avatar_Qui-gon jinn

Spiritüel bir forumda siyasi gündemin tartışılması gerekliliği üzerine

Başlatan Qui-gon jinn, 27 Haziran 2025, 01:27:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: benguonat - 26 Haziran 2025, 15:03:13 Başlıkta yazılanları takip ediyorum ama bu konulardan anlamadığımı söyleyebilirim.

Boşver bacım ya, ne anlayacan zaten. Bu siyasi, kısır, sığ tartışmaların kime ne faydası olmuş ki, sana olsun. Kahvehane'de dayılar konuşuyo işte, sen çok takılma...:)

Şaka bir yana yeri gelmişken oldukça geç olsa da forumla alakalı bu hususta bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Şöyledir ki; ben "Siyasi Gündem" kategorisi forumda ilk açıldığı ve bu tarz konuları paylaşılmaya başladığı ilk zamanlarda bazı çekinceler hissetmiş ve bu durumda içime sinmediğinde pek onaylar bir pozisyonda bulamamıştım kendimi. Lakin ne yazık ki o sıralar forumda bulunmadığımdan bunları dile getirememiştim diye hatırlıyorum, ancak şimdiye nasipmiş.

Neyse, evet, bazı çekincelerim var demiştim. Şöyle ki; Bunlardan biri, en başta "Ezoterik, Spiritüel" vs. konuları odak noktasına almış bir forum olarak, forumdaki üyelerin gereksiz bir odak kayması yaşayabileceği idi, bir diğeri ise tersine forumun gereksiz, daha doğrusu konularımızla alakasız, uzak kişilerin odağı olabileceği durumu idi. Bunun yanında bir de yapılacak bazı siyasi, ideolojik vs. yorumların ise istemeden üyeler için bir risk oluşturabileceği hususuydu ki, şansen ülkenin mevcut siyasi atmosferi içerisinde bu riskin eskisinden daha fazla arttığını düşünüyorum şimdi. Her ne kadar çekindiğim olumsuz durumlara zaman içinde  pek yol açılmamış olsa da benim bu hususta çekincelerim hala devam etmektedir. Bu sebepledir ki, sizde farketmiş olabilirsiniz belki, siyasi konularda ben pek bir yorum yapmıyorum.

Velhasıl, ben hala bu tip siyasi içerik ve tartışmaların zaten milyonlarca yerde yapıldığını düşünerek, bir de burada konu edilip sürdürülmesi taraftarı değilim pek, çok faydalı da bulmuyorum. Kanaatimce odağımız olan mevzular ne ise asıl onlara odaklanmalıyız diye düşünüyorum. Lakin yanlış anlaşılmasın sınırlandırıcı bir tutum içerisinde değilim, olmakta istemem. Dileyen, dilediğini konuyu gündem edebilir elbet, ben sadece çekincelerimi dile getirmek, bir not düşmek istedim sadece, hepsi budur ve umarım da meramımı anlatabiliyorumdur. Bilemiyorum, belki de benim bu çekincelerim oldukça yersiz ve ben yanlış düşünüyorumdur, emin değilim. Lakin dediğim gibi düşüncelerim ve içimden geçen hissiyat hali hazırda bu durumdadır.

Ayrıca mevcut konularla alakalı da belirtmeden geçmek istemiyorum ki, sözüm meclisten dışarı, bahse konu olayların asıl arka planına pek odaklanılmadığı kanaatindeyim. Bu güncel siyasi gümdemin gerisinde, göz önünde olmayan çok daha farklı nedenler olduğu hissiyatindeyim ki, zaten bunlara ilişkin bizim celselerde de pek çok ipucu mevcut durumdadır...

Hepinize sevgiler.

gerçek tosun paşa

#1
Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 01:27:28 Velhasıl, ben hala bu tip siyasi içerik ve tartışmaların zaten milyonlarca yerde yapıldığını düşünerek, bir de burada konu edilip sürdürülmesi taraftarı değilim pek, çok faydalı da bulmuyorum

Evet milyonlarca yerde yapılıyor olabilir ama buradaki şekliyle sanırım onlarca yerde bile zor.

Siyasi gündem ne yazık ki bizim ülkede farklı bir anlama geliyor. Bizim milletin köküne taraf veya bertaraf olmak işlenmiş. Neyse bunun içine girmeyeceğim ben de.

Kas.ların dediği "hayat dindir" konusu tüm Kas. takipçilerini bizler de dahil olmak üzere politik mevzulara çekti. Hatta Laura'lar mı bu konuya çok takık ve Kas.ları illaki zorunda bırakıyorlar diye bazı celseleri tekrar tekrar ele aldım. Sanırım Kas.lar kolektif olan dünyevi meselelerle ilgili benimle aynı düşünüyorlar. Ben dünyada her şeyin benim kişisel popomun dahil politik olduğunu düşünüyorum. :) Bence politik mevzuların içini göremeden gerçek bir farkındalık yaratmak çok zor. Elbette bir zorunluluk değil siyasetten hoşlanmak ama burada da akla gelebilecek her konuda olduğu gibi kilit nokta denge.

Siyasi konulara aşırı kapılmak, taraf olmak ve dünyevi şeylere aşırı kapılmayı sağlayabilir. Etrafımızdaki sevdiklerimizle aramızı bile açabilir. Bunun dışında siyasetin kitle yönetimi, psikoloji, sosyoloji ve insan üzerine verebileceği çok önemli dersler var. Elbette bu etkiler tüm algı düzeyleri için gerekli olmayabilir ama herşeyi "herkese göre" bir kalıba sokmak da saçma değil mi?

Sen neden siyasi gündemin konudan saptırıcı olduğunu düşünüyorsun? Spiritüel konuların ele alınmasıyla arasında nasıl tutarsızlıklar gözlemliyorsun? Gözden kaçırdığım noktalar varsa eğer diye cevabını merak ediyorum.

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 01:27:28 Ayrıca mevcut konularla alakalı da belirtmeden geçmek istemiyorum ki, sözüm meclisten dışarı, bahse konu olayların asıl arka planına pek odaklanılmadığı kanaatindeyim. Bu güncel siyasi gümdemin gerisinde, göz önünde olmayan çok daha farklı nedenler olduğu hissiyatindeyim ki, zaten bunlara ilişkin bizim celselerde de pek çok ipucu mevcut durumdadır...

