Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

"Anlatmak Zamanı"

Başlatan kerem, 24 Eylül 2022, 16:53:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#75
Müslümanlıkta da şeytan ve melek kavramı vardır aslında. O da negatif olarak aslında onu belirtmiyor mu?

Kuran'daki bazı ayetleri K'lar ve Ra vs. ile uyumlamakta zorluk çektim. Bu konulara girip o çıkmaza yine girmek istemiyorum ama gelip gidip benim de aklımı çeliyor bu mevzular.

Negatifi artık şey gibi görmek istiyorum. Yani tamam biz taraf olarak BH tarafını seçmiş insanlarız. Ama pozitif in var olması için negatif de lazım. O zaman herşey nötr olurdu. Pozitif in bir anlamı kalmazdı. Düşünsenize 6.boyuttan sonra negatif yok ve herşey bir olana dönüyor, nötr oluyor. Biz bunu da deneyimlemek zorundayız, birebir tercihimiz olmasa da.

Pleiades'de bir kısıma farklı benliklerimiz ile deneyimlediğimiz hayatlarımızdan bahsederken, bir yerlerde bir benliğimizin kertenkele veya diğer negatif ırklardan biri de olabileceğini hatta olduğunu  söylüyor. Aslında savaş kendi içimizde belki de.

Bundan K'lar da bahsetmişti, farklı ruh parçalarının farklı evrenlerde farklı ırkları deneyimleyebileceğini.

arinmak

#76
negatifi bilerek veya bilmeyerek görmezden gelme , pas geçme ,  anlatmama , çeşitli bahaneler üretmek vs vs ...
negatifi iyi göstermeye çalışma vs vs ...

bu durum neye hizmet ediyor ?
kötüyü , kötülüğü , dostu - düşmanı bilmemek , anlatılmaması , gizlenmesi , masumlaştırılmaya çalışılması vs vs ...
bu durum neye hizmet ediyor ?

bahane üretmeye gerek yok ... bilipte anlatmayana , inkaredene , bahane sürene , masumlaştırmaya çalışanada ... güvenmeye , inanmaya gerek yok.


batı ruhculuğu dersin , bu konuda böyle fikirler , düşünceler , deneyimler vs vs ... var dersin. bir şekilde dikkat çekmeye uyandırmaya çalışırsın ...

bunu yapmıyorsan ...



Doğrusuyla - yannlışıyla , eksiğiyle - fazlasıyla vs vs ...Kendi düşüncelerimi ilgili konuda dile getirdim. Lütfen kimse kişisel almasın ...


Kh(negatifi) yoksayan , masumlaştırmaya çalışan , mış gibi yapanlara inanmiyorum , güvenmiyorum
 

sybleman

#77
Şahsen tabii herkesin kendi düşüncesi bir şey diyemem. Ama düşünsene biz bile şuanda KH'ız. Yani BH olabilmek için çabalıyoruz, geçiş ne kadar zor. Tabii becerebilirsek.

Yok demek doğru değil, geçiştirmek de doğru değil, bence de.

Bu bir savaşsa karşı tarafı da anlamamız lazım, bilmeden nasıl savaşıcaz, onu kavramalıyız. Benim fikrim nacizane. Anlayalım ki oradan gelen düzenlemeleri, müdahaleleri, manipülasyonları da çözelim.

Demek istediğim, büyük ölçekte yaradan anlayışı ile bakmayı da denememiz lazım.

K'lar bile diyordu ki, onları kötü varlıklar gibi düşünmeyin, öğreniyorlar, zaten belirli bir kademeden sonra bu davranış şeklinin onları tükettiğini anlayıp BH'e geçmeye mecburlar aslında. Aslında K'ların da dediği gibi bu da yükselmenin bir yolu, ama daha zormuş öyle demişlerdi. Yani %90 KH olmadıkça o tarafa geçmek de zor.

Ama tabii KH'ı öğrenelim, empati yapalım derken, onlara kaymak da çok tehlikeli bir sınır. Sanırım Erhan bey bu şekilde bir sınırda gidip geliyor da olabilir.

Şimdi bu Grilerin deneyleri konusu geçince aklıma geldi. Sizce bu deneyleri neden yapıyorlar ki? 3. boyutta kalan insanları mı taşıma hedefleri var. Bu pleidesin pdf inin olduğu sitede. Bu ashtar sheren mıydı neydi, tuhaf şeylere denk geldim. Tahliye planı, gemi isimleri var. Bunların amacı 3. boyutta kalacak insanları farklı gezegenlere taşımak olabilir mi? Sonuçta dünya çok da kalınabilecek bir durumda olmayacak anlatılanlara göre. Zamanında eski insan türüne yaptıkları gibi onları da götürdükleri gibi götürmeyi mi planlıyorlar.

Ki anlatılan vizyonlarda buna benzer şeyler de vardı. Ve Laura'nın bir rüyasında da aynı şey oluyordu. Sanırım geçme durumunda olmayan insanları işaretleyip zamanı gelince almaya mı gelicekler. Bazılarının genetiğini değiştirmeyi mi deniyorlar.

K'ların dediği gibi sanırım kaçıracakları insanları genetik projelerde ve köle olarak belki de kanlarından yararlanmak için kullanacaklardır.

arinmak

#78
Polyanayı oynamaya gerek yok. kh yumaşatmaya , masumlaştırmaya , görmezden gelmeyede gerek yok.

3kh gezegenindeki 3khleriz ...

kh yi , amacını , yaptıklarını , yapmaya çalıştıklarını ,  evrensel kurallar dahilinde onların oyun alanı olduğunu açıkca söyleniyor.

bunları bilin , bilgilenin , farkındalığınızı arttırın , bilgi korur , dikkat etmemiz gereken şeyler falan filan ... bunlarda söyleniyor ...

kh de bir yol , gidiş yolu , amacı , yaptıkları belli , bilin - görün diyor. seçim bize kalmış .

hobi olarak olarak polyanayı oynamak isteyen oynasında ...

biri gelir ra kabul ediyorum der , kas ları kabul etmiyorum der veya bir kısmını ,

azıcık durtersin ra da da kabul etmediği geçiştirmeye çalıştığı şeyler olduğunu görürsün , neymişki bunlar kh ile ilgili olan kısımlar.

kh ye bir nefretim yok , bağrımada basacak halim yok. Beni rahatsız eden şey kh görmezden gelmeye , masumlaştırmaya  çalışılması vs vs ...

insan da , sen hayırdır ... demeden edemiyor.

dinle dinlerle alakası yok ... sulandırmaya gerekte yok.

öküzede tapsak gerçeği değiştirmiyor ...

sormak , öğrenmek , fikrini sunmak , fikirleri karşılaştırmak , başka ... kh yi basite indirgemek başka ...

Doğrusuyla - yannlışıyla , eksiğiyle - fazlasıyla vs vs ...Kendi düşüncelerimi ilgili konuda dile getirdim. Lütfen kimse kişisel almasın ...


Kh(negatifi) yoksayan , masumlaştırmaya çalışan , mış gibi yapanlara inanmiyorum , güvenmiyorum


 

gerçek tosun paşa

#79
sybleman KH hakkında bilgi edinme gerekliliğiyle ilgili yazdıklarına katılıyorum diyebilirim. Bilgi edinmek, farkında olmak son derece elzem. Hatta BH ve KH (4y üst boyutlar olarak değerlendiriyorum) benzerlikleri ve farklılıkları üzerine de düşünmek çok yararlı olacaktır.

Savaş dediğimiz mücadele çok farklı sebep-sonuçlara dayanabilir ama temel olarak bu kaos alt yoğunlukların nasıl değerlendirileceğiyle ilgili. Yani örneğin bir 3ykh gezegeni 4.tur dalgasıyla dualitenin hangi tarafında yer alacak gibi düşünebiliriz.

Kaslar 6Y varlıkları olarak ilahi nizama çok üst pencereden bir kavrayışla bakıyorlar. Onlar için KH-BH çok da mesele değil. Her şey tümden geliyor ve yaratıcının bir sureti. Evet kötülüğü de bu yüzden son derece subjektif değerlendirebiliriz.

Fakat bizim bakış açımızdan çok bariz bir kötülük, kötü niyet, yozlaşma, yozlaşmanın göz ardı edilmesi, kul hakkının yenmesi vs. gibi hayati durumlar var. Ben şahsen bunlardan çok rahatsız oluyorum ve son 2-3 yıldır Joe'nun son celsede söylediği gibi konuyu içselleştirmeye çalışıyorum. Büyük oranda ilerleme kaydettim :)

(Saman) Peterson'un büyük bir ruh olduğunu söylemiştiniz ama irade gücü bir şekilde tehlikeye girmiş gibi görünüyor, belki kendi kör noktaları nedeniyle ve son sağlık sorunları nedeniyle?

(L) Son zamanlarda yaşadığı sağlık sorunlarının, dünyasında ve çevresinde olup bitenlere karşı aşırı duygusal tepkiselliğinin bir sonucu olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden doktorlara güvenmek ve verdikleri ilaçları araştırmamak gibi bir hataya düştü. Tüm bu durum... Yani, evet. Neyse, üzücü bir durum. Birkaç kişi ona Ponerology kitabı vermiş. Bu konuda hiç konuşmadı sanırım. Aldığından bahsetti ama okumaktan bahsetmedi. Keşke okusa ve bu tür araştırmalar yapsa ve üst boyut gerçeklikleri hakkında biraz bilgi sahibi olsa... Peterson konunun sadece dinsel yönüyle ilgileniyor. Psikopati konusunu araştırmasının ona çok faydası olurdu! Eğer onunla karşılaşan olursa, bunu ona söyleyin.

