Nosso Lar (Evimiz)

Başlatan maiterya, 22 Temmuz 2014, 18:35:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maiterya

Güzel bir film ; öldükten sonra astral bir şehirde yaşadıklarını medyum aracılığıyla ileten bir doktorun hatıraları.
 

bozadi

#1
Teşekkürler maiterya. Fragmana gözattım, fena görünmüyor. Brezilya yapımı olması ilginç; kulağa pek aşina gelmiyor Brezilya filmi deyince sanki veya bana öyle göründü. Müsait bir vaktimde izleyip görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

bozadi

#2
Film İngilizce'ye "Astral City: A Spiritual Journey", Türkçe'ye ise "Yıldız Şehri: Ruhani Bir Yolculuk" diye çevrilmiş görebildiğim kadarıyla. Türkçe dublajı kolayca bulunabiliyor internette.

KUTİ

#3
bozadi sen İngilizcemi düşünüyorsun Türkçemi (düşünce aleminde)
birde rüyalarını hangi dilde görüyorsun merak ediyorum
 

bozadi

#4
İngilizce hayatımın çok içinde olmasına rağmen İngilizce düşünmüyorum / düşünemiyorum KUTİ. Tahmin ediyorum ki hayatımda İngilizceyi Türkçeden daha fazla kullanıyor olsaydım, o zaman genel ifade süreci bağlamında "İngilizce düşünme" eğiliminde olurdum ama durum öyle değil. Üstelik sözlü İngilizcem (duyduğunu anlamada ve konuşmada) pek parlak değil. İngilizce benim için neredeyse sadece yazıda mevcut. Filmleri, dizileri İngilizce izleyemiyorum/anlayamıyorum. Var gücümle anlamaya konsantre olsam bu sefer de "izlemekten" ziyade "çalışma" yapmış oluyorum. O yüzden eğlence (film veya dizi vs) tarzı şeyleri altyazısız izlemiyorum, izleyemiyorum. Ancak belgesel gibi biraz daha net, düzgün, tane tane konuşulan şeyleri İngilizce olarak takip edebiliyorum iyi-kötü.

Rüyalarımı çoklu dil ve altyazı seçenekleriyle görüyorum :) Rüyalarımda "dil" olayının pek farkında değilim doğrusu. Pek konuşma ağırlıklı olmuyor. Sessiz film tadında genelde sanki. Pek birşey de hatırlamıyorum aslında ne görüyorum, ne görmüyorum, ne konuşuluyor vs. Konuşma oluyorsa da konuşmanın biçimselliğinden ziyade sadece aktarılan mesajlar önemli oluyor gibi geliyor bana. Telepatiktir herhalde.

Yalnız, ilginçtir, şimdi bu konuda düşünürken hatırladım da, İngilizce konuşma pratiği yapmaya çalıştığım bazı zamanlarda mı oluyordu, neydi, rüyamda gayet akıcı İngilizce konuştuğumu "fark ediyordum" rüyanın içinde. Sanki günlük hayatın stres ve kompleksleri bazen rüya halinde ortadan kalkınca, İngilizce "veritabanımı" sözlü olarak da akıcı kullanabildiğimi bizzat rüya içindeyken fark edip "şaşırabiliyor" ve "sevinebiliyordum".

KUTİ

#5
teşekkürler bozadi...güzel varlık...
 

bozadi

#6
Teşekkür ederim KUTİ, o senin güzelliğin aynı zamanda.

bozadi

#7
Nosso Lar filminin Türkçe dublajını izledim. Genel itibariyle bu konuda önemli, olumlu bir film olduğunu düşünüyorum. Francisco (Chico) Xavier adlı Brezilyalı bir medyumun aynı isimli kitabından yapılan bir uyarlamaymış. 1910-2002 yılları arasında yaşayan bu medyum Brezilya'nın en büyük medyumuymuş ve aynı zamanda spiritüalizmin (veya "spiritizm") önde gelen temsilcilerinden biriymiş.

Xavier adlı bu medyum, André Luis adlı bir ruhla kurduğu bağlantılarda aldığı bilgilerle pek çok kitap yazmış anladığım kadarıyla. "Nosso Lar" (Evimiz) adlı kitapta (ve filmde) tasvir edilen "öbür dünya" da bu bilgilere dayalı olarak ifade bulmuş.

