Kaçırılmalar, saldırılar vs.

Başlatan Majisyen, 20 Ocak 2015, 20:24:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Majisyen

Az önce eski celseleri okuyordum ve bir cümleye rastladım.K'lar cevap olarak vermiş.Harfi harfine aynen buraya aktarıyorum.

C:Umarım şimdiki cümle sizi rahatsız etmez.Sizden daha fazla güce sahip herhangi bir KH varlığı, eğer isterse, herhangi büyük bir sıkıntı çekmeksizin sizi "görev yapamaz" hale getirebilir.Ve bu oldu da.

Bu yanıt gerçekten kafamı karıştırdı.Bu durum, üçüncü yoğunluk varlıkları olarak yapabileceğimiz bir şey yok manasına gelmiyor mu?Ayrıca bu bir çelişki değil mi?Celseleri yapanları hemen imha edebilirler bu durumda.Ben mi yanlış anladım ya da başka bir şey mi var burada.Forumdaki herkesin görüşlerini bekliyorum.Bu durumda yapabileceklerimiz nelerdir?Sizler neler düşünüyorsunuz?
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

maiterya

#1
Bu bence sürekli olmakta,iş yapabilecekler doğduğu andan itabaren izlenip çoğu inaktif halde tutulmkta zaten,şimdilerde insanları işe,eğlenceye.kişsel zaaflarına uygun şeylere yönlendirip burda boğmak sonuçta kendilerine dönebilecekleri,düşünebilecekleri zaman bırakmamak ve sadece robot olarak kalmalarını sağlamakta dikkatimi çeken bir yöntem.Kaçırımlar,çip yerleştirmeler,üzerine birini salmak,negatif enerjiyle sarmalayıp bunalıma sürüklemek,intihara sürüklemek,em bombardıman,bilgi bolluğu içinde desenformasyon,sahte spritüel mesajlar yada ninniller....sayısız hile.
 

Majisyen

#2
Demek istedigimi anlatamadm herhalde.Bu söylediklerine zor da olsa direniliyor.Benim aktardigim cumlede sanki bir tuşa basarcasna saldrdan bahsediliyor.Yani isteseler hemen bizi imha ederler.O halde neden gruptakileri imha etmiyorlar.3. Yogunluk imtihanınin anlami ne o halde.Nasil olsa bize göre ezip  gecici gucte KH bu mantiga göre.Uyanan herkesi imha ederler olup biter.Sordugum şey buydu.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#3
"Yapabileceğimiz hiçbir şey yok" aşırı karamsar bir çıkarım olur sevgili Majisyen. K'lar siz "güçsüzsünüz" demiyor ille de.

Bir de "göreve" vurgu yapıldığına göre burada herhangi bir insandan veya insan grubundan ziyade Laura ve ekibine ve belki genel olarak "gezgin" veya "ışık ailesi" diye tanımlanan birey ve gruplara yönelik bir yorumda bulunulmuş sanki. Çünkü insanlara yol gösterme "görevinde" bulunan veya bulunması beklenen gruplar ima ediliyor. Güç dediğimiz şeyin bilgi ve farkındalık düzeyi ile yakından bağlantılı olduğunu da biliyoruz. Kasyopyalılar sürekli "Bilgi/Farkındalık Korur, bilgisizlik/duyarsızlık sizi tehlikeye sokar" diyor. Genel olarak insanları ve özellikle bu tür grupları KH saldırılarına karşı en zayıf kılan şey, bu güçlerin varlığı ve yapabilecekleri konusunda bilgisizliktir. Çünkü saldırılar en çok "beklenmediği" zaman etkili olur. Saldırıların amaçları da kabaca bellidir. Lokal olarak belki belirli bir faaliyeti veya çabayı engellemeye yönelik olabileceği gibi, genel olarak saldırı altındaki bireyi asimile etmeye, yani KH frekanslarını artırmaya yöneliktir geniş açıdan.

