Kırca'dan Akillere Şok Sözler (29 Nisan)

Başlatan bozadi, 29 Nisan 2013, 20:44:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

29.04.2013

Kırca'dan Akillere şok sözler


Levent Kırca dün kaleme aldığı 'Akillere' hakaret yazısıyla olay yarattı. [/b]





'Sıkı' ulusalcı olan Levent Kırca bu kez Akil insanlara yazdığı satırlarla olay yarattı.

"Allah göstermesin böyle bir dönemde Akil insan olmak da var" diyen Levent Kırca, Aydınlık'taki yazısında inanılmaz satırlara imza attı, "Toplumun yüz karası bunlar. Bunlara hadlerini bildirmek en birinci vazifedir" diyerek kışkırtıcı bir üslup kullandı.

İşte Kırca'nın yazısındaki o bölüm;

*"İnsan içine çıkamayacaklar. Toplumun yüz karası bunlar. Bunlar yandaş, bunlar işbirlikçi, bunlar T.C' yi istemeyenler, ülke bölünsün diyenler, bayrağa karşı çıkanlar, teröristle işbirliği yapanlar, bunlar menfaatçi, yalana, çıkarcı ve utanmaz.

ÜLKEYİ SATANLAR BUNLAR
*Üç kuruş çıkarlan ve menfaatleri için ülkelerini satanlar bunlar. Şehit anne ve babalarının gözünün içine bakarak Amerikan mandasına evet diyenler, şehitleri ve onların dökülen kanlarını hiçe sayanlar.Halk her gittikleri yerde kovalıyorlar bu utanmaz, arlanmazlar. Gün gelecek insan içine çıkamayacak bunlar. Bunlara hadlerini bildirmek en birinci vazifedir!

ALİ KIRCA'YA YAZIKLAR OLSUN!
Yazısında Show TV anchormani ünlü televizyoncu Ali Kırca ile Orhan Gencebay'a da patlayan Levent Kırca, onun hakkında da şunları yazdı;

"Ali Kırca
Soyadı benzerliğimden utanıyorum. Eski devrimci, yeni çanakçı Ali Efendi, Siyaset Meydanı'nda; Akil Orhan Gencebay'a çanak tuttu, hükümetin yanında olduğunu alenen belli etti.
Yazıklar olsun. Kula kulluk edene yazıklar olsun.
Ağzınızdan çıkanı, önce kendiniz duyun.
Sizi Türk Bayrağı mızın üzerinde şehit kanında yürütmeyiz, bilmiş olun.
Gün ola harman ola...
İyi ki varsınız Akiller...
Siz olmasaydınız biz bu kadar değer kazanmazdık."

Kaynak: haber3.com

bozadi

#1
Levent Kırca güya solcu-ilerici geçinen bir tipti, sevgi-saygı duyardım. Mizah konusunda gerçekten bu ülkede yeri doldurulamayacak başarılara imza attı. Lakin zaman içinde AKP iktidarına karşı duyduğu kompleks ve bu yüzden hastalıklı bir Türkçüçük/Atatürkçülük anlayışına olan bağlanışı onu solculuktan, ilericilikten epeyce uzaklaştırmış durumda. Zıvanadan çıkmış, ne zaman kime nasıl saldıracağını hesap etmekte güçlük çekiyor.

Körle yatan şaşı kalkar derler. Kırca'nın İşçi Partisi / Aydınlık grubuyla olan ilişkisi de o hesap. Atatürkçülük, Solculuk ve Amerikan karşıtlığı adı altında her türlü karanlığa bulaşan Doğu Perinçek'in faşizm hizmetkarı ideolojoisine kayan Levent Kırca gibi başka sanatçılar da var. Tarık Akan, İlyas Salman, Müjdat Gezen o isimler arasında. Bu isimler AKP iktidarına karşı olan aşağılık komplekslerini Atatürkçülük adı altında ifade ediyorlar.

