Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

"Anlatmak Zamanı"

Başlatan kerem, 24 Eylül 2022, 16:53:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gerçek tosun paşa

#90
Bu kitabın içeriğiyle ilgili detayları açıkladığın için sağol bozadi mükemmel yazı olmuş. Benim bir bilgim yoktu kitap hakkında ama genel olarak griler- 4KH - ufoloji konularının ele alınması için meraklı kimselere ders niteliğinde olmuş.

bozadi

#91
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bu kitabın içeriğiyle ilgili detayları açıkladığın için sağol bozadi mükemmel yazı olmuş. Benim bir bilgim yoktu kitap hakkında ama genel olarak griler- 4KH - ufoloji konularının ele alınması için meraklı kimselere ders niteliğinde olmuş.
Güya "kanallama" bilgileri içeren bir kitap; Grileri mi kanalladılar, kendi bilinçaltlarını mı kanalladılar bilmiyorum ama kesin olan birşey varsa, yapılan açıklamaların insan aklı ve onuruyla dalga geçer nitelikte olması.

Kolbaşı insanları Gri robotların (dolayısıyla da Kertişlerin) şeytani faaliyetlerine boyun eğdirmek, direnç göstermez hale getirmek için "yırtınıyor". Bu amaçla spiritüalizmi ve Atatürk'ü suistimal ediyor.

Hemen her durumda KH-BH realitelerini "özenle" pas geçerek, "uzaylılar üzerinizde ne işler çeviriyor olurlarsa olsunlar direnç göstermeyin, itaat edin" telkinleri yapıyor. Herif şeytanın avukatı resmen.

Bi tane Gri de çıkıp demiyor ki, "Dur arkadaş, biz kendimizi savunmaktan, kimliğimizi, faaliyetlerimizi açıklamaktan aciz değiliz. Neyi merak ediyorsunuz, sorun söyleyelim." Çünkü şeytanlar. Çünkü çevirdikleri işlerin insanlık nezdinde, akıl ve vicdan nezdinde hiçbir açıklanabilirliği yok. 6. yoğunluktan varlıklar yüzlerce, binlerce sayfalık açıklamalar yapıyorlar, evren/varoluş nedir, nasıl işliyor, bizim durumumuz, seviyemiz nedir, neyin içindeyiz, ne nedir vs. Ama 4. yoğunluktan Griler üzerimizde bu kadar ileri boyutta işler çevirdikleri halde çıkıp kim olduklarını, ne yaptıklarını, niye yaptıklarını açıklama zahmetinde bulunmuyorlar. Çünkü yaptıkları şey aldatma ve sömürü üzerine kurulu. O nedenle çıkıp kendilerini açıkça tanıtamaz, savunamazlar. Fizikseli boşver, telepati veya kanallama yoluyla bile bu bilgileri, açıklamaları yapmıyorlar. Kanallama adı altında yapılan, yukarıda belirttiğim kitaptaki açıklamaların ise, insan aklı ve onuruyla alay eder nitelikte tam bir zırva olduğunu görüyorsunuz.

Kolbaşı'nın savunduğu bu şeylerle ilgili azıcık samimiyeti, aklı, vicdanı varsa, onlar adına konuşmayı bırakıp mikrofonu onlara uzatması, onları "konuşturması" gerekir. Bunun gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yok. Fiziksel anlamda "bire-bir röportaj" belli ki abartılı bir beklenti olur. Ama ellerinde hipnoz yoluyla, trans yoluyla "temas" (doğrudan iletişim) kurmak için fazlasıyla imkanlar olduğu açıkça ortada. Grilere bu kadar avukatlık, misyonerlik yaptığına göre, bir röportaj alacak kadar kredisi yok mu acaba Griler nezdinde? Uzaylıların ne kadar ileri, ne kadar ışıltılı, insanlığa ne kadar yardım sevdalısı olduklarını "anlatıp" duruyor ama bu kadar "temas" meraklısı ve uzmanı oldukları halde, üzerimizde bunca iş çeviren bu uzaylılarla doğrudan bir iletişim teması kuramıyor mu? Yoksa kurmak mı istemiyor? Yoksa Griler (veya sahipleri) mi bunu istemiyor?! Bir anormallik yok mu burada? 6Y varlıklar kendi kimliklerini, faaliyetlerini ve dahi tüm evrende olup biten herşeyi (bizim sorularımıza ve kavrayış düzeyimize uygun bir şekilde) anlattıkları halde, Kolbaşı'nın "temasçılar" yoluyla Türkiye temsilciliğine soyunduğu uzaylılar neden çıkıp kendi adlarına iki kelam etmiyorlar? Kolbaşı neden böyle bir temasa aracılık / öncülük etmiyor??!?!!! Çünkü çevrilen işler aydınlık değil, savunulacak bir tarafı yok. Birçok şeyin gizli-kapaklı kalması ve sorgulayıcı kitlelerin yalanlarla afallatılması, dikkatlerinin dağıtılması, sersemletilmesi gerekiyor. İşte Gri taşeronu Kolbaşı'nın yaptığı iş  bu. Sömürüye gösterilen direnci zayıflatmak amacıyla yürütülen aldatma sürecinin aracılığını, öncülüğünü yapıyor Türkiye'de.