Zaten bu da siyasetle yakından ilgilenmeyi gerektirmez mi? Celselerde kastedilen ve hatta siyasetle hiç ilgisi olmayan daha yüksek boyutlararası ilahi düzen ve karmik etkilerin tabiri caizse nasıl tecelli edeceğini anlamaya çalışmak biraz bu siyasi ipuçlarını takip edebilmekten geçiyor. Ee bu bahsettiğin ipuçlarını anlayabilmek için de biraz siyasi gözlem/ilgi gerekli gibi.

Aslında bu kişisel detaylı siyasi takiplerimi ben de senle benzer sebeplerden dolayı forumda sürekli ve kapsamlı olarak paylaşmıyorum. İlgi çekeceğini de fazla düşünmüyorum ama üst yoğunluklar konusu bana tamamen bir kolektif düzen içerisinde yaratıcı faaliyetleri tetikleme, düzenleme ve gözetleme gibi geliyor.
 

bozadi

Bakış açını paylaştığın için teşekkürler Qui. Evet, açıkçası benim de kendi içimde bazen çelişkilere düştüğüm, git-geller yaşadığım bir mesele bu. Ruhsallığa odaklanma eğiliminde gibi görünen bir forumda ayrıntılı siyaset tartışmalarına girmek.

Hala da üzerinde düşünüyorum, bu konuda nasıl bir yol, nasıl bir tavır izlemek gerek diye. Ama konu/gündem biraz kendi kendini belirliyor sanki. Bir tür kaçınılmazlık, doğallık ve hatta gereklilik varmış gibi geliyor bana. Bizim bunu yapış şeklimiz ne kadar makul oldu veya oluyor, orası ayrı bir tartışma konusu ama siyaset hayatın bariz bir parçası olduğu için, herşeyin ruhsallıkla, büyük resimle bağlantılarını keşfetmeye çalışırken siyaset de doğal olarak kapsama alanına giriveriyor.

Ruhsallık ile siyaset arasında doğal bir köprü oluşturduğunu düşündüğüm başlıca hususlardan biri BH-KH kavramları. Yani siyaset dünyasında BH ve KH eğilimlerini tespit etmek, yorumlamak.

Bu bağlamda Kasyopyalılar elimizdeki diğer neredeyse tüm ruhsal kaynaklardan biraz ayrışan bir niteliğe sahip. Celselerde de görebildiğimiz gibi, siyasetin bazen gayet ayrıntılarına inecek şekilde yorumlar yaptılar. Hiçbir zaman "boşverin bu konuları" demediler. 3Y (dünyevi veya maddesel/bedensel bazlı) düşünmeyi bırakmayı önemle vurguladılar ama bu, tartışma konuları bağlamında "ne" sorusundan ziyade "nasıl" sorusuyla ilgili görünüyor. Yani herşey tartışma konusu olabilir ama bunun nasılına dikkat etmekte fayda var. Örneğin çok fazla "bağlanmadan", yapışmadan, duygusal (egosal) reaksiyon silsilelerine kapılmadan yaklaşmakta fayda var. Siyaset tartışırken ego temelli duygusal bağ kurma düzeyi arttıkça, bu tartışmaların fayda sağlama düzeyi giderek azalıyor muhtemelen.

Siyaset deyince "ideoloji" meselesi öne çıkıyor. Bu da aile/çevre kültürüyle yakından ilgili. Dolayısyla, elbette çeşitli istisnaları olsa da, ideolojik temelli siyasi tercihler (partizanlık) konusunda biriyle veya birileriyle farklı hatta zıt pozisyonlarda olmak ciddi bir duygusal ve egosal gerilim ve çatışma potansiyeli üretebiliyor. Sağcılık-Solculuk, laikçilik-dincilik vs.

"Siyasi kutuplaşma"nın aşırı düzeylere çıkması, toplumun en önemli meselelerinden biri haline geldi. Ve elbette biliyoruz ki, bu durum "böl ve yönet" taktiğini bolca kullanan "malum global güçler" tarafından özellikle arzulanan ve tırmandırılmaya çalışılan birşey.

Buradaki "kutuplaşma" terimi çok enteresan, çünkü forumun temelini oluşturan kaynakların üzerinde epeyce durduğu, bazı bakımlardan hayati öneme sahip olduğu anlaşılan bir konu. BH-KH kutuplaşması.

Yerel, bölgesel ve uluslararası siyasi konuları değerlendirmeye çalışırken BH-KH açısından bakmaya çalışıyorum. K'ların da böyle bir bakış açısını doğrudan ve dolaylı şekillerde tavsiye ettileri izlenimini ediniyorum. Siyaset gündeminde olan bitenler, BH-KH kavramlarının manasını anlamaya çok yardımcı olabilir gibi görünüyor. Tabi özellikle de egemen global KH güçlerinin açık ve örtülü KH faaliyetlerinin tespiti meselesi var.

Yerel siyasette sıkça belirttiğim gibi, iktidar ve muhalefet kesimlerinden birinin kesin bir şekilde BH, diğerinin kesin şekilde KH kutbiyetiyle özdeşleştiğini düşünmüyorum. İki tarafın da aydınlık ve karanlık (ve tabi gri) çeşitli yanları var gibi görünüyor ama şahsen iktidarın BH kutbiyetini destekleme konusunda muhalefete kıyasla bir veya birkaç tık daha iyi performans gösterdiğini algılıyorum, ki elbette K'ların yaptığı bazı açıklamalar da böyle düşünmemin sebeplerinden biri (tek veya en belirleyici sebep olmamakla birlikte).

Bu meseselelerin forumda tartışılmasını zorlaştıran faktörlerden biri, hepimizin ailesel veya çevresel olarak aynı ideolojik anlayışa sahip olmayışımız, bir diğeri ise özellikle iktidar partisi veya partileri veya ideolojileri aleyhine paylaşabileceğimiz görüşlerin başımıza "iş açma" ihtimali veya tehdidi. Aslında dönüp baktığım zaman ben iktidar aleyhine paylaştığım bazı görüşlerle, başıma iş açmaya fazlasıyla yetecek kadar "malzeme verdiğimi" fark ediyorum ve hatta kendimi biraz "şanslı" hissediyorum bu konuda. Gerçi belki de çok fazla kale alınmadığımız içindir ama zaten tek taraflı olarak sadece iktidarı kötüleme gibi bir motivasyonla hareket etmediğimi düşünüyorum. Hatta iktidarın tüm sorunlu yönlerine rağmen muhalefetten genel olarak çok daha tercih edilebilir olduğunu düşünüyor ve söylüyor olmam gibi bir durum da var.

