Başka bir başlık altından buraya taşınan bir tartışma konusu

Başlatan bozadi, 13 Mart 2022, 15:57:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

3'ten 4BH'ye mezun olmak için %51 BH seviyesine ulaşma gerekliliği/koşulu olması, en azından bu bağlamda yoğunluk düzeyi ile BH kutuplaşma düzeyi arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu gösteriyor. 4'ten sonraki yoğunluklara BH olarak mezuniyetin de yine BH kutuplaşma düzeyinin artmasıyla doğrudan ilişkili olduğu anlaşılıyor. Yani bilgi/öğreniş denen şey temelde BH düzeyinin artmasına hizmet eden birşey. Dolayısıyla yoğunluk seviyeleri ile kutuplaşma düzeyi arasında doğrudan bir ilişki var gibi görünüyor.

"3BH" gezegenlerin/medeniyetlerin "uzun dalga döngüsü"yle ilişkili olduğunu sanıyorum. Kısa dalga döngüsünde de varsa, onların BH düzeyinin %51'in altında olmasına rağmen KH kutbiyetlerinin pasif, BH kutbiyetinin etkin olarak çalışması olasılığı geliyor aklıma (uzun dalga döngüsündeki 3BH için de aynı prensip geçerli olabilir).

Qui-gon jinn

Katılmadığım noktalar var ama İtiraz etmeyeceğim, yeterince anlaşılmıştır artık diye düşünüyorum. Farklı algılarımız, bakış açılarımız var. Keşke ikimizden farklı bakış açılarınıda bu başlık altında görebilseydik, lakin henüz yazan olmadı maalesef...:(

Hayırlısı artık, ne diyeyim, sevgiler olsun kardeşim.

gerçek tosun paşa

Evet hatırladığım kadarıyla BH kutuplaşmasının %51 olması yeterliydi fakat burada önemli olan soru BH kutuplaşması nasıl yapılır olmalı. Cevap basitçe bilgi ve bilginin belirli bir düzeyde pratikte kullanılmış olmasıdır. Bunun detayındaki ana tema kişinin içinde bulunduğu küresel süreç ve sistemden duyduğu bilinçli rahatsızlık olarak özetlenebilir.

KH adayı olmak için ise yanlış hatırlamıyorsam daha yüksek oranda bir bilgi ve yüzde olarak çok daha yüksek bir KH kutuplaşması gerekir diye düşünüyorum. Sonuç olarak 4Y BH mezuniyeti zorluk açısından daha kolaydır.

Bozadinin dediği gibi 3BH gezegenlerin çok çok büyük bir kesimi uzun döngü sürecinde yer alıyor gibi düşünüyorum. Elbette bizim gibi kısa döngüde de 3BH örnekleri vardır ama sayılarının bir hayli düşük olması daha olasıdır.

İlüzyon delinmesi gereken bir perde olduğu için bence çok önemli ama deneyimin kendi algoritmasını oluşturduğu içinde varlığı çok önemli. BH olmanın yaratıcı KH olanın  yaratılmış olanı manipüle edici taraf olduğunu aklımızdan çıkarmamak gerek. Yani 3Y ilüzyonu bir realitedir. 3Y reenkarnasyonlarının ilerleyişi açısından elzemdir fakat ilüzyonlar kozmik olanlarla sınırlı değildir. 4KH güçleri de bu ilüzyonları kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme ve 3Y için mükemmel hedef çarpıtma ustalarıdır.

Açık konuşmak gerekirse tüm bunlardan habersiz olanların referans alacağı şeyler kadim zamanlardan beri doğa-insan-kozmos ilişkisini inceleyerek yola çıkılabilecek tümdengelim tarzı mantıksal süreçlerle yapılacak felsefelere dayanır diye düşünüyorum. Modern psikanalizden antik felsefeye kadar çığır açan tüm bakış açılarının referansları büyük oranda bunlar oluşturduğunu düşünüyorum.

Doğa doğal seleksiyon üzerine kuruludur. Bu kısa döngünün bir gerekliliğidir. Memeli döllenmesinde çiftlerin en iyi genetik kalıntıları aktarılmaya çalışılır. Bu genetiği alamayan yavrular hayatta kalamaz. İnsan durum biraz daha farklı olsa bile benziyor.

Kısacası BH ya da KH adayı olmak için GÜÇLÜ olmak gerekir. Tabii burada GÜÇLÜ nedir ve ne değildir soruları çeşitle felsefelerle ele alınabilir. BH ve KH için GÜÇLÜ tanımı değişkenlik gösterecektir. Ama kendi kendini pasifize etmeye meraklı bir kişinin BH yönünde istediği kadar kutuplaşamayacağını düşünüyorum. İnsanların aksiyon - reaksiyon dediğimiz etki tepki alanlarının sebeplerini bilemeyiz. İyi yada kötü niyetli olup olmadıkları da kolayca ortaya çıkarılamaz. Her iki kutup açısından da denge gerekir. BH hissiyatın ve güvenin aynı zamanda ihtiyatın bir dengesidir. KH ta aynen öyledir. Ayrım sadece ideallere ulaşma yolunda göze alınabilecekler üzerine yapılabilir. Her iki tarafında birbirini şeytan olarak gördüğünü lütfen unutmayınız. (elbette şeytan kelimesini bizim bakış açımızdan yola çıkarak kullandım)

Bu durum günümüz koşullarında nasıl ele alınabilir ve dini metinlerle modern dünyanın topyekün üstlendiği bilgi birikimin yaratacağı sinerji hem his hem farkındalık olarak nasıl ele alınabilir bence tartışmaya çalıştığınız şeyin asıl yaklaşımı bu olmalı.

Neden bunu dediğimi kısaca anlatmaya çalışabilirim.

KH da BH ta yaratıcıya giden yoldur. Bunu RA, Kas. başta olmak üzere bazı ezoterik kaynaklar da söyler. İki tarafta kaynağı simule etmek isteğiyle yanar tutuşur. Bu yangın ancak bir farkındalıkla başlar. Bu yangın olarak ifade ettiğim şeyi biraz Kamil İnsan' a bile benzetmek mümkün. İnsan-ı kâmil, ilahiyatta insanın ulaşabileceği en üst noktayı tanımlar. Tasavvuf düşüncesinde hayli geniş bir anlam taşır. Allah, insan, bilgi ve varlık dörtlüsü arasında bir bağlantı kurar. Bu kavram gelişimini büyük oranda ibn Arabi'ye borçludur.

Şimdi bu simule yeteneği farkındalıkla kazanıldığına göre bu aday kişiler muhakkak ki ilüzyonun da farkında olmalıdır. Yoksa bu atılımı gerçekleştirecek ateşlemenin gerçekleşmesi mümkün değildir. DR.Newton'un kitaplarında deneklerle geçen diyaloglardan anladığımız kadarıyla 5Y ruhları yaratım süreçlerini teşvik edecek uygulamalar içerisinde düzenli olarak bulunuyor ve yeteneklerine göre farklı branşlara, klasmanlara ayrılıyorlar. Bu kozmik bir hizmetse eğer BH olmanın gerekliliklerinden en büyüğü ortak bir paydada buluşmak olarak değerlendirilebilir. Bu tam olarak topluluğa hizmet ederek kazan kazan ilişkisi dahilinde kendine hizmet etmektir. BH adayı ya da BH olan bir varlık bunu olağan süreç olarak algılar evrensel güveni kazanmıştır. Sevginin ne olduğuna dair belirli bir bilinç geliştirebilmiştir. Bu haliyle özgür iradenin önemini de kavramaktan geçer.

KH olmak ise aynı Allah ile Şeytan arasında geçen pazarlığın-anlaşmanın sembolik hikayesinde olduğu gibi bu gelişimi gösteremeyenlerden kendini üstün görmeye dayanır. Çektiği acıları bir olgunluk olarak karşılamaz ve evrensel sürece değil kendine-kendi yakın bireysel çevresine güven duymayı tercih eder. Burada refleks öfke ve nefret üzerine giderek yoğunlaşır. Fakat 4KH elbette BH yolunun farkındadır ve kozmik yasalara hakimdir sadece bilinçli olarak karşı koyar. Bilinçli bir karşı koyuş sürekli bir gelişimi ve bu sözde gelişimin getirdiği kaos döngülerine çıkıyor gibi algılıyorum. Çünkü kendine fayda sağlayabilmek için gücünün yettiği her şeyi manipüle etmeden varlığını sürdüremezsin. Bu da bizim aklımızın hayalimizin almayacağı teknolojileri ve hiyerarşik yapıları kurmalarını sağlar. Onlarında amacı bir yaratım sürecini simule etmektir. Bu yüzden ırklara, inanışlara ve yüksek kontrol hissiyatına çok meraklılar. Bizim için para nasıl elzem bir gereklilikse bu manipülasyon yeteneği de onların gereklileri halini alıyor.

Şu an sıkça duyduğumuz sanal gerçeklik, CRISPR, blockchain teknolohjileri vs. tamamen yüksek kontrol amacı taşıyan gerçeğin çarpıtılması doğanın taklit edilmesi suretiyle yaratıcıyı oynama isteğinden kaynaklanır. Fakat burasının bir KH dünyası olması bu dürtünün çok daha kolay gerçekleşmesi açısından daha kolay gibi düşünüyorum sanırım bunu celselerde de sıkça söylediler.

Ben şahsen sıkça bahsettiğimiz kutuplaşma ve ardından gelecek ayrışmalarında bu etkilerle ön plana çıkacağını düşünmeye başladım. Gördüğüm kadarıyla insanın insan olması üzerindeki düşünebilme ve vicdani değer yaratabilme özelliklerine inanılmaz bir saldırı var ve bu modern bilimle destekleniyor. Burada kasların bahsettiği sizin yüksek teknoloji dediğiniz şey UFO teknolojilerinin yansımasıdır anlamına çıkan söylemleri benim için bir hayli önemli.