Anlatmak Zamanı = Aldatmak Zamanı

bozadi

#92

"Uzaylılar kendilerini ha gösterdi, ha gösterecek" denen bir zamanda, bu uzaylılarla kanallama/trans yoluyla da olsa doğrudan bir İLETİŞİM kurup kim oldukları ve üzerimizde ne işler çevirdikleri hakkında birkaç soru sorup cevap almak çok mu abartılı bir beklenti?!?

Kolbaşı program üzerine program yapıp, kitap üzerine kitap yazıp bunca Gri avukatlığı ve misyonerliği yapacak yere herhangi bir Griyle bir soru-cevap "TEMASI" kurmaktan aciz mi acaba?


arinmak

#93
Beyin orgazmı yaşıyorum.

Bozadinin , yazdıklarına katılıyorum. Noktasına , vürgülüne kadar katılıyorum..
 

bozadi

#94
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen arinmak

Beyin orgazmı yaşıyorum.

Bozadinin , yazdıklarına katılıyorum. Noktasına , vürgülüne kadar katılıyorum..
Bu konuda tamamen aynı görüşte olmamıza sevindim arinmak, paylaştığın için teşekkür ederim. Elbette şu veya bu ölçüde farklı veya hatta zıt görüşlerin paylaşılması da, gözden kaçırıyor olabileceğimiz şeylerin farkına varmamıza yardımcı olabilir, bu nedenle tüm görüşler değerli.

Bana tamamen aptallık ve vicdansızlık gibi görünen "Gri avukatlığı" konusundaki şiddetli eleştirilerimle ilgili olarak daha önce de dikkat çekmeye çalıştığım şu açıklamayı tekrar vurgulama gereği duyuyorum:

Benim esas derdim başkalarına muhalefet etmek, bu muhalefet üzerinden var olmaya çalışmak değil. Bazen oraya doğru kayar gibi olduğumu da seziyorum ama bunun yanlış olacağını algılıyorum.

Bizim esas ilgilenmemiz gereken şeyin, hayatımızı iyiliğe, şifaya (kendimizi ve birbirimizi şifalandırmaya) adamak olduğuna inanıyorum. BH'lik budur, bununla ilgilidir. İnsanlığın gereği budur, var olmanın gereği budur.

Ama elbette dünyada egemen kılınan yaşam koşulları, hayatımızı kendimizin ve birbirimizin iyiliğine adamayı, "tamamen" bu bilinçle yaşamayı imkansızlaştırmaya yönelik dayatmalarla, işkencelerle dolu. Ve öylesine afallamış, öylesine gafil bir durumdayız ki, bu yaşayış şeklimizin bizi iyiliğe, doğruluğa, selamete götürmeyeceğiyle doğru dürüst yüzleşip alternatifleri değerlendiremiyoruz çoğu durumda. Bazen çok travmatik şeyler yaşadıktan sonra ciddi bazı yüzleşmeler, gafletten uyanışlar yaşayabiliyoruz ama o uyanışın toparlayıcı, düzeltici etkileri de zamanla gücünü yitiriyor çoğu durumda.

Bana sorarsanız, "4Y BH" temel olarak (en azından giriş ve gelişim tarzı itibariyle), ilgili toplumun bireylerinin hayatlarını, varlıklarını tamamen birbirlerinin iyiliğine adadıkları bir durumdur. İnsanların gözü başka birşey görmez, başka şeye hayat demezler, başka türlü yaşamayı düşünemezler. Tüm toplum sadece ve sadece birbirini destekleyici, besleyici, böylece birbirlerinin içindeki sonsuz kudreti ortaya çıkmaya teşvik edici şekilde yaşar.

Bizim şu anda öyle bir anlayışla yaşamamızın önündeki engel nedir? Bunun tartışılabilecek çok çeşitli yönleri var elbette ama doğru olan, iyi olan, şifalandırıcı olan, içimizdeki tanrıyı giderek ortaya çıkaran şey budur. Şu anda 3KH'de yaşadığımız hayat şartlarının çok ağır zorluklarla dolu olmasının, K'ların deyişiyle "ruh parçalayıcı" olmasının sebebi, BH tarzı (BH'ye dönük, BH eğilimli) yaşamıyor olmamızdır. Evet, çok engel, çok zorluk, çok işkence var ama zaten bizzat bu yüzden mevcut yaşam şeklimizi/anlayışımızı değiştirmemiz, güncellememiz gerekiyor. Kaybedecek fazla birşeyimiz kalmadı, kalmayacak gibi görünüyor. Kıyamet işte insanları (en azından bazı insanları) buna zorlamak için geliyor biraz da. Gafletten uyanmaya zorlamak için.

Aslında konuyu buradan tekrar Kolbaşı'nın ve benzerlerinin "Uzaylıcı/Grici" tavrına yönelik eleştirime getirecek olursam... :))  Uzaylıların bizi kurtarması beklentisi hatalı, yakışıksız bir beklenti olmasının yanında, yardım beklentisi içinde olunan uzaylıların aslında tam da bizim şu anda bulunduğumuz halde bulunmamızdan çok uzun zamandır "nemalanan" bir sömürücü varlık grubu olma durumu var. Kimi kime şikayet ediyorsun?! Kimden medet umuyorsun?! Bizim şu anda hatırlayamadığımız çok eski zamanlarda olduğu gibi yine meleklerle, rehber BH varlıklarıyla "hizalanmamızı" ve böyle bir bilgisel/rehberliksel koruma kalkanı içinde olmamızı sağlayacak olan şey, içinde bulunduğumuz KH nitelikli gafil hayat tarzını sorgulayıp bundan uyanmaktır. Biz kendimize ve birbirimize gerçekten sahip çıktığımızda, yani tamamen iyiliğe ve şifaya dayalı bir hayat/varoluş şekline geçmeye başladığımzda, bu doğrultuda gücümüzü, imanımızı birleştirdiğimizde, celselerde anlatıldığı gibi negatif varlıkları püskürtecek çok güçlü pozitif bir toplumsal aura alanı oluşturuyor olacağız. Bizim tek eksiğimiz/yanlışımız, KH eğilimli varlıkların negatifliğe adandığı kadar bizim pozitifliğe adanmıyor olmamızdır. Bunu yaptığımız anda negatif varlıkları tiksindirecek, kaçırtacak enerjiler üretiyor olacağız ve BH varlıklarıyla rezonansa girerek onların da enerjilerini, desteklerini, rehberliklerini alarak her türlü parazit/sömürücü etkilerden arınıyor olacağız. Ama bunu yapmıyoruz. İşte bu yüzden de hayat bize kıyamet yoluyla gafletten uyandırma potansiyeli taşıyan etkiler gönderiyor olacak. "Uzaylılarla" (bu biraz yanlış, çarpık bir terim olsa da) ancak eşitlik ve kardeşik/birlik bazında "işbirliği" yapabiliriz, kendi seçimlerimiz yoluyla içine girdiğimiz bataklıktan bizi "bedava" çıkarmalarını bekleyemeyiz ve onlar bunu yapamazlar da zaten. İçinde bulunduğumuz bataklık, hayatımızı birbirimizin iyiliğine, şifasına adamıyor olmamızdan kaynaklanıyor ve ne zaman hayatımızı/varlığımızı birbirimizin iyiliğine, şifasına adamaya, sadece bunun için yaşamaya başlarsak, işte o zaman bataklıktan çıkıyor olacağız ve bataklıktan çıkış, aldatılma ve sömürülme zincirlerinden kurtuluş anlamına da gelecek.


sybleman

#95
Griler mevzusunda dikkat ettiniz mi? Hep ortada olan bir gri ırkı var. Ben insansı KH melezlerin bu grileri ön planda tutarak bir uzaylı beklentisi oluşturdurduğunu düşünüyorum. Hatta görülen diğer uzaylı türlerin bile gri projeksiyonu olduğunu düşüyorum. Görülerde gördüğüm genelde üçgen uzay gemileri ve içinden çıkanlar hep insan ve askerler. Yeraltı uygarlığındaki yoğun çalışmalara da değinmişlerdi zaten. İnsansılara çok dikkat etmemiz gereken dönemler geliyor. 4.boyutta eterikte yapmak istedikleri şeyleri grilere yaptırıp, operasyonu da 3.boyutta yapıyorlar.

BH'lığa adama mevzusu. Aslında bizim özümüz bu zaten biz oradan geldik, öz değişmez ki o aynı. Ve farkettim ki şuandaki eterik bedenlerimiz zaten o forma çok yatkın. Biz fiziksel bedenimizdeki ruhsal bağlantılarımızı tıkamışız, veya işte bu KH tayfasına bir şekilde izin vermişiz. Çakralarımız tamir edilmesi gereken bir şey değil. Zaten aktifler ve çalışıyorlar, beden bağlantılarında sıkıntılar var. Sadece BH olma yolunda biz kendi içimizdeki zihnimizdeki düşünce blokajlarını açmamız lazım. Bu tamamen en temelden düşünce kalıbı şekline getirdiğimiz herşey. Sevip neden sevmediğimizi bilmediğimiz şeyler, veya nefret edip neden nefret ettiğimizi unuttuğumuz veya hatırlamadığımız şeyler vardır ya.. İşte onlar kilit noktalar. Zihnimizde konulmuş blokajlarımız var. Sanki labirent gibi, kendimize ulaşacağımız her noktaya bir blokaj koymuşlar. Kendimizi bulamamamız için çok ustaca yerleştirilmiş zihin blokajları bunlar. Onları açtığımızda BH olan ruhsal bedenlerimizle birleşebiliriz. Her şey zihnimizde olup bitiyor.

bozadi

#96
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

İlkay Buharalı ve Erhan Kolbaşı'nın sunduğu Anlatmak zamanı adlı programda son günlerde yayınlanan bir video var, bu 2 bölümlük videoda bir inşaat firması çalışanı olan kişinin Atatürk'ü fizik olarak bir kaçkez  gördüğü ve kendisine bazı konuları anlattığı yazdırdığı ve bunu iletmesi gerketiğini ileri sürüyor.
Çok ilginç bir video şok edici bilgiler var ama böyle bir şeyin olması mümkünmü._ Bu bilgiler doğru mu.?



bozadi

#97
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bir göz atacağım birazdan ama ön yargılı görüşlerim; bu toprakların lanetli olduğu, YÜCE TÜRK MİLLETİ'nin hiç bir özelliği olmadığı, anadolu güzellemelerinin boş olduğu yönünde :)) he seviyor muyuz çok seviyoruz o ayrı :D

bozadi

#98
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

2.bölümü izliyorum şu an öncelikle teşekkürler paylaşım için fidelista.

Açıkçası geçenlerde forumda bozadi üzerinden örneklerle "içerik üretimi" konusunu açıklamaya çalışmıştım. Bana bu yayın net bir propaganda malzemesi gibi geldi. Basitçesi Atatürk ile hiç alakalı bulmadım. :)

bozadi

#99

Ben bu iki videoda Kolbaşı'nın "Novus 2 / Mesaj" adlı kitabının (ve içerdiği karanlık propagandanın) mümkün olduğu kadar geniş bir kitleye pazarlanma çabası dışında birşey göremedim.

Erhan Kolbaşı'nın "kim" olduğunu, "ne" yaptığını hatırlayacak olursanız, "Anlatmak Zamanı" adlı programın BU bölümü dahil TÜM bölümlerinde ne yapılmaya çalışıldığını da kolayca anlayabilirsiniz. Erhan Kolbaşı, "Gri" dediğimiz uzaylıların (ve dolayısıyla Kertişlerin) insanlık üzerinde yürüttüğü şeytani faaliyetleri olduğunun tam zıddı (sanki "iyi amaçlıymış" gibi) betimleyerek insanların bu faaliyetleri sorgulamasını, itiraz etmesini, psişik direnç geliştirmesini ve buna göstereceği tepkiyle kendisindeki tanrısal kudreti uyandırmasını ENGELLEME amacına hizmet ediyor. Bunu ne ölçüde bilinçli yaptığını bilmiyorum ama yaptığı tam olarak bu. İnsanlığın ezici çoğunluğu BH-KH eğilimleri arasındaki gri bölgede sürttüğü için, oldukça kaotik bir durum var ve KH tarafı bu kaotik ortamda (puslu havada, bulanık suda) "aldatma" yoluyla sömürü imkanlarını artırmaya çalışıyor, Kolbaşı da buna aracılık ediyor.

Milliyetçilik, din, şehitler, gizemler... Mümkün olduğunca geniş bir kitlenin "duygularını" maksimum derecede uyaracak ve mantıksal ve vicdani sorgulama eğilimlerini zayıflatacak anlatımlar, tavırlar... Erhan Kolbaşı'nın kitaplarını, programlarını inceleyecek olursanız, hepsinde en önemli temanın, en güçlü motivasyonun "Gri milliyetçiliği" denebilecek birşey olduğunu görebilirsiniz. Atatürk, Türk milliyetçiliği, İslam, Müslüman kardeşliği, Anadolu'nun gizemleri vs. diğer tüm temalar dönüp dolaşıp Gri milliyetçiliğine / propagandasına hizmet ettiriliyor.

Kolbaşı'nın yanılmıyorsam 5-6 tane kitabının hepsinin ana teması, Grilerin (dolayısıyla Kertişlerin, kısaca 4KH'nin) insanlık üzerinde yürüttüğü faaliyetlerin "pozitif amaçlı" olduğu, tüm travmalara rağmen bu uzaylıların faaliyetlere direnmek yerine "işbirliği" yapmak, hatta hayranlık duymak, müteşekkir olmak gerektiği yönünde. "77 - Ruhun ve Varoluşun Büyük Yasaları" adlı kitabı yeni çıkarmış sanırım, onun içeriğinde de özde aynı propaganda mı var, yoksa uzaylı temasından tamamen veya büyük ölçüde bağımsız şekilde spiritüel bir kozmoloji mi anlatılıyor, henüz bilmiyorum, araştırmaya, incelemeye çalışacağım ama Kolbaşı çıkardığı kitapların hemen hepsinde son derece istikrarlı bir şekilde, insanlığı kaçırıp üzerlerinde gizemli ve son derece karanlık görünümlü melezleme ve başka nitelikte çalışmalar yürüten varlıklara direnmek, sorgulamak yerine neden müteşekkir olup işbirliği yapmamız (hizmet etmemiz) gerektiğini anlatıyor. "Anlatmak Zamanı" adlı program da tüm o kitaplarda güdülen amaca hizmet ediyor. Çıkardığı kitapların, yaptığı programların çabası apaçık bu doğrultudayken, elemanın Atatürkçülük, Türk milliyetçiliği, Anadolu milliyetçiliği veya ruhçulukla ilgili rehberlik-kılavuzluk yaptığına inanmak zor. Resmen "Gri milliyetçiliği" yapıyor. Yani Grilerin (dolayısıyla Kertişlerin, 4KH'nin) insanlığı "aldatarak" bağımsızlık iradesini çökertmek, kendine hizmet ettirmek amacıyla yürüttüğü çalışmalara aracılık, acentelik yapıyor.

Eğer bu adamın yürüttüğü faaliyet gerçekten Türk/Anadolu milliyetçiliğine ve ruhçuluğuna hizmet ediyor olsaydı, BİLYAY'ın bu adamın arkasında olması, desteklemesi, faaliyetlerine ev sahipliği ve sponsorluk yapması gerekmez miydi? Ruhçuluk konusunda Türkiye'nin anaakım rehberlik odağı olan BİLYAY vakfının internet sitesinde Kolbaşı'nın esamesi okunmuyor. Daha önce de konusu geçtiği gibi, rahmetli Ergün Arıkdal'ın oğlu Tarık Arıkdal'ın BİLYAY'dan ayrılıp kendi ruhsal derneğini kurması ve Kolbaşı'nın da o diğer dernekte boy göstermesi gibi bir durum olduğundan bahsetmiştik. Bu konuda ilgili taraflardan bir açıklamaya rastlayamadım ama nedense Tarık Arıkdal'ın BİLYAY'dan ayrı bir ruhçu dernek kurması, BİLYAY ile arasındaki ciddi bir görüşsel ihtilaftan kaynaklanmış gibi geliyor bana ve aynı ihtilafın Kolbaşı için de geçerli olduğunu, Kolbaşı'nın o yüzden diğer dernekte faaliyetler gösterdiğini düşünüyorum. Bu konuda (taraflar arasında ciddi bir görüş farklılığı olduğu konusunda) aksi yönde bir açıklama gelirse, yanıldığımı kabul ederim ama manzara kendini belli ediyor gibi. BİLYAY Kolbaşı'nın yürüttüğü faaliyeti tasvip etmiyor bence. Ve eğer bu konuda haklıysam, bunun nedenleri üzerinde düşünmek gerekir ve ben kendi düşüncelerimi paylaştım, paylaşıyorum.


gerçek tosun paşa

#100
Çok haklısın bozadi. Ben artık bu ülkenin cefakar tarihinin ve büyük liderinin de böyle malzemeler haline getirilmesinden sıkıldım. Buradaki Atatürk olsa olsa İzmir'deki Atatürk'e benzeyen adam olabilir :)


bozadi

#101
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Çok haklısın bozadi. Ben artık bu ülkenin cefakar tarihinin ve büyük liderinin de böyle malzemeler haline getirilmesinden sıkıldım. Buradaki Atatürk olsa olsa İzmir'deki Atatürk'e benzeyen adam olabilir :)


[:D][8D][:p][:o)]

bozadi

#102

Ve tekrarlama gereği duyuyorum: Grilerin resmen avukatlığını yapan bu eleman ha bire "temas" "temasçı" kavramlarını, olgularını kullanıp duruyor, buna dair kitaplar çıkarıyor, onlarca program yapıyor. Yahu, bu kadar avukatlık yapmadan önce şu Grilerle doğrudan bir "TEMAS" kursana?!! Kim oldukları, ne yaptıkları, niye yaptıkları hakkında soru sorup cevapları bize iletsene?! Bu kadar ileri, bu kadar yüce ve hayatımızın ve hatta vücudumuzun bu kadar içinde olan bu elemanların bizimle birkaç soru-cevap diyaloğuna girmesini engelleyen ne var? Kendilerini açıkça ifşa etmelerini istemiyoruz, hipnoz/trans yoluyla veya başka hangi yolla mümkünse, birkaç basit soru sorup cevabını alacak kadar bir bağın, hukukun yok mu bu varlıklarla? Eğer yoksa, niye bu kadar avukatlık yapıyorsun?!! O zaman bu işte bir iş olduğu sonucuna varmamız çok mu garip?!?!


bozadi

#103

Hipnoz kayıtlarının "tefsirleri" üzerinden kitaplar yazıp propaganda yapıyor. Bu Grilerin kim olduğu, ne yaptıkları, niye yaptıkları konusuna odaklanan, bu konuda sadece ana hatlarıyla da olsa somut açıklamalar sunan bir kitap çıkarsana. Örneğin şöyle bişi:


Erhan Kolbaşı'nın yeni kitabı çıktı:

GRİLER KİMDİR

Üzerimizde Neler Yapıyorlar, Nasıl Yapıyorlar, Niye Yapıyorlar

Erhan Kolbaşı gizemli Grilerle doğrudan iletişim kurarak çok merak edilen bazı soruların cevaplarını aldı. Hepsi bu kitapta.


bozadi

#104

Kolbaşı böyle bir kitap çıkarsa, yani avukatlığını yaptığı hususta doğrudan "kaynağından" (Grilerden) NET BİLGİ aktaran bir kitap çıkarsa, nasıl bir karanlığın, nasıl bir şeytanlığın propagandasını yaptığı kolayca ifşa olacak. İşte o yüzden "yemez". Ne Griler (Kertişler) yanaşır böyle bir NET BİLGİ iletişimi kurmaya, ne de avukatları. Onun yerine, tıpkı bu son yayınlanan videolarda olduğu gibi, aldatma amacıyla alakasız konulara bulandırarak, dikkatleri saptırarak, duygu pompalayıp akıl/sorgulama ünitelerini devre dışı bırakmaya çalışarak "iş" yapmak zorunda.

Ben Kolbaşı'nın söz konusu sorulara hiçbir yanıt vermediğini iddia etmiyorum, düşük dozlarda, kitaplara yayarak, araya bol miktarda güzellemeler, "tefsirler" ekleyerek bazı "yanıtlar" veriyor ama doğrudan Grilerin ağzından vermiyor ve damıtılmış (sadece ana hatlarıyla bile olsa) net bir bilgi/açıklama sunmuyor. Sunsa, tıpkı "İçimizden Ziyaretçiler" kitabında olduğu gibi bir sürü zırva, bir sürü şeytanlık ifşa olacak, o yüzden bilgileri/iddiaları sulandırarak, bol miktarda pozitif tefsirlere bulayarak, Griler "adına" konuşup yorumluyor. Bu resmen şeytanın avukatlığı. Anlatmak Zamanı = Aldatmak Zamanı.