Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

Pentagram

Başlatan Alemtac, 21 Eylül 2014, 10:54:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

Kuzey Avustralya semalarında pentagram şekli



Bu sabah saatlerinde far edilen şeklin, kimyasal püskürtmelerden oluştuğu tahmin ediliyor. Doğa her şekilde bizleri uyarıyor.


 

maiterya

#1

Bu şekildeki pentagramı satanistler kullanıyor diye biliyorum.Yıldızın ayaklarına dikkat.
 

Alemtac

#2
Haklısın maiterya, pentagramın başka anlamları da var:

"Mikrokozmosun sembolü olarak Pentagram,
PENTAD insan tarafından elemental varlıları
hükmetme ve onların kötüllük
yapmalarını engellemede kullanılır."
Eliphas Levi

Makrokozmosun rakamı on ise, insan olan mikrokozmosun rakamı beş olmalıydı. Çünkü mikrokozmosun altında da daha ufak kozmoslar da vardır ve insan bu küçük kozmoslar ve evren arasında bir köprü kurmaktadır ve orta yeri tutmaktadır. O halde, beş insanın sayısıdır. İnsan kollarını ve bacaklarını açtığı zaman, başı ile birlikte beş köşeli bir yıldızı benzemektedir. Gerek elinde, gerekse de ayaklarında beşer parmağı vardır. Ayrıca insanda görme, işitme, koklama, tat alma ve dokunma olmak üzere beş duyusu vardır. Hindular, duyulara bağlı olarak, bedensel işlevlerin de beş aktif unsuru içerdiğini inanırlar.

Blavatsky'e göre insanın beşe tabi olması, onun şu anda beşinci kök ırkına tabi olmasından kaynaklanıyor. Ona göre yakında ortaya çıkacak altıncı kök ırkında insanlar daha farklı titreşimlere tabi olacaktır. O zaman bilinen beş duyu yanında altıncı duyu, ESP veya duyu-üstü algılama günlük hayatın bir parçası olacakmış.

Tarih boyunca beş kenarlı yıldız veya pentagram, korunmak için kullanılmıştır. Eski Mısır, Mezopotamya ve Yunanistan'da bu maksatla kullanıldığı bilinmektedir. Bu sembolün şer güçleri geri püskürttüğü, insanı her türlü kötü büyüden koruduğu tarih boyunca inanılırdı. Efsaneye göre Kral Süleyman'ın bir pentagram mühürünü içeren yüzüğü vardı, onun sayesinde cinleri, elemental varlıkları hükmediyormuş. Eliphas Levi'e göre "Dört elemanın fiziksel özü olan Astral Işığın üzerinde irade gücünün hakimiyeti Maji'de pentagram ile temsil edilir...Pentagram zihnin elemanlar üzerindeki hakimiyetini belirtir. Hava elemenalları, ateş cinleri, su perileri ve toprak elementallar bu işaretle bağlanırlar... bu simge evokasyonda (çağrı) bilinçli bir şekilde kullanıldığında, elemental varlıklar ona tabi olurlar."

Diodurus'a göre pentad, "dört elemanın esirle birleşmesidir". Bu açıdan pentagramın okült anlamı beşinci eleman olan esirin (Hintçe'si Akaşa) diğer dört eleman üzerine hükmetmesidir. Esir veya Akaşa diğer elemanların tecelli ettiği kaynaktır. Doğa ruhları veya cinlere, elemental varlık denmesi onların dört elemandan meydana gelişlerinden kaynaklanır. Bu dört eleman dışında bir de üstün beşinci unsur sadece insanda vardır. O halde, o elemental varlıkları hükmetmeye yarar. İşte pentagramın elemental varlıklara karşı bir silah, kalkan veya hakimiyet işareti olarak kullanılmasının nedeni budur. Bu tip koruma tedbirlerinde pentagram çizerken onum irade ve inançla şarj edilmesi de şarttır. Maksat olumlu düşünce ile donatılmış bir düşünce formu yaratmaktır. Bu açıdan ruhsal bir disiplinle eğitilmiş bir kişi hiç şekil çizmeden sırf yaratıcı imgeleme ile arındırıcı bir pentagram etkisi gönderebilir.

Psişik korunma bazı insanlara safsata gibi gelebilir. Ancak, yaşadığımız ortamda sadece hava, kara ve su kirlenmiyor, içinde yaşadığımız psişik atmosfer de negatif düşünceler ve ihtiraslarla sürekli kirlenmektedir. Ruhsal bir disipline giren birisi, bu negatif etkilere karşı başkasına nazaran daha hassas ve açıktır. Çünkü onun psişik merkezleri açılmaktadır.

Korunma için kullanılan pentagram modern majisyenler tarafından genellikle imgeleme ile parmak veya bir kama ile havada çizilir. Pentagramın tek kenarının yukarı bakması önemlidir. Aşağı bakan pentagram genellikle karanlık bir sembol olarak görülür ve şer varlıkları çağırmakta kullanılır. Sembolik olarak bazen iki boynuzu ve kulağı ile bir keçi kafası olarak gösterilir.