Doğal olarak kitabın filmden çok daha fazla ayrıntılı betimlemeler ve bilgiler içerdiği ve filmin kitapla karşılaştırıldığında biraz sığ ve bazı yönleriyle problemli olduğuna dair yorumlar var internette. Bu arada film Brezilya'nın gelmiş geçmiş en masraflı, bütün Güney Amerika'nın ise ikinci en masraflı filmi olduğu belirtiliyor.

Filmle ilgili yorumlarıma gelecek olursam, belirttiğim gibi, genel hatlarıyla iyi / faydalı buluyorum. Ama verilen bilgilerin veya yapılan tasvirlerin çeşitli sorunlu yönleri olduğunu da düşünüyorum.

Öncelikle, "Nosso Lar" (Evimiz) kavramının çok isabetli ve iyi bir tanımlama olduğu anlaşılıyor. Kasyopyalılar da 5. yoğunluğun (spatyomun) 1'den 5'e kadar olan yoğunluklara mensup ruhların "evi/yuvası" olduğuna değinmişti. Forumda paylaştığımız "Ruhların Yolculuğu" ve "Ruhların Kaderi" adlı kitapların yazarı Michael Newton da aynı gerçeği anlamamızı sağlamıştı ve öbür dünyayla ilgili farkındalığımızın artmasını değerli buluyorum.

Yazarın André adlı varlıktan aldığı bilgilerle yaptığı öbür dünya tasvirlerinde sorunlu bulduğum yanlara dair bazı fikirlerim:

Ölen şahıslar (özellikle de devam eden güçlü bazı negatif eğilimleri, tavırları varsa) kendilerini bir çeşit cehennem olan bir "arafta" buluyorlar. Aslında bu görüşün yanlış olup olmadığından emin değilim. Ülkemizin ruhçu kaynaklarında da buna benzer birşeyler okuduğumu hatırlıyorum. Ölen şahıslar güçlü olumsuz düşünce kalıplarıyla yüzleşmek zorundaydı. O olumsuz kalıpları 5. yoğunluğun kendine has "düşünür düşünmez gerçek kılınan" yapısıyla somut birşeylere dönüştürüp onlarla uğraşmak, boğuşmak veya ezilmek zorunda kalıyordu. Ta ki o olumsuz kalıpların doğrusuna, iyisine, hakikatine varıncaya kadar. Böylece şahıslar "temizlenmiş" oluyordu. Varlıklar 5. yoğunluktaki asıl ortamına veya grubuna dönmeden önce bu tür şeyler yaşamak zorunda kalıyor gibi görünüyor. Newton'un kitaplarında bu ön temizlik safhasının ve özellikle de bu safhada kişinin kendindeki olumsuz kalıpları somutlaştırarak onlarla uğraşmak zorunda kalmasına dair birşey okuyup okumadığımı hatırlamıyorum ne yazık ki.

Xavier'in çizdiği araf tablosunun yeterince objektif olduğundan son derece şüpheliyim. Yani sanki ölen ve güçlü olumsuz düşünce/inanç kalıpları olan herkesin gittiği belirli ve hep aynı olan (karanlık, bataklık, hastalıklı, zombivari) bir cehennem/araf ortamı varmış gibi bir tanım yapıyor Xavier. Kendine bu denli güçlü bir alternatif boyut yaratıp onun içinde sonsuz gibi görünen bir süre boyunca cehennem azapları çekmek, olumsuz duygu/düşünce kalıplarına sahip olarak ölen her bireyin yaşamak zorunda olduğu birşey mi acaba? Sanırım bu bireyden bireye son derece değişen bir durumdur. Bir ruh manevi olarak ne kadar olgunlaşmışsa (bilgiliyse) ve ne kadar pozitif eğilimliyse, olumsuz kalıplarıyla yüzleşmesi de o kadar daha kolay ve hızlı olacaktır ve belki de cehennemvari bir boyut yaratması gerekmeyecektir hiç. Hele ki kimin tarafından yaratıldığı belli olmayan bir cehennemden de geçmeyecektir.

Xavier "araftan" kurtulan ruhları ruhsal bir hastaneye yatırıyor. Ruhların yaşadıkları travmatik deneyimler nedeniyle şifaya ihtiyaç duyabildiği çok net anlaşılıyor bu konudaki eserlerden ama öbür tarafta dünyevi nitelikte bir hastane deneyiminin ancak sembolik bir anlatım olduğunu düşünüyorum.

