluyoruz bölümününde, pozitif negatif ayrıcılık başlığında idi Bozadi

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=776
 

bozadi

#1043
Heh, evet. Yer, saat gibi bazı bilgiler gördüğüm için bir buluşma ayarladılar gibi algılamıştım ilk okuduğumda. Meğer "chemtrail" denen bir olayla ilgili bir fotoğrafa dair bir bilgiymiş. Ya internette bir süredir rastlıyorum Türkiye'de de bu "chemtrail" ("kemtreyl" diye okunduğunu varsayıyorum) uygulamalarının yapıldığına dair. Yani uçaklardan ne idüğü belirsiz ve muhtemelen de insanlar üzerinde olumsuz etkiler yapacak nitelikte kimyasallar salınıyor diye. ABD'de son derece popüler bir tartışma başlığı olduğunu biliyorum ama İstanbul'da şimdiye kadar bu konuda dikkatimi çeken bir hava olayına rastlamadığım için böyle bir mesele yok diye kabul ediyordum ama internette birkaç site bu olaylarla ilgili bayağı bir iddiada bulunuyor ve bazı fotoğraflar paylaşıyorlar. Belki abartılı, belki değil, emin olamadım. İnceleyeceğim.

Ama belirttiğin sitede hakikaten dediğin tarzda aşırı bazı yorumlar paylaşılıyor gibi geldi bana. Daha ayrıntılı bir incelemeye çalışacağım.

Tespit ettikleri tuhaf izlerin bazılarının meteor olayları olabileceğini düşünüyorum bu arada. Ve HAARP teknolojisinin kısmen iklim faktörlerini etkilemek için kullanıldığı biliniyor ama bu arkadaşlar herşeyin arkasında HAARP'ı aramakla durumu biraz abartıyorlar gibi geldi bana.

Alemtac

#1044
her gördükleri jet izi kimyasal, tüm hava olayları ve depremler HAARP, haklısın Bozadi.
 

Alemtac

#1045
Çok yoğun, hem sevinçli hem de hüzünlü bir dönemdeyim şu sıralar...kısaca küçük kızım evleniyor [:)] bu nedenle fırsat bulup paylaşım yapamıyor, yorumlara katılamıyorum, eskiden de pek fazla konuşmazdım zaten...ve oğlum askerliğini yeni bitirdi, çok şükür [:)] yeniden, aslında kısa süreliğine üç kişilik aile olduk...

Dün oğlum, kız arkadaşı/sözlüsü/gelinim (aslında o da kızım) ile birlikte bir kafede kahve içerken;

Oğlum: Keşke Türk kahvesi içseydin, annem güzel fal bakar ve kalp gözü açıktır..
Ben: üçüncü gözüm açıktır [:D]
Oğlum: Üçüncü göz alnın ortasındaki epifiz bezine verilen isimdir aslında, çoğumuzda kireçlenmeden dolayı işlevini yitirmiştir. Sanıldığı gibi, ışığa değil karanlığa duyarlıdır ve karanlıkta uyurken veya ölüme yakın olanlarda bir hormon salgılanılır. Gördüğümüz rüyaları sağlayan bu hormondur. Ayrıca, ölüme yakın deneyim yaşayanların örneğin gördükleri vizyonlar; tünel, ışık, ölmüş bir yakınları gibi hep bu salgı nedeniyledir. Uzak doğu şamanları DMT denilen bu salgıyı ağaç köklerinden elde edip gelecekle ilgili ön görülerde bulunurlar mış.
Ben: DMT'nin açılımı nedir?
Oğlum: Dimetiltriptamin, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlar, asıl görevi budur.
Ben: Vizyon görmemeizi sağladığına göre, sarhoşluk veren bir şey mi? Yani, bazı şamanların uyuşturucu gibi maddeler aldıklarını duymuştum.
Oğlum: Hayır, vücudun ürettiği bir şey bu [:)] Bir çok büyük iş adamı da, ağaç köklerinden elde edilen DMT'yi kullanarak gördükleri vizyonlara göre işleri ile ilgili karalar veriyorlar.
Ben: Adı üstünde vizyon; bilinçaltında olanlarıda görebilirsin. Nasıl ayırt edebilirler ki? Neye göre, hangisi bilinç altı hangisi öngörü diye bilecekler? Tecrübe gerektiren bir şey.
Oğlum: Evet, ağaç köklerinden elde edilen DMT'yi kullanmak asıl tecrübe gerektiren bir şey. Şamalar az miktarla başlayıp gittikçe ve azar azar arttırarak kullanmaya başlayıp ve dediğin gibi yorumlamada tecrübe edinmişler. Duyduğuma göre bazı şamanlar, epifiz bezindeki bu salgıyı istedikleri zaman salgılayabiliyorlar ve gelecek hakkında yorumda bulunabiliyorlar mış.
 