(Joe) Sorun şu ki, pek çok insan gibi o da dünyayı kurtarmak ve yardım etmek istiyor. Yıkıcı olan herşeye karşı çıkmak için çok motivasyonlu. Bir tür anlam arıyor: İncil, Exodus ve bu tür şeyler. Bu yüzden Netanyahu ile konuşmaya başladı ve İsrail'e tuzak kurulduğu algısına kapıldı. Bizim sahip olduğumuz, bu gezegeni "kurtarmanın" mümkün olmadığı fikrine o sahip değil. Bu düşünceye takılıp kalan herkes için çok kötü bir zaman olacak. Herşeyin kötüye gittiğini ve bunu durdurmanın mümkün olmadığını görecekler. Bundan kopmadığınız sürece, duygusal olarak tükeneceksiniz.


Grilerin ya da başka türde varlıkların neyi ne amaçla yaptığıyla ilgili kesin ve tek bir neden yok. Sayısız neden var. Evet celselerde de çok farklı kaynakta da bir el koyma, gemilerle taşıma vs. durumlarla ilgili konular geçer. Bu bir alternatif gerçeklik olabilir. Zamanında nasıl farklı ırkları buraya getirip dna oynaması yaptılarsa yine bazı grupları kaçırıp (kaçırmadan kastım sizi kurtarıyoruz vs. gibi elit gruplarla anlaşıp) başka gezegenlere götürüp tekrar bir 3KH oyun kurma girişiminde bulunmaları çok olası görünüyor.

Tabi bunların önünde arkasında irili ufaklı bolca neden bulunabilir.


Ben şahsen şeytan, düşen melek, lucifer vb. isimlerle bilinen bu dualite konusuna şöyle bakıyorum.

"Kötülük yeni birşey yaratamaz, sadece iyiliğin güçleri tarafından yapılmış ya da yaratılmış olanı bozar ya da yok edebilir"
j.r.r. tolkien

İşte bu söz KH-BH savaşının özetidir. Olanı manipüle etmek, kendine hizmet sağlamak. Kişi konuyu istediği din, felsefe ve görüş açısından değerlendirebilir.

sybleman

#80
Son bölümü izledim. Çocuklarla ilgili araştırma yaparken tam denk geldi. Çocuğun yaşadığı deneyimini izlemek isteyenler izleyebilir.
Erhan hocayla ilgili fikirlerinize katılıyorum. Burada benim için değerli olan çocuğun deneyimi.

https://www.youtube.com/watch?v=j9CFbq2dCLc&ab_channel=%C4%B0lkayBuharal%C4%B1

sybleman

#81
Sanırım Erhan hocanın grilerle ilgili düşünceye nasıl ulaştığını anladım. Aslında çok yanlış bir çıkarım yapmış.

Yeni ortaya çıkan bu kristal çocukların özelliklerini gördükten sonra bunlar farklı bir genetiğe sahip gibi düşünüyor. Halbuki bu özellikler insanlarda olan ama ortaya çıkamayan özellikler. Tabii gelen ruh, farklı gezegenden de olabilir ama bu onun insan genetiği olduğunu değiştirmiyor. K'ların da bahsettiği gibi dna iplikçikleri açıldıkça bunlar ortaya çıkıyor zaten. Kristal çocuklardaki bu erken ortaya çıkma durumu tamamen dalganın yaklaşmasıyla ilgili, onlar daha açıklar değişime, daha çabuk hatırlayıp, kendilerini aktifleştiriyorlar. Ve belki de eski atalardan gelen küçük bir gen parçacığıyla ilgili ama grilerle bunun alakası bile yok.

O sanırım bu özelliklerin ortaya çıkması için grilerin müdahale ettiği gibi bir düşünceye sahip olmuş. Tamamen farklı bir ırklar gibi algılamış. Halbuki cennet dediğimiz eski BH boyutunda zaten bu özellikler ve fazlasına sahiptik. Kısıtlanmayla bu hale geldik.

4KH geçecekler için bir gen deneyi söz konusu olabilir. Ama kristal çocukları da bu konuya bağlamış gibi görünüyor kendisi.

Benim okuduğum kadarıyla celselerden anladığım ve sanırım K'ların da anlatmak istediği, hatta Ra'da ve Pleiades'de gördüğüm kadarıyla insan ırkları arasında farklı bir gen grubu durumu da var. Ama bu atalar zamanından gelip devam eden bir gen zaten. Bu genlerdeki açılmaya bir yatkınlık var, ayrıca negatif tarafın tesirine daha bir dayanıklılık var. Kendilerini daha kolay bu çitten sıyırabiliyorlar.

Bozadi bazı postlarımı düzenleyip sildim, deneyimleri çok fazla paylaştığımı ve bir fayda sağlamadığını, hatta belki de zarara sebep olduğunu düşündüm. Kimseyle veya herhangi bir yorumla ilgili değil, yanlış anlaşılmasın.

bozadi

#82

sybleman'ın diğer bir başlık altındaki mesajını, daha alakalı olduğu için bu başlık altından yanıtlamak istedim:

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Anlatmak zamanını takip ediyormusunuz. son 2 bölüm benim için ilginçti. bir önceki bölümdeki kişi, benim de tarif ettiğim bilinç projeksiyonundan bahsetti. Son kişi de, gelecek olan lider ve grubun telapatik iletişimde olacağından bahsetti.

