1600'lerdeki buzul çağı ve Genç Osman'ın tahttan indirilmesi (video)

Başlatan bozadi, 01 Temmuz 2020, 00:12:56

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bona fide

Aoibhean dağın başınada çıksan karma ders herneyse gelip seni buluyor deneyimlememek gibi lüksünde olmuyor bi bağ oluyor illa yoksa dünyanın karmaşasını kanıksamış durumdayım kendi sorunlarımla baş edemediğim için söyleniyorum çok özelimya sıfır sorun olması lazım hadi ordan bakmayı öğrenene kadar debelen sen bakim diyen bi kosmos var karşımda sorun şu ki bilgiye haiz olup dilimle söylesemde kalpte bi itiraz var dediğin gibi isteyerek geldimse razı olmak zorundayım sınavımda budur  kabullenmek ve teslim olmak beceremiyorsamda susmam lazım yaşadığım ortam kaosun dışında sakin doğa içersinde evimizde tv yıllardır izlenmiyor izlemek isteyende izleyemez anten yok internet hemen her sene aylarca olmaz alt yapı eski olduğundan telefonum hattı mecburen internetli internetsiz paket yok ancak internete bağlanmayan eski model oldukça izoleyim ve çoğu insandan korunaklı şanslı yaşıyorum bu beni evsiz sokakta kalan biriyle muhatap olmaktan ölümün yavaş yavaş vucunu sardığı bir hastayı gün gün izlemekten hayvanlardan nefret eden yaşını başını almış bi ayağı çukurda insanların kapanla gizlice yüzlerce hayvanı telef etmesine tanık olmaktan adaletin hiç olmamasından uzak tutmuyor  artı derdim mutlu olmak değil kimse olamazda bu dünyada öyle bi luks yok anlık huzurlar var dış uyaranlara kendimi kapatıp duyarsız ilgisiz yaşamda olamaz ve ben olsamda olmasamda bu devam edicek surekli dua etmekten başka yapacak bişey yok ki oda bi nevi züğürt tesellisi yapsamda yapmasamda olması gereken oluyor hayat böyle pozitif  yaşama sevinciyle dolu ve yapıcı olmaya çalışarak yaşamak iyimser ve umutlu olmak sahtekarın önde gideniyim(buraya kadar olan kısım nankörlüğüme dair yüzeysel bakış açımdı)

(biraz düşününce)tüm bunlar benim güçlü olmamamla alakalı hani mangal gibi yürek yok bende bu arada gerçekten çok yürekli yardımsever insanlarla çevriliyim ve dünyevi işlerde her sorunumu mutlaka çözumleyen naif insanlar çıkar büyük bi lutuf şımarıkça evet nerede olursam olayım kendimi oraya ait hissetmeme duygusuyla birlikte tüm uyaranlara (insan aile çevre  hayvan olay)güçlü etkileşim halinde olmanın verdiği baskı bunu çözümleyeceğim çunki bendeki endişe ve korku birlik bilinci dediğimiz ağda parazit yapıyor galiba ki yardımcı olmak için bi ton paraya yapılan çalışmaları ücretsiz yapmayı teklif eden ilgilenen samimi ve uzman biri karşıma çıkıyor hatta ona rehber olabileceğini söyledim her konuşmasını ağzı açık ayran delisi gibi dinleyip huzur bulmak öyle hissettirdiydi ve sana teşekkür ederim ilgi ve telkinlerin için. bozadiye de ayrıca yazmamın sakıncası olmadığını söylediği ve konuyu(iyimserlik) irdeleyip burda ve diğer başlıkta geniş açıdan ele aldığı için. buda pozitif etkileşim sanırım çunki yarın yine uygulama yapılmak üzre çağrıldım
 

Aoibheann

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Aoibhean dağın başınada çıksan karma ders herneyse gelip seni buluyor deneyimlememek gibi lüksünde olmuyor bi bağ oluyor illa yoksa dünyanın karmaşasını kanıksamış durumdayım kendi sorunlarımla baş edemediğim için söyleniyorum çok özelimya sıfır sorun olması lazım hadi ordan bakmayı öğrenene kadar debelen sen bakim diyen bi kosmos var karşımda sorun şu ki bilgiye haiz olup dilimle söylesemde kalpte bi itiraz var dediğin gibi isteyerek geldimse razı olmak zorundayım sınavımda budur  kabullenmek ve teslim olmak beceremiyorsamda susmam lazım yaşadığım ortam kaosun dışında sakin doğa içersinde evimizde tv yıllardır izlenmiyor izlemek isteyende izleyemez anten yok internet hemen her sene aylarca olmaz alt yapı eski olduğundan telefonum hattı mecburen internetli internetsiz paket yok ancak internete bağlanmayan eski model oldukça izoleyim ve çoğu insandan korunaklı şanslı yaşıyorum bu beni evsiz sokakta kalan biriyle muhatap olmaktan ölümün yavaş yavaş vucunu sardığı bir hastayı gün gün izlemekten hayvanlardan nefret eden yaşını başını almış bi ayağı çukurda insanların kapanla gizlice yüzlerce hayvanı telef etmesine tanık olmaktan adaletin hiç olmamasından uzak tutmuyor  artı derdim mutlu olmak değil kimse olamazda bu dünyada öyle bi luks yok anlık huzurlar var dış uyaranlara kendimi kapatıp duyarsız ilgisiz yaşamda olamaz ve ben olsamda olmasamda bu devam edicek surekli dua etmekten başka yapacak bişey yok ki oda bi nevi züğürt tesellisi yapsamda yapmasamda olması gereken oluyor hayat böyle pozitif  yaşama sevinciyle dolu ve yapıcı olmaya çalışarak yaşamak iyimser ve umutlu olmak sahtekarın önde gideniyim(buraya kadar olan kısım nankörlüğüme dair yüzeysel bakış açımdı)

(biraz düşününce)tüm bunlar benim güçlü olmamamla alakalı hani mangal gibi yürek yok bende bu arada gerçekten çok yürekli yardımsever insanlarla çevriliyim ve dünyevi işlerde her sorunumu mutlaka çözumleyen naif insanlar çıkar büyük bi lutuf şımarıkça evet nerede olursam olayım kendimi oraya ait hissetmeme duygusuyla birlikte tüm uyaranlara (insan aile çevre  hayvan olay)güçlü etkileşim halinde olmanın verdiği baskı bunu çözümleyeceğim çunki bendeki endişe ve korku birlik bilinci dediğimiz ağda parazit yapıyor galiba ki yardımcı olmak için bi ton paraya yapılan çalışmaları ücretsiz yapmayı teklif eden ilgilenen samimi ve uzman biri karşıma çıkıyor hatta ona rehber olabileceğini söyledim her konuşmasını ağzı açık ayran delisi gibi dinleyip huzur bulmak öyle hissettirdiydi ve sana teşekkür ederim ilgi ve telkinlerin için. bozadiye de ayrıca yazmamın sakıncası olmadığını söylediği ve konuyu(iyimserlik) irdeleyip burda ve diğer başlıkta geniş açıdan ele aldığı için. buda pozitif etkileşim sanırım çunki yarın yine uygulama yapılmak üzre çağrıldım

Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hesabı oldu. :)  Burada sana yazıyorum ama aslında herkese yazıyorum.

Bazen bende düşünüyorum acaba bu düşünceler inançlar kocaman pembe bir balon mu diye. Yani kendimizi mi kandırıyoruz aslında. İnsanlar orada savaşırken evcilik mi oynuyoruz... İnsanın kendini sorgulamasında daha kötü sanırım güvendiği şeyi sorgulaması. Akıl hükmünü kullanıp seçenekler arasından seçip kabullendiğin şeyin, emek verip irdelediğin ve içselleştirdiğin ve hayatına etki etmesine izin verdiğin ideanın aslında kocaman bir balon olabileceği ihtimali çok korkutucu. Üstelik şöyle diyebilirsin 'bu düşünce negatif baskının etkisi' yani her yerden şüphe ve inanç olgusu, yoruyor anlatabiliyor muyum? Hepimizin korkuları endişeleri var. Bu konuda evrensel bir biçimde biriz. Yani sınav kimseye özel değil hepimiz geçiyoruz. Ya da geçmiyoruz, bilemiyorum.

Bu arada şansına çevrende sana böyle pozitif etki edebilen birisini bulmuşsun. Belki de ihtiyaç duyduğun bir dönemdir. Umarım sana iyi gelir ve endişelerini azaltmaya yardımcı olur. Akıl yürüterek önceki dediğim gibi sen yaşıyorsun diyorum tekrar, sen bu dünya uyaranlarına açıksın. Dolu dolu hissederek yaşıyorsun. Yazdıklarından bunu çıkarıyorum ben, yanılıyor da olabilirim. Hangisi iyi bilmiyorum soğuk kalmak mı yoksa içine dalmak mı...

Yine çok karıştırdım, kusura bakma lütfen. :) Size yazmaya başlayınca kendimle münakaşaya giriyorum, oradan oraya savruluyor cümleler.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Tgur

BH KH DENGESİ

Şikayetler ve Yorumlar çok güzel ,araya girip ben de bir şeyler aktarayım ,

Bonafide dostumuzun duyduğu acıları hafifletmek için bazı tavsiyelerim olacak ,

Dostum şu rol yapma işini tam anlasan ve uygulasan, TV falan kapatıp inzivaya çekilmene lüzum yok, ortamın ne kadar heterojen yapıda olduğunu yani gezginler ,organik portallar ,karmik döngüde insanlığı hayvanlıktan yeni geçmiş bir şekilde öğrenme aşamasında olanlar v.s olarak evvelce çok tekrar ettik ,

Ortada beraber yaşama yolunda olduğumuz maddi manevi kırıp döken bu tip karma insanlık davranışlarının içinde yaşayabilmek bilgi sahibi olup farkındalık yolunda olanlara tabiiki zordur ,yaşamı sürdürmek için o bahsi geçen ve son celsede de belitilen "En üst düzeyde stratejik kapanış" moduna geçmekten başka çare yok ,yani gerektiğinde bazı davranışları yok göreceksiniz sırtınızı çevirip yan odaya veya ortamın dışına çıkacaksınız bunu yapan en yakınlarınız bile olsa,

Fazla uzatmadan KH BH dengesi hakkında bazı görüşlerimi ve K aktarımını sunuyorum,

Yalnız Bonafide dostum K aktarıımındaki "Tanrı" kavramına ve sonradan geçen

 " Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız."

ifadeleri üzerinde durmanı rica edeceğim..

Evvela yeni hazırladığım  çalışmadan bir parça,

"Bu arada dersimizi hatırlayalım, KH davranış değişken çekim dalgalarının toplanmasının yansıması,BH davranış ise dağılmasının yansımasıdır çetrefilli izahı daha iyi anlayabilmek için bu toplanma nereye doğru olmakta ,

Fiziğe maddeye yani kök noktalara doğru ,dağılma ise kök noktalara doğru olsa da karakteri gereği dengeyi savunduğundan o davranışın maddeye fiziğe takılı kalmasından kurtarır evrensel genişliğe doğru yöneltir, bu da farkındalık yolunda kazanılan bilinçsel algı çeşitliliğinin devreye alınması ile mümkün olur,

BH olduğunda KH isterse ona da verilir , KH yoluyla BH a yönelmenin veya BH olmanın diğer bir adı da budur, eğer KH bunlara aldırmayıp fizikte daha kök noktalara doğru gitmek isterse sonucu kara delikte "mutlak yokluğa" gidiştir,"

-----------------------------------------------------------

S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini
söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.
S: (T) Önceki celselerin kayıtlarından okuduğum kadarıyla BH olarak KH olduklarını söylüyorlar. (L) Başkalarına hizmet etme yoluyla kendilerine hizmet ediyorlar. (T) Bunu mu kastediyorlar? (L) Evet. (T) Bizim yapmamız gereken şey de bu mu? Yani diğerlerine hizmet ederek kendimize hizmet etmek? Evet! Çünkü giden dolanıp geri geliyor. Diğerlerine hizmet edersen sen de hizmet görüyorsun. (F) Çünkü kendine hizmet edersen, aynı şekilde kendine hizmet eden sonsuz sayıda başka birey de olabilir. (T) Yani enerji alışverişi olmaz, grup sinerjisi olmaz. (F) Herşey içe doğru hareket eder. (T) Paylaşım yok, gelişim yok, hiçbirşey yok. (F) Bağlantı kurma yok. (T) Evet, öğrenme yok. (L) KH bakımından, tabii alakalı olabilir de olmayabilir de ama, Kara Deliğin özelliğini söyleyebilir misiniz?
C: Büyük ölçekli KH.
S: (L) Yani bir varlık öylesine yüksek bir kendine hizmet seviyesine çıkıyor ki, resmen kendi içine doğru patlıyor, öyle mi?
C: Yakın bir benzetme.
S: (T) Yoksa bütün bir KH medeniyeti mi?
C: Hayır.
S: (L) Belki de bir medeniyet bunu yapamaz çünkü medeniyet birlikte çalışmayı ima ediyor. Tek bir varlık olması gerekir.
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.   
S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.


bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

 7Y'yi düşündüğümüzde yapısı gereği her şeye hizmet eden bir bütün olarak ele alırız. Burada hizmet etmek bildiğimiz anlamda değil. Yapıyı oluşturmak da bir hizmettir. Başkalarına hizmet ederken aynı zamanda kendine de hizmet eder. Kişi herkesle birse eğer kendine hizmet etmesi demek topluluğada hizmet ettiği anlamına gelir. Bilmiyorum, belki de hatalı düşünüyorum, belki de bir yerde kayboldum. :) Yeni yeni kavramları ele alıyorum. Önceden bilinçsiz bir yönelim vardı. Bebek adımlarımı mazur görün lütfen.

Nötr tamamlanmaktır. Yükün eşitlenmesidir. Bütün olma, tamam olma halidir. Sen nötron ve protonları işin içine katıyorsun sanırım ama atom bütünlüğü üç farklı parçacığı da içerir. Bu üç parçacığın birbiriyle tamam olması halinde yeni bir oluşum meydana gelebilir. Bu konulara çok hakim değilim ama bilgim bu yönde. Yanlış biliyorsam eğer düzeltin lütfen. :)
Bu konuya belki de yakın zamanda hakim olamayabiliriz ama yine de çok ilginç, çok temel bir tartışma konusu gibi görünüyor. Hemen yeterince çözemeyecek olsak bile, hakkında fikir yürütmeye çalışmak da değerli diye düşünüyorum.

Çeşitli atomaltı parçacıkların bahsi geçiyor: Pozitronlar, nötrinolar, bozonlar, kuarklar, leptonlar, fermiyonlar... ama evet, görünüşe göre proton, nötron ve elektron en temel üç atomik parçacık olarak kabul ediliyor.

Proton ve nötrona vurgu yapmamın sebebi atom çekirdeğinin bu ikisinden oluşması. Elektronlar çekirdeğin etrafında dönüyor. Proton ve nötronun sabit çekirdeği oluşturması, elektronların ise çekirdek etrafında dönmesi bana gezegenler ile Güneş arasındaki veya diğer tüm yoğunluklar ile 7. yoğunluk arasındaki ilişkiyi çağrıştırıyor biraz. Veya diğer bir ifadeyle İlüzyon ile Mutlak Gerçek arasındaki ilişki. İşte, atom modelinde çekirdeğin pozitif ve nötür parçacıkların birleşiminden oluşmasını bu konuya (7y'nin veya mutlaklığın nötürlüğü/pozitifliği) projekte etmeye çalışınca pozitiflik ile nötürlüğü birbirinden ayırmanın zor olduğunu algılıyorum. Tabi atom konusuyla ilgili bilgim o kadar eksik ve muhtemelen çarpık ki, bu en basit atom modeli algısını bu konuya yansıtmaya çalışırken bile çok basit, çok temel bazı hatalar yapıyor olmam gayet mümkün ama yine de eksiklik ve yanlışlık pahasına fikir yürütmeye çalışmayı seviyorum bu konuda.

Nötürlük ile pozitiflik arasındaki yakın ilişki, BH varlıklarının tarzını da açıklıyor gibi. Örneğin BH'ye ve KH'ye bir gözle bakan "Bir'in Yasası"nı açıklayan ve bu yasaya uygun hareket ettiği anlaşılan Ra, nötürden ziyade "BH" varlığı olarak çıkıyor karşımıza. Ama evet, gayet nötür tarafları da var. İşte, K'ların dediği gibi, BH dengedir, KH dengesizliktir. BH'nin denge olması, adil olması, tarafsız gözle (birşeye olmasını istediği gibi değil, olduğu gibi) bakması, BH ile nötürlük/tarafsızlık/objektiflik arasındaki hayati bağlantıya işaret ediyor yine.

"Yüksek BH varlıkları neden hayatımızdaki şeytani saldırılara müdahale etmiyor?" konusu vardır hani. Veya yine Laura'nın K'lara sorduğu gibi "Kaçırılmaları neden engellemiyorsunuz?" meselesi var. İşte, bizim kafamızdaki BH varlığı kavramında hatalı veya eksik bazı varsayımlar var gibi görünüyor. BH varlıkları tüm süreci gözetiyor ve belirli ölçülerde müdahale de ediyor. Enkarnasyonlarda alınan yaraların iyileştirilmesine veya hafifletilmesine de çok yardımcı oldukları anlaşılıyor öbür alemde. Ama özgür irade kavramının getirdiği önemli sorumluluklar var o nedenle herşeye doğrudan müdahale edemiyorlar, etmiyorlar. Umursamıyor değiller ve hatta üzülmüyor bile değiller ama müdahalelerinde özgür irade yasasına uygun hareket etmeleri gerekiyor. İşte pozitiflik ile nötürlük arasındaki ilişkiye dair birşey var gibi görünüyor burada yine.

"Balık verme ile balık tutmayı öğretme" arasındaki ilişki aynı bağlamda önemli görünüyor. Klasik anne-baba arketiplerinde annenin koşulsuz-kayıtsız çocuğu desteklemesi, kayırması durumu varken, babanın çocuğu büyümeye, sorumluluk almaya teşvik eden ve hatta bazen zorlayayan, yargılayan niteliği var. Tabi bu tavırlardan biri doğru diğeri yanlış değil, ikisinin de gerekliliği var. Arada bir denge kurulması gerekiyor. Bu da pozitiflik ile nötürlük arasındaki ilişkiye dair çağrışımları olan bir konu gibi görünüyor.


gerçek tosun paşa

3Y açıdan algılanan bir frekans ve frekans tutma yapısıyla bunun daha üst yoğunluklardan nasıl yansıyacağını ele almak da bu konularda yardımcı olabilir. KH zaten bir düşük frekans yapısı. Madde kaynaklı olması gereği frekansı BH özünden her şekilde düşük. 4KH ta olsan 3Y de KH deneyiminde olsan da bu böyle.

Çok sevgili forum üyeleri, arkadaşlarım... Bizim bu forumun her farklı kategorisinde bahsettiğimiz en temel konulardan biri stabil (istikrarlı bir düzlemde) hareket edemememiz. Mutluluğu, pozitif bakışı sürekli bir hale getiremememiz. Çoğumuzun sıkıntısı bu olduğu gibi dünya insanlığı için de bu oldukça büyük bir ruhsal / psikolojik problem.

Aslında dualite ve denge konusu 3Y de çok ileri bir seviye evrensel algıyı gerektirmez. Maddesel ve spritüel (ruhsal) -soyut ve somut gibi- kavramların kişinin algılayışı açısından nasıl değişkenliğe uğrayabileceğiyle başlar. Kişisel istekler (arzulu düşünüş, ego veya iyi niyetli bir istek) kavramların algılanmasını nasıl değiştirir? Burada çok elzem bir nokta kişinin bunu algılayabilmesinin zeka / düşünüş açısından hiç zor olmaması. Fakat neden yapılamıyor? Onu da şöyle açıklayayım müsadenizle.

Çok arzuluyuz. Evet cevabı sadece bu aşırı arzularla istiyoruz. KH a  en  uzak frekansta olanımız bile, hayatta karşısına gelebilecek iyi-kötü her türden durum için ister istemez yüksek seviye bir arzuyu (kendine hizmet şeklini) içinde barındırıyor. Bu zaten madde aleminin gereğidir. Bu bakış açısı bizi yukarıda bahsettiğiniz nötr olmak ile pozitif kutuplu dengeden uzak tutar. (KH dengesizliği dengede tutmak) Nötr olmak için bilmek gerekir. Bu pozitif odaklı dengenin de önemli bir gereğidir. Bilgi. Ama bundan önemli olan adım, tuzağımız da aynı zamanda. Biz bu bahsettiğim, her türlü soyut - somut kavrama ön yargısız, dışarıdan bir gözle, geniş bir perspektifte bakamıyoruz. Bunu yapamıyoruz. Etrafımızdaki insanlar için ve sevdiklerimiz için son derece başarılı kavrayışlara sahip olsak bile konu kendimiz olunca, ruhumuz kendi kurduğu o barikata, kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş misali- tosluyor.

Bu toslamayı son derece kolay hale getiren, bizi korkaklıkla sınayan (evet, kişinin nötr olup kendine ön yargısızca geniş perspektiften bakamaması bir korkaklık tezahürüdür) çok fazla dış etkiler var. Bunlar zaten düşük frekansı, düşüncesel faaliyetlerin olmadığı beynin düz bir sinyal yolladığı (kavrayış ve farkındalık bu sinyalde yoktur) evrede tutan şeylerdir, KH OYUNLARIDIR.

Beynin frekans dalga boylarını dilerseniz size anlatırım fakat şu an onları açıklamayacağım.

KH oyunlarının temel amacı bireyin kişisel yaşantısından aile yaşantısına, toplumsal hareketlerden, siyasi konulara, dünya diplomasisinden, derin devlet meselelerine yani aşağıdan yukarıya tümün içinde- bu düşük frekansın devamlı halde tutulmasıdır.

Bireysel bazda devam edersek, sosyal medya ve TV bağımlılığından başlayıp, ampül ve aydınlatma teknolojilerine, kablosuz ağ ve uydu sinyallerinin yaydığı frekanslara, kozmetik ürünlerinin vücutta yaptığı metal birikimine, laptop ve pc ekranlarının yaydığı mavi dalga boylarına kadar hemen hemen her şey bu düşünce faaliyetini engelleyen dalga boyunu sabit tutmak üzerine programlanmıştır.

Burada mesele yapamamaktır. Kendinin birçok şeyi yapan/yapabilen ama aslında hiçbir şeyi yapamayan biri olduğunu fark etmemendir. Elbette ruh bunu anlar. Bilinçaltı bu baskıyı kusar. Modern toplumun bireylerinde görülen 2019 yılıyla zirve yapan psikolojik problemler ve depresyonun dünya tarihinin en yaygın ve bulaşıcı hastalığı olmasının sebebi budur. Bizim gezegenimizde en zor şey yapabilmektir. Çünkü tüm düzen "yapamamak" üzerine itinayla kurulmuştur. Bu kurucular, belirli bir kesimin tanrılarıdır. Biz onlara 4KH deriz.


Şimdi üst seviye BH algısına ve bizim mücadelemize geri dönelim. Son celsede (Temmuz, 2020) bahsedildiği gibi 3Y bir ortamda varlık neye nasıl bakıp, ne kadar odaklanırsa sonunda onu çekiyor.

Burada modern felsefe adı altında top seller olmuş kitapların dağıttığı umudu dağıtmak istemiyorum. Yani iyi bir işe odaklan işin olsun, sürekli "ben başarılı ve zenginim" olumlamalarıyla paran olsun gibi bir bakış açısından bahsetmiyorum.

Şu an kozmik çağımız dalganın gelişiyle çok enteresan bir hal alıyor. Hem kh hem bh kanalları giderek açılacak, ben bundan şüphe duymuyordum ki Kaslarda bunu söyleyip duruyor son aylarda.

Birey ilk önce yukarıda bahsettiğim kavram meselesini halletmelidir. Bu iyi-kötü bilincinin nasıl manipüle edilebilir olduğunu varlığa kavratır. BH güdümlü bir varlık farkındalık kazanarak savunma gücü elde eder KH güdümlü olan ise uygulama tekniği sahibi olur. Sonrasında kişinin kendine, yaşadıklarına, başına gelenlere, duygu ve düşüncelerine ön yargısızca resmin dışından bakabileceği (elinden geldiğince) 2. evre ve kavrayışın en zor olduğu evre gelir. Bu kişilerin korkularıyla yüzleşmesi, kendine tanıması başta olmak üzere varoluşsal farkındalığın ve çevreyi anlamlandırma dürtüsünün temelinin çok sağlam atılmasına neden olacaktır. Elbette bunu her kişi kendi yöntem ve bilincinin el verdiği kadarıyla yapabilir.

Sonrasında güven meselesine geliyoruz. Sürece güven, BH a güven ya da yaratıcıya güven hangi ismi beğenirseniz.

Az öncesinde bahsettiğim gibi sürekli bir pozitif halde kalmamızın imkanı olmadığı gibi pozitif ve negatif kavramların ayrımını yapmakta bile kesin bir başarıya ulaşmamızın imkanı yok.
Sadece düşünebiliriz. Zaten nötüre yakın bir düşünmeyi başarabilirsek bile bu ÇOK ÖNEMLİ VE BÜYÜK bir şey!!!

Yukarıda belirttiğim 2 etabı öyle yada böyle başarabilenlerimiz zoraki frekans sabitlemelerine bir yolunu bulup derhal başlamalıdır. Kendimden örnek vermem gerekirse öfke ve şiddet eğilimiyle mücadele etmekle uğraşıyorum son 3-4 haftadır. Dengeden uzak bir haldeyim ama kendimi bırakamam. Bu öfke patlamaları benim özümü (bilincimi, ruhumu) temsil etmiyor. Kendimi salamam. Bunu yapma lüksüm ne yazık ki yok. Gerekte yok. Bir yolunu bulup ufacık bile olsa hoş bir duyguya tutunmam lazım. İnanç...Güven...

Kendinize haksızlık etmeyin. Tanıdığınız en değerli insanı düşünün. En az onun kadar değerlisiniz. Bundan şüphe duymayın. Bu zor hislere katlanmak için buradayız. Zoraki de olsa pozitif frekans tutunmak şart. 4BH şubelerinden birinde alternatif bir gerçeklikle kendi (şu anı, anı) birleştirebilmek için o frekansı hissetmelisiniz. O frekans doğru bir şeyi yaptığınızda içinde beliren onaylanma hissidir. Huzur verir. Onu tanımak çok zor değildir. Bu hissi şu ana kadar yaşamamış veya uzun süredir hiç deneyimlemediyseniz yazımda bahsettiğim 1. kısımdan başlamakta fayda var.

Katıksız iyi olalım tarzında bir mesaj vermeye kesinlikle çalışmıyorum. Spesifik örnekler vermiyorum. Çünkü herkesin farklı hayatı ve dersleri var bunu bu foruma üye olan herkes öyle yada böyle biliyordur. Size iyi gelecek şeyleri yapın. Beklentiye çok girmeyin. Dediğim gibi "yapabilme" kısmında atılacak ufak adımlar bile sizi türlü negatif frekanstan uzak tutacaktır.  Şu an tam anlamıyla sabır ve metanet dönemindeyiz. Son celselerden Kas.ların da bunu net bir şekilde ifade ettiğini kavrayabilirsiniz.

Bunu biz yapamazsak, kimsenin bizim için ya da kendi için yapmasını bekleyemeyiz. Unutmamakta fayda var.


bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

 Bizim bu forumun her farklı kategorisinde bahsettiğimiz en temel konulardan biri stabil (istikrarlı bir düzlemde) hareket edemememiz. Mutluluğu, pozitif bakışı sürekli bir hale getiremememiz. Çoğumuzun sıkıntısı bu olduğu gibi dünya insanlığı için de bu oldukça büyük bir ruhsal / psikolojik problem.

Sürece güven, BH a güven ya da yaratıcıya güven hangi ismi beğenirseniz. ... Bir yolunu bulup ufacık bile olsa hoş bir duyguya tutunmam lazım. İnanç...Güven...  Zoraki de olsa pozitif frekans tutunmak şart. 4BH şubelerinden birinde alternatif bir gerçeklikle kendi (şu anı, anı) birleştirebilmek için o frekansı hissetmelisiniz. Size iyi gelecek şeyleri yapın. Beklentiye çok girmeyin. Dediğim gibi "yapabilme" kısmında atılacak ufak adımlar bile sizi türlü negatif frekanstan uzak tutacaktır. Şu an tam anlamıyla sabır ve metanet dönemindeyiz.
Kendimce çok haklı görünen, egosal arzu ve korku kısırdöngüsü içeren düşünceler, hırslar içinde buluyorum kendimi sıkça. Bu halin bir KH tuzağı (programı) olduğunu az çok sezebiliyorum bazen. O an beynimde mücadelesini verdiğim (hırs güttüğüm) konu ve haklılık-haksızlık durumu ne olursa olsun, "pozitif olmayan bir haldeyim, dolayısıyla ne kadar haklı olursam olayım veya öyle görünürsem görüneyim, zarardayım" diye itiraf etmek zorunda kalıyorum. Kötüye, kötülüğe ceza mı kesmek istiyorsun? Derinden, sarsılmaz bir şekilde pozitif ol. Mutlu ol. İyiyle ol, iyi ol. Ki senden beslenemesin kötülük. Avucunu yalasın!

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

 Çok arzuluyuz. Evet cevabı sadece bu aşırı arzularla istiyoruz.
K'ların KH güçleri için söylediği: "Sonsuza kadar sahip olduklarını sonsuza kadar arıyorlar." Neye sahip olduğumuzu, hatta "ne olduğumuzu" unutmuşluktan, ebedi hakikate yabancılaşmışlıktan kaynaklı egosal bir durum bu "şiddetli arzululuk" hali. Veya Maharaj'ın deyişiyle Arzu-Korku kısırdöngüsü. Egonun tarifi adeta. Dünyada bizi egosal tutmak, egomuzu güçlendirmek için olağanüstü boyutlarda yatırımlar yapılıyor ve hiç şüphesiz bu yatırımlar şu veya bu düzeyde başarılı oluyor. Ama bu hep böyle gitmek zorunda değil.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

 Nötr olmak için bilmek gerekir. Bu pozitif odaklı dengenin de önemli bir gereğidir.
Evet, nötürlük ile pozitiflik arasındaki ilişkiyi açıklayan başlıca faktör bu sanırım; öğrenme, bilme. Yani nötürlük "objektiflikle" eşanlamlı gibi. Birşeyi olmasını istediğimiz gibi değil de olduğu gibi görebilmek; bunun için bilgilenmek, öğrenmek. Ki öğrenilecek, inanılacak, güvenilecek en öncelikli şey varoluşun ebedi doğası ve onla olan hukukumuz (özdeşliğimiz!)

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

 Burada mesele yapamamaktır. Kendinin birçok şeyi yapan/yapabilen ama aslında hiçbir şeyi yapamayan biri olduğunu fark etmemendir. ... Bizim gezegenimizde en zor şey yapabilmektir. Çünkü tüm düzen "yapamamak" üzerine itinayla kurulmuştur. Bu kurucular, belirli bir kesimin tanrılarıdır. Biz onlara 4KH deriz.
Acı gerçek. Ama karamsarlığa gerek yok, herşey düzelir, gerçekten niyetimiz buysa.

gerçek tosun paşa

Evet bozadi işte o nötr / objektif bakış açısı bilginin hazmedilmesi ve içselleştirilmesiyle son derece doğru orantılı gibi görünüyor.

Elbette karamsarlığa gerek yok. Farkında olup bunun peşinden gidebilmek bile başlı başına harika.

bona fide

Aoibheann kusura bakmaktan ziyade minnettarım akışa dahil olup daha mantıklı özeleştiri yapmamı sağladın evet bu duygu durumları da dengemi bozmak için ayak oyunları olabilir benim yönümü çevirip şüpheye düşmem için. çok hınzırlar  halbuki kardeşiz sevgili khlilerle
yukarda uçan bi kafa yapısına  aşağıda ayağına pranga takmak gibi kendimi böyle tasvir edebilirim rest diyorum oyunu gördüm tabiki senin ve diğer arkadaşların tgur bozadi ve yaşamın içersindekilerle. sevgiler

Tgur yazını sabah okudum cevap için akşamı günün sonunu bekledim hem çalışma hemde gün sonuna kadar yaşananlarla oluşacak düşünceyle ifadelerimin değişeceğini düşünerek... garip bi cümle kurdum
ve evet dediğinide gün içersinde yaptım stratejik kapanış. nasıl; sorumluklarımı yerine getirirken yana yakıla olayın içine girmedim yapmam gerekeni yapıp çekildim her birine ayrı ayrı kilitlenmedim katı biri gibi değil sakin sakin sadece duygusal yoğunluk olmamasını sağladım oyalanmadım enerji temizliği çalışması  sonundada  şuan beynim bomboş yazdıklarınıı yeniden okuyup bundan sonrası için bunu kendime hatırlatmam gerektiği kararını aldım tavsiye yazdığın için sana müteşekkirim herkesin deneyimi kendine beni deneyimlerinin içine ben izin vermediğim surece çekemezler karışma kafayorma yardım istenirse yapabildiğin kadar  böyle yazınca sanki türkü söyleyerek eşek arayanı tanımladım kısaca olduğu kadar zaten karşıdakinin deneyiminede mani oluyorum düşünceme alıp blokaj yaparak hay Allah kaş yapimderken göz çıkarmışım. bu mesaj sayfası 4 sattir açık ve arada gelip yazdım arınma çalışması etkisiyle hala beynim boş ve anlamsız bi sevinç var bi kitap indirmiştim ölüm ve sürgün diye ermeni soykırımı iddasını tersyuz eden türklere yapılan soykırımdan bahseden 5 milyon türkün asılıp kesilip tecavüz ve işkenceyle katledilmesini belgelerle anlatan abd li bi yazarın kıtabı onu okumayı ertelicem bu ruh hali biraz sürsün istiyorum sağ olun var olun hep var olun iyiki varsınız

bozadi tgurun celse alıntısında bahsedilen

C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.

kısım için bu durumda yaratılanların hepsi kh ve yukardan yardım olmadan asla bh ye ilerleme kaydedilemez kurandada araf suresinde Allahın adem oğullarından söz aldığından bahseder bazı tefsirciler bunu üremeyle ilgili açıklamış bi tefsircide celseye yakın bulduğum yaratılanların zürriyetini yani geçmişini alıp kayıttan çıkarıp kendisine iman için söz aldığından bahseder inanç yada yol ne olursa olsun yukardan uyarıcı olmadan bunu ne anımsayabilirler nede uyanabilirler yardımcı bi mudahale şart. birde tasavvufçuların bahsettiği eşyanın hakikati olayı var buna vakıf olabilen ya da olduğunu iddia edenler hep üst yoğunlukların diğer alemlerin sonsuz engin güzelliğinden bahsediyor neden dünyanın maddi tezahüründen ilüzyonun gerçek yüzünden bahsedilmiyor burası bi çöplük olduğundan mı acaba kabalık etmek için söylemedim maddi herşey canlı ve ölüyor ruhların idrak etmemsi ve derslerden kaçmaması için kamufle edilmiş bi mezarlık burası duyguları nötr hale getirip bire 7. yoğunluğa yol almak için ilüzyonla tapılası bi yaşam alanı gibi gösterilen bu yeryüzü sahnesine bağımlı kılan duygular, arzulu düşünmeyi sağlayan görsel şölen ilüzyon etkisiz kaldığında duyguları yani hormonları tetikleyici olarak kullanıyorlar böyle bakınca bire ulaşmak tanımak değilde aksine unutulmak unutturmak için bi çaba var yaratımın başında neden
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bozadi tgurun celse alıntısında bahsedilen

C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.

kısım için bu durumda yaratılanların hepsi kh ve yukardan yardım olmadan asla bh ye ilerleme kaydedilemez kurandada araf suresinde Allahın adem oğullarından söz aldığından bahseder bazı tefsirciler bunu üremeyle ilgili açıklamış bi tefsircide celseye yakın bulduğum yaratılanların zürriyetini yani geçmişini alıp kayıttan çıkarıp kendisine iman için söz aldığından bahseder inanç yada yol ne olursa olsun yukardan uyarıcı olmadan bunu ne anımsayabilirler nede uyanabilirler yardımcı bi mudahale şart. birde tasavvufçuların bahsettiği eşyanın hakikati olayı var buna vakıf olabilen ya da olduğunu iddia edenler hep üst yoğunlukların diğer alemlerin sonsuz engin güzelliğinden bahsediyor neden dünyanın maddi tezahüründen ilüzyonun gerçek yüzünden bahsedilmiyor burası bi çöplük olduğundan mı acaba kabalık etmek için söylemedim maddi herşey canlı ve ölüyor ruhların idrak etmemsi ve derslerden kaçmaması için kamufle edilmiş bi mezarlık burası duyguları nötr hale getirip bire 7. yoğunluğa yol almak için ilüzyonla tapılası bi yaşam alanı gibi gösterilen bu yeryüzü sahnesine bağımlı kılan duygular, arzulu düşünmeyi sağlayan görsel şölen ilüzyon etkisiz kaldığında duyguları yani hormonları tetikleyici olarak kullanıyorlar böyle bakınca bire ulaşmak tanımak değilde aksine unutulmak unutturmak için bi çaba var yaratımın başında neden
Aynı benzetmeyi çok sık kullanmak onu sıkıcı hale getirebilir belki ama mecbur hissediyorum:

"Tanrı" ile "Tanrı'nın yarattığı kul" (eğer bu tabir aşağı-yukarı makulse) arasındaki ilişkiyi Anne-Baba ile Çocuk arasındaki ilişki olarak görebiliriz bence. Söylediğin ilgili cümleyi bu örneğe projekte edersek:

"Anne-babanın yardımı olmadan çocuk iyiyi-doğruyu göremez vs. Yukarıdan yardımcı bi müdahale şart." Aynen öyle. Son derece doğal birşey.

Ve 3. yoğunluğun özellikle ilk yarısındaki veya ilk üç çeyreğindeki "doğal KH" faktörü, bir çocuğun bencil olması, kendi çıkarına odaklı olması gibi doğal birşey. Çocuğun öyle olması, kendini koruması için "bencil" olması gerekir. Çocuk başkalarını düşünerek yaşayamaz, kendi çıkarına odaklanması gerekir. Başka türlü sağlıklı büyüyemez. Bu anlamda KH, "negatif ahlak" (kötü eğilimli olma) anlamında değil. O daha ileride anlaşılabilecek birşey ve tek bir olayla veya birkaç olayla veya sadece belirli bir dönemdeki davranışlarla anlaşılabilecek birşey olmayabilir.

Bu ebeveyn-çocuk örneğini verirken özellikle şuna da dikkat çekmeye çalışıyorum: Ebeveyn ve çocuk ne kadar "Bir" ise, Tanrı ile Kul da o kadar Bir'dir. (her ne kadar tanrıyı "şahıslaştırmak" bazı bakımlardan yanlış çıkarımlara neden olabilecek olsa da.)

Dünyadaki şartların gözüyle yaratılan tanrı imgesinin sadist-vicdansız-psikopat-ucube bazı özellikleri olması çok doğal sayılır, yaşananlara bakıldığında.

Dinlerin geneli ve sosyo-ekonomik-siyasi-askeri şartlar öylesine hastalıklı hiyerarşiler oluşturuyorlar ki... Körle yatan şaşı kalkar. Hayatlarımızdaki hiyerarşi örneklerine bakarak çıkarımsayacağımız "Tanrı" figürünün çarpık, sorunlu olması ve dolayısıyla ondan içten içe şüphe etmek, Tanrısal düzenin (=Varoluş Düzeninin) iyiliğinden, doğruluğundan, güzelliğinden, herşeyle Bir'liğinden şüphe etmek çok kolay ve adeta kaçınılmaz hale geliyor.

Senin de en azından kısmen (belki büyük ölçüde veya tamamen) okumuş olduğunu tahmin ettiğim Michael Newton'un öbür dünyayla ilgili kitaplarında anlatılanlara bakıldığında, öbür taraftaki Tanrı/evren algısı hiç de burdaki gibi değil. Yani bir adaletsizlik, ayrılık, gayrılık, korku kültürü yok gibi, istisnai bazı sorunlu ruhların durumları hariç gibi görünmekle birlikte.

Yani evrenle, hayatın özüyle veya diğer bir deyişle Tanrı'yla aramızdaki ilişkiyi düşünürken, bunu askeri bir ast-üst ilişkisi gibi düşünmek yanlış olur. Tanrı sensin aynı zamanda. Benim. Biziz. Nihai olarak. Evet, yetişkin anne-babayla karşılaştırırsan çocuk bir çiğlik, acizlik, sorun yığınıdır bir bakış açısıyla. Ama anne-baba çocuğa "Tanrı gibi" tapar, sever, kendi canı gibi, kendi canından öte görür; her ne kadar bu biraz idealize edilmiş bir yorum olsa da. Bugünün çocuğu, yarının anne-babasıdır. Bugünün kulu, yarının 7. yoğunluktan tüm varoluşa hayat enerjisi olarak yayılan Tanrıdır. Bu sadece bir zaman meselesi. Bir bakış açısıyla bir "göz açıp kapatma" süresi. Varoluşun merkeziyle veya mutlaklık noktasıyla aramızdaki ilişkiyi, dünyevi koşulların algı saptırıcılıkları nedeniyle çok "yabancılaştırmamak" gerek. Tanrı biziz. Evrenin, hayatın sahibi ve kendisi biziz, hepimiziz, herkes.


bona fide

gerçek tosun paşa hiç frekansı bu kullanımı konusunda irdelememiştim genelde ""korkuyla besleniyorlar ifadesi kullanıldığından bu en azından kendimde kh liğimi ve acizliğimi düşünmeme neden oluyordu frekans değiştirmek  sanki biraz kopya çekmek gibi en azından bireye geri adım attırmaz kendini yetersiz hissettirmez sanırım, kelime daha pozitif  korku kelimesinin verdiği negatif enerji var ve ne kadar olayın sebebi bilinsede söylediğin gibi
" Bizim bu forumun her farklı kategorisinde bahsettiğimiz en temel konulardan biri stabil (istikrarlı bir düzlemde) hareket edemememiz. Mutluluğu, pozitif bakışı sürekli bir hale getiremememiz"

cunki konu forumda hep tartısıldı en azından tgur kanal bilgilerinde bozadi felsefe başlığında masaya yatırdı genel olarak ve birlik çağrısı yapıldı şahsen ben düşüncelerimi yazarken heer şeyin üstesinden gelirmişim gibi ilüzyonun dışındaymışım gibi ahkam kesiyordum halbuki tgur kulağımı çekiyordu masala kendini dahil et diye bu bilgiyi alınca sanki bu mesele halledildi gibi sindirememek özeleştiri yapmadan atlamak düşünmeden konuşmak ve süreklilik arz ettiğini es geçmemle alakalı halbuki en muhim nokta bu onlar es geçmiyor
zaman acizliğimi gösterdi tgurun bahsettiği stratejik kapanış gibi olaya kişiye odaklanmadan kendine yetebilmek ve anı yaşanılır kılmak ne geçmişi ne geleceği düşünmeden anda kalmak frekans değiştirmek daha pozitif freknslara tutunmak yapılabilir yine dediğin gibi minik adımlarla hazırda test edildiğim sorunların buradaki tavsiye ve önerilerle nasıl bir yola girdiğimi sürecin sonunda yine buraya yazmak üzre ki kesin yine lutuf ve mucizelerle dolu olacak :)) sanada çoook teşekkür ederim fırtına öncesi sessizlik.
 karar veremiyorsanız bekleyin demiş bi ulu bilge kadersel bi değişim kendi rotasını çizecek hepimizin yolu bahtı açık olsun
 

bona fide

bozadi

Yani evrenle, hayatın özüyle veya diğer bir deyişle Tanrı'yla aramızdaki ilişkiyi düşünürken, bunu askeri bir ast-üst ilişkisi gibi düşünmek yanlış olur.

böyle olmasa dahi bi hiyerarşi var yaratımda yukardan gelen yardımın ulaştığı insanlar biraz ayrıcalıklı bence ozaman ruhların yolculuğunda anlatımla bakarsak gelmeden önce yaılan seçimle ilgili katalizör olanlar aşırı khler ve zararsız khler (güya o nasıl oluyorsa) arasında bi seçim var orda konsey öncesi hazırlıkta. buradaki kimliklere karar veriliyor. burada arzunun gücü vahşette ipin ucunu kaçırıyor dicem de yine kitapta birey o tarz ölümü sarsıcı etki bırakmak için seçtiğini söylemişti masal gibi geliyor yani duygusuz katı basitçe gerçek bu demek rhatsız edici daha kabul edilebilir senaryo arıyor zihnim çunki böyle bakınca kh daha fedakar geliyor şuan yine khnin yönlendirmesinde olabilirim bi yandand kh lerinde kendilerine veilen yetkiyi daha kötüye herşeye hakim olma adına kullandıkları için bu kaos hmm yetkili olsalarda onlarda unutarak geliyor ve bu sürdürebilirliği (doğup büyük ve yetişkin olmak) sağlamak için bahşedilen yaşama sevincini kırmamız için kadersel mudaheleler kh eliyle devreye sokuluyor arzunun altında bu var yaşama yaşatma arzusu içimizdeki bu çocuğu frenlemediğimizde devreye giren kh yüzünden dediğimiz olaylar yaşanıyor yukarda kafası uçmak isteyen ayağında pranga bağlı tanımım gibi iyilik benim açımdan iyi olabilir gibi görünsede başkasının kaderine mudahele ettiğimden bu yolla frenlenip geri çekilmem pasifte kalmam isteniyor gibi romantik bakıp çaresiz hissettiğim elimde olmayan nedenleri frenleme olarak değerlendirmek sukutu hayale uğratsada sert bi frenle durdurulduğumda panik yapmadan tıpış tıpış geri çekilip beklemem lazımken ben bunu hak etmiyorum diye sızlanıyorum genelde, oldu canım sen böyle sızlandığın sürece bitmez bu dersler

bu fikir alışverişleri terapi gibi oluyor yazarken zihnim sanki karşılklı konuşuyormuşuz gibi söyleşiyor size minnettarım. saçmalamışta olabilirim bunu irdelemicem belki irdelemem gerekiyordur, yok bence böyle kalsın,  hayır kalamaz seçenek sınırsız, evet ama bendeki kapasite şimdlik bu
 

Aoibheann

Alıntı Yapböyle olmasa dahi bi hiyerarşi var yaratımda yukardan gelen yardımın ulaştığı insanlar biraz ayrıcalıklı bence ozaman

Bunu okul sistemi gibi düşünebilirsin ve okulda her zaman zorbalar bulunur. Ya iyi öğrenci olacaksın ya zorba olacaksın. Bu seçimle mümkün ama elbette hepimiz büyüyüp bir şekilde mezun olacağız ya da olamayıp bir nevi 'yeniden dönüştürülme' sürecine girecegiz. Yanlışım varsa düzeltin. Rüyamda ki makine sanırım buydu; 'Reaccess'. Ve öğretmenin senin yanında. Onun desteğini her zaman hissedebilirsin.

Alıntı Yapruhların yolculuğunda anlatımla bakarsak gelmeden önce yaılan seçimle ilgili katalizör olanlar aşırı khler ve zararsız khler (güya o nasıl oluyorsa) arasında bi seçim var orda konsey öncesi hazırlıkta. buradaki kimliklere karar veriliyor. burada arzunun gücü vahşette ipin ucunu kaçırıyor dicem de yine kitapta birey o tarz ölümü sarsıcı etki bırakmak için seçtiğini söylemişti masal gibi geliyor yani duygusuz katı basitçe gerçek bu demek rhatsız edici

K'larla ilk temasta şöyle bir diyalog geçmişti:

S(L): Bu iğrenç!!
C:'İğrenç' subjektif.

S(L): Ama tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat her şey sizin perspektifinize uymaz.


Alıntı Yapdaha kabul edilebilir senaryo arıyor zihnim çunki böyle bakınca kh daha fedakar geliyor şuan yine khnin yönlendirmesinde olabilirim bi yandand kh lerinde kendilerine veilen yetkiyi daha kötüye herşeye hakim olma adına kullandıkları için bu kaos hmm yetkili olsalarda onlarda unutarak geliyor ve bu sürdürebilirliği (doğup büyük ve yetişkin olmak) sağlamak için bahşedilen yaşama sevincini kırmamız için kadersel mudaheleler kh eliyle devreye sokuluyor arzunun altında bu var yaşama yaşatma arzusu içimizdeki bu çocuğu frenlemediğimizde devreye giren kh yüzünden dediğimiz olaylar yaşanıyor yukarda kafası uçmak isteyen ayağında pranga bağlı tanımım gibi iyilik benim açımdan iyi olabilir gibi görünsede başkasının kaderine mudahele ettiğimden bu yolla frenlenip geri çekilmem pasifte kalmam isteniyor gibi romantik bakıp çaresiz hissettiğim elimde olmayan nedenleri frenleme olarak değerlendirmek sukutu hayale uğratsada sert bi frenle durdurulduğumda panik yapmadan tıpış tıpış geri çekilip beklemem lazımken ben bunu hak etmiyorum diye sızlanıyorum genelde, oldu canım sen böyle sızlandığın sürece bitmez bu dersler

Kim sana geri çekil bekle diyor ki? Sadece bazen izleyici konumunda beklemen gerekebiliyor bu da saldırıları azaltmak için. Bunun haricinde haksızlığa adaletsizliğe elbette karşı duracaksın. Kh ve Bh güçleri de diğer boyutlarda bir savaş vermiyor mu? Sen de hangi tarafı temsil ediyorsan onun savaşını bu dünyada veriyorsun. Bilinçli ya da bilinçsiz. Bu gerçeklik kh gerçekliği olduğu için bh düşünen zihinlerin işi çok daha yorucu.


Alıntı Yapbu fikir alışverişleri terapi gibi oluyor yazarken zihnim sanki karşılklı konuşuyormuşuz gibi söyleşiyor size minnettarım. saçmalamışta olabilirim bunu irdelemicem belki irdelemem gerekiyordur, yok bence böyle kalsın,  hayır kalamaz seçenek sınırsız, evet ama bendeki kapasite şimdlik bu


Bende de oluyor.[:D] Sanki karşılıklı oturmuşuz da istişare ediyormuşuz gibi. Hatta hepinizi hayalimde bir kişiliğe büründürüyorum. [:D] Birbirimizi destekliyoruz ve yıkılmamızı engelliyoruz. Sizin sayenizde artık ciddi bir negatif baskı hissetmiyorum. Ama sanırım hala kaçırılıyorum çünkü elimde nereden geldiğini bilmediğim iyileşmiş yaralar buluyorum. Benim taktiğimde bu eğer onlardan birisini görürsem elime bir yara bırakmaya çalışacağım. Genelde ufak ama çoğunlukla yanık ya da kesik izi. Ama bunun haricinde rüya manipulasyonu yok çoğunlukla, ya da negatif korku tabanlı bir baskı da yok. Arada çok küçük dozda oluyor onu da bastırıp daha güçlü karşılık veriyorum. Bir nevi boy gösterisi yapıyoruz. :) Bunların hepsi sizlerin ve K'ların sayesinde oldu. Hepiniz kardeşimsiniz. Teşekkür ederim. [:)]
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi