"Bir" Hissedebilmek ve "Bir" Üzerinden Eleştirmek

Başlatan Tiversonus, 07 Mart 2010, 13:40:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Spiritüel camiada, çok rastladım; "sen yanlış düşünüyorsun ve aslında hepsi Bir" ya da "Başkalarına Hizmet kavramı ile ayırımcılık yapıyorsun, aslında bunu düşünmemelisin, çünkü herşey Bir!!!"  v.b...

Nedir bu "Bir'in Yasası" ?... Nasıl Bir'in yasası uygulanır?... Hangi temel özellik olmalı ki; herşey ile "Bir hissedebilelim?"... Özgür İradelere Saygı'nın bu yasa içindeki yeri nedir?... Farklı olanları "kabul" edebilmek ancak aynı zamanda farklı olanları ya da düşünenleri "eleştirmek", yargılamak nasıl bir paradoksu işaret eder? "Bunu yapmamalısın" nın yeri nedir Bir'in Yasası'nda...

Uyarı, tavsiye ve çekincelerimiz'in Bir'in Yasası ile "ince olan çizgisi" ya da sınırı nedir?


Başkaları İle Bir Hissedebilmek demek; ruhsal bir titreşim olarak Kendine Hizmet ya da Başkalarına Hizmet olarak varolmayı "olamaz" saymak mıdır?

BH(Başkalarına Hizmet) ve KH(Kendine Hizmet) dışında önerilecek bir hareket tarzlarımız var mı? Bu ikisinin dışında üçüncü bir hareket tarzı önerebilir misin?


Hayatın içinde olmak, hayattan olmak ve hayattan tüketmek kavramları ile "Bir" ilişkisi nedir? Hayatta Denge nedir? Denge satatik/durgun/hareketsiz bir kavram mıdır ya da denge dinamik/hareketli bir kavram mıdır? Hareketsiz/durgun/satatik olamayacağımıza göre; hangi aksiyon/hareket tarzlarımız olabilir, hayat ile etkileşimimiz açısından ya da BH veya KH kavramları açısından?


Kısaca "Bir" nedir veya ne değildir? Özellikleri nelerdir?

"Başkalarına Hizmet ve Kendine Hizmet" kavramlarını ortaya koyan Ra Bilgileri, Kasyopya Celseleri ve bir parça da Pleiades Öğretileri ile düşünceleriniz ve burada ortaya konan bu kavramlara karşı alternatif görüşlerimiz nelerdir? Eleştirilerimiz nelerdir? Bu kaynaklara alternatif olarak -kendi düşüncelerimizde- olabilir neler önerebilir siniz?

Madem ki bir forum ortamımız var, özgür iradeler saygı temelinde, kişiselliştirmeden, Ruh'un özgür seçimlerine karışmadan ancak bir fikir olarak taşıdığımız "Bir anlayışını" "masaya" yatıralım mı? Bunu forumun temel kuralları çerçevesinde "ben özgürce böyle düşünüyorum ve diğer düşüncelere saygılıyım" diye yapabilir miyiz?

Bu konuda "fikri olan" üyelerimizi, dayanakları ile özgür iradelere saygı temelinde düşüncelerini açıkça paylaşmaya davet ediyorum, öneriyorum, tavsiye ediyorum!

Tgur

#1
Sevgili kardeşim,
Sanırım bu sorunuza cevap olarak kısaca şu örneği verebilirim,
 
"S: (L) Tamam. Yani bu bir karışım. Bunun şeyle ilgisi var mı... Sizin durumunuzda başkalarına hizmet, kendine hizmet edenlere hizmeti de kapsıyor, doğru mu?
C: Evet; biz size hizmet ediyoruz; Kertenkeleler ise sizin ırkınızı kendine hizmete programladı.
S: (L) Anlayamadığım birkaç husus var. Ben hala bir ölçüde kendine hizmet eden bir varlığım, doğru mu?
C: Ama yavaşça başkalarına hizmete doğru ilerliyorsun. Ama bütün insanlar değil.
S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) 'Hayır' kısmı nedir?
C: Eğer titreşim frekansları düzensizse bağlantı kurmuyoruz."

Burada önemli kısım "evet" cevabıdır,
Evet diyebilen bu bilinç Bir'i sergilemeye çalışıyordur.

Sevgiler..

Tiversonus

#2
Herkese Selamlar,

Dünya işleri ile meşguliyet sebebim ile özür dilerim henüz olmasa da kısa bir süre önce yazınızı görebildim, ve yemek masasında bunu yemek yerken düşündüm ve paylaşmak istedim.

Sevgili Tgur, elbette bireysel bilinç birimleri olarak farklı düşünebiliriz, bunda sakınca yok, hatta yaşamın dinamikleri açısından da gerekli olan şeyler farklı düşünebilmek diye düşünürüm. Farklı düşünmekte sorun yok, muhabbet ve saygımızı Yaratan'dan ötürü taşıdığımız sürece. Öncelikle bunu herkesin bilmesini isterim, sırf kişisel tartışma gözükmesinde, herkes kendini sorgulamasını öneriyorum, ayrıca sevgili Tgur'un fikir belirtmesini takdir ediyorum. Farklı fikirde olmam bu başka bir şey, burası forum ve bu normal, özgür irade var ise zaten farklı düşünce de olmalı. Genel olarak bu noktaları belirttikten sonra neden biraz farklı düşündüğümü paylaşmak isterim, saygı temelinde:

Bireysel Bilinç birimleri olarak 3. Yoğunluk (yoğunluk Bir'e yakınlık bakımından bir bilinç durumudur, boyut ise farklı bir şeydir) deneyimindeyiz. Uzatmadan buradan diğer üst Yoğunluk Başkalarına Hizmet varlıklarının durumunu (anladığım kadarı ile) açıklamaya çalışacağım:

Her bir bilinç öz mü öz Yaratan'ın ta kendisidir ya da Yaratan olarak algılanır. Bu her bir bilinç birimi için böyle, farklılıklar sadece bilinçlerin seviyelerinde olan bir ilüzyondur. Şimdi bunu ben çevremde söylediğim aile bireylerimden tepki olarak bir karşılık aldım, hepsinden değil. Demek ki, kendi bilincinde kendinin Yaratan olduğunun farkında olmayan ya da her bir varlığın Yaratan olduğunu düşünmeyen bireysel bilinç birimleri var. Şimdi ne olacak?

Basit bir uç örnek olsun; diyelim ki Hitler, bir "elit" temelinde diğer bilinç birimlerini kendinden daha aşağı görüyor ve yine uç örnek olsun silah yapımı için "bilgi istemek amaçlı" Başkalarına Hizmet varlıkları ile temasa geçmek istiyor ve geçiyor. Şimdi ne olacak?

Tamam Hitler, bir elit ya da seçkinler dışında, diğer bilinçleri "tepelenecek, yok edilecek aşağılıklar" olarak görüyor.

Diğer yandan Başkalarına Hizmet varlıkları (melekler 4.,5. ve 6. Yoğunluk), Tüm Yaratılışa çok daha geniş ve Bilgi dolu bir kavrayışla bakabiliyorlar. Şimdi BH varlıkları "Bir'in Yasası" nı bir varlık için uygularken, diğer (aşağılık ve yok edilmesi gerekli görülenler ya da köle olarak görülenler) Yaratan'lar için de uygulamak isteyeceklerdir.



S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) 'Hayır' kısmı nedir?
C: Eğer titreşim frekansları düzensizse bağlantı kurmuyoruz.



Yaratan'ın bir veçhesi olan Hitler "bilgi" istiyor ve diğer Yaratan veçhelerine kullanmak için ve Hitler sadece bir elitin dışındakileri köleleştirmek istiyor, "bilgi" verilir se bir çok Yaratan veçhesinin Özgür İradeleri ihlal edilecek, Hitler ve "eliti" hariç...

Çok marjinal bir örnek olduğu için özür dilerim ancak, olayın nasıl işlediğini anlamak için gerekliydi.


Sevgili Laura Knight Jadczyk, sorusunda bir vurgu yapıyor; "başkalarına hizmet yönelimi" , bundan dolayı diyor, bence burası önemli. Ve aslında benim için çok daha önemli olan şey aslında başka bir şey oldu, bu celsede. O da şu: "Eğer titreşim frekansları düzensizse" ise; "HAYIR" !!!

Neden "Hayır"? Bence önemli bir Özgür İrade Uygulaması var burada.

"Düzensizlik" durumu burada "kilit" önemde. Anladığım kadarı ile varlık, önce Başkalarına Hizmet Yönelimi içinde olacak ve sonra da "kararsız" olmayacak. Bence burada çok güzel bir özgür irade uygulaması sözkonusu. Buna benzer Dünya içinde bir çok uygulamaları sosyal hayatta örneklerini bulabiliriz.

Cevabın "Evet" kısmı için zaten aynı fikirdeyim fazladan bazen "Hayır" da "hayır vardır" diye düşünüyorum.

Genel olarak şunları da ilave etmek isterim: Evrenimiz "dualite" evreni ve nasıl oluyor da dualite içinde "Bir hissedebilmek" ya da "Bir'in Yasası" var olabilir?

Ra Bilgilerinde sevgili RA Toplumsalı bir cümle söylerler: "idraki zor olan bir yasadır" derler...Burada bir düşünelim??? Neden "idraki zor?"...Herşey aynı ama bunu idarak etmek neden zor?...

Spiritüel camiada bir çok "Bir" terimi bu sebeple çıkıyor diye düşünüyorum. Ra Bilgilerini kavramak zordur, ama kavradığım kadarını -ki kişisel anlayışım da budur, ama yine de kişiseldir- anlatmak isterim:

Varolan tüm bilinç birimleri Yaratan'ın ta kendisidir. Bireysel bilinç birimleri olarak ta "kutupluluk" içerisinde yani Kendine Hizmet ya da Başkalarına Hizmet olunsa da durum değişmez. Hem kutupluluk var "ve" hem de her parça Yaratan.

İşte "Bir'in Yasası" tüm bilinç birimlerinin kendi ilüzyonik yanılsamalarına en saygılı olan tek yasadır. Kendini tüm varlık ya da diğer bilinçler ile Bir görmeyen, köleleştirme, işgal ve fetih içerisinde olan Kendine Hizmet Elit düşüncesi sizce "Bir'in Yasası" nı kabul ediyorlar mıdır? Köleleştirdiği bilinç birimine hangi "gözle" bakıyordur? Ama işte bu onların bir özgür seçimi, kendini ayrı görmesi, üstün görmesi.

Bir'in Yasası'na göre her bilinç birimi Yaratandır; Everenimiz dualite olduğundan; zıtların mücedelesi vardır ve zıtların birliği de aynı an'da vardır. Zıtların mücadelesi, Kendine Hizmet ile Başkalarına Hizmet mücadelesidir. Zıtların birliği ise; biri olmadan diğeri olamaz ilkesidir. İşte "idraki zor" olan durum budur.

Ve "denge" konusu, ya da dengeleyiciler konusu. Evet sistem Ruh'un öğrenmesi için devamlı dengesi kurulacak şekilde konseyler ya da varlık grupları tarafından, özgür iradelere saygı temelinde dengesini bulur. Belki başka bir ifade ile, sistemin kendisi özgür seçimlere saygı temelinde, seçimlerin kendisine "ayna" tutulması prensibiyle dengelenir.

Dualite Evreninde, "zıtların mücadelesi" ile Bir'liğe ulaşmak, bir başka bakış açısı ile "zıtların Bir'liği" ki diğeri olmadan diğeri varolamaz- dışında Bir'liğe ulaşabilecek bir yol yok diye düşünüyorum. Basit bir örnek ile; "Gezegenin ve Tüm Yaşamın En Yüksek Hayrı" ile "Kişisel ya da elitsel, grupsal çıkarlara" uygun yaratımlar arasında ya da dışında, nasıl Bir'liğe doğru -ki daha önce de bir üst bilinç yoğunluğuna Yükseliş- yapılabilinir? Bu olamaz diye düşünüyorum. Bu iki hareket tarzı dışında "hareket tarzı" dualite/kutupluluk Evreninde mümkün görmüyorum.

"Tüm Yaşam Formlarının Hayrı" 'na Yaratımlar ile "Kişisel, Grupsal ya da Elitsel" Çıkarlara Uygun Yaratımlar arasında olan bir Evren'de; "Başkalarına Hizmet olarak gruplaşmak yanlıştır" savı hangi kesimin çıkarlarına hizmet eder, diye de dikkatle üzerinde düşünülmelidir diye öneriyorum. Unutmamak gerekir ki, Başkalarına Hizmet, ancak kendine hizmete de hizmet ederek, bunu yaparak, Tüm Yaşam Formalarını kapsayan bir yaratıma ulaşabilir. Elbette burada en temel şey, varlığın özgür irade seçimlerine saygılı olmaktır.

Basit bir şekilde tüm kavramların dışında, Evren^deki Güneşler ve Karadeliklere baktığımızda hepsinin bir amaca yönelik hizmette olduğunu görürüz. Birini seçmek yanlış değil ancak olduğu gibi görmek ve anlayarak seçebilmek için özgür irade dengelenmesi açısından düşüncelerimi paylaşmak istedim. Burada yanlış ya da doğru yerine, nerede durmak istiyoruz -yer önemli değil- bu önemlidir. Herşey zamanı geldiğinde Bir yerde duracaktır zaten. Tüm sapmalar giderilecek ve 7. bilinç yoğunuğunda Herşey Bir olacaktır. Veya bilinç birimlerinde bu olacaktır, burada olduğumuza göre hala değiliz demektir, bunda yanlış yok, herşey Ruh'un öğrenebilmesi için var diye düşünüyorum.

Herkesin Özgür İrdelerine Saygıya bağlı kalmaya gayret ederek; fikirlerimi, Ra Bilgileri, Kasyopya celseleri sentezlerim ve Pleiades Öğretileri temelinde ya da ilhamında paylaşmaya çalıştım.

Selamlar, Sevgiler...

Tiversonus

#3
Herkese Selamlar,

Dünya işleri ile meşguliyet sebebim ile özür dilerim henüz olmasa da kısa bir süre önce yazınızı görebildim, ve yemek masasında bunu yemek yerken düşündüm ve paylaşmak istedim.

Sevgili Tgur, elbette bireysel bilinç birimleri olarak farklı düşünebiliriz, bunda sakınca yok, hatta yaşamın dinamikleri açısından da gerekli olan şeyler farklı düşünebilmek diye düşünürüm. Farklı düşünmekte sorun yok, muhabbet ve saygımızı Yaratan'dan ötürü taşıdığımız sürece. Öncelikle bunu herkesin bilmesini isterim, sırf kişisel tartışma gözükmesinde, herkes kendini sorgulamasını öneriyorum, ayrıca sevgili Tgur'un fikir belirtmesini takdir ediyorum. Farklı fikirde olmam bu başka bir şey, burası forum ve bu normal, özgür irade var ise zaten farklı düşünce de olmalı. Genel olarak bu noktaları belirttikten sonra neden biraz farklı düşündüğümü paylaşmak isterim, saygı temelinde:

Bireysel Bilinç birimleri olarak 3. Yoğunluk (yoğunluk Bir'e yakınlık bakımından bir bilinç durumudur, boyut ise farklı bir şeydir) deneyimindeyiz. Uzatmadan buradan diğer üst Yoğunluk Başkalarına Hizmet varlıklarının durumunu (anladığım kadarı ile) açıklamaya çalışacağım:

Her bir bilinç öz mü öz Yaratan'ın ta kendisidir ya da Yaratan olarak algılanır. Bu her bir bilinç birimi için böyle, farklılıklar sadece bilinçlerin seviyelerinde olan bir ilüzyondur. Şimdi bunu ben çevremde söylediğim aile bireylerimden tepki olarak bir karşılık aldım, hepsinden değil. Demek ki, kendi bilincinde kendinin Yaratan olduğunun farkında olmayan ya da her bir varlığın Yaratan olduğunu düşünmeyen bireysel bilinç birimleri var. Şimdi ne olacak?

Basit bir uç örnek olsun; diyelim ki Hitler, bir "elit" temelinde diğer bilinç birimlerini kendinden daha aşağı görüyor ve yine uç örnek olsun silah yapımı için "bilgi istemek amaçlı" Başkalarına Hizmet varlıkları ile temasa geçmek istiyor ve geçiyor. Şimdi ne olacak?

Tamam Hitler, bir elit ya da seçkinler dışında, diğer bilinçleri "tepelenecek, yok edilecek aşağılıklar" olarak görüyor.

Diğer yandan Başkalarına Hizmet varlıkları (melekler 4.,5. ve 6. Yoğunluk), Tüm Yaratılışa çok daha geniş ve Bilgi dolu bir kavrayışla bakabiliyorlar. Şimdi BH varlıkları "Bir'in Yasası" nı bir varlık için uygularken, diğer (aşağılık ve yok edilmesi gerekli görülenler ya da köle olarak görülenler) Yaratan'lar için de uygulamak isteyeceklerdir.



S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) 'Hayır' kısmı nedir?
C: Eğer titreşim frekansları düzensizse bağlantı kurmuyoruz.



Yaratan'ın bir veçhesi olan Hitler "bilgi" istiyor ve diğer Yaratan veçhelerine kullanmak için ve Hitler sadece bir elitin dışındakileri köleleştirmek istiyor, "bilgi" verilir se bir çok Yaratan veçhesinin Özgür İradeleri ihlal edilecek, Hitler ve "eliti" hariç...

Çok marjinal bir örnek olduğu için özür dilerim ancak, olayın nasıl işlediğini anlamak için gerekliydi.


Sevgili Laura Knight Jadczyk, sorusunda bir vurgu yapıyor; "başkalarına hizmet yönelimi" , bundan dolayı diyor, bence burası önemli. Ve aslında benim için çok daha önemli olan şey aslında başka bir şey oldu, bu celsede. O da şu: "Eğer titreşim frekansları düzensizse" ise; "HAYIR" !!!

Neden "Hayır"? Bence önemli bir Özgür İrade Uygulaması var burada.

"Düzensizlik" durumu burada "kilit" önemde. Anladığım kadarı ile varlık, önce Başkalarına Hizmet Yönelimi içinde olacak ve sonra da "kararsız" olmayacak. Bence burada çok güzel bir özgür irade uygulaması sözkonusu. Buna benzer Dünya içinde bir çok uygulamaları sosyal hayatta örneklerini bulabiliriz.

Cevabın "Evet" kısmı için zaten aynı fikirdeyim fazladan bazen "Hayır" da "hayır vardır" diye düşünüyorum.

Genel olarak şunları da ilave etmek isterim: Evrenimiz "dualite" evreni ve nasıl oluyor da dualite içinde "Bir hissedebilmek" ya da "Bir'in Yasası" var olabilir?

Ra Bilgilerinde sevgili RA Toplumsalı bir cümle söylerler: "idraki zor olan bir yasadır" derler...Burada bir düşünelim??? Neden "idraki zor?"...Herşey aynı ama bunu idarak etmek neden zor?...

Spiritüel camiada bir çok "Bir" terimi bu sebeple çıkıyor diye düşünüyorum. Ra Bilgilerini kavramak zordur, ama kavradığım kadarını -ki kişisel anlayışım da budur, ama yine de kişiseldir- anlatmak isterim:

Varolan tüm bilinç birimleri Yaratan'ın ta kendisidir. Bireysel bilinç birimleri olarak ta "kutupluluk" içerisinde yani Kendine Hizmet ya da Başkalarına Hizmet olunsa da durum değişmez. Hem kutupluluk var "ve" hem de her parça Yaratan.

İşte "Bir'in Yasası" tüm bilinç birimlerinin kendi ilüzyonik yanılsamalarına en saygılı olan tek yasadır. Kendini tüm varlık ya da diğer bilinçler ile Bir görmeyen, köleleştirme, işgal ve fetih içerisinde olan Kendine Hizmet Elit düşüncesi sizce "Bir'in Yasası" nı kabul ediyorlar mıdır? Köleleştirdiği bilinç birimine hangi "gözle" bakıyordur? Ama işte bu onların bir özgür seçimi, kendini ayrı görmesi, üstün görmesi.

Bir'in Yasası'na göre her bilinç birimi Yaratandır; Everenimiz dualite olduğundan; zıtların mücedelesi vardır ve zıtların birliği de aynı an'da vardır. Zıtların mücadelesi, Kendine Hizmet ile Başkalarına Hizmet mücadelesidir. Zıtların birliği ise; biri olmadan diğeri olamaz ilkesidir. İşte "idraki zor" olan durum budur.

Ve "denge" konusu, ya da dengeleyiciler konusu. Evet sistem Ruh'un öğrenmesi için devamlı dengesi kurulacak şekilde konseyler ya da varlık grupları tarafından, özgür iradelere saygı temelinde dengesini bulur. Belki başka bir ifade ile, sistemin kendisi özgür seçimlere saygı temelinde, seçimlerin kendisine "ayna" tutulması prensibiyle dengelenir.

Dualite Evreninde, "zıtların mücadelesi" ile Bir'liğe ulaşmak, bir başka bakış açısı ile "zıtların Bir'liği" ki diğeri olmadan diğeri varolamaz- dışında Bir'liğe ulaşabilecek bir yol yok diye düşünüyorum. Basit bir örnek ile; "Gezegenin ve Tüm Yaşamın En Yüksek Hayrı" ile "Kişisel ya da elitsel, grupsal çıkarlara" uygun yaratımlar arasında ya da dışında, nasıl Bir'liğe doğru -ki daha önce de bir üst bilinç yoğunluğuna Yükseliş- yapılabilinir? Bu olamaz diye düşünüyorum. Bu iki hareket tarzı dışında "hareket tarzı" dualite/kutupluluk Evreninde mümkün görmüyorum.

"Tüm Yaşam Formlarının Hayrı" 'na Yaratımlar ile "Kişisel, Grupsal ya da Elitsel" Çıkarlara Uygun Yaratımlar arasında olan bir Evren'de; "Başkalarına Hizmet olarak gruplaşmak yanlıştır" savı hangi kesimin çıkarlarına hizmet eder, diye de dikkatle üzerinde düşünülmelidir diye öneriyorum. Unutmamak gerekir ki, Başkalarına Hizmet, ancak kendine hizmete de hizmet ederek, bunu yaparak, Tüm Yaşam Formalarını kapsayan bir yaratıma ulaşabilir. Elbette burada en temel şey, varlığın özgür irade seçimlerine saygılı olmaktır.

Basit bir şekilde tüm kavramların dışında, Evren^deki Güneşler ve Karadeliklere baktığımızda hepsinin bir amaca yönelik hizmette olduğunu görürüz. Birini seçmek yanlış değil ancak olduğu gibi görmek ve anlayarak seçebilmek için özgür irade dengelenmesi açısından düşüncelerimi paylaşmak istedim. Burada yanlış ya da doğru yerine, nerede durmak istiyoruz -yer önemli değil- bu önemlidir. Herşey zamanı geldiğinde Bir yerde duracaktır zaten. Tüm sapmalar giderilecek ve 7. bilinç yoğunuğunda Herşey Bir olacaktır. Veya bilinç birimlerinde bu olacaktır, burada olduğumuza göre hala değiliz demektir, bunda yanlış yok, herşey Ruh'un öğrenebilmesi için var diye düşünüyorum.

Herkesin Özgür İrdelerine Saygıya bağlı kalmaya gayret ederek; fikirlerimi, Ra Bilgileri, Kasyopya celseleri sentezlerim ve Pleiades Öğretileri temelinde ya da ilhamında paylaşmaya çalıştım.

Selamlar, Sevgiler...

Tiversonus

#4
Pozitif eğilimli Konfederasyon üyeleri ile işgalci, fetihci Orion Kendine Hizmetler arasında bir "savaş" olduğu açıkça gözükebiliyor. Zorlayıcı bir yorum ile; "savaş"ın yapısı ve içeriği bildiğimiz türden savaşlara benzemiyor da olabilir. Bu tartışılabilinir. Ama görüleceği gibi her üç kaynak ta "savaş" kelimesini kullanıyorlar...En iyi ifade ile "Mücadele" olduğundan bahsedebiliriz.

Burada hem Ra Bilgileri hem Kasyopya Celseleri ve hem de Pleiades Öğretileri kaynaklarının tüm genel aktardıklarının birlikte görülmesi gerekiyor. Kısaca [ "Bir'in Yasası" na bağlı güçler yani Işık savaşır ] demek hiç te yanlış olmayacaktır. Bir'in Yasası işte bu yüzden idraki kolay olmayan bir yasadır.

Okuyucuların bu üç kaynağı tarayarak, "Bir'e Bağlı Olmak" arasındaki keşfi kendilerinin yapmasını daha doğru buluyorum, öneriyorum...Kısaca "Zıtlar'ın Mücadelesi" vardır ve "Bir'liği de"!!!