Kısacası dünyamızda da kutuplaşmanın etkileri giderek ve hız kesmeden artacaktır. İnsanın yaratıcıyı oynama isteği zombi sürülerini arttıracak ve belirli elit kesimlerin arasından KH adayları çıkacaktır. Bunlara belirli mantık düzleminden karşı koyabilen kesim içerisinden de BH adayları çıkacaktır. Buradaki ayrımı kuru kuru dini motifler üzerinden yapanlarla belirli vicdani değerleri farkındalığıyla harmanlayanlar arasından bir eleme olacaktır diye düşünüyorum.

memed

Belki fazlaca odaklanacagım ya da konuyu biraz daraltacagım .

3B nin yaratımında ki en büyük incelik ,yaratılanın hiçbir şeyden şüphelenmemesi .Bilgiye erişiminde özgür oldugunu zannetme hatasıdır. Bu olaganüstü bir ilüzyondur ve sistemi de ayakta tutan en önemli unsurdur . Bunun BH ya da KH ile ilgisi ise dolaylıdır .

Örneğin , bugün Ay'a gidildigini iddia edenler ile gidilmedigini iddia edenlerin ya da Dünya'nın yuvarlak oldugunu ya da düz oldugunu iddia edenlerin -örnekleri cogaltabiliriz- bilgi seviyeleri aynıdır .Kendilerine ait olmayan şeyi , biliyormuş gibi yaparak ,sadece referansları verebilirler. Biraz sıkacagım belki ama , son dönemlerde aşı ya da fizyoloji bilgisi verdiğiniz insanların '' Kaynak var mı kaynak '' diye sormaları gibidir. Kaynak taaaaa ortaokuldan beri okuyup , gelengetirmiş olman gereken  biyoloji vs lerde zaten vardı .Onu içselleştiremeyenler ,  , diyemiyorum dahi çünkü insanlıgın içinde bulundugu durum bu !

İmanlı dindar bir ailede doğan büyüyen birisinin varolusu sorgularken aldıgı referans ya da zemin onun ,varolussal düsüncelerini karartıyor .Aynı şekilde ateist bir ailede büyümüş bir cocuk varolan herşeye mekanik ve maddeci bakma eğilimi ile gerçek bilgi ile temas kurmakta zorlanıyor .


''  Kabın  dolu   ''

sözü burdan ileri geliyor . Geçmiş içsellestirdigin bilgiler senin kabını dolu mu tutar ? Hayır !
Eğer bilgiyi coklu platformlardan ,karsılastırmalı , soru yanıt şeklinde birbirine bagladıgın sürece o senin içselleştirdigin bilgidir  .  .Ve kutsaldır ! Çünkü evrende herşeyin mutlak bir şekilde birbiriyle ilişkisi vardır.   ! Hatta bilgi de hatalı dahi olsan ,bilgiye yaklasım şeklin mutlaka seni dogru yola getirecektir .

Yükselişin en temel ve ben ce tek olasılıgı bilgi ile kurdugumuz ilişki biçimidir .Bilgiyi alırken hiçbir şeyi kendine yontmayacaksın . Kendi inançlarını haklı cıkarmak gayreti göstermeyeceksin. Meditasyonda ki gibi sıfır düsünce ile bilgiyi alıp , daha sonra öncekilerle ilişkisini kuaracaksın. Baska herhangi bir yol oldugunu düsünmüyorum.


Paracelsus'un cok güzel bir sözü vardır :   

"Hiçbirşey bilmeyen hiçbir şeyi sevmez.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.
     Oysa anlayan biri,
hem sever, hem fark eder, hem de görür...
     Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa,
o kadar büyük sevgi vardır...
     Bütün meyveların çileklerle
aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri,
üzümleri hiç tanımıyor demektir."


Biraz daha ileri gidersem eğer ; Sorular yanıtlardan her zaman daha degerli ve daha cok tanrısal zeka içerir .

Psikanalizm calısması insanın kendi üzerinde kendini kandırma süreçlerini anlamasının yoludur . Eğer öncelikle kendine döner, yargılamadan sorusturma yapabilirse .

'' Kendini Bil ''

 sözünün bir cok anlamı olmasına karsın en temel verisi ,kendini dogumundan itibaren sevgi& nefret ilişkisi yumagından kurtarma girişimidir .Yasadıgın sevgi nefret tepki ebeveyn catısmaları ve neden niçinlerini yargısız halde incelemeden insan bilgiye temel atamaz  .Hayatında karsılacagı her tür bilgi , 

Spiritüalizm ve newage akımları , bilgi ile temas kuramayacagını düsünen üst boyutların ,insanı kandırma girişimidir .Belki diyecegiz ki , neden bizi sevgi ile kandırarak , bilgi ile temasımızı engelliyorlar ? İnsan denen şeyin hemen hiçbir zaman bilgi ile temas isteği olmadı ki , onlar ne yapsın !

"Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın."

Burda ki Dünya her birimizdir .
Sizler gibi insanların, bu gezegene doğarken bir dolu dezavantaj ile bedenlenmesi gibi , bir de önemli bir avantajı var. . Ruhunuzda tasıyor oldugunuz , bilgi ile temas kurma yollarının planları ile doguyorsunuz .

Bh ya da Kh ayrımının mutlaka etkili yanları vardır ve asla küçümsemek için söylemiyorum. Ama BH eğilimli bir bireyin KH olması ya da KH eğilimli birinin BH olmak için cabalaması bana oldukça saçma gelen bir ayrımdır .  '' Mal bu ! Malzeme bu ! ''  BH & KH ayrımını ben bu siteden öğrendiğimde ve ardından  geçmişime gözattıgımda ilginç bir şey farkettim. Yakın arkadaslarımın, ailemden insanların ,beni iyi tanıyanların gizli ve cok incelikli bir biçimde benden nefret (demeyecektim ama ne diyecegimi bulamadım ) ettiklerini farkettim . Sevmelerinin ya da nefretlerini gizlemelerinin ,sadece benim iyi bir insan olmam ile ilgili oldugunu ,ama bilgi ile kurdugum temasın karsımdakinde içsel bir rahatsızlıga yolactıgını farkettim.
Şunu söylemek istiyorum : Siz ne iseniz osunuzdur . Özellikle sizler ,hangi malzeme ile dogduysanız ,ona ilişkin yasarsınız.

O yüzden ''BİLGİ '' kavramı sözkonusu oldugunda , BH ya da KH giderek silikleşir ve yapay hale gelir.
( Çok mu sert oldu bilmiyorum ama ben böyle düsünüyorum .)

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

Belki fazlaca odaklanacagım ya da konuyu biraz daraltacagım .

3B nin yaratımında ki en büyük incelik ,yaratılanın hiçbir şeyden şüphelenmemesi .Bilgiye erişiminde özgür oldugunu zannetme hatasıdır. Bu olaganüstü bir ilüzyondur ve sistemi de ayakta tutan en önemli unsurdur . Bunun BH ya da KH ile ilgisi ise dolaylıdır .

Örneğin , bugün Ay'a gidildigini iddia edenler ile gidilmedigini iddia edenlerin ya da Dünya'nın yuvarlak oldugunu ya da düz oldugunu iddia edenlerin -örnekleri cogaltabiliriz- bilgi seviyeleri aynıdır .Kendilerine ait olmayan şeyi , biliyormuş gibi yaparak ,sadece referansları verebilirler. Biraz sıkacagım belki ama , son dönemlerde aşı ya da fizyoloji bilgisi verdiğiniz insanların '' Kaynak var mı kaynak '' diye sormaları gibidir. Kaynak taaaaa ortaokuldan beri okuyup , gelengetirmiş olman gereken  biyoloji vs lerde zaten vardı .Onu içselleştiremeyenler ,  , diyemiyorum dahi çünkü insanlıgın içinde bulundugu durum bu !

İmanlı dindar bir ailede doğan büyüyen birisinin varolusu sorgularken aldıgı referans ya da zemin onun ,varolussal düsüncelerini karartıyor .Aynı şekilde ateist bir ailede büyümüş bir cocuk varolan herşeye mekanik ve maddeci bakma eğilimi ile gerçek bilgi ile temas kurmakta zorlanıyor .


''  Kabın  dolu   ''

sözü burdan ileri geliyor . Geçmiş içsellestirdigin bilgiler senin kabını dolu mu tutar ? Hayır !
Eğer bilgiyi coklu platformlardan ,karsılastırmalı , soru yanıt şeklinde birbirine bagladıgın sürece o senin içselleştirdigin bilgidir  .  .Ve kutsaldır ! Çünkü evrende herşeyin mutlak bir şekilde birbiriyle ilişkisi vardır.   ! Hatta bilgi de hatalı dahi olsan ,bilgiye yaklasım şeklin mutlaka seni dogru yola getirecektir .

Yükselişin en temel ve ben ce tek olasılıgı bilgi ile kurdugumuz ilişki biçimidir .Bilgiyi alırken hiçbir şeyi kendine yontmayacaksın . Kendi inançlarını haklı cıkarmak gayreti göstermeyeceksin. Meditasyonda ki gibi sıfır düsünce ile bilgiyi alıp , daha sonra öncekilerle ilişkisini kuaracaksın. Baska herhangi bir yol oldugunu düsünmüyorum.


Paracelsus'un cok güzel bir sözü vardır :   

"Hiçbirşey bilmeyen hiçbir şeyi sevmez.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.
     Oysa anlayan biri,
hem sever, hem fark eder, hem de görür...
     Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa,
o kadar büyük sevgi vardır...
     Bütün meyveların çileklerle
aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri,
üzümleri hiç tanımıyor demektir."