İnsan bunu bildiği zaman psişik olarak tedbir alır. Yaptığına, ettiğine, olan bitene dikkat eder. Saldırı olacaksa da işaretleri erkenden fark edilir ve olası saldırının etkileri çok büyük ölçüde azaltılmış olur. Çünkü saldırı hiç beklenmediği bir anda meydana geldiği zaman çok yıkıcı sonuçlar doğurur. Hani sıkça denir ya, "ne olduğundan ziyade, bizim ona nasıl tepki verdiğimiz önemli" diye. İşte, gaflet içindeyken, hiç beklemediğimiz ve belki de çok kritik bir anda uğradığımız saldırılar bizde çok daha büyük bir travma yaratır ve dolayısıyla saldırı o derecede "etkili" ve "başarılı" olur. Cesaret kırılır. Özgüven azalır. İnanç ve umut zayıflar. Ama daha gelişim sürecinde farkına vardığın saldırı seni o kadar yıkmaz. Hazırlıksız yakalanmazsın. Önemli derecede tedbir alırsın ve böylece hem saldırının etkisi azalacağı gibi kendine güvenini ve BH kutbiyetini daha da fazla artırma motivasyonu da bulursun.

Ve tüm KH saldırılarının "genel" amacının BH güdülerini ve davranışlarını zayıflatıp KH güdülerini ve davranışlarını artırmak olduğu düşünülürse, eğer biz tam da bu amaçla dizayn edilmiş bir düzenin içinde yaşadığımızın farkındaysak ve niyetimiz BH kutbiyetimizi güçlendirmek ve daim kılmaksa, o zaman o kutbiyeti güçlendirmeye, frekansları korumaya çok daha büyük bir özen, dikkat ve çaba gösteririz.

Bilgini ve farkındalığını geliştirme çabası, bizi takip edip desteklemeye, rehberlik etmeye çalışan pozitif üst seviye varlıklarla bağlantımızı da artırır. Korunmaya ihtiyaç duyduğunu düşünmezsen, yardıma ihtiyacın olduğunu da düşünmezsin. Ama eğer nasıl birşeyin içinde yaşadığını biliyorsan, BH yönünde kutbiyetini artırma çabasının da mutlaka saldırı çekeceğini biliyorsan, o zaman BH kutbiyetini güçlendirmek için, kendi yüksek benliğimiz başta olmak üzere, bizimle muhtemelen ilgileniyor olan üst seviye pozitif varlıklarla ve belki kendi etrafımızda bize yardımcı olabilecek birey ve gruplarla da psişik bağlantımızı artırmaya motive oluruz.

Son olarak, elbette ki KH varlıkları çok kararlı ve etkii bir şekilde saldırırsa, bizi gerçekten çok zor duruma sokabilirler. Ki dünyanın haline baktığımızda, hergün içinde yaşadığımız koşullara bakıldığında zaten KH güçlerinin bizi hiç azımsanamayacak bir seviyede köleleştirmiş olduklarını, bizlere sürekli işkence ettiklerini de görebilirsin. Normalde üst seviye BH güçleri onlara bir düzeyde müdahale ediyor ama KH'ler de oyunu kuralına göre oynamanın yollarını buluyorlar. Yani "özgür iradeyi etkileyerek". Yani bizler nsanlık olarak KH baskı ve işkencelerine boyun eğdiğimiz sürece, özgür irademizle bu durumu kabullendiğimiz sürece, BH güçlerinin bu durumu değiştirmek gibi hakları ve lüksleri olamaz. Özgür irade öyle birşey. İki tarafı keskin kılıç... Senin lehine de çalışabilir, aleyhine de ve bunu belirleyecek olan da sensin sonuçta.

KH güçleri özgür iradeyi ihlal ederek yaptıkları saldırıların kendilerini zora soktuğunu biliyorlar. Bu durum karmik yük oluşturuyor çünkü. Ama insanları içine düşürdükleri berbat duruma "ikna" ettiklerinde bunun karması çok daha düşük oluyor. Özgür iradeyi gözetmeden yaptıkları müdahaleler onların yolunu zora sokuyor. Çünkü hayatın doğası özgür iradeye çok önem veriyor ve koruyor biz her ne kadar bu işin inceliklerine ve derinliklerine vakıf olmasak da.

Aslında celslerde bu konu da geçiyordu. Yani Laura soruyordu, "Madem 4KH bizden daha güçlü, neden gelip bizi ortadan kaldırmıyorlar?" gibisinden bir soru. K'lar da 4KH'nin böyle birşey yapması durumunda kendi geleceklerini daha fazla tehlikeye sokacaklarını bildiklerini söylüyorlardı. Çünkü Laura ve ekibi sahip oldukları bilgi ve farkındalık düzeyi itibariyle özgür iradelerinin farkına varıp onu etkili bir şekilde kullanma düzeylerini çok artırıyorlar. Yani onların "özgür iradesi", sıradan / ortalama insanların "özgür iradesinden" çok daha güçlü, çok daha etkili. Ve dolayısıyla o nitelikteki özgür iradeyi ihlal etmenin karmik neticeleri de KH'lere çok daha pahalıya patlayacaktır.

