Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Karartmaya Devam: Sputnik Haber Sitesine Erişim Engeli! (14 Nisan)

Başlatan bozadi, 15 Nisan 2016, 13:36:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

14 Nisan 2016

Karartmaya devam: Sputnik'in Türkçe yayını dahil tüm adreslerine erişim engeli


Rus haber ajansı Sputnik'in Türkçe yayın yapan 'tr.sputniknews.com' adresi dahil olmak üzere ajansın 31 dilde yayın yapan internet adreslerine Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından erişim engeli getirildi.




Kararı Twitter hesabından duyuran sitenin Türkçe içeriğinin genel yayın yönetmeni Mahir Boztepe, "Erişim engeli Sputnik Türkiye'yle sınırlı değil. Doğrudan http://sputniknews.com  adresine verildi. 31 dile de erişilemiyor" diye yazdı.




Siteye erişmeye çalışan kullanıcılar TİB'in 'idari tedbir' kararıyla erişimin engellendiği yazısıyla karşılaşırken, Sputnik Genel Yayın Yönetmeni Mahir Boztepe kendilerine kapatma konusunda herhangi bir gerekçe gösterilmediğini aktardı.

Sputnik uzantılı adreslere DNS değiştirilerek ya da VPN kullanılarak erişilebiliyor.

Türkiye ile Rusya arasında yaşanan 'uçak krizi'nin ardından Sputnik Türkiye, iktidara yakın medya tarafından dönem dönem hedef gösteriliyordu.

Putin, Türkiye'yi sert bir dille eleştirmişti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Türkiye saatiyle 12.00'de yayınlanan 'Direkt Hat' programında Türkiye hükümetini ağır bir dille eleştirmişti.

Putin şöyle konuşmuştu: "Türkiye'yi dostumuz sayıyoruz, Türk halkını da bizim için en iyi komşuluk ilişkilerini kuracağımız dost halk görüyoruz. Bizim sorunumuz, davranışlarının kifayetsiz olduğunu düşündüğümüz bazı politik liderlerle ve onlara da uygun şekilde karşılık veriyoruz."

Rus lider 12 yaşındaki Vera'nın "Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko aynı anda boğuluyor olsa ilk hangisini kurtarırdınız" sorusuna ise "Birisi boğulmaya karar vermişse, onu kurtarmak imkansızdır. Ama isteyen herkese yardım eli uzatırız" yanıtını vermişti.
 
Kaynak: diken.com.tr


bozadi

Egemen Derin Devlet / Ordu yapımızın şeytani sabıka kaydına son derece yakışır bir şekilde, mevcut hükümet global şeytanlığa boyun eğmeyi boşver, kendisi giderek aleni bir şekilde Şeytanın ta kendisi olmaya soyunuyor ve üstelik bunu Allah/Din adına, "İslam/Müslüman" sıfatı vurgusuyla yapıyor. Mesele aslında Allah-Kitap meselesi değil, tamamen Sevgi ile Nefret, daha da doğrusu Varlık ile Yokluk arasındaki mücadele bu. Giderek netleşecektir, hep birlikte göreceğiz ve tarafımızı seçeceğiz.

Majisyen

"Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko aynı anda boğuluyor olsa ilk hangisini kurtarırdınız" sorusuna ise "Birisi boğulmaya karar vermişse, onu kurtarmak imkansızdır. Ama isteyen herkese yardım eli uzatırız"

Harika bir cevap. Putin'de enteresan bir şekilde hazır cevaplı olma yeteneği görüyorum. Belki de BH onu kanallıyor pek çok zaman o farkında olmasa da.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

Katılıyorum Majisyen. Yani Putin'in sıkça BH kanallaması yaptığını düşünüyorum (eğer farklı birşey kastetmediysen). Aslına bakarsan, hepimiz şu veya bu şekilde BH kanallaması veya BH ile etkileşimler yapıyoruz diye düşünüyorum. Şu veya bu zamanda, düzeyde, sıklıkta. Eğer BH alemi ile etkileşim kurmasaydık, o aleme doğru ilerlememiz mümkün olmazdı gibi geliyor bana. Tabi istikrar düzeyimiz çok ideal olmayabilir henüz.

Dilerim Putin Rusyası giderek daha fazla BH kanallaması yaparak hem bize, hem de tüm dünyaya ilham olmaya, cesaret vermeye ve yardım etmeye devam eder.

