Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kerry\'den Klor Gazı İddiasıyla (!) Esed'e Müdahale Sinyali (19 Eylül)

Başlatan bozadi, 21 Eylül 2014, 19:20:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

19 Eylül 2014

Kerry'den Esed'e müdahale sinyali


Washington, Suriye'deki IŞİD hedeflerini vurmasının arifesinde, Şam yönetimini yeniden kimyasal silah kullanmakla suçladı.




ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin Suriye ordusunun kullandığını iddia ettiği klor gazının ülkedeki iç savaşta çarpıcı bir hikâyesi var.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed'ı klor gazı kullanarak kimyasal silah anlaşmasını bozmakla suçladı.

Dün ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde konuşan Kerry, "Esed'ın klor kullandığına dair delil olduğuna inanıyoruz. Klor gazı listede olmasa da Kimyasal Silahlar Konvansiyonu'na göre kullanımı yasak" dedi.


MÜDAHALE ÖNCESİ DİKKAT ÇEKTİ

Kerry'nin bu açıklamasını, ABD Senatosu, Beyaz Saray'ı Suriye'deki 'ılımlı' grupları Irak ve Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşıt mücadele adı altında eğitim ve silah yardımı konusunda yetkilendirmesinin öncesinde geldi. Bir önceki gün de ABD Temsilciler Meclisi yardımı onayladı.

ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel de, IŞİD'in Suriye'de vurulmasına yönelik planın ABD ordusu tarafından kabul edildiğini söyledi.


DÜĞÜM NOKTASI FABRİKA

Time'a konuşan Halepli bir fabrika sahibiyse Han el-Esal vakasına dair çarpıcı bir iddia ortaya attı. Halep'in güneydoğusundaki Sefira'da klor gazı fabrikası olan Muhammed Sebbağ, saldırıdan bir ay sonra Time'e yaptığı açıklamada klor gazını sıvılaştıran Suriye'deki tek tesisin sahibi olduğunu söyledi.

Sebbağ, Han el-Esal vakasından bir ay önce El Nusra Cephesi'nin fabrikasına el koyduğunu anlattı. Suriye yönetimi de Sebbağ'ın fabrikasının işgal edilmesinin ardından BM'ye olası klor gazı saldırılarısı tehdidiyle ilgili bir mektup iletmişti.


IŞİD'DE DE OLABİLİR

Son olarak IŞİD terör örgütünün Irak'ta Duhuliye'yi ele geçirmeye çalışırken klor gazı kullandığına yönelik iddialar bulunuyor.

IŞİD, Sebbağ'ın fabrikası ele geçirildiğinde de El Nusra Cephesi içinde yer alıyordu. IŞİD'in Irak'taki selefleri de Doğu Guta'da kullanıldığı iddia edilen sarin gazı konusunda tecrübeye sahip. ABD işgali döneminde, Irak'taki El Kaide bağlantılı grupların sarin gazı saldırıları düzenlediği iddia edilmişti.


Kaynak: haber7.com

bozadi

Bu haberi yayınlayan kaynağın haber7 sitesi (kanal7'nin haber sitesi) olduğuna inanabiliyor musunuz? Tayyip'i gözü kapalı destekleyen haber sitelerinden biri. Ve yine o haber kaynaklarından biri olan ihlas son dakika sitesi de aynı haberi yayınlamış.

Suriye devletine karşı yürütülen ve sonu gelmeyen kimyasal kitle imha silahı kullanımı yalanlarını ifşa eden bir haber!!! Ve Tayyipçi haber kanalları bile bu haberi yayınlıyor!! Yalanla gidilen yolun sonunun karanlık olduğunu anlamaya başladılar herhalde.

bozadi

21 Eylül 2014

Guta'da kimyasal silah kullanmanın imkansızlığının 5 sebebi


Suriyeli muhaliflerin Suriye ordusunun Şam kırsalındaki Doğu Guta bölgesinde kimyasal silah saldırısında bulunduğuna dair iddiaları sürerken kimi uzmanlar ise teknik ve coğrafi nedenlerle bunun imkansız olduğunu belirtiyor.




Alhadathnews internet sitesinde bugün yayımlanan bir analiz, muhaliflerin iddialarının aksine Suriye ordusunun Doğu Guta'da kimyasal silah kullanılmasının mümkün olmadığını 5 gerekçeyle açıkladı.

Analizde şu ifadelere yer verildi:

Muhaliflerin Suriye ordusunun kimyasal silah kullandığını yalanlayan açık gerçekler söz konusu. Suriye ordusunun başkent Şam'ın hemen yakınındaki bu bölgede bu silahları kullanmak istese bile kullanamayacağına dair çeşitli sebepler bulunuyor şimdi belli bir tarafı savunma adına değil, sadece bilgilendirme adına bu sebeplere değinelim.

1- Kimyasal silahlar, gaz ya da mikrobiyolojik etkileri olan silahlardır ve bunlar açık meskun bölgelerde ya da meskun bölgelerin yakınlarında kullanılamaz. Çünkü bu silahların kullanılması durumunda bu silahların etkisi, hava akımı dolayısıyla 10 kilometre mesafedeki her yeri etkiler. O halde Suriye ordusu Şam'ın göbeğinde askeri lojmanların ve yerleşim merkezlerinin bulunduğu Meze'ye 5 kilometre mesafedeki Madamiye gibi bir yere nasıl kimyasal silah kullanabilir? Kimyasal silah kullanıldıysa buralardaki hayat nasıl doğal şekliyle devam edebilir?

2- Kimyasal silah kullanılan bir bölgeye en az 12 ila 36 saat, en fazla ise 4 ila 7 gün girilemez. Ayrıca böylesi bir bölgeye özel koruyucu elbiseler olmaksızın da girmek mümkün değildir. Burada sorulması gereken soru şudur? Bu bölgeye nasıl girildi? Haberciler ve uydu kanalları, saldırı iddiasından birkaç saat sonra kimyasal silah yaralısı sivillerin görüntülerini nasıl çekebildi?

3- BM kimyasal silah denetçileri, Suriye yönetiminin Halep'te kullanılan kimyasal silahların araştırılması isteği üzerine Şam'a geldi. BM kimyasal silah denetçilerinin Şam'da bulunduğu bir sırada Suriye ordusunun Şam'ın hemen yanıbaşında kimyasal silah kullanması akılcı mıdır?

4- Kullanılan kimyasal silahın sinirleri etkileyen sarin gazı olduğu söyleniyor ve muhalifler iddialarını ispat etmek için çevrede koku olduğunu söylüyorlar. Ancak ulaşan bilgiler, "nişadır gazına" ilişkin belirtiler olduğunu gösteriyor. Bu, öldürücü olmayan, doğal ve zararsız bir gazdır. Roketlerdeki mevcut barutun patlamasından sonra roketlerden yükselir. Suriyeli muhalifler Şam kırsalında sarin gazı kullanıldığını iddia ediyorsa, bunu onların cahilliğine vermek mümkündür. Asıl büyük dert, onları destekleyen devlet veya hükümet yetkilileridir. Çünkü ya onların askeri uzmanları hiçbir şey bilmemektedir ve kara cahildir ya da kamuoyunu istedikleri gibi kullanabilecekleri kadar cahil sanmaktadırlar.

5- Muhalifler, Suriye'ye ait hacklenmiş resmi veya yarı resmi sitelerden Suriye ordusundaki "Alevi subayların" sivillere karşı kimyasal silah kullanılmasını övdüğüne ve bunun emrini Beşşar Esed'in verdiğine dair yalan haberler yaymaktadır. Muhaliflere ait birçok haber sitesi de bunların görüntülerini Suriye ordusunun kimyasal silah kullandığının belgesi olarak yayımlamaktadır.

Kaynak: ydh.com.tr

bozadi

6 Mayıs 2013

'Suriye'de muhalifler sarin gazı kullandı' 


BM, Suriyeli muhaliflerin sarin gazı kullandığını gösteren bulgulara ulaştığını duyurdu. BM yetkilisi Carla del Ponte, "Suriye'deki şiddet olayları kurbanlarının ifadeleri, muhaliflerin sinir gazı (sarin) kullandığını gösteriyor" dedi. Esad rejiminin kimyasal silah kullandığına dair kanıt ise yok. 




Bir İsviçre televizyonuna konuşan BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Carla del Ponte, muhaliflerin sarin gazı kullandığına dair güçlü, somut şüpheler bulunduğunu, ancak bu konuda henüz kesin kanıtlara ulaşamadıklarını söyledi.

BM yetkilisi Del Ponte, Esad rejiminin kimyasal silah kullandığına dair bir kanıta ise rastlamadıklarını belirtti.


