YOGA

Başlatan Alemtac, 20 Nisan 2009, 22:31:50

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

YOGA'NIN BİLİNEN TARİHİ
 

Aslında kimse Yoga'nın başlangıç tarihini bilmemektedir. Yoga'nın kökü, yazılı tarihin gerisine uzanır. Hatta, Yoga'nın insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenir.Yoga'ya ail elimizdeki en eski belge, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkartılan ve üzerinde Yoga yapan insan figürleri bulunan 5,000 yıllık mühürlerdir.
Yoga ile aşina olmayanlarımız genellikle Hindu dininin bir uzantısı olarak görür ve bilmeden pagan bir ritüelin bir parçası olmaktan çekindiği için Yoga'dan uzak durur. Ancak, Yoga bir din değildir! Aslında, Yoga tarihinin bu kadar eskiye dayanması da Yoga'nın bir din olmadığının en kesin kanıtıdır. Çünkü Yoga, bilinen tüm dinlerden (Hinduizm dahil!) daha önce başlamış bir felsefedir.

Yazının bulunmasından sonra da, bilgiler ağızdan ağıza öğretmenden öğrenciye aktarıldığından, malesef bu eski zaman diliminden geriye elimizde sadece bazı vecizeler kalmıştır. Onlar da mistik deneyimi olmayan öğrenciye bir şey ifade etmeyecek küçük notlardır. İşte bu nedenle, önemli alimler bu metinleri çok kereler tefsir etmiştir.

Veda düşünce sistemi:

Aşağıda, Kaşmir'de 10. yy'da yaşamış olan Abhinavagupta adındaki büyük bir öğretmenin yazmış olduğu ve yine bir Yoga ustası olan Lakshmanjoo'nun yorumladığı, bilinç durumlarını gizleyen kılıfların dönüştürülmesi ilkelerini bulabilirsiniz:

Bilinç Durumu  Kılıf 
Uyanış Safhası  (1)Fiziksel Beden ve Madde dünyası 
Hayal safhası  (2)Nefes gibi önemli güçler 
(3)Akıl 
(4)Anlama Yeteneği 
Derin Uyku safhası  (5)Sonsuz Saadet 

Veda'cılar madde dünyasının bu beş kılıf içinde ifade edildiğine, bir ilüzyon olduğundan bir gün sona ereceğine ve uygulayıcının onun büyüleyici araçlarını reddetmeyi denemesi gerektiğine inanır. Uygulayıcı, sürekli olarak "ben değilim" diyerek kendini dünyadaki bağlılıklarından soyutlar; bir başka deyişle, gerçek, sonsuz ve değişmez olan gerçek kendisi (ruhsal benliği) kalana dek, "Ben bir anne değilim, ben bir baba değilim, ben bir çocuk değilim, Ben bu ego değilim, Ben bu akıl değilim" der.

Patanjali'nin düşünce sistemi (Klasik Yoga):

Yoga'nın en büyük klasik metinlerinden biri, MÖ 3. yy ile MS 3. yy arasında bir tarihte yaşamış olan alim Patanjali tarafından yazılmıştır. Patanjali'nin, o zamanlar insanların uyguladığı farklı Yoga tekniklerini ve teorilerini gözlemleyip organize ederek ve kendi Yoga Sutra'sında toplayarak büyük katkıları olmuştur.

Klasik Yoga olarak tarif edilen bu sistemin sekiz bölümü vardır. Bu sekiz bölüm fiziksel ve ruhsal bedenlerdeki sekiz bilinç aşamasını veya farkındalık durumunu temsil etmektedir.
 