Tıpkı spiritüel konularda olduğu gibi, yerli ve yabancı siyaset konularında paylaştığım görüşlerde de çeşitli eksik ve yanlış yönler olması muhtemeldir (hatta kaçınılmaz) ama önemli bazı doğrulara da sıkça temas ettiğime inanıyorum.

Ezbere CHP'ye oy veren bir aileden geliyorum ve kimse şahsen beni bunun aksine düşünmeye teşvik etmeye çalışmadı ama forumun temel bilgi kaynaklarına ve özellikle de K'lara olan ilgim nedeniyle, AKP'yi CHP'ye tercih eder ve savunur hale gelmiş olmaktan dolayı bir sıkıntı duymuyorum. Aile bireylerime de görüşlerimi, nedenlerimi açıklamaya çalışıyorum, biraz gıcık olsalar da şiddetli bir itirazları yok ama tabi bazı alışkanlık kalıplarını bırakamıyorlar, bırakmak istemiyorlar doğal olarak. Zaten şunu da söylüyorum: Ben belirli bir partinin veya ideolojinin mensubu veya gözü kapalı destekçisi değilim. Sadece BH-KH açısından bakıp kimin hangi yaptığının ne ölçüde BH, ne ölçüde KH motivasyonlu olduğuna dair algılarımı, yorumlarımı paylaşıyorum. Bir de şunu göstermeye çalıştım: "CHP'ci kökenli" olmama rağmen mevcut şartlarda AKP'yi CHP'ye tercih ediyor olmam, AKP'nin her yaptığını savunacağım ve CHP'nin her yaptığını karalayacağım anlamına gelmiyor. Diyorum ya, taraflardan biri tamamen ak (BH), diğeri tamamen kara (KH) değil bence. Siyaset devam ettiği sürece iktidar da gerekli, muhalefet de.

"Büyük Birader tarafından izlenme" mevzusunu bir kenara bırakacak olursak, forumda bu konuların tartışılmasını zorlaştıran başlıca mesele ideolojik aidiyet eğilimleri ve egosal çatışma potansiyeli. Forum üyeleri bu aidiyetleri (tamamen bırakmak demeyelim ama) az veya çok "aşmış" olsalar bile, ailevi ve sosyal çevrelerinde bu aidiyetleri besleyen gereklilikler nedeniyle yeterince özgür bir şekilde düşünüp hareket edemiyorlar gibi geliyor bana. Tüm kesimlerde bir "mahalle baskısı" az veya çok mevcut, ki bu da doğal/normal sayılır. "Kıyamet" koşullarının hızla tırmanmakta olduğu bir süreçteyiz. Birkaç yıl içinde bu "parti" mevzularının tamamen tarihe karışacağına inanıyorum.


bozadi

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 27 Haziran 2025, 10:56:08 Sen neden siyasi gündemin konudan saptırıcı olduğunu düşünüyorsun? Spiritüel konuların ele alınmasıyla arasında nasıl tutarsızlıklar gözlemliyorsun? Gözden kaçırdığım noktalar varsa eğer diye cevabını merak ediyorum.
👍



gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: bozadi - 27 Haziran 2025, 10:59:16 Ezbere CHP'ye oy veren bir aileden geliyorum ve kimse şahsen beni bunun aksine düşünmeye teşvik etmeye çalışmadı ama forumun temel bilgi kaynaklarına ve özellikle de K'lara olan ilgim nedeniyle, AKP'yi CHP'ye tercih eder ve savunur hale gelmiş olmaktan dolayı bir sıkıntı duymuyorum. Aile bireylerime de görüşlerimi, nedenlerimi açıklamaya çalışıyorum, biraz gıcık olsalar da şiddetli bir itirazları yok ama tabi bazı alışkanlık kalıplarını bırakamıyorlar, bırakmak istemiyorlar doğal olarak. Zaten şunu da söylüyorum: Ben belirli bir partinin veya ideolojinin mensubu veya gözü kapalı destekçisi değilim. Sadece BH-KH açısından bakıp kimin hangi yaptığının ne ölçüde BH, ne ölçüde KH motivasyonlu olduğuna dair algılarımı, yorumlarımı paylaşıyorum. Bir de şunu göstermeye çalıştım: "CHP'ci kökenli" olmama rağmen mevcut şartlarda AKP'yi CHP'ye tercih ediyor olmam, AKP'nin her yaptığını savunacağım ve CHP'nin her yaptığını karalayacağım anlamına gelmiyor. Diyorum ya, taraflardan biri tamamen ak (BH), diğeri tamamen kara (KH) değil bence. Siyaset devam ettiği sürece iktidar da gerekli, muhalefet de.

"Büyük Birader tarafından izlenme" mevzusunu bir kenara bırakacak olursak, forumda bu konuların tartışılmasını zorlaştıran başlıca mesele ideolojik aidiyet eğilimleri ve egosal çatışma potansiyeli. Forum üyeleri bu aidiyetleri (tamamen bırakmak demeyelim ama) az veya çok "aşmış" olsalar bile, ailevi ve sosyal çevrelerinde bu aidiyetleri besleyen gereklilikler nedeniyle yeterince özgür bir şekilde düşünüp hareket edemiyorlar gibi geliyor bana. Tüm kesimlerde bir "mahalle baskısı" az veya çok mevcut, ki bu da doğal/normal sayılır. "Kıyamet" koşullarının hızla tırmanmakta olduğu bir süreçteyiz. Birkaç yıl içinde bu "parti" mevzularının tamamen tarihe karışacağına inanıyorum

İşte sanırım kutupsallaşmanın gerekliliği böyle bi'şey. Tüm süreç bunu destekliyor. İnsanların söylediğin ayrımlara kapılmadan bir araya gelmeleri için eterde ve maddede koşulların buna uygun olması lazım. Çünkü 3Y bir denge arayış safhası olarak çetin. Dünyevi olarak gerekli koşulları sağlayan enerjiye para diyoruz. Şu an maddi bir refah ortamı olsaydı siyasi düşünce farklılıkları vs. iş yapmazdı. Belki yine olurdu elbet ama kitleler buna pek aldırış göstermezdi.

