DETERMİNİZM, ÇIK ARADAN

Başlatan Tgur, 22 Kasım 2009, 12:35:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

"Hatırlayın, bilinç her şeydedir ve hiçbir zaman icat edilmemiş, sadece olmuştur. Bilinç bilmektir ve bilişiniz sizin İlk Yaratıcıya en yakın yerinizdir. Bildiğinize güvenirseniz içinizdeki Tanrıyı harekete geçirirsiniz."[/font=Comic Sans MS]

Pleiades Öğretileri 1

Sevgili Tiversonus paylaşmak istedi ben takıldım,
Zira hiç kabul edemediğim baştan herşey belliydi,siz olanı oynuyorsunuz kavramı, enerjimi herzaman tüketir olmuştur ,

Anlatılana lineer bir anlayışla,yani zaman ve mesafe olgularını her şey sanan bir bakışla bakarsanız Descartes ten beri gelen bu felsefenin esiri olup ,hırkasının koluyla burnunu bile temizleyemeyen miskinlerden olursunuz ,öyle ya burun nasılsa akacak durdursam neye yarar..

Konuya başka bir gözle bakarsanız ,herşeyin anda olduğu gerçeği ile,olmuş olma hadisesinin bir çaba gerektirdiğini anlarsınız,

Çaba ,zaman illüzyonunun uygulanmasını gerektiren bir figürdür ,yani mücadele, zamanla beraber yapılan bir hadisedir.

Bu kavramdan zamanı kaldırırsanız ,olmuş diye bahsettiğimiz ,zaman kavramı olmadığından mişli geçmiş halinden anda olana , kısaca sadece "olan" durumuna  gelir.Ve siz bu olana gözlerinizi çevirdiğinizde, yani ilgi gösterdiğinizde, farkeden olursunuz.

O halde bu indirgenmeler ve tekrar yükselebilme çabaları ,dualite ve.ilh..neden konuldu ,hani evvelce de sormuştum "niçin bunlar niçin" sorularına ne cevap vereceğiz,

Basit,

O, kendini aynada görmek istedi..

Sonra ne olacak (yine lineer bir soru),

Bilmem ,onu ancak aynaya bakabilir duruma gelebilirsek anlayacağız..




Tiversonus

#1
Günaydın sevgili Tgur ve tüm arkadaşlara da Selamlar...

Bir şey bilmenin verdiği bir motivasyon ile değil ancak, benzer frekanslarda buluşmuş olmanın ve ben'den "biz" ve "Bir" olma yolculuğunun yolcuları olarak (ne kadar farklı sapmaları bünyemizde barındırıyor olsak bile bu böyle), bir sohbet havası ve belki an'daki bir Sevgi'yi aramak çabası olsun diye yazmak istedim.

Doğrusal bakıştan kurtulma çabalarımız zaten devam ettiğine göre, bu hala çok etkili bir şekilde varlığımıza yapışmış ssnıyorum. Bir kaç bakış açısını birlikte zihnimizde tutmaya başlamak (işte zihni dışarı atmamış oluyoruz) yeni bir bakışı yakalamamıza neden(deterministik kokusu var ama) olabilir mi?

Bütün varoluş, bir zihinsel hayal ise ve hologafik olarak yaşadığımız boyut ile bizimle(zihnimiz ve duyu organlarımız v.b) bağlı ise. Burada hayalin geniş "pasif olasılıklarının" hesabı nedir diye sorabiliriz, sanırım.

Ama herşeyden önemlisi, "biyogenetik bir tasarım" olan fizikselliğimiz ile aslında bizler "NE yiz?" sorusu bir çok kapıyı açacaktır diye düşünüyorum.

Kaç gerçeğin içerisinde bulunuyoruz? Evrimleşme içerisinde neye doğru evrimleşiyoruz? Taşıdığımız bilinç sapması nedeni ile Bir'e yolculuğumuz da bu bilinç sarmalı tırmanışımız da epeyce yol katetmedik mi?

Ve umarım bu alıntıyı henüz gece tekrardan okuduğumu bir "eşzamanlılık" olarak görürsünüz, bir bakış açısı önerisi olarak da paylaştığımı:



"Bütün bunların hissedilmesi gerek. Bırakın beyin hücreleriniz, akılcı, bilinçli zihniniz şeyleri dakik bir şekilde tanımlamak istemeksizin varlığın kapısını tıklatsın. Bu deneyim içinizde bir duygunun büyümesini içerir. Sonra günün birinde, bir anda, bir öğleden sonra, içinizi kaplayan bir bilme duygusuyla, binlerce sayfalık bir kompozisyon beş saniyelik tanrısal bir vecd halinde canlanıverir."

Pleiades Öğretileri 1

Tiversonus

#2
Ve bence "Çık dışarı" yerine bir kavrama "GİR İÇERİ" demek, bunu söyleyebilmek, aslımıza doğru bir yol katetmemize neden olmaz mı? Yani, belki bazı şeyler boşluk kabul etmiyordur diye (tam bilmiyorum ama sezgisel yazıyorum) aklıma bir an geldi. Bunu okuyabilen herkese soruyorum!

Ve sevgili "Sonsuz ve Tek Yaratan'a Bağlı ve Bir'in Yasasi'nin Mütevazi Elçisi" olan Ra Toplumsal Belleğinin söylediği, Bir'in Yasası'na tekamül alıştırmasındaki "yalın/sade" öneri, gerçekten çok fazla bilgi taşıyor olabilir mi? Bu öneriyi yeterince dikkate ya da kaale aldık mı? Yani bu öneriyi, sadece öneri ve tavsiye edebilen "nazik" bir Biliç topluluğundan almış olmamız bile, yeterince dikkatli ve önemseyen varlıklar olma durumundan uzak olduğumuzu gösterir diye yakın çevremden gözlemliyorum. Bu hepimizi ilgilendiren, bireysellikten uzak bir insanlık sorunumuz sanırım.

Ve tek bir kavramın, tek bir kavramın gücü müthiş olabilir mi? Yani yazıyor olmaktan neden sıkıntı duyuyorum bunu da anlmış değilim ama yine de paylaşmak onur/görev dir diye kendi adıma düşünüyorum.

Sevgiler...

Tgur

#3
Sevgili kardeşim,
Çıkmak veya girmek kutbiyetin bir unsuru değil mi,bakmayın başlık olarak koymama ,ben de irticali
yazıyorum, maksat, kavramaların neden icat edilmiş gibi olduklarını tahlil değil ,o zaten olmuş olan bilincin değişik frekans bantlarından görünüşünü ,idrak özelliklerini irdelemek.
Benim derdim ,farkına varabildiklerimi izah edebilmek ,belki birçok kişi bu idraklere çok evvelden varmış ,şu yazılanlara kıs kıs gülüyordur..

Benden de sevgi..

Tiversonus

#4
Sevgili Tgur abimiz, vallahi kıs-kıs gülen var mı bilmiyorum ve zannetmiyorum ; ama "kıs-kıs seven" vardır herhalde, vardır vardır:)) Yani eğer bu çözümü yakalamış birisi var ise zaten başka türlü bir davranışa girmesi beklenemez, yani sevmekten başka yok eğer başka türlü bir yargılamaya gidiyor ise de çözümlememiştir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak seviliyor olma ihtimaliniz bana göre fazla olan bir matematiksel olasılık.

Ve lütfen bakmayin siz benim densiz yazdığıma, yani hala ne zaman konuşulacağının ve ne zaman susulacağının dengesini dahi kurabilmiş birisi değilim açıkçası ve sabırsızlık sapmam ve ünlü tutku sapmam olduğunu söyleyenler de var...Yani hepimiz bir şekilde zor bir fiziksellik deneyi içerisindeyiz.

Tgur

#5
Sevgili kardeşim.
Lütfen kendinizi olumsuz urubalara sokmayınız ,Bozadi kardeşim de bir ara giymek istedi birşeyler yazıp olayı uzatmak istemedim ,zira olumsuz enerjinin ortadan süpürülmeden yani dengelenmeden üzerinde durmak ve oyalanmak bence hatadır ,şu anda bile yazınızı ancak okuduğum için aynı hatayı işliyorum.

Hepiniz değerlisiniz ve insanlığın ihtiyacı olan o bahsi çok geçen yükseliş enerjisi tutucusu dağıtıcısınız ve çok önemli bu görevi bu yoğunluğun kırık enerjisi bahasına yapmaktasınız ,ve zikzak lar hakkındaki evvel yazdığımı hatırlayınız (diğer sitede dörtlükler),
Sizi hiç birşey yıldıramaz eğer beyin sceener inizi çok süratli çalıştırırsanız ,bol bilginiz var çünkü..
Sevgiler..