Alemtac

#1046
Ben: Hadi onlar şaman, iş adamlarına ne demeli?
Oğlum: Doğru kararlar alıyorlar mış ama [;)]
Ben: Kim miş bu iş adamları?
Oğlum: -----
Ben: Neyse, verdiğin bilgiler çok güzel, teşekkürler [:)]

Konuşmamız şamanlarla ilgili devam etti ve daha da sürmesini isterdim, gelin kızımın ders saati geldiği için ayrıldık. Ben de bitirilmesi gereken işerimin başına döndüm.
 

zülkarneyn

#1047
DMT benim de ilgi alanlarımdan. Hatta bi ara hocama araştırmayı teklif etmiştim bu kadar karmaşık bir şeyin altından kalkacak imkanlarımız olmadığını söyledi. Aslında literatüre bakarsak bir tür halüsinojen olarak nitelendirilir. Zaten materyalist adama sorarsan gözünün gördüğü dışında görülen her şey halüsinasyondur. Pozitif denilen bilimin neyle yürüdüğünü biliyoruz. İşin ilginç yanı ben bu maddeyi ilk keşfettiğimde -yanılmıyorsam 2010 2011 yıllarıydı- bilimsel nitelikte üç beş makale vardı sadece ve onlar da şamanların kullanımını falan anlatıyordu ama şimdi baktığımda makalelerin sayısı bini aşmış. Hatta bazı yerlerde anı kanserle beraber anılıyor. Üzerinde çok konuşulası bir şey ama özetle son birkaç yılda bazı yerlerde ruh molekülü de denen DMT'ye büyük bir ilgi var.
Bu arada kalp sesimi saatin tik taklarını falan seviyorum :) hatta uyuyamadığım zamanlar kendi kalbimi dinlemek yatıştırıyor :)
 

bozadi

#1048
İngilizce Kasyopya sözlüğündeki bir tanımın çevirisi:


Epifiz Bezi (Pineal Gland)

Epifiz bezi beynin epeyce içlerinde bulunan, yaklaşık 8 mm çapında, kırmızımsı renkte, konik şekilli bir kütledir. "Epiphysis" terimi Hint-Avrupa dil ailesinde bheu- (var olmak, büyümek) kökünden gelir ve Yunanca "yumru, şiş" ve "fazlalık, gereksiz" anlamlarına gelen epiphusis kelimesini oluşturur. İsminin ima ettiği gibi bu bez uzunca süre bir gizem olarak kalmıştır ve beyinde amacı ve işlevi en son keşfedilen bezlerden biridir.

Artık, melatonin üretimini düzenlemekten sorumlu olduğu bilinmektedir ve melatonin de vücudun uyku-uyanıklık döngülerini düzenler. Epifiz bezinin aynı zamanda DMT adlı psikodelik (hayal gördüren) maddeyi de ürettiğine dair kanıtlar vardır ve bu kimyasal maddenin rüyalarda, halüsinasyonlarda ve diğer psişik ve gizemli deneyimlerde rol oynadığı düşünülmektedir.

Epifiz bezi okült ve New Age çevrelerinde çok popüler bir konu başlığı olmuştur. Daha 1600'lerde Rene Descartes epifiz bezini "ruhun tahtı" olarak tanımlamıştır. Bu kavram daha sonra H.P. Blavatsky ve Teozofi Hareket tarafından kullanılmış ve New Age düşüncesinde tekrar ortaya çıkmıştır. New Age çevrelerinde epifiz "üçüncü gözün" fiziksel karşılığı olarak kabul edilmekte ve psişik görü ve daha yüksek düşünce alemlerine bir bağlantı olduğu düşünülmektedir.

Kasyopya bilgilerinde ise epifiz bezine atfedilen işlevi yapan bezin epifiz değil hipofiz olduğu belirtilmektedir. Celselerde hipofiz bezinin geçtiği iki yer:

S: (A) İnsanın hangi kısmı 4. yoğunluğa uzanıyor?
C: Hipofiz bezi tarafından harekete geçirilen kısım.

S: (L) O nedir?
C: Psişik.

[...]

S: (J) Stonehenge hakkında söylediğiniz şeylerde hipofiz bezinin işlevi nedir?
C: Bu bez yukarıyla bağlantınız.

Hem hipofiz hem de epifiz bezleri endokrik sisteminin birer parçasıdır. Hipofiz bezi bazen vücudun "esas bezi" olarak tanımlanır çünkü diğer bezlerin ihtiyaç duyduğu hormonları üretir. Sistemdeki diğer endokrin bezlerini uyaran şey, hipofiz bezinin salgılarıdır.

Alemtac

#1049
Bende kalbimin tik taklarına alıştım gibi Zülkarneyn :) eskisi kadar rahatsız olmuyorum.

Hipofizin asıl görevi büyüme ile ilgili olmasının yanı sıra, vücudumuzdaki diğer salgı bezlerini denetlemesi ve düzenlemesi; öyle küçük ki :) mecazi olarak en akıllı parçamız diyebilirim. Bir kaç resimde buldum Bozadi, içlerinden birini seçim:

http://www.kadınca.com/wp-content/uploads/2011/02/hipofiz1.jpg