Hiç negatif algılamamaları bir tuhaf, griler vs. operasyonlar. Tamam pozitif deneyimleri de var çoğunun, ama bazı yaşadıklarının negatif saldırı olduğunun farkında değiller.
Müsait vaktimde izlemeye çalışacağım. Son bölümlerden bazılarına hızlıca gözatmaya çalıştım.

Kolbaşı şöyle bir laf ediyor:

"Evrende genetik yardımlaşma var, (Grilerin) insanlar üzerinde yaptığı genetik çalışmalar bizim değer yargılarımıza göre biraz yanlış gelebilir ama bunlar doğal ve gerekli şeyler ve oluyor."

Adamın aklının başında olmadığı, aldatma amacına yönelik hipnotik bir program etkisi altında konuştuğu o kadar açık ki. Ya bu ne idüğü belirsiz varlıklar senin anan mı, baban mı, neye dayanarak bunlara avukatlık yapıyorsun? Acenteliğine soyunduğun bu varlıkların kim oldukları, insanlar üzerinde çevirdikleri işleri neden ve nasıl yaptıkları konusunda neden net bir bilgi/görüş kümesi koymuyorsunuz ortaya? Neden bu varlıklarla adam gibi, insan gibi, aklı ve vicdanı başında birer varlık gibi konuşup kimliklerini, amaçlarını, faaliyetlerini anlatmalarını sağlamıyorsunuz? Elinizde o kadar hipnoz imkanı var, görüşme için aracılık yapabilecek bir sürü medyumik tiple birlikte çalışıyorsunuz, peki daha ne halt yemeye bu varlıklarla doğru dürüst bir iletişim kurmadan, kim olduklarını, ne işler çevirediklerini açıklamalarını talep etmeden bunları hipnotize olmuş gibi savunma gereği duyuyorsun?

Bu varlıklar o kadar yüksek, o kadar yüceler ki, iletişim kurulamıyor!!! Adam gibi karşınıza koyup, "Kardeş, anlatın bakalım, kimsiniz, ne yapıyorsunuz, niye yapıyorsunuz, nasıl yapıyorsunuz?" deyip anlattıramıyorsunuz. "Anlatmak Zamanı"ymış!!! Hayır, sizin yaptığınız anlatmanın zamanı değil, propagandanın zamanı, karanlıklarla dolu bir misyonerliğin zamanı!!!

Bilgi çağındayız ve bunlar güya bilgide, irfanda bizden çağlarca ileride bir varlık grubunun avukatlığını yapıyorlar, bu varlıkların yüce ilmini, yüce sevgilerini pohpohlayıp duruyorlar ama bu varlıklarla resmi veya gayrıresmi bir iletişim (bilgi alışverişi) bağlantısı kurmuyorlar, kuramıyorlar. Ama olağanüstü bir "avukatlık", bir "misyonerlik" var ortada. Kolbaşı sanki ana-babasını, kardeşini, akrabasını, milletini, vatanını savunur gibi, bu ne idüğü belirsiz varlıkların sözcülüğünü, avukatlığını, misyonerliğini yapıyor, onların son derece şüpheli, karanlık faaliyetlerini aklayıp duruyor.

Yıllardır anlatıyormuş... Hayır, hiçbir bok anlatmıyorsun. Sadece misyonerlik yapıyorsun, propaganda yapıyorsun. Elinizde o kadar "temas" imkanı varsa neden bu varlıklarla adam gibi, insan gibi, "varlık" gibi bir iletişim, soru-cevap bağlantısı kurup merak edenlere, soranlara, sorgulayanlara gerekli açıklamaları paylaşmıyorsunuz?

bozadi

#83
Daha da önemlisi, bu varlıkların "kendileri" neden üzerimizde bunca iş çevirirken, sorulmasını beklemeden insanlığa kim olduklarını, ne yaptıklarını, neden yaptıklarını açık ve net bir şekilde anlatmıyorlar?!

