Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

7 Eylül 2013

Başlatan 4BH, 10 Eylül 2013, 01:58:39

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beyrutkapı

#15
sevgili tgur dostum, yorumların ve düşüncelerin için teşekkürler. ancak doğal olarak bazı konulardaki fikir ayrılıklarımızı netleştirmek hepimiz için öğretici olacak kanısındayım.
öncelikle şunu belirtmek isterim, neden ahlak gelişim kuramının son aşaması ile çok fazla ölçüt geliştiremiyoruz? çünkü gözlenebilir değil. zira bahsettiğimiz süreçler ve insanın dünyaya evrensel bakış açısı o kadar içsel bir şey ki, bunları somut olarak gözlemlemek zor. bu aynen meditasyon yapan birinin ruh halini ölçmeye çalışmaya benziyor. bizim bilimsel bakış açımız maalesef kendi ilizyonumuzun diliyle ölçülemeyen ve ''kanıtlanamayan'' gerçekleri görmekten uzak. bu aşamada bir yanıyla bilimsel bakışın fanatizme vardırılması anlamında sınırlayıcı etkisinde söz edebiliriz ki, bu da ayrıca tartışılacak uzun bir konu.
matbaa konusunda ise şöyle bir şey sormak isterim. matbaa batıda kullanıldığı şekliyle hareketli harflerden oluşmasa da çinde yüzyıllar önce zaten kullanılmaktaydı. ama matbaanın batıda yarattığı etkiyi asla yaratmadı. neden? elbette bunun bir sürü farklı nedeni var. mesele burada sanırım şunu anlamak, matbaa bu anlamda bir araç sadece, düşüncenin dolaşıma ulaşması için sadece bir araç. önemli olan o düşünsel üretkenliği ve altyapıyı oluşturacak birikimin oluşması. ve bu da çok farklı etkenlerin sonucu olarak uzun yıllar içinde oluşuyor. bu anlamda osmanlı'ya matbaanın gelmesi büyük bir düşünsel devrim yaratmayacaktı zaten. zira bireyler gibi toplumlarında kendine has koşulları ve ilerleyiş biçimleri var. bu şuna benziyor, şuan geri kalmış bir ülkeye internetin götürülmesi orada bir devrim yaratır mı? neyi değiştirir? elbette değişiklikler oluşur ama uzun zaman içinde ve hatta bizim ön göremediğimiz bir şekilde olur bu. internet bilginin dolaşımı, paylaşılması için önemli bir araç elbette, hatta geleceğimiz için belirleyici olacak, yazının bulunuşuyla bile karşılaştırılabilinir, ama asla bir toplumu tek başına değiştirecek yada beklediğimiz anda bir devrim yaratacak bir araç olamaz.
bunun dışında ''ortadoğu batağını'' anlamadım. isfahan, bağdat, tebriz... avrupa ortaçağ karanlığını yaşarken ortadoğu zenginlik ve refah üzerine yükseliyordu. bu topraklar geçmişte uygarlığımızın geleceği açısından önemli ve kadim topraklardı. ve ne kadar ironiktir ki yanlışları ve sapmalarıyla göremediğimiz batı şuanda ve yıllardır bu topraklara savaşı ve ayrımcılığı ihraç ediyor. elbette bu topraklarda oluşan yanlış paradigmalar, bilinç ve farkındalık yetersizliği vs. hepsi ayrı tartışma konusudur. tüm bunlarda bu coğrafyadaki geri kalmışlığa ve savaşa eklenmelidir. ama batının iki yüzlü ve sömürücü politikalarını görmeden savaşı ve bu ''bataklığı'' anlamak zor gibi geliyor bana.
benim kasyopya celselerinden öğrendiğim ve tüm insanlığın en çok ihtiyacı olduğunu düşündüğüm basit ama son derece önemli bilgilerden biri şu; en büyük hata bir başkası için neyin doğru olduğuna karar vermek. zira evren özgür irade prensibi üzerine kuruluysa bu son derece berbat bir KH eylemi oluyor.
bu ülkede atatürkü neredeyse insan-üstü ve tartışılamaz-sorgulanamaz bir olgu haline getirenler, atatürkçülük adı altında bizzat insan olarak mustafa kemalin kendisine en büyük zararı verdiler. bir insan olarak, asker olarak ve siyaset adamı olarak atatürkün doğruları ve yanlışları vardır ve bunlar tartışılmalıdır. ama bu ülkede sağlıklı bir şekilde bu tartışma asla yürütülemedi. tıpkı diğer tabular gibi, karşı olanlar ve yandaş olanlar üzerinden bir ağız kavgası gizli yada açık sürdü hep. oysa tartışılması gereken bunca şey varken, tabu haline getirilen bir atürkçülük üzerinden toplumun farklı katmanları yok sayılıp bastırılmaya çalışıldı. şuan ülkenin durumunu ve akpnin yükselişini, kürt hareketini bu tavır çok net açıklıyor sanırım. ayrıca cumhuriyetin kuruluşu ve yapılan devrimler başkasının yerine karar vermekle özdeşleşti bir yerde. mustafa kemalin zamanı yoktu ve yapmaya çalıştığı toplumun mühendisliğinin geri tepip tepmediğini şuanda ülkenin durumuna bakarak herkes kendi karar vermeli bence. sırf karşı olarak yada yandaş olarak olgulara yaklaşmak bizi hep yanıltıyor gibi geliyor bana. şuan akpde bizim adımıza bizim hayatımızı etkileyen önemli kararlar alabiliyorlar. ve üstelik bunu en doğrusunun bu olduğuna inandıkları için yapıyorlar. kendi kurdukları ilizyona yandaşlarıyla beraber inanıp, bu çok şişirilmiş balonun insanların özel hayatına kadar müdahale etmesinde bir sakınca görmüyorlar. ama ben eminim ki bu balonun da patladığını hepimiz göreceğiz. baskı çok derin anlamda aynı zamanda korkunun ve kontrolü kaybetmenin bir ifadesi.
benim kendi adıma istediğim, önyargısız ve sırf anlamak üzerine yoğunlaşmış bir bakış.

