Aklın olmadığı bir yerde, bir varlık yoktur.

Başlatan sevgi_dünyası, 24 Haziran 2011, 21:21:43

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sevgi_dünyası

Tanıklık..

Benim, içinde hiç var olmadığım bir hayatın varlığından söz edilebilir mi?
Yukarıdaki soruyu bir insanın sonra da Tanrının sorduğunu düşünün. Bana göre iki durumda da söz edilemez.

1. Tanrı vardır ve tanımında olduğu gibi her şeyin farkındadır.

2. Zekâ; dünyadaki evrimden pay biçilirse evrenin her yerinde vardır ve sadece bildiğimiz formlarda olması gerekmez
 
3. Hayat buysa eğer, doğmuş olan ve doğacak olan her varlık mutlaka bu evrende yaşamak zorundaydı ve bu durumun bir alternatifi yoktur. Hatta kaînatın içinde tek bir bakteri bile eksik olamazdı.

 
Bir an düşünün; siz yoktunuz. Bu halde yaşam neye benziyordu. Ben tasavvur edemiyorum.
 
Konuyu "adres" açısından düşünürsek eğer; farkındalığı olan tüm varlıkları (büyük- küçük, canlı-cansız, bildiğimiz-bilmediğimiz, maddesel-ruhsal ve değişik yaşam formlarında) bir araya toplayalım. Bu varlıkların her biri sınırlı sayıda adres biliyor olsun. Böyle de olması gerekir. Sonra bilinen bu tüm adreslerin dışında bir adresi olan bir varlık düşünelim. Diyelim ki bu varlığın farkındalığı olmasın ve kendi adresini bilmiyor olsun. Farkındalığı olan hiçbir arlık da onu bilmesin. Şu halde varlığın bir adresi yoktur. Ve bir adresi yoksa kendisi de yoktur diye düşünülebilir.
Buradan da şöyle bir sonuç çıkıyor ki her şeyin en az bir adresi vardır.
Adreslerin toplam sayısı sonsuz olsaydı olan her şey var olurdu. Çünkü her şeyin bilinen en az bir adresi olurdu. Ben bu şekilde her şeyin var olduğunu düşünüyorum.

Farkındalığı olan tüm varlıkların bildikleri adreslerin toplamı sonsuzdan farklı mıdır? Bu soru bizi evrenin büyüklüğünün sonsuz olup olmadığı sorusuna götürür. Evrenin hareketinin kaynağı olan Tanrı, eğer sonsuz sayıda adres biliyor ise kaç tane adres bildiğini bilemez veya tüm adresleri bilemez gibi düşünceler akla gelebilir; fakat Tanrı adres sayısını hem sayılabilir hem de sayılamaz yapabilir. Ona göre üstesinden gelinemeyecek bir mesele yoktur.


Önerme: #8213;Bilinmemek var olmaya engel değildir.


Cevap :Bu önermeye göre bilmek, gerçekliği sadece doğrular. Oysa ben farklı düşünüyorum bu kanıt (varlığın kanıtı) gerçeğin kaynağındadır. Bu durumda idealizmle materyalizmin karşılaştığını görüyoruz. O halde size bir örnek vereyim:

X Şehrinde unutulmuş yaşlı bir kadın vardır. Bu kadının her türlü ihtiyacı karşılamaya yetebilecek kadar donanımlı bir evi olsun, kapısı 30 yıl boyunca kapalı olsun. Hiç kimse onun varlığını 30 yıl boyunca ne hatırlasın ne sorsun ne de düşünsün; çünkü 30 yıl önce öldü bilinsin, yani tamamen unutulmuş olsun. Sonra bu kadın ortaya çıkıp desin ki, "bakın siz bilmiyordunuz ama ben vardım. Ben kapılarımı kapatıp evimde yaşıyordum." İnsanlar da desinler ki, "Evet haklısın bizim hiç bilmiyor olmamıza karşın sen gerçekten varmışsın."