Daha önce güya bu amaçla yapılmış bazı sözde kanallama mesajları paylaşılmıştı "İçimizden Ziyaretçiler" adlı ucube kitap gibi. O kitapta anlatılan şeylerin insanlıkla, akılla, vicdanla, pozitiflikle, sevgiyle, hakikatle zerre kadar bir ilişkisi olmadığını, alıntılar yaparak göstermeye çalışmıştım:

https://www.baskalarinahizmet.com/ufoloji/icimizden-ziyaretciler/

İşte Kolbaşı gibiler bu yüzden bu varlıklarla bu şekilde iletişim kurmaktan çekiniyorlar çünkü alacakları bilgilerin aynı veya benzer saçmalıklar olacağını, konuya ışık tutmaktan ziyade şüphelere, karanlıklara boğacağını biliyorlar, o yüzden de bu varlıklarla insan aklına ve vicdanına yakışır bir iletişim (soru-cevap) bağlantısı kurmaya çalışmak yerine körü körüne bunların faaliyetlerini aklamaya, misyonerliğini yapmaya çalışıyorlar!! Bilinçli veya yarı-bilinçli ama tam bir şeytanlık bu...

bozadi

#84
"Anlatmak Zamanı"...

bkz. "Aldatmak Zamanı"

bkz. "Kuzu kılığında kurt"

bozadi

#85
"İçimizden Ziyaretçiler" kitabına göre, Grilerle yapılan kanallama bağlantısındaki soru-cevaplara yaptığım temel bazı eleştirileri buraya yapıştırayım, Kolbaşı'nın kimlerin avukatlığını yaptığını anlamaya yardımcı olması açısından:


Alıntı YapSayfa 56

Öyleyse, sadece bedenlerinizde doğru kimyasal maddeler olmadığı için sevgiyi hissedemediğiniz görüşündesiniz?

Teori bu. Aynı zamanda, sizin davranışlarınızı kontrol etmek için değil, beyninizde çeşitli duygulara verdiğiniz tepkileri salgılayan nörokimyasal maddeleri emmek için insanlara organik parçacıklar yerleştirmemizin nedeni de budur. 
Neymiş? Vücutlarında "doğru kimyasal maddeler" olmadığı için "sevgiyi" hissedemiyorlarmış!! Düşünün bizler 3. yoğunluk varlığız, bu Gri arkadaşlar 4. yoğunluk varlıkları. İster kendine yönelik olsun, ister başkalarına yönelik olsun ancak "sevgi" derslerinin alınması yoluyla mezun olunabilen "4. yoğunlukta" bulunan bu varlıklar, güya "sevgiyi" bulabilmek için 3. yoğunluk varlıklarının vücutlarındaki "kimyasal maddelerle" uğraşıyorlar!

Kitapta ha bire insanlığın kendi geçmişlerinde yaptıkları bir hatayı yapmaması için bir çaba gösterdiklerini söyleyip duruyorlar. Bize iyilik yapmaya çalışıyorlar yani. Ama sevgiyi bilmeyen ve güya o sevgiyi bizim vücudumuzdaki kimyasal maddelerde arayan bunlar aynı zamanda...

Ve sevgiye bir kimyasal muamelesi yapan bu zihniyetin, bu bilgileri okuyan insanlarda sevgiyi hep dışarıda, örneğin uyuşturucuda arama eğilimini destekleyeceğini görebiliyorsunuz sanırım.


Alıntı YapSayfa 58

Klonlama işlemine başladığımız zaman geçmişimizden tamamen uzak durduk. Bu nedenle, o zamandan evvel nasıl olduğumuza dair hiçbir kanıt bulunmamakta. Örneğin, hala duyguları hissedebiliyor olduğumuz zamanlardaki ilk kimyasal yapılanmamızı bilmemizin hiçbir yolu yok. Vaktiyle ne olduğumuzu bulabilmemiz için o halimize en yakin olan sizlersiniz. 
4. yoğunluk Zeta kardeşler burada geçmişlerini hatırlayamadıklarından bahsediyorlar. Duygularını hissedebildikleri zamanki kimyasal yapılanmalarını bilmelerinin hiçbir yolu yokmuş! Halbuki aynı Zetalar, aşağıda alıntıladığım gibi "zaman yolculuğu" yapabildiklerini, zaman ve mekan gibi sınırlamalara muhatap olmadıklarını beyan ediyorlar.   


62. sayfadan bir örnek:
Alıntı Yapİnsanlar mantığımızı, rasyonel zihinleri sebebiyle, kabul etmeyebilirler. Ne var ki bizler, zamanda yolculuk etme yeteneğine sahip olduğumuz için olasılıkların farkındayızdır. 
Bakın burada Zetalar, yani Griler, zamanda yolculuk yapabildiklerini söylüyorlar. Zamanla ve mekanla ilgili sınırlamaları aştıklarını söyledikleri alıntıyı paylaşacağım birazdan ama önce, kitapta binlercesi sergilenen beyin bulandırma teşebbüslerinin bir örneğine daha işaret etmek istiyorum. "İnsanlar rasyonel zihinleri nedeniyle bizim mantığımızı kabul etmeyebilirler" gibi bir laf ediliyor. Halbuki bu varlıklar kitap boyunca insanlara yönelmelerinin nedeninin, kendilerinde bulunmayan "zengin duygusallık" olduğunu ima ediyorlar. Yani duyguları yeniden keşfetmek için insanlığa yöneldik diyorlar güya.

