Ve Kılıçdaroğlu yürüyüşe başladı (15.6.17)

Başlatan bozadi, 15 Haziran 2017, 16:00:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#60
Erdoğan AKP'si olmasaydı, genel olarak muhalifler ve özellikle de Solcu çevreler bu birlik eğilimlerini bu süreçte bu kadar geliştirmiş olmayacaklardı bence. Erdoğan'ın kendisini eleştiren veya karşı çıkan çevrelere açıkça meydan okuyup tehdit etmesi ve şiddetli baskı uygulaması o çevreler için son derece değerli uyandırıcı etkiler yapıyor ve normalde yeterli birlik-beraberlik gösteremeyecekleri halde işte Gezi'nin devamını teşkil ettiği söylenebilecek bu örneklerde görüldüğü gibi onları geçmişteki küçük, egosal iç ve dış çelişkilerini ve çatışmalarını azaltıp somut çözüme odaklanmaya teşvik ediyor. Buna sevinmek gerek. Erdoğan AKP'sinin iç politikalarda gerçekten çok ciddi düzeylerde sorunlu tarafları olmasına rağmen, Suriye Savaşı sonrası dış politika anlamında ben AKP'nin başka hiçbir partinin beceremeyeceği şekilde doğru adımlar attığına inanıyorum ve Adalet Yürüyüşü ve Mitingi örneklerinde olduğu gibi AKP'ye karşı olan sorgulamalarda muhalefeti sonuna kadar desteklememe rağmen, "keşke AKP olmasaydı" diyemiyorum, demiyorum, çünkü dış politika konusunda muhalefetin herhangi bir unsurunun bence şu anda AKP'nin attığı doğru adımları atabileceğini hiç sanmıyorum. Elbette belki ÖDP gibi belirli bazı Solcu çevreler Global Faşizm realitesini her zaman olduğu gibi son derece doğru okuyor olabilir ama onların da AKP gibi bir taban gücü yok veya olsa bile Erdoğan'ın bir bakıma deli cesaretiyle atmakta olduğu adımları atabilirler miydi, bundan çok şüphe duyuyorum. Bence durum öyle ki, "akıllıların/bilgililerin cesaret edemediği şeye bir delinin cesaret etmesi" gibi bir durumla karşı karşıyayız. Erdoğan AKP'sinin hangi potansiyel bencil nedenler içeren gerekçelerle olursa olsun ABD'yi, AB'yi ve dolaylı olarak İsrail'i (faşizan dayatmalarını) karşısına alan, onların nefret ettikleri Rusya'yla işbirliğini giderek güçlendirmekte olan tavrını tüm muhalefet bir araya gelse alamazdı bence ve bunun için sevinmemiz gerektiğine inanıyorum. Ve Erdoğan AKP'si bir yandan dış politikada bence bu "paha biçilmez" güzelliği yaparken, bir yandan da iç siyasette "artık nasıl beceriyorsa" muhalefeti kendi içinde bu kadar toparlayıcı, güçlendirici, yükseltici "etkiler" yapıyor olmasının da bir diğer dolaylı güzellik olduğundan bir şüphe duymuyorum ve dolayısıyla AKP'nin hem dış hem de iç siyasetinden memnuniyet duymaktan kendimi alıkoyamıyorum.

Ve bana sorarsanız Erdoğan her ne kadar şu anda mümkün olsa muhalefeti bir kaşık suda boğacakmış gibi görünse de, onun sayesinde güçlenmekte olan muhalefetle samimi ve saygılı işbirliği yollarını da arayacağı zamanların geleceğine inanıyorum. Darbe girişimi sonrası Yenikapı'da yapılan mitingin çeşitli özellikleri, her ne kadar her anlamda olmasa da, bu konuda gerçekten şaşırtıcı ve çok ümit verici işaretler taşıyordu. Örneğin hiçbir siyasi partinin bayrağı yoktu o mitingde, tıpkı Kılıçdaroğlu'nun öncülük ettiği Adalet Yürüyüşünde ve Mitinginde de olmadığı gibi. Ayrıca Yenikapı Mitinginde büyük "Kalpaklı Atatürk" posterinin asılması gibi özel bir jest vardı. Başbakan Binali Yıldırım'ın o mitingde Nazım Hikmet şiiri okuması da bir başka özel mesajdı. CHP'ye samimiyetle teşekkür edildi. Yani AKP'nin muhalefet unsurlarıyla ille de körü körüne bir düşmanlık eğilimi olmadığını, olsa bile bunun hiç aşılamayacak birşey olmadığını gösteriyordu bence bu özel işaretler ve o süreçte bu jestleri yapmaya bir mecburiyeti de yoktu bence AKP'nin. Ayrıca, hepimizin gördüğü gibi AKP ne kadar büyük ve bariz yanlışlar yaparsa yapsın onu destekleyen çok ciddi bir kalabalık kesim var. Dolayısıyla da muhalefet bu gerçekliği göz önünde bulundurarak, AKP'yi ezmeye, cezalandırmaya yönelik eğilimden uzak durup, asgari müşterek anlayışlar yoluyla bile olsa işbirliği yollarını aramaktan vazgeçmemeli bence. Muhalefet hep birlikte görmekte olduğumuz gibi giderek güçleniyor, AKP yöneticileri de bizzat katkıda bulundukları bu gerçekle yüzleşmek zorunda olacak. Muhalefetle "paşa paşa" işbirliği yollarını aramak zorunda olduğunu görecek. O önemli sürece mümkün olduğu kadar az yıkıcı ara süreçlerle ulaşmanın yollarını aramak lazım.