Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Yağmur altında tarihi miting (23.06.2018)

Başlatan bozadi, 23 Haziran 2018, 19:02:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
04 Ağustos 2018

Fatih Altaylı: Türkiye'de şu an en utanç verici olan şey CHP


"Sizin ne pislik var altınızda da kalkmıyorsunuz!"




Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Cumhuriyet Halk Partisi'ni "'Genel merkez' diye bir şeyin elinde 'rezil edilen' parti" diye tanımlayarak, CHP'de süren kurultay tartışmalarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu'na seslenerek "Sizin ne pislik var altınızda da kalkmıyorsunuz!" vurgusu yapan yazar, "Türkiye'de şu an en utanç verici olan şey nedir diye soracak olursanız bana göre tek yanıtı var: Cumhuriyet Halk Partisi" dedi. 
Fatih Altaylı'nın köşesinde  "Bu CHP'yi AK Parti bile kurtaramaz" başlığıyla (04 Ağustos 2018) yayımlanan yazısı şu şekilde:

"Türkiye'de şu an en utanç verici olan şey nedir diye soracak olursanız bana göre tek yanıtı var:

Cumhuriyet Halk Partisi.

Atatürk'ün kurduğu, ailemin hayat boyu oy verdiği, rahmetli dedemin, 1954'te başka partiye oy verdi diye babaannemle 25 yıl küs kaldığı parti.

Cumhuriyet'i kuran parti, içinden Demokrat Parti'yi çıkararak Türkiye'de demokrasiye hayat veren parti.

Ve şimdi "Genel merkez" diye bir şeyin elinde "rezil edilen" parti.

Olağanüstü Kurultay'a gitmemek için imza sayısı tartışan parti.

Birkaç imza eksikmiş de, bazı delegeler imzalarını geri çekmiş de falan da filan da!

Bu kadar mı zor bırakmak.

Ona buna "Birisi koltuktan kalkamıyorsa altını pislemiştir" diyip durdunuz.

Sizin ne pislik var altınızda da kalkmıyorsunuz!

O partiye oy veren milyonlarca seçmenin yedi sülalenize sövmesine razı olacak kadar değerli mi koltuk, yoksa altınızdaki pislik o kadar büyük de, o yüzden mi razısınız bu sövgülere.

Muhtemelen bir yandan da diyorsunuz ki, "Siz bu İnce'yi bilmezsiniz. Partiyi ona teslim edemeyiz".

Soru bir; "Madem öyleydi, niye Cumhurbaşkanı adayı yaptınız. Size söylemedim mi baştan, kaybeder ve partiden yüksek oy alırsa genel başkanlığı alır" diye.

Şimdi diyorsunuz ki, "Ben Kılıçdaroğlu'nun karşısına çıkmam diye söz vermişti." Söz vermek göz vermeye benzemiyorsa eğer Kemal kılıçdaroğlu da 9 yıl önce "Başarısız olursam bırakırım" diye söz verdi.

Kemal bey'in verdiği söz değil de, İnce'nin verdiği mi söz!

Allah aşkına 5 kuruşluk haysiyetiniz var ise gidin Kurultay'a.

Bırakın parti karar versin, İnce'nin ya da bir başkasının o koltuğa layık olup olmadığına.

Kendinizi de partinizi de daha fazla rezil etmeyin.

Yıllardır söylüyorum, "AK Parti diye bir parti olmasa, bu CHP barajı aşamaz. AK Parti'ye dua etsinler" diye.

Yemin ediyorum böyle giderseniz sizi AK Parti bile kurtaramayacak.

Hişt genel merkez, geri çekilen imzalar geçerli

CHP Genel Merkezi, Kurultay isteyen delegelerin yeterli imzayı toplayamadığını söyleyerek Kurultay'dan kaçmaya çalışıyor.

Bu kadar güç mü, bu kadar kendine güvenen bir genel başkan ve genel merkezin Kurultay'dan niye korktuğunu anlamak mümkün değil.

Vardır bir bildikleri.

Ve şimdi imzalar yeterli değil derken sığındıkları gerekçe şu: Bazı delegeler imzalarını geri çekti.

Sayın Genel Başkan ve Sayın Genel Merkez, işte tam burada duvara tosluyorsunuz.

Çünkü bu konuda Yargı'nın almış olduğu emsal niteliğinde bir karar var.