Alıntı YapSayfa 70:
Evet. Sizin realitenize ve zaman sürekliliğinize girebilmek için şalterin çevrilmesinden başka bir şey gerektirmeyen boyutlararası uzaydayız. Bizler zamanla ve uzayla sınırlı değiliz. 
İşte, buyrun. Az önce kendi hikayelerini hatırlayamamaktan şikayet eden Griler şimdi utanmadan zaman-mekan sınırlılıklarını aştıklarını yineliyorlar.

Bir başka örneğe gözatalım:

Alıntı YapBen bu durumu, onu kesinlikle bir anlaşma ya da bir müsaade olarak görmeyen insanlar için anlaşılır kılmaya çalışıyorum.

Onların fikirlerini değiştirebilmenin hiçbir yolu yok. Anlaşmanın bu yönü de, gezegeninizde atmakta olduğunuz evrimsel adımın bir parçasıdır. İnsanlar realitelerinde yaşanan herhangi bir şey için izin vermiş olduklarını reddetmeye devam ettiklerinde, bu onların evrimlerini duraksatır.

Tamam. Bu insanlar anlaşmanın bu safhasında değiller, anlıyorum. Bense, çalışmalarınızda yer alan ve "Hayır Bunu yapmayın" diyen birçok kişinin olduğunu kastediyorum.

Bir kısmı böyle dedi. Bütün'le bağlantıda olan daha büyük bir kısmı ise evet dedi.

Bu kulağa nasıl geliyor? Siz, işte bu kısımla iletişim kurduğunuzda olay nasıl görünüyor?

Bu bir müsaadedir. Bu bize verilmiş bir armağan gibidir.

...

Biz anlaşmayı, aynı zamanda niyetin bir göstergesi olarak görürüz. O bir karardır.

Egonun kararı. Egoyu, varlığınızın diğer bölümlerinden ayırıyorsunuz.
Neymiş, Zetaların tecavüzlerine "hayır" diyenler "bütünle bağlantıda" değillermiş. O bütünün nasıl bir bütün olduğunu varın düşünün. Evrimde takılıp kalmamak için onların işkencelerini sevgiyle kabul etmeliymişiz. Güya çok sayıda insan bunların faşizmini kabul ettiği için, insanlığın geri kalanının ne düşündüğünün bir önemi yokmuş.

Üstelik bu edepsizler güya kendi gruplarından dünyaya insan olarak enkarne olan çok sayıda Zeta'yla "iş yaptıklarını" söylüyorlardı. Ondan sonra lafı yine evirip çevirip tüm dünya insanlığıyla anlaşma yaptıklarına getiriyorlar. Onlarla anlaşma yapmak istememek ego göstergesiymiş! Sonu gelmeyen yalanlar, aşağılamalar, gerizekalı muameleleri...

Alıntı YapSayfa 65
... bizim sizlerle olan ilişkimiz eşit bir ilişkidir, ve öğrenilmesi gereken ders budur.
 
Sen insanları kaçır, felç et, deney hayvanı gibi üzerinde türlü türlü işler, işkenceler yap, çiftleştir, doğurttur, travmalara sok, ondan sonra da eşitlikten bahset...

Sonu gelmez çelişkili beyanların bir diğer örneği:

Alıntı Yap...sizin ve bizim realitelerimiz arasinda hiçbir farklılık yoktur. ... Realitelerimiz arasında hiçbir farklılık yoktur. Tek farklılık algılamadadır.
Güya yine eşitliğe vurgu yapan bu beyandan sonra bakın Gri kardeşler bu sefer nasıl bir laf ediyor:

Alıntı YapBazı temaslarımızdaki insanlar şuurlu haldedir, olan bitenin farkındadır ve bunun için gönüllü olmuşlardır. Ancak biz, sizinle şuurluluk düzeyinde iletişim kuramayız. Şöyle açıklayalım: Bu durum, sadece köpeklerin duyabileceği bir ıslığınızın olmasına benzer. Realitelerimiz o kadar farklıdır ki, "ıslığı çaldığımız" zaman uyanık zihinleriniz bizleri duyamaz. Bu yüzden bizi genellikle farklı bilinç hallerindeyken duyabilirsiniz. Yine de, beyin dalgalarınız yükselip alçalmaya başladığı bazı zamanlarda bizi uyanıkken az da olsa algılarsınız. 
Düşünebiliyor musunuz? Az önce iki taraf arasındaki ilişkinin eşitlikçi oluşundan, realitelerinin tamamen aynı olduğundan bahsedenler, şimdi "Kendileri ile İnsanlar" arasındaki farkın, "İnsanlar ile Köpekler" arasında fark kadar büyük olduğunu beyan ediyorlar. Gerçekten bu sonu gelmeyen afallatıcı çelişkili beyanlar, beyin düdüklemeler katlanılabilirlik sınırlarını zorluyor bence.