Biraz daha ileri gidersem eğer ; Sorular yanıtlardan her zaman daha degerli ve daha cok tanrısal zeka içerir .

Psikanalizm calısması insanın kendi üzerinde kendini kandırma süreçlerini anlamasının yoludur . Eğer öncelikle kendine döner, yargılamadan sorusturma yapabilirse .

'' Kendini Bil ''

 sözünün bir cok anlamı olmasına karsın en temel verisi ,kendini dogumundan itibaren sevgi& nefret ilişkisi yumagından kurtarma girişimidir .Yasadıgın sevgi nefret tepki ebeveyn catısmaları ve neden niçinlerini yargısız halde incelemeden insan bilgiye temel atamaz  .Hayatında karsılacagı her tür bilgi , 

Spiritüalizm ve newage akımları , bilgi ile temas kuramayacagını düsünen üst boyutların ,insanı kandırma girişimidir .Belki diyecegiz ki , neden bizi sevgi ile kandırarak , bilgi ile temasımızı engelliyorlar ? İnsan denen şeyin hemen hiçbir zaman bilgi ile temas isteği olmadı ki , onlar ne yapsın !

"Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın."

Burda ki Dünya her birimizdir .
Sizler gibi insanların, bu gezegene doğarken bir dolu dezavantaj ile bedenlenmesi gibi , bir de önemli bir avantajı var. . Ruhunuzda tasıyor oldugunuz , bilgi ile temas kurma yollarının planları ile doguyorsunuz .

Bh ya da Kh ayrımının mutlaka etkili yanları vardır ve asla küçümsemek için söylemiyorum. Ama BH eğilimli bir bireyin KH olması ya da KH eğilimli birinin BH olmak için cabalaması bana oldukça saçma gelen bir ayrımdır .  '' Mal bu ! Malzeme bu ! ''  BH & KH ayrımını ben bu siteden öğrendiğimde ve ardından  geçmişime gözattıgımda ilginç bir şey farkettim. Yakın arkadaslarımın, ailemden insanların ,beni iyi tanıyanların gizli ve cok incelikli bir biçimde benden nefret (demeyecektim ama ne diyecegimi bulamadım ) ettiklerini farkettim . Sevmelerinin ya da nefretlerini gizlemelerinin ,sadece benim iyi bir insan olmam ile ilgili oldugunu ,ama bilgi ile kurdugum temasın karsımdakinde içsel bir rahatsızlıga yolactıgını farkettim.
Şunu söylemek istiyorum : Siz ne iseniz osunuzdur . Özellikle sizler ,hangi malzeme ile dogduysanız ,ona ilişkin yasarsınız.

O yüzden ''BİLGİ '' kavramı sözkonusu oldugunda , BH ya da KH giderek silikleşir ve yapay hale gelir.
( Çok mu sert oldu bilmiyorum ama ben böyle düsünüyorum .)

Görüşlerini paylaştığın için teşekkürler memed. Tam olarak ne anlatmak istediğinden emin değilim ama mesajının sonlarında "Bilgi" kavramı ile "BH-KH" kavramlarını karşılaştırıp Bilgi kavramının yanında BH-KH kavramlarının anlamsız, önemsiz, yapay kaldığı şeklindeki vurgun sanırım anlatmak istediğin şeyle yakından bağlantılı.

Neden böyle bir karşılaştırma ve değer biçme gereği duyduğunu anlamaya çalışıyorum.

Bilgi (öğreniş, farkındalığı artırma) kavramı, bu forumda temel alınan başlıca bilgi kaynaklarında oldukça önem verilen, vurgu yapılan bir kavram. BH-KH kavramları da öyle. 3Y'nin BH-KH yolları arasında bir seçim yapma yoğunluğu olduğu vurgulanıyor elimizdeki kaynaklarda. Bu seçim belirli bir yoğunluğa (kutuplaşma düzeyine) eriştiğinde (BH için %51 BH kutupsallaşması), bir sonraki varoluş katına mezuniyet için gereken yapılmış oluyor. Bu da tabi enkarnasyonlar boyu bilgi edinimi, ruhsal eğilim (BH-KH) şekillenmesi gerektiren bir süreç.

Elimizdeki bu bilgi kaynaklarının söylediği herşeyi mutlak gerçek olarak görüyor değiliz, "olabilir" gözüyle bakıp inceliyoruz, tartışıyoruz, içimize sinip sinmediğine, sezgilerimize uyup uymadığına, birşeyleri açıklamda işimize yarayıp yaramadığına bakıyoruz uzun zamandır. Ve ben özellikle Ra ve Kasyopya bilgilerinin sunduğu kozmolojik resmin genel doğruluğuna ve faydalılığına oldukça ikna olmuş durumdayım. Bu bilgilerin tamamı sadece bu bilgi kaynaklarının verdikleri bilgiler değil, başka bazı kaynaklardan bildiklerimizle, sezdiklerimizle zaten uyumlu olan bir sürü şey de söylüyorlar, başka kaynakların söylemediği (veya bizim duymadığımız) bir sürü şey de söylüyorlar.

BH-KH kavramları, senin "bilgiye yaklaşım şekli" dediğin şeyle oldukça uyumlu gibi geliyor bana. Yani BH-KH aslında bir bakıma tam olarak "bilgiye yaklaşım şekli"dir. BH objektif eğilimlidir, KH subjektif eğilimlidir. BH tüm varoluşun birliği temel bilgisine/sezgisine göre hareket eder. KH kendisini varoluşun kalanından ayırır, herşeyin kontrolünü kendi şahsi kontrolü altına alma eğilimlidir.

BH-KH kavramlarının kendisi de bilgidir ve bence oldukça değerli, yol gösterici birer bilgi ve rehberliktir. BH ve KH eğilimi, hayatımızda olan biten pek çok şeyin "temelindeki" güdüyü anlamak için oldukça basit ve çok ama çok faydalı kavramlar. Yani karmaşık olanı basitleştiren paha biçilmez anahtarlar, bana göre.






bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

Belki fazlaca odaklanacagım ya da konuyu biraz daraltacagım .

3B nin yaratımında ki en büyük incelik ,yaratılanın hiçbir şeyden şüphelenmemesi .Bilgiye erişiminde özgür oldugunu zannetme hatasıdır. Bu olaganüstü bir ilüzyondur ve sistemi de ayakta tutan en önemli unsurdur . Bunun BH ya da KH ile ilgisi ise dolaylıdır .

Örneğin , bugün Ay'a gidildigini iddia edenler ile gidilmedigini iddia edenlerin ya da Dünya'nın yuvarlak oldugunu ya da düz oldugunu iddia edenlerin -örnekleri cogaltabiliriz- bilgi seviyeleri aynıdır .Kendilerine ait olmayan şeyi , biliyormuş gibi yaparak ,sadece referansları verebilirler. Biraz sıkacagım belki ama , son dönemlerde aşı ya da fizyoloji bilgisi verdiğiniz insanların '' Kaynak var mı kaynak '' diye sormaları gibidir. Kaynak taaaaa ortaokuldan beri okuyup , gelengetirmiş olman gereken  biyoloji vs lerde zaten vardı .Onu içselleştiremeyenler ,  , diyemiyorum dahi çünkü insanlıgın içinde bulundugu durum bu !

İmanlı dindar bir ailede doğan büyüyen birisinin varolusu sorgularken aldıgı referans ya da zemin onun ,varolussal düsüncelerini karartıyor .Aynı şekilde ateist bir ailede büyümüş bir cocuk varolan herşeye mekanik ve maddeci bakma eğilimi ile gerçek bilgi ile temas kurmakta zorlanıyor .


''  Kabın  dolu   ''

sözü burdan ileri geliyor . Geçmiş içsellestirdigin bilgiler senin kabını dolu mu tutar ? Hayır !
Eğer bilgiyi coklu platformlardan ,karsılastırmalı , soru yanıt şeklinde birbirine bagladıgın sürece o senin içselleştirdigin bilgidir  .  .Ve kutsaldır ! Çünkü evrende herşeyin mutlak bir şekilde birbiriyle ilişkisi vardır.   ! Hatta bilgi de hatalı dahi olsan ,bilgiye yaklasım şeklin mutlaka seni dogru yola getirecektir .

Yükselişin en temel ve ben ce tek olasılıgı bilgi ile kurdugumuz ilişki biçimidir .Bilgiyi alırken hiçbir şeyi kendine yontmayacaksın . Kendi inançlarını haklı cıkarmak gayreti göstermeyeceksin. Meditasyonda ki gibi sıfır düsünce ile bilgiyi alıp , daha sonra öncekilerle ilişkisini kuaracaksın. Baska herhangi bir yol oldugunu düsünmüyorum.


Paracelsus'un cok güzel bir sözü vardır :   

"Hiçbirşey bilmeyen hiçbir şeyi sevmez.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.
     Oysa anlayan biri,
hem sever, hem fark eder, hem de görür...
     Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa,
o kadar büyük sevgi vardır...
     Bütün meyveların çileklerle
aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri,
üzümleri hiç tanımıyor demektir."


Biraz daha ileri gidersem eğer ; Sorular yanıtlardan her zaman daha degerli ve daha cok tanrısal zeka içerir .

Psikanalizm calısması insanın kendi üzerinde kendini kandırma süreçlerini anlamasının yoludur . Eğer öncelikle kendine döner, yargılamadan sorusturma yapabilirse .