Yıllarca Avrupa halkının gerçeklik algısı ekonomik refah unsuruyla sağlandı. Kitleler, yetişen jenarasyonlar siyasetle ilgilenmedi hatta başkanlarının adını bile bilmediler. Çünkü gerek yok. Enflasyon yok, işsizlik yok, asgari ücretli bile olsan ev, araba, teknolojik alet alabiliyorsun vs. Devlet yardımları ciddi seviyede. Kiranı ödüyor, çocuğuna bakabiliyor üstüne tutumlu olursan kenara para bile arttırıyorsun.
 
Bu bize şunu gösteriyor. İnsanlar refah içinde olunca birbirini çok da ayırmıyor. Refah ortadan kalkınca kutupsallaşma belirgileşiyor. Şu an süreç tam da herkes için (neredeyse herkes) bu refahın ortadan kalktığı/giderek kalkacağı bir dönemi cayır cayır gösteriyor.

Qui-gon jinn

#5
Alıntı yapılan: bozadi - 27 Haziran 2025, 10:59:16 Hiçbir zaman "boşverin bu konuları" demediler.

Ama dediler, lakin 3Y alıcılar tarafından pek "tercih" edilmedi...

C: Halen üçüncü seviyedeyken, üçüncü yoğunluk aleminde daha rahat olanlara belirli bir derecede uyum göstermeniz gerekli. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi, belki de artık sizin için dördüncü yoğunluğa hazırlanma ve mutlak gereklilik durumları dışında üçüncü yoğunluğa ait tüm "nerede"lerle, "nasıl"larla ve "neden"lerle ilgilenmeyi bırakmaya başlama "zamanıdır." Bu artık gerçekten geride bıraktığınız birşey ve bunu biliyoruz, çünkü altıdan bire ve yine birden altıya kadar kadarki tüm seviyelerden görebiliyoruz.

(17 Haziran 1995)


---

Yeni bir gerçekliğe doğru ilerlerken, ben bahsedilen tüm o siyasi ve ideolojik tarafların bir geleceğinin olmadığını düşünüyorum, bu sebepledir ki çok bir odağıma almıyorum, ki Bozadi kardeşim sanırım sende benzer düşündüğün içindir ki, mesajının sonunda şöyle söylemişsin zaten; "Kıyamet" koşullarının hızla tırmanmakta olduğu bir süreçteyiz. Birkaç yıl içinde bu "parti" mevzularının tamamen tarihe karışacağına inanıyorum.". Evet, lakin yine de odaklanmayı tercih ediyorsun, saygı duyuyorum...

Bence her zaman olduğu gibi hepsi bir "tercih" meselesi ve kimin neyi tercih edeceği kendine kalmış vaziyettedir. Aklıma geldi şimdi, Atlantis batacağı gün eğlendiği söylenen insanlar vardı, onlar tercihini eğlenmek yönünde kullanmışlardı, onlara da saygı duyuyorum. K'ların dediği gibi; tercih etmelerinde bir sorun yok, çünkü bu özgür irade...

Velhasıl dediğim gibi ben sadece bazı çekincelerimi dile getirdim, hepsi budur. Ve son olarak, hem bozadi kardeşim sen ve hem de gerçek tosun paşa kardeşim bana bu çekinceleri tekrar sormuşsunuz ki, zaten önceki mesajımda belirttiğimi düşündüğüm için aynı şeyleri tekrarlamayı gerek görmedim.

Hepinize sevgiler.

gerçek tosun paşa

Sana da sevgiler @Qui-gon jinn Cevabın için de teşekkürler.

Herkesin kendine ait bir yolu var ve tercihlerin her biri bazıları için doğru bazıları için de yanlış.

Parti mevzularından ziyade şu an bildiğimiz ne varsa günün birinde zaten tarihe karışacak. İşte denge önemli  :D


Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 14:10:57 C: Halen üçüncü seviyedeyken, üçüncü yoğunluk aleminde daha rahat olanlara belirli bir derecede uyum göstermeniz gerekli. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi, belki de artık sizin için dördüncü yoğunluğa hazırlanma ve mutlak gereklilik durumları dışında üçüncü yoğunluğa ait tüm "nerede"lerle, "nasıl"larla ve "neden"lerle ilgilenmeyi bırakmaya başlama "zamanıdır." Bu artık gerçekten geride bıraktığınız birşey ve bunu biliyoruz, çünkü altıdan bire ve yine birden altıya kadar kadarki tüm seviyelerden görebiliyoruz.

(17 Haziran 1995)

Bu sanırım celselerin başlamasından 7-8 ay sonra gerçekleşen erken dönem celselerinden biri. O an ki ruhsal gelişimin odak noktası olarak verilmiş olabilir. Yani ben her iki tarafında ele alınabileceği eğilimindeyim ve dengeli olabilmek kaydıyla siyasi gündemi takip etmenin faydalı olduğunu düşünüyorum.

Ya da belki de dediğin gibi Kas.lar bu söylemi ileriye dönük olarak yeterince ciddi ele alınmamıştır.
 

bozadi

İlginç, güzel bir tartışma konusu olabilir bu. Zaman zaman üzerinde düşündüğüm ve bazı yönleri itibariyle içinden tam olarak çıkamadığım bir konu. Örneğin Maharaj da siyasetle vs hiç ilgilenmemeyi tavsiye ediyormuş gibi görünüyor ama tam olarak da öyle olduğunu sanmıyorum. Maharaj "şununla ilgilenmeyin, bununla ilgilenmeyin"den ziyade, en çok ilgilenilmesi gereken konuya dikkat çekiyor, geri kalanı akışına bırakmayı öneriyor. Örneğin sofu bir hayat yaşayın diye bir tavsiyesi yok. Birçok kişiye "Evlenin, çalışın, ailenize bakın" gibi şeyler söylüyor. Sadece, boş ve müsait zamanlarda hatırlanması ve odaklanılması gereken şeyi (kendini bilme) hatırlama önerisinde bulunuyor.