Xavier'in öbür tarafın işleyişiyle ilgili yaptığı tanımlamalardaki en belirgin hatalardan biri, öbür tarafta belirli bir ülkenin vatandaşlarına özgü şehirler kurulmuş olması gibi görünüyor. Yazar "Nosso Lar"ın 16. yüzyılda Brezilyalı ruhlar tarafından kurulmuş bir şehir olduğunu söylüyor ve başka ülkelerin ruhları tarafından kurulmuş pek çok başka şehirler olduğunu ima ediyor. Tüm iyi niyetliliğine rağmen bu tanımlama neredeyse "komik" bana göre. Xavier burada gerçek ruhsal bilgiler ile kendi dünyevi bilgilerini hatalı bir şekilde harmanlamış gibi görünüyor. Newton'un kitaplarında ve başka çeşitli kaynaklarda "öbür tarafta" böyle "milli" bir yapılaşma olmadığını, sadece tekamül seviyelerine uygun olarak sayısız ruhsal gruplaşmalar / ekipler / sınıflar olduğunu biliyoruz. Ruhların çeşitli enkarnasyonlarda çok çeşitli milliyetlere, kültürlere, ortamlara ve hatta cinsiyetlere girdiğini biliyoruz. Spatyomda dünyevi bir takvim yapısının kesinlikle mevcut olmadığı da malumumuz.

Xavier'in öbür dünya ve reenkarnasyon döngüsü ile ilgili yaptığı bariz bir diğer hatalı tasvir ise, ölen şahsın öbür dünyada yalnızca kendisi gibi o sırada dezenkarne (ölmüş ve henüz yeniden enkarne olmamış) yakınlarını görebileceği varsayımıdır. Hem Kasyopya celselerinden hem de Netwton'un kitaplarından, hem de pek çok başka spiritüel kaynaktan öğrenilebileceği gibi, ölen şahsın çok sevdiği kişiler, o sırada dünyada enkarne durumda olsunlar veya olmasınlar, yeni ölen kişiyi karşılayıp onunla etkileşime girebilirler. Çünkü enkarnasyon sırasında varlık tüm varlıksal enerjisinin %100'üyle enkarne olmuyor. Varlığın bir kısmı pasif olarak bile olsa "yuvada" kalıyor. Varlığın gelişmişlik düzeyine göre, varlık hem birden fazla enkarnasyonu eşzamanlı olarak gerçekleştirebileceği gibi aynı anda 5. yoğunluktaki eğitimine de aktif bir şekilde devam edebilir. Fazla gelişkin olmayan varlıkların spatyomdaki varlık özünün ise, enkarnasyon sırasında bir yere kapanıp enkarnasyonun bitmesini bekleme gibi bir durumu olabildiğini söylemişti Newton.

Filmdeki bir diğer ilginç (ve belki de sorunlu) yaklaşım, öbür tarafta özellikle yeni gelen az veya orta gelişmiş ruhların "iş bulma" telaşıydı. Eğitim anlamında sorumluluk kavramının öbür dünyada bu dünyada olduğundan çok daha ciddiye alındığından şüphem yok (hoşgörü de dengeli şekilde mevcut olarak) ama öbür dünyada "şehir idaresinde iş bulma gereksinimi" yaklaşımının yine dünyevi bilgilerin öbür dünyaya projekte edilmesi olduğunu düşünüyorum.

Son olarak, öbür dünyaya geçişinde André'ye rehberlik eden Lusiyas'ın bir süre sonra André'nin öğrencisi haline gelmesi biraz "sırıttı" bana göre.

Bu kadar hata bulma / eleştirme eğilimime rağmen, filmi genel olarak olumlu ve faydalı buluyorum ve Brezilyalı kardeşlerimizi kutluyorum bu konuda.

bozadi

#8
Bu arada, hiçbir dinin mensubu olmamakla birlikte, kültürel olarak benimsenen genel bir uygulama olması itibariyle "iyi bayramlar" dilerim.

KUTİ

#9
ayrıntılı açıklamaların için teşekkürler bozadi,herzamanki gibi faydalı analizler içeriyor...ben de bayramla ilgili açıklamana aynen katılıyor ve kutluyorum...
 

maiterya

#10
Üstat Bozadi film hakkında güzel tespitler yapmış;film şu anki ölümden sonraki hayat ile ilgili bilebildiğimiz sınırlı ve son bilgilire göre bir çok yanlış , hatalı yönler içermekle beraber normal bir sinema izlyecisine yada spritüel ilgileri olan izleyiciye ölüm sonrası yaşananlar hakkında bir perspektif sunabilen az sayıda filmden biri olduğunu düşünüyorum,klasik dinlerin ölüm sonrası cennet cehennem tasvirleriyle örtüşmüyor diyebiliriz,Başlangıçtaki cehennem misali ortam kişinin cezalandırması değil neagtif imajinasyonları olarak değerlendirdim.Kişilerin ölüm sonrası dinlenme ve tedavi edildikleri yerleri benzer şekilde kendi bir iki yakınımı ölüm sonrası benzer bir yerde rüyada ziyaret ettiğimi hatırlıyorum.Bir şekilde kişilerin aklını kurcalayan ölüm sonrası yaşanacaklar konusunda bu sitedede verilen Michael Newton'un iki kitabını bir kez daha tavsiye ediyorum.
 