'' Kendini Bil ''

 sözünün bir cok anlamı olmasına karsın en temel verisi ,kendini dogumundan itibaren sevgi& nefret ilişkisi yumagından kurtarma girişimidir .Yasadıgın sevgi nefret tepki ebeveyn catısmaları ve neden niçinlerini yargısız halde incelemeden insan bilgiye temel atamaz  .Hayatında karsılacagı her tür bilgi , 

Spiritüalizm ve newage akımları , bilgi ile temas kuramayacagını düsünen üst boyutların ,insanı kandırma girişimidir .Belki diyecegiz ki , neden bizi sevgi ile kandırarak , bilgi ile temasımızı engelliyorlar ? İnsan denen şeyin hemen hiçbir zaman bilgi ile temas isteği olmadı ki , onlar ne yapsın !

"Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın."

Burda ki Dünya her birimizdir .
Sizler gibi insanların, bu gezegene doğarken bir dolu dezavantaj ile bedenlenmesi gibi , bir de önemli bir avantajı var. . Ruhunuzda tasıyor oldugunuz , bilgi ile temas kurma yollarının planları ile doguyorsunuz .

Bh ya da Kh ayrımının mutlaka etkili yanları vardır ve asla küçümsemek için söylemiyorum. Ama BH eğilimli bir bireyin KH olması ya da KH eğilimli birinin BH olmak için cabalaması bana oldukça saçma gelen bir ayrımdır .  '' Mal bu ! Malzeme bu ! ''  BH & KH ayrımını ben bu siteden öğrendiğimde ve ardından  geçmişime gözattıgımda ilginç bir şey farkettim. Yakın arkadaslarımın, ailemden insanların ,beni iyi tanıyanların gizli ve cok incelikli bir biçimde benden nefret (demeyecektim ama ne diyecegimi bulamadım ) ettiklerini farkettim . Sevmelerinin ya da nefretlerini gizlemelerinin ,sadece benim iyi bir insan olmam ile ilgili oldugunu ,ama bilgi ile kurdugum temasın karsımdakinde içsel bir rahatsızlıga yolactıgını farkettim.
Şunu söylemek istiyorum : Siz ne iseniz osunuzdur . Özellikle sizler ,hangi malzeme ile dogduysanız ,ona ilişkin yasarsınız.

O yüzden ''BİLGİ '' kavramı sözkonusu oldugunda , BH ya da KH giderek silikleşir ve yapay hale gelir.
( Çok mu sert oldu bilmiyorum ama ben böyle düsünüyorum .)

Görüşlerini paylaştığın için teşekkürler memed. Tam olarak ne anlatmak istediğinden emin değilim ama mesajının sonlarında "Bilgi" kavramı ile "BH-KH" kavramlarını karşılaştırıp Bilgi kavramının yanında BH-KH kavramlarının anlamsız, önemsiz, yapay kaldığı şeklindeki vurgun sanırım anlatmak istediğin şeyle yakından bağlantılı.

Neden böyle bir karşılaştırma ve değer biçme gereği duyduğunu anlamaya çalışıyorum.

Bilgi (öğreniş, farkındalığı artırma) kavramı, bu forumda temel alınan başlıca bilgi kaynaklarında oldukça önem verilen, vurgu yapılan bir kavram. BH-KH kavramları da öyle. 3Y'nin BH-KH yolları arasında bir seçim yapma yoğunluğu olduğu vurgulanıyor elimizdeki kaynaklarda. Bu seçim belirli bir yoğunluğa (kutuplaşma düzeyine) eriştiğinde (BH için %51 BH kutupsallaşması), bir sonraki varoluş katına mezuniyet için gereken yapılmış oluyor. Bu da tabi enkarnasyonlar boyu bilgi edinimi, ruhsal eğilim (BH-KH) şekillenmesi gerektiren bir süreç.

Elimizdeki bu bilgi kaynaklarının söylediği herşeyi mutlak gerçek olarak görüyor değiliz, "olabilir" gözüyle bakıp inceliyoruz, tartışıyoruz, içimize sinip sinmediğine, sezgilerimize uyup uymadığına, birşeyleri açıklamda işimize yarayıp yaramadığına bakıyoruz uzun zamandır. Ve ben özellikle Ra ve Kasyopya bilgilerinin sunduğu kozmolojik resmin genel doğruluğuna ve faydalılığına oldukça ikna olmuş durumdayım. Bu bilgilerin tamamı sadece bu bilgi kaynaklarının verdikleri bilgiler değil, başka bazı kaynaklardan bildiklerimizle, sezdiklerimizle zaten uyumlu olan bir sürü şey de söylüyorlar, başka kaynakların söylemediği (veya bizim duymadığımız) bir sürü şey de söylüyorlar.

BH-KH kavramları, senin "bilgiye yaklaşım şekli" dediğin şeyle oldukça uyumlu gibi geliyor bana. Yani BH-KH aslında bir bakıma tam olarak "bilgiye yaklaşım şekli"dir. BH objektif eğilimlidir, KH subjektif eğilimlidir. BH tüm varoluşun birliği temel bilgisine/sezgisine göre hareket eder. KH kendisini varoluşun kalanından ayırır, herşeyin kontrolünü kendi şahsi kontrolü altına alma eğilimlidir.

BH-KH kavramlarının kendisi de bilgidir ve bence oldukça değerli, yol gösterici birer bilgi ve rehberliktir. BH ve KH eğilimi, hayatımızda olan biten pek çok şeyin "temelindeki" güdüyü anlamak için oldukça basit ve çok ama çok faydalı kavramlar. Yani karmaşık olanı basitleştiren paha biçilmez anahtarlar, bana göre.






memed

Önceden çökmüş olan PC mden bunları alabilmek zamanımı aldı : 

22 Ekim 1994
S: (L) Lizzies'in izinsiz girişine karşı bir koruma sağlamak için yapılabilecek herhangi bir ritüel var mı?
C: Ritüeller kendi kendini yitiriyor.
S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik araç var mı?
C: Gereken tek savunma bilgidir. Bilgi, var olan her olası zarar biçimine karşı sizi korur. Ne kadar fazla bilgiye sahipseniz, ne kadar az korku hissederseniz, o kadar az acı hissedersiniz, ne kadar az stres hissederseniz, o kadar az acı hissedersiniz ve herhangi bir biçim veya türden daha az tehlike yaşarsınız.
Bunu şimdi çok dikkatli bir şekilde düşünün, çünkü bu çok önemlidir: "Bilgi" kelimesinin arkasındaki kavramda herhangi bir sınırlama var mı? Sınırlama olmadığı için, bu kelimenin değeri nedir? Sonsuz.
Bir kavramın, bir anlamın seni tüm sınırlamalardan kurtardığını nasıl anlayabilirsin? Altıncı hissinizi, kelimenin, terimin, bilginin anlamının, ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi nasıl sağlayabileceğini kavramak için kullanın. Dikkatlice düşünürseniz, bunun mümkün olan en iyi biçimde nasıl gerçekleştiğini görmeye başlayacaksınız.
S: (L) Bu kitaplardan öğrenilen bilgileri içeriyor mu?
C: Bu, kelime kavramının tüm olası anlamlarını içerir.
Sadece bir terimle, bu tek kelimenin bu kadar anlam taşımasının nasıl olacağını düşünebilir misiniz?
Tamamen farkında olmadığınızın farkındayız. Işıklandırmaya sahip olabilirsiniz ve ışıklandırma bilgiden gelir.
Bilgi edinmek ve toplamak için sürekli olarak çaba harcıyorsanız, kendinize olabilecek her olası olumsuzluktan korunma sağlayın.

Bunun neden olduğunu biliyor musun?
Ne kadar fazla bilgiye sahipseniz, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda farkındalığınız o kadar fazla olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü olur ve bu yüzden sizi kapsayan bir şey yerine getirmek zorunda kalmazsınız. Koruma basit bir şekilde farkındalıkla birlikte gelir.
S: (L) Bilginin, mülkiyeti veya kabulü dışında bir özü veya varlığı var mı?
C: Bilgi tüm maddeye sahiptir. Tüm varlığın özüne gider.
S: (L) Yani bilgi edinmek kişinin varlığına madde eklemeyi içeriyor mu?
A: Gerçekten de. İstenilen her şeye arzu edilen bir şey eklenmesini içerir. Ve ayrıca, ışığı çağırmaya devam ettiğinizde, yaptığınız gibi, ışığın bilgi olduğunu gerçekten anlayın. Tüm varoluşun özü olan bilgi budur. Ve tüm varoluşun özü olmak, varoluştaki her türlü olumsuzluktan korunma sağlar. Işık her şeydir ve her şey bilgidir ve bilgi her şeydir. Bilgi edinmede son derece başarılısınız. Şimdi ihtiyacınız olan tek şey bilgi edinmenin ihtiyacınız olan tek şey olduğuna inanç ve gerçekleştirme.
S: (L) Sadece bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak istiyorum.
YANIT: Eğer inancınız varsa, elde edebileceğiniz hiçbir bilgi muhtemelen yanlış olamaz çünkü böyle bir şey yoktur. Size yanlış bilgi vermeye çalışan herhangi bir şey veya herhangi bir şey, yanlış bilgi, başarısız olacaktır. Bilginin üstlendiği çok önemli madde, çünkü varlığın kökenidir, sizi bilgi olmayan yanlış bilgilerin emiliminden koruyacaktır.
Açıkça bilgi edinmeye çalıştığınız zaman, yanlış bilgilerin emiliminden korkmanıza gerek yoktur. Bilgi, korumayı oluşturur - ihtiyaç duyabileceğiniz tüm koruma.
S: (L) Açık, güven veren ve inancına sahip, zulüm gören ve çalınan çok sayıda insan var.
C: Hayır. Bu sadece sizin algınız. Algılamadığınız şey, bu insanların gerçekten bilgi toplamadığıdır. Bu insanlar ilerleme yolunda bir noktada sıkışıp kalıyorlar ve terimlerinizde saplantı olarak adlandırılan şeyin gizli bir tezahürünü yaşıyorlar. Takıntı bilgi değildir; takıntı durgunluktur. Bu yüzden, kişi takıntılı hale geldiğinde, gerçekte, doğru bilginin kazanılmasıyla gelen emilim, büyüme ve ruh gelişiminin ilerlemesi aslında kapanır. Zira bir kişi takıntılı hale geldiğinde koruma kötüleşir, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere, her türlü zorluğa açıktır. Dolayısıyla kişi aynı yaşar
-----------------------------------------------------

2 Eylül 1995

S: (L) Yani aydınlatmaya giden yolun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
A: Bu doğru.