 

Alemtac

#1
YOGA FELSEFESİ
 

Yoga binlerce yıl önce, Hindistan'da ortaya çıkmış bir sistemdir. Bu sistemi her isteyen uygulayabilir; özel giysilere, aletlere ihtiyacınız yoktur. Sadece yere serebileceğiniz seccade büyüklüğünde bir örtüye (yüzümüzü bazı pozlarda yere koyacağımızdan yere örtü koymak daha hijyeniktir.) ve özdisipline ihtiyaç vardır.
Yoga yapan kişilere yogi adı verilir. (Bayanlara yogini denir.) Eski zamanlardaki büyük yogi'ler insanın çevresiyle uyumlu yaşayabilmesi için, öncelikle kendisiyle uyumlu yaşaması gerektiğini bu nedenle de insan doğasının tam olarak anlaşılabilmesinin önemli olduğunu söylemişlerdir. Büyük yogiler insanı farklı bedenlerde incelemektedir.

Yoga kelime anlamıyla birleşmek demektir. Yoga'da amaç, fiziksel, ruhsal ve zihinsel bedenlerimizin birleşmesiyle "Tanrı Bilinci"'ne erişmektir. İşte bu Tanrı Bilincine ermek, meditasyon çalışmalarının son aşaması olan Samadhi'dir.

Peki, Yoga yolunda olan herkesin amacı Samadhi'ye ermek mi olmalıdır? Elbette ki hayır.
Bhagavat Gita, Yoga yapan dört öğrenci tipinden bahseder;

Acı çeken kişi; dinmeyen bir acıyı dindirmeyi amaçlayan öğrencilerdir. Bu acı fiziksel bedenin bir yerinde incinme, ağrı olabileceği gibi, zihinsel de olabilir.

Dünya nimetlerini arayan kişi; sağlık ve başarı için bir strateji geliştirmeyi hedefleyen öğrencilerdir. Burada amaç, bir strateji bularak dünya nimetlerinden azami fayda sağlamaktır.

Bilgi arayan kişi; bütünlüğe ulaşma arzusu duyan öğrencilerdir.
 
Bilge adam; büyük Yogilerdir.
 
 

Alemtac

#2
YOGA OKULLARI
 

Yoga'nın 4 ana okulu vardır. Bu okullar kendi içlerinde alt okullara ayrılır.

Raja yoga : Fiziksel hareketleri ve nefes tekniklerinin, meditasyon ve araştırmalarla birleştirildiği okuldur.

Bhakti Yoga : Kişinin Tanrı kavramına uzanan tek noktalı odaklanmaya kendini adaması ile yapılan uygulamalardır. Daha çok duygusal yanı ağır basan kişiler tarafından tercih edilir. Bhakti Yogi sevgi enerjisinden güç alır ve Tanrı'yı sevgi'nin kaynağı olarak görerek dualar, ibadetler, şarkılar ve ritüellerle kendisini Tanrı ile kuşatır.

Karma Yoga : Eylem Yogası olarak adlandırılır. Yapılan tüm işlerin ve hareketlerin Tanrı'ya odaklı bir zihinle yapılmasıdır. Daha çok dost canlısı kişiler tarafından bu yol tercih edilir. Çünkü bu yoldaki kişiler, kalplerini saflaştırmayı, eylemlerinin sonuçlarını düşünmemeyi ve böylelikle tüm davranışlarının bencillikten uzak olmasını öğrenirler.

Jnana Yoga : Bilgi yoludur; en zor yol olarak bilinir. Çok büyük bir istek ve zeka gerektirdiğinden bu yola girmeden önce öğrenci (genel bir prensip olarak) diğer yollardan geçmelidir. Burada öğrenci, Vedanta felsefesinde yer alan "birlik" öğretisini deneyimlemeyi hedefler.
 
 

Alemtac

#3
Yoga'nın temel ilkelerinden biri "Ahimsa" yani "Öldürmemek"tir. Burada öldürmemekten kasıt, yaşama saygı duymaktır.

Yoga'yı biraz takip etmiş olanlarınız, yoga'nın kelime olarak  "evrenle bir olmak" demek olduğunu bilirler. Elbette, burada kast edilen, Yoga'nın bizi evrenle bir olmanın yöntemini gösteren bir yol olmasıdır. 

Evrenle bir olma yolundaki aşılması gereken belki de en zor şey, bireyselliği bir kenara bırakıp, bütünselliğe geçmek, yani "ben" yerine "biz" diyebilmek, bütünü sevebilmek ve bütünün farkına varabilmektir.  Peki ama bu kadar basit bir gerçeği dile getiren bir felsefenin takibi niye bu kadar "zor" olarak algılanıyor?

Bunun cevabını bulmak için, günlük yaşantımızı gözden geçirmemiz aslında yeterli: Bizler kendimizi bu beden olarak kabul ederiz, yani bunun anlamı şudur: "Bu beden dışındaki herşey benim dışımdadır." İşte bunu dediğimiz anda, Yoga'dan uzaklaşmaya başlarız, çünkü bu düşünce tarzı, evreni "ben" ve diğerleri (çevremdeki herşey) olarak ikiye böler. Bu görüşe göre, ikilikçiliğin olduğu yerde de, korku, öfke ve arzu vardır, çünkü benim dışımda "bir şeylerin" olması benim "o şeyleri" arzulamama, arzuladığımı elde edememem halinde öfkeye yol açar, arzuladığımı elde etsem bile bu kısa süreli bir tatmin verecek ve bir süre sonra bu arzu yerini bende olmayan "başka bir şeyin" arzusuna dönüşecek ve bu zincirden kurtulana dek böyle sürüp gidecektir. Peki biz nelerden korkarız? Bir aslan kendisine korkutucu gelmez, halbuki ceylanlar için korkutucudur, işte aynı şekilde biz de "biz olmayan" şeylerden korkarız. Birliğin olduğu yerde korku barınamaz, çünkü bu ışığın olduğu yerde karanlığın barınması gibi mümkün olmayan bir durumdur. Birliğin olduğu yerde arzu yer alamaz, çünkü benim dışımda sahip olmadığım bir şey var olamaz. 

Yoga yapmanın bir ön şartı var mı sorusu tüm öğrenciler tarafından sorulan temel bir sorudur. Genelde de verilen cevap aynıdır: "Hayır yoktur." Ama öğrenci gün geçtikçe, öğretmenin vejetaryen olduğunu, mümkün olduğunca organik gıdalar aldığını, alkol, tütün ve diğer her tür uyarıcı ve uyuşturuculardan uzak durduğunu, içtiği sudan uyku saatine belli bir kurallar zincirine bağlı kalmaya çalıştığını görerek, tereddüt etmeye başlar : "Acaba bana herşey söylenmiyor mu?" 

Burada aslında öğretmenin söylemeye çalıştığı şey şudur: Evrenle bir olabilmek adına yapılması gereken standart "kurallar" yoktur, bir öğrenci bunların hiç birini yapmadan da göz açıp kapayıncaya kadarki zaman içinde –bu yaklaşık 1 saniyedir- yogaya ulaşabilir.

Ancak, günümüz dünyasına baktığımızda, bu kadar çabuk ve kesin bir şekilde yogada başarılı olmak çok azımıza nasip olmaktadır; tersine yoga'ya ulaşma; uzun çalışma, azim, kararlılık, sabır, inanç (öncelikle kendimize, sonra yoga'ya) gerektirmektedir. Sri Sankaracharya, Yoga'nın 4 aracı –olmazsa olmazı- olduğunu söylemektedir: Bunlar:

İnanç
Adanma
Meditasyon
Özgürlüğe ulaşma arzusudur.
 
Dikkat ederseniz Sri Sankaracharya bu kurallar içine et yememek, günde sadece 6 saat uyumak, mantra okumak, yoga duruşları yapmak gibi "şimdi bunun evrenle bir olmakla ne alakası var" diyeceğiniz maddeleri listelememiştir.