Bu iddiaya birkaç açıdan cevap verebiliriz:

1) Kadın bir kedi beslemektedir ve kedisi ona tanıklık etmiştir. Kedi bu tanıklığını kendi yöntemlerine göre ve doğa yasalarına göre, o kedi hiç dışarı çıkmamış olsa bile atmosferle ya da başka bir yolla milyonlarca atomla etkileşime girdiğinden fiziksel olarak bize ve sonuç olarak tüm olayların yazılı olduğu tarihe aktarmıştır. Ama biz bu aktarımdan o kadının varlığı şeklinde bir sonuç çıkaramamışızdır, çünkü
bunu anlayabilmemizi sağlayacak bir teknolojik donanımı kurmamışızdır ve böyle bir uğraşımız yoktur.

2) Kadının varlığını görebilecek bir canlı yok bile olsa içinde zekâ formları taşıyan cansız varlıklar ona tanıklık etmiştir ve onlar da tanıklığını kendi yöntemlerine göre ve doğa yasalarına göre bize ve tarihe aktarmıştır. Ama biz bu aktarımdan o kadının varlığı şeklinde bir sonuç çıkaramamışızdır. Çünkü bunu anlayabilmemizi sağlayacak bir teknolojik donanımı kurmamışızdır ve böyle bir uğraşımız yoktur.


3) Kadın söylediğim kedi veya diğer tüm bu varlıklarla etkileşime girmeyen madde formlarından yapılı ise Tanrı ona tanıklık etmiştir. O'nun bilgisi dışında olan bir şey yoktur.

 

isiklidusler

#1
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sevgi_dünyası

Tanıklık..

aklın olmadığı yerde bir varlık yoktur;

aklın olmadığı yer var mı?
varlığın olmadığı ve var olmadığı
varlık'ın yok olduğu yokluk, var mı?
var olmanın varolmadığı -varlık-

Alıntı YapBenim, içinde hiç var olmadığım bir hayatın varlığından söz edilebilir mi?

düşünelim;
şunu da belirtelim;
hiç olmamanız halinden mi hayat-varlık buldunuz?
olmadığınız bi geçmiş ve yokluk vardı da varlık'a doğdunuz, oluştunuz-başladınız (yokluktan-olmamalıktan ve olmamanız halinden başlama yaptınız;) var-lık buldunuz;

bu durumda/durumlarda;
kendi olmamanız halinizin geleceğisiniz-geleceği olursunuz;
geçmişi olmayan bi yokluğun ggeleceği ve varolması; ,
kendi yokluğunuzun geleceği ya da
yokluğunuzun var olması
yok olmanız (gelecekte)halinde ise geçmişiniz var olur; geçmişte var olmuş olursunuz; kendi yokluğunuzun geçmişinde varlık olarak yokluğunuz geçmişini deneyimlemiş olur;

Alıntı YapYukarıdaki soruyu bir insanın sonra da Tanrının sorduğunu düşünün. Bana göre iki durumda da söz edilemez.

Tanrı bile başlangıcını-başlamasını-kaynağını bilemez; Kendisi kendi olarak vardır- bunu bilir;

Tanrı kendi yok ve var edemez;

Alıntı Yap3. Hayat buysa eğer, doğmuş olan ve doğacak olan her varlık mutlaka bu evrende yaşamak zorundaydı ve bu durumun bir alternatifi yoktur. Hatta kaînatın içinde tek bir bakteri bile eksik olamazdı.

güzel tespit;

Alıntı YapBir an düşünün; siz yoktunuz. Bu halde yaşam neye benziyordu. Ben tasavvur edemiyorum.

yukarıda yanıtladım;
 
Konuyu "adres" açısından düşünürsek eğer;

"Kımıldamadığı, başlamadığı, doğmadığı ve göçmediği için aynı şey olarak, aynı şey içinde kalarak, kendi kendine yatar." - Parmenides
"Var olanın dışında 'başka' olmayacaktır" - Parmenides
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1478

mekan üzerine düşünüyorsunuz; varlığı nvar olduğu yer, olduğu yer; nerede? nasıl? başka yer var mı? başkalık var mı? kendinden nereye gider?

Tanrı ona tanıklık etmiştir. O'nun bilgisi dışında olan bir şey yoktur. [/quote]

Tanrının tanığı kim ya da maharaj'ın dediği gibi "yine kendinizi böldünüz- tanrı ve tanık diye;"