S: (L) Duygunun yanlış yönlendirilmesinde kullanılabileceği, yani beden veya yanlış programlamadan kesinlikle bükülen ve üretilen duygular olduğu doğru mu?
C: Sınırlayan duygu, ilerleme için bir engeldir. Üçüncü yoğunlukta ilerleme sağlamak için duygu da gereklidir. Bu doğal. Sınırsız duyguları, varsayımlara dayanarak sınırlayıcı olasılıklara açık olan duygulardan ayırmaya başladığınızda, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.
S: (L) Peki ya aşk?
A: Peki ya bu?
S: (L) Sevginin anahtar, cevap olduğu söylenen birçok öğreti var. Aydınlanma ve bilgi ve hepsine sevgi ile ulaşılamadığını söylüyorlar.
C: Sorun "aşk" terimi değil, sorun terimin yorumlanması. Üçüncü yoğunluğa sahip olanlar konuyu korkunç derecede karıştırmaya eğilimlidir. Sonuçta, birçok şeyi aşk olarak karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin gerçek tanımı da doğru değildir.Mutlaka, kişinin bir duygu olarak da yorumlanabileceğinin bir his olması gerekmez, aksine, daha önce de söylediğimiz gibi, bilgi olan ışığın özü sevgidir ve bu sevginin yol açtığı söylendiğinde bozulur. aydınlatma. Aşk Işıktır Bilgidir. Ortak tanımların sizin ortamınızdakiler gibi kullanıldığı zaman, sevgi anlamsızdır. Sevmek için bilmelisin. Ve bilmek, ışığa sahip olmaktır. Ve ışığa sahip olmak sevmektir. Ve bilgiye sahip olmak sevmektir.

-------------------------
S: (L) Sevginin anahtar, cevap olduğu söylenen birçok öğreti var. Aydınlanma ve bilgi ve hepsine sevgi ile ulaşılamadığını söylüyorlar.
C: Sorun "aşk" terimi değil, sorun terimin yorumlanması. Üçüncü yoğunluğa sahip olanlar konuyu korkunç derecede karıştırmaya eğilimlidir. Sonuçta, birçok şeyi aşk olarak karıştırıyorlar. Bildiğiniz şekliyle sevginin gerçek tanımı da doğru değildir. Mutlaka, kişinin bir duygu olarak da yorumlanabileceğinin bir his olması gerekmez, aksine, daha önce de söylediğimiz gibi, bilgi olan ışığın özü sevgidir ve bu sevginin yol açtığı söylendiğinde bozulur. aydınlatma. Aşk Işıktır Bilgidir. Ortak tanımların sizin ortamınızdakiler gibi kullanıldığı zaman, sevgi anlamsızdır. Sevmek için bilmelisin. Ve bilmek, ışığa sahip olmaktır. Ve ışığa sahip olmak sevmektir. Ve bilgiye sahip olmak sevmektir.

22 Ekim 1994

C: "Bilgi" kelimesinin arkasındaki kavramda herhangi bir sınırlama var mı? Sınırlama olmadığı için, bu kelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bir kavramın, bir anlamın seni tüm sınırlamalardan kurtardığını nasıl anlayabilirsin? Altıncı hissinizi, kelimenin, terimin, bilginin anlamının, ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi size nasıl sağlayabileceğini kavramak için kullanın. Dikkatlice düşünürseniz, bunun mümkün olan en iyi biçimde nasıl gerçekleştiğini görmeye başlayacaksınız.

... Sadece bir terimle, bu kelimenin çok anlam taşıyabileceğini nasıl düşünürsünüz? Tamamen farkında olmadığınızın farkındayız. Işıklandırmaya göz atabilirsiniz ve ışıklandırma bilgiden gelir. Bilgi edinmek ve toplamak için sürekli olarak çaba harcıyorsanız, kendinize olabilecek her olası olumsuzluktan korunma sağlayın. Bunun neden olduğunu biliyor musun? Ne kadar fazla bilgiye sahipseniz, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda farkındalığınız o kadar fazla olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü olur ve bu yüzden sizi kapsayan bir şey yapmak zorunda kalmazsınız, böylece kendinizi korumak için görev veya ritüel yapmak zorunda kalmazsınız. Koruma basit bir şekilde farkındalıkla birlikte gelir.
... Bilgi tüm maddeye sahiptir. Tüm varlığın özüne gider. ... İstenilen her şeyin arzuladığı şeylere eklenmesini içerir . Ve ayrıca, ışığı çağırmaya devam ettiğinizde, yaptığınız gibi, ışığın bilgi olduğunu gerçekten anlayın . Yani tüm varoluş özünde bilgisi. Ve tüm varoluşun özü olmak, varoluştaki her türlü olumsuzluktan korunma sağlar. Işık her şeydir ve her şey bilgidir ve bilgi her şeydir. ... Eğer basitçe [bilgi arama kavramı] inancınız varsa, elde edebileceğiniz hiçbir bilgi muhtemelen yanlış olamaz çünkü böyle bir şey yoktur.

C: Bilgi, korumayı oluşturur - ihtiyaç duyabileceğiniz tüm koruma. ... [Daha sonra yanlış bilgi aldığını tespit eden inançla bilgi aldığını iddia eden insanlar]... gerçekten bilgi toplamıyorlar. Bu insanlar ilerleme yolunda bir noktada sıkışıp kalıyorlar ve terimlerinizde saplantı olarak adlandırılan şeyin gizli bir tezahürünü yaşıyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı durgunluktur. Böylece kişi takıntılı hale geldiğinde, gerçekte, doğru bilginin kazanılmasıyla gelen ruh gelişiminin emilimini, büyümesini ve ilerleyişini kapatır. Zira bir kişi takıntılı hale geldiğinde koruma kötüleşir, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere, her türlü zorluğa açıktır. Dolayısıyla kişi aynı yaşar.
------------------------------------------

2 Eylül 1995
S: (L) Yanılsamayı kim hayata geçirdi?
C: Aynı zamanda Yaratılı olan Yaratıcı. Bu da siz ve biz ve hepimiz. Söylediğimiz gibi, biz sensiz ve tam tersi. Ve bunun gibi her şey.
S: (L) Her şeyin bir ilüzyon olduğu kilit mi?
A: Temel olarak, evet. Daha önce de söylediğimiz gibi, eğer bir dakika sabırlı olursanız, evren sadece bir okuldur. Ve herkesin öğrenmesi için bir okul var. Bu yüzden her şey var. Başka bir neden yoktur. Şimdi, bu ifadenin gerçek derinliğini anladıysanız, deneyimlemenin mümkün olduğu tüm yoğunluk düzeylerini, deneyimlemenin mümkün olduğu tüm boyutlarını, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız . Bir birey bu ifadeyi mümkün olan en büyük derinliğine anladığında, bu kişi aydınlanır. Ve kesinlikle bunu duydunuz. Ve, sonsuza dek süren bir an için, o birey kesinlikle bilinmesi gereken her şeyi bilir.
S: (L) Yani aydınlatmaya giden yolun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?

A: Bu doğru.
S: (L) Duygunun yanlış yönlendirilmesinde kullanılabileceği, yani beden veya yanlış programlamadan kesinlikle bükülen ve üretilen duygular olduğu doğru mu?
C: Sınırlayan duygu, ilerleme için bir engeldir. 3. yoğunlukta ilerleme kaydetmek için duygu da gereklidir. Bu doğal. Sınırsız duyguları, varsayımlara dayanarak sınırlayıcı olasılıklara açık olan duygulardan ayırmaya başladığınızda, bir sonraki yoğunluğa hazırlanıyorsunuz demektir.

-------------------------------------

C: Büyük bilgi sahibi olmak için kişi tesirlere açık olmalıdır ve bu da savunma gerektirir.
---------------------------------------------------------------



Biraz daha düsüncelerimi toparladıktan sonra yukardakiler ısıgında devam edecegim izninizle .



memed





Nacizane , sizler hakimsinizdir ama diğer insanlar da okur diye bütünsel bir biçimde tüm konuyu bilgim dahilinde birleştirmeye calısacagım .



Öncelikle '' bilgi '' diye adlandırdığımız şeyin fiziksel doğasını anlatmaya calısacagım .




''        " Bilgi " kelimesinin arkasındaki kavramda herhangi bir sınırlama var mı ?
 Sınırlama olmadığı için, bu kelimenin değeri nedir? Sonsuz. '''

Bilgi  herşeydir ,herşeydedir .  '' 



Bizim günlük yaşamımızda kullandığımız bilgi ile ilgili dil , bilginin organize olmuş halidir .

Elektron proton ve nötrondan oluşan atomu düşünelim. Hepsi atomu oluşturur ancak tek bir atom bize''bilgi'' gibi gelmez.
 Bilgiyi alabilmemiz moleküler düzeyde gerçekleşir .