yazar mılan kunderanın saptırılmış vasiyetler adında bir kitabı vardır. dünyada da hangi öğreti ve iyi niyetli harekete baksak zamanla karşıtına dönüştüğünü görüyoruz. burada bir KH saptırması yada çalışması olabilir. ama bir yerde ''özgürlükten kaçış'', güce tapmak yada ötesini görememek, bu da insanın kendi seçimidir.

 

bozadi

#16
sevgili tgur dostum, yorumların ve düşüncelerin için teşekkürler. ancak doğal olarak bazı konulardaki fikir ayrılıklarımızı netleştirmek hepimiz için öğretici olacak kanısındayım.
öncelikle şunu belirtmek isterim, neden ahlak gelişim kuramının son aşaması ile çok fazla ölçüt geliştiremiyoruz? çünkü gözlenebilir değil. zira bahsettiğimiz süreçler ve insanın dünyaya evrensel bakış açısı o kadar içsel bir şey ki, bunları somut olarak gözlemlemek zor. bu aynen meditasyon yapan birinin ruh halini ölçmeye çalışmaya benziyor. bizim bilimsel bakış açımız maalesef kendi ilizyonumuzun diliyle ölçülemeyen ve ''kanıtlanamayan'' gerçekleri görmekten uzak. bu aşamada bir yanıyla bilimsel bakışın fanatizme vardırılması anlamında sınırlayıcı etkisinde söz edebiliriz ki, bu da ayrıca tartışılacak uzun bir konu.
matbaa konusunda ise şöyle bir şey sormak isterim. matbaa batıda kullanıldığı şekliyle hareketli harflerden oluşmasa da çinde yüzyıllar önce zaten kullanılmaktaydı. ama matbaanın batıda yarattığı etkiyi asla yaratmadı. neden? elbette bunun bir sürü farklı nedeni var. mesele burada sanırım şunu anlamak, matbaa bu anlamda bir araç sadece, düşüncenin dolaşıma ulaşması için sadece bir araç. önemli olan o düşünsel üretkenliği ve altyapıyı oluşturacak birikimin oluşması. ve bu da çok farklı etkenlerin sonucu olarak uzun yıllar içinde oluşuyor. bu anlamda osmanlı'ya matbaanın gelmesi büyük bir düşünsel devrim yaratmayacaktı zaten. zira bireyler gibi toplumlarında kendine has koşulları ve ilerleyiş biçimleri var. bu şuna benziyor, şuan geri kalmış bir ülkeye internetin götürülmesi orada bir devrim yaratır mı? neyi değiştirir? elbette değişiklikler oluşur ama uzun zaman içinde ve hatta bizim ön göremediğimiz bir şekilde olur bu. internet bilginin dolaşımı, paylaşılması için önemli bir araç elbette, hatta geleceğimiz için belirleyici olacak, yazının bulunuşuyla bile karşılaştırılabilinir, ama asla bir toplumu tek başına değiştirecek yada beklediğimiz anda bir devrim yaratacak bir araç olamaz.
bunun dışında ''ortadoğu batağını'' anlamadım. isfahan, bağdat, tebriz... avrupa ortaçağ karanlığını yaşarken ortadoğu zenginlik ve refah üzerine yükseliyordu. bu topraklar geçmişte uygarlığımızın geleceği açısından önemli ve kadim topraklardı. ve ne kadar ironiktir ki yanlışları ve sapmalarıyla göremediğimiz batı şuanda ve yıllardır bu topraklara savaşı ve ayrımcılığı ihraç ediyor. elbette bu topraklarda oluşan yanlış paradigmalar, bilinç ve farkındalık yetersizliği vs. hepsi ayrı tartışma konusudur. tüm bunlarda bu coğrafyadaki geri kalmışlığa ve savaşa eklenmelidir. ama batının iki yüzlü ve sömürücü politikalarını görmeden savaşı ve bu ''bataklığı'' anlamak zor gibi geliyor bana.
benim kasyopya celselerinden öğrendiğim ve tüm insanlığın en çok ihtiyacı olduğunu düşündüğüm basit ama son derece önemli bilgilerden biri şu; en büyük hata bir başkası için neyin doğru olduğuna karar vermek. zira evren özgür irade prensibi üzerine kuruluysa bu son derece berbat bir KH eylemi oluyor.
bu ülkede atatürkü neredeyse insan-üstü ve tartışılamaz-sorgulanamaz bir olgu haline getirenler, atatürkçülük adı altında bizzat insan olarak mustafa kemalin kendisine en büyük zararı verdiler. bir insan olarak, asker olarak ve siyaset adamı olarak atatürkün doğruları ve yanlışları vardır ve bunlar tartışılmalıdır. ama bu ülkede sağlıklı bir şekilde bu tartışma asla yürütülemedi. tıpkı diğer tabular gibi, karşı olanlar ve yandaş olanlar üzerinden bir ağız kavgası gizli yada açık sürdü hep. oysa tartışılması gereken bunca şey varken, tabu haline getirilen bir atürkçülük üzerinden toplumun farklı katmanları yok sayılıp bastırılmaya çalışıldı. şuan ülkenin durumunu ve akpnin yükselişini, kürt hareketini bu tavır çok net açıklıyor sanırım. ayrıca cumhuriyetin kuruluşu ve yapılan devrimler başkasının yerine karar vermekle özdeşleşti bir yerde. mustafa kemalin zamanı yoktu ve yapmaya çalıştığı toplumun mühendisliğinin geri tepip tepmediğini şuanda ülkenin durumuna bakarak herkes kendi karar vermeli bence. sırf karşı olarak yada yandaş olarak olgulara yaklaşmak bizi hep yanıltıyor gibi geliyor bana. şuan akpde bizim adımıza bizim hayatımızı etkileyen önemli kararlar alabiliyorlar. ve üstelik bunu en doğrusunun bu olduğuna inandıkları için yapıyorlar. kendi kurdukları ilizyona yandaşlarıyla beraber inanıp, bu çok şişirilmiş balonun insanların özel hayatına kadar müdahale etmesinde bir sakınca görmüyorlar. ama ben eminim ki bu balonun da patladığını hepimiz göreceğiz. baskı çok derin anlamda aynı zamanda korkunun ve kontrolü kaybetmenin bir ifadesi.
benim kendi adıma istediğim, önyargısız ve sırf anlamak üzerine yoğunlaşmış bir bakış.

yazar mılan kunderanın saptırılmış vasiyetler adında bir kitabı vardır. dünyada da hangi öğreti ve iyi niyetli harekete baksak zamanla karşıtına dönüştüğünü görüyoruz. burada bir KH saptırması yada çalışması olabilir. ama bir yerde ''özgürlükten kaçış'', güce tapmak yada ötesini görememek, bu da insanın kendi seçimidir.


bigsenfoni

Ceviri icin tesekkürler.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.