Çıkıp bir gün TSK'yı eleştirmişler mi acaba PKK'yla olan danışıklı dövüşü için? JİTEM başta olmak üzere çeşitli karanlık uzuvlarla Kürt halkını bu ülkeye düşman etmek için yapılan sayısız işkenceyi bir kere eleştirmişler mi, hesap sormuşlar mı?! Ya Alevi katliamları? Solcu katliamları? Kendi devletimizin/ordumuzun tüm bu olaylar ardındaki mevcudiyetini sorgulamaya cesaret edebilmişler mi? Madem Atatürkçüsün, madem ilericisin, madem solcusun, o zaman şimdiye kadar global faşist güçlerin kendi devletimiz/ordumuz üzerinden bu ülkede çevirdiği sonu gelmez kötülükleri, şeytanlıkları çıkıp bir eleştirin de adam olduğunuzu bilelim. Ama yok, yapamazlar. İktidara sert eleştiri cesareti görünümü altında bu ülkede her zaman asıl iktidar olan psikopat derin devletin mümini olmuşlar, tanrılarına hizmet ediyorlar. Hak hukuk adı altında şeytana hizmet ediyorlar. Asıl cesaret sadece hükümetin faşizan bazı uygulamalarını değil, devletin çok daha uzun zamandan beri uygulayageldiği su katılmamış faşizmi eleştirebilmek.

O faşizm hastalığı ki zamanında Atatürk'e bile sirayet etti de, Ata tanınmaz hale geldi, pek çok faşizan uygulamada bulundu ve son demlerini acı ve hastalık içinde kıvranarak geçirdi, öylece bir ruhsal sefalet içinde göçtü bu dünyadan. Çok yazık oldu.

Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki bazı ilerici atılımlar bakımından dünyada gerçekten eşine benzerine rastlanması çok zor bir insan. Osmanlının cesedinden taptaze bir can yaratılmasına katalizörlük etti. Lakin kurtuluş savaşında ağır bir yenilgi alan emperyalist güçler ve onları güdüleyen global faşizm elbette çabalarını bırakacak değildi. Yeni kurulan ülkede herşey Atatürk'ün istediği gibi gitmiyordu. Ülkede Atatürk'ün görmek istediği mutlak bir birlik/beraberlik kurulmuş değildi. Bu durum Atatürk'ün sinirlerini çok bozmuş olmalı. İlüminati'nin faaliyetleriyle de çok yakından bağlantılı olarak o dönemde Faşist ideoloji dünyada önemli atılımlar yapıyordu. Özellikle İsmet İnönü'nün faşizme olan hevesi çok dikkat çekiciydi. Bildindiği gibi aynı İsmet İnönü Atatürk'ün kapattığı Mason localarını tekrar açan isim. Mason biraderler ise İlüminati'nin kollarından biri olarak Kurtuluş Savaşı'nı kazanan Atatürk'ün akıl sağlığını yitirme sürecinde son derece etkili faaliyet göstermiş bir grup. İlüminati savaşta başaramadığını barışta başardı. Faşist ideoloji o veya bu şekilde Atatürk'e de sirayet etti. Örneğin İstiklal Mahkemeleri konusunda kantarın topuzu epeyce kaçırılmış. Bu mahkemelerin başına hukukçu olmayan kişiler getirilmiş ve Uğur Mumcu'nun deyişiyle bu mahkemeler rejim aleyhtarlarına yönelik anti-demokratik birer infaz kurumu gibi çalıştırılmıştır.

"Şapka" devrimindeki şekilci diktatörlük de Atatürk'ün faşizme kayış sürecinin bir diğer göstergesiydi.

Atatürk'ün Dersim Katliamı'na olan cevazı bir diğer uç diktaktörlük / faşizm örneğidir. Bu katliam sırf Atatürk istedi diye olmadı. Benzer pek çok başka durumda olduğu gibi global faşizmin yerel unsurlar üzerinden yürüttüğü faaliyetlerin doğal bir neticesidir. Atatürk zaten ciddi bir moral bozukluğu ve kişilik kaybı / hastalık sürecinde izin vermiştir bu askeri harekat adı altındaki katliama. Atatürk o sırada yaşamıyor olsaydı da yapılacaktı. Osmanlı zamanından beri yürütülen Alevi katliamı "geleneğinin" bir devamı niteliğindeydi ve global faşizmin her zaman gündeminde bulunan birşeydi. Tıpkı Solcu katliamlarında olduğu gibi.

Atatürk'ün en iyi bilinen ve hala etkileri şiddetli bir şekilde devam eden faşizan teşebbüslerden biri ise bir ırk tanımı olan Türklüğün millet geneline dayatılış şeklidir, ki bugün Atatürkçülük/Kemalizm diye tanımlanan siyasi ideoloji tüm bu faşizan eğilimlerden çokça etkilenmiştir.

Atatürk'ün hayatının son döneminde tanınmaz hale gelmesi ve aşırı diktatör / faşist bazı girişimlerde bulunması şahsen benim Atatürk'e olan sevgi ve saygımı silmiyor, silmez. Öncülük ettiği Anadolu Kurtuluş Mücadelesi gerçekten hayret ve ilham verici bir başarıdır ve minnet sebebidir.

Lakin, Atatürk'e hatasızlık/mükemmellik atfedilmesi konusunda korkunç bir hata yapılıyor, ki öteden beri devletimiz/ordumuz üzerinden yürütülen çeşitli faşist girişimler de Türkçülüğe / Atatürkçülüğe dayandırılmak suretiyle bir eleştirilmezlik zırhına büründürülmeye çalışılıyor.

Nitekim, devletin ve ordunun darbe geçmişi, çeşitli toplu halk kesimi kıyımları/katliamları, PKK'nın yaratılması süreci ve PKK'yla olan danışıklı dövüş, ülkenin ekonomik kaynaklarının ABD ve İsrail devletlerinin kasalarına boşaltılması gibi sayısız şeytanlık örneği kayıtlara geçmiştir. İşte günümüzün "Ulusalcıları", Atatürk'ün tanınmaz hale getirildiği süreçte şekillenmeye başlayan Kemalizm/Atatürkçülük anlayışına dayalı olarak benzer faşist eğilimleri bugün sergiliyorlar ve insanların ciddi bir bölümü de bu aşağılık oyuna alet oluyor.

AKP iktidarının şeytanlıkları da tartışılır bu forumda. Tartışılmış ve tartışılacaktır. Lakin bu demek değildir ki AKP iktidarına karşı topyekün saldırı ilan edelim. Atatürk'ün nasıl hem iyi yaptığına iyi, hem de kötü yaptığına kötü deyip olumlu olumsuz eleştirebiliyorsam, aynı şeyi AKP için de yapmayı bilirim. Görüşlerimin ayrıntılarında hatalar olabilir ama geneli itibariyle gerçekten gözümün gönlümün çıplak gerçek olarak gördüklerini yazıyor, tartışıyorum. Bilgim elbette mükemmel değildir ve sürekli güncellenme, değişme/gelişme halindedir.

Levent Kırca'nın haberi üzerine yaptım bu yorumları. Akil İnsanlar'ı aşağıladıkça aşağılamış ve tehdit etmiş. Ben de diyorum ki sen adamlıktan ve insanlıktan giderek uzaklaşıyorsun Levent Kırca. Aşağılık PKK savaşını yaratan güçleri, o şerefsizce ölüm makinesini sürdüren devlet/ordu mekanizmasını çıkıp bir kez eleştirmiyorsun, ondan sonra bu savaşı durdurmak için kendilerini adeta feda eden sanatçılara bok atmaktan, onları tehdit etmekten de çekinmiyorsun. Allah/Hayat senin belanı verir bir şekilde. Lanet olası ulusalcı ideolojinin kör ettiği gözlerin seni daha nereye kadar götürecek bakalım.

bozadi

#2
30.11.2007

Perinçek, PKK adına PSİKOLOJİK HARP yaptı




Bir dönem İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e ait yayın organlarında yazan gazeteci-yazar Soner Yalçın'a ait Oda TV'de, Perinçek ile terör örgütü PKK arasındaki bağlantılar konusunda ilginç detaylara yer verildi.

Haberde 2000'e Doğru dergisinin, PKK'nın yayın organı gibi olduğunun altı çizildi. Derginin 22 Ekim 1989 tarihli sayısında, bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın, Atatürk'ün Kocatepe'deki fotoğrafına benzetilerek dağda çekilmiş fotoğrafına yer verildiği vurgulandı. PKK'lı Yücel Halis de iddiaya göre; 1991 yılında, dergi aracılığıyla dağdaki teröristlere mesaj göndermiş. Habere göre, Perinçek'in Aydınlık grubunun PKK ile flörtü 20 Ekim 1991 seçimleri öncesine kadar devam etmiş. Yazıda bu konuda şu bilgiler veriliyor: "Dergi o dönem Kürtlerin partisi HEP ile ittifak yapabilmek için kolları sıvadı. Taban birlik istiyor. Ama Sosyalist Parti, HEP ile ittifak yapmadı. HEP, SHP ile ittifak yaptı. Bundan sonra 2000'e Doğru da HEP'i hedef alan haberler yapmaya başladı. HEP yöneticileri acımasızca yerden yere vuruldu. 2000'e Doğru dergisi Öcalan'ın  objektif ajan iddiasıyla öldürdüğü PKK'lıları haber yapmaya başladı. 15 Aralık 1992'de PKK'nın yayın organı Berxweden'de, Doğu Perinçek ve Aydınlıkçıları hedef alan bir makale çıktı. Ve yollar ayrıldı." Haberde Perinçek'in ideolojiyi değil, siyaseti merkeze alan bir politikacı olduğu vurgulanırken, "Yoksa Odatv.com olarak ne Perinçek ile ne de bir başkasıyla kişisel meselemiz yoktur. Bizim isteğimiz, Perinçek'in dün söylediği ve yazdığını bugün hemen değiştirmesindeki kurnazlığının sebebini anlamaktır. Perinçek, PKK'nın psikolojik harp merkezi gibi çalışmıştır."

Doğu Perinçek'in PKK yanlısı başlıkları

Türk askerleri Cudi'de kimyasal silah kullanıyor."

PKK ordulaşıyor: Doktor Baran, komando taburuna meydan okuyor: "Gelin buradayız" diyor. Karakol komutanı, erzaklarını PKK ile paylaşıyor.

"Dağlarda gerilla barınamayasın" diye ordu, orman yakıyor.

PKK gerillaları efsaneleşiyor, kimse öldüklerine inanmıyor.

PKK kamp komutanları anlatıyor: Hedefimiz, çocuklar değil.

Nusaybin'de Kürt intifadası.

Gerillalar onbaşıyı dağa kaldırdı.

Hakkari'nin küçük generalleri.





Kaynak: ensonhaber

bozadi

#3
Şimdi aynı Perinçek ve taraftar kitlesi bir numaralı PKK düşmanı olmuş da, "PKK ile barışı kabul etmeyiz, şehitlerin kanını yerde koymayız" diye şeytani çığlıklarıyla barışı bastırmaya çalışıyorlar. CHP'den daha derin-devletçi, MHP'den daha ırkçı kesilmişler milletin başına!

AKP iktidarını beğenmiyorum ama AKP iktidarının gücü, ağır bir komplekse kapılan pek çok başka kurum, oluşum ve ideolojinin şeytanlıklarını ortalığa saçmasına vesile oluyor. Şeytan kolay kolay göstermez yüzünü bu kadar aleni.

Kanla beslenenler ne de güzel aşikar ediyorlar kendilerini. PKK trajedisini başlatan ve tırmandıranlar kimse, şu anda bu yaranın kabuk bağlama fırsatına inatla karşı koyanların bilinçli veya yarı-bilinçli olarak kulluk ettikleri şeytani ideoloji de aynı şahısların ideolojisi. Global Faşistler (İlüminati) ve onların yerel hizmetkarları...

bozadi

#4
Hiç merak edilmesin, aynı İlüminati, aynı faşizm din ve dinciler yoluyla da çokça iş yapmıştır insanlık tarihinde, bizim kendi ülkemizin tarihinde ve bizzat mevcut iktidar yönetiminde. Bunları da tartışıyorum ve giderek daha ayrıntılı da tartışırım. Nihai ölçek özgür iradeye duyulan saygı ve saygısızlıktır. Bu saygı veya saygısızlık ister devlet/ordu üzerinden gösterilsin, ister din üzerinden, hiç fark etmez, aynı şeydir. Karanlık güçler de, aydınlık güçler de her iki kulvar (ve başka pek çok kulvar) üzerinden epeyce çalışma yapmıştır. Bunları ele alıyoruz forumumuzda. Mesele iyiliğin tarafı olmak, ona yönelmektir, bir ideolojinin veya siyasi grubun taraftarı olmak değil. Her tür dinsel ve siyasi ideolojilerde hem aydınlık hem de karanlık yanlar vardır. Körü körüne birinin taraftarı, karşıdakinin düşmanı olmak pek çok durumda bir negatif programlanmışlık göstergesidir bana göre.