Sayıların Erdemi
Yazan Kemal Menemencioğlu

"Omnia in numeris sita sunt"
(Latince... "Her şey sayılarda gizlidir")
 

bozadi

#3
Bir takım uçakların (zirai ilaçlama uçakları?) yaptıkları kimyasal püskürtmelerle (chemtrails) oluşturdukları izler, ABD ve Avustralya gibi ülkelerde çok sayıda insanın dikkatini çekiyor. Resmi veya yarıresmi güçlerin insanların moralini bozmak, onlar üzerinde kontrol sahibi olduklarını göstermek amacıyla yaptıkları birşeye benziyor. İnsanların fizyolojisini/biyolojisini etkileyebilecek maddelerin püskürtülüyor olma ihtimaline dair Laura ve ekibinin sorduğu bir soruya Kasyopyalılar "çok nadir" gibi bir cevap vermişlerdi diye hatırlıyorum. Ama sonuçta, hiç birşey değilse bile psikolojik bir operasyon gibi kullanılıyor anladığım kadarıyla. Türkiye'de de bu tür anormal uçak izlerinin görülmeye başlandığını iddia eden bireyler / gruplar var ve bunun bir şekilde ABD'nin HAARP teknolojisiyle ilişkili olduğunu iddia ediyorlar diye algılıyorum. Yine pek çok depremin ve iklimsel bazı anormalliklerin de bu teknolojiyle gerçekleştirildiğini iddia ediyorlar. HAARP'la ilgili bu iddiaları biraz abartılı bulmakla birlikte ABD'nin ve/veya ardındaki karanlık güçlerin bu tür amaçları olduğuna şüphe yok.

Avustralya'da geçen yıl gözlemlendiği söylenen yıldız/beşgen/pentagram şekli de yine o kimyasal püskürtme operasyonlarından biriyle yapılmış anlayabildiğim kadarıyla (emin değilim). Pentagram şekli okültizmde yaygın olarak kullanılıyor. Aslında hem pozitif, hem de negatif eğilimli bireyler/gruplar tarafından kullanılıyor. Çünkü şeklin kendisi doğal bir şekil. Satanizmde, maiterya'nın belirttiği gibi, şeklin alt kısmında tek uç, üst kısmında iki uç olacak şekilde kullanılarak (ters yıldız şekli) "maddenin ruha üstünlüğü" anlamına getiriliyormuş diye okudum. Üstte tek uç, altta çift uç olduğu zaman, bunun ruhun maddeye üstünlüğü anlamına geldiğini düşünüyorlar herhalde. İlginç. Kasyopyalılar Kertişlerin (aslında tüm KH'nin?) taptığı tanrının bir şekilde "maddi evren", yani sonuçta "madde" olduğunu söylemişlerdi. Bu arada Amerikan Savunma Bakanlığının merkezi olan "Pentagon" da muhtemelen beşgenin negatif yorumunun bir simgesi.

Yalnız, pozitif ruhçu anlayışta "ruh maddeden üstündür" diye bir anlayış var mı, bundan emin değilim. Herhangi bir doğal düalitede, düalitenin bir yanının diğer yanından "üstün" olduğu iddiası pek pozitif değil belki de. Daha çok "eşitlik" ve "denge" ilkesiyle/anlayışıyla yaklaşılıyor diye biliyorum. Tıpkı Kadın-Erkek düalitesinde olduğu gibi. Aynı varlığın iki yansıması.

Bu arada, ilginçtir, ters yıldız şekli ile bir keçinin özdeşleştirilmesi mevzusu var.




Buna "Bafomet'in Mührü" ("Sigil of Baphomet") diyorlar. Bu bafomet mevzusu çeşitli yönleriyle uzun uzun tartışmaya, yorumlamaya müsait bir konu anladığım kadarıyla.

Keçi simgesinin şeytanla özdeşleştirilmesini çok ilginç buluyorum. Keçiler özellikle koyunlarla karşılaştırıldığında asi, kontrol edilmesi zor, aşırı inatçı hayvanlar olarak biliniyor sanırım. Olayın astrolojik bir yönü de olabilir. Oğlak burcu. İlginçtir, Oğlak burcunun yönetici gezegeni olan Satürn gezegeni özellikle uzak geçmişte Şeytan ile özdeşleştirilmiştir. Bu gezegenin etkileri "Bela, zorluk, ceza" ile özdeşleştirilmiştir. Aslında bu yorumda ciddi bir yanlışlık olmalı ki, zaman içinde, özellikle de Satürn sonrası gezegenler (Uranüs, Neptün, Plüton [Plüton astrolojide hala bir "gezegen" olarak kabul edilir.]) keşfedildikten sonra, Satürn'e verilen anlam da değişmiştir. Evet, zorluk, sıkıntı, sınav, acımasızlık gibi kavramlar, astrolojik Oğlak/Satürn çiftiyle ilişkilidir ama aslında bu aynı zamanda hayatın doğal bir özelliğidir. Satürn'e verilen anlamların kötü görülmesinin nedenlerinin başında insanın veya insanlığın tembelliği, aymazlığı gelir. Ra'nın ve Kasyopyalıların insanlığın düşmesi süreciyle ile ilgili anlattıklarını hatırlayın.

