Grönland'da rekor soğuk ve buz artışı (7.7.17)

Başlatan bozadi, 09 Temmuz 2017, 16:37:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

7 Temmuz 2017

Delingpole: Grönland'da Rekor Kıran Soğuk;
Alarmcılar 'Bak, Bir Arktik Sincabı!'


Grönland -33°C ile Kuzey Yarımkürede şimdiye kadar kaydedilmiş en soğuk Temmuz günü rekorunu kırdı




Fakat Tony Heller'in belirttiği gibi, soğuk rekorundan daha da ilginç olan şey, iklim alarmcılarının bu gerçeği çarpıtmaya çalışma biçimleri.


 

Aslında yalan söylüyorlar. Neredeyse tüm Grönland yüzeyinde buz kalınlaşıyor.


 


 

Hatta, diyor Heller, Grönland bu yıl rekora yakın bir buz artışı yaşadı ve buz çok yavaş eriyor.


Danimarka Meteroloji Enstitüsü veri grafiği

 

Yaptığı çıkarıma katılmamak zor:

İklim bilimi bir bilim değil. Halkın parasını gaspetmeye yönelik bir suç teşebbüsü. Yaptıkları şeyin bilimle alakası yok.

Kaynak: Breitbart


bona fide

#1
Bize görünen yüzünde yenilenebilir enerjiye ağırlık vermek sera gazı oranında azaltıma gitmek ağaçlandırmayı artırmak gibi sözde hoş vaatleri olan gerçekte ise az gelişmiş ülkelere daha az karbon üretimi sağlayan projelerden oluşan nükleer enerji santralleri kurarak  kendi karbon üretiminde hem puan düşüklüğü sağlamak hem de santal ihalesiyle kendi ülke ekonomisine katkıda bulunmak -bedava yapmayacaklar o santali-  -2012 verilerinde 64 santal yapım aşamasındaydı dnyada- ve az gelişmiş ülkede santral kurulumunda kesilen ağaçlar yerinden edilen hayvanlar bitkiler için telafi amaçlı ağaçlandırma imkanı ki bu işlem santrali yaptıran ülkenin insiyatifinde sözleşmede madde olarak zorunlu değil ve tek tip ağaçlandırma, bozulan ekolojik dengenin yok olan bitki ve hayvanların lafı eilmiyor. kyoto protokolünün en büyük silahı küresel ısınma yaygarası. akkuyuda onbine yakın işçi istihdam edilecek diyordu bi yerde bilmiyorum gerçekten gerekli mi ikidebir güney kore örneğiyle pohpohlanmakta vay efendim nükleer enerji santrallerine sahip ülkelerden çoğunun nufusu istanbulda küçükmüşte bilmem nede. doğayı yok ediyoruz gerçek olan bu. ki en çok karbon salınımı insan beslenmesi için yetiştirilen büyük küçük hayvan atıklarından meydana gelmekte ya da sen kendi ülkende sera gazı oranınını başka ülkede tesis yaparak afferin iyi iş yaptın diye 5 er 5 er düşürmek sanki doğaya temiz atmosfere katkıda bulunmuşlar gibi ahmakça çocukmu kandırıyorlar ucunda para varsa neden olmasın.saçmalama hakkımı kulandım sayın üyeler ve sevgiler.
 

bozadi

#2
Paylaşımın için teşekkürler bona fide.

Etkileri bir ölçüde hala devam etse de Küresel Isınma yerini hızla Küresel Soğumaya bırakacak gibi görünüyor çeşitli işaretlere göre. Bu görüşü destekleyen çok sayıda bilim insanı var. Senin de dikkat çektiğin gibi, küresel ısınma yaygaracılarının maddi çıkarları var bu yaygarayı koparmada. Ayrıca Küresel Isınmanın "insan kaynaklı" olduğu yalanını ısrarla yayarak insanlara suçluluk ve korku duygusu aşılıyor olmaları gibi bir durum var. Pek çok araştırma, İklim Değişimindeki insan faktörünün doğal faktörlerle karşısında çok çok düşük bir yüzdede olduğunu ortaya koyuyor.

https://cokus.wordpress.com/2014/12/22/insan-kaynakli-kuresel-isinma-yalani/

bozadi

#3
31 Mart 2017

Putin: Küresel ısınma insan kaynaklı değil!


ABD yönetiminin küresel ısınmaya karşı İklim Anlaşması'nı zora sokacak yeni enerji kararnamesi ardından olumsuz yönde bir haber de Rusya'dan geldi. Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel ısınmanın 'insan kaynaklı olmadığı' tezini yineledi.


Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin küresel ısınmaya karşı İklim Anlaşması'nı zora sokacak yeni enerji kararnamesi ardından olumsuz yönde bir haber de Rusya'dan geldi. Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel ısınmanın 'insan kaynaklı olmadığı' tezini yineledi.