Olcay

Bh kanallaması yaptığı zaten istemeyene yardım etmemesinden açıkça belli.

İstemek, arzu etmek veya şekillendirmeye çalışmak onu mevcut yolundan saptıracaktır.

Açıkça yardım isteyenin yanındayım mesajını tüm dünyaya iletmiş oldu.
Bence eğer soru soranla arasında bir ayarlama olmadıysa soruyu soran ufaklıkta bh tarafından bir ilhama maruz kalmış gibi duruyor.

bozadi

"İsteyene yardımcı olma" vurgusunun BH'nin Özgür İrade anlayışıyla bağlantısını iyi yakalamışsın Olcay.

İstemenin, arzu etmenin KH anlayışıyla ilişkisi bence kesinlikle her zaman üzerinde düşünmeye, hatırlamaya değer bir konu ama yanlış anlaşılma potansiyeli de yüksek belki. Örneğin yardım "istemenin" doğallığı ve gerekliliği vurgulanıyor. Niyet etmenin, dua etmenin gerekliliği vurgulanıyor. İstemeden, arzu etmeden birşey yapmak pek anlamlı görünmüyor. Özgür İrade kavramı da bireysel isteğin, arzunun, iradenin, niyetin önemini vurguluyor. Bir ayrım noktası veya çizgisi var sanırım. Yani "istemenin" daha BH eğilimli ve daha KH eğilimli versiyonları var. "Daha" diye vurgulama gereği duyuyorum çünkü aşırı veya anormal düzeyde karmaşık durumlar içinde olabiliyoruz mevcut yaşam koşullarında ve bu başlı başına bir sorun.

Sanırım Hayat veya örneğin Yüksek Benliğimiz bize hangi konuda ne yapmamız, nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda otomatik olarak bir en iyi şablon sunuyor sezgisel olarak. O şablona %100 uymamız beklenmiyor ve bu zaten mümkün değil bu koşullara ama varoluşun özü veya temel dinamiklarine dayalı olarak matematiksel bir kesinlikle oluşan o sezgisel rehberlik, ona kulak verebildiğimiz, iç sesimizi bir sürü parazit frekanslara rağmen duyabildiğimizde ve benimsediğimizde, kararlarımız ve eylemlerimiz nispeten BH-eğilimli bir isteğe dayalı olmuş oluyor anladığım kadarıyla. Ama o rehberlikle uyuşmayan veya hatta çok ters düşen istekler genellikle fazlasıyla egosal istekler / zorlamalar oluyor ve bunlar KH'leştirici (veya BH'leşmeyi engelleyici) sonuçlar doğurabiliyor. "Fazlasıyla egosal" ifadesini de özellikle kullandım çünkü halihazırda egodan (KH eğiliminden) tamamen münezzeh bir şekilde birşey istememiz pek mümkün değil diye düşünüyorum. Yüksek Benlik bunun zaten farkında ve çeşitli düzeylerdeki rehberlikleri sunarken bunu zaten göz önünde bulunduruyor, bizden %100 BH eğilimli bir istek veya faaliyet performansı göstermemizi beklemiyor. "BH eğilimi" ve "KH eğilimi" daha fazla varlığa götürücü ve daha fazla yokluğa götürücü eğilimler olarak düşünülebilir. Yüksek Benlik neyin bizi daha fazla varlığa, neyin daha fazla  yokluğa götüreceğini açıkça görüyor ve rehberliğini sunarken de ona göre sunuyor. Ama o kadar anormal şekilde KH eğilimli, işkneceli koşullarda yaşıyoruz ve hepimizin farkında olduğumuz ve olmadığımız o kadar çok KH zihinsel programlarımız var ki, bunlar hem etrafımızdaki düzendeki egemen KH güçlerinin hem de üst boyut KH güçlerinin bize saptırıcı ve moral bozucu müdahalelerde bulunmasına olanak yaratıyor ve tüm bu keşmekeş ve ızdırap sürecinde Yüksek Benliğin rehberliğini duyumsamak, o en derin iç sesi duymak, sezmek, ona uygun hareket etmek çok da kolay olmayabiliyor. Ama Yüksek Benlik bu durumun da farkında elbette ve son derece sabırlı bir şekilde bize özgür irade kuralları çerçevesinde mümkün olduğu kadar rehberliğini sunmaya devam ediyor. Zaman zaman aşırı problemli durumlarda bir miktar "müdahalede" bulunabileceği de ima ediliyor gibi geldi bana, bu bazen destek, bazen de bir uyarı niteliğinde olabiliyor sanırım.

İstemenin BH ve KH eğilimli versiyonlarına dair basit bir anlayış geliştirebiliyor muyuz diye fikirlerimi paylaşırken, konuyu daha da karmaşık bir seviyeye taşımış olabilirim. Ama bu konuda aklıma gelenler kabaca bu şekilde.

bozadi

"Neyin bizi daha fazla varlığa, neyin daha fazla yokluğa götürdüğü" derken, hayatımızın, öğrenişimizin, yolculuğumuzun pek çok farklı bilinç düzeyleri var. Yani nispeten daha az ve nispeten daha çok önemli bir sürü şey var. Herhangi bir "yanlışımız" sanki bizi bir anda varlıktan yokluğa sürükleyebilirmiş gibi düşünüp dehşete düşmeye gerek yok sanırım. Şimdiye kadar Yüksek Benliğimizin bize sunduğu rehberliğe ters düşen (ve bu anlamda nispeten "yanlış" denebilecek) sayısız şey yapmışızdır. Bu bizi durup dururken cehenneme veya yok oluşa sürüklemiyor ama sıkıntıları sürdürme ve artırma etkisi yapabiliyor. Bir de, diyorum ya, Yüksek Benliğimiz (YB) herşeyimizin ve herşeyin farkında. İlerlememizi sağlamak için bazen bizi bizzat egosal bir sürece de teşvik edebilir (veya o egosal isteğimizden "caydırmaya çalışmayabilir"). YB herşeyi bizim için bir "öğreniş/ilerleyiş fırsatı" olarak görüyor. Derler ya, "bir musibet bin nasihatten evladır". Bazen (belki sıkça) bu tür fırsatlardan da yararlanmamızı "ayarlıyor" olabilir. Bu sadece bir örnek. Ra Bilgileri'nde "arzuların" engellenmemesi gerektiği konusunda bir tavsiye vardı diye hatırlıyorum. Tabi bu basit bir konu değil. BH bakış açısından, böyle bir tavsiyeyle neyin kastedildiği ile ciddi kafa yormak gerekiyor olabilir. Direnç gösterilmesi gereken nispeten egosal arzular olabileceği gibi, belki bazı durumlarda bir fırsat penceresi ile bağlantılı olarak gerekli dersi almak için artık direnç gösterilmemesi gerektiği halde direnç gösteriyor olabileceğimiz nispeten egosal arzularımız da olabilir. Konu geniş.

Ama, özellikle Ra'nın açıkladığı şekliyle bireysel YB'mizin herşeyimizi ve tüm koşullarımızı tamamen görüyor, biliyor, takip ediyor ve şiddetli bir şekilde yargılamadan, iyiliğimiz, şifamız, ilerleyişimiz için rehberlik sunuyor olmasını düşünmek bana harika geliyor. Yani düşünebiliyor musunuz, kendimizle ilgili yüzleşmekten kaçıyor olabileceğimiz tüm KH programlarımızın, eğilimlerimizin ve davranışlarımızın bile tamamen farkında (geçmiş, şimdi ve olasık bazında gelecek davranışlar). Ve tabi tüm pozitif eğilimlerimizin de. Olumlu-olumsuz herşeyin "tamamen" farkında! Bazen bunun üzerinde düşünürken, bu bir yandan rahatsız edici gibi görünebilse de, üzerinde daha dikkatli, daha derinlemesine bir şekilde düşününce, bunun ne kadar harika birşey olduğunu fark ediyorum. Tabi bu noktada YB'nin ne olduğu konusunda temel kavrayışı mümkün olduğunca sağlam oluşturmak gerekiyor.

bigsenfoni

Yüksek benligimizin bizim kavrayabilecegimizin ve daha fazlasinin farkinda olduguna bende inaniyorum.Yasadiklarim ve gördüklerim bu düsüncemi desteklemese bunu sizlerle paylasmazdim.Hic kimse veya hic bir varlik kendi yolunda yalniz degil ister bh olsun ister kh olsun rehberlik almistir/aliyor/alacak...Ve hangi bilinc boyutunda olurlarsa olsunlar ögrendikleri ders konularinda yadirgamamak en büyük ''farkindalik durusu'' olur diye düsünüyorum.

Kasyopyalilar diyor ki;tas bile ögreniyor...bunun anlami üzerinde derin düsünmek gerekir.Bir örnek verecek olursam 6 ay kadar önce kücük amitist taslarimdan birini bir sekilde dalginligimla sag cebime anahtarlarimin yanina koymusum.O gece ametis tasimin bakis acisiyla o gün cebimdeki yasadiklarini bende gördüm/yasadim.Bana birsekilde o günki rahatsizligini aktardi gercekten cok sikintili kabusu andiran bir gün gecirmisti o gün bu gündür kesinlikle böyle hata bir daha yapmadim yapmamaya da calisacagim...iste böyle birsey dostlarim...

Pembe kuvarsimin ilk aldigim zaman bana anlattiklarini bu forumda bir yerlerde paylasmistim.

Hep beraber ögreniyoruz dostlarim...
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

Teşekkürler bigsenfoni. Yüksek Benlik konusu gerçekten önemli görünüyor.

Ra'dan konuyla ilgili birkaç alıntı:

Alıntı Yap36. Celseden:

SORU: O halde Yüksek Benlik, bizim anladığımız şekliyle gelecekte bulunuyor ve oradan fonksiyon görüyor. Yani, benim Yüksek Benliğim, benim "gelecek" olarak kabul ettiğim bir noktada bulunuyor ve oradan iş görüyor. Öyle mi?

RA: Sizin uzay/zaman'ınız açısından doğrudur.

SORU: O zaman, Yüksek Benliğim benim için gelecekte neler olacağını bildiği için, şimdi neye gereksinim duyulduğunu bilme açısından çok büyük bir avantaja sahip. Öyle mi?

RA: Bu doğru değil, çünkü böylesi özgür iradenin ortadan kaldırılması olurdu. Yüksek Benlik, altıncı yoğunluk derecesinde öğrenilen derslerin bilincindedir (bu yoğunluğun bilincine sahiptir). Varlığın tekâmül hızı da, onun (Yüksek Benlik) tarafından oldukça iyi anlaşılmaktadır. Yüksek Benliğe erişmek için yapılması gereken seçimler akıl/beden/ruh bileşiminin kaynağında zaten vardır. Bunun için Yüksek Benliği, ulaşılacak yeri (hedefi) gösteren bir haritaya benzetebiliriz; yollar ise çok iyi bilinmektedirler, bu yolları sonsuz zekâ, zeki enerji vasıtasıyla çizmiştir. Ama, Yüksek Benlik sadece dersleri -ve eğer isterse önceden hazırlanmış birkaç kısıtlayıcı koşul- programlayabilir. Kalanı ise tamamen her varlığın özgür iradesiyle yaptığı seçimlerdir. Bilinenle bilinmeyen arasında kusursuz bir denge vardır.

SORU: Bu kavramlarla bu kadar uğraştırdığım için özür dilerim, ama bunların bizim dilimize ve idrakimize çevrilmelerinin çok güç olduğu da bir gerçek. Bazı sorularım gerçekten çok gülünç olabilir ama, Yüksek Benliğin de bizim fiziksel bedenimiz gibi bir aracı olup olmadığını sormak zorundayım. Onun da bir beden bileşimi var mıdır?

RA: Evet. Yüksek Benlik, altıncı yoğunluk derecesi içinde oldukça ilerlemiş, yedinci yoğunluk derecesine doğru gitmekte olan bir varlıktır. Yedinci yoğunluk derecesinde oldukça yol alındıktan sonra akıl/beden/ruh bileşimi, artık öylesine bir akıl/beden/ruh bütünlüğü'ne ulaşır ki ruhsal (spiritüel) kütle toplamaya başlar ve oktav yoğunluğuna (sekizinci yoğunluk derecesine) yaklaşır. Bu noktada artık geriye bakış sona erer.

SORU: Her varlığın Yüksek Benliği altıncı yoğunluk derecesinde midir?

RA: Evet. Bu yedinci yoğunluk derecesine yaklaşırken her varlığın kendine karşı bir onur/görev'idir.

SORU: Bunu doğru anladığımdan emin olmak istiyorum. Biz belli bireylerden söz ettik. Örneğin, daha önceki bir temasımızda George Patton'dan söz etmiştik. O halde, yaklaşık kırk yıl kadar önce kendisi burada enkarneyken, onun Yüksek Benliği altıncı yoğunluk derecesinde bulunuyordu, öyle mi?

RA: Evet. Bu noktada, her varlığın, gerektiğinde kendisini içsel olarak desteklemeleri için yardıma çağırabileceği birkaç varlığa sahip bulunduğunu kaydetmemiz gerekiyor. Bunların herhangi birini varlık, akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü olarak kabul edebilir. Ama durum böyle değildir. Akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü, olabilecek her şeye ait idrakin (sınırları) belirsiz bir toplamıdır. Yüksek Benliğin kendisi de zaten akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü'nün bir projeksiyonu ya da tezahüründen ibarettir. Bu tezahür, bir devrenin enkarne olunmadığı bölümünde (madde ötesi alemde) veya enkarnasyon sırasında, akıl/beden/ruh ile iletişim kurabilir; kurabilir diyoruz, çünkü bu ancak akıl ağacının köklerine giden uygun yollar ya da kanallar açıksa mümkün olabilir.

SORU: Bu kanallar meditasyon yoluyla açılabilir ve yoğun kutuplaşma da buna yardım eder. Doğru mu?

RA: Kısmen doğrudur. Yoğun kutuplaşma mutlaka bir varlıkta Yüksek Benliği'yle temas kurma isteği ya da gereksinimi geliştirmez. Her yaşam deneyimi yolu kendine özgüdür. Ama eğer kutuplaşma varsa, istek de büyük oranda artar; ya da bunun tam tersi olur, yani kutuplaşma yoksa, istek de büyük oranda azalır.

SORU: Bir örnek olarak Himmler adıyla bilinen varlığı ele alalım. Sizin verdiğiniz bilgiye dayanarak, Himmler'in Yüksek Benliği'nin altıncı yoğunluk derecesinde bulunduğu sonucunu çıkarıyoruz; ama Himmler'in negatif yolu seçtiği söylendi. O zaman Himmler'in Yüksek Benliği de altıncı yoğunluk derecesinin negatif konumunda mı bulunuyordu? Bu kavramı biraz daha genişletebilir misiniz?

RA: Yüksek Benlik aşamasına (tezahürüne) erişebilmiş hiçbir negatif varlık yoktur. Bu (Yüksek Benlik olarak) tezahür, altıncı yoğunluk derecesinin sonlarına doğru yaklaşmış bir akıl/beden/ruh bileşimi bütünlüğü'nün onur/görevi'dir. Negatif eğilimli akıl/beden/ruh bileşimleri bu açıdan büyük bir zorlukla karşı karşıyadırlar ve bizim bildiğimiz kadarıyla, bu zorluğu aşan negatif eğilimli bir varlığa daha hiç rastlanmamıştır. Bu zorluk, beşinci yoğunluk derecesini bitiren varlıkların CELSE 36 - 10 Mart 1981 63 artık bilgelik kazanmaları (bilgeliği kullanabilir duruma gelmeleri), ancak daha ilerleyebilmek için, bu bilgeliği eşit ölçüde bir sevgiyle birleştirmeleri zorunluluğundan kaynaklanmaktadır. Eğer negatif yolu izlemekteyseniz, bu sevgi/ışığı birleştirmeniz, birlik içinde kazanmanız çok ama çok zor bir şeydir. Bu yüzden, altıncı yoğunluk derecesinin başlarında, negatif eğilimli toplumsal bileşimler bu yönelimlerinden vazgeçerek altıncı yoğunluk derecesinin pozitif eğilimli yoluna atlamayı seçerler. Onun için de, böylesi bir yardıma hazır olan herkese idrakini sunan Evrensel Ruh (Yüksek Benlik), daima pozitif yolu gösterir. Ancak, bireyin özgür iradesi her şeyden üstündür ve Yüksek Benliğin sunacağı her türlü rehberlik, bir akıl/beden/ruh bileşiminin kendi tercihine bağlı olarak, negatif ya da pozitif kutbiyette görülebilir.

SORU: O halde yine Himmler'i örnek olarak alırsak, 1940' larda burada enkarneyken, onun Yüksek Benliği altıncı yoğunluk derecesinde pozitif eğilimli olarak mı bulunuyordu?

RA: Evet.

SORU: Himmler, 1940'lı yıllarda burada enkarne haldeyken, kendi Yüksek Benliği ile herhangi bir biçimde temas kurmuş muydu?

RA: Size burada negatif yolun ayrılıkçı bir yol olduğunu anımsatmak istiyoruz. İlk ayrılık nedir: Benliğin benlikten ayrılması... Himmler adıyla bilinen varlık, kendi iradesinin güçlerini ve kutuplaşmasının yeteneklerini kullanarak herhangi bir kaynağın rehberliğini aramak yerine, bu yaşamında edindiği ve önceki yaşamlarında kazandığı eğilimler tarafından da desteklenen, bilinçli güdülerinin gösterdiği yola gitmeyi tercih etti.

SORU: O halde Himmler altıncı yoğunluk derecesi negatifine eriştiğinde, Yüksek Benliği'nin pozitif eğilimli olduğunu keşfedecek ve böylece altıncı yoğunluk derecesi pozitif yoluna bir atlama mı yapacaktır?

RA: Dediğiniz doğru değildir. Altıncı yoğunluk derecesi negatif varlığı son derece bilgedir. Bu varlık kendisinin altıncı yoğunluk derecesi birliğini ifade edemeyişinden aynaklanan ruhsal entropiyi görür ve gözlemler. Yaratan'ı sever ve bir noktada, Yaratan'ın sadece öz-benliği değil, aynı zamanda diğer benlikler (diğer varlıklar) de olduğunu idrak eder ve bilinçli olarak ani bir enerji uyumlaması yapar (enerjisini öteki kutba yönlendirir); böylece tekâmülüne devam edebilir.

Celse 70

SORU: Anladığıma göre, örneğin ben iki ayrı yerde birden varım; biri burada, biri de altıncı yoğunluk derecesi ortalarında bir yerde. Bu iki yerde ben aynı zamanda bulunuyorum. Doğru mu?

RA: Siz aynı zamanda bütün düzeylerde varsınız. Sizin Yüksek Benliğiniz'in, altıncı yoğunluk derecesi ortalarındaki siz olduğu doğrudur; sizin zamanı ölçme yönteminize göre, Yüksek Benliğiniz'in gelecekteki siz olduğu söylenebilir.

SORU: Altıncı yoğunluk derecesi ortalarından daha aşağı düzeylerde bulunan bütün akıl/beden/ruh bileşimlerinin altıncı yoğunluk derecesi ortalarında birer Yüksek Benlikleri vardır. Doğru mu?

RA: Evet.

SORU: Bu durumu şöyle açıklayabilir miyiz: Bir bireyin Yüksek Benliği, akıl/beden/ruh bileşimini bir dereceye kadar yönetir, yani onu deneyim kazanmak amacıyla daha aşağı yoğunluk derecelerinden geçirir; sonunda bu deneyimleri altıncı yoğunluk derecesinin ortalarında bulunan Yüksek Benliğe aktarır ya da bu (altıncı) yoğunluk derecesinde söz konusu deneyimleri birleştirir (sentez yapar). Doğru mu?

RA: Dediğiniz doğru değildir. Yüksek Benlik geçmiş benliklerini yönetmez (manipüle etmez). Mümkün olduğunca korur, istendiğinde rehberlik eder ama aslolan özgür iradedir. Özgür irade ile kaderciliğin görünürdeki aykırılıkları, gerçek eşzamanlılık (aynı zamanda değişik düzeylerde varoluş) diye bir şeyin varlığı kabul edildiğinde yok olur gider. Yüksek Benlik, o noktaya gelinceye kadar akıl/beden/ruh bileşiminin geçirdiği bütün deneyimlerin ve tekâmülünün bir sonucudur (nihai ürünüdür).

bozadi

Ra Bilgileri'nde Yüksek Benlik kavramına başka referanslar veya açıklamalar da var ama Ra'nın kullandığı dil bazı noktalarda gerçekten zor veya karmaşık bir hale geliyor. Bunun alıcıların önyargılarıyla veya zihinsel karışıklıklarıyla bir ilgisi olup olmadığını veya ne kadar öyle olduğunu bilmiyorum, şüpheleniyorum ve merak ediyorum. Ra'yı okumak her zaman kolay değil doğrusu, özellikle belirli bazı konularda veya konular derinleştikçe.

Ama YB konusunda önemli bazı açıklamalar var yukarıda. YB'nin 3. yoğunluktaki öğrenciyi "manipüle" etmediğine vurgu yapılıyor. Daha çok enkarnasyon aralarında geçmiş deneyimlerin değerlendirilmesi ve bundan sonraki enkarnasyonların şartlarının programlanması konusunda rehberlik ettiğine dikkat çekiliyor. Şu kısım iyi bir özet gibi:

Alıntı YapBunun için Yüksek Benliği, ulaşılacak yeri (hedefi) gösteren bir haritaya benzetebiliriz; yollar ise çok iyi bilinmektedirler, bu yolları sonsuz zekâ, zeki enerji vasıtasıyla çizmiştir. Ama, Yüksek Benlik sadece dersleri -ve eğer isterse önceden hazırlanmış birkaç kısıtlayıcı koşul- programlayabilir. Kalanı ise tamamen her varlığın özgür iradesiyle yaptığı seçimlerdir. Bilinenle bilinmeyen arasında kusursuz bir denge vardır.

Tgur

"Bunun için Yüksek Benliği, ulaşılacak yeri (hedefi) gösteren bir haritaya benzetebiliriz; yollar ise çok iyi bilinmektedirler, bu yolları sonsuz zekâ, zeki enerji vasıtasıyla çizmiştir. Ama, Yüksek Benlik sadece dersleri -ve eğer isterse önceden hazırlanmış birkaç kısıtlayıcı koşul- programlayabilir. Kalanı ise tamamen her varlığın özgür iradesiyle yaptığı seçimlerdir. Bilinenle bilinmeyen arasında kusursuz bir denge vardır."

Sevgili Bozadinin RA dan yaptığı bu aktarım önemli ,üzerinde biraz duralım,
"Ümidim ile hayalim yaşarsa ben de yaşarım" Cenap Şahabettinin vecizesi yaşantımıza iz bırakmıştır,  biz bu sözü lineer anlayışla değerlendirmişizdir ,bir sonraki yaşantı kesimimizde etken olacak faaliyetlerin özellikleri şeklinde kabul etmişizdir,daha çok bir hayal kırıklığı arkasından gelecek zaman kesidi için teselli kavramında kabul etmişiz ve polianna düşüncesinde paralelleştirmişizdir.

Oysa bu vecize ile çerçevelediğimiz düşünsel kalıptaki anlayıştan zamanı kaldırırsak neler olur, baştan anlamsız gibi bir durum ortaya çıkacak dersek de RA'nın alıntısındaki en son cümle kendini barizleştirir,

"bilinen ile bilinmeyen arasında kusursuz bir denge vardır"

Demekki varoluş programında kesin bir bilinmişlik yok bilinmeyen de var,
Buradaki bilinmeyen, bizim zamana kısılmış donelerimiz üzerindeki bir başka bilinmeyen ,belkide varoluşun ana sebebi ,olacak deneyimlere doğru uzanan bir merak..

Bahsi geçen haritadaki yollardan çok başka bir şey..Varlığın özgür iradesi ile seçilmiş hususlar. Varlık tabiiki zamanı kullanan bir yoğunlukta ise seçimleri zamanla ilgili olan bildiğimiz seçim şekilleriyle uğraşacaktır ama varlığın zamansızlık anlayışında da  macerası devam etmektedir (tabii burada devam etmekte deyince yine zamanla uğraşıyoruz yanlışındayız "zamansızlıkta" demeliyiz )evvelki ra bilgilerinde de belirtildiği gibi altıncı yoğunluğa geldiğinde bir bilincine tamamen vakıf olup kutbiyetin dışında bir durumu deneyimliyecektir ,işte artık bilinen ile bilinmeyenin dengesi yavaş yavaş oluşmakta ve varlık daha üst yoğunluğa bu denge ile bakabilecek anlayabilecek sonsuz zekaya karışacaktır..



arinmak

yazılanlar çok güzel ve öğretici , herkeze teşekkürler.
 

bozadi

8 Ağustos 2016

Sputnik erişime açıldı!


Uçak krizinin ardından erişim engeli getirilen Sputnik, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin'in yarınki görüşmesi öncesi erişime açıldı.




Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından Sputnik'e getirilen erişim engeli kaldırıldı.

Sputnik'te yer alan haberde, erişim engelinin kaldırılmasına ilişkin  "Getirilen erişim engeliyle ilgili bir bildirimde bulunulmadığı gibi, engelin kaldırıldığına yönelik bir bilgi de verilmedi" ifadeleri yer aldı.

Sputnik'e uygulanan erişim engelinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uçak krizinin ardından yapacağı ilk yüz yüze görüşmeden bir gün önce kaldırılması dikkat çekti.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaptığı konuşmalardan birinde internet sitelerine yönelik kısıtlama kararlarını alan TİB'in kapatılacağını açıklamıştı.
 
Kaynak: medyatava.com