Olgunlaşma, büyüme, sorumluluk alma, disiplin, sınama/sınanma, uzmanlık... Bunlar Satürn'ün konularıdır. Ay Anneyi temsil ederken, onun zıddı ve tamamlayıcısı olan Satürn Babayı temsil eder. Geleneksel veya arketipik yoruma göre Anne koşulsuzca vermeyi temsil ederken, Baba koşulludur. Anne "balık verir", Baba "balık tutmayı öğretir." İkisinin de yeri, zamanı, gereklilikleri vardır. İkisi de olmazsa olmaz. Ve zaten bir anne asla tamamen anne ve bir baba da asla tamamen baba değildir. Denge vardır. Etkileşim vardır. Erkek ile kadın özde ve genelde aynı oldukları gibi, Anna-Baba figürleri de birbirinden o kadar kopuk/yalıtık değildir, temelde aynıdırlar. Aynı şeyin iki yüzüdürler ve kendilerinde birbirlerini taşırlar. 

Çocuğun olgunlaşma sürecinde Anne onun ihtiyaç duyduğu koşulsuz kabul edilme ve sevilme ihtiyacını karşılamayı temsil ederken, Baba da onun çeşitli konularda öğrenme, eğitim, olgunlaşma, ustalaşma süreçlerine birinci dereceden katalizörlük etmeyi temsil ediyor bildiğim kadarıyla.

İnsanlığı gelişim sürecindeki bir "çocuk" olarak kabul ettiğimizde ve Ra'nın ve Kasyopyalıların bu çocuğun şımarıklığı ve yozlaşma süreci ile ilgili anlattıklarını hatırladığımızda, insanlığın Satürn'ün temsil ettiği şeyleri neden kötülediğini, onu şeytanla özdeşleştirdiğini anlamak da kolaylaşıyor aslında. İnsan koşulsuzca veren İlahi Anneyi (o prensibi) suistimal etmiştir bir anlamda. Öğrenme, ilerleme vakti geldiğinde bunun gereklerini yerine getirmemiştir. Disiplin kazanma, zorluğa direnme, yeni şeyler öğrenme, kendini aşma, ataleti yenme konusunda sınıfta kalmış. "Şeytani" güçlerin bizim üzerimizde bu kadar kontrol sahibi olma süreci buna dayanıyor. Zamanında doğal sorumluluklarımızı yerine getirmediğimiz için, şu anda şeytanlar bizi çok daha berbat durumlara sürüklemiş durumda.

Şu anda dünyanın içinde bulunduğu yıkım süreci, sorumluluğun alınması ve gereklerinin yerine getirilmesi konusunda insanlığa son bir fırsatın tanınması bir bakıma.

Dünya insanlığı üzerinde büyük bir kontrol sahibi olmayı başarmış negatif güçlerin negatif evrim konusunda gösterdiği "çaba, disiplin, emek...", insanlığın genelinin pozitif evrim konusunda gösterdiği çabadan, disiplinden, emekten çok daha fazladır. Dolayısıyla Evren, o negatif güçlerin insanlık üzerinde kurduğu faşist tahakküme saygı duymak durumunda (her yaptıklarını kabul etme anlamına değil elbette). Neler yaşandı insanlık tarihinde, bir düşünün. Ne acılar, ne travmalar, ne tarif olunmaz kahırlar... Ki bunlar hala da devam ediyor. Hayat/evren bunları engellemedi, engelleyemezdi. İnsanlığın kendi seçimlerinin (veya seçimsizliklerinin) doğal sonuçlarıydı bunlar.

İçinde bulunduğumuz yıkım ve dönüşüm süreci, niyeti gerçekten ilerlemek, çaba göstermek, öğrenmek, bu doğrultuda iş birliği yapmak olanlara büyük bir nimet olacak. Çünkü mecbur kalacağız doğru ve gerekli olanı yapmaya. İnsanlığın genelinin ne yaptığına, ne düşündüğüne çok fazla kafayı takmayacağız. Düzen de yıkılıyor olacak zaten. Tabi düzen yıkılırken faşist global ağalar bunu oturup seyretmeyecek, tahakkümlerini daha fazla, daha vahşi şekillerde dayatmaya kalkacaklar pek doğal olarak ama hem insanlığın uyanmaya niyetli kısmındaki örgütlenmenin ve güçlenmenin artması, hem de gezegenin geçirmekte olduğu yıkımlar ve dönüşümler (şiddetli küresel soğuma, depremler, meteorlar vs vs.) İlüminati'nin planlarını sekteye uğratacak Kasyopyalıların anlattıklarına göre.

Tabi bunlar bir yönüyle sadece birer varsayım. Biz ne görüyorsak, ne biliyorsak o. Ne gördüğümüze, ne bildiğimize ve ne yapmamız gerektiğine dair fikirlerimiz, işbirliğimiz çok önemli.

...

Bu arada, Pentagram/Yıldız simgesi insanı ve/veya bireysel varlığı da temsil eden bir figür aslında. Kollarını açmış, evreni/varlığı kucaklayan bir varlığı temsil ediyor sanki.

5 rakamı astrolojide Aslan ve onun yıldızı olan Güneş'le yakından ilişkili. Aslan/Güneş "varlığı" temsil ediyor. Kasyopyalılara göre 1'den 5'e kadar olan yoğunluklara mensup tüm varlıkların yuvasının "5. yoğunluk" olması mevzusu da anlamlı görünüyor bu bağlamda. Bizler bilgi ve farkındalık seviyesi / sınıfı bağlamında 3. yoğunluk varlıkları olsak da, bireysel varlık merkezimiz, yuvamız 5. yoğunlukta. 3. yoğunluğa okula gidip/gelir gibi gidip geliyoruz. Yuva 5'te.

bozadi

#4
Konuyla ilgili yorumumu paylaşmak istediğim meselelerden birini unuttum; dinlere tepki olarak satanizm veya maddecilik. 

