Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kana doymamak

Başlatan macka, 07 Eylül 2015, 02:16:33

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
Ruhlu ve BH eğilimli yeterince kişi uyanıp dayanışma içinde hareket edebilirse, niteliksiz (veya daha az nitelikli) kesimlerin de önemli bir bölümü onları destekleyecektir. Hatta belki azımsanamayacak sayıda OP bile. Yeter ki en az Düzen kadar güçlü olabileceğimizi gösterebilelim. Çünkü "daha az" nitelikli olanlar kendilerince nispeten haklı bazı sebeplerle "havayı koklayarak" egemen güçle veya güçlerle çatışmayacak, ona zıt gitmeyecek şekilde bir pozisyon alma eğiliminde oluyorlar.

Hani "şimdinin önemi" veya "şimdinin gücü" diyoruz ya. İşte, düşünsenize, az nitelikli insanlar (ne pozitif ne negatif yönde adanmış bir hamle yapmayan, yapamayanlar) için "şimdinin gücü" = Düzenin gücü oluyor. İnsanlarda ciddi bir inisiyatifsizlik, atalet sorunu var. Bu o kadar berbat birşey ki, dışarıdan bir müdahale, bir teşvik, bir hikaye, bir oyun olmasa, Hayata karşı akut ilgisizlikten pasifleşme ve giderek dağılıp yok olma (atrofi) tehlikesi var bunların. İnsanların ciddi bir bölümünün "düzenle barışık/uyumlu" olmakta bir beis görmemelerinin nedenlerinden biri de bu aslında. Çünkü Düzen saçmapasan yalanlar ve aldatmalarla dolu olsa bile insanlara bir hikaye veriyor, hayaller veriyor, hedefler veriyor. Yaşamak için bir neden oluyor bu. Özellikle de aynı oyunu kabul eden diğerleriyle birlikte. Düzeni kabul ediyorlar, çünkü "piyasada" en az onun kadar güçlü ve ona alternatif birşey bulamıyorlar. Tabi, işte dindir, ideolojilerdir... Bunlar bazen alternatif veya seçenek gibi görünüyor, hatta Düzene muhalif gibi görünüyor ama Düzen onları da ciddi oranda asimile etmiş durumda. Hepsini kullanabiliyor şu veya bu düzeyde.

Etrafımızdaki insanlara gerçek bir alternatif önerisi sunabilmemiz veya onların bunu görebilmeleri için en az Düzen kadar güçlü, gerçek ve daha iyi olan birşeyi derinlemesine bir şekilde, güçlü bir şekilde, şüphesiz bir şekilde yaşıyor olmamız gerekiyor. Ama bu söylendiği kadar kolay birşey değil. Açıkçası ben kendim öyle bir hayat yaşamıyorum. Bir sürü korku, endişe, suçluluk, bitkinlik, uyuşmuşluk ve kafa karışıklığı içinde oluyorum pek çok zaman. Evet, bunları aşabildiğim durumlar oluyor ama zaman/süre açısından karşılaştırma yapacak olursak yetersiz kalıyor.

Ve bu sorundan sadece kendimin muzdarip olduğumu sanmıyorum. Hemen hepimizin aynı sorunu şu veya bu düzeyde yaşadığımızı tahmin ediyorum.

İşte, hem böyle bir düzen içinde, yani Global Şeytanların ciddi oranda kontrol altında tutmakta oldukları bir hayatın koşulları içinde yaşayıp, bunun zehirlerine, sakatlayıcılıklarına, eziciliklerine maruz kalıp hem de o düzenin frekanslarını sürekli olarak bastırabilecek kadar güçlü ve istikrarlı bir alternatif gerçeklik yaşamak ve paylaşmaya çalışmak kolay değil.

Sanıyorum ki burada bunun yollarını araştırıyoruz, birbirimize nasıl yardımcı olabileceğimizi anlamaya çalışıyoruz.

Bu yapmamız gereken şeyin bir "inanç" boyutu olduğundan şüphe duymuyorum son zamanlarda bazen referansta bulunduğum gibi. Bu düzenin bize doğumumuzdan beri zerk ettiği "sevgisiz, duyarsız, zehirleyici, kurtlar sofrası evren/hayat" anlayışının bilincimizde azımsanamayacak bir yer edindiğini fark ve kabul edip özgür irademizle alternatif programlama için organize bir çaba göstermemiz gerekiyor.

Potansiyelini kullanmama/zorlamama anlamında ciddi oranda niteliksiz denebilecek bir şekilde yaşayan milyonlarca, belki milyarlarca insanla aynı sorunları biz de yaşıyoruz. Düzenin verdiği kimliklere, rollere razı olma anlamında yani. Ona bile mutlu olma anlamında. Düzenin dışında bir hayat görememe gibi. Düzene muhalefeti bile düzenin bu bağlamda sunduğu alternatifler ve sınırlar dahilinde icra etme kısırdöngüsüne kapılmak.

AKP'nin Düzenin işleyiş biçimiyle ilgili istemeden neden olduğu ifşalar sayesinde, hayatımızın dış dünyasında, yani ortak hayat sahnemizde olan biten şeylere dair görüşlerimizi paylaşmak, eleştiride bulunmak, bazen kızmak, nefret etmek bile mutlaka bir ölçüde bazı faydalar sağlıyor.

K'lar tüm inançlar şu veya bu düzeyde faydalıdır diyordu. İnanmak birşeye bağlanmak demek. Yaşamak için bir sebep ve motivasyon sahibi olmak demek. Çünkü gerçek manada "inançsızlık" = atrofi / dağılıp yok olma sürecidir, ben böyle anlıyorum.

İşte inancımızı netleştirmeye ihtiyacımız var. Ve bu konuda da, genel itibariyle güvendiğimiz K'lar ve diğer kaynakaların sunduğu basit ama son derece açıklayıcı BH-KH dinamiklerini anlamak, bunu hayatımızın somut düzleminde olan bitenlere projekte ederek açıklayıcılık gücünü test etmek de çok faydalı bence.

Zaman zaman tartıştığımız konularla ilgili çatışmalı pozisyonlara düşüyor gibi olsak da, bence okuduğumuz bu kaynaklarda bahsedilen BH realitesi doğrultusunda samimi bir inanca sahip olduğumuz, bu yönde bir disiplin göstermeye gayret ettiğimiz sürece tüm bu sorunları giderek aşabileceğizdir, birbirimize giderek gerçekten ve giderek daha fazla yardımcı olabileceğizdir diye düşünüyorum.

maiterya

#16
Tayyip iktidara beni getirmezseniz kan akmaya devam edecek diyor daha ne desin.Gözlerini kapayan sürü düşünmye başlayacakmı ? Gerçeği görmeleri için daha ne olması gerekiyor acaba.?
Buna rağmen seçimlerde uyanışı göreceğiz ? ,bu konuda fazla ümitli değilim.
 

Scyth

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#18
7 Eylül 2015

Cizre'de polis çocuklara ateş açtı!


Cizre'de polis ekmek almak için evinden çıkan 3 çocuğa zırhlı araçlardan ateş açtı. 1'i ağır yaralanan çocuklar, polis ablukasından dolayı hastaneye kaldırılamıyor.




DİHA'nın geçtiği habere göre, günlerdir sokağa çıkma yasağının devam ettiği, polis ve askerler tarafından yurttaşların katledildiği Şırnak'ın Cizre ilçesinde evlerinden ekmek almaya çıkan 3 çocuğa ateş açıldı. Kale Mahallesi Kırmızı Medrese (Medresa Sor) yakınlarında bulunan evlerinden ekmek almak için çıkan 3 çocuğa zırhlı araçlardan ateş açıldı. Çocuklardan Murat Babayiğit (9), HDP milletvekillerinin aradığı ambulansla Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, Botan İmrağ ve ismi öğrenilemeyen bir çocuk evlere götürüldü. Olay yerine yakın bulunan ve polislerce olay yerine geçişleri engellenen HDP milletvekilleri Sibel Yiğitalp ve Mahmut Toğrul'un ambulansı aramalarına rağmen Acil Servis ekiplerinin "Can güvenliğimiz" diyerek gelmemeleri dikkat çekti.

Kaynak: birgun.net

bozadi

#19
07 Eylül 2015

DİHA: Cizre'de bir çocuk keskin nişancıların açtığı ateş sonucu yaralandı


Ayağından vurulan çocuğun, hastaneye götürülemediği için vatandaşlar tarafından tedavi edildiği belirtildi





Dün akşam saatlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasağının devam ettiği ve gün boyu yer yer silah seslerinin yükseldiği Cizre'de, Aşk Tepesi'ne konuşlandırılan keskin nişancıların ateş açması sonucu Nur Mahallesi'nde bir çocuğun ayağından yaralandığı belirtildi.

DİHA'da yer alan habere göre, keskin nişancıların hedefinde olan mahallede yaralanan 15 yaşındaki H.B. güvenlik nedeniyle hastaneye götürülemediği için vatandaşlar tarafından tedavi edildi.




Cizre'de polislerin rastgele ateş açması sonucunda yaralanan 4 yurttaşın da Şırnak Devlet Hastanesi'ne getirildiği aktarıldı. Yaralı yurttaşların ikisinin ambulans diğer ikisinin ise kendi imkanları ile getirildiği belirtildi. DİHA'nın aktardığına göre, hastaneye kaldırılanların isimleri şöyle: B.İ. (16), Umran Asrak (18), Zinet Dirican (30), Meryem İşcen (40).



Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#20
07 Eylül 2015

On yaşındaydı Cemile, 'Cizre'de doğmak' suçundan öldürüldü, evinde donduruldu, izin çıktı ve morga kondu!


Cemile'nin cenazesi sokağa çıkma yasağı nedeniyle derin dondurucuda bekletiliyordu





Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Cizre'de zırhlı bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını kaybettiği iddia edilen 10 yaşındaki Cemile Cizir Çağırga'nın cesedi sokağa çıkma yasağından dolayı evlerindeki derin dondurucuda bekletildi. HDP'li vekillerin ısrarları sonucu bugün öğle saatlerinde küçük Cemile'nin cenazesi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Konuyla ilgili Hür Bakış haber sitesinden Behmen Doğu'ya bilgi veren HDP Mardin Milletvekili Mehmet Ali Aslan şu bilgileri aktardı: 

''10 yaşındaki Cemile, dün akşam saatlerinde, Cudi Mahallesi'nde bulunan evlerinin önünde oynarken açılan ateş sonucu öldü. Eve yakın bir yerde bulunduğumuz için aileyi ziyaret ettik. Sokağa çıkma yasağından dolayı ambülanslara müsade edilmemesi Cemile'nin kan kaybından ölmesine neden oldu. Oyun arkadaşlarıyla konuştuk bize şunu söylediler:  'Bir anda gürültü oldu, silah sesi geldi, baktık Cemile yere düştü'.   Cemile'nin vurulduğu yerin ilerisinde özel harekat timlerinin konumlandığı bir nokta var.

Çocuklar silah sesinin oradan geldiğini söyledi. Zaten polislerden başka kimseyi sokaklarda bulmak neredeyse imkansız. Çıkana ateş ediliyor. Bugün öğle saatlerinde evin derin dondurucusunda bekletilen küçük Cemile'nin cenazesini hastane morguna götürmek için evden çıkardık. Tüm riske rağmen yüzlerce Cizreli cenazeyi sahiplendi. Cudi mahallesinden aldığımız cenazeyi ana caddeye kadar kalabalıkla beraber götürdük. Burada cenazeyi ambülansa teslim edecekken zırhlı araçlardan bizlere ateş açıldı. Milletvekili olduğumuzu belirtmemize rağmen üzerimize araç sürüldü! Çıkarılan engellere rağmen Cemile'nin cenazesini Hastane morguna götürülmek üzere ambülansa teslim ettik.''






Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#21
06 Eylül 2015

Cizre'de polis ablukası 35 günlük bebeği öldürdü





Cizre'nin Nur Mahallesi'nde dün akşam rahatsızlanan Muhammed Tahir Yaramış isimli 35 günlük bebeğin, polislerin mahalleye ambulansın girmesini engellediği için yaşamını yitirdiği öne sürüldü.. Polis kaynaklı çatışmalarda 4 yurttaşın cenazelerinin mahalleden çıkarılmalarına ve defnedilmelerine izin verilmediği ilçede minik Muhammed'in cenazesi, hayatını kaybeden Sait Çağdavul'un (19) cenaziyle aynı teneşir taşında saatlerdir yan yana bekletiliyor.

DİHA'da yer alan habere göre, günler öncesinden yüzlerce özel hareket polisinin sevk edildiği Şırnak'ın Cizre ilçesinde, polislerce ablukaya alınan Cudi, Yafes, Nur ve Sur mahallelerindeki yurttaşların direnişi ikinci gününde de devam ediyor. Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği ilçede, 4 mahalleyi gören yüksek tepelere zırhlı araçlarla konuşlanan özel hareket timleri, mahalleleri kurşun yağmuruna tutuyor. Gece saatlerinde şiddetlenen çatışmalar gündüz saatlerinde yerini az da olsa sessizliğe bıraktıysa, öğle saatlerinden itibaren ise polislerin ağır silahlarla Cudi ve Nur mahalleleri başta olmak üzere yoğun saldırısı başladı.

CENAZELER DEFNEDİLEMİYOR
Nur Mahallesi'nde bulunan Sait Çağdavul, 35 günlük Mehmet Tahir Yaramış isimli bebek, Cizre Devlet Hastanesi'nde bulunan önceki gün hayatını kaybeden Mehmet Emin Levent (21) ve yaşanan patlamalar nedeniyle kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Hacı Ata Borçin (70) ve Xetban Bülbül (65) isimli yurttaşların cenazeleri defnedilmiyor.

İLÇE AMBARGO ALTINDA
İlçeye İdil, Silopi ve Nusaybin yollarından sağlanan tüm girişleri kapatan polis, dükkanların açılmasına ise izin vermiyor. Görebildiği her yurttaşa ateş eden polis, Cudi, Nur, Yafes ve Sur mahallelerinde onlarca ev, işyeri ve aracı kurşun yağmuruna tuttu. Sokaklardaki direnişlerini aralıksız sürdüren yurttaşlar, elektrikler kesik olduğu için temel ihtiyaçlarını karşılayamaz halde. Kimi mahallelerde süt, bebek maması ve kuru gıda bitme noktasına gelirken, mahallelerdeki yurttaşlar, kuru ekmek yiyerek dahi olsa sokaktan ayrılmayacaklarını belirtiyor.

GAZETECİLERE SALDIRI
Kentte katliam girişimi aralıksız sürdüren polisler, yaşanan gelişmeleri takip etmek isteyen gazetecileri de direkt hedef alıyor. Cudi, Nur, Yafes ve Sur mahallelerindeki gelişmeleri takip eden DİHA muhabirleri, zırhlı araçlardan hedef alınarak üzerlerine ateş açıldı.


Kaynak: birgun.net

bozadi

#22
06 Eylül 2015

Cizre'ye giden HDP'li Aslan: Halkın tedavi edilmemesi için baskı yapılıyor


Şırnak'ın Cizre ilçesine girmeyi başaran HDP Mardin Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Cizre Devlet Hastanesi'ndeki özel harekatçıların, yaralıların tedavi edilmesine izin vermediğini savundu.





Cizre'ye girmeleri iki kez askerler tarafından engellenen, HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Mardin Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Şanlıurfa Milletvekilleri Leyla Güven ile Ziya Çalışkan, Batman Milletvekili Ayşe Acar ve dört danışmanın da aralarında bulunduğu heyet ilçeye girmeyi başardı.

"Sağlık personeli hastaneye gelemiyor"

Diken'e konuşan Mardin Milletvekili Aslan, hastanede üç gündür aralıksız görev yapan sadece bir pratisyen hekimin olduğunu söyleyerek "Sokağa çıkma yasağı olduğu için hastane personelinin çalışmasına izin verilmiyor. Ne başhekim ve diğer doktorlar, ne de sağlık personelleri hastaneye gelemiyor. Bu yüzden tek başına hastanede kalan pratisyen hekimin psikolojisi bozulmuş durumda" dedi.

Çatışmaların üç gündür aralıksız devam ettiği Cizre'de, koridorlarında özel harekatçıların dolaştığı devlet hastanesine 15 yaralının getirildiğini ifade eden Aslan, sözlerine şöyle devam etti: "Polis, yaralıların hastanede tedavi edilmesine engel oluyor. Gelen tüm yaralılar ya Şırnak merkezindeki hastaneye ya da farklı illere sevk ediliyor."

Polislerin daha önce yaralı meslektaşlarını tedavi etmesi için devlet hastanesindeki bir doktoru zorla, hakaret ederek alıp, götürdüğünü öne süren Aslan, polislerin doktora "Bu hainleri tedavi etmeyeceksiniz, sadece bizi tedavi edeceksiniz" dediği bilgisini aldığını aktardı.

Dünden beri hiçbir resmi yetkiliye ulaşamadıklarını da sözlerine ekleyen vekil, iki gündür sürekli iletişime geçmeye çalıştıkları Kaymakam ve Vali'nin de telefonlarına cevap vermediğini söyledi.


Kaynak: diken.com.tr

bozadi

#23
06 Eylül 2015

Cizre'de bir genç öldürüldü


Cizre'de zırhlı araçtan açılan ateş sonucu Sait Çağdavul isimli bir genç yaşamını yitirdi





Şırnak'ın ilçesi Cizre'de sokağa çıkma yasağının 3. gününde gece saatlerinde İdil Caddesi'ne konuşlandırılan kobra tipi zırhlı araçlardan açılan ateş sonucu Nur Mahallesi'nde Sait Çağdavul (19) isimli bir genç boğazına isabet eden kurşun ile yaşamını yitirdi. Çağdavul'un cenazesinin saldırılar nedeniyle hastane yerine mahalledeki camiye taşındığı öğrenildi.

DİHA'nın haberine göre; Gece boyu Nur, Cudi, Sur ve Yafes mahallelerinde olaylar yaşandı. 2 gündür elektriklerin kesik olduğu mahallelerde 3 yurttaş da yaralandı. Yoğun saldırılar nedeniyle hastaneye kaldırılamayan ve durumları ciddi olan yaralılar, yurttaşlar tarafından tedavi edildi.

Ayrıca Cizre'de olaylar devam ediyor. İlçede, 3 gün içinde 2 yurttaş keskin nişancıların ateş açması sonucu hayatını kaybetti.

HDP HEYETİ OTURMA EYLEMİ YAPIYOR

HDP Mardin Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve Urfa Milletvekili Leyla Güven'in de aralarında bulunduğu HDP heyeti, ilçeye yakın İpekyolu üzerinde bulunan Düzova Polis Karakolu'ndaki arama noktasındaki özel harekat timleri, polis ve askerler tarafından engellendi. HDP heyeti, ilçe girişinde oturma eylemine başladı.


Kaynak: demokrathaber.net

bozadi

#24
07 Eylül 2015

Cizre'de keskin nişancılar bir çocuğu ağır yaraladı


Cizre'de polis saldırıları devam ederken, 12 yaşındaki Ö.B. adlı çocuk keskin nişancılar tarafından hedef alınarak ağır yaralandı.





Şırnak'ın Cizre ilçesinde 12 yaşındaki bir çocuk daha keskin nişancılar tarafından hedef alınarak ağır yaralandı. Kobanê (Nusaybin) Caddesi üzerinde bulunan İpekyolu Camii'nin yanında bulunan binadan keskin nişancılar tarafından açılan ateş sonucu 12 yaşındaki Ö.B., karnına aldığı kurşunla ağır yaralandı. Polisin yaralı çocuğun hastaneye götürülmesini engellerken, ağır yaralı çocuk Cudi Mahallesi'nde bekletiliyor.

Nur ve Cudi mahallelerindeki polis saldırıları devam ediyor.

Kaynak: evrensel.net

bozadi

#25
07 Eylül 2015

Keskin nişancıların vurduğu Osman Çağlı hayatını kaybetti


Cizre'de keskin nişancıların açtığı ateş sonucu yaralanan 18 yaşındaki Osman Çağlı'nın polislerin engellemesi nedeniyle hastaneye götürülemediği için kan kaybından hayatını kaybettiği belirtildi.





Cizre'de keskin nişancıların mahalleye gelişigüzel açtığı ateş sonucu yaralanan 18 yaşındaki Osman Çağlı polis engellediği için hastaneye götürülememişti. Bugün Osman Çağlı'nın ölüm haberi geldi. Son hafta içinde Czire'de ölenlerin sayısı Osman Çağlı ile beraber 7'ye yükseldi. HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Nur Mahallesi'nde 8 kişinin yaralandığını ve 1 kişinin kayıp olduğunu, Cudi Mahallesi'nde de 14 yaşında bir çocuğun hayatını kaybettiğini, bir kişinin de durumunun ağır olduğunu söyledi.

Nur Mahallesinde bulunan Toğrul, 1 arabanın imha edildiğini, 1 evin de yandığını belirtti. Ayrıca elektrik kesintisinin devam ettiği ilçede, eczane ve marketlerinde kapalı olduğu ifade edildi.

Kaynak: yarinhaber.net

bozadi

#26
31 Ağustos 2015

Silopi'de anne ve kızına keskin nişancı saldırısı


Şırnak'ın Silopi ilçesinde dün gece 12:30 sularında evinin damında uyuyan anne Fatma Ay ve kızı Berfin Ökten'e keskin nişancılar tarafından ateş açıldı. Yaşanan saldırıda anne Ay hayatını kaybederken, kızı Ökten ağır yaralandı.





Şırnak'ın Silopi ilçesindeki Karşıyaka Mahallesi'nde; evlerinin damında uyuyan 55 yaşındaki Fatma Ay ve 14 yaşındaki kızı Berfin Ökten'e dün gece 12:30 sularında keskin nişancılar tarafından ateş açıldı. Saldırıda anne Fatma Ay öldürüldü, Berfin Ökten ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

DİHA'nın haberine göre, keskin nişancıların açtığı ilk ateşle vurulan 14 yaşındaki çocuğun çığlıkları ile uyanan anne Ay, kızının yardımına koştuğu sırada ikinci bir atışla vuruldu. Anne Ay ve çocuğu ağır yaralı olarak Silopi Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, anne tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Omzuna isabet eden kurşunla yaralanan Ökten ise, yapılan ilk tedavisinin ardından Batman'a sevk edildi.

Kaynak: yarinhaber.net

bozadi

#27
29 Ağustos 2015

'7 yaşındaki Baran'ın katili duvar değil, kurşunmuş!'


Otopsiye giren Dr. Şemsettin Koç, Çağlı'nın ölüm nedeninin yüzde 99.5 oranında ateşli silah yaralaması olduğunu söyledi





Şırnak'ın Cizre ilçesinde Garnizon Komutanlığı'na yapılan saldırının ardından çıkan çatışmada hayatını kaybeden  yedi yaşındaki Baran Çağlı'nın ölüm nedeninin duvarın altında kalması değil, kurşun yarası olduğu iddia edildi.

DİHA'da yer alan habere göre, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan otopsiye giren Dr. Şemsettin Koç, Çağlı'nın ölüm nedeninin yüzde 99.5 oranında ateşli silah yaralaması olduğunu açıkladı.

Adli Tıp Raporu'nun kendilerine henüz ulaşmadığını söyleyen Koç, "O tablo asla duvar altında kalmaktan kaynaklanmıyordu" diye konuştu. Koç, kurşunun Çağlı'nın sol kulağının altından girerek, sağ kulak altından çıktığını belirtti.

27 Ağustos'ta Cizre'de, 7 yaşındaki Baran Çağlı'nın yanı sıra 10 yaşındaki Emin Yanaş ile ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 39 yaşındaki Mesut Sanrı ve Cizre Devlet Hastanesi'nde görevli sağlık personeli Eyüp Ergin de hayatını kaybetmişti.

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#28
6 Eylül 2015

Seçim Faturası Güneydoğu ya Çıktı


Son genel seçimlerde 13 yıllık iktidarını kaybeden AKP, aldığı sonucun faturasını Kürt halkına savaş ilan ederek kesmeye çalışıyor. Sivil halka yönelik 'kadın, çocuk, yaşlı, genç' demeden katliamlar yaşanırken, halk ise katliamlara direnişle karşılık veriyor.





7 Haziran seçim sonuçlarını hazmedemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kurmayları tarafından Kürt halkına karşı başlatılan savaş konseptinin bilançosu giderek ağırlaşıyor. Savaş politikalarına karşı özyönetimini ve özsavunmasını geliştiren halka karşı 24 Temmuz'da yoğunlaşan ve artarak devam eden çatışmalı süreçte kolluk kuvvetleri kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden onlarca kişi katletti. Cizre, Silopi, Şemdinli, Varto, Lice, Silvan ve Sur gibi birçok ilçede asker ve polis kentlerde adeta halka savaş açtı. Özel harekat polisleri tarafından katledilen ve ana akım medyada PKK'li diye lanse edilen bazı sivilleri şöyle sıraladık.
 
PKK'li dediler 3 çocuk babası çıktı
 
Mardin'in Nusaybin ilçesinde Hükümet Konağı'na 11 Temmuz'da saat 21.30 sularında roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlemişti. 1'i ağır 3 polisin yaralandığı saldırıdan sonra özel harekat timleri hastane önünde silahlarla gazetecilere saldırmıştı ve gazetecileri darp etmişti. Mardin Valiliği bir gün sonra saldırıyla ilgili olarak, "Hükümet Konağı'na roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlenmiştir. Saldırıya anında karşılık verilmiştir. Çıkan çatışmada bir (1) Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensubu etkisiz hale getirilmiştir" açıklamasında bulunmuştu. Ancak otopsi işlemleri için Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülen cenazenin, aile tarafından teşhis edildikten sonra 3 çocuk babası 29 yaşındaki Havzullah Doğan'a ait olduğu ortaya çıktı.
 
