Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

"Into the Fringe" kitabıyla ilgili tartışma başlığı

Başlatan bozadi, 26 Ekim 2023, 16:16:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Arkadaşlarlar, kitabın çevirisini yine bu forum başlığı (Ufoloji) altındaki bir diğer tartışma başlığında paylaşmaya başladım.

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php/topic,3430.0.html

Birkaç günde bir, tek tek bölümlerin çevirilerini paylaşacağım. Çeviriyi paylaştığım başlığa çeviri dışında mesaj eklenmemesi için kilitledim. Tartışmaları bu veya alakalı ba?şka başlıklar altından yapabiliriz.

bozadi

\\
#1
Kitabın ikinci bölümünün de makine çevirisini aldım, üzerinde düzenlemeler yapmaya başladım. Yarın paylaşmış olurum muhtemelen. Sonraki bölümlerini de 2 veya 3 günde bir paylaşabileceğimi tahmin ediyorum. Kitabın orijinali yaklaşık 240 sayfa. 13 bölüm ve bir de sonsöz bölümü var.

bozadi

#2

2. bölümü paylaştım, inşallah 2-3 gün içinde sıradaki bölümü paylaşmış olurum.

Tahmin ettiğiniz gibi, "Casey" takma adıyla belirtilen kişi, kitabın çevirisi için iznini aldığımız, rahmetli Karla Turner'ın eşi Elton Turner. Bu kitap yayınlandığı süreçte (1992) henüz adları duyulmadığı için, Karla'nın eşi ve çocukları sosyal çevrelerinde olumsuz bir durum yaşamamak için adlarını gizleme gereği duymuşlar. Tabi aradan geçen sürede artık en azından Elton Turner için ismini gizleme gereği ve imkanı kalmadı sanırım.

Bu arada Elton'ın kaçırılmalarıyla ilgili anlatılanlar oldukça ilginçti. Benim en çok dikkatimi çeken husus, Elton ile uzaylılar arasında uzun bir tanışıklık ve anlaşma olması konusuydu. Yani neredeyse "Elton uzaylıların adamıymış o halde." diyeceğim. Ama tabi durum göründüğü gibi değil belli ki. Hiç birimiz kaçırılmalardaki durumumuzun ne olduğunu bilmiyoruz ki. Ben Griler arasında nam yapmış, kaçırılmaları yöneten bir üst rütbeli çıkarmışım :))) Şaka bir yana, gerçekten oldukça zorlayıcı, yüzleşmesi zor durumlar olabiliyor sanırım.


bozadi

#3
Kitapta (ve belki kitaplarda) ilerledikçe, kanımızı dondurucu gerçekliklerle, tasvirlerle karşılaşacağız diye düşünüyorum. Amacımız korku pomplamak, kaçıran varlıkların üstünlüğünü ve bizim bu durum karşısındaki mutlak acizliğimizi vurgulamak falan değil tabi. Aksine, dayanışmayla içimizdeki tanrısal kudreti uyandırarak yolumuzu bilinçli bir şekilde seçme motivasyonumuzu artırması ümidiyle paylaşma gereği duydum bunları. Bir musibet bin nasihatten iyidir misali. Ki musibet dediğimiz şey de yeni veya süpriz birşey değil aslında. Binlerce yıldır devam eden bir proje gibi görünüyor. Bizim bununla bilinçli yüzleşmemiz yeni veya sürpriz (ve çok ürkütücü) olabilir tabi. Ama dediğim gibi, korku ve çaresizlik duygusunu desteklemek için değil, "olağan" hayatımızdan da zaten fazlasıyla aşina olduğumuz bu duygularla, bu gerçekliklerle yüzleşip gereğini yapabilmek için. Kıyamet süreci dediğimiz şey bu doğrultuda teşvik edici, imkan sağlayıcı etkiler yapacak diye düşünüyor, umuyorum.

gerçek tosun paşa

#4
Bozadi çevirileri büyük bir merakla bekliyor ve takip ediyorum, eline sağlık tekrardan.

Anlatılanlar gerçekten çok rahatsız edici. Beni de fazlasıyla etkiledi kendimi garip hissediyorum. 2-3 gecedir uykumu alamıyorum fazlasıyla huzursuz ve gerginim bir ilgisi olduğunu iddia etmiyorum ama kitabı okudukça bende bu tarz etkiler oluşmaya başladı :)

bozadi

#5
 
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bozadi çevirileri büyük bir merakla bekliyor ve takip ediyorum, eline sağlık tekrardan.

Anlatılanlar gerçekten çok rahatsız edici. Beni de fazlasıyla etkiledi kendimi garip hissediyorum. 2-3 gecedir uykumu alamıyorum fazlasıyla huzursuz ve gerginim bir ilgisi olduğunu iddia etmiyorum ama kitabı okudukça bende bu tarz etkiler oluşmaya başladı :)
Valla GTP, ilgisi vardır sanırım :) Konu öyle bir konu ki... Daha önce belirttiğim gibi, ben de Karla Turner'ın bu ve diğer kitaplarına gözatmaya başladıktan sonra bir tür "gerçeğin kabusuna uyanma" diyebileceğim bir etki yaşadım, birkaç gün psikolojim hiç normal değildi. Ama biraz da alışkanlığım var bu hale.

4KH'nin (eski gnostik metinlerde bahsedilen "Arkonlar"ın) ne ölçüde hayatımızın içinde olduğuyla ve hatta sinsi bir şekilde hayatımızı ne ölçüde kontrol altında tuttuğuyla ciddi bir şekilde yüzleşmeye başlamak oldukça sarsıcı. Kedinin fareyle oynadığı gibi, hatta bundan çok daha berbat şekillerde oynuyorlar bizimle adeta. "Matrix" filminde ciddi bir isabetlilik düzeyinde ifade edilen şey bu sanırım. Neo'nun Matrix gerçekliğine uyanırken yaşadığı şok... Biz bir hayat yaşadığımızı sanıyoruz ama 4KH'nin inanılmaz ölçülerde kontrol altında tuttuğu bir yapay gerçekliğin içindeyiz aslında. Tabi bu negatif kontrol mutlak bir düzeyde değil, öyle olsaydı, yani tam kontrol olsaydı bunları tartışabiliyor olmazdık diye düşünüyorum. Elimizdeki bilgi kaynaklarından şu veya bu derecede yararlanabiliyor olmazdık.

Olay dönüp dolaşıp BH-KH kutbiyet seçimi ve adanışı meselesine geliyor. Biz BH kutbiyetimizi artırmaya devam ettiğimiz sürece, KH varlıklarının bizim üzerimizdeki kontrol ve etkisi de azalıyor olacak.

K'ların dediği gibi, biz pozitif olduğumuzda KH'ler "başka kapıya" gitmek zorunda kalıyor.

Alıntı Yap
S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?

C: Başka yere giderler.

...

C: ... Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4'üncü yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür.


...

S: (L) Diğer bir deyişle, eğer normal insanlar bir araya gelip bu çeşitli patolojik inanç sistemlerini ve dinleri, "senin gerçeğin" "benim gerçeğim" gibi şeyleri aşmazlarsa, gezegenimiz ve türümüz için bir ümit kalmayacak, öyle mi?

C: Evet. Tüm bunlar, dünyayı bir cehenneme çevirip yönetimine geçmek isteyen üst boyutlardan efendilerinin etkisi altındaki patolojik tipler tarafından yaratıldı ve yayıldı. Rüyalarında göremeyecekleri kadar başarılı oldular. İhtiyaç duyulan şey, pek çok insanın yüksek merkezleriyle doğrudan bağlantılar kurmaya başlaması. Bu şimdiye kadar "çalışma" ile yapıldı ama bu süreci hızlandırmak ve ihtiyaç duyulan yardımı sağlamak için başka yöntemler var.





bozadi

#6

Bu arada, "pozitifleşmek" derken, her ne kadar bu konudaki görüşlerimi "Varlık ve olumluluk" başlığı altında ayrıntılı bir şekilde açıklamaya, netleştirmeye devam edecek olsam da, bununla ilgili mevcut algımı ve önerimi burada da kısaca paylaşmak istiyorum.

Hani tasavvufta ve benzer felsefelerde vardır ya, "Allah'tan / Tanrı'dan çıktık, ona döneceğiz, dönüyoruz." En temel hikayemiz, yolculuğumuz, kimliğimiz bu. Varlığın en saf merkezinden türedik, şimdi ona, yani öz benliğimize (var olan herşeyin ve herkesin öz benliğine), saf varlığımıza, mutlak pozitifliğe, mutlak varlığa dönüyoruz. BH-KH, o yoğunluk - bu yoğunluk, o boyut - bu boyut fark etmiyor. Ayrışmış, bireyselleşmiş tüm varlıklar saf merkeze, saf varlığa dönüş yolculuğunda. Tabi KH'ye adanan varlıkların tüm varlıkla birleşmeye doğru gitmek yerine yok olma seçimi de olabiliyor ama, o seçimi yapanları saymazsak, tüm varlıklar aynı yolun yolcusu. Ve elimizdeki kaynaklardan bildiğimiz gibi, yok olmayı seçmeyen KH varlıkları da en geç 6y'de BH'ye geçmek durumunda kalıyor. KH'nin "cürmü" bu: "Ya yok olacaksın, ya BH'ye geçeceksin." Başka seçenek yok. Bizim tüm sorunumuz BH kutbiyetimizi, yani varoluşsal pozitifliğimizi artırmaya adanmıyor olmamız. Hayatımızın odağında bu olmaması. Dünya hayatı aklımızı başımızdan alıyor ve yapmamız gereken en temel şeye, BH'leşmeye, pozitifleşmeye odaklanmakta çok zorlanıyoruz.

Pozitifliğin özümüz olduğunu, varlığın ta kendisi olduğunu ve saf pozitifliğin saf varlık olduğunu, öz varlığımız olduğunu, ona doğru dönüş yolculuğunda olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor. Dünya hayatının zorlukları ve kafa karıştırıcılıkları, hayatımızın en basit ihtiyacı ve aynı zamanda yolculuğumuzun kendisi olan "pozitifleşme"ye adanmayı zorlaştırıyor.

"Pozitifleşme" derken, "dünyevi" bir kavramdan bahsetmiyorum temel olarak. Benim kastettiğim şekliyle pozitifleşme / olumlulaşma, Tanrı'laşmanın, varlık'laşmanın ta kendisidir. Yani varoluştaki (hem bu dünya hem de "öbür" dünya, tüm yoğunluk ve boyut ilüzyonları dahil) en temel yolculuğumuzda "ilerleyiş"tir. Bizim kafamız 3KH dünya hayatı ilüzyonu / filmi içeriğinin sefil ve saptırıcı yönleriyle o kadar aşırı düzeylerde meşgul ki, varoluşsal yolculuğumuzun, kimliğimizin farkındalığını ciddi ölçüde yitiriyoruz. Biz pozitifliği, pozitifleşmeyi, dünya ilüzyonundaki bireysel hayat hikayemizin içeriğindeki senaryolarda çıkarlarımıza hizmet etmesini umduğumuz bir araç olarak görüyoruz: Pozitifliği Tanrı (özümüz, kendimiz) olarak görmüyoruz. Bu dünya, öbür dünya, o veya bu yoğunluk, o veya bu boyut hiç fark etmeksizin en saf merkezine doğru yolculuk etmekte olduğumuz şey (varlık, ben, biz, öz, herkes ve herşey, bir) olarak görmüyoruz. Pozitifleşmesiz bir hayat hastalıktır ve hepimiz bu hastalığın muzdaribiyiz. Pozitiflik varlıktır. Pozitifleşme varlaşmadır, saf varlığa doğru ilerleyiştir. Yolculuğumuz budur, kimliğimiz budur, kabuslardan uyanmak için olması gereken budur.

Şimdi, burada, varlığınızda, gönlünüzde, aklınızda sezebildiğiniz, hissedebildiğiniz, yaşayabildiğiniz, olabildiğiniz bir pozitifliğe bakın (ne kadar küçük olursa olsun). O aslında her zaman 7Y'de ikamet eden saf varlığınızın bir uzantısıdır, ona en yakın, en doğrudan bakan parçanızdır. O sizsiniz. Gerçek pozitiflik, varlıktır. Sürekli aramamız, yönelmemiz, artırmamız, uğruna yaşamamız gereken şey budur. "Başkalarına Hizmetimiz"in önünü açacak, imkanlarını artıracak yegane şey de budur. Buluşabileceğimiz "eş-doğrusallık" budur. Bilinç budur, en temel bilgi budur.

Müsait vaktimde, belirttiğim diğer başlıkta ve alakalı tartışmalarda buna dair daha somut açıklama ve önerilerimi paylaşmaya çalışacağım.

bozadi

#7
Kendi bireysel hayat koşullarımızdaki şiddetli olumsuzluklar "başta olmak üzere", dünyada olan biten bunca olumsuz şey varken "pozitifleşme" kavramı biraz anlamsız ve hatta biraz da imkansız gibi görünebilir. Veya bize öyle görünmesinden rant sağlayan birileri var. K'lar da dünyada olan biten herşeyin ve hatta bizim şahsen kaldıramayacağımız nice negatifliklerin farkındalar. Ama yine de "neşe iyidir" deyip durdular. Doğru perspektiften bakıldığında herşeyin eğlenceli olduğuna değindiler. Dünyada tüm bu olan bitenlerle ilgili olarak, "Arkanıza yaslanın ve gösterinin tadını çıkarın" anlamında birşeyler söylediler. Bu noktada üstadı tekrar alıntılamak istiyorum yeri gelmişken:

<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">
S: Bununla birlikte, dünyanın çektiği muazzam ıstırabın farkında mısınız?

M: Elbette, sizden çok daha fazla farkındayım.

S: Öyleyse ne yapıyorsunuz?

M: Ben ona Tanrı'nın gözünden bakıyorum ve her şeyin yolunda olduğunu görüyorum.

S: Her şeyin yolunda olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz? Savaşlara, sömürülere, vatandaş ile devlet arasındaki zalimce mücadelelere bakın.

M: Bütün bu dertler insanın eseridir ve onlara son vermek de insanın gücü dahilindedir. Tanrı, insanı kendi eylemlerinin sonuçlarıyla yüz yüze getirmek ve dengenin yeniden sağlanmasını talep etmek suretiyle ona yardım eder. Karma, doğruluk için çalışan bir yasadır; o Tanrı'nın şifa verici elidir.

[/quote]


Evet, bu demek değil ki başkalarının acılarına duyarsız olalım, dalga geçelim, yardımcı olmaya çalışmayalım...

Pozitifliğin gerçek manası dünyanın çok ötesinde birşey: Varlığın kendisi o. Biz nasıl fark etmeden sevginin anlamını çok çarpıtıyorsak, pozitifliğin anlamını da çok çarpıtıyoruz, dünyevileştiriyoruz. Bu konuda kendimize, birbirimize yardımcı olup basit hakikati hatırlamamız gerekiyor, kabustan uyanmak için.


bozadi

#8

3KH, 4KH ve bir ölçüde 5KH varlıklarının üzerimizde çevirdiği işlerin dehşetine de kendimizi fazla kaptırmayalım. Biz birlikte uyandıkça, o saçmalıkların içinden de sıyrılıp çıkıyor olacağız. Ama o berbatlıklarla yüzleşirken kaçınılmaz olarak gösterdiğimiz tepki de uyanmamızı hızlandırıcı etkiler yapabilir elbette.

gerçek tosun paşa

#9
Yani geçen gece uyumadan önce inanılmaz bir yapay negatif bilinç girişine zorlandım. Elbette ufoloji ve kertişler konusuna uzun yıllardır aşinayım ben de ekstra bir endişe, korku, panik vs. yaratmıyor ama enteresan şeyler var. İlk defa araba sürerken adeta bir anksiyete krizine girecektim.

Uzun yıllardır analog saat kullanamıyorum. Sadece dijital. Aslında analog saat çok severim fakat benim taktığım saat duruyor. Kaliteli ve dandik 3-4 saat üzerinde deneme yaptım. Mesela yeni tamir ettirdiğim ve pilini değiştirdiğim 2 saat oldu en son. İkisini de 1 günlük kullanımdan sonra bozdum. Farklı ustalara farklı zamanlarda tamir ettiriyorum saatlerde sorun yok diyorlar ama işe yaramıyor :) Çok kurcalamamak istiyorum ama kedi-fareden beter tabirin çok basit şekilde çok doğru bozadi.

Mesela akıllı saat taksam gece nabzımı ölçemediği bir an olabilir mi güzel soru... Kaslar sanırım 6 derece kaçırılma olduğunu söylemişlerdi. Belirli bir türdeki kaçırılmalarda kesinlikle akıllı saatler nabzın atmadığı bir aralık ölçüyorlar.


Bu pozitifleşme konusu kaçırılma olayından daha önemli. Güven duygusuyla doğrudan ilgili. İnsanın iç huzuruna erişmesi güven hissi olmadan imkansız gibi geliyor bana.

bozadi


4. bölümün çevirisini paylaştım.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Yani geçen gece uyumadan önce inanılmaz bir yapay negatif bilinç girişine zorlandım. Elbette ufoloji ve kertişler konusuna uzun yıllardır aşinayım ben de ekstra bir endişe, korku, panik vs. yaratmıyor ama enteresan şeyler var. İlk defa araba sürerken adeta bir anksiyete krizine girecektim.

Uzun yıllardır analog saat kullanamıyorum. Sadece dijital. Aslında analog saat çok severim fakat benim taktığım saat duruyor. Kaliteli ve dandik 3-4 saat üzerinde deneme yaptım. Mesela yeni tamir ettirdiğim ve pilini değiştirdiğim 2 saat oldu en son. İkisini de 1 günlük kullanımdan sonra bozdum. Farklı ustalara farklı zamanlarda tamir ettiriyorum saatlerde sorun yok diyorlar ama işe yaramıyor :) Çok kurcalamamak istiyorum ama kedi-fareden beter tabirin çok basit şekilde çok doğru bozadi.

Mesela akıllı saat taksam gece nabzımı ölçemediği bir an olabilir mi güzel soru... Kaslar sanırım 6 derece kaçırılma olduğunu söylemişlerdi. Belirli bir türdeki kaçırılmalarda kesinlikle akıllı saatler nabzın atmadığı bir aralık ölçüyorlar.


Bu pozitifleşme konusu kaçırılma olayından daha önemli. Güven duygusuyla doğrudan ilgili. İnsanın iç huzuruna erişmesi güven hissi olmadan imkansız gibi geliyor bana.
Yaşadığın sıradışı olumsuzluklar dikkat çekici GTP, paylaştığın için teşekkürler. Ben de daha önce sanırım başka bir başlıkta bahsettiğim gibi, son aylarda sinirlerimi zorlayan, sabrımı sınayan durumlarla normalden daha fazla karşılaştığımı gözlemliyorum. Muhtemelen hem kendi hassasiyet eşiğim düştü / düşürüldü, hem de belki dışsal olarak da bazı koşullara yapılan müdahalelerle şiddetli karamsarlık ve sinir krizleri geçirmem kolaylaştırılmak isteniyor gibi hissediyorum. Zaten çok eğlenceli olmayan hayatımı daha da zorlaştırmak için kesintisiz bir müdahale varmış gibi. Şimdi Karla Turner'ın kitabı bağlamında KH güçlerinin sinsi bir şekilde çevirdiği işleri anlamaya, anlatmaya, tartışmaya çalışırken acaba daha ne müdahalelere maruz kalacağım veya kalacağız diye de düşünüyorum :)

Kullandığın analog saatlerin hepsinin bozulması meselesi de ilginçmiş bu arada. Kaçırılma durumlarını anlamak için nabız ölçen akıllı saat takma fikri de öyle. Şahsen şu anda bunu çok deneme hevesim yok ama bu ve benzer deneyler, yoklamalar yapmaya tamamen ilgisiz de değilim elbette.

Celselerde kaçırılma olaylarının ABD'de daha fazla olduğuna ve bunun da "uzaylılar" ile ABD devleti arasındaki anlaşmadan kaynaklandığına değinilmişti yanlış hatırlamıyorsam veya "ABD devleti buna kanal açtı" gibisinden birşey söylenmişti. Ve Karla Turner'ın da ABD'de yaşadığı düşünülürse, anlattığı olayların başka ülkelere kıyasla ABD'de daha fazla yaşandığı, orası için daha fazla "geçerli" olduğu düşünülebilir ama bu durum dünyanın diğer bölgelerinde kaçırılma olmadığı anlamına gelmiyor tabi ki. ABD'de olduğu kadar yoğun değildir belki ama varlığından şüphe duymuyorum bu olayların. Kendim de defalarca kaçırıldığımdan şüphe etmiyorum, her ne kadar bilinçli olarak farkında olduğum hiçbir kaçırılma anım olmasa da. Kaçırılmaya işaret ediyor olabilecek rüyalar gördüğümü hatırlıyorum geçmişte.

Daha önce başka başlıklarda konusu geçtiği gibi, "felç" olayını, bu olayları yaşarken duyduğum şiddetli korkuyu, avlanmaya çalışılıyormuş hissini defalarca yaşadığımı hatırlıyorum. Bir de, gecenin bir yarısı kendimi yatakta korku içinde bulduğum durumlar da yaşamıştım (felç mevzusu olmadan veya belki o kısmı hatırlamadan). Kötü bir rüyadan yavaşça uyanıyormuş duygusu içinde. Ama bunun sadece bir rüya meselesi olmadığından o kadar eminim ki. Yataktan doğrulup etrafa bakmaya cesaretim yok. Bir şey beni ölesiye korkutmuş ve o şeyin hala etrafımda, yakınlarda bir yerde olduğundan çok korkuyorum ve yatakta mümkün olduğunca hareketsiz duruyorum. Çok yavaşça geçiyor bu etki. Şimdi dönüp düşününce, bu felç edilme ve bir şey tarafından avlanmış veya avlanıyor olmaya dair güçlü korkunun, sadece bir bilinçaltı korkusu / rüyası veya 3. yoğunluğun farklı bir boyutundan parazit bir varlık / cin meselesi olmadığından eminim. 4KH (ve belki bazı durumlarda kısmen 5KH) müdahaleleri söz konusu bu olayların çoğunda bence. Uzaylıların aslında "cin" olduğunu iddia eder bazıları, bana göreyse cin diye tanımlanan varlıkların birçoğu "uzaylı" diye tanımladığımız varlıklar (Griler / Kertişler vs.).

Gece gece bu konulara girmem ne kadar doğru oldu bilmiyorum. Çok korkutucu, travmatik bazı yönleri var bu konuların ama bizler de sıradan insanlar değiliz diye düşünüyorum. Elimizdeki bilgi kaynaklarının da yardımıyla bu meselelerle yüzleşebilir ve korkuların ötesine geçebiliriz diye düşünüyorum. Ra-Kasyopya yoğunluklar kozmolojisini bir harita gibi aklımızda bulundurursak, KH varlıklarının bize göre ne kadar "tanrısal" bir şekilde hayatlarımız üzerinde mutlak veya mutlağa yakın bir kontrolü varmış gibi görünürse görünsün, 5Y'de bir bireysel varlık merkezimiz, 6Y'de bir Yüksek Benliğimiz, ve her zaman 7Y'de olan bir birey-ötesi varlığımız olduğunu , KH varlıklarının yok oluş veya eninde sonunda BH'ye geçiş mecburiyetinde olduğunu hatırlamalıyız. Biz BH'leşme / pozitifleşme konusunda yardımlaşarak ilerledikçe, KH varlıklarının bizim üzerimizdeki etki/kontrol imkanı giderek azalıp sonunda tamamen bitecek.

Tgur

İlginç bunlar Bozadi ,tercümeler harika ,anlaşıldığı kadarı ile hepimiz kaçırılmalara şu veya bu sebeple uğramışız farkındayız veya değiliz,
Karla Turner kitabında K.ların dokunduğu bir çok şeyin başka yüzünü görmekteyiz ,
Neticede emeğine teşekkürler.


gerçek tosun paşa

4. bölümü de okudum teşekkürler bozadi. Çok güzel ilerliyor kitap.

Ben de şahsen doğrudan doğruya bir "kaçırılma" anısına, rüyasına vs. sahip değilim ama muhtemel görüyorum. Bu kaçırılmaların farklı türlerinin de olduğunu bilerek bir çok insan için oldukça olası geliyor.

ABD'de kaçırılma ve temas olaylarının çok daha fazla oluyor olmasını mantıklı buluyorum ama bana kalırsa dünyanın her yerinde mevcuttur. Kas.ların gece araba sürerken filan dikkatli olmalarını söyledikleri yerler vardı. Sanırım büyük şehir hayatı vs. işlerini biraz zorlaştırıyor olsa bile kafalarına koydularsa engel değil.

Çok farklı varlıkların olduğu kesin ama ben de cin kavramının ayrı bir kavim, ırktan ziyade gözle görülmeyen varlıklar olarak kullanımını daha doğru buluyorum.

Farklı boyutlardan varlıkların teması da olası ufo konusuyla karıştırılabilir belki ama bu farklı boyuttan varlıkların da masum olarak ele alınmaması gerektiğini doğruluyor. Anladığım kadarıyla bir çok farklı varlık enerji hırsızı olarak zaten legal olmayan işlere soyunabiliyor.

Mesela çevirindeki bu oğullarının arkadaşının odasında takılan kadın hiç tekin bir tipe benzemediği gibi son derece yanıltıcı bilgilerle acaba kertişlerle birlikte mi çalışıyor yoksa o da kendi ekmediğinde farklı bir KH varlık mı merak ediyorum :)



bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

 Mesela çevirindeki bu oğullarının arkadaşının odasında takılan kadın hiç tekin bir tipe benzemediği gibi son derece yanıltıcı bilgilerle acaba kertişlerle birlikte mi çalışıyor yoksa o da kendi ekmediğinde farklı bir KH varlık mı merak ediyorum :)
Evet, o kadın her ne kadar James'e "Grilere falan dikkat et, niyetleri iyi değil" gibi laflar etse de ve James'le yatağa uzanıp onu sakinleştirmeye çalışsa da, 4KH ekibinin bir mensubu olduğu çok açık gibi görünüyor bana ama insanlarla böyle şahsi muhabbetlere girebileceklerini hiç düşünmemiştim doğrusu. Yani üç beş saniyeliğine veya dakikalığına anlarım da, dünya ortamında saatlerce fiziksel bir şekilde yanyana takılıp sohbet etme kısmı bana tuhaf göründü. Bilmediğim çok şey var tabi. Kitabın İngilizcesini (sanırım bazı kısımlarını atlaya atlaya) okuyuşumdan hiçbir şey kalmamış aklımda, bu kadının nihayetiyle ilgili. Çeviri sürecinde netleşir umarım :=)


bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur


İlginç bunlar Bozadi ,tercümeler harika ,anlaşıldığı kadarı ile hepimiz kaçırılmalara şu veya bu sebeple uğramışız farkındayız veya değiliz,
Karla Turner kitabında K.ların dokunduğu bir çok şeyin başka yüzünü görmekteyiz ,
Neticede emeğine teşekkürler.
Ben teşekkür ederim Tgur, beğenmene sevindim.