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 14:10:57 Ama dediler, lakin 3Y alıcılar tarafından pek "tercih" edilmedi...
Eğer Kasyopyalılar 3Y hayatımızın pek çok içeriğinden kendimizi senin bu yorumunda kastettiğin düzeyde yalıtmamızı tavsiye ediyor olsalardı ve Laura ve ekibi bu tavsiyeye uyacak olsalardı, siyaset dünyasında olan biten şeylere neredeyse hiçbir ilgi göstermemeleri, bu konuda hiçbir araştırma ve paylaşım yapmamaları gerekiyor olurdu (hiç veya hiçe yakın düzeyde). Ama o zaman Laura'ların "hitap" ettiği ve etkileştiği insan sayısında feci bir düşüş olurdu muhtemelen. Ayrıca, uzun zamandır az veya çok zaten kendi bünyeleri dahilinde olduğu söylenebilecek insan kitleleriyle olan iletişim ve etkileşimlerinde de ciddi sorunlar meydana gelebilirdi çünkü bence buradaki hepimiz de dahil olmak üzere insanların çoğu "saf" (sadece) ruhsal bir düşünüş modunda yaşamaya hiç alışkın değil. Hayatın olağan akışı buna pek müsaade etmiyor veya bunu epeyce zorlaştırıyor. Örneğin insanlar çalışıp para kazanmak durumunda, sosyal etkileşimlere girmek durumundalar ve hayatımızın olağan akışına dahil olan pek çok şeyde epeyce frekans düşürücü, egoyu, KH'yi besleyici pek çok faktör var. Böyle bir durumda insanlardan bir anda devrimsel bir "ruhsal uyanış" modunda düşünmeleri ve davranmaları beklenecek olsaydı, çoğu insan buna uyum sağlayamazdı ve sağlayamaz. Öyle devrimsel davranış değişimlerinin olması, hayatın olağan akışında meydana gelebilecek devrimsel değişimlere bağlı biraz sanırım. Örneğin deprem gibi büyük bir afet olunca, o bölgede bulunan veya yardım için oraya intikal eden insanlar olağan yaşam modlarında ciddi bir değişim, dönüşüm yaşayabiliyorlar geçici veya değişken ölçülerde kalıcı bir şekilde.

Siyaset dediğimiz şey sadece ekranlardan izlenen birşey değil, devlet yetkililerinin ve onların ardındaki güçlerin hayatımıza yönelik çeşitli müdahalelerini içeriyor. Bu müdahaleler hakkında bilgi edinmek, tepki göstermek, en yanlış, en zararlı olduğu düşünülen icraatlere karşı protesto tepkilerinin organize edilmesi için çaba harcamak, hayatın çok doğal ve gerekli bir parçası gibi görünüyor.

Sadece siyaset de değil, başka pek çok konu da var, içeriği doğrudan "spiritüel" olmayan ama hayatımızın doğal, kaçınılmaz ve potansiyel olarak faydalı birer parçası olan. Pek çok bilgi sahası var. Örneğin sott.net'te paylaşılan çeşitli haber kategorilerine göz atılabilir bunun için.

Laura ve ekibi hayatımızın farkına varabildiğimiz mümkün olduğunca her yanıyla, her yönüyle ilgili bir araştırma, sorgulama, paylaşım, tartışma ve bilinç artırma çabası güdüyor.

Araştırma ve sorgulama anlamında az çok bizim kafadada olan pek çok insan için, Ra'nın, Pleyadeslilerin ve Kasyopyalıların, new age tarzı pek çok başka kanallama kaynağından çok farklı bir ilgi görmesinin sebeplerinden biri de bu bence. Sadece ruhsallık ve mutlak ebedi gerçek hakkında değil, hayatımızın çeşitli yönlerine ait çok çeşitli konular hakkındaki meraklarımıza hitap eden, cevaplar veren ve daha fazla sorgulamayı, araştırmayı ve keşfetmeyi teşvik eden nitelikleri sayesinde yani. K'lar sürekli bunu vurgulayıp duruyor: Sorgulama, bilgi artışı. Hangi konu hakkında olursa olsun. Özellikle de kişinin samimiyetle merak ettiği şeyler hakkında araştırma yapması, bilincini daima artırması. Konusu, spesifik içeriği ne olursa olsun tüm samimi bilgi-bilinç artış çabaları ruhsal uyanışı destekleyen bir niteliğe sahip.

bozadi

Gtp, Qui'nin bu son tartışmayı başlatan mesajından itibaren alıp yeni bir başlığa mı taşısak bu ilginç ve faydalı olabilecek konuyu?

gerçek tosun paşa

Güzel fikirmiş @bozadi

Hallettim bile. 2 farklı konu şeklinde devam edicek artık gerekli bölme işlemini yaptım.

bozadi

Ra, başka kanallara kıyasla, kozmolojiye ek olarak ufoloji ve tarih dahil pek çok konuda çok ilginç bilgiler verdiği için derin bir ilgi cezbetti. Ama Ra'nın alıcı ekibine kıyasla, Laura ve ekibi "suya ve sabuna" (kimilerinin sakıncalı olarak görebileceği konulara veya derinliklere) çok daha fazla giren bir bilgi bağlantısı kurdu K'larla. Nitekim K'lar, Ra'nın alıcı ekibini "Sevgi ve Işığa" biraz "aşırı odaklı" olarak tanımladı. Ufolojinin olsun, tarihin olsun, güncel siyasetin olsun ak ve özellikle de çok daha yaygın olan "karanlık" veya şok edici taraflarına "neşter" vurma konusunda K celseleri, öyle sanıyorum ki, EŞSİZ bir bilgi kaynağı ve nitekim hepimizin K celselerine gösterdiği büyük ilginin en büyük sebeplerinden biri de bu değil mi? Eğer K'lar sadece birlik kozmolojisi ve "sevgi ve ışık" muhabbeti yapsaydı, hayatımızın pek çok farklı ve karanlık dehlizlerine lazer ışığı gibi nokta atışı açıklamalar yapmasalardı, bizim ilgimizi bu denli cezbedebilirler miydi?

Gtp'nin de dikkat çektiği gibi, K'lar "Hayat dindir" derken, hayatımızın tüm alanlarına ilgi göstermenin doğallığını ve gerekliliğini vurguladı.

Alıntı YapC: Hayat dindir.