Ülkenin kuzeyindeki Arkhangelsk şehrinde düzenlenen Arktik Forumu'nda konuşan Vladimir Putin, bilimsel araştırmaların aksine küresel ısınmanın sanayisel gelişimle alakası olmadığını savundu. "Küresel ısınma 1930'lu yıllarda başladı" diyen Putin, ısınmanın atmosfere salınan sera etkili gazlarla bağı olmadığı tezini öne sürdü.

Putin, "O tarihlerde insan kaynaklı olan gaz salınımları yoktu ama ısınma başlamıştı" derken, küresel ısınmaya başka etkenlerin yol açtığını dile getirdi.

Küresel ısınmanın durdurulmasının 'imkansız' olduğunu söyleyen Vladimir Putin, ısınmanın yeryüzündeki global döngülerle alakalı olduğu tezinin doğru olduğunu savundu. Putin, "Esas mesele buna adapte olabilmekte" diye konuştu.

Küresel ısınmaya karşı sera etkili gazların salınımının azaltılmasını öngören İklim Anlaşması geçtiğimiz yıl imzalanmıştı. Ancak antlaşmaya imza atan ABD'de yönetimin Cumhuriyetçi Donald Trump'a geçmesi ardından politika değişikliğine gidilmesi nedeniyle anlaşmanın kaderi belirsiz bir hal aldı.

Isınmaya yol açtığı genel kabul gören gazların yaklaşık altıda birinden ABD sorumlu tutulurken, petrol, doğalgaz ve kömür üretimiyle önde gelen ülkelerden olan Rusya'nın ise yüzde 12 civarında sorumlu olduğu düşünülüyor. Her iki ülkenin İklim Anlaşması'nın gereklerini yerine getirmemeleri halinde küresel ısınmayla mücadelenin başarısız olacağından endişe ediliyor.

Kaynak: ANFTürkçe


bozadi

#4
Putin'i ille de her sözüne körü körüne inanmalıyız diye örnek vermiyorum tabi ki, sadece destekleyici herhangi bir görüş olarak paylaşmak istedim. Zaten Putin'in burada paylaştığı görüşe de tamamen katılmıyorum çünkü sanki Küresel Isınmanın etkileri daha çok uzun bir zaman devam edecekmiş gibi bir yorum yapıyor. Halbuki bizzat Rusya'dan gelen haberler bu yıl Rusya'da doğru dürüst yaz mevsimi yaşanmayacağını gösteriyor. Temmuz ayında Ukrayna'da kar yağdı! Elbette çeşitli faktörlerin etkisiyle şiddetli sıcaklar da var ama aşırı sıcakla aşırı soğuk arasındaki bu gidiş gelişte ibrenin belki sürpriz derecede kısa bir süre içinde soğuğu gösterme ihtimalinin yüksek olduğunu savunanları destekleme eğilimindeyim şu an için.

bozadi

#5
Henüz izlemedim, sadece kısa bir gözattım ama buraya hem kendim için hem de izlemek isteyebilecek herkes için olası bir görüş kaynağı olarak not düşeyim (videoya gömülü olan Türkçe altyazı 2 ila 3. dakika arasında bir yerde başlıyor):


bona fide

#6
merhaba bozadi öncelikle üstteki video için teşekkür ederim. izledim diğer arkadaşlar lütfen siz de izleyin. kampanyalar o kadar etkili ki birisine videodan bahsettim hiç düşünmeden bakmaya tenezzül etmeden otomatik olarak şiddetli bir tepki gösterdi.komplo teorisi diye küresel ısnmayıda görmezden gelmeye çalışan duyarsız varlıkmışız gibi.izlediği çeşitli videolardan eriyen buzullar, yanan ormanlar-örnekler kavgaya varan bir konuşmayla konuyu kapadı ağzımı açamadım. mahkeme tehdidiyle sildirmişler raporlardan isimlerini dedim hiç tınmadı. üzücü olan kendimde ilk yorumda videoyu izlemeden önce küresel yalan dedim evet fakat enerji üretimi ve kullnımı yönünden çevrecilerin palavrası yüzünden aynı tutumu sergiledim. filhakika -çok biliyorum ya hala- nükleer enerji santrallderi olan bölgede doğaya zarar verildiğide bir gerçek. sanki varlığımla buna katkım yokmuş gibi üstelik en fazla karbonun su buharından oluştuğunu okuyunca neööööööö dedim. araştımadan duyduklarımı dile getirmek gafletimle özür dilerim. üstteki videoda konuşan bilim adamları izinsiz isimlerinin raporlarda geçmesinden kendileri bahsediyor IPCC denen kurum gerçekten ülkelerin gelişmesine engel olmak ve sömürge olarak kullanmak elindeki pazarın sürekliliğini sömürge bölgelerinde yoklukla sağlamak kendilerine mahkum bırakmak için bu kadar zalimce bir senaryoyla dünyaya hakim olmak nasıl bir zeka kurnazlığı ve evet o kadar para ayrılan fonlar.
gerçek sandığımız herşey birer yalan komplo düzemece ve ne kadar kolay elde ediliyoruz. şimdi şunu diyorum gerçekten hiç bir şey bilmiyorum arkadaşlar.
 