Diyadin'de fırında çalışan iki sivil çocuk katledildi
 
Ağrı'nın Diyadin ilçesinde 13 Ağustos'ta İlçe Jandarma Komutanlığı'na yapılan saldırının ardından özel harekat timleri önüne geleni taradı. Jandarma Komutanlığı'nın karşısındaki tüm ev ve iş yerleri taranırken, Atatürk Mahallesi'ndeki fırında çalışan Orhan Aslan (16) ve Muhammet Aydemir (15) isimli çocuklar, özel harekat timleri tarafından tarandı. Kurşunların hedefi olan çocuklar olay yerinde yaşamını yitirdi. Ağrı Valiliği Orhan Aslan ve Muhammet Aydemir'in infazına ilişkin 3 PKK'linin ölü ele geçirildiği açıklamasını yapmıştı. Ancak sonrasında çocukların fırın çalışanı olduğu ortaya çıkmıştı.
 
Varto'da iki sivil sağ yakalanıp infaz edildi
 
Muş Varto'da HPG ve özsavunma güçlerinin iki gün boyunca ilçeyi denetiminde tutmasının ardından çıkan çatışmalarda Muş Valiliği tarafından 4 kişinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Cenazeler polisler tarafından adeta kaçırılarak Malatya Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Özel harekât timlerinin sağ yakalayıp infaz ettiği iddia edilen 2 sivilin, 1979 Alagöz Mahallesi doğumlu Rahmi Kızıltaş ve 1989 Alagöz Mahallesi doğumlu Abdullah Toprak olduğu öğrenildi.
 
Silvan'da keskin nişancılar sivil halkı hedef aldı
 
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 19 Ağustos tarihinde Mescit Mahallesi Silvan Caddesi üzerinde bulunan Güntekin Binası'nın çatı katında bulunan Serhat Binen özel hareket timleri ve keskin nişancılar tarafından infaz edilirken, Tekel Mahallesi'nde özel hareket timleri tarafında Ramazan ve Fatma Can'a ait eve el bombası atılması sonrasında kalp krizi geçiren 80'li yaşlarda Hanife Durak yaşamını yitirdi. Yüksek Mahallesi'nde oturan 60 yaşlarında Veysi Toraman çatışmaların yaşandığı sırada kalp krizi geçirmesi sonucu yaşamını yitirdi. Mescit ve Tekel mahallerinde yaşanan çatışmalar sırasında yaralanan 2 yurttaş Batman ve Diyarbakır'a gönderildi. Mescit Mahallesi'nde ise evlerinin önünde oturduğu sırada keskin nişancıların ateş açması sonucu Handan Altunterun (20) ayağından ve Ayşe Topdemir (16) ise boynundan yaralandı. Feridun ve Konak mahallelerinde ise bazı yurttaşların yaşanan çatışmalardan kaynaklı hafif yaralandı.
 
Cizre'de bir günde 2'si çocuk 4 kişi katledildi
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 27 Ağustos tarihinde polis ve askerlerin açtığı ateş sonucu Emin Yanaş (10), Eyüp Ergen (27), Mesut Sanrı (39) ve çatışma esnasında yıkılan duvarın üzerine çökmesi sonucu Baran Çağlı (7) yaşamını yitirdi. Olaylarda yaralanan Fatma Tekin ve Maruf Gözügüle ise, tedavileri ardından taburcu edildi. Cizre'de katledilen 7 yaşındaki Baran Çağlı'nın babası Kasım Çağlı, olayların yaşandığı sırada oğlunun yanında olduğunu, onu bakkala gönderdiğini söyledi. Çok geçmeden bir patlama sesi ve kalabalık sesinin geldiğini dile getiren Kasım Çağlı, olayın yaşandığı yere gittiğinde etraftakilerin oğlunun öldüğünü söylediklerini aktardı. Kasım, "Kucağıma alıp, bir arabaya bindim. Ve hastaneye gittim. Zaten ölmüştü. Otopsi raporu çıktı. Sol kulağının altında mermi girmiş, sağ kulağının üstünde çıkmıştı" ifadeleriyle oğlu Baran'ın vurulma anını anlattı.
 
16 yaşındaