Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Ağ Çalışması Yapmak- Nedir? İçinizden ne gelirse;

Başlatan isiklidusler, 16 Ekim 2014, 03:09:40

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
"Ve olayları, durumları yorumlarken BH-KH kutupsallaşması farkındalığına dikkat ederek bunu yapma gerekliliği konusunda ne düşünüyorsun?"

derken kastettiğim şey şu:

Bir önceki mesajımda da ifade etmeye çalıştığım gibi, mutlak varoluşsal deneyiminin (Ben O'yum) yanında "lokal" deneyiminde 3. yoğunluk KH düzlemi içinde BH-KH yolları ararasında tercihte bulunmaya zorlandığın bir durumdasın diğer herkesle birlikte. Ve halen KH'sin. Yaşadığın tüm sıkıntılar bir bakıma KH olmandan kaynaklanıyor. Bu benim için de geçerli, bu yazıyı okuyan herkes için de. Yeterince olgun değiliz. Yeterince pozitif değiliz. Ve elbette ortalaması bizim ortalamamızın muhtemelen epey altında olan, yani genel olarak çok düşük frekanslı denebilecek bir insanlık kitlesinin kitlesel seçimlerinin (veya seçimsizliklerinin) sonuçlarına da katlanmak zorunda kalıyoruz. Bu durumdan kurtulmak için sorunun kaynağını iyi ayırt ediyor olmamız gerekir: KH.

Biz eğer KH olmasaydık neden KH deneyimleri yaşıyor olalım? Yani kendimizde negatiflik olmasaydı, bu kadar negatifliği bu kadar ağır şekillerde yaşıyor olmazdık. Gerçekten pozitif olan bir varlık neden pozitiflikten ziyade negatiflik yaşıyor veya buna maruz kalıyor olsun?

"Gerçekten" BH olmaktan bahsedeceksek, geri dönüşsüz, kesintisiz olarak yaşanan bir deneyimden bahsediyor olmamız gerekir. BH olan bir varlık şikayet etmez, ezilmez, gocunmaz, "7/24" kesintisiz ve mutlak bir pozitiflik içinde yaşar ve bunu paylaşır. Hangimiz öyleyiz? Bunu ancak "geçici" olarak yaşayabiliyoruz. Geçici olarak deneyimlediğimiz, vaktimizin çoğunda deneyimlemediğimiz birşeyi sanki biz mutlak olarak o deneyimin içindeymişiz veya "acilen" olmalıymışız gibi yaklaşmak sorunlu olacaktır.

"Kabul etmek" denen erdemin bir kısmını, halen KH olduğumuzu kabul etmekte de kullanmak gerekiyor. Bütün bunları söylüyorsak, iyice KH'nin içlerine gitmek için söylemiyoruz herhalde. BH'ye doğru daha bilinçli, kararlı ve emin adımlarla ilerleyebilmenin yollarını arıyoruz. Bu konuda nasıl işbirliği yapabileceğimizi tespit etmeye ve uygulamaya niyet ediyoruz.

İdeal durumda değiliz bu konuda ama bu tartışmalarımız bile bu çabaya hizmet ediyor, etsin yani.

isiklidusler

#16
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen isiklidusler

hayır benim sorunum burada; toplum önünde-insanlar önünde kendimi açıklayamamak ve ifade edememek,
ya da belirtildiği gibi konuşulduğunda toplumsal yargılar ve baskılar nedeniyle susuşa ya da kendini başka ifadeye yönelmek;
bir yara bu, zorlayan;
söylemiyorsun ve konuşamıyorsun; zor;
Buradaki etkileşimlerimiz sürecinde pek çok sıkıntın gibi o konudaki sıkıntını da hafifletmenin yollarını paylaşarak, etkileşerek azaltacaksındır. Bu forum da bir toplum. Burası aynı zamanda çok değerli bir deney ortamı olabilir hem konuşma konusunda hem de başka konulardaki sorunlarımızı aşmada mesafe katetmek için.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen isiklidusler

 ve BH ve KH ta benim için ilüzyon ve evet varoluşun gerçeği-gerçekliğin yapısı;
ve evet KH'ız öyle denirse; deniyorsa; ve evet bende KH'ım;
Bak, bir yandan "BH-KH benim için ilüzyon" diyorsun, bir yandan da "Evet, öyle deniyorsa ben de KH'ım" diyorsun. Bu konuda açıklanması veya yüzleşilmesi gereken bir çelişki var. Burada ciddi bir subjektiflik eğilimi algılıyorum ben. Yani ciddi bir objektiflik eksikliği.

"BH-KH benim için ilüzyon" dediğinde, herşeyi aşmış, mutlak bir ermişlik "taslıyor" oluyorsun bence. Tanrıyı "oynuyorsun" yani. 3. yoğunluk KH düzlemi içindeki deneyimini inkar anlamına geliyor. Yani gerçeğin bir parçasını inkar. Bir kaçış, gerçekliğin önemli bir parçasıyla yüzleşememe durumu bu. Ve bunu söyleyince, sanma ki bunu sadece senin deneyimlediğini iddia ediyorum. Bunu kendim de yaptığımı defalarca tespit etmişliğim oldu. Ve çoğu defasında acıyla uyanmak, gerçekle yüzleşmek zorunda kaldım. Ve hala bu sorunu aşmış değilim.

Bir denge prensibi var bu noktada dikkat edilmesi gereken. Evet, Kasyopyalıların ve yine Maharaj'ın dediği gibi var olan en yüce hakikatsin, baş yaratıcısın. Onun bir parçası ve kendisisin. Diğer herkes gibi. Ama tüm gerçek bu değil. Öyle olsaydı neden bu kadar sınırlı ve sıkıntılı bir deneyimin içinde, 3. yoğunluk KH düzlemi içinde bunları yaşıyor olalım? Terazinin bir kefesinde o gerçeklik var (ben o'yum) , diğer kefesinde ise şu anda varoluşun 3. yoğunluk düzleminde KH-BH yolları arasında seçim yapması gereken bir bireysin aynı zamanda. Aynı anda ikisisin ve iki gerçekliği de sahiplenmen icap ediyor. Bir tanesine arkanı dönüp onu inkar edemezsin ve sanki onu mutlak şekilde aşmışlık rolü taslayamazsın. Mutlak yaratıcı olduğumuz gerçeği büyük ölçüde bir "potansiyel" olarak duruyor. O mutlak gerçeğe parça parça, adım adım ulaşıyoruz. Ve istediğimiz zaman o gerçeği hatırlayıp onun ilhamını ve sonsuz deneyimini duyumsayabiliyoruz. Ama lokal gerçeklik içindeki deneyimimizi, o deneyim içindeki farkındalık düzeyimizi, derslerimizi, sorunlarımızı görmezden gelip kaçarsak ve bu şekilde "ben mutlak yaratıcıyım" diye avunursak, bu pek işe yaramaz genellikle. (ben de ermiş olmadığım halde biraz ermişlik "taslıyorum" bunları söylerken, özür dilerim).

Ve lokal gerçekliğimizin bu durumda olması, evrenin dayattığı birşey değil. Birer üyesi olduğumuz insanlık kitlesinin tercihleri, seçimleri, özgür iradesini kullanış biçimiyle bağlantılı olarak düştük bu hallere. Çözüm de yine bizim elimizde. Genel insanlık kitlesinin ortalama kaderini sonsuza kadar paylaşmak zorunda değiliz. Onlara yardımcı olabilmek için bile onların genelinden biraz farklı olmamız icap eder. Ama bunun için halihazırda ne durumda olduğumuz konusunda kendi içimizde ve aramızda gerçekçi olmamız gerekiyor.


öyle denirse KH demem Kh bi isimlendirme;
ki yine de kendimi bölmeme gayrılamama;

Kh ve BH benim için ilüzyon dediğimde KH ve BH dbenim için ilüzyon demiş oluyorum, nokta;
 

isiklidusler

#17
içimden gelen içim sözü
kalibimden gelen kalbim sözü
vargit sen yargıla dergile;
varise yalanım hak koya ortaya
var ise hak, hak belire;
kim belire, kim ayıra, kim, gayıra
gayrıka gayrık gerek
ayrıka ayrık
var ol

sesim ağlar şimdi
sözüm ağlar;
kalbim ağlar
 

isiklidusler

#18
ne ermişim ne dermiş;
ne vurmuşum ne sönmüş;
aradığım ara ile vasıl olmuş,

Yunus alıntılayacağım izninizle;
susmak saat geçerken;i
 

isiklidusler

#19
BEN BENDE SEYREDER İKEN

Ben bende seyreder iken, aceb sırra erdim ahî,
Bir siz dahî sizde görün, dostu ben de gördüm ahî.

Bende baktım, bende gördüm, benim ile bir olanı,
Sûretimde can olanı, kimdürür ben bildim ahî.

İsteyiben bulamazsam, o ben isem ya ben kanı,
Seçemedim ondan beni, bir kezden o oldum ahî.

Sûret topraktır diyeni, gönlüm kabûl etmez onu,
Bu toprağın cevherini hazrete irgördüm ahî.

Maşûk benimledir bile, ayrı değil kıldan kıla,
Irak sefer bizden kala, dostu yakın gördüm ahî.

Değme bir yol kanden bana, dağılmayam değme yana,
Mansûr idim ben ezelde, onun için geldim bunda,
Yak külümü savur göğe, ben Enel-Hak oldum ahî.

Ne oda yanam dağılam, ne dara çıkam boğulam,
İşim bitince yürüyem, teferrüce geldim ahî.
yer ü göğe doldum ahî.

Nite kim ben beni buldum,
Korkum onu buluncadı, korkudan kurtuldum ahî.

Yunus kim öldürür seni,
Bu canlara hükmedeni kim idiğin bildim ahî.
 

isiklidusler

Ne kim der isen de bana,
Koma beni benden yana.
Benim hacetim bu sana,
Beni bana istemeyem.
-
 

bozadi

#21
Tartışmanın geldiği nokta senin için pek keyifli değil anladığım kadarıyla isiklidusler. "Benim için bu budur, nokta" deyip birkaç şiirle tartışmayı mühürlemeye karar vermiş gibi görünüyorsun. Bu bana pek olgunca gelmedi doğrusu. Ama seni ille de farklı birşey söylemeye zorlayamam. Şimdilik bu konuyu burada noktalayalım o halde, ama forumun esas aldığı ve aynı zamanda tartışmaya açtığı kavramlara ve kabullere zıt denebilecek görüşler paylaşıldığında, bu paylaşımlara dair getirilen soru ve eleştirileri görmezden gelerek bunu yapmaya devam etmeyi "nahoş" ve devamında "forumun amacına zarar veren" davranış olarak tanımlamak durumunda olacağımı hatırlatmak isterim.

Belirli bilgi kaynakları esas alınarak oluşturulan bu forum ortamı kolay oluşturulmadı ve bu konuda yukarıda belirtilen hassasiyetler ısrarla çiğnendiğinde, forum ortamının korunması için yaptırımlar uygulamak kaçınılmaz oluyor.

Senden ricam, yazdıklarını mümkün olduğu kadar sade, anlaşılır yazman, gerekirse bu konuda mesajlarını gözden geçirerek göndermen ve soru ve eleştirilere de duyarlı olman, üzerinde düşünmen ve sorunları tartışmaktan, konuşmaktan kaçınmamandır kardeşim. Senin veya forumdaki herhangi başka bir arkadaşımızın üyelik durumu üzerinde yaptırımda bulunmak benim için de çok hoş birşey değil, ama olması gerektiğinde olur.

beyrutkapı

#22
Her anlamda dünya o kadar karmaşık ve öyle çok şey iç içe geçmiş ki, deneyimlerin bu noktasında yolu bulmak kolay değil. Aslında ışıklıduşleri anladığımı düşünüyorum. Her şey bu kadar açık ve ortadayken insanların objektif realiteye bu kadar az ilgi duyması ve çözümlerin gözümüzün önünde olması isyan ettirebilir elbette görebileni. Suyun başında susuzluktan neden ölsün bunca çocuk?
ben kendi çevremde konuşuyorum. İnsanlara nasıl bir şeyin içindeyiz, bildiğimce anlatmaya çalışıyorum. Ve görüyorum ki arayışı olmayan bir insana hiçbir şey anlamlı gelmiyor. Ya halinden memnun olanlar. Statükodan rahatsızlık duymayanlar... Kendi görmedikçe bir insanın vicdanını uyandırmak mümkün mü? Ya özgür iradenin ihlali?
dünya farklı gezegenlerden enkarne olmuş ırklarla ve henüz yolun başındaki ruhlarla ve ruhu bile olmayan organik portallarla dolu. Uyum ve dengenin sağlanması çok zor. Geçmişte de zordu. Ayrıca çevremde görüyorum, programlar o kadar guçluki,sen hayatın sırrını bile ifşa etsen bir anlamı yok başkası için. Herkes alabildiği kadarını alıyor zira.
tüm bunlara rağmen susmamalı diye düşünüyorum. Eğer bir kişiye hizmet herkese hizmetse, o bir kişi bulunacaktır mutlaka. Elimizden geleni yapmak bizi uyanık tutacaktır.
ve kendi adıma sabır en güçlü yanım değilse, burada da bir ders var benim için. Var olan her şey derslerden ibaretse...
 

zna

#23
bence, her şeyden önce samimiyet. acaba beni azarlarlar mı, bana gülerler mi şeklinde düşünmeden görüşünü paylaşabilmek. ve bu görüşü karşındakini mat etmek için değil doğru ya da yanlış olma ihtimalini değerlendirmek için dile getirmek. bu forumda bunu başarmış olduğunuzu görmek gerçekten benim için huzur verici. çünkü ne kadar saygılı olursam olayım insanların beni "oturtmaya" çalışmasından hoşlanmıyorum. zira kimseyle tartışmaya da girmiyorum tarzım değil. insanlar verebildiğiniz kadar almazlar bence, almak istedikleri kadarını alırlar. ve söylediklerimiz onlar için bir meydan savaşı anlamına geliyorsa bu durumda bir ağ çalışması mümkün olamaz.

ayrıca alemtac, ben de senin gibiyim. hatta konuşurken arada saçma sapan dil dönmeleri yaşayıp garip kelimeler söylerim. hiçbir anlamı olmayan. tık zık.. şeklinde şeyler çıkar ağzımdan ve tıkanırım. akıcı ne kadar yazabilirim onu da bilmiyorum ama akıcı konuşamama konusunda yalnız değilsin :)