KUTİ

#11
maiterya , rüyan bilinçli bir çalışmamıydı yoksa istemsizmiydi?
 

bozadi

#12
Alıntı Yapfilm şu anki ölümden sonraki hayat ile ilgili bilebildiğimiz sınırlı ve son bilgilire göre bir çok yanlış , hatalı yönler içermekle beraber normal bir sinema izlyecisine yada spritüel ilgileri olan izleyiciye ölüm sonrası yaşananlar hakkında bir perspektif sunabilen az sayıda filmden biri olduğunu düşünüyorum

Alıntı Yapklasik dinlerin ölüm sonrası cennet cehennem tasvirleriyle örtüşmüyor diyebiliriz

Alıntı YapBaşlangıçtaki cehennem misali ortam kişinin cezalandırması değil neagtif imajinasyonları olarak değerlendirdim.

Alıntı YapBir şekilde kişilerin aklını kurcalayan ölüm sonrası yaşanacaklar konusunda bu sitedede verilen Michael Newton'un iki kitabını bir kez daha tavsiye ediyorum.

Konuyla ilgili görüşlerine aynen katılıyorum maiterya.

Alıntı Yapkendi bir iki yakınımı ölüm sonrası benzer bir yerde rüyada ziyaret ettiğimi hatırlıyorum.
Ölmüş yakınların mıydı ziyaret ettiklerin? Kendine özellikle çok yakın hissettiğin veya aranızda özel bir bağ bulunduğunu (veya bulunuyor olabileceğini) düşündüğün kişiler miydi?

Alemtac

#13
Teşekkürler Maiterya, güzel bir film..

Bir arkadaşımın annesi, yaşarken çok yakın hissettiğim bir insandı. Öldükten bir süre sonra rüyamda, elinde bir sürü kitaplar ve bembeyaz kıyafetler giymiş olarak karşımda duruyordu. Bir süre sohbet ettik..ciddi bir yüzü vardı, oysa yaşamında çok güleç yüzlüydü. Sonra bana dediki" şimdi müsade et, oğlumun evine onu ziyarete gideceğim" Arkamı döndüğümde, bitişik nizam, her biri ayrı renk boyalı bir sürü ev gördüm. Kenara çekildim ve ne kadar beklediğimi hatırlamıyordum. Tekrar karşımda durduğunda ona yalvardım" ne olur gitme, ne olur kal". Gözlerimin içine derin derin baktı ve "merak etme güzel bir yere gidiyorum. Şimdi bahçe kapısını açta gideyim". O an bir bahçe içinde olduğumuzu fark ettim. Parmaklıklı bir kapısı vardı. Hiç istemeden demir kapının kilidini açtım ve arkasına bakmadan gidişini izledim...

Zaman zaman aklıma gelir bu rüyam ve onu ne kadar özlediğimi düşünürüm :) Herkes evindeyken benim evim niye yoktu acaba diye ayrıca düşünür dururum :D
 

maiterya

#14
Teyzem vefat etmişti kendisinı çok severdim bir süre sonra bir rüya gördüm net ve canlı bir rüya idi bunun için bir istekte bulunmaım yada bir çalışmada yapmadım  yaklaşık 15 yıl filan önceydi ,filmdeki doktorun yatırıldığı hastane benzeri bir ortam vardı  ama o kadar büyük değildi acillerdeki bekleme odaları gibi ,teyzem yatıyor üzerinde bir çarşaf var ölmüş olduğunu ikimizde  biliyoruz ,yakınında trafik kazasında yeni ölmüş tanımadığım br genç kızdaha var vucudu çok yamulmuş biçimde olduğu belli ama ikiside gayet mutlu gülümsüyorlar,teyzemle tamamanı hatırladığım ölüm ve yaşadıkları ile ilgili çok güzel bir konuşma yapıyoruz,çok pozitfi şeyler anlattı,filmde benzer sahneleri görünce heyecanlanmıştım.:)