Demokritos'un , M.Ö. 2000 li yıllarda atomus ismini koyduğu düşünce deneyinde olduğu gibi, pişmiş ekmek kokusunu alabilmem için , atomun organize hali olan , havada dolasan molekülü burnumdan çekmem gerekir.Bu benim fizikselliğimdir .Bu benim duyum oldugu için artık bir bilgidir .

Ancak bizim duyularımızın  ötesinde artık elektronlar yolu ile bilgiyi aktarabiliyoruz (cep teli ,TV , kuantum pc vs gibi gibi ) . Ama yanımızdan gecen ve telefonlarımızda ses kodu ile ses dalgası haline gelen şeyi havada görüyor muyuz ya da kokluyor muyuz ?
Yani evrende hemen her tür bilgi kodlar halindedir ve alıcıya ihtiyacı vardır .

Tüm varoluş ,tüm bilgi birbiriyle - puzzle parçaları gibi – bir bütündür .Herşeyin herşey ile ilgisi vardır .Bunun yolu ise elektron bağlantılarıdır .

Örneğin Einstein'ın  teorilerini nasıl yaptıgını düsünelim  ; 1900 lü yıllara kadar olan tüm fizik ya da atom bilgilerini okuyarak ,derleyerek ,anlayarak bir anten oluşturur kendi içinde  . Antenin  ucu  hep  açıktır  ve   diğer elektron bilgisinin üstüne eklemlenmesini bekler ( diğer lego parçasını bekler ) .Bu ise yine insanın tefekkür tahayyül gücü ile eklemlenir .


Fiziksel yol ile aldığımız '' bilgi '' ler , okuma , 5 duyumuz , öğrenme yoluyla beynimizde bir antenleşme görevi görür .
( Burda ki antenleşme K'larda sözü edilen saç sakal vs gibi protein antenleşmesi anlamında kullanılmamıstır )
---- Örneğin astronomi fakültesi ya da tıp fakültesi bitirdiniz : Bu '' beklentili ya da belki arzulu  bilgi süreci ''dir .Bize pek bir şey kazandırmaz .Çünkü ego ,kariyer ,para ,iş bulma vs hayali ile alınan bilgi bu kapsamda değildir ----



Bir deney :

Bir elmayı alıp , ondan yansıyan ışığı bir prizmaya tutarsanız ve bu prizmadan çıkan ayrı ayrı foton demetinden sadece birini , bir perdeye yansıtırsanız elma görüntüsü ( bilgisini ) elde edersiniz.

Perdeye yansıyan bu elma görüntüsü veren  foton demetini alıp tekrar bir prizmaya gönderirseniz yine ayrı ayrı  demetten sadece  bir tanesini perdeye aktarırsanız yine elma görüntüsü alırsınız .

Bunu devam ettirebildiğiniz sürece yapıp  ve yine bütün elmanın görüntüsü elde edersiniz .


Son kalan tek bir ışık demeti de olsa elmanın tüm görüntüsü (yani bilgisi) her bir ışık fotonun içindedir ve bütün halindedir .


Bu deney kuramsal olarak , bir atomun evrenin tüm geçmiş ve gelecek bilgisini, kendi içinde kodlu halde bulundurduğunu anlatır .ani bilgi her yerdedir .Hep vardır .Uygun alıcı ( Einstein örneği gibi ) bekler

 ( Yanılıyor muyum bilmiyorum )
*************************************************************

Bedri Ruhselman'ın 1970-80 lerde yaptığı bir celse vardı. Keske bulabilsem . Orda elektronun bilinmeyen bir özelliğini anlatıyordu .Çok uzun zaman oldu okuyalı ,aklımda kalanlar maalesef mini mini şeyler :

Elektronun , lego parçaları gibi birbiri içerisine girişim yaptığı , bunun o kişide neye yönelimi var ise elektron anten demetlerinin , diğer ,bununla ilişkili bilgiyi( bilgi tasıyan elektronu ) mıknatıs gibi çektiğini anlatıyordu . ( Tefekkür bu yüzden cok cok değerlidir : . Tefekkür derin düşüncedir: Ancak temeli , okuyarak ya da öğrenerek edinilenin üstüne düşünce gücünü koyma girişimidir , İslam dininde günahlarını, kainatı, varlıkları, doğayı, yaratıkları, kendini ve Allah'ı düşünmek, ve O'nun yarattığı varlıklardan, kainattaki eşsiz mükemmellikteki düzenden ders çıkarmak demektir. '' Bir tefekkür 1000  yıl namazdan evladır '' Hz Muhammed )

Ve aydınlanmanın( yükselişin ) en önemli, yolunun '' bilgi''lenme olduğunu , bireyin bu yolu seçmesi durumunda  en ağrısız yükseliş& aydınlanma yönteminin bu olduğundan sözediyordu .( akut acı ,radyasyon , aşırı soguk  vs yollarla da evrimleşebileceğimizi, DNA degişimlerinin olabilecegini biliyoruz )

Bilgiyi atomaltı bir parçacık olarak  ,evrenin tüm boyutlarında , fiziksel bir madde olmayan şey olarak düşünün..  . Kütlesi olmayan parcacıklar olan Foton ya da nötrino gibi gibi  .Aynı ''şey '' bu boyutta bir madde iken ,o aynı şey üst boyutta anti-madde olarak var.Ve aynı bilgi parcacıgını ya da daha dogrusu kodu  tasıyor .
 
Bize Ra ya da plaides bilgilerinde verildiği bir bilgiyi düşünelim : İnsan zamanında 6 cift kromozom sarmalı olan bir canlı iken , yapılan elektromanyetik hasarlandırma sonucu cift sarmallı DNA ya düşüş yaptık. Bizde yok etikleri 5 çift sarmalımızın parçaları halen bizde dağınık bir biçimde durmaktadır .

Bildigimiz kadarıyla  , bu çöp DNA dediğimiz şey , tüm DNA nın % 94-96 ' sı kadardır ( Çop DNA denen seyin aslında bizim 6 cift sarmallı kalan DNA parcalarımız oldugunu düsünüyorum )  .Yani bizler aslında kendi potansiyelimizin % 10 nu kullanıyoruz .Buna '' beynimizin yüzde onunu kullanmak '' ismini veriyoruz . Halbuki sorun bizde bloke edilen , parçalanmış ,kullanılamayan DNA mızdır . Varolan ,kullandıgımız , çift sarmallı DNA , korku hayatta kalma üreme ciftlesme gibi temel gereksinim yönelimimizi karsılarken , frekans değerleri yüzünden ,diğer boyutlara erişim yeteneğimiz bu ÇÖP DNA dadır .Ve dolayısıyla parça pinçiktir .

Fakat çift sarmallı DNA mızın antenleri de hala ucu açık şekilde durmaktadır .Ve bizim erişimimizi bekler .. Ve yerlerde parça pinçik olmuş dediğimiz DNA mızda ( % 94 gibi olan ) ucunda yine lego bağlantı noktaları ,antenleri durmaktadır . ( Acı , radyasyon ,aşırı soğuk ,aşırı dingin ruh hali bunlarda bağlantıları tamamlayabilir . .)


Neden bundan 100 yıl 1000 yıl önce  , zeki  ve bilginin peşinden giden insanların , DNA sarmallarını değiştirme gücü yoktu da bu zamanlarda bunun olasılıgı var? Ne değişti ?   

Şimdi manyetik alan değişime geliyoruz . Manyetik alan değişimi  ?

Mnayetik alan değişimi ile , uzun dalganın sürecinin bittiği ve kısa dalga ( gama ve x ısınları ) sürecinin basladıgı bir zaman dilimine girdik . Yani hem manyetik alanımız artık bizi kısa dalga radyasyondan pek de korumayacak ve üstüne bir de asırı artan uzay radyasyonu manyetik alanından az etkilenerek gezegeni dolduracak . Bir de , daha önce sözettiğim tüm günes sistemini cevreleyen ve merkezi dünya olan bir radyasyon kalkanı vardı . Bununda asırı zayıfladıgı ve bir delikli peynire döndüğünü hatırlarsanız ,herşey üst üste geliyor. Yani bizi koruyan radyasyon kalkanı 2 ayrı yönden zayıflıyor .

''' TÜBİTAK'tan Prof. Zeki Eker, "Patlamayla oluşan elektromanyetik alan aşırı stres, sinirlilik, uyku bozukluğu ve öfke patlamalarına yol açabilir. Hatta depresyona bile girebilirsiniz" dedi. '''  https://www.kimpsikoloji.com/gunes-patladi-ruhsal-dengemiz-sarsildi/


 K 'ların söz ettiği '' dalga geliyor  '' durumu nedir ? Benim anladıgım ,bu bir kütle cekim dalgasıdır ve devamında agır radyasyon parcaları tasır .Ve gökyüzü kıpkızıl olur . Burda artık ne detaya girebilecek kadar yogun bir bilgi sahibiyim ne de bilsem bile anlatabilecek bir dile sahibim . Sadece bekledigimiz ya günes patlaması ya 2 yıldız carpısması ya karadelik nötron yıldızı carpısması vb seyler olasılıgı . kütcekim dalgası dünyaya varır bir zaman sonra ise arkada tasıdıgı yüksek radyasyonlu parca .... Benim zannım ise Kahverengi cücenin ,güneşimizde bir kütle atımına yol acmasıdır ; belki ....

Yani olan biten hemen her sey ışıkla ilgili.Yani radyasyon ile ilgili sorunlar yasayacak dünyamız ( Kuyruklu yıldız ,göktası olasılıgı ayrıca beklenedebilir  .)  Bu yüzden bize birisi gelip '' GEN '' takmayacak . Zaten bizim içimizde var :   

"Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın."