NEREDE VE NE ZAMAN KULLANILDIĞINI AÇIKLAMADI

Eski Yugoslavya için Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nin başsavcılığını da yapan İsviçreli eski savcı Carla del Ponte, ellerindeki verileri doğrulamak için daha fazla sayıda tanık ifadesi dinlemek istediklerini vurguladı. BM yetkilisi Del Ponte, sarin gazının nerede ve ne zaman kullanıldığı konusunda ise bilgi vermedi.

İsviçreli eski savcı Carla del Ponte'nin başkanlığını yaptığı BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Ağustos 2011'de Suriye'deki insan hakları ihlallerinin araştırılması için kurulmuştu.


BM HEYETİ KOŞULSUZ İZİN İSTİYOR

BM, Suriye'deki kimyasal silah kullanımı iddialarını soruşturmak için ayrı bir ekip görevlendirdi. Söz konusu ekibin Suriye'ye gitmek için hazır olduğu açıklandı. Ancak ekip, tüm iddiaların araştırılabilmesi için koşulsuz olarak izin verilmesini istiyor.


'HER GÜN 8 BİN SÜRİYELİ KAÇIYOR'

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Ortadoğu Sözcüsü Rim es-Salim de, günde 8 bin Suriyelinin komşu ülkelere sığındığını belirtti.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Ortadoğu sözcüsü Salim, bu yıl sonunda komşu ülkelere sığınan Suriyeli sayısının 3 milyona ulaşacağı, Türkiye'deki sığınmacı sayısının ise 1 milyona varacağı tahmininde bulundu.

Sığınmacılara gerekli hizmetleri sunmak için destek talebinde bulunan Salim, "Hizmet sunmak için ek finans sağlanmalı. Maddi sorunların yanında bir de güvenlik konusu var. İnsani yardımların Suriye'ye güvenli bir şekilde ulaşması için insani yardım koridorları oluşturulmalı" dedi.

Kaynak: ntvmsnbc.com

bozadi

11 Haziran 2014

Ahdar İbrahimi: Muhalifler Han el-Asel'de kimyasal silah kullandı


BM'nin eski Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi, Muhaliflerin Halep'in Han el-Asel beldesinde kimyasal silah kullandığına dair somut kanıtlar bulunduğunu açıkladı.




El Meyadin televizyonunun haberine göre BM Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi, görevinden istifa ettikten sonra Suriye'de kullanılan kimyasal silahlarla ilgili olarak ilk kez çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ahdar İbrahimi, Almanya'da yayımlanan haftalık Der Spiegel dergisine verdiği röportajda muhaliflerin Halep'in Han el-Asel beldesinde kimyasal silah kullandığını gösteren kanıtlar bulunduğunu belirterek BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye'de kimyasal silah kullananların belirlenmemesi için baskı yaptığını söyledi.

Ahdar İbrahimi, istifa sebebiyle ilgili olarak da "İstifa ettim; çünkü gösterdiğim çabalar hiçbir sonuç vermedi. Benim için uluslar arası toplumun ve bölgenin Suriye'deki duruma yönelik aldırışsızlığına tepki göstermekten başka bir yol kalmamıştı" dedi.

Suriye'de çözüm yolunun kapatıldığını belirten İbrahimi, Suriye'de durumun giderek vahim bir hal almaya başladığını belirterek dünya ve bölge ülkelerinin çözüm yönünde çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

Kaynak: ydh.com.tr

bozadi

21 Ağustos 2013

Suriye'de yine kimyasal yalan mı?


Suriye'de "muhalifler", Şam yönetiminin başkent yakınında gerçekleştirdiği kimyasal saldırıda yüzlerce kişinin öldüğünü iddia etti. Ne tesadüftür ki, aynı saatlerde BM uzmanları, kimyasal silah iddialarını araştırmak için Suriye'de bulunuyorlardı...




Suriye'de "Suriye Genel Devrim Konseyi" isimli muhalif örgüt, başkent Şam'ın doğusundaki Guta bölgesinde ordunun kimyasal başlıklı füzeler kullanması nedeniyle 430 kişinin öldüğünü iddia etti. Reuters, hastane kaynaklarına dayanarak, 213 kişinin öldüğünü öne sürdü. İddiaya göre ordunun kullandığı gaz, sarin gazı.

Muhalif kaynaklar, Ayn Tarma, Zamelka ve Cobar'ın kimyasal içerikli roketlerle bombalandığın iddia ettiler. Muhaliflere yakın Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise Şam civarının çok yoğun bombardıman altında olduğunu söyledi.

Tam da BM uzmanları Şam'dayken...
Kimyasal saldırı iddiasının zamanlaması ise dikkat çekici.

Pazar günü, 20 kişilik bir Birleşmiş Milletler uzman grubu, ülkenin 3 noktasındaki kimyasal silah kullanımı iddialarını araştırmak üzere Şam'a gelmişti. BM yönetimi, ABD, Fransa ve Britanya'nın yanı sıra Suriye yönetiminden de kimyasal silah kullanıldığına dair raporlar aldığını söylemişti. Rusya da, geçtiğimiz mart ayında Halep'in Han el-Esal bölgesinde muhaliflerin kimyasal silah kullandığının kanıtlandığını kendi uzman raporlarıyla kanıtlandığını ileri sürmüştü.

Kanıt ne?
Muhaliflerin "kimyasal" saldırıya dair ilk kanıtları ise 1 dakikalık bir video ve çeşitli fotoğraf görüntüleri. Dolaşıma sokulan videoda, yerde yatan bazı çocuklar görülüyor.

Dikkat çekici noktalardan bir tanesi de, kimyasala maruz kaldığı iddia edilen kişilere müdahale edenlerin herhangi bir önlem almaması. Sarin gazına maruz kalan insanlara kimyasaldan koruyucu kıyafet olmadan müdahale edenlerin aynı gazdan etkilenmemesi mümkün değil.

Anadolu Ajansı'nın yayınladığı bir başka videoda ise, ağzından köpük çıkan birisi görülüyor. Oysa Salgın Kontrol ve Koruma Merkezi'nin verdiği bilgilere göre köpük, sarin gazının semptomları arasında yer almıyor.

Suriye yalanladı
Suriye Devlet Televizyonu, kimyasal iddialarını yalanlarken, "Kimyasal silah iddiası BM soruşturmasını rayından çıkarmak için" denildi.

Russia Today Arabic'in haberinde, muhabirlerin bölgedeki insanlarla konuştuğu ancak "zehirli gaz" saldırısı izinin bulunmadığı bildirildi.

Muhaliflerin 'katliam' dedikoduları
Öte yanda, muhalifler her uluslararası toplantı ya da ziyaret öncesinde bir "katliam" haberi yayıyorlar. Örneğin geçtiğimiz sene 3 Şubat'ta Suriye'yi tartışacak olan BMGK toplantısından önce, Humus'ta 200'ün üzerinde Suriyelinin rejim güçleri tarafından öldürüldüğünü iddia edilmişti. Sonra sayı birden 350'ye çıktı. BMGK'da Suriye'ye yaptırım kararı veto edilince, birdenbire yaşanan olayda ölenlerin sayısı 350'lerden 55'e indirildi. BBC gibi büyük haber kaynaklarında bu yeni sayı çeşitli haberlerin okunmayacak köşelerine gizlendi. Guardian, yeni sayıyı verme zahmetine dahi katlanmadı, "bir muhalefet grubunun sayıyı gözden geçirerek aşağıya çektiğini" belirtmekle yetindi.

14 Ağustos 2011 günü batı medyası, Suriye hükümetinin denizden gemilerle Lazkiye kentini bombardıman ettiği haberleri geçmişti. Haberler sayısız ayrıntıyla destekleniyor, kentin neredeyse yıkıldığı öne sürülüyordu. Konu o gün Türkiye medyası da dahil her yerde geniş yer buldu.

Ertesi gün, ABD Dışişleri Bakanlığı böyle bir bombardımandan haberdar olmadığını açıkladı. Fakat bu açıklama, neredeyse hiçbir basın organında kendisine doğru düzgün yer bulamadı. Katliam imajı bir defa yaratıldı, daha sonra Lazkiye'nin ismi unutuldu. Sanki o katliam hiç yaşanmamış gibi devam edildi ki, gerçekten de hiç yaşanmamıştı. Kent sapasağlam ayakta duruyordu.

6 Haziran günü yine BM'de görüşmeler yapılacakken, Mazrat el-Kabir'de 76 kişinin Suriye tarafından öldürüldüğü iddia edildi.

Uçuşa yasak bölge tartışmaları sırasında
"Kimyasal katliam" iddiası ile ilgili dikkat çekici bir başka nokta, 10 gün önce ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey'in İsrail ve Ürdün'le birlikte Suriye'de uçuşa yasak bölgeyi tartıştışmaları.

ABD Başkanı Barack Obama da, 1 sene önce tam bu gün Suriye'de kimyasal silah kullanımının ABD'nin "kırmızı çizgisi" olduğunu söylemişti.

Türk medyası 'iddia'ya atladı
Öte yandan, uluslararası bütün basın kuruluşları, "kimyasal katliam"ı muhaliflerin iddiası olarak duyururken, Türk medyası Anadolu Ajansı aracılığıyla "Esed katliamı"nı okurlarına duyurdu.

Anadolu Ajansı, "Esed kimyasal silahla saldırdı" başlıklı haberinin spotunda "Saldırıda kimyasal silahların da kullanıldığını iddia etti" demesine rağmen başlıkta ve haber metninde kimyasal iddiasını gerçekmiş gibi sunmaya devam etti.

Milliyet gazetesi ise AA'dan aldığı haberi "Suriye'de büyük vahşet!" başlığıyla duyurdu.

Kaynak: sol.org.tr

bozadi

6 Nisan 2014

'Suriye'deki kimyasal saldırıyı MİT planladı'


ABD'li gazeteci Seymour Hersh Guta'daki kimyasal saldırıyı MİT'in planladığını iddia etti.





Suriye'de 21 Ağustos 2013#8242;te düzenlenen sarin gazı saldırısının, bizzat Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde Türkiye tarafından yaptırıldığı ileri sürüldü. İddiaya göre Amerikalılar, bu 'acı gerçeği' son anda öğrenip saldırıdan sorumlu tutulan Suriye rejimine karşı harekat düzenlemekten vazgeçti ve 'felaket sonuçlar' doğuracağı için gizli tuttu.

Bu çarpıcı iddia kılı kırk yaran haber-analizleriyle bilinen Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh'un son haber-analizinde yer aldı. Saygınlığıyla bilinen London Review of Books'ta yer alan haber-analiz, kilit görevlerdeki Amerikan istihbarat ve savunma yetkilileriyle yapılan görüşmeler ve aylarca süren bir araştırmanın sonucunda yazılmış.

Kadın ve çocuk fotoğraflarıyla duyurulmuştu

21 Ağustos'ta Suriye'nin başkenti Şam yakınlarındaki Guta banliyösünde gerçekleştirilen sarin gazlı saldırıda yüzlerce insan hayatını kaybetmiş; saldırı sonrasına ilişkin bebek ve kadın cesetlerinin fotoğraflara dünyayı ayağı kaldımıştı.

Türkiye derhal Suriye'ye müdahale çağrısında bulunmuş; Amerikan yönetimi kimyasal silah kullanılması 'kırmızı çizgi'sinin ihlal edildiğini bildirerek Suriye'ya karşı askeri harekat için düğmeye basmıştı. Ancak tüm dünya Amerikan bombardımanın eli kulağında diye düşünürken ABD Başkanı Barack Obama, Kongre'ye başvurma kararı alıp harekatı ertelemiş, Rusya'nın arabulucuğuyla Esad rejimi kimyasal silah stokunu eritme sözü verince de iptal etmişti.

'El Nusra'ya malzemeyi de parayı da Erdoğan verdi'

Seymour Hersh'ün haber-analizden çıkan sonuç ise bambaşka. Buna göre söz konusu harekattan vazgeçilmesinin nedeni, sarin gazı saldırısının Suriye rejimi tarafından değil, cihadçı muhalif gruplardan El Nusra Cephesi tarafından yapıldığının anlaşılmasıydı. Çok daha önemlisi, El Nusra Cephesi'ne malzeme sağlayan da, eğitim veren de Türkiye'ydi.

'Erdoğan, Esad'ın kazanmasını felaket olarak görüyordu'

Haber-analizin en çarpıcı bölümü şöyle: Erdoğan, Suriye'deki savaşın Beşar Esad tarafından kazanılmasının kendisi için felaket olacağının farkındaydı. 2012 baharından itibaren savaşta ibrenin Esad'a dönmesiyle birlikte ne yapıp edip Amerikalıları işin için sokma arayışına girdi.

Bu amaçla, MİT ve Jandarma işbirliğiyle Esad rejime karşı mücadele veren El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi'ne gizli yollardan kimyasal silah yapımında kullanılan malzeme sağlandı.


Kaynak: karsigazete.com