Süleymancıların yurdunda çocuklara tecavüz (24.12.2017)

Başlatan bozadi, 24 Aralık 2017, 04:00:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

21 Aralık 2017

Süleymancıların yurdunda 9 çocuğa tecavüz eden din dersi görevlisi: Çocukların rızası vardı


İzmir'in Dikili İlçesi'nde Süleymancılara ait özel bir yurtta
9 erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Ömer Faruk E. suçlamaları kabul etti.





İzmir'in Dikili İlçesi'nde Süleymancılar Cemaati'ne ait özel bir yurtta Ömer Faruk E. isimli görevlinin öğrencilere cinsel istismarda bulunmasına yönelik skandala ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı.

12 yaşındaki çocuğun annesine yaşadıklarını anlatmasının ardından başlatılan soruşturmada, polis yurtta kalan 20'ye yakın çocukla görüştü. Pedagog ve psikolog eşliğinde yapılan görüşmelerde, 3 çocuk Ömer Faruk E.'nin kendilerine cinsel istismarda bulunduğunu açıkladı. Zanlının cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede ise çocuklara ait fotoğraflar ele geçirildi.

WHATSAPP GRUBU KURMUŞ

Habertürk Gazetesi'nden Mehmet İnmez'in haberine göre; öğrencilere baskı yapan Ömer Faruk E.'nin 9 çocukla WhatsApp'tan grup oluşturduğu, buradan cinsel içerikli mesaj ve fotoğraflar paylaştığı da ortaya çıktı. Ömer Faruk E.'nin 9 çocuğa istismarda bulunduğu yönünde bilgilere ulaşıldı. Önceki gün tutuklanan Ömer Faruk E.'nin ifadesinde, "Öğrencilerin din dersine de giriyordum. 12 yaşındaki bir çocukla 2 defa cinsel ilişki yaşadım. 12 yaşındaki diğer çocuk ile kendi rızası ile birlikte oldum. WhatsApp konuşmalarından da anlaşıldığı gibi çocuk beni ilişkiye girmek için çağırdı. İddia edildiği gibi diğer çocukla ilişkim hiç olmadı" dediği öğrenildi.

YURT GEÇİCİ OLARAK MÜHÜRLENDİ

Olayın ardından 3 çocuk hastaneye götürüldü. Yapılan ilk tespitte, 2 çocuğun cinsel istismara uğradığı doktor raporu ile belirlendi. Olayla ilgili soruşturma devam ederken, cinsel istismara maruz kaldığı belirlenen 9 çocuk Çocuk izleme Merkezi'ne (ÇİM) gönderildi. İddiaların ardından Milli Eğitim Müdürlüğü'nce geçici olarak mühürlenen yurttaki bazı çocuklar ailelerinin yanına gitti, bazıları da özel bir yurda yerleştirildi. Yurdun 2011'de açıldığı 70 öğrenci kapasiteli olduğu ve ruhsatının da bulunduğu ortaya çıktı.

"YARGI SÜRECİNİ TAKİP EDECEĞİZ"

İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, baro avukatlarının sorgusuna katıldığını belirterek, "Önümüzdeki günlerde mağdur çocukların Çocuk İzleme Merkezi'nde ifadelerinin alınması sırasında izmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nde konuyla ilgili özel eğitim almış mestektaşlarımız ailelere ve çocuklara hukuki destek sağlamak üzere yanlarında olacak. Yargı sürecini takip edeceğiz" dedi.
 
Kaynak: OdaTV


bozadi

Yaklaşık bir yıl önce "Süleymancıların" Adana'daki bir öğrenci yurdunda yöneticilerin tedbirsizlik suçları yüzünden 11 kız öğrenci ve bir görevli yanarak hayatını kaybetmişti. Yine geçen yıl Ensar Vakfı denen "dinci" bir kurumda onlarca çocuğa tecavüz edildiği ortaya çıkmıştı.

"Kuran Kursları" dahil pek çok "dinci" veya "dindar" tabir edilen yerlerde benzer olayların olduğu ve ortaya çıkan olayların tıpkı bir buzdağının suyun üzerinde görünen küçücük bir parçası olduğu aslında çok iyi biliniyor. Tecavüz "kötülüğün" tek çeşidi değil, aynı kötülüğün sayısız başka şekillerde de yapıldığına şüphe yok.

Elbette tüm bu kötülükler sadece dinci/dindar yerlerde olmuyor ama o yerlerde bu kadar çok olayın ifşa olmasının bir anlamı olsa gerek. Din ve Şeytan'ın ne kadar kolay yanyana gelebildiğini gösteriyor. Yani "bir yerde din varsa, dindarlık varsa, oradan şeytan uzak olur" düşüncesinin ne kadar sahte olduğunu güzelce ortaya koyuyor. "Bunları yapanlar, bunlara alet olanlar gerçek dindar değildir" diye bir savunma getirilmesi çok kolay ve bir o kadar yetersiz ve aynı zamanda acizlik ve suçluluk itirafı taşıyan bir açıklama teşebbüsü olur.

Kimileri AKP iktidarında dinci faşizmin egemen kılınmakta olduğunu iddia ediyor. Bu görüşün tam olarak gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. AKP iktidarı aslında dinin, daha doğrusu din görüntüsü altında bizzat şeytan tarafından yürütülen faaliyetlerin ipliğinin pazara en çok çıkarıldığı bir süreç oluyor ve bunun çok değerli olduğuna inanıyorum.

"Dinci/İslamcı" AKP iktidar olunca, dindarlardaki veya dindar görünenlerdeki şeytanlıklarda da büyük bir cesaret artışı oldu ve bu sayede dindar görünümlü irin yuvaları şişmeye ve patlamaya başladı.

"Ahlaksız" dindarlığın ne olduğuna dair örnekler dağ gibi yükseliyor. Şükürler olsun bunu ortaya çıkaran güce. Şeytanın "din/dindarlık" maskesini ne kadar kolay kullanabildiğini ifşa eden Hakka, Hakikate şükürler olsun. Hayat Erdoğan AKP'sini çok büyük hayırlar için kullanıyor gibi geliyor bana.

Bunları "din" ideolojisini bir bütün olarak karalamak maksatlı söylemiyorum kesinlikle. Dindarlar/Müslümanlar arasında gerçekten iyilik yolunda yaşayan ve bu ülkenin ve tüm insanlığın geleceği için paha biçilmez değerde insanların olduğundan da hiçbir şüphe duymuyorum. Sadece din ideolojilerinde değil, ateizm dahil bambaşka ideolojilerde de iyilik yolunda olanlar var, kötülük yolunda olanlar var ve aynı zamanda niteliksiz denebilecek durumda olanlar tabi ki. Önemli olan ideoloji değil, "ahlak". Ya iyilik ahlakı, ya kötülük ahlakı, Zerdüşt'ün anlatmaya çalıştığı gibi ve tüm dinlerin de şu veya bu düzeyde çarpıtılmış bir şekilde anlattığı gibi.

Çok şükür, tüm kötü ve giderek de kötüleşen görüntüye rağmen ülkemizin genel gidişatının iyiye doğru olduğuna inanıyorum. Ra'nın da dediği gibi, güçlü bir şekilde iyiye meyledenlerin sayısı, güçlü bir şekilde kötülüğe meyledenlerin sayısından fazla. Ama çoğunlukta olan niteliksizler, bir şekilde egemen olmuş olan sömürücü negatiflere boyun eğdiklerinden, son derece trajik ve ümitsiz bir görüntü yaşanageliyor uzun zamandır ama öyle bir zamandan geçiyoruz ki, bu son derece zor ve giderek zorlaşacak olan koşullar niteliksizlerin katlanabileceği eşiği giderek aşarak onların elenmesine yol açacak. Bu süreç ne kadar sancılı olursa olsun, tutunabilenler arasında iyiliğe meyledenlerin sayısı giderek artacağı için, kalan dünya insanlığı için nihayet iyiliğin, adaletin lehine olacaktır. K'ların dediği gibi, herşey derslerden ibaret. Herkes tanrısal özgür iradeye sahip ve seçimlerinin sonuçlarını deneyimlemek ve ona göre yoluna devam etmek durumunda.

Scyth

Ben bu haberi haberler.com'da okumuştum. Haberde ne Süleymancı yurdu olduğu ne de din görevlisi olduğu yazmıyordu. Az önce arattım haberi veren gazeteler nedense bu bilgileri vermekten kaçınmışlar.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Ben bu haberi haberler.com'da okumuştum. Haberde ne Süleymancı yurdu olduğu ne de din görevlisi olduğu yazmıyordu. Az önce arattım haberi veren gazeteler nedense bu bilgileri vermekten kaçınmışlar.
"Gizlilik kararı" verildiği içindir. Bu gizlilik kararını bildiren haberi bulmakta zorlandım bu arada (dün tv'de duymuştum).

Buna dair haberi araştırırken, birkaç ay önce de Adıyaman'daki bir Süleymancı yurdunda yaşanan tecavüz olayına getirilen gizlilik kararına dair haberlere rastladım.

Adı Süleymancı olmuş, Ensar olmuş, şu olmuş, bu olmuş, bir önemi yok tabi aslında.

Diyanet birkaç gün önce içki ve kumar için "şeytan işi" diye fetva vermiş. Olabilir ama bu durum dinin bizzat kendisinin de ne kadar kolay "şeytan işi" haline gelebildiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Diyanet başkalarının temizliğine gösterdiği özenin iki katını kendi temizliğine veya kendisiyle doğrudan bağlantılı kurumların temizliğine göstermeli. Bunu gerçekten yaparsa, saygınlığı ve söylediklerinin ciddiye alınabilirliği çok artar.

Astre

O yaştaki çocuk rıza gösterse ne olur göstermese ne olur?! Şimdi çocuk rıza gösterdi diyerek bu herifi salarlarsa..!