Bilgi ve farkındalık arttıkça "varlık" ve "güç" de artıyor. KH varlıkları da yapacakları saldırıları mümkün olduğu kadar özgür iradeyi ihlal etmeden yapmak için, ilgili birey ve grupların zayıf noktalarını araştırıyor. En etkili olabilecek koşullarda da operasyona başlayarak o şahsın veya grubun kendi zayıflıklarının, dikkatsizliklerinin, egolarının kurbanı olacakları senaryolar yaratıyorlar. Yani saldırıların etki gücü, bilgisizliğin, dikkatsizliğin ve egonun seviyesiyle de yakından bağlantılı. Ama bu şekilde belirli bir başarı sağladıklarında bile, eğer saldırıya uğrayan şahıs veya grup yeterince BH kutbiyetine sahipse, uğradığı saldırının etkili olmasına neden olan kendi açıklarının, zayıflıklarının farkına vararak onları geliştirme şansı bulmuş oluyor. Yani hayat herkesi herkese hizmet ettiriyor bir şekilde. En olumsuz deneyimlerden bile önemli faydalar sağlanabiliyor.

Konunun istediğin yönü üzerinde daha ayrıntılı durup farkındalığımızı derinleştirmeye çalışabiliriz.

Majisyen

#4
Buyuk olcude tatmin edici bir cevapti sevgili bozadi.O acidan gorememisim.Fiziksellige fazla odaklanmis olmaliyim dusunurken.Yani diyorsunki yeteri kadar bilgimiz varsa savunma gucumuz bir kertişin saldiri gucunden az degildir örnegin. Kulaga makul geliyor.Anladigim mantıken dogru mu?
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Buyuk olcude tatmin edici bir cevapti sevgili bozadi.O acidan gorememisim.Fiziksellige fazla odaklanmis olmaliyim dusunurken.
Ben de çoğu zaman fizikselliğe fazla odaklı kalabiliyorum Majisyen. Zihnimin bir bölümü herşeyi ruhsaldan ziyade gündelik fiziksel koşullarımız açısından düşünmeye zorluyor beni. Karamsar ve endişeli bir halde oluyorum o düşünce kalıbının etkisi altına girdiğimde. Ki bu da egosallığın bir sonucu aslında. Bu durumu çözümlemeye çalışıyorum. Ve örneğin böyle bir konuyu tartışıyor olmak da çoğu zaman o konuda hem kendi sorunlarımı analiz edip çözümlememe yardımcı oluyor, hem de ilgilenen diğer herkesin üzerinde düşünebileceği birşey paylaşılmış oluyor. Bu açıdan, merak ettiğin bu hususu gündeme getirip fikir rica etmiş olmandan memnuniyet duydum. Teşekkür ederim.

Şunu da belirtmek isterim ki, benim bu kaynaklara dayalı olarak getirdiğim açıklama önerisi, gündelik hayatta başımıza gelen veya gelebilecek olan herşeyi açıklamaya yetmez elbette.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Yani diyorsunki yeteri kadar bilgimiz varsa savunma gucumuz bir kertişin saldiri gucunden az degildir örnegin. Kulaga makul geliyor.Anladigim mantıken dogru mu?
Evet, kabaca öyle bir çıkarımda bulunmak mümkün sanırım. Her ne kadar şu an için bizim genel bilgi düzeyimiz bir Kertiş'inkinden ve hatta bir Gri'ninkinden daha yüksek değilse de (onlar 4. sınıf, biz 3. sınıf), bir saldırının etkisini azaltma veya pasifize etme bağlamında, sahip olduğumuz bilgiler son derece etkili olabilir.

Her tür bilgi edinme çabası da insanın ruhunu daha uyanık ve daha dikkatli hale getiriyor, güçlendiriyor anladığım kadaryla. Ama bu yoğunluk realiteleri, KH-BH realiteleri, saldırı ve müdahale realiteleri ve nasıl birşeyin içinde yaşıyor olduğumuz, neden burda olduğumuz, neden bunları deneyimlemekte olduğumuz konusunda bilgi ve sezgi sahibi olmak ve buna dayalı olarak da BH güdülerini korumaya daha fazla özen göstermek, olası saldırılar konusunda dikkatli olmak, havayı koklamak, işaretleri gözetlemek, inancını yoklamak, onaylamak, yüksek benlikten ve bizleri gözetliyor olabilecek üst seviye BH varlıklarından yardım talep etmek çok faydalı olabilir. Sandığımızdan çok daha fazla yardım alıyor olabiliriz ve bunların çoğunu fark etmiyor olabiliriz. Yardımlar da çoğu zaman tıpkı çoğu saldırı gibi çok incelikli şekillerde gelir; mümkün olduğu kadar bireysel özgür iradeyi ihlal etmeyecek şekilde. Biz şahsen bir 4KH varlığıyla "güreşemeyiz" ama sahip olduğumuz farkındalıklar ve BH kutbiyetimizin o anki durumu ve buna dayalı olarak çektiğimiz (davet ettiğimiz / izin verdiğimiz) yardım ve gözetim faktörleri KH varlıkları için şu veya bu düzeyde "caydırıcı" etki yapabilir.

Ama içinde bulunduğumuz koşullar itibariyle, özgür irademiz ihlal edilemez diye birşey olmadığını görüyoruz. Öncelikle bizler BH varlığı değiliz. BH kutbiyetimizi artırıyor olabiliriz ama uyum sağlamak durumunda olduğumuz toplumsal dinamiklerin ve kitlesel seçim ve karmik yüklerin de bir neticesi olarak, bizler teknik olarak hala birer KH varlığıyız. Yani KH kutbiyetimiz BH kutbiyetimizden hala daha fazla. Bunu anlamak, ayırt etmek çok zor olabilir bizler için. Kendimizi toplum geneliyle karşılaştırıp bu konuda farklı bir yerde görebiliriz kendimizi ve BH olduğumuzu düşünebiliriz, ama bu doğru değil. "Nispeten" doğru olabilir ve "kesinlik" açısından bakılırsa bu doğru değildir. Balığın içinde bulunduğu suyu ayırt etmemesi örneğinde olduğu gibi, bizler de ne kadar çok KH düşünce ve duygu kalıbı içinde olduğumuzu çoğu zaman ayırt edemeyiz. KH ille de şiddetli ve somut bir negatif eyleme dönüşmek zorunda değildir. KH illa başkasına yapılan birşey değildir. Öncelikle bizimle hayat arasındaki bir bakış, seçim ve kabulleniş modudur. Belki bu veya başka bir başlık altında gerçek bir BH varlığı olmanın ne anlama geldiğiyle ilgili bir örnek tasavvur etmeye çalışabilir ve bu konudaki farkındalığımızı geliştirmeye çalışabiliriz.

KH kutbiyetimiz BH kutbiyetimizden henüz daha fazla olsa da, BH kutbiyetimiz KH kutbiyetimizden çok daha hızlı, güçlü ve etkili bir şekilde artıyor olabilir. Öyle olduğu veya bunun en güçlü olduğu zamanlarda "adeta" bir BH varlığına benzeyebiliriz. "Melek" olabiliriz ama bunun henüz kesintisiz devam edemediği gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekecektir eninde sonunda. Zaman zaman gerçek BH "sızıntıları" deneyimleyebiliriz. Ama burada "geçicilik" faktörüne dikkat etmek gerekiyor. Tabi ki bu güzel birşey, tabi ki bizim iyiliklerimiz kötülüklerimizden çok daha fazla olabilir ama bu BH varlığı olmak anlamına gelmiyor otomatik olarak. Hayatımızda deneyimlediğimiz en yüksek, en saf pozitiflik hali şüphesiz ve kesintisiz hale geldiği zaman BH olacağımızdan bahsetmek mümkün olabilir belki.

Farkında bile olmadığımız ve çoğu zaman büyük ölçüde pasif bir şekilde mevcut bile olsa KH duygu ve düşünce kalıplarımız, kabullerimiz vardır. Bu KH'likler ille somut bir negatiflik/zararlılık olarak tezahür etmek zorunda değildir ama mevcuttur, erişime hazırdır. Ondan bir anda arınmak mümkün olmayabileceği gibi tavsiye edilebilir de olmayabilir. Çünkü alışageldiğimiz yaşam biçiminde, toplumsal ilişkilerde, yani tüm hayatımızda da KH kutbiyeti BH kutbiyetinden daha fazla. Üstelik KH potansiyelimiz her zaman pasif de kalmıyor bildiğimiz gibi. Şiddetli negatif düşünce ve duygu kalıplarını etkinleştirebiliyor ve buna göre davranabiliyoruz. Yani KH kutbiyetimizin BH kutbiyetimizden açıkça daha etkin olduğu pek çok durum deneyimleyebiliyoruz günlük yaşamımızın akışı içinde. Bunlar da saldırılar veya müdahaleler veya programlamalar için birer imkan yaratabiliyor üst düzey KH varlıkları için.

Bu forum üzerinde ele aldığımız konuların, tartışmaların, geliştirmeye çalıştığımız işbirliğinin bilinç düzeyimizi ve BH kutbiyetimizi artırmasını umuyoruz.

Majisyen

#6
Ben de tesekkur ederim.Gercekten şurada tartıştklarimiz inanilmaz faydali oluyor.Başlik acmadan once cok ise yarayacagini dusunmuyor insan.Farketmesekte ag baglantisi cok şey degistiriyor.Bu da yardimin da en az saldirilar kadar incelikli bir sekilde geldiginin gostergelerinden biri bence.Bu sekilde farkindaligimizi ve bilgi durumumuzu genisletmek suretiyle psişik bir savunma duvari olusturuyoruz.Aramizda konusmamiz bile en azindan kendi adima konusmam gerekise moralimi, motivasyonumu yukseltiyor.Baska sorusu olan arkadaslar da lutfen yazsinlar bu tartismalardan cikacak sonuclar hepimize faydali olacaktir.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Tgur

#7
Sorulan çok yerinde .Bozadimizin cevapları ise fevkalade (acaba gençler bu terimi kullanıyor veya anlıyor mu),şahaser desem belki eşdeğer olur ,

Şunları ilave ediyorum ,
Kh  toptan bahsi geçenleri neden yok etsin ,herşeyden evvel bu bilgilere takılıp ağ çalışması yapan yoluyla farkındalıkta bir çentik ileri gitmişlerin envanteri her zaman elinin altında oluyor ,
Farkındalık yolundaki ileri gitmişlere saldırı metodlarını tahlil ve araştırma için bundan iyi done olur mu,
Toptan yok ettiği bölüm, 4 yoğunlukta kendisi ile aynı bilinç seviyesi ve avantajlı durumu ile karşısına çıkıp mücadele etmiyecek mi, zira onlar farkındalık kazandıklarından önlerinde kuzu gibi boyunlarını eğmeyeceklerdir,

4 KH için büyük tehlike..

Kendime ve aileme bakıyorum, saldırıların çeşitleri ile adeta dans etmeye başladık,
Erişkin stille başladık ,evvelce biraz anlatmıştım ,o hastalığı yok etmenin bir tedavi yolu (immuna supresif)bağışıklığı bastıran ilaçlar kullanmaktı ,geçen sene sonunda bağışıklık bende 0 olduğundan her zaman temasta olduğum hastaların birinden zatürre mikrobu aldım ve yoğun bakıma düştüm ,yoğunluk değiştirecekken biraz da tedavide kendi bilincimi kullanıp bir aylık mücadele ile sıhhatime kavuştum ,kaybettiğim hareket kabiliyetini tekrar kazanmak için spor salonunda çabalarken duşa giden yoldaki halıya takılıp sağ omuzum üzerine düştüm ve omuz adelelerim yırtılmış, ameliyat için zaman ayarlamaya çalışıyordum ki bu sefer eşim düşüp kalçasını kırdı ve platin çivi taktırdık ,bir ay geçti koltuk değneği ile yürümeye başladı yakında onlardan da kurtulacak,

Velhasıl bahsettiğim dansı adımlarımızı çarpıtmadan sürdürmekle meşgulüz..

Bu durumda olanlardan pes deyip kh esiri mi olduk ,hayır ,başka saldırı nedir nasıl olacak bekliyorum ,mutlaka boyutu ve tarzı hakkında gelişmişlik olmalı zira üzerimizde oldukça detaylı araştırma yapılmıştır..



bozadi

#8
Karı-koca başınıza gelenleri neredeyse dehşet içinde okudum Tgur. Eşim maskesiz de okuyor bunları şu anda ve o da çok üzüldü, geçmiş olsun dileklerini iletiyor.

Ayrıntısına giremeyecek olmakla birlikte ben, eşim ve ailem de geçen aylar içinde çok ciddi saldırılara uğradığımızı çok iyi biliyoruz. Karşılaştırmak gibi olmasın, küçük çaplı kazalar da var bunun içinde. Birkaç ay önce bisikletten düşüp dirseklerimi ciddi şekilde incittim, sol dirsekte devam eden hafif bir rahatsızlık dışında yaklaşık 1 ayda büyük ölçüde düzeldi. maskesizin bir yandan sol elinde şiddetli ağrı ve uyuşmalar oluyor ve zaman zaman atel denen elliklerden takması gerekiyor. Bir gün de benim bir dikkatsizliğim sonucu ayağını feci şekilde incitti bir birkaç hafta topalladı adeta. Ve iş yerinde de ortağı tarafından yaklaşık 50 bin TL civarında borçla ortada bırakıldı. Bu ve buna benzer çeşitli fiziksel, mali, sosyal ve manevi bakımlardan çeşitli saldırılara, yaralamalara, darbelere maruz kalarak hayatımızı sürdürüyoruz.

Umarım ki tüm bu çektiklerimiz boşuna olmaz. Kaybettiklerimizle karşılaştırılamayacak büyüklükte ruhsal ilerlemeler kaydederiz. Yüce hayat tüm sevgisi ve gücüyle seninle, eşinle, tüm ailenle ve her birimizle, hepimizle birlikte olsun, rehberliğini eksik etmesin.

Majisyen

#9
Hepinize geçmiş olsun diyorum.Bu konularda farkındalık arttıkça daha da dikkatli olmalıyız saldırılara karşı.Ama bazen böyle oluyor.Neticede insanız hepimiz ve pek çok zaaflarımız var.Fakat uzun vadede bunların hepsinin meyveleri toplanacaktır düşüncesindeyim.Örneğin o an kötü olan bir olaya on yıl sonra dönüp baktığımızda belki de gülüp geçeceğiz.Ayrıca hepiniz dikkat etmişsinizdir saldırılar her yerde korkunç derecede artmaya başladı.Putin gibi küresel hegemonya güçlerine direnenleri köşeye sıkıştırmak için petrol fiyatlarını kukla Arap ülkeleri vasıtasıyla düşürüyorlar, akıllarınca Rusya'ya "ders" vermek istiyorlar.Üstelik bunu da demokrasi ve insanlık adına yapıyorlar.Her ne kadar ellerinden geleni ardlarına koymasalar da küresel güçler için meydanın o kadar da boş olmadığını düşünüyorum.KH karadelik olmaya giden bir yoldur, dolayısıyla kendi kendilerini yok edeceklerdir.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Tgur

#10
Teşekkür ederim sevgili Bozadi ve Maskesiz ve Majisyen başımıza gelenleri yadırgamayacak duruma geldiğimizi sanıyorum,ancak hadi biz bu gezegende biraz uzun kaldık,farkındalıkla ve geçen zamanla nasırlaşmış hadiseleri değerlendirmemiz var, ama siz gençlerin başına gelenleri gördükçe içimizin sızlamaması mümkün değil , nasırlaşmış diyorum ,özellikle eşimin ameliyatlarla buluşması onu falan bulur belki de geçer ,çünkü onun çok çok eski bir ruh olduğunu biliyorum ve benim gibi birini dengelemek ve dünya platformuna yapıştırma görevi var ,zira yaşantımda sık sık yerden havalandığımı bilirim ,her seferinde o  beni bu dünya kh gerçeklerine  adapte etmeyi bilmiştir.

Bunların ,yani kh saldırılarını tek bir sahnede, farkındalık yollarına sadece gidenlere tuzak olarak düşünürsek yine bilinçte geri kalırız demekteyim . çünkü alabildiğimiz bilgi yolları ile dolu dağarcığımız, başımıza gelenleri kuantum perspektifinden çoklu sebepler yelpazesinde görmemizi sağlıyor, şöyle ki,

Karma ödentisi olabilir

Paralel hayatlardaki diğer yaşantılarımızın etkisi olabilir

Bir öğreti olabilir ,gerçekte anlayışım ,her gelen iyi veya kötü şeklinde adlandırdığımız olay, bir öğreti unsurudur,"oluşan her şeyin bir sebebi vardır" sözünü destekleyen durum,

Kaderi plandan sapılmışsa, planın öngördüğü yola doğru bizi itmektedir,

Başka büyük bir tehlikeden bizi alakoyacaktır,

Bizleri izleyen yakınlarımıza veya çevredekilere bir bilgi açılımı sağlayacaktır,

Varsa hakkımızda kötü düşünenlerin düşünsel durumlarda kendi kısır sebeplerine göre ferahlama ve takıldıkları kara delik yollarında bir sabitleme sağlıyacaktır, bu istediğimiz bir durum değildir ama maalesef etrafımızda takıntılı bilinçlerin çoğunlukta olduğunu bildikçe ve onları bu takıntılarından kurtaracak birşeyler yapamamanın üzüntüsünü duyarak bu noktayı işaret ediyorum,  misal "ritüel yapmıyorlar ondan başlarına bu belalar geliyor", konu bu noktaya gelince ,ritüeli ilahlaştıran ve bir araç değil amaç haline getiren anlayışdan bahsediyorum ,tabiiki bu anlayış, bir dezenformasyon neticesinde sonuçları da korkutucu , cezalandırıcı  gerçeğe bağlayıp ,takıntılı durumu kilitleyen fasit bir daire haline getirmekte ve kişiyi ilerleyemez bir bilince sokmaktadır..
Artık bu noktadan sonra oluşan her şey bu fasit daire gözlüğü ile görülmektedir.

Sevgi ve esenlik dilekleri ile..


bozadi

#11
Evet, başımıza gelen olumsuzlukların ille de sadece bir saldırının neticesi olduğunu düşünmek eksik ve yanlış bir yaklaşım olabilir.

Kendi açıklarımız, eksiklerimiz, yanlışlarımız söz konusu olabilir, karmik etkiler olabilir. Veya bu tür pek çok etmenin bir karışımı olabilir.

Ritüel konusundaki görüşlerine katılıyorum Tgur. Dinsel veya başka herhangi biçimdeki yapısallaşmış ritüelleri kesin bir koruma ve ilerlemenin veya bir cezadan kurtulmanın tek yolu gibi görmenin çok aldatıcı olacağına inanıyorum.

Çünkü dinlerin ve evrenle ilgili bir anlayış ve yorum sunan herhangi başka belirli bir ideolojinin perspektifinde, söz konusu ideolojinin üyelerine bir yandan bazı bilgi ve olumlamalar sunulurken, bir yandan da pek çok bilgi eksikliği ve hatta sapmış bilgiler ve elitizm / ayrıcalık / üstünlük duygusu yoluyla potansiyel olarak KH kutbiyetini destekleyici etkiler yapılmaktadır bana göre. Her zaman dediğim gibi, dinlerde BH potansiyeli de, KH potansiyeli de vardır, her ne kadar genel olarak KH potansiyelinin baskın olageldiğinden emin olsam da.

İçimden bir ses, bizim de kendi anladığımız, inandığımız, güvendiğimiz evren/varoluş anlayışına göre belirli inanç değerlerini elden geldiğince düzenli bir şekilde hatırlama, tekrarlama, daha derinlemesine kavramaya çalışma, böylece farkındalığı ve eylemleri giderek derinleştirme yönünde somut bazı adımlar atabileceğimizi söylüyor. Yani kendi inancımızı kendi ellerimizle şekillendirme ve dünyadaki hayatımıza uygulama yönünde adımlar atabiliriz. İnancı şekillendirmek derken, bizim varoluşla ilgili bilgi ve farkındalık düzeyimizin de elbetteki tamlıktan ve mükemmellikten henüz uzak olduğunu kabul ederek, sadece eldeki en iyi bilgilere ve en güvendiğimiz sezgileremize dayalı olarak, şu anda varabildiğimiz, güvenebildiğimiz, sevdiğimiz en somut çıkarımlara dayalı olarak, belirli ortak uygulamalar, tekrarlamalar, onaylamalar ve buna dayalı işbirlikleri gerçekleştirebiliriz diye düşünüyorum. Müsait oldukça bu konudaki fikirlerimi daha ayrıntılı, daha derinlemesine paylaşacağım.