Öykünme: Öncelikle öğrenciden "sanki öyleymiş gibi" yapması istenir. Mesela öğrenci belki ilk başlarda derin meditasyona dalamayacaktır ama yine de sanki derin meditasyondaymış gibi sabit bir şekilde sakin ve rahat bir pozda ortalama 20 dakika meditasyon yapması istenir. Elbette burada kast ettiğimiz, öğrencinin taklite kaçıp bunu bir alışkanlık haline getirmesi ve yerinde sayadığı halde, kendini ve çevresini kandırması değildir.

Arınma: Tüm bu çalışmalar, bizi arındıracak birer "kriya" yani arındırma çalışmalarıdır.

Kalbin açılması: Biz ne yaptığımızı aklen bilmesek de; beden bilir, zihin bilir, ruh bilir. Bu nedenle, başlangıçta yapılan tüm bu çalışmalar bizim kalbimizi açacak ve evrensel bilgiyi almamızı kolaylaştıracak birer araç olacaktır.
 
Yoga'nın temel yapıtaşı, insanın sadece bu bedenden ibaret olmadığı, ama bunun gerisinde –ismi ne olursa olsun- bir enerji olduğudur ve aslında amaç, araç olan bedeni kullanarak, yoga'ya ulaşmaktır -yani beden bizim gerçek Özbenliğimiz değildir. Bu nedenle, biz yaptığımız çalışmalarla öncelikle evren olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak adına "sanki öyleymiş gibi yaparak" anlamaya böylelikle zamanla arınmaya, ve kalbimizi açarak evrensel bilgiyi almaya çalışırız.

Yoga görüşüne göre, evren titreşimlerden oluşmuştur. Madde ağır bir titreşime sahipken, örneğin düşünce çok daha süptil bir titreşime sahiptir, bu nedenle de madde görülebilirken, düşünce gözle görülemez. İşte Yoga'ya göre, evrenin gerçek mahiyetinin ne olduğunun anlaşılması için bu süptil titreşime ayak uydurmak gereklidir, bunun da yolu ancak bu titreşimi algılayacak frekansta yani aynı titreşimde bulunmakla olur. Bu nedenle, Patanjali Yoga Sutralarında "Yoga ile çevredeki dünya şartları değil siz değişeceksiniz, ve siz değişseniz bile diğerleri için herşey eskisi gibi kalmaya devam edecektir" demektedir. Siz titreşiminizi yükselttiğinizde (yani süptilleştirdiğinizde) dünyayı yepyeni bir gözle görmeye başlarsınız ve düşünce gibi daha önce göremediğiniz formlar size görünür hale gelmeye başlar. Böylece yine Patanjali'nin Yoga Sutralarında bahsettiği diğer insanlara mucize gibi gelen meyveler ortaya çıkmaya başlar, bir yogi düşünceleri okuyabilir, bir atom boyutuna inebilir, herşeyi içine alacak kadar genişleyebilir, yıldızlara dokunabilir gibi.

İşte, kullandığımız araç olduğunu söylediğimiz bedenimizin titreşimlerinin yükseltilmesinin yollarının her biri, Yoga'da yapılan çalışmalara denk gelir: et yememek, yoga duruşlarını günlük olarak yapmak, nefes çalışmaları yapmak, içe dönüş çalışmaları yapmak, meditasyon, mantra, japa, vb. Yoga yolunda bizim yardımcılarımızdır.

 

Alemtac

#4
ENERJİLERE GÖRE BESİNLER
 

Evrende, enerjinin üç özelliği vardır, bunlara sanskritçe guna adı verilir:
 
Sattva: Saflık

Rajas : Hareket, tutku

Tamas : Karanlık, ölü, durağanlık

Evrende herhangi bir şey form aldığında, bu özelliklerin hepsini biri baskın olacak şekilde birlikte alır. Yani madde dünyasında bulunan herşeyde bu üç özellik de mevcuttur. Örneğin yaptığınız bir eylemin kendisi size ve / veya çevrenize zarar vermesinden dolayı rajasik olabilir, ama bu eylemi başlatma sebebiniz sattvik olabilir. Burada, baskın olan özelliğin ne olduğu önem kazanmaktadır. Besin maddeleri de evrende bulunan diğer herşey gibi bu üç özelliği bünyelerinde barındırırlar. Lucy Lidell'in bu yiyeceklerle ilgili açıklamasına bakalım:

Sattvik yiyecekler : Zihni ve bedeni besleyen organik yiyeceklerdir. Bu yiyecekler zihni sakinleştirir,saflaştırır ve böylece enerji akımını dengede tutar. Sattvik yiyeceklere örnek olarak her tür yulaf ezmesi, mısır gevreği tarzı kahvaltılıkları, esmer undan yapılmış ekmeği, taze meyve ve sebzeleri, taze sütü, bakliyatı, her tür bitki tohumunu, çimlendirilmiş tohumları, kuru yemişleri verebiliriz.
Ciddi bir Yoga öğrencisinin alması gereken besin maddeleri sattvik yiyeceklerdir.

Rajasik yiyecekler : Bedende hareket, tutku yaratan sıcak, acılı, ekşi, tuzlu ve kuru yiyeceklerdir. Sadece bedeni besleyip zihni beslemeyerek, zihin-beden arasındaki dengeyi bozarak, bedeni aşırı hareketlendirir ve zihni zaptedilemez şekilde heyecanlandırır. Rajasik yiyeceklere örnek olarak çok keskin baharatları ve otları, kahve çay gibi uyarıcıları, balık, yumurta, tuz ve çikolatayı verebiliriz.
Hızlı yemek Rajasik kabul edilir.

Tamasik yiyecekler : Tamasik yiyecekler ne aklı ne de bedeni besler. Bedenin hastalığa karşı olan direncini kırar ve zihni öfke ve aç gözlülük gibi karanlık düşüncelere boğar. Tamasik yiyeceklere örnek olarak et, alkol, tütün, soğan, sarmısak, sirke gibi fermente gıdalar, çürümüş veya ezilmiş yiyecekler verilebilir.
Aşırı yemek tamasik kabul edilir.

Peki, sınırlar bu kadar kesin midir? Yani herkes için sattvik, rajasik ve tamasik besinle aynı mıdır? Aslında hayır. Her bedenin gereksinimleri farklıdır. Buradaki tanımlar geneli ifade eder. Ama siz, kendi bedeninizi kendiniz keşfetmelisiniz. Burada rajasik olarak tanımlanan yiyecekler sizin için sattvik veya tamasik olabilirler. Önemli olan sağ duyulu davranmak ve bedenin ve zihnin size gösterdiği yolu takip etmektir.

 
 

Alemtac

#5
GURMUKH'UN YOGİ ÇAYI
 

Dharma Yayınlarından Mart 2001 tarihinde çıkan (Kundalini) Yoga kitabında anlattıgı çayın tarifi:

 13 litre su
1/2 fincan kakule tohumu
1/3 fincan karanfil
300 gr ince doğranmış zencefil kökü
15 adet tarçın kabuğu
4 adet siyah çay poşeti
4 lt süt

Suyu kaynatın, karanfilleri ekleyerek bir iki dakika tıkırdatın. Kakule tohumunu, zencefil kökünü ve tarçını ekleyin ve üstünü kapatarak en az 45 dakika demleyin. Siyah çayı ve sütü ekleyin ve kaynama noktasına gelir gelmez hemen ateşten alın. Baharatların dibe çökmesi ve çayın tadının oturması için soğumasına izin vermeden bir süre bekletin ve servis edin.

Dilerseniz şeker yerine, çayınızı bal veya pekmezle (Gurmukh'un önerisi Akçaağaç Pekmezi) tatlandırabilirsiniz.