S: (L) Bu ne anlama geliyor?

C: Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır. Uykuda olanlar, yaratılışla etkileşimleri konusunda çok az inanca sahiptir. Bazıları dünyanın hakkından gelmeleri, görmezden gelmeleri, susturmaları ya da sona erdirmeleri gereken birşey olduğunu düşünüyor. O bireyler için dünyalar sona erecek. Hayata ne veriyorlarsa tam da o olacaklar. "Geçmişteki" bir hayal olacaklar. Objektif realiteye her yönüyle sıkı
bir ilgi gösterenler "Geleceğin" gerçekliği olacaklar.

K'ların hayatımızın binbir türlü farklı yönü hakkında çok ilginç ve hatta şok edici bilgiler vermeleri, K'ları sevmemizin en önemli sebeplerinden biri oldu. Bu çeşitlilik, bu zenginlik harika birşey.

Şu da var elbette:

Alıntı YapS: (L) Felsefeniz nedir?

C: Bir.

Çokluk ve teklik, eşzamanlı. Felsefe ve ruhsallık "birlik" demek özü itibariyle. Ağaç simgesi gibi. Çok fazla yaprak, çiçek, meyve, irili ufaklı çok sayıda dal var ama hepsi aynı kök, aynı gövde üzerinde yükseliyor. Spiritüellik/ruhsallık bu çeşitliliğin birliğine dikkat çekme sanatı gibi birşey sanırım. Bizim hayatımızda KH'nin baskınlığından dolayı, binbir türlü çeşitlilik binbir türlü acı demek, ıstırap demek, işkence demek. Çelişki demek. Herşeyin kıçının-başının ayrı oynaması demek. Yakaların birleşmemesi demek. Hiçbir şeyin durduğu yerde durmaması, kaos, kesintisiz savruluş, güvensizlik, acı, nefret demek.

Çok sayıda konuyla ilgilenmek hayatın bir doğallığı, güzelliği ve aynı zamanda mecburiyeti ve sıkıntısı. "Birliği" sezip onun mutlak gerçekliğine doğru ilerleyiş, sıkıntıları giderek azaltan, sevinci, huzuru, güveni giderek artıran bir etki yapıyor sanırım.

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: bozadi - 27 Haziran 2025, 15:18:48 Sadece, boş ve müsait zamanlarda hatırlanması ve odaklanılması gereken şeyi (kendini bilme) hatırlama önerisinde bulunuyor.

"Boş ve müsait zamanlarda" mı???
 
"Ruhsal tekamül" varlığın yaşayışında gerçekleştirmesi istenen, beklenen, en önemli, belki de yegane yol ve gaye diye biliyorum halbuki, nasıl boş bir zaman aktivitesi olabilir? Kişinin toplumsal, siyasi vs. Dünyevi statülerinin değil, yalnızca "Ruhsal bilgi birikimi"nin evrende varlıklar arasında dikkate alınan tek şey olduğu daha önce dile getirilmedi mi? Bilemedim...

Neyse, lafları uzatmak istemiyorum, sadece itiraz ettiğim bazı noktaları dile getireceğim. Öncelikle ben hayatta hiçbirşey ile ilgilenmeyin, kesinlikle siyasi tartışma yapmayın vs. tarzda bir yorumda bulunduğumu düşünmüyorum. Yazdıklarınızdan bu yönde bir çabam varmış gibi bir algı oluşuyor sanki. Oysa ben sadece "forum" odaklı çekincelerimi dile getirmiştim. Önceden dediğim gibi, siyasi konular zaten milyonlarca yerde tartışılıyor ve takdir edersiniz ki, bende, sizde gün içinde defalarca bunlara yeterince maruz kalıyoruz. Bir de bunları buraya taşımanın çok gerekli olmadığı kanaatindeyim. Burası bazı spesifik konuların yer aldığı bir forum ve yelpazeyi genişletip durmanın, odağı da dağıtabileceği endişesindeyim. Bu konudaki düşünce ve görüşüm bu kadardır aslında diyebilirim.

Ayrıca unutmadan Laura ile ilgili bir şeyde eklemek istiyorum ki, nerede olduğunu tam hatırlayamıyorum, son celse veya podcast söyleşisinde veya her ikisinde de mevcuttu, bilemiyorum, Laura Dünya'nın kadim geçmişinin çok fazla karışık ve artık, doğru bilgilere de pek ulaşılamamasından dolayı, içinden çıkılamaz bir halde olduğunu düşünerek bir tutum değişikliğine gittiğin dile getirmişti. Geçmişten ziyade, geleceğe odaklanmanın daha doğru bir tutum olduğunu ve artık daha çok geleceğe odaklanacağını dile getirmişti diye hatırlıyorum. Ki K'lar da zaten önceki alıntım da ve kendilerinin de söylediği gibi pek çok yerde bunu tavsiye ediyorlar...

Velhasıl, evet, sözüm meclisten dışarıdır burada yine, düşüncem o dur ki; Yapılan o binlerce, milyonlara sığ siyasi tartışmalar işe yarasa idi şayet, inanıyorum ki, yeni gerçekliğe geçiş yapacak insan nüfusu maalesef küçücük bir kesim olacak diye ifade edilmezdi sanırım. Keşke insanlık kafasını bir kaldırsa da geleceğe, yeni gerçekliğe ve bence hepsinden önemlisi ruhsal tekamüle herşeyden çok daha fazla odaklanabilse, keşke...

Hepinize sevgiler.

---

Ha ille de siyasi birşeyler de konuşmamı istiyorsanız çok, bence günün en önemli siyasi gelişmesi olan "kuzey kore'nin plajlarını turistlere açması" meselesini konuşalım. Haberi duyduğumdan beridir, çiçekler açsın, böcekler uçsun, kırlarda sevgiler el ele olsun diye dolaşıyorum şahsen... Ekşide ki yorumlara bak, hahaha...:)

https://eksisozluk.com/kuzey-korenin-plajlarini-turistlere-acmasi--7997043?a=popular&p=1

Çal baba bu arada, çiçekler açsın...

bozadi

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 20:33:41 "Boş ve müsait zamanlarda" mı???
 
"Ruhsal tekamül" varlığın yaşayışında gerçekleştirmesi istenen, beklenen, en önemli, belki de yegane yol ve gaye diye biliyorum halbuki, nasıl boş bir zaman aktivitesi olabilir? Kişinin toplumsal, siyasi vs. Dünyevi statülerinin değil, yalnızca "Ruhsal bilgi birikimi"nin evrende varlıklar arasında dikkate alınan tek şey olduğu daha önce dile getirilmedi mi? Bilemedim...
Maharaj'ın öğretisine dair bu kadar bağlamdan kopuk bir yorum yapabileceğini düşünmemiştim doğrusu. Evet, Maharaj sıradan bir insan hayatı (okul, iş, güç, aile, vs) yaşayıp yalnızca boş zamanlarında belirli birşeye odaklanarak aydınlanma doğrultusunda ilerlenebileceğini söylüyor.

Alıntı yapılan: S: Gerçeği bulmak için insan yol üstündeki her şeyi bertaraf etmelidir (kaldırmalıdır). Öte yandan, varlığını belli bir toplum içinde sürdürme ihtiyacı insanı birçok şeye katlanmaya zorluyor. İnsanın gerçeği bulmak için mesleğini ve sosyal konumunu terk etmesi mi gerekir?
 
M: İşinizi yapın. Bir an serbest kaldığınızda içinize bakın. Önemli olan, fırsat çıktığında onu kaçırmamaktır. Bütün boş zamanlarınızı dolu dolu kullanın. Bu yeterlidir.
Şimdi Maharaj böyle bir yorum yaptı diye, aydınlanmayı bir "boş zaman faaliyeti" olarak mı tanımlamış oldu? Bundan bu sonuç mu çıkar?

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 20:33:41 Önceden dediğim gibi, siyasi konular zaten milyonlarca yerde tartışılıyor ve takdir edersiniz ki, bende, sizde gün içinde defalarca bunlara yeterince maruz kalıyoruz. Bir de bunları buraya taşımanın çok gerekli olmadığı kanaatindeyim.
Siyaset dışı birçok konuda tartışmalar da milyonlarca başka yerde yapılıyor diye burada yapmayalım mı? Kasyopya forumda yazıyor olsaydın, Laura'lara aynı şeyi söyler miydin? "Milyonlarca yerde tartışılıyor, burada yapmayın bari!" diye? Celselerden öğrendiklerimize göre ülkemizin ve dünyanın gündeminde olan biten olayları yorumlama çabası kadar doğal ve gerekli birşey seni neden bu kadar rahatsız ediyor, anlamakta zorlanıyorum. Ayrıca forumda tek tartışılan konu bu değil. Sen ruhsal konularda bir tartışma eğilimi gösterdin de biz engellemeye mi çalıştık veya ilgi mi göstermedik?

Bu forum yaklaşık 15 yıldır var ve kurulduğu zamandan beri hayatımızın hemen her alanına dair paylaşımlar, sorgulamalar olmuştur ve siyaset de her zaman bunun bir parçası oldu. Siyaset sadece "falanca partiye karşı diğer parti" meselesi değil. Bütün dünya insanlığını yakından ilgilendiren olaylar oluyor. Bunları takip edip yorumlamaya çalışıyoruz. Ayrıca siyasete siyasetin bir parçası olmaktan ziyade siyaset üstü bir açıdan bakmaya çalışıyoruz, ruhsal/kozmolojik kavramlar açısından yaklaşmaya çalışıyoruz.

Kasyopya forum çok daha eskiden beri var ve onlar da kurulduğu günden beri bizimkiyle kıyaslanamayacak ölçüde kapsamlı şekilde siyaset dahil her konu hakkında paylaşım ve tartışmalar yürütüyorlar ve K'lar bunu daima teşvik etti, etmeye de devam ediyor. Putin Rusya'sının müttefikleriyle birlikte ABD ve müttefiklerine (İlüminati'ye) yaşatmakta olduğu "acılı uyanışın" haberini K'lardan erkenden öğrenmmiştik ve dünya sahnesinde bunun gerçekleşmesini izlemek oldukça keyifli geldi bana. ABD merkezli İlüminati tezgahının çökmesini izlemek olağanüstü bir keyif. Global siyaset dünyasındaki "büyük resme" dair celselerden çok önemli şeyler öğrendik. Hem bugüne, hem geçmişe dair.



bozadi

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 20:33:41 Ayrıca unutmadan Laura ile ilgili bir şeyde eklemek istiyorum ki, nerede olduğunu tam hatırlayamıyorum, son celse veya podcast söyleşisinde veya her ikisinde de mevcuttu, bilemiyorum, Laura Dünya'nın kadim geçmişinin çok fazla karışık ve artık, doğru bilgilere de pek ulaşılamamasından dolayı, içinden çıkılamaz bir halde olduğunu düşünerek bir tutum değişikliğine gittiğin dile getirmişti. Geçmişten ziyade, geleceğe odaklanmanın daha doğru bir tutum olduğunu ve artık daha çok geleceğe odaklanacağını dile getirmişti diye hatırlıyorum. Ki K'lar da zaten önceki alıntım da ve kendilerinin de söylediği gibi pek çok yerde bunu tavsiye ediyorlar...
Evet, podcast'lerden birinde, hakkında bilimsel araştırma bilgilerinin çok eksik olduğu bazı dönemlere dair birşeyleri ortaya çıkarmanın zorluğundan falan bahsetmişti gibi kalmış benim aklımda da. Yani insan tarihinde olan biten herşeyi bilmenin imkansız olduğunu, bazen birşey keşfetme çabasında ulaşılan her cevabın bir sürü yeni soru işareti doğurduğuna falan değinmişti sanırım (kaba bir incelemede bulamadım o kısmı, bulmaya çalışacağım) ama bu durum Laura'nın tarih araştırmacılığı ilgisini kaybettiği gibi bir anlama gelmiyor kesinlikle. Örneğin:

Alıntı yapılan: Laura: Kesinlikle. Ve bilgi edinme de en önemli şeylerden biri. Bu temel bir şeydir çünkü diğer her şey bundan gelir. Eğer bir şey biliyorsanız, fizyoloji hakkında bir şey biliyorsanız, tıp hakkında bir şey biliyorsanız, din hakkında bir şey biliyorsanız, tarih biliyorsanız... Tarih bilmek muhtemelen en önemli şeylerden biri. Tarih benim tutkum. Biri size bir kitap verdiğinde ve içinde bir sürü şey anlatıldığında... Tarih öğrenmek derken, sıradan bir tarih kitabı okumaktan bahsetmiyorum. Orijinal metinlerden bazılarına ulaşmak ve sonra da birilerinin sizi ne zaman kandırdığını, ne zaman kandırmadığını, ne bulduklarını, nasıl bulduklarını ve bununla ilgili tüm ayrıntıları yerinde arkeolojik raporları okuyarak ayırt edebilmekten bahsediyorum. İlgilendiğiniz herhangi bir dönemle ilgili olarak, modern bir kitabın yazarının bilgilerini aldığı kaynak metinlere gitmeli ve ardından arkeolojiye de bakmalısınız. Tıpta, sağlık hizmetlerinde ve psikolojide size söylenenleri destekleyip desteklemediğine bakın. Bir de sağduyu. Bugünlerde sağduyuya çok az değer veriliyor. Bilginin size yardımcı olmayacağı bir şey var mı? Düz dünyacıları düşün.


Alıntı yapılan: Hunter: Tüm bu garip geçmiş zaman hatlarıyla ilgili güzel bir soru geldi aklıma. Eğer bir varlık gerçek varlığını biliyorsa, o zaman kontrol altına alınma olasılığı daha düşüktür diye düşünüyorum. Tarihin belirli bir anlatıyı destekleyecek şekilde kurcalanmasının ardındaki amaç bu mu? İnsanları daha kontrol edilebilir kılmak mı yoksa onları gerçek varlıklarından ve kim olduklarından koparmak mı?

Laura: Bu konuda çok sorun yaşadım. Yani, neden? Gerçek tarihimizi bilmenin nesi yanlış? Açıkçası, eğer gerçek tarihinizi biliyorsanız, o zaman çeşitli değişimlerin gelip geçtiğini, gezegene bazı varlıkların geldiğini ve insanlarla etkileşime girdiklerini de bilirsiniz. Ve gezegenin periyodik olarak bombardımana maruz kaldığını, bir şeyler olduğunu bilirsiniz, o durumda liderlerinize daha az güvenmeye başlarsınız. Özellikle de geçmişin belirli noktalarındaki dehşet verici yıkımların kötü yönetim yüzünden meydana geldiğini düşündüğünüzde, bu yıkımların bir tür ceza olarak gökten geldiğine inanıyorsunuz. Yani, evet, bence bu kontrol meselesiyle ilgili olmalı. Birileri diyor ki, Tanrı cennetinde, artık dünyada her şey yolunda. Bizler bu Tanrı'nın aracılarıyız. Onunla doğrudan temas halindeyiz. Bize paranızı ve itaatinizi verin, biz de onun size iyi davranmasını ve başınıza daha fazla kötü şey gelmemesini sağlayalım. Ve bu defalarca yapıldı. Dinozorların tarihte var oldukları döneme gelince, bunun gerçekten çözülmesi zor bir şey olduğundan şüpheleniyorum. Güney Amerika'da küçük kil modeller veya eski dinozorlar gibi modeller bulduklarını biliyoruz. Demek ki o zamanlar dinozorlar hala yaşıyordu ve sanırım çok yakın zamanda Patagonya'da bazı devler olduğunu biliyoruz. Yani böyle bir sorun var. Ama daha büyük sorunlardan biri de tarihleme sistemleri. Bu tarihleme sistemlerine gerçekten nasıl güvenebilirsiniz? Çünkü sözde sabitlere dayanıyorlar, ama sabitler ne kadar sabit? Kocam doğanın sabitlerinin, hatta ışık hızı gibi şeylerin bile o kadar sabit olmayabileceğini öğrendi.


bozadi

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 27 Haziran 2025, 20:33:41 Velhasıl, evet, sözüm meclisten dışarıdır burada yine, düşüncem o dur ki; Yapılan o binlerce, milyonlara sığ siyasi tartışmalar işe yarasa idi şayet, inanıyorum ki, yeni gerçekliğe geçiş yapacak insan nüfusu maalesef küçücük bir kesim olacak diye ifade edilmezdi sanırım. Keşke insanlık kafasını bir kaldırsa da geleceğe, yeni gerçekliğe ve bence hepsinden önemlisi ruhsal tekamüle herşeyden çok daha fazla odaklanabilse, keşke...

Alıntı yapılan: Velhasıl, ben hala bu tip siyasi içerik ve tartışmaların zaten milyonlarca yerde yapıldığını düşünerek, bir de burada konu edilip sürdürülmesi taraftarı değilim pek, çok faydalı da bulmuyorum.

Meclisten gayet "içeri" eleştiriler yapmışsın ama bunu inkar etme gereği de duymuşsun nedense.

"Sizin yaptığınız bu boş, sığ siyaset tartışmalarını milyonlarca başkası da yapıyor ve hiçbir işe yaramıyor, niye yapıyorsunuz bunu?" gibi bir eleştiride bulunuyorsun. Yalnız benim buradan çıkardığım sonuca göre, aramızda kafayı siyasetle bozan birileri varsa, başta gelenlerden biri sensin muhtemelen. Siyaset konusundaki birikmiş nefretlerini kusuyorsun gibi görünüyor. Biz bu forumda, Türkiye'de ve dünyada olan bitenlere, parti ve ideoloji gözlüklerini çıkararak bakmayı teşvik etmeye çalışıyoruz. AKP-CHP mevzuları seni çok gerdi ve karamsarlaştırdı belki. İmamoğlu olayı falan? Oralarda takılıp kalmış olabilir misin? Biz oralarda takılıp kalmamak için tartışıyoruz bu meseleleri.

Alıntı yapılan: Yapılan o binlerce, milyonlara sığ siyasi tartışmalar işe yarasa idi şayet
O tartışmaların konusu belli. Ruhsal bir mevzu değil, gayet ideolojik egosal yarışlar. Cümleyi kuruş şeklin, o tartışmaların gayet tarafı olduğunu ve gelişmelerin hiç de umduğun yönde gitmediğini ima ediyor. Ve forumda bu konuda yapılan tartışmalar, belki özellikle benim yaptığım yorumlar da hoşuna gitmiyor çünkü senin siyasi düşünce kalıplarına uymayan yorumlar yapıyorum muhtemelen.