Alıntı YapSadece bizim türümüzden olan ruhlardan bahsettin. Aynı işlem başka ırklardaki ruhlarla da yapılıyor mu?
Evet. Başka medeniyetlerde (Dünya da dahil olmak üzere hayal edebileceğiniz her yerde) bizlerle anlaşma yapmış ruhlar vardır. Onlar, enerji düzeylerine göre kayıtlarını yapabilmemiz için, enkarne olmadan önce bizimle temas kurmayı seçmiştir. 
Kitabın başlarında dünya insanlığının Zetaların "gelecek için tek ümidi" olduğundan bahsediliyordu. Zetalar aradıkları şeyi dünya insanlığında bulmuşlardı. Meğerse galaktik düzeyde "boynuzlanıyormuşuz"...

Kitabın henüz çeyreğinde olmama rağmen ve bu mesajımda paylaşmak üzere birkaç vurucu örnek daha not almış olmama rağmen, kitapta anlatılanların insanı aşağılayıcılık düzeyi, yalanların, çelişkilerin, insanlara aptal muamelesi yapmanın ucu-bucağı görünmediği için, bu işkenceye neden katlandığımı sorgulamaya başladım ve sizden görüş, soru, eleştiri gelmedikçe daha fazla bu saçmalık üzerinde durmak istemiyorum.

bozadi

#86

Daha ilk alıntıda söylenene bakın. Griler "sevgiyi hissedememe" sorunu yaşadıklarını anlatıyorlar. Sürüngen uzaylının robotluğunu yapan bir varlıktan hangi sevgiyi bekleyeceksiniz ki zaten?

Ama Kolbaşı'nın "temasçıları" ne anlatıyor? "Bize öyle bir sevgi verdiler, öyle bir sevgi gösterdiler ki, dünyada insanlar arasında yaşanabilecek en büyük sevgi bile onun yanında gölge gibi sönük kalır" vs.

E hani bunlar sevgiyi kaybetmiş, artık hissedemeyen varlıklardı? Sevgiyi insan vücudundaki kimyasallarda arıyorlardı? Şimdi bir anda ne oldu da bunlar bize dünyada yaşanabilecek hiçbir sevgiyle kıyaslanamayacak sevgiler veriyorlar veya etkinleştiriyorlar? Ve eğer bu varlıklar sevgi şampiyonuysa, neden insanları binbir türlü travmalar içine sokuyorlar?

Çelişkilerin, yalanların, aldatmaların bini bir para. İşte Kolbaşı gibiler bu yüzden bu varlıklarla gerçek bir bilgi, iletişim, soru-cevap bağlantısı kuramaz, kurmaya çalışırsa ne gibi cevaplar, ne gibi yalanlar, ne gibi saptırmalarla, aptal yerine koymalarla karşılaşacağını iyi biliyor, onlar adına insanlara ekstra yalanlar söylemek zorunda kalacağını biliyor, o yüzden de hiçbir somut, gerçek bilgi-iletişim-soru/cevap bağlantısı kurmadan, sırf "temasçıların" deneyimleri / programlamaları üzerinden bu varlıkların ne muhteşem, ne yüce varlıklar olduğu yalanlarını pompalayıp duruyor.

O varlıkların insanlara sevgi gibi pompaladığı şeylerin de aslında vücudumuzda kimyasal/hormonsal olarak etkinleştirilen şeyler olduğunu biliyoruz, elbette bunu biraz da bizim şu anda kavrayamayacağımız 4y teknikleriyle yapıyorlar. Ama sonuç olarak, bu tıpkı zorlu bir fiziksel tedaviye, ameliyata vs. giren, çok acı çeken bir insana verilen morfin gibi maddelerin etkisinden çok farklı birşey değil. Uyuşturucu etkisi.

Kendilerine hayırları olmayan varlıkların insanlara ne hayrı olacak? Hep yalan, hep üçkağıt... Kolbaşı da bunların Anadolu bayiliğine soyunuyor. Spiritüalizm kavramlarıyla süsleyerek, şekerleyerek... Tam bir boyutlararası vurgun operasyonu... Karanlıklar, yalanlar, işkenceler bitmiyor. Kurtlar puslu havayı tercih ediyor...


sybleman

#87
Yanı zaten büyük ihtimalle ergun arıkdal ile ve haktan ile ayrılmaları da belki bu görüşlerinden dolayı oldu.

Kitaptan alıntıların çok net olmuş gayet ortada herşey zaten.

Ama.yazik o insanları manipüle edip bu şekilde yönlendirerek bir toplumu yönlendiriyorlar. Arada öyle cümleler geçiyor ki bilmeyen birisi keşke bizi de gri kaçırsa diyecek.

Içlerinde psişik insanlar da var ama kh tarafından saldırı aldıklarının farkında değiller. Kacirilmalar sırasında gördükleri projekte rüyalar bunlar.

Klar söylemişti sanırım bh genetik müdahale yapmaz, doğal yolla olanı takip eder. Bunlar resmen genetik üretim peşindeler. Kacirmalarin sebebi de o. Melez ırk yaratma çabaları. Belki onları sizden üstünler zekiler gibi bir propoganda ile ortaya sürecekler kim bilir.