Üç büyük dinin kendi yozlaşmışlıkları ve bu dinlerin insanlık üzerinde birer kontrol/baskı/faşizm aracı olarak kullanılması, pek çok insanı tepkisel olarak maddecilik, anarşizm ve/veya satanizm sempatizanı haline getirmiş olabilir.

Hele ki, pek çok ateistin, özellikle dinlerin veya dinlerin kitaplarının tanımladığı, kişilik bozukluğu olan, şizofren ve hatta psikopat karakterli Tanrı'ya tepki olarak ateizmi ve bazı durumlarda Şeytan kavramını sempatik bulduğunu düşünüyorum. Bazı insanlar dinlerin gerici yanına tepki olarak Şeytan'ı ilerici, özgürleştirici bir kavram olarak sempatik buluyor olabilirler. Her ne kadar bu da doğru bir kavramsallaştırma olmasa da.

İnsanların genelinin "Allah/Tanrı" kavramını doğal bir şekilde kabul ediyor ve kullanıyor olması, üç büyük dinin tanımladığı ve telif hakkına sahipmiş gibi göründükleri Allah'ı/Tanrı'yı çok benimsedikleri anlamına gelmiyor aslında. İnsanlık içgüdüsel olarak evrenin başıboş olmadığını, bir eğitim ve gelişim ortamı olduğunu, yaptıklarımızın ve seçimlerimizin sonuçlarına maruz kaldığımızı biliyor. Özellikle de dünya koşullarında egemen olan faşist güçlerin Lokal Tanrılar gibi davranması nedeniyle, insanlar onları aşan ve onlardan çok daha adil ve güvenilir bir Evrensel İdare Gücünün mevcut olduğunu seziyorlar ve bunu hatırlamayı, onaylamayı seviyorlar veya en azından bunu doğal buluyorlar. O Faşist Lokal Tanrılar bazen varlıklarını ve müdahalelerini bizzat Dinler üzerinden ifade etseler bile... (İlüminati'nin IŞİD'i gibi)

Alemtac

#5
Yazını okuduktan sonra kontrol ettim, Bozadi..Circle Chasers adlı sitede bu sabah yayınlandığı için, bende bu sabah meydana gelmiş bir olay diye yayınladım. Oysa 19 Ekim 2013 tarihinde yayınlanmış, orjinal alıntının yapıldığı adres:

https://twitter.com/MANOMACHINE/status/391344038814552065

Sabahki bakış açım, baştada söylediğim gibi doğanın bizi uyardığı şeklindeydi. Daha sonra özellikle kimyasal püskürtme ile ilgili yazdıklarını okuyunca görüşüm farklılaştı... Chemtrails Takipçileri havayı çokça gözlemliyor ve uçakların arkasından kalan izlere, sonrasında oluşan bulutlara göre ardından oluşan yağmurlar hakkında uyarıda bulunuyorlar.

Beş rakamı deyip geçmemek gerek, aslında her bir rakamın ifade ettiği anlamlar var. Bence asıl olan bizim algımız ve Bozadi'nin dediğine katılarak sözlerini tekrarlıyorum: "Ne gördüğümüze, ne bildiğimize ve ne yapmamız gerektiğine dair fikirlerimiz, işbirliğimiz çok önemli."

 

bozadi

#6
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Yazını okuduktan sonra kontrol ettim, Bozadi..Circle Chasers adlı sitede bu sabah yayınlandığı için, bende bu sabah meydana gelmiş bir olay diye yayınladım. Oysa 19 Ekim 2013 tarihinde yayınlanmış
Hiç önemli değil Alemtaç. Bir şekilde o haberi alıntılamış olmana çok sevindim çünkü kafamda dönüp duran bazı meselelerle çağrışım yaptı ve o çağrışımları ifade etmeye çalışırken de kafamdaki bölük pörçük bazı şeyleri birbiriyle bağlantılandırmaya, yani nöronlarımı çalıştırmaya zorladı beni. Teşekkür ederim :)

Alemtac

#7
Bende teşekkür ederim, aslında yeni bilgiler edindim sayende :)
 

bozadi

#8
Hemen herşeyde olduğu gibi, dinler konusunda da bir düalitenin olduğuna inanıyorum. Kendileri yeterince pozitif eğilimli oldukları için, seçtikleri belirli bir dini de pozitif (nispeten pozitif) bir şekilde yorumlayıp uygulamaya çalışan pek çok bireyin olduğundan şüphe duymuyorum. İslam dahil herhangi bir dine dair şiddetli bir olumsuz yorumda bulunduğumda, bu o dininin bütününden ziyade, onun negatif güçlerce yapılan yorum ve uygulamalarına dairdir. Ve bu sadece dinler konusu için değil, pek çok başka konu, birey ve kurum için de geçerlidir.

gtoprak

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen maiterya


Bu şekildeki pentagramı satanistler kullanıyor diye biliyorum.Yıldızın ayaklarına dikkat.
Satanistlik, Hristiyan kilisesinin Hristiyan olmayan köylüleri karalamak için uydurduğu bir şey. Aynı cadılık gibi. Resme dikkat ederseniz, yıldızın baş kısmı davut yıldızının aksine aşağıyı gösteriyor. Hristiyanlıkta haçı ters çevirmek gibi, yani Hristiyanlar için hacın aşağı doğru çevirilmesi büyük hakaret, aynı hakareti Vatikan paganlara yapmıştır.
 