Felsefe tası  12 sarmallı DNA mızdır . Yani içimizde olandır .

Bizler buraya internetin ya da iletişimin rahat oldugu ,yani bilgilenme olasılıgımızın yüksek olabilecegi , uygun cografyalara ,uygun genetik kodlara acık bicimde bedenlendik ki ,şansımızı deneyebilelim. Kimimiz icin coktan secmeli ,kimimiz icin azdan secmeli genetik havuzdan elimizden geldigince uygunu secmeye calıstık . Ama Ra larda sözüedildiği gibi de cokca yan etki yasadı belki bir cogunuz ,örneğin alerjik hastalıklar gibi.
Yani hiçbir şey tesadüf değil ama gelecegin ucu acık !

Şu bilgiyi hepimiz biliyoruz değil mi RA bilgilerinden ?  ''  yükselişin %90 nı BH den  Yüzde 10 KH den gibi olacak görünüyor .

Yani KH nin yükselme olasılıgı var .Daha zorlu bir yoldan .

Nedeni ise KH nin bilgiye erişiminin beklentisel arzulu ( ego , kariyer ,para vs ) bir yönelim göstermesi ve gerçegi safça aramanın cok daha zor olusu . Yani elektron baglantılarını kurabilmeleri daha zor .

BH ise zaten cogunlugu bindirilmiş kıtalardan olusuyor . Yıldız tohumları ,yıldız cocuklar,ışık iscileri  , sınırı gectigi halde geri gelenler .
Ve bu insanların sayısı milyonlarca şu anda ( zaten yükselecek olanlarda cogunlukla onlar olacak )  ! Dünya kendi haline bırakılsaydı , BH  yıldızlardan ruhsal- milyonluk -müdahale gerceklesmeseydi ,  yükselis oranı  nerdeyse  50 - 50 olurdu .

BH nin cok ciddi bir anlam ve önemi var . Dünya nın bu gecisini ne kadar ılıman hale getirirsek o kadar da basarılı oluruz mantıgı var .
Ve bu mantıgı sadece sezgilerimle ifade edebilirim. Genel anlmıyla o yıldız cocukların sayısı yüksek olmasaydı şimdiye kadar dünyanın tektonik hareketleri cok daha yüksek olurdu . Süreç cok cok daha agır gecerdi ...

'' Secilmisler hayrına o günler kısaltılmıstır ''  der kitabın birinde ,unuttum incil kuran vs....

BH 'nin görevi herseyden önce ılıman iklim yayar .Kaos un felaketin oldugu yerde bu korku dalgasından kim yararlanırdı ?

Bu korku dalgası ne kadar gec gelirse , frekans yoluyla ruhsal direnis ne kadar yüksek olursa , insanlıgı korkudan ne kadar uzak tutarsa bu BH frekans dalgası o kadar az acı çeker insanlık . BH nin asıl varlıgı daha cok insanın yükselmesi icin ortam yaratmasııdır. Ve cok degerlidir.

Ama KH kardeslerimizde yükselecek :)

bozadi

Bilgi kavramının anlam ve önemiyle ilgili güzel açıklamalar yapmışsın memed. Senin yaptığın alıntılardan da görülebileceği gibi, elimizdeki kaynaklar da sürekli bilgi/farkındalık artışı vurgusu yapıp duruyor.

BH-KH konusuna gelecek olursak, evet, KH yoluyla da 3'ten 4'e yükselmek mümkün, elimizdeki kaynaklara göre. BH'ye mezun olmak için %51 BH kutuplaşması yeterken, 4Y'ye KH üzerinden mezun olmak için %95 KH kutbiyeti geliştirmek gerekiyor, ki bu aslında "yok olmanın eşiğine gelmek" anlamına da geliyor. %100 KH yokoluştur. Yani 4KH'ye mezun olma iradesi göstermek, neredeyse "yok olma iradesi göstermek" gibi bir anlama geliyor, ki bu yanlışlıkla değil, bilinçli olarak, özgür iradeyle yapılan birşey. Varoluşun geneline/bütününe karşı duyulan nefretin, varoluşu tamamen şahsi kontrolü altına alarak yok etme arzusunun bir yansıması. Varoluşu yok edemiyorlar tabi ki ama kendilerini yok etmek suretiyle aynı sonuca dolaylı bir yoldan ulaşmış oluyorlar. Başka varlıkların özgür iradelerine karşı sergiledikleri olağanüstü saygı düşüklüğü (nefret) de bununla yakından ilgili. 4KH varlıklarının kaçta kaçının yok olmayı, kaçta kaçının var olmayı seçtiğini bilmiyorum, bu konuda bir açıklama yapılıp yapılmadığını hatırlamıyorum elimizdeki kaynaklarda. Ama örneğin Kertişlerin ciddi bir yokoluş tehdidiyle karşı karşıya oldukları anlaşılıyor. Tabi buna ille "tehdit" demek yanlış olur. Yok olurlarsa bu onların kendi seçimidir. Ama yok olmak istemiyorlarsa KH kutbiyetlerini azaltmaları gerektiği anlaşılıyor. KH güçleri eğer 4'te yok olmazlarsa, 4'ün ilerleyen kısımlarında, 5'te veya en geç 6Y'de BH kutbiyetine geçiş yapıyorlarmış.

BH ve KH varlıklarındaki "aydınlanma" meselesi, Tanrı olduğunu (Mutlak varlığın kendisi olduğunu) bilmeyle yakından ilişkili birşey anladığım kadarıyla. BH varlığı da "Ben Tanrıyım" (Ben varlığın kendisiyim) diyor, KH varlığı da. Ama BH "Sadece ben değil, varolan herşey Varlığın ta kendisi" diye algılarken, KH varlıklarının Tanrısallığı "Sadece ben" (veya duruma göre "sadece biz") üzerine kurulu gibi görünüyor (elitizm; efendi-köle ilişkisi). Tek başına ve "bireysel olarak" en yüksek, en saf sonsuz kudrete erişip onu dilediği gibi kullanmak istiyor. Tıpkı vahşi kapitalist güç hırsı gibi. Varoluşu bir "kurtlar sofrası" olarak görüp en yüksek güce ulaşıp herkese boyun eğdirmek için bir mücadeleye girişiyorlar. Gerçek manasıyla aydınlanmanın (Kendi tanrısallığının kesin/tam farkındalığının) 4y'de mümkün mü yoksa daha ziyade 5Y'de olan birşey mi olduğundan emin değilim. Ama 5y'nin "ışık" yoğunluğu olarak tanımlanması ve Ra'nın 5'i aynı zamanda "eş-yaratanlık" vurgusuyla tanımlaması, bana Aydınlanmanın gerçek ifadesini bulduğu yerin 5Y olduğunu düşündürüyor. Ama önceki yoğunluklarda da bunun algılanmaya, deneyimlenmeye başladığını düşünmek yanlış olmaz gibi geliyor bana. Yanlış da düşünüyor olabilirim.

4Y'de yok oluşun eşiğinde bulunan KH varlıklarını, KH kutbiyetlerini azaltma pahasına üst yoğunluklara doğru ilerlemeye sevk eden şeyin, Tanrısallığını (sonsuz kudretini) keşif ilgisi olduğunu sanıyorum. Kudretin, bilincin en saf haline doğru ilerleme şevki.


bozadi

Kertişlerin 4Y'de ilerlemeye, yükselmeye direnç göstermesinden bahsetmişti K'lar. Yani özlerindeki sonsuz varoluş kudretini (belki %1'lik bir banda sıkışmış bile olsa) keşfetmeye devam etmek üzere bilgilerini artırmaya, keşiflerini derinleştirmeye çalışmak yerine, sadece mevcut bilgi ve teknolojileriyle herşeye hemen ve tamamen egemen olma (varoluşu fethetme, tüm varoluşa diz çöktürme) arzusu gibi birşey söz konusu. Yoğunluk düzleminde ilerlemeye, yükselmeye (özlerine dair yeni, daha derin bilgi edinmeye) karşı gösterdikleri bu direnç, onların varlıklarını iyice yozlaştırıp yokoluşa yaklaştırmaya devam ediyor. Varoluşla bağlantıları muhtemelen %1 gibi bir ipliğe bağlı olduğu için, kendi varlıklarından yeterince enerji alamıyorlar, bu nedenle başka varlıklardan sürekli enerji emmeleri gerekiyor. Dünya insanlığı onların en büyük besin kaynaklarından biri gibi görünüyor. Tüketecekleri enerjinin KH nitelikli olması gerekiyor, bu nedenle insanları mümkün olduğunca şiddetli şekillerde KH enerjisi üretecek bir duruma getirmeye çalışıyorlar. Negatif duyguların enerjisiyle besleniyorlarmış büyük ölçüde.

Qui-gon jinn

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Varoluşu yok edemiyorlar tabi

K'lara bakarsak bunun imkansız olmadığını, lakin sadece "nasılını" bilmenin gerekli olduğunu söylüyorlar;

C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece
birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün.Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence." (24 Kasım 1994)

Bu muazzam olayın nasılını bilmenin yolu 6. seviyeye çıkmaktan mı geçiyor bilmiyorum ama hatırlanırsa KH'nin 6. yoğunlukta gerçek bir temsilcisinin olmadığı, denge oluşması açısında sadece bir yansıma olarak mevcut olduğu ifade edilmişti. Kimbilir, belki o sebepten, yani 6. yoğunluk KH'de henüz kimse çıkmadığından mevcudiyet halen yok edilmeden devam ediyordur. :) Velhasıl peki bu sadece yansıma olma durumu gerçekten "gerçek bir denge" sağlıyor mu??? Yoksa aslında gerçekte bir dengesizlik hali, bir yapaylık, bir idaretenlik vs. vs. artık nasıl tanımlanırsa mı mevcut durumda??? Çok merak ediyorum bu durumu ama doğal olarak 3Y'de nasıl olduğuna dair hiçbir bilgim yok maalesef. En önemli şeyde bu ya zaten, nasılı bilmek. Eğer söylendiği gibi ise nasılını bildikten sonra yapılamayacak hiçbir şey yok sanırım...

memed

RA bilgilerinde hatırladıgım bir bölüm var :

Heinrich Himmler




Bu konuyu hatırlıyor musunuz ?  Benim cok dikkatimi çekmişti . Himmler anlatıldıktan sonra , 6 . boyut BH kaynaklarından gelen ama burda KH hizmete  yönlenen ve yolunu şaşıran bir ruhtan sözetmişti . Onun Himmler oldugunu düsünmüstüm .Ya da öyle hatırlıyorum.