Benim dikkat ettiğim konuklarin yaşadığı diğer deneyimler. Bilinç projeksiyonu yapabilen bir bayan vardı. Farklı astral deneyimler yaşamış.

Kaçırılma vs sonuçta biliyoruz işin özünü, daha çok gelenlerin deneyimlerini dinleyip geçiyorum. Eninde sonunda ortaya çıkacaktır grilerle ilgili yanlışları.

Kh in klasik yöntemi işte doğru bilginin arasına karıştırdıkları yanlış bilgiler. Ve insanımızın safça hepsini doğru kabul etmesi.

Spritüel dünya tamamen para üzerinde şuanda. Birisi çıkıyor bilmemne yöntemi diyor eğitim vermeye başlıyor. Diğeri sufi takılıyor bakıyorsun paket paket eğitimleri sıralıyor. Erhan kolbaşı grubu bile başlamışlar kamp deyip insanları bir araya topluyorlar. Bu toplu eğitimler çok riskli. Direkt kanca ve kh yapıya enerji aktarımı için uygun ortamlar. Toplu şifa çalışmaları, eğitimler, meditasyonlar hepsi tuzak.

sybleman

#88
Bir de dikkat ettim genelde anlattıkları varlıklar hep griler. Ufak versiyonlari, uzun olanları genelde hep grilerin etkileşimi mevzusu. Hiç kimse de demiyor bunların arkasında kim var. Bu grileri yöneten kim, amaçları nedir? Neden bizim genetigimizle uğraşıyorlar?

bozadi

#89

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Bir de dikkat ettim genelde anlattıkları varlıklar hep griler. Ufak versiyonlari, uzun olanları genelde hep grilerin etkileşimi mevzusu. Hiç kimse de demiyor bunların arkasında kim var. Bu grileri yöneten kim, amaçları nedir? Neden bizim genetigimizle uğraşıyorlar?
Tam da son celsede 4KH'lerin üreyememe sorununa atıf yapılması bu bağlamda açıklayıcı bir tesadüf oldu.

Elimizde Ra ve Kasyopya gibi kaynakların olması, ufolojiye yaklaşım konusunda büyük bir nimet. Bu sayede, Grilerin ve yöneticilerinin apaçık bir şekilde KH nitelikli olduğunu anlamak çok kolay.

Elimizdeki kaynaklar bize varoluşun seviyelerini, bizim hangi seviyede olduğumuzu, insanlarla uğraşan dünyadışı varlıkların hangi seviye olduğunu, kutbiyet seçiminin bununla nasıl bir alakası olduğunu ve bunun gibi pek çok şeyi son derece anlaşılır şekilde açıklıyor.

Ama tabi ki Kolbaşı tarikatı Ra gibi bir kaynağa bile atıf yapmaktan özenle uzak duruyor çünkü Ra Bilgileri'nde Grilerin, insanları kaçıranların / alıkoyanların KH varlıkları olduğu apaçık bir şekilde ifade ediliyor. Pozitif ve negatif varlıkların "hareket tarzları", insanlara yaklaşım tarzları harika bir şekilde açıklanıyor.

Kısacası, elimizdek harika kaynaklar, Kolbaşı'nın Anadolu acenteliğine soyunduğu uzaylıların "ipini pazara çıkarıyor", o yüzden de Kolbaşı tarikatı bu kaynaklara (hadi Kasyopya'yı bir kenara bırakalım, hiç değilse Ra'ya) atıf yapmaktan kaçıyor.

Kolbaşı Uzaylı Tarikatı, spiritüalizme büyük vurgu yapıyor, onun itibarını kullanmaya çalışıyor. Peki sormazlar mı, madem siz bile 3. boyut varlıkları olarak spiritüalizmi bu kadar onaylıyorsunuz, anlatıyorsunuz, peki pozitifliğine, iyi niyetine, aydınlığına, ilmine kefil olduğunuz bu uzaylılar neden spiritüalizmle ilgili hiçbir bilgi sunmuyor? Bizim esas aldığımız kaynaklar hem dünya hem de evrenin işleyiş şekliyle ilgili bir sürü paha biçilmez bilgi sunuyor ve bunlar temel bazı spiritüel görüşlerle de uyumlu. Peki Kolbaşı'nın uzaylıları neden o yüce iyi niyetleri ve bizimkiyle karşılaştırılamayacak kadar ileri düzeylerde olan ruhsallıkları, nurları, ilimleriyle bize evrenin doğası, işleyiş biçimi, seviyeleri, modları hakkında bilgi vermiyor? Bunun yerine genetik ve başka çeşit çeşit karanlık "müdahalelerde" bulunup duruyorlar? Ra-Ple-Kasyopya kozmolojisi, Grilerin ve arkasındaki güçlerin negatif eğilimli varlıklar olduğunu çok açık ve net bir biçimde ortaya koyuyor.