Scyth

#10
Bu açıdan bakıldığında Bafomet'e benziyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#11
Foruma hoşgeldin sevgili gtoprak. Fikir paylaşımın için teşekkürler.

Hıristiyan kilisesinin, egemenliği altındaki bölgelerde Hıristiyanlıktan çok daha özgürlükçü inançlara ve o inançlara sahip insanlara karşı çok ciddi suçlama, baskı, işkence ve katliamlar gerçekleştirdiği anlatılıyor çeşitli kaynaklarda.

İlk defa ne zaman ne şekilde ortaya çıktı veya iddia konusu oldu bilmiyorum ama şu anda ciddi ciddi kendini "satanist" olarak tanımlayan pek çok birey, grup ve hatta kurumlar var. Kendini satanist olarak tanımlayan bu unsurlarının tümünün satanizmden anladığı şeyin aynı olduğundan emin değilim. Net bir tanımı yok gibi görünüyor bana yani.

Kimisi ciddi (ideolojik) manada satanist olmaktan ziyade, sadece klasik dinlerin tanımladığı varoluş ve Tanrı anlayışına ve bu tanım bazında yürüttüğü baskıcı faaliyetlere karşı bir tepki olarak satanizm sempatisi duyuyor gibi geliyor bana. Bu tepkinin bence masum versiyonları da var, o kadar masum olmayan biçimleri de.

Gerçek manada evrendeki bir tür şeytanın varlığına inanan ve tıpkı klasik dinlerin Tanrısına ibadet eder ve ondan yardım ister gibi şeytana ibadet eden gruplar olduğu anlaşılıyor. Konu çok dallı budaklı ve bazı bakımlardan net sınırları yok ama bu forumda ele alınan kaynaklarda geçtiği şekliyle söz konusu şeytanın aslında 4KH güçleri (veya onların bellirli bir kesimi) olduğu anlaşılıyor bence.

maiterya

#12
Bilinmeyen yönleriyle satanizm diye bir kitap var yazarı Bülent Kısa kendini ruhani satanist olarak tanımlıyor,bu kitab scribd sitesinde var orada satanizm dinlerin klasik tanrı anlayışlarına bir isyan,suçlama ağırlıklı tepkisel bir şey gibi görünüyor.Ayinsel ritüellerle 4. boyuttaki kertişlerle iletişim kurup onların negatif enerjisini getirmeye çalışıyorlar,bundan kişisel menfaat ağırlıklı isteklerde bulunuyor anlaşma yapmaya çalışıyorlar,kara büyü , sol el yolu denen bir yol var bunun ustaları kendine hizmet konusunda yoğunlaşmaya çalışıyorlar, satanizm çok net olmasa bile sonuçta Ra nın deyimiyle sol el yolu yada kendine hizmet yolu içinde oldukları belli, ne olduklarını hangi kulvarda yol almaya çaıştıklarını buradan çıkarabiliriz.
 

bozadi

#13
Kendini satanist olarak tanımlayan (hatta satanizmin bizzat kendi tanımladıkları şey olduğunu iddia eden) bir kişinin veya grubun 2011 yılında paylaştığı bir manifestoya rastladım. Aşağıda alıntıladığım bu metnin, kapatılmış esas satanizm sitesinde yer aldığı belirtilmiş:

Alıntı Yap's.i.t.' Satan In Turkey grubu, Türkiye'nin ilk ruhani satanist grubudur, Satan In Turkey'den ayrılan ve kendi yoluna gidenlerin bugüne kadar saptıkları yanlış yolları hesaba kattığımızda, s.i.t. aynı zamanda şuan Türkiye'de varolan tek ruhani satanist örgütlenmedir. Grubumuzun nasıl bir düşünce ve inanç sistemine sahip olduğunu, ilgilenenler için temel kurallarla açıklıyoruz. Ruhani satanizm hakkında bilgisiz olanların dikkatlice okumaları tavsiyemizdir.

A. İNANÇ

1. Varlık sonsuz süre önceden beri vardır ve sonsuz süre sonra da varolacaktır. Varolan enerji/madde yokolmaz, ve olmayan enerji/madde varolamaz. Yoktan var eden hiçbir varlık yoktur.

2. İslam dini yada benzerlerindeki, her şeye gücü yeten, evreni bile sonradan yaratan ve bu şekilde evrenden bile daha büyük olan; yoktan varedebilen bir tanrı modeli imkansızdır. Allah adı verilen varlık, kendisine atfedilen niteliklerden ötürü, sadece deli bir çobanın sinir krizlerinin ürünü olarak görülebilir. Bizim dusuncemizdeki enerji olgusu sadece bireye yonelik bir bilinç farkindaliğidir.