bozadi

#7
Nihayet izledim ben de. Gerçekten çok ilginç açıklamalar ve iddialar var. En önemli sonuç, insanlığın veya endüstrinin büyük iklimsel döngüler üzerindeki etkisinin gözardı edilebilir düzeyde olması sanırım. Karbondiyoksitin hayatın çok doğal ve gerekli bir bileşeni olduğuna ve bu kadar şeytanlaştırılmasının yanlış olduğuna dikkat çekilmiş.

Dünyanın 3'te 2'si okyanus ve büyük döngüleri belirleyen veya etkileyen en önemli faktörlerden biri okyanuslar ve denizler. Bunlar büyük bir dengeleyici görevi görüyor anladığım kadarıyla. Ve tabi "Güneş" faktörünün önemini de iyice anladım. Güneş'in faaliyetleri, patlamaları dünyada önemli sıcaklık artışlarına neden oluyor.

Dikkatimi çeken açıklamalardan biri de şu: Evrenden (örneğin süpernova patlamalarından) kaynaklı kozmik ışınlar dünyaya ulaştığında okyanuslardan yükselen buharları yoğunlaştırıp bulut oluşumuna neden oluyormuş ve bulutlar da serinletici (gölgeleyici) bir etki yapıyor.

Benim için, bu belgeseldeki en önemli iddialardan biri ise "yeşil enerji kaynakları" diye tanımlanan rüzgar enerjisinin / güneş enerjisinin sanılandan çok daha maliyetli ve az verimli olduğu iddiası. Hatta anladığım kadarıyla IPCC yoluyla yapılan başlıca şeytanlıklardan biri, 3. dünya ülkelerinde sanayinin gelişmesini ve dolayısıyla enerjisel ve ekonomik kalkınmayı önlemek için "yeşilciliğin" savunuluyor olması. Yani bu iddiaya göre, yeşilci/çevreci hareketin insanlığa, gelişime, kalınmaya ciddi bir zararlı yönü var. Bu iddianın doğruluğundan tam olarak emin olamıyorum kendi adıma ama ciddi bir şekilde değerlendirilmeyi hak ediyor belki de.

bozadi

#8
Bugünün tarihini taşıyan alttaki habere dikkat (Güneş Üşütecek). Haberi yapılan çalışmanın orijinali veya bir parçası şu sanırım: http://www.ras.org.uk/news-and-press/3008-musical-sun-reduces-range-of-magnetic-activity

Bir hafta önce sonuçları açıklanmış bir çalışma yanlış anlamadıysam. Güneş faaliyetlerindeki beklenmedik azalma meselesi bir süredir zaten bilim insanlarınca ele alınıyordu ve bu gözlemi destekleyen veriler giderek artıyor gibi görünüyor ve işte bu durum, küresel ısınma değil, küresel soğuma için endişelenmemiz ve hazırlık yapmaya çalışmamız gerektiğine işaret ediyor.

bozadi

#9
10 Temmuz 2017

Güneş üşütecek


Bilim insanlarının güneş üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda korkutucu bir gerçek ortaya çıktı. Araştırmalar, güneşin çekirdeğinde bazı değişiklikler meydana geldiği gösterdi. Güneş soğuma dönemine giriyor...




Monthly Notices of the Royal Astronomical Society (MNRAS) dergisinde yayınlanan bir makalede bilim insanları, son yıllarda Güneş çekirdeğindeki manyetik aktivitelerin görülür biçimde azaldığına ve çekirdeğin çalışmasında dönüşü olmayan potansiyel değişikliklere işaret eden rekor seviyelede düşük olduğu açıklandı. Güneş'in aktiviteleri, manyetik alanındaki değişimlere bağlı leke ve patlama sayısına göre ölçülüyor.

Güneş'in en aktif olduğu noktadan bir sonraki doruk noktasına kadar yaklaşık 11 yıl geçiyor. Güneş'in en aktif olduğu zamanlarda yeryüzünde manyetik kasırgalar meydana geliyor. Söz konusu kasırgalar hem teknik sorunlara yol açabiliyor, hem de insanlarda halsizliğe neden oluyor.

