Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_fidelista

MADDİYATIN OBSESYONU

Başlatan fidelista, 26 Haziran 2022, 15:24:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fidelista


     Ekonomik krizlerle boğuştuğumuz günümüzde geçim derdi maddi zorluk çekmeyen pek az kişi vardır .Geçen gece zihin kontrolü adına yapılan bir yayını bir dalgayı aldım bu dalga "herşey maddiyattır" gibi bir şeydi sonra kafamda bir şimşek çaktı,KH nin maddeye fizkselliğe çok önem verdiği bilgisi belirdi zihnimde,dünyada ruhsal alanda bir şeyler yapmaya çalışanların dindar olanların bile ne kadar çok para ve maddiyat peşinde koştuğundan şikayet ettiğimi anımsadım.

   Fiziksel bir dünyada yaşıyoruz fiziksel maddi bir bedenimiz var  yemek yiyip su içiyor hava soluyoruz yani maddi boyutun sonuna kadar etkisi altındayız ama yinede yanlış olan bir şeyler var.İbre maddi olanın lehine doğru sonuna dek kaymış durumda.
  Fiziksel dünyada var olan her şey fiziksel olmayan daha üst sübtil yüksek boyutlardan süzülerek bu düzlemde var olur  ,bilgimiz bize esas olanın fiziksel dünya değil fiziselide doğuran kaynağa daha yakın olan üst dünyaların ve nihai gerçeğin tek var olan yüce kaynak olduğunu söylüyor ,bu kaynaktan uzaklaşıp fiizkselliğe indiğimiz zaman bir holografik geçici aslı olmayan ama içinde yaşayanlara en büyük ve tek gerçeklik yanılsamasını yaratan bu fizkselliğe hapsolmuş durumdayız,yüzbinlerce yıldır da böyle idi ama bir tarafatanda bu yüksek alemleri hissediyor özlemini duyuyorduk bir nevi maddi manevi denge kurma çabamız olurdu,son yıllarda yönelimi ruhsal olanların bile bu fiziksel baskının artması ile adeta felç durumda olduğunu hissediyorum yada ben böyleyim.

Fizikselliğin bu obsesyonu ruhlarımızı boğuyor.dünyayı elinde tutan KH güçlerde insanların hayatta kalma güdülerini kullanarak insanın üst boyutlarla temasını iyice kesip salt fizikselliğe hapsettiklerini hissediyorum,Ruhlar bunalıyor dünayda nefes alamıyor boğulduğunu hissediyor.

Dünyada çıkarılan ekonomik krizi bir de bu açıdan okuyalım dostlar,amaç insanı fizksel boyutta çarmıha germek,gerdilerde.
Bunların bilincinde olarak fizkselliğe olan bu takıntıyı dengelememiz gerekiyor.Bu baskının etkisinde olmayan az sayıda ileri seviyede ruhlar olabilir ama çoğunluk zihin kontrolü,medya propagandası vs sayısız yöntemlede içlerinde var olan eğilimler iyice  indüklenerek eksen kaymasına sürükleniyor.sürüklendi.İşin acı yanı ruhsal yönelimli olanlarda bu zokayı yutuyoruz.

bozadi

#1
Katılıyorum. Ruhla, ruhçulukla, maneviylatla yakından ilgilensek de, farkına vardığımız ve varmadığımız yollarla ciddi ölçüde materyalistleştirici etkiler yaşadığımızı düşünüyorum. Hastalık düzeyinde "akıl kayıpları" da yaşamamıza neden oluyor bu durum. Kendi varlığımızda aramamız, bulmamız gereken huzuru, güveni, sevgiyi, sevinci dünyada, materyalist bir düzen içinde arıyoruz. Tekrarlamak gerekirse, K'ların deyişiyle, sonsuza kadar sahip olduğumuzu sonsuza kadar arıyoruz (=ego/kh).

"Olumluluk" ile "Tanrısallık" arasında doğrudan bir bağ var. Tanrı dediğimiz şey bizim, yani varlığımızın saf özü ve bütünüdür. Olumluluk denen şey de herşeyin tanrısal/varlıksal birliğine dayalıdır.

İçinde bulunduğumuz KH-baskın 3Y realitesinde çok fazla olumsuzluğa maruz kalıyoruz. Şiddetli ve yoğun olumsuzluk genellikle varlığı dejenere ediyor, yıpratıyor, yok ediyor. Biz dünyada olumluluğu son derece dünyevi şeylerle özdeşleştirme hatasına düşüyoruz ve dünyevi şeylerin geneli de egemen KH güçlerince şekillendirildiği için, şiddetli olumsuzluk adeta soluduğumuz hava gibi kaçınılmaz bir durum haline geliyor bizim için.

Olumluluğun Tanrı'yla, yani varlıkla, varoluşla, özümüzle, kendimizle organik bağının farkına varıp derin tanrısal/varoluşsal olumluluğu dünyevi rüzgarların, ilüzyonların insafına bırakmama konusunda uzmanlaşmamız gerekiyor, ki bu uzmanlaşma süreci aynı zamanda şifa/iyileşme süreci veya öze dönüş süreci olarak da düşünülebilir.

Dikkat ederseniz olumluluk bizim içimizde doğal olarak mevcuttur. Biz varlığımızın (kendimizin ve başkalarının) özünden gelen bu olumluluğu da genellikle dünyevi şartlarla şiddetli bir şekilde ilişkilendirme, özdeşleştirme hatası yapıyoruz. Halbuki, aleyhteki tüm şiddetli koşullara rağmen bir şekilde, bir derecede erişip deneyimleyebildiğimiz olumluluk, içimizdeki tanrının, öz varlığımızın kanıdır, canıdır, onun ta kendisidir. Egemen KH güçlerince en çok hedef alınan, bitirilmeye çalışılan şeydir bu aynı zamanda. Tanrının (varlığın) yok edilmeye çalışılmasıdır. Bir virüsün, bulaştığı bünyede var gücüyle çoğalarak onu tamamen ele geçirip yok etme süreci gibi bu.

İçimizde sayısız dünyevi şeyle ilişkilendirilmiş, şartlandırılmış (dolayısıyla çarpıtılmış) biçimde de olsa olumluluğun mevcudiyetini hepimiz fark edebiliriz. Anı şeklinde olabilir, sezgi olabilir, umut olabilir vs. Biz olumluluğu olumluluk olarak görüp onu dünyadan, dünyevi şeylerden, herşeyden bağımsız bir şekilde algılayıp değerlendiremiyor, deneyimleyemiyoruz genellikle. Onu ille dünyevi şeylerle alakalandırmamız gerektiğini sanmaya zorlanıyoruz, alıştırılıyoruz. Dünyaya, dünyevi olan herşeye ilgisiz veya karşı olmamız gerektiğini savunmuyorum elbette.