3. Yaratım gücü olan varlıklar tanrıdır. Ruhsal konularda; isimlendirmeler önemli değildir ve her yaratıcı varlık/olgu bir tanrı kelimesi adi altinda olarak sunulabilir. Bununla beraber, kelime karışıklığı olmaması için, tanrı derken bizim, herhangi yaratıcı bir güçten değil de, ruhsal alemin güçlü varlıklarından bahsettiğimiz bilinmelidir.

4. Astral (ruhsal) düzlemde iki taraf mevcuttur; Şeytan'ın güç dengesiyle, Elohim'in güç dengesi. Bu iki taraf mücadele içindedir ve biz Şeytan'ın yandaşlariyiz. Burada adı geçen hem Şeytan, hem de Elohim(Yahve/Allah); varlığın bütünün parçalarına etkilerde bulunurlar, mutlak varlığın içinde her ikisinin de etkisi yuksektir. Mutlak gücü hiçbir varlik tek başına kontrol edemez. Dengeyi birbirleriyle olan mucadelelerindeki ustunlukleri ve mutlak enerjinin hükmünün paylaşımındaki üstündekileriyle kullanabilirler. Muhakkak ki Şeytan'ın gücünün mutlak güce denk oldugu yerde Elohim hiçbirşeydir.

5. Antik dinlerin inanç motifleriyle 'taşlara tapıyorlardı' diye alay edenler, bilmelidirler ki, o taşlar insanlar için sadece tanrılarının simgeleriydi. Ve dahası; antik dinlerde "tanrı"nın anlamı, göksel kuvvetlerdi. Rahip sınıfı tarafından, sıradan halkın anlayabilmesi için, tanrılar kişileştirildiler. Tanrı hanedanları şemaları (panteonlar) böyle ortaya çıktı. Bunlar evrenin başına gelmiş olan ve dünyayı oluşturan fiziksel/astronomik olayların kişileştirilerek/insanlaştırılarak anlatılmasından başka birşey değillerdi.

6. Biz antik inançlarin devamıyız, ama asla hiçbir antik dinin panteonunu ele alıp da 'Hermes'e, Luki'ye, Enki'ye, Enlil'e, Baal'e, Marduk'a yada Osiris'e tapıyoruz' demedik, demeyiz..Biz, astral (ruhsal) alemlerdeki liderimiz olan Şeytan/Lucifer'e bile tapmayız! O vardır, onun Elohim ile olan mücadelesinde sonuna kadar yanındayız, hem bu dünyada hem de ruhsal katlarda savaşımızı zaferle sonuçlandırmak için kanımızı ve bin tane yaşamımız olsa binini de veririz. Ama biz tapıcılardan değiliz.

7. İslam, Hristiyanlık veyahut Yahudilik, insanın yaratımının birkaç bin yıl önce gerçekleştiğini söylemektedir. Ve işin eğlenceli tarafı şudur: insanlığın geliştirdiği bilim şu an milyon yıllar yaşında insan kemikleri keşfetmiştir ve keşfetmektedir! Bu klasik üç dinin devletler tarafından hala dünya üzerinde bulundurulma sebebi, sosyal düzeni sağlama-devam ettirme kaygısıdır. İnsanlık, kolay yönetilebilsin/güdülebilsin diye, cahillik içinde bırakılmaktadır.

8. Ruhani Satanizm, astral/ruhsal alemde Şeytan'ın yanında mücadele etmeyi ve dünyada insanlığın bütününün gelişimini amaçlayan, kendi yeteneklerinin farkında olan ve bunları elinden geldiğince geliştiren insanların inanç sistemidir.

9. Ruhani Satanistler; tüm insanlığa, insanlığın bilincinin açılımı olacak "Ruhani Satanist" inancın, insanı yükselten ve ona hakettiği değeri veren, kısıtlamasız yaşam tarzını önermektedirler. Sınırlarını yalnızca insanın kendisinin çizdiği bu önerdiğimiz yaşam tarzı, ruhani gelişme ve çalışmalar ile zorunlu olarak bütünleşmiştir. Çünkü insanoğlu, ruhsal ve zihinsel yeteneklerini kullanmayı öğrenmedikçe, toplumsal ve sosyal sınırlamaların aptalca yönetiminden/diktasından kendisini kurtaramayacaktır. Ruhsal aydınlanma ve toplumsal özgürleşme ya bir arada ilerleyecektir, ya da ilerlemeyecektir.

10. Cahillik içinde bırakılmış insanlar, bizimle irtibata geçtiklerinde hep benzer sorular soragelmişlerdir. Ve aynı şeylere aynı cevapları vermekten yorulduk. Burada potansiyel sorulara, hep verdiğimiz yanıtlardan birkaçını koyduk:

a. Siz Şeytana mı tapıyorsunuz? -Biz tapmayız.

b. Şeytanı da Allah yaratmadı mı? -Hayır, her şeyi yaratan, tüm varlığın birleşkesi, evren/kosmos'tur, ve evren şuursuzdur. Sizin dininizdeki Allah modeli, Yahudi Tanrısının kötü bir kopyasıdır (İslam'ın ve Hristiyanlığın, tüm dini tarih-bilgi-inanç ve peygamberleriyle beraber kökeni Yahudi dinidir), orijinali olan Elohim ise, ruhsal bir varlıktır; Şeytanı yaratmamıştır, tam aksine Şeytan'ın en büyük rakibidir.

c. Siz Allah yerine Şeytan kelimesini koyup ona mı tapıyorsunuz? -Hayır, Allah'ın olmadığını, kökeninde olan Elohim/YHVH'in ise yalancılık ve kurban etme üzerine kurulu enerjilerin merkezi olduğunu biliriz. Biz tam tersi enerji kaynaklarından yararlanırız, ve tanrı diye nitelediğimiz varlıklar, kesinlikle sizinkilere benzememektedir.

d. Cehenneme mi gitmek istiyorsunuz? -Hayır, cehennem yada cennet fantastik kurgulardır. Karşıt taraf olan Yahudilerde bile, MS. birinci yüzyıla kadar cennet ve cehennem düşüncesi oluşmamıştır. Cennet ve cehennem düşüncesi, saçmalıktır, ve ruhun ölümsüzlüğünün önemini perdelemektedir. Ruh vardır, ruhun yükselişi de mümkündür, ama ne cennet ne de cehennem diye bir yer yoktur.

e. Ölünce nereye gideceksiniz? -İnsanlar bu dünyadayken de uygun çalışmalarla fiziksel dünyadan kısa sürelerle ayrılıp, ruhsal dünyayı gezebilirler (Yeni başlayan eğer azimliyse, 3 aylık bir çalışma dahi yeterli olur). Bu tip çalışmaların bütününe "Astral seyahat" diyoruz. Ve mümkün olduğunca, ruhsal alemde yükselip bu dünyayı terkedeceğimiz zamanı kendimiz seçmeye çalışıyoruz. Bunun anlamı asla intihar değildir.

f. Olağanüstü güçlere inanıyor musunuz: -Hayır, olağanüstü hiçbir şey yoktur. Ruh, maddenin bir halidir ve şuan insanoğlunun bilimi tarafından tam olarak açıklanamamıştır, ama ileride biliminin açıklayacağına güveniyoruz. Ruh vardır ve olağanüstü değildir, normal bir varlık halidir. Şuurlu plazma varlıktır, esir/madde'dir, titreşim frekansı farklı oluş'tur. Bunun yanında, insanların; telekinezi, pirokinezi, telepati, durugörü ve duruişiti, lüsid rüya ve benzeri yöntemleri kullanabilecek kadar yetenekleri mevcuttur. Ama insanlığın neredeyse tamamı; bırakın kullanmayı, bu yeteneklerin varlığını inkar etmektedir.

g. Kedi kesiyor musunuz? Bakire öldürdüğünüz ve kanlı ayinler yaptığınız söyleniyor.. -Hayır, biz bırakın kedi kesmeyi, asla en ufak canlıya dahi zarar vermeyi doğru bulmayız! Bize kedi kesmeyi isnad edenler, kurban bayramı adı altında yaptıkları canlı katlia.ını ve vahşiliği insanların gözlerinden kaçırmaya çalışmaktadırlar, bu suçlamaların da sebebi budur. Ayrıca eğer birileri kedi kesiyorsa, o kedi kesen vahşilerin, bizim gözümüzde kurban kesen diğer vahşilerden hiçbir farkları yoktur.. Kanlı ayin ve diğer benzeri saçmalıklara verecek bir cevabımız yoktur, ibadetlerimiz ise binlerce yıllık, insanlık tarihi boyunca kullanılagelmiş ruhani tekniklerdir, "hayatsever"dirler. Ve asla kurban adı altında ölüm saçan ibadetler gibi olmamışlardır..

h. Demon cin midir? Demonunuz var mı? -Hayır, Demon olarak adlandırdığımız varlıklar, sözleşmeli olarak kabul edilen cinlerden farklıdırlar. Demonlar astral varlıklardır, ve astral çalışmalarında ilerlemeden, ruhsal aleme geçemeden kimsenin demonlarla iletişime geçemeyeceğini peşinen söylemeliyiz. Türkiye'de birkaç şarlatan, demonlarla oturup masa/tahta başında görüştüklerini iddia etti, insanların içlerine demon sokacaklarını söylediler. Neyse ki şarlatanlıkları, kızları soymaya çalıştıklarında ortaya çıkmıştır. Bizim kendi demonumuz da yoktur, olamaz; insanlar demonlara sahip olamazlar. Türkiyede bir diğer yalancı kişi de internet sitesinde demonlarla iletişim içinde olduğunu söylemekte ve istediği gibi afaki sallamakta, atıp tutmaktadır. Size programlı astral çalışmaları önermeyen, ve bu çalıştırma programlarını sistemli ilerletmeyen kimsenin demonlar hakkında söylediklerine kulak asmayınız.

i. İnisiyasyon nedir? İnisiye olmak için ne gibi şartlar aranmaktadır? -İnisiyasyon, insanin ezoterik bilgiye kendini adamasıdır. Bu bilgiye kendini adayan kişi gerek normal yaşantısında gerekse ruhani dünyasında bir takım düzenlemeler yapar. Burada bahsettiğimiz inisiyasyon, satanizm ile ilgilidir. Satanizm, insanın kendi gelişimini birinci planda tutan bir yapı olduğuna göre, inisiyeler yaptıkları her şey ile bu öğretiye saygı duymak zorundadırlar. Misal vermek gerekirse, yeri geldiğinde oruç tutulur, yeri geldiğinde uzun meditasyonlara girilir. Öz iradeyi kontrol altına alan inisiye, daha sonraları içindeki enerjiyi kullanmasını da öğrenir. İnisiye olmak için gerekli şart, zeki bir varlik olmaktır.

j. Büyü nedir? Satanistler büyü yaparlar mı? – Büyü, içsel enerjinin dış güçlerle birleşiminden meydana çıkan bir olgudur. Majisyenler büyü yaparlar fakat her satanist büyü yapabilir diye bir olgu sözkonusu değildir, olamaz da. Büyü, sabır ve güç isteyen bir iştir; yanlış kişilerin elinde beklenmedik sonuçlar da doğurabilir.

k. Satanistler neden hep siyah giyinip acayip makyajlar yaparlar? -Böyle şeyler Satanizm'de yoktur. İnsan istiyorsa kendini maviye de boyayabilir. Dinsel boyutta bir anlamı yoktur.

B. AHLAK

Ahlak esaslarımız insanlık için doğru olduğunu bildiklerimizdir. Bu esasların inancımızla en önemli bağı, gelişimci ve özgürlükçü olmasıdır. Ruhani Satanist olmak için ise ahlaklı bir birey olma zorunluğu yoktur. Doğru olan övülür, ama seçim her zaman özgürdür.

1. Satanist ahlak hiçbir cinsi hor görmez. Heteroseksüellik, biseksüellik, eşcinsellik gibi kavramların hiçbir anlamı yoktur Satanizm'de. Bedensel varlığınız ve o bedenle yaptığınız cinsi münasabetler sizin tercihlerinizdir.

2. İnsani süreçten bahsettik. Bir insanin başka bir insana zorla sahip olması kadar aşağılık bir şey olamaz. Hele ki bunu, Satanist öğreti için yaptığını söylüyorsa bu daha da kötü bir şeydir. Hiçbir öğretimizde tecavüze, cinsel birleşmeye zorlayan bir şey yoktur.

3. Seks, insanlık tarihinden beri yaşadığımız ve bundan sonra da yaşamaya devam edeceğimiz bir şeydir. Satanizm cinsi münasabetler konusunda (bir üstteki maddeye bağlı kalarak) hiçbir sınırlama getirmez. Zina diye bir şey yoktur; tam aksine cinsel özgürlük vardır. Cinsel enerji ile kavrulan bedenleriniz sizi kötüye değil, iyiye doğru götürür.

4. İnisiyasyon, dediğimiz gibi ezoterik bir öğretidir. Toplumun anlayamacağı şeyleri topluma açıklamaktansa bunu seçilen bireylere anlatılır. Gizlilik bir prensiptir ve bu prensip içerisinde dostlarını her türlü durumda korumak bir şarttır.

5. Satanizm kimsenin intihar etmesini öngörmez. İntihar kişisel bir tercihtir, buna saygı duyarız fakat elimizden geldiği kadar yaşama bağlamaya çalışırız ölmek isteyenleri.

6. Uyuşturucu ile Satanizm'in birleştiği bir nokta var ise, o da Satanizm'in böyle bir şeye karşı olmasıdır. Uyuşturucu bedeni zayıf düşürür ve meditasyonal çalışmalarınızı etkiler. Ruhani yönden çalışmanın temeli bedenin sağlıklı olmasıdır ve bu yüzdendir ki, Satanizm uyuşturucuya tamamiyle karşıdır. Satan In Turkey Ruhani Satanist Doktrin'in geri kalanını grubumuz haricindeki insanlara açıklamayı uygun görmüyoruz.

Saygılar, Satan In Turkey

bozadi

#14
Aslında bayağı ilerici bazı tavırlar sergileniyor gibi görünüyor. Bu şahıs veya şahısların şeytantan kastettiği şey, dinlerin faşist Tanrısının bir Panzehiri sanki. Evreni, varlığı açıklayan bütüncül bir felsefeden ziyade, klasik dini baskılara yönelik bir reaksiyon ifadesi gibi göründü bana. Evrenin "şuursuz" olduğu iddiası bayağı ciddi bir iddia ve bence ciddi bir hata.

Bu şahıslar kendilerini "satanist" diye tanımlıyor. Ve manifestolarında gayet pozitif/vicdanlı bazı vurgular var. Halbuki adları satanist olmayabilse de, gerçekten evrendeki vicdansız/faşist güçlere tapan, onlarla işbirliği yapan ve düpedüz kötülük (onlar açısından sadece "çıkar"!) peşinde olan birileri olduğundan şüphe duymuyorum. İlüminati dediğimiz şey büyük ölçüde bu zaten. Satanizmin tepe kuruluşu. Bu yukarıdaki satanist manifestoyu yayınlayanlar aslında İlüminati'yi olduğundan farklı birşey gibi (sanki "iyi" birşeymiş gibi) gösterme veya hiç değilse bu konuda bir kafa karışıklığı yaratma çabasına da hizmet ediyorlar "bilerek veya bilmeyerek".

Öyle üç beş beyanla geçiştirilecek konular değil yukarıda bahsettikleri konular. Ayrıntılı olarak inceleyip olumlu ve olumsuz (hakiki ve sahte) yanlarının teşhisi gerekiyor bence.