BH den gelip milyonlarca insanın katledilmesine destek olmak . Ve Himmler 'in 4 KH'ye  yükselmesi .

---------------------------------------------------------------------------------

C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece
birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün.Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence." (24 Kasım 1994)

Müthiş bir bilgi . Umarım bu yasamımızda bunu icsellestirebiliriz .

"can konağını aramadaysan, cansın;
Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,bir damla su arıyorsan susun,
 zulmün peşindeysen zalimsin,
aşkı arıyorsan aşıksın,
gönlün neye kapılmışsa O'sun sen.
 Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir:

 "Neyi arıyorsan O'sun sen." Hz.Mevlana"

Bana bunu anımsattı . 







bozadi

Himmler konusunun Ra'nın 2. kitabında, 34 ve 36. celselerde geçtiğini fark ettim. BH Gezgin olduğu halde KH kutbiyetine geçen birileri olmuştur mutlaka. Hatta K celselerinde "Frank" diye geçen kişinin onlardan biri olabileceğini tahmin ediyorum. Ama Ra'nın aşağıdaki diyaloglarında geçtiği kadarıyla Himmler'in durumu öyle değil gibi görünüyor. Ama eleman 4KH'ye mezun olmuş anladığım kadarıyla :) Ra'nın bu açıklamalarında Qui'nin 6y ile ilgili değindiği bazı şeylere dair de doğrudan veya dolaylı bazı açıklamalar var:

34. celseden:

Alıntı YapSORU: Teşekkür ederim. Sanırım bu çok önemli bir örnekti. O dönemde Adolf'un maiyetinde bulunanlar arasında negatif yolda hasat edilebilecek şekilde kutuplaşanlar olup olmadığını merak ediyorum.

RA: Hasat edilecek uygunluğa gelen varlıkların sadece iki tanesinden söz edebiliriz, ötekiler halen enkarnedirler. Bir tanesini Hermann olarak biliyorsunuz, diğeri de -kendi tercih ettiği adla çağırırsak- Himmler'di.

36. celseden:

Alıntı YapSORU: Bir örnek olarak Himmler adıyla bilinen varlığı ele alalım. Sizin verdiğiniz bilgiye dayanarak, Himmler'in Yüksek Benliği'nin altıncı yoğunluk derecesinde bulunduğu sonucunu çıkarıyoruz; ama Himmler'in negatif yolu seçtiği söylendi. O zaman Himmler'in Yüksek Benliği de altıncı yoğunluk derecesinin negatif konumunda mı bulunuyordu? Bu kavramı biraz daha genişletebilir misiniz?

RA: Yüksek Benlik aşamasına (tezahürüne) erişebilmiş hiçbir negatif varlık yoktur. Bu (Yüksek Benlik olarak) tezahür, altıncı yoğunluk derecesinin sonlarına doğru yaklaşmış bir akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü'nün onur/görevi'dir. Negatif eğilimli akıl/beden/ruh bileşimleri bu açıdan büyük bir zorlukla karşı karşıyadırlar ve bizim bildiğimiz kadarıyla, bu zorluğu aşan negatif eğilimli bir varlığa daha hiç rastlanmamıştır. Bu zorluk, beşinci yoğunluk derecesini bitiren varlıkların artık bilgelik kazanmaları (bilgeliği kullanabilir duruma gelmeleri), ancak daha ilerleyebilmek için, bu bilgeliği eşit ölçüde bir sevgiyle birleştirmeleri zorunluluğundan kaynaklanmaktadır. Eğer negatif yolu izlemekteyseniz, bu sevgi/ışığı birleştirmeniz, birlik içinde kazanmanız çok ama çok zor bir şeydir. Bu yüzden, altıncı yoğunluk derecesinin başlarında, negatif eğilimli toplumsal bileşimler bu yönelimlerinden vazgeçerek altıncı yoğunluk derecesinin pozitif eğilimli yoluna atlamayı seçerler. Onun için de, böylesi bir yardıma hazır olan herkese idrakini sunan Evrensel Ruh (Yüksek Benlik), daima pozitif yolu gösterir. Ancak, bireyin özgür iradesi her şeyden üstündür ve Yüksek Benliğin sunacağı her türlü rehberlik, bir akıl/beden/ruh bileşiminin kendi tercihine bağlı olarak, negatif ya da pozitif kutbiyette görülebilir.

SORU: O halde yine Himmler'i örnek olarak alırsak, 1940' larda burada enkarneyken, onun Yüksek Benliği altıncı yoğunluk derecesinde pozitif eğilimli olarak mı bulunuyordu?

RA: Evet.

SORU: Himmler, 1940'lı yıllarda burada enkarne haldeyken, kendi Yüksek Benliği ile herhangi bir biçimde temas kurmuş muydu?

RA: Size burada negatif yolun ayrılıkçı bir yol olduğunu anımsatmak istiyoruz. İlk ayrılık nedir: Benliğin benlikten ayrılması... Himmler adıyla bilinen varlık, kendi iradesinin güçlerini ve kutuplaşmasının yeteneklerini kullanarak herhangi bir kaynağın rehberliğini aramak yerine, bu yaşamında edindiği ve önceki yaşamlarında kazandığı eğilimler tarafından da desteklenen, bilinçli güdülerinin gösterdiği yola gitmeyi tercih etti.

SORU: O halde Himmler altıncı yoğunluk derecesi negatifine eriştiğinde, Yüksek Benliği'nin pozitif eğilimli olduğunu keşfedecek ve böylece altıncı yoğunluk derecesi pozitif yoluna bir atlama mı yapacaktır?

RA: Dediğiniz doğru değildir. Altıncı yoğunluk derecesi negatif varlığı son derece bilgedir. Bu varlık kendisinin altıncı yoğunluk derecesi birliğini ifade edemeyişinden kaynaklanan ruhsal entropiyi görür ve gözlemler. Yaratan'ı sever ve bir noktada, Yaratan'ın sadece öz-benliği değil, aynı zamanda diğer benlikler (diğer varlıklar) de olduğunu idrak eder ve bilinçli olarak ani bir enerji uyumlaması yapar (enerjisini öteki kutba yönlendirir); böylece tekâmülüne devam edebilir.

memed

tesekkür ederim  hatırlatmalar icin :)

Çok tuhaf .Bununla , bu bilgiyle uzlasmak  zorlu .
Himmler in neler yaptıgını düsününce  !



Bu arada bu konu günümüzde cok tartısılan bir konu . Bu konuda bilgisi olan insanların anlatımına ihtiyacımız var .


 ''   Şu an sıkça duyduğumuz sanal gerçeklik, CRISPR, blockchain teknolohjileri vs. tamamen yüksek kontrol amacı taşıyan gerçeğin çarpıtılması doğanın taklit edilmesi suretiyle yaratıcıyı oynama isteğinden kaynaklanır. Fakat burasının bir KH dünyası olması bu dürtünün çok daha kolay gerçekleşmesi açısından daha kolay gibi düşünüyorum sanırım bunu celselerde de sıkça söylediler.

Ben şahsen sıkça bahsettiğimiz kutuplaşma ve ardından gelecek ayrışmalarında bu etkilerle ön plana çıkacağını düşünmeye başladım. Gördüğüm kadarıyla insanın insan olması üzerindeki düşünebilme ve vicdani değer yaratabilme özelliklerine inanılmaz bir saldırı var ve bu modern bilimle destekleniyor. Burada kasların bahsettiği sizin yüksek teknoloji dediğiniz şey UFO teknolojilerinin yansımasıdır anlamına çıkan söylemleri benim için bir hayli önemli.

Kısacası dünyamızda da kutuplaşmanın etkileri giderek ve hız kesmeden artacaktır. İnsanın yaratıcıyı oynama isteği zombi sürülerini arttıracak ve belirli elit kesimlerin arasından KH adayları çıkacaktır. Bunlara belirli mantık düzleminden karşı koyabilen kesim içerisinden de BH adayları çıkacaktır. Buradaki ayrımı kuru kuru dini motifler üzerinden yapanlarla belirli vicdani değerleri farkındalığıyla harmanlayanlar arasından bir eleme olacaktır diye düşünüyorum.''''

Qui-gon jinn

Evet RA'da geçen o kısmı hatırlamıştım ama yazımı yazarken aklımdan çıkıverdi ve değinmeyi unuttum. RA'nın da, K'larında söylediğinden anladığım kadarı ile bu onur/görevi mevkii daha önce hiç negatif eğilimli bir varlık tarafından doldurulmamış vaziyette ama imkansız değil olabilirmiş de. Bir yandan herşey hep var ve mevcut deniliyor ama diğer yandan sonsuz varoluşta henüz hiç gerçekleşmemiş, belkide tek gerçekleşmemiş şeyden bahsediliyor. Peki bu nasıl oluyor? Çok enteresan vallahi, anlayamıyorum...