Makalenin yazarlarından Birmingham Üniversitesi akademisyeni Yvonne Elsworth ve takım ardaşlarının bulduğu veriler, 1985'ten beri Güneş'te yaşanan 3 aktivite döngüsünden birinin normal, yaşanan son iki aktivite döngüsünün ise beklenmedik bir şekilde zayıf olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları, Yıldız'ın yüzeyindeki hareketlerin de değiştiğini ifade ederek son iki devirde, Güneş'in kutup bölgelerindeki hareketinin yavaşladığını belirtti. Bu yüzden Güneş'te giderek sayısı düşen lekelerin ileride rekor seviyede düşük olması tahmin ediliyor. Bilim insanlarına göre, eğer bu beklenti gerçekleşecek olursa 1645-1715 döneminde meydana gelen ve yeryüzünde uzun bir soğuma dönemine neden olduğu düşünülen Güneş durgunluğu dönemi tekrar yaşanacak.

Kaynak: Karar


bozadi

#10
Bu arada Kasyopyalılar buna uzun zamandır dikkat çekiyorlardı. 22 Şubat 1997 celsesinde (20 yıldan uzun süre önce!) dünyanın bir küresel soğuma sürecine girmek üzere olduğundan bahsetmişlerdi.

Alıntı YapC: (...) 21'inci yüzyılda olacak değişimlerden biri buzul çağının önce Avrasya'da, sonra Kuzey Amerika'da ani bir şekilde yeniden başlaması. Buz çağları sanıldığından çok, çok, çok daha hızlı gelişir.

Daha sonra yaptıkları bir açıklamada ise, Güneş'in faaliyetlerindeki azalmaya neden olan başlıca faktörlerden birinin astronomik anlamda kahverengi bir cüce olan "ikiz yıldız" olduğunu söylediler. Güneş'in bilinmeyen bir ikizi olduğunu ve şu süreçte Güneş'e giderek yaklaştığını ve bu yakınlaşmanın meydana getirdiği elektromanyetik etkinin Güneş faaliyetleri üzerinde "topraklayıcı", azaltıcı bir etki yaptığını söylediler. Güneş'in ikizi meselesi uzun zamandır tartışılan bir mevzu ama somut bir bulgu yok ama bilim insanları gerçekten de Güneş faaliyetlerinde azalma düzeyinin son derece beklenmedik olduğuna, yani biraz gizemli bir durum olduğuna dikkat çekiyorlar. Kimbilir, belki de gerçekten K'ların bahsettiği faktörle yakından bağlantısı vardır.

K'ların son yıllardaki celselerden birinde yaptığı açıklamalardan birini yanlış anlamadıysam, dünyada hala devam eden sıcaklık artışına neden olan faktörlerden biri Güneş'ten değil dünyanın kendisinden, çekirdeğindeki bir etkinlik artışından kaynaklanıyor olabilir. Bir ara o celseyi tekrar inceleyip alıntı yapmak isterim. Ama yanlış anlamadıysam, 4. yoğunluk dalgası yaklaştıkça dünyanın çekirdeğiyle önemli bir etkileşim meydana getiriyor. 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa geçiş yapılmasını sağlayacak bazı etkinleşmeler meydana geliyor ve bu da çekirdek faaliyetlerini, mağma faaliyetlerini artırıyor, ayrıca K'lar aynı bağlamda, 4. yoğunluk enerjileri yaklaştıkça, Dünya'nın fiziksel olarak "büyümekte/genişlemekte" olduğunu, bir anlamda Dünya'nın "açılmakta" olduğunu söylüyorlardı. Ve gerçekten de dünyadaki hem volkanik faaliyetlerin hem de deprem (yerkabuğu) faaliyetlerinin, ayrıca obruk gibi fenomenlerin artış gösteriyor olmasıyla bağlantılı görünüyor bu açıklamalar.

Eğer K'lar gerçekten 4. yoğunluk etkinleşme sürecinin Dünya'nın çekirdeğinde bir etkinlik artışı sonucu Dünya'nın içinden dışına doğru bir sıcaklık artışına neden olduğunu söylüyorlarsa, belki de bu durum Güneş'in faaliyetlerindeki azalmayı "dengeleyen" bir durum olabilir. Yani Güneş'ten aldığımız sıcaklık düşüyor ama Dünya'nın kendi içsel sıcaklığında bunu şu veya bu düzeyde dengeleyen bir artış oluyor olabilir. Mecazi olarak da oldukça "manidar" bir durum olabilir belki de. Yani, Dünya'nın "büyümesi", "özgürleşmesi", kendi ihtiyacını kendisi karşılamaya yaklaşması anlamında, kim bilir. Umarım daha net açıklamalara ulaşırız.

bozadi

#11
10 Temmuz 2017

Paris metrosunu sel bastı


Fransa'nın başkenti Paris'te pazar akşamı başlayan şiddetli yağışlar sonucu birçok metro istasyonunu sel bastı. Rekor yağış, Paris'te 2 Temmuz 1995 tarihinden bu yana yaşanan en şiddetli yağış olma niteliğini taşıyor.


 

Kaynak: Deutsche Welle