Haberler:

Yeni celse forumda! 25 Nisan 2026🔆

Ana Menü

Kana doymamak

Başlatan macka, 07 Eylül 2015, 02:16:33

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
08 Eylül 2015

Iğdır'da polis aracına saldırı: 11 polis şehit oldu, 4'ü ağır yaralı


Iğdır'da polis aracına düzenlenen mayınlı saldırı ve ardından çıkan çatışmada şehit ve yaralıların olduğu belirtiliyor. İlk belirlemelere göre saldırıda 11 polis şehit oldu.





Iğdır' dan Dilucu sınır kapısında görevli polis memurlarını taşıyan servis minibüsüne bombalı tuzak kuruldu. Olayda ilk belirlemelere göre 11 polisin şehit olduğu ve yaralıların da bulunduğu belirtiliyor.

Saldırı bu  sabah  saatlerinde Iğdır ile Aralık ilçesi arasındaki Hasanhan Köyü yakınındaki meydana geldi.

Türkiye ile Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Bölgesi arasındaki Dilucu Sınır Kapısı'nda görev yapan polisleri taşıyan servis aracına yönelik saldırıda, aracın Hasanhan köyü mevkisinden geçişi sırasında daha önceden yola yerleştirilmiş patlayıcı infilak ettirildi.

Patlamayla birlikte savrulan minibüste bulunan 11 polisin şehit olduğu ve ayrıca yaralananlar olduğu belirtildi. Gelen ilk bilgilere göre yaralı polislerden 4'ünün durumu ağır.

Olayın ardından bölgede geniş çaplı bir operasyon başlatıldığı da gelen ilk bilgiler arasında.

Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

#31
Sosyal paylaşım sitelerinden ve haber yorumlarından gözlemleyebildiğim kadarıyla ciddi sayıda insan "keşke başımıza bi göktaşı düşse de kurtulsak" gibisinden yorumlarda bulunuyorlar. "Kıyametin gelmesini hiç bu kadar arzulamamıştım" şeklinde yorumlar artıyor.

K'lar bir celsede demişlerdi ya, öyle zamanlar olacak ki, bazıları şokların etkisiyle "keşke hiç varolmasaydım" diye düşüncekler. Gerçekten de bu tür durumlar hem halihazırda yaşanıyor, hem de muhtemelen giderek çok daha ciddi şekillerde yaşanacak. Ama K'lar aslında bu tür şokların uyanmaya da çok büyük fayda sağlayabileceğine değinmişlerdi.

Hem insan düzleminde, hem de doğa olayları bağlamında hepimizi çok sayıda ve çok şiddetli şoklar bekliyor olabilir.

bozadi

#32
8 Eylül 2015

"Türkiye'yi yöneten en üst yetkililerin yerine dipçikli askerler geliyordu"


"Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Vahdet gazetesindeki yazısında, rüyasını anlattı.





"Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Vahdet gazetesindeki yazısında, rüyasını anlattı.

Ünlü, "Rüyamda gördüm kötü şeyler olacak, siyaset kurumu acil önlem alsın" başlıklı yazısında "Benim bazı rüyalarım evvelce denediğim üzere ve yakın çevremin bildiği üzere çıkmıştır" dedi.

"Bu terör olayları başlamadan önce bir rüya görmüştüm" diyen Ünlü rüyasını şöyle anlattı:

"Rüyamda şu anda Türkiye'yi yöneten en üst yetkililerin yerine dipçikli askerler geliyordu. Ben bu rüyamdan yola çıkarak önümüzde istenmeyen süreçler yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Siyasetin mutlaka bu işe acil bir çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum."

"TEK TEK ANLATACAĞIMA GAZETEMİZ ARACILIĞIYLA PAYLAŞAYIM"

Yaklaşık iki ay önce de bir rüya gördüğünü ifade eden Ünlü, "Benim bazı rüyalarım evvelce denediğim üzere ve yakın çevremin bildiği üzere çıkmıştır. Ekseri kendi başıma gelenler hakkında değil de, devlet, millet, hükümet gibi meselelerde rüyalar gösteriliyor bana. Mesela Anayasa Mahkemesi'nin bazı konularda alacağı kararları çok önceden görüyordum. Ve arkadaşlarım 'Acayip ilginç, ne alakası var?' falan diyorlardı. Ama çıkıyordu. Bunun gibi dolu örneğim var. O bakımdan bu rüyamı da önemsedim. Çıkmasını istemediğim için bir uyarı mahiyetinde Allah göstermiş olabilir. Ben bunu buradan paylaşayım. Herkese telefon edip tek tek anlatacağıma gazetemiz aracılığıyla paylaşayım. Özellikle yetkilileri ilgilendiriyor" diye yazdı.

"Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Vahdet gazetesindeki yazısında, rüyasını şöyle anlattı:

EVİN BAHÇESİNDEN GÖRÜYORDUM

"Ailemin eskiden İstinye'de oturdukları evleri vardı. Ben de o evde bir sene kadar oturmuştum. O 3-4 katlı bahçeli bir evdi. Rüyamda o evi görüyorum. Evin bahçesinde kendi eşimle, çocuğumla duruyorum. Üst kata bakıyorum. Ailem en üst katı açıp, duvarı kırıp, oraya cam falan yapmışlardı. O camlı yerde şu anda Türkiye'yi yöneten en üst yetkililer oturuyor. Cama sıfır oturdukları için ben bahçeden görüyorum. Bir sıra halinde dizilmişler. Ben onlara bakarken birden orada dipçikli askerler göründü. Jandarma mı oluyor onlar bilmiyorum. Dipçikli askerler zuhur etti orada ve yetkililerden kimse görünmedi artık.

İSTENMEYEN SÜREÇLER OLDU

Tabi bu rüyanın tabiri açık. Ben bu rüyamdan yola çıkarak önümüzde istenmeyen süreçler yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Askerimiz tabiki vatanına, milletine hizmet etmek için birçok şekilde bu memlekette faaliyetler yaptı. Ancak bazı kere istenmeyen süreçler oldu, 80'de olduğu gibi. O zamanlarda ben gençtim, 15 yaşlarındaydım ve yollarda yürünemeyecek hal vardı. Camdan başımızı çıkaramıyorduk. Fatihte oturuyorduk. Alttan hemen taranabiliyordu. İsmailağa Camisine gidip gelirken kaç kere taranma tehlikesi yaşadım. Ön yolu taradılar bir sürü insan öldü. Ben arka yoldan gittiğim için kurtuldum. Kader tabi. Bunları yaşadım ben. Dolayısıyla memlekette kargaşa hakim olduğu zaman askeriye müdahale ediyor. Etmek durumunda kalıyor yani. Tabi bundan 28 Şubat müstesnadır. 28 Şubat post moderndir, adice ve alçakça yapılmış bir ihanettir ve buna dahil değildir. Fakat 80 öncesi ben yaşadığımı söylüyorum. Ben çok yaşlı değilim. Sokaklarda gezemiyorduk. Ben hiçbir işe karışmayan bir insanım. Camiden eve, evden camiye bir insanım. Ama ben bunu yaşadım."

Kaynak: odatv.com

bozadi

#33
Kenan Evren de Tayyip de ruhsuz (OP) tipler. Ve Evren'in ölümünden sonra paylaştığımız bir haberi hatırlayalım:

bozadi

#34
11 Mayıs 2015

Figen Yüksekdağ: Erdoğan darbeci Evren'i yargılatmadı, çünkü kendisi de yargılanacaktı


'Sen Cumhurbaşkanı'sın haddini bil, ağırlığını bil'




Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Çetelerini üzerimize saldılar bizimle uğraşıyorlar. Sen bir Cumhurbaşkanısın neden siyasi parti lideri gibi davranıyorsun. Ağırlığını, ciddiyetini bil" dedi. Yüksekdağ, "Darbeci Kenan Evren yargılanmadan öldü. Onun yargılanmasına engel olan Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan darbeci Evren'i yargılatmadı çünkü kendisi de yargılacaktı bunu biliyor" ifadesini kullandı.

Yüksekdağ, partisinin Muş mitinginde halka seslendi.

Figen Yüksekdağ'ın konuşmasının satır başları şöyle:

-"Kobanê düştü düşecek" diyenlere birinci ders Kobanê'de verildi, şimdi sıra 7 Haziran'da verilecek ikinci derste.

- Kobanê'de kazanan büyük insanlık sözü, 8 Haziran sabahında zafer olarak ışıldayacak.

- Çok şükür biz'ler varız. Biz'ler var oldukça büyük insanlık olacak. Ve onu o sarayda oturtmayacağız, hiç kusura bakmasın.

- Tarafsızlığı şekilden de olsa uygulayamıyor. Fıtratlarına ters. Onlar tarafı şiddet dili. Ama, halklar tarafı kazanacak.

-Adaletin adını kullandılar sadece. Cumhurbaşkanı devlet hazinesinden seçim mitingi yapıyor. Kullandığı para haram olsun.

-Adaletin adını kullandılar sadece. Cumhurbaşkanı devlet hazinesinden seçim mitingi yapıyor. Kullandığı para haram olsun.

-"Ben seçim mitingi yaparım" diyor Erdoğan. Yaparsın tabi. Seçim mitingi yaparsın ama seçimleri kazanamazsın.

-Cumhurbaşkanı Belçika'ya gitti, öncesinde talimat gitmiş, her camiden en az 50 kişi mitinge gidecek. Bize laf edene bak.

-Elinde Kur'an miting yapıyor. Çarpılırsın, çarpılırsın!

-Darbeci Kenan Evren yargılanmadan öldü. Onun yargılanmasına engel olan Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan darbeci Evren'i yargılatmadı çünkü kendisi de yargılanacaktı, bunu biliyor

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#35
8 Eylül 2015

Lanet olası 400 vekil hesabı ve 'karakteri bozuk' insanlar...


Hakan Aksay





Her şey acınacak kadar aşikâr.

Hepimiz neler olduğunu görüyoruz.

Neden böyle bir kan gölünün içinde boğulmakta olduğumuzu anlıyoruz.

Kimin, neyi, neden yaptığını biliyoruz.

AKP'lisi de, CHP'lisi de, MHP'lisi de, HDP'lisi de, ötekiler de...

Herkes biliyor.

Ama bildiğini açıkça söyleyen çok az.

Çünkü korku dağları sardı.

Çoğu Erdoğan'ın gazabından korkuyor.

Çünkü siyasete giren herkes eleştirilebilir, ama Sultan'a asla tek kelime edilemez; yoksa hakkında dava açılır, içeri tıkılır, AK trollerin önüne atılır, anasından emdiği süt burnundan getirilir.

Bir de kendi gölgesinden ve kitlesinden korkanlar var:

Onlar «millî menfaat», «teröre karşı birlik», «vatanın bölünmez bütünlüğü» gibi sihirli kelimeleri duyduklarında hemen renk değiştirirler.

Bazen işin gerisindeki hesapları bal gibi bilseler de, «Neme lazım, riske girip de yanlış anlaşılmayayım» diyerek gece gündüz eleştirdiği iktidara her türlü yardımı verirler.

Tezkere'ye onay mı lazım? Terörizme karşı «ulusal bütünlük görüntüsü» mü? Hay hay!..

Toplum desen, o da «ayıp günah» aşamasında kısık sesle vırvır yaparak ateşten uzak durmayı tercih ediyor.

Hele kanlı bölgelerin uzağında olmanın verdiği yalancı güvenlik hissi yok mu, dünyaya bedel!..

Her gün bir sürü insan ölüyor.

Hırstan gözü dönmüş ihtiyarlar her istediğini elde edebilsin diye gençler, çocuklar katlediliyor.

İnsanlar ey, nerdesiniz?

Nerdesiniz?




'400 vekil olsaydı, olsaydı, olsaydı...'

Cumhurbaşkanlığına seçilir seçilmez makamını küçümsemeye ve «Ben illa başkan olacağım» demeye başlayan Erdoğan, önceki akşam yine saydırdı:

«400 vekil olsaydı bunlar yaşanmazdı!»

Yani?

«Güzellikle istedik, vermediniz. Şimdi neler olduğunu görüyorsunuz işte. Sıkıysa 1 Kasım'da da vermeyin bakalım!»

Yani?

Yüzlerce insan öldü son dönemde.

Nedeni 7 Haziran'da milletin «hatalı oy kullanması» mı?

Bu «hata»nın cezasını yüzlerce insan canıyla ödemek mi zorunda?

Senin iktidarda kalman için mi bütün bunlar?

Yazık, günah değil mi?

O insanların, onların yakınlarının, sevdiklerinin hayatının hiç değeri yok mu?

Kahrolası iktidar hesapları bu kadar mı önemli?

Lanet olası «400 vekil» amacı böylesine vazgeçilmez mi?

Sonunda nasıl olsa inmeyecek misin oradan?

Sen dememiş miydin, «Hepimizin gideceği yer, iki metrelik çukur» diye?

Ne o, Saray gelince çukur da iptal mi edildi; ölümsüzlük mü hasıl oldu?





Tepki gösteren babanın 'karakteri bozuk'
 
Kendisi en ufak bir eleştiriden bile incinirken, suçsuz insanların ölen oğullarının ardından gösterdiği tepkilere bile sinirleniyor.

«Beş evladımın beşini de vatan için feda etmeye hazırım» diyen baba «karakterli».

Ama devlete tepki gösteren ve soru soran babanın «karakteri bozuk».

Erdoğan önceki akşam tam bir «karakter barometresi» olmuştu.

Doğan Medya Grubu'na çatarken de «Ben bu makamı, karakter yoksunu adamlara ezdirtmem» dedi.

Sultan aksırınca, her biri birer «karakterlilik timsali» olan yandaşların nezle olması çok doğaldı.

«Reis»in az önce söylediği «400 vekil olsaydı...» anlatımını pek beğenmedikleri şekilde haberleştiren Hürriyet Gazetesi'nin üzerine çullandılar.

«Karakterli hukukçular» Hürriyet'in tweet'ine dava açmaya girişti.

«Karakterli AK troller» ise öyle  tweet saldırılarıyla falan yetinecek kadar pasif olamazlardı; derhal taş, sopa vb. donanımla Hürriyet binasına hücum ettiler.

Camlarını indirdikleri kapıdan içeri girebilselerdi belki birilerini ölümüne sopalayarak «karakterli katiller» haline gelebilirlerdi.

Allahtan beceremediler.

Başlarında «karakterli bir AKP'li» vardı: İstanbul milletvekili ve AKP Gençlik Kolları Başkanı Abdurrahim Boynukalın.

Sadece boynu değil arkası da kalındı ki, hiç korkmadan yasaları sakız gibi çiğneyebiliyordu:

«1 Kasım'da ne çıkarsa çıksın, seni başkan yaptıracağız!»

Hoppala!..

Hukuk devleti olsaydı...

Seçim hikâye mi?

Öyle ya, «Reis» geçenlerde kendisi de «fiilen rejim değişti» demedi mi?

Peki, yasalar?

Geç bir kalem!                   

Yasalar muhalefeti cezalandırırken var...

Hukuk devleti olsa...

Bu delikanlının kelamı suç...

Gazete binasını basmak suç...

«Rejimi fiilen değiştirdim» demek suç...

Ölü askerlerin babalarına «karakteri bozuk» demek suç...

İnsanların ölümüne yol açacak politikalar uygulamak suç...

Çalmak suç, yalancılık suç, iftiracılık suç, «örtülü» işler çevirmek suç...




Çoğunluğun 'karakteri bozuk'

Her şey acınacak kadar aşikâr.

Hepimiz neler olduğunu görüyoruz.

Kimin, neyi, neden yaptığını anlıyoruz.

Herkes biliyor.

Ama çoğunluk sesini çıkarmıyor.

Çünkü çoğunluğun da «karakteri bozuk».


Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#36
08 Eylül 2015

Antalya'da HDP binasına saldıran bir grup, Kürt sandıkları MHP'liyi dövdü!


Antalya'da gece HDP İl Başkanlığı binasına yapılan saldırı sarısında linç edilmek istenen genç, 'Ben de MHP'ciyim' diye bağırdı





Antalya'da gece HDP İl Başkanlığı binasına yapılan saldırı sarısında linç edilmek istenen genç, Burdur Bucaklı çıktı. İsmi öğrenilemeyen genç, sivil polise "Abi ben Burdurluyum, beni neden dövüyorlar anlamadım" dedi. Sivil polis memuru, gencin kimliğini eline alıp, öfkeli kalabalığa doğru göstererek, "Adam Burdur Bucaklı, yaptığınız iş mi şimdi, hiç mi kafanız çalışmıyor?" diye bağırdı. Dayak diyen genç de polisin bu uyarısı üzerine kalabalığa, "Ben de MHP'ciyim, neden beni dövdünüz?" diye seslendi.

Antalya Ajans'tan Semih Ersöz'ün haberine göre olay, Muratpaşa İlçesi'ne bağlı Yüksekalan Mahallesi'nde bulunan HDP İl Başkanlığı binasının çevresinde yaşandı. 20.00 sıralarında Kapalı Yol'da toplanıp HDP İl Başkanlığı binasına saldırarak, camlarını kıran yaklaşık 200 kişilik grup ile polis arasında uzun süre kovalamaca yaşandı. Bozkurt işaretleri yapıp "Dişe diş, kana kan, intikam intikam" sloganları atan grup, İl Başkanlığı binasının çevresinde HDP'li olduğu belirtilen kişilere saldırdı. Bu sırada Antalya'da mevsimlik işçi olarak çalışan bir kişi sırtından bıçaklandı. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yoğun bakım servisinde tedaviye alındı.
Tekme tokat dövdüler

Saat 00.08'de gruptan bazıları, MarkAntalya AVM'nin tramvay durağı yönünde esmer tenli bir kişiyi görünce saldırıya geçti. Yaklaşık 10 kişilik grup, genci tekme tokat dövdü. Grup, yerde sürüklenen genci tekmelemeye devam etti. Bu sırada kaçmaya çalışan genç, Şarampol Kavşağı'ndan yolun karşı tarafına terliklerini bırakıp yalın ayak kaçmaya çalıştı. Kalabalık, gencin peşinden koşarak onu bir kez daha yakalayıp dövmeye devam etti. Linç edilmek istenen genci sivil polisler kurtardı.
Neden beni dövdünüz?

Bu sırada genç, sivil polise "Abi ben Burdurluyum, beni neden dövüyorlar anlamadım" dedi. Sivil polis memuru, gencin kimliğini eline alıp, öfkeli kalabalığa doğru göstererek, "Adam Burdur Bucaklı, yaptığınız iş mi şimdi, hiç mi kafanız çalışmıyor?" diye bağırdı. Dayak diyen genç de polisin bu uyarısı üzerine kalabalığa, "Ben de MHP'ciyim, neden beni dövdünüz?" diye seslendi.

Polis, öfkeli kalabalığı dağıttıktan sonra, gence kimliğini verdi. Dayak yiyen genç, öfkeli kalabalıktan şikayetçi olacağını söyledi.

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#37
08 Eylül 2015

Peşmerge kıyafeti giyince dövüldü, giysisi parçalandı, zorla Atatürk büstü öptürüldü!


Jandarma, Muğla'daki olayda İbrahim Ç.'yi linçten kurtardı





Muğla'nın Seydikemer İlçesi'nde peşmerge kıyafeti giyip sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı öne sürülen İbrahim Ç., saldırıya uğradı, zorla Atatürk büstü öptürüldükten sonra linç edilmek istendi.

DHA'nın haberine göre, mevsimlik işçi olduğu öğrenilen İbrahim Ç.'nin "Bu kıyafeti giymek bile onurdur" notuyla paylaştığı fotoğraftaki kıyafeti PKK'lıların kıyafetine benzetildi. Fotoğraf kısa sürede çok sayıda kişi tarafından paylaşılarak İbrahim Ç.'nin bulunması istendi.
Zorla Atatürk büstü öptürüldü

Saat 11.00 sıralarında Kumluova Mahallesi'nde bir grup tarafından yakalanan İbrahim Ç.'nin elbiseleri parçalandı. Mahalle meydanındaki Atatürk heykeli öptürülen İbrahim Ç. daha sonra öfkeli grup tarafından dövüldü.

Linçten Jandarma kurtardı

Linç edilmek istenen İbrahim Ç., Eşen Jandarma Karakol Komutanlığı ekipleri tarafından kurtarıldı. Jandarmanın olay yerinden uzaklaştırdığı İbrahim Ç., tedavi için hastaneye götürüldü. İbrahim Ç.'nin Urfa Siverek nüfusuna kayıtlı olduğu belirtildi.

İşte İbrahim Ç.nin o paylaşımı:





Kaynak: t24.com.tr

maiterya

#38
Ey allahım sen insanlara  akıl ve fikir ver kalplerini aç , diyecek başka bir şey bulamıyorum ne günler yaşıyoruz,bu toplumsal cinnettir.
 

bozadi

#39
08 Eylül 2015

Şehit babası: AK Parti yaptı bunu, kimse bana gazel okumasın


Piyade Er Cihan Aksarı'nın şehit düştüğü haberini alan acılı baba Cemal Aksarı, hükümete tepki göstererek "AK Parti yaptı bunu, kimse bana gazel okumasın" dedi.




Dağlıca'da Sözleşmeli er olarak görev yapan Piyade Er Cihan Aksarı'nın şehit düştüğü haberini alan acılı baba Cemal Aksarı, hükümete tepki göstererek "AK Parti yaptı bunu, kimse bana gazel okumasın" dedi.

Öncü Haber sitesinin haberine göre, 2011 yılından bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapan oğlunun şehit olduğunun haberini alan Cemal Aksarı, yaşananlardan hükümeti sorumlu tuttu. Jandarmalardan oğlunun şehit düştüğünü öğrenen baba Cemal Aksarı, "Ben her gün doğudayım. Tırla gidiyorum her gün oradayım. Neyin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Bana kimse hariçten gazel okumasın. Bunu AK Parti yaptı, başkası değil." diye tepki gösterdi.




Şehidin abisi de acısını "Benim kardeşim bir taneydi. Dünyaları yakardım onun için." sözleriyle ifade etti. Şehit Aksarı'nın babası ve abisi birbirlerine sarılarak gözyaşı dökerken baba Aksarı'nın 'Oğlum beni sakın bırakma' diyerek acısını yaşadığı görüldü.

DÜŞMANLARI SEVİNDİRMEYECEĞİZ

Acılı baba ayrıca "Ben oğlumla gurur duyuyorum. O peygamber efendimize komşu oldu. Düşmanlarımızı sevindirmeyeceğiz. Ağlamak sızlamak yok. Dik duracağız." ifadelerini kullandı.


Kaynak: cumhuriyet.com.tr

bozadi

#40
Erdoğan'ı eleştiren, sorgulayan ve köşeye sıkıştıran HDP'nin bürolarına ve Hürriyet gazetesine saldıran, yakan, yıkan, kan dökme yemini eden şeytan köpeklerinin IŞİD'den hiçbir farkı yok temelde. IŞİD bunların "düzenli ordu" haline getirilmeye çalışılan şekli. Üçüncü yoğunlukta Kötülüğün egemenliğine hizmet eden kuduz/psikopat birer hayvan sürüsü olmak böyle birşey.

Devlet istese bunların canını öyle bir yakar ki, bir daha iki tanesi bir araya gelip de meydanda kuduzluk yapamaz. Ama ya devlet baş sponsorsa?! Ya bu itleri bizzat devlet (ve/veya "derin" devlet) kışkırtıyorsa? Tam da şu anda olduğu gibi? Genel bir kural olarak hep öyle olmadı mı? Gerçeği budur. Burnumuzun boktan çıkmamasının nedeni budur. Yüzleşmeye, sorgulamaya cesaret edemediğimiz şeyler nedeniyle.

PKK denen illeti de aynı Global Faşistlerin uzantısı olan Derin Devletimiz büyük emeklerle peydahladı. Yıldönümüne yaklaştığımız 12 Eylül Faşist Darbecileri de PKK'nın iyice şeytanlaştırılması için son derece bilinçli bir efor harcamış ve çok başarılı olmuşlardır şu anda hala acı meyvelerini tatmakta olduğumuz gibi.

"İdeolojik karşıtlıklar" ne kadar verimli birer bahane/araç Şeytanın hayatımız üzerindeki saltanatını sürdürmesi için!!


bozadi

#41
09 Eylül 2015

Şehit eşi: Neyi kazandık şimdi, nereyi? Başbakanım gel bana da ceza ver!


Iğdır'da hayatını kaybeden Mehmet Parlak'ın eşi, 'Nereyi kurtardık şimdi? Iğdır başlarına göçsün onların' dedi





Iğdır Dilucu Sınır Kapısı'ndaki memurların görev yerlerine gidişine refakat eden polis ekibine yönelik bombalı saldırıda şehit olan 32 yaşındaki Başkomiser Mehmet Parlak, Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde defnedildi. Parlak'ın cenazesinde konuşan eşi Emel Yayla Parlak, "Nereyi kazandık şimdi? Nereyi? başbakanım gel bana da ceza ver, şehit eşiyim. Gel bana da ceza ver şimdi, gel beni de al, benim canım yandı, bana da versinler ceza, şehit ailelerine ceza veriyorlarmış, bana da versinler, kim sorumluysa hepsinin ciğeri yansın, benim kocam savaşta ölmedi, cinayet işlediler, bomba döşediler" dedi.

Başkomiser Mehmet Şehit Parlak'ın Türk bayrağına sarılı cenazesi, Göksun Devlet Hastanesi morgundan alındıktan sonra konvoy eşliğinde babaevinin bulunduğu Harbiye Mahallesi'ne getirildi. Baba Ömer, anne Hatice ve eşi Emel Yayla Parlak tabutun başında gözyaşı döktü. Daha sonra Göksun Kaymakamlığı önünde tören düzenlendi. Şehidin cenazesi törenin ardından polislerin omuzunda Ulu Camisi'ne getirildi.
'Neyi kazandık şimdi, nereyi; başbakanım gel bana da ceza ver, şehit eşiyim'

Cenaze namazı öncesi tören alanına gelen şehit Mehmet Parlak'ın eşi Emel ile annesi Parlak oğlunun Ay Yıldızlı tabutuna sarılarak uzun süre gözyaşı döktü. Mehmet Parlak'ın eşi Emel Parlak, "Nereyi kurtardık şimdi? Iğdır başlarına göçsün onların, helal etmiyorum kocamın kanını, helal etmiyorum bu toprağa, etmiyorum hiç uğruna gitti hepsi, nereyi kazandık şimdi? Nereyi? Başbakanım gel bana da ceza ver, şehit eşiyim. Gel bana da ceza ver şimdi, gel beni de al, benim canım yandı, bana da versinler ceza, şehit ailelerine ceza veriyorlarmış, bana da versinler, kim sorumluysa hepsinin ciğeri yansın, benim kocam savaşta ölmedi, cinayet işlediler, bomba döşediler, ne yaptınız Allah'ın belaları, niye yaptınız? Nereyi kazandık? Iğdır'ı mı kazandık? Hepsi onların olsun, başlarına göçsün" dedi.





Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#42
10 Eylül 2015

Davutoğlu: Cizre'de tek bir sivil kayıp yok, yasak bitmesi gerektiği zaman bitecek


Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'abluka' altındaki Şırnak'ın Cizre ilçesinde yedi gündür süren sokağa çıkma yasağı için, "Ne zaman bitmesi gerekiyorsa o zaman bitecek" dedi.





A Haber'e konuk olan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cizre'de sokağa çıkma yasağıyla ilgili olarak, "Sokağa çıkma yasağı ilelebet devam edecek değil. Ama ne zaman bitmesi gerekiyorsa o zaman bitecek. Ama bu süreçte Cizre'de fırınlar çalışıyor, halkın istekleri karşılanıyor" dedi.

Davutoğlu, Cizre'de tek bir sivil kayıp olmadığını da savundu. Oysa Cizre'den çok sayıda sivil can kaybı haberi gelmiş,  İçişleri Bakanı Selami Altınok da, "Bir vatandaş hayatını kaybetti" demişti.

'Cizre'ye yürümek kolay, işte yürüyorlar, Türkiye demokrasi'

Aralarında HDP'li bakanlar, vekiller ve Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da bulunduğu, Cizre'ye giden HDP heyetini de eleştiren Davutoğlu, "Şu anda hangi heyet olursa olsun AK Parti'den de heyet gitse, oradaki kamu düzeni bağlamında alınan tedbirlere uymak zorunda. Cizre'ye yürümek kolay, işte yürüyorlar, Türkiye demokrasi. Ama onlar operasyonun üzerine gölge düşürmek istiyorlar" diye konuştu.

Davutoğlu, "Küçük bir bebek cesedinden bahsediliyor. Çocuklar hepimizin evlatları. Ancak oraya giden ambulansa ateş açılıyorsa hastaları nasıl alsınlar?" dedi.

Anketlerde yükseliyoruz

Davutoğlu, 1 Kasım seçimlerinin hangi şartlar altında olursa olsun yapılacağını da belirterek, "Tek parti iktidarına gidecek şekilde güçlendirilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Oylar istikrara yöneliyor. Partimizin oylarında yükseliş trendi var" diye konuştu.

Kaynak: diken.com.tr

maiterya

#43
BU KALLEŞ SAVAŞTA HERKES ACI ÇEKİYOR
HEPİMİZ KARDEŞİZ

Dün Kürt'üz diye işyerimize saldırdılar, bugün oğlumuz şehit oldu

Hatay'da sınır bölgesinde nöbet tutarken, Suriye'den açılan ateşle şehit düşen Er Gökhan Çakır, 6'ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı'nda düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere İzmir'e gönderildi. Çakır'ın evinden Kürtçe ağıtlar yükselirken, şehidin amcası Kutbettin Çakır "Dün işyerlerimize Kürt olduğumuz gerekçesiyle saldırı girişiminde bulundular. Bugün ise oğlumuzun şehit olduğunun haberi geldi, ocağımız yıkıldı. Benim bir yeğenim de Dağlıca da asker. Soy ismimi taşıyan şu anda 7 tane daha askerim var" dedi.

Radikal'in haberine göre, Hatay sınırında devriye görevi sırasında Suriye tarafından açılan ateşle yaralanan piyade er Gökhan Çakır, kaldırıldığı hastanede şehit oldu.

İzmir 'in Aliağa ilçesinde yaşayan ailesine Gökhan Çakır'ın şehit olduğu haberi verildi.
Şehit haberinin duyulmasının ardından Çakır ailesinin evine Türk bayrağı asılırken, komşuları ve yakınları da aileye destek olmaya geldi.

KÜRTÇE AĞITLAR YÜKSELDİ

Muş kütüğüne kayıtlı olduğu öğrenilen şehit Gökhan Çakır'ın evinden Kürtçe ağıtlar yakıldı.
Şehidin amcası Kutbettin Çakır, Kürt kökenli olduklarını bildirerek, yeğeninin bir hafta önce asker kıyafetleriyle çekildiği fotoğrafı gönderdiğini ve "Ben vatanın namusunu koruyorum" dediğini söyledi

YEĞENİM DAĞLICA'DA ASKER

Kürt oldukları için dün işyerlerine saldırı girişiminde bulunulduğunu ifade eden Çakır, "Dün işyerlerimize Kürt olduğumuz gerekçesiyle saldırı girişiminde bulundular. Bugün ise oğlumuzun şehit olduğunun haberi geldi, Ocağımız yıkıldı. Biz Kürdüz ama hain değiliz. Benim bir yeğenim de Dağlıca da asker. Benim soy ismimi taşıyan şu anda 7 tane daha askerim var" diye konuştu.

DÜZELTME:Şehit Gökhan Çakır'ın ailesi "Kürt olduğumuz için dün işyerimize saldırı girişiminde bulundular" iddiasını yalanladı.
http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/sehidin-ailesi-o-iddialari-yalanladi-932959/
 

bozadi

#44
Ne mutlu. Devletin, hükümetin bu kadar açık bir şekilde Kötü rolünü, Şeytan rolünü benimsemesi, ahlaksızlık (daha doğrusu Kötülük Ahlakı) merdivenine tırmanması ve bu durumu gizleme/maskeleme becerisini giderek yitiriyor olması ne kadar büyük bir şans hepimiz için. AKP'nin PKK bahanesiyle HDP'ye ve tabanına şu anda yapmakta olduğu şeytanlıktan bahsetmiyorum sadece. AKP'nin artık neredeyse her konuda şeytanlık yolunu benimsemeye var gücüyle adanıyor olmasından bahsediyorum. İç politikalarda da, dış politikalarda da...

HDP bu ülkeye tarif edilmez önemde bir iyilik yaptı Tayyip'in planlarını bozarak ve onu nefretten kudurtarak. İyi ki Selahattin HDP'yi gerçek ve güçlü bir Türkiye partisi yapma idealiyle tabanına güzel bir umut verip onların desteğini topladı, AKP'ye giden Kürt oylarının ciddi bir kısmını geri kazandı ve böylece %10 barajını geçip Tayyip'in planlarının altüst olmasını sağlayarak onu "Başkan yaptırmadı", façasını çizdi, zıvanadan çıkardı. Mutlak hakimiyet balonu patlayan, şoka uğrayan, gözü dönen, ağzından köpükler saçan Tayyip/AKP, planlarını bozan HDP tabanından intikam alıyor şimdi. PKK eşek-arısı kovanına sopasını var gücüyle daldırıp karıştırarak PKK'nın saldırılarını tırmandırmasını sağladı ve sonra da bu durumu bahane ederek güneydoğuda Kürtlerin emdikleri sütü burunlarından getirmeye çalışıyor. Padişahlık, Halifelik, Yeni Osmanlıcılık fantazilerinin ortasına sıçan HDP'den var gücüyle intikam alıyor. Ama bu intikamı alırken de o kadar kontrolsüz, ayarsız şeyler yapıyor ki, bütün ülke halkına kokuşmuşluğunu, şeytanlığını ve aptallığını gün gibi açık ederek halkta kitlesel bir uyanış olasılığını feci şekilde artırıyor.

İyi ki AKP açıkça kötüleşiyor. Bu güçlü bir katalizör. İyinin, kötünün ne olduğunun anlaşılması, hatırlanması, farkına varılması ve seçim iradesinin gelişmesi için paha biçilmez bir olanak. Ülkenin hayat sahnesinde, bu şov hepimiz için, geleceğimiz için çok değerli aslında. AKP'nin bir yandan giderek çığrığından çıkmakta olan kötülüğünü gizleyemiyor olması, diğer yandan ise gelmiş geçmiş en güçlü iktidarlardan biri olduğu halde özellikle son seçim sürecinde halk geneline istediği gibi diş geçirip kontrol altında almayı beceremiyor olması, bu eşsiz olanağı çok değerli hale getiren şey. Müthiş uyandırıcı.