2007 yılında Gaziantep Şahinbey'de benzer bir şekilde delegeler verdikleri imzayı geri çekmiş ve konu mahkemeye taşınmıştı.

Sonunda mesele Yargıtay'a kadar gitti ve Yargıtay "Geri çekilen imzaların geçerli olduğunu", yani geri çekilmiş sayılamayacağını belirledi ve kayda geçirdi.

Bugün de geri çekilen imzalar aynı şekilde geçerlidir.

Tabii bundan medet ummak ve meseleyi böyle basit bir tartışmaya indirgemek bile CHP yönetimi açısından züldür, ayıptır, ezikliktir."


Kaynak: T24


bozadi

#31
Altaylı'nın CHP'yle ve Kılıçdaroğlu yönetimiyle ilgili eleştirilerine bir ölçüde katılıyorum ama farklı düşündüğüm hususlar da var.

Evet, örneğin İnce'nin Kılıçdaroğlu'na iyi bir alternatif olmadığını düşünüyorum, Kılıçdaroğlu'nun çok önemli bazı erdemleri olduğunu ve genel itibariyle pozitif bir şekilde CHP'nin dönüşümüne yardımcı olduğuna inanıyorum ama elbette bu durum Kılıçdaroğlu'nu "mükemmel" veya "yeterli" kılmıyor. Kılıçdaroğlu'nun çeşitli ciddi hataları olabileceği gibi, ne kadar iyi ve etkili olursa olsun, "CHP meselesinde" onun boyunu aşan durumlar olabilir.

Aslında, her ne kadar İnce'cilerin şu sıralar yürüttükleri kampanyayı kendi içinde pek olumlu bulmasam ve başarısız olmasını arzu etsem de, uzunvadeli bir açıdan bakıldığında, bu tür güçlü iç eleştirilerin ve fikirsel ve tutumsal çatışmaların CHP'nin geçirmesi gereken dönüşümlere yardımcı olabileceğini düşünmeye başladım.

AKP iktidarı nasıl MHP'nin bölünmesine ve İyi Parti'nin oluşumuna neden veya katalizör olduysa, aynı etkiyi nasıl çeşitli başka kesimler üzerinde de yapıyorsa, CHP'de de ciddi sorgulamalara, bölünmelere yol açıyor ve açacak gibi görünüyor. CHP'de açık bir siyasi bölünme ve yeni parti girişimleri olur mu bilemem ama bu saatten sonra parti içindeki çatışmaların ve sorgulamaların giderek tırmanacağını tahmin ediyorum. Şu sıralar dönen kavgalar her ne kadar basit bir koltuk yarışı gibi görünse de, aslında bundan çok daha derin bir sorgulamanın ve hatta derin bir ameliyat sürecinin tırmanmakta olduğunu düşünüyorum, CHP'nin geçmişine, varlığına, anlamına, amacına ilişkin. Her ne kadar İnce'nin bu konuda CHP'ye hiç uygun bir başkan olduğunu düşünmesem de, Kılıçdaroğlu'nun da bu konuda ne kadar ideal olduğunu veya olacağını bilmiyorum ama en azından şimdilik kavganın görünen yüzeysel kısmı konusunda İnce'nin CHP'ye ve tabanına hiçbir bilinçli ve gerçek hayrı dokunabileceğini sanmıyorum. Olur da bu konuda yanıldığım sonucuna varırsam, üzüldüğümden daha çok sevinirim buna.

İnce CHP'nin geçmişini ve bugününü şöyle doğru dürüst, hakkaniyetli bir şekilde bir analiz edip de, "mesele şudur, hatalarımız, yanlışlarımız, günahlarımız şunlardır, yapılması gereken de şudur ve ben buna yardımcı olabilirim" demiyor görebildiğim kadarıyla. Sanki seçimler bir spor rekabetiymiş gibi, "sen çok yenildin, çekil biraz da ben güreşeyim" diyen hevesli ama pek akıllı, dolu veya derin olmayan, sadece yüksek düzeyde heves, hırs ve egosal onurlandırılma ihtiyacı duyan bir genç gibi davranıyor. Yok arkadaş, seçim bu değil, CHP bu değil, oyun bu değil, hayat bu değil. Bu tavır CHP'nin ve tabanının yapısal sorunlarını vicdanlı ve gerçekçi bir şekilde analiz edip de gerekli değişim dönüşümleri yapmaya yardımcı olacak bir tavır değil; İnce öyle bir tip değil bence. Kılıçdaroğlu da bu konuda belki mükemmel olmasa da, aklı ve vicdanı İnce'ninkinden çok daha gelişkin ve bence egosu İnce'ninkinden çok daha düşük, çok daha kontrol altında. Kılıçdaroğlu'nun katiyen şahsi bir koltuk derdi olduğunu düşünmüyorum ve CHP'ye, tabanına ve ülke/millet geneline yardımcı olma niyetinin büyük ölçüde samimi olduğuna inanıyorum. Yanıldığımı anlarsam buna gerçekten çok üzülürüm ama şu an için yanıldığımı düşünmüyorum. İnce de egoya ve/veya KH'ye adanan bir tip değil belki ve onun da CHP'nin ve tabanının geleceğinde oldukça önemli pozitif etkileri olabilir ama bunu mevcut tırmalamalarıyla değil, uygun faaliyet yerini, yolunu buldukça yapabileceğini düşünüyor, umuyorum.

ABD ve müttefiklerinin faşizan tutumlarına karşı AKP'nin göstermekte olduğu tavırlar nedeniyle AKP'yi giderek daha fazla destekleyebileceğimi gözlemliyorum, umarım gösterilen tavır samimi, gerçekçi ve istikrarlı olur. Ama AKP'nin de hiçbir şekilde mükemmel olmadığı, gayet karanlık, kötü, haksız, hukuksuz, vicdansız bazı yönleri olduğu bence açıktır, dolayısıyla da "AKP iyi, muhalifleri kötü" diye bir denklemin gerçekçi olacağını hiç sanmıyorum. Ne kadar birbirlerine düşman görünümünde olsalar da, her iki kesimin tabanı da bu ülkenin insanıdır, kardeştir nihayetinde. Tüm kesimlerin kendilerine göre samimi, haklı, meşru talepleri, destekledikleri ve karşı çıktıkları şeyler vardır, ama bu konuda bilinç ve empati artışı ve ego azalması oldukça eninde sonunda basit ortak çıkarlarda işbirliği yapmaktan başka yol olmadığı açıktır. Olması gereken ve olacak olan budur.

AKP'nin önemli bazı müttefiklerin de desteğiyle ABD karşısında tırmanan tavırları, milletimizin ciddi oranda ego-bazlı ideolojik gerekçelerle birbirini yemek yerine ortak düşman karşısında birleşme, halleşme, helalleşme güdüsünü artıracak olduğu için hayati öneme sahip bence.

gerçek tosun paşa

#32
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

çok kısa ve net bir yazı yazmak istiyorum. Medya organlarını gözlemlemiyorsunuz, tamamınızın yazılarını okuyamadım ama genellikle yüzeysel bir chp sevinci gördüm ve biraz birikmiş erdoğan nefreti. Bu forumda dünyayı yöneten güçler ve ülkelere kurduğu sistemler hakkında fikir edineceğiniz bilgiler olmasına rağmen bizzat bu çevirileri yapan kişinin bir celsede ABD (CIA)in kendisine darbe girişimi yaptığını kasyopyalıların doğruladığı kişiyi aşağı çekmek için bir çaba içine girmesi ilginç geliyor. Ben bunu saygı çerçevesinde siyasi görüş olarak nitelendirmek istemiyorum siz herhangi bir insan değilsiniz sizin ülkenizdeki karanlık güçlerin medya organlarının hangisi olduğunu ve o organların ülkede kimi istediğini kimi istemediğini açık bir şekilde görmeniz gerekir. Cumhuriyet halk partisi açık bir şekilde masonik örgütlerin tekelindedir. Şaşkınlığımı mazur görün hem ışığın hem karanlığın propagandasının yapıldığını görmek beni üzüyor. Hayatınızın her kesminde her şey buna bağlı, yap-boz parçalarını birleştirmek zorundasınız.

Ben de çok kısa bir şekilde cevap vermek istiyorum. Kanaatte bulunmadan önce daha iyi gözlemle ve yazıları göz gezdirip yargıda bulunma. Burada her kaynaktan taraflı ve tarafsız haberler paylaşılıyor amaç eleştirel bakış açısıyla değerlendirme imkanı bulmak. Bozadi sağolsun çok büyük emek veriyor ve paylaşılan haberler kişinin doğrudan doğruya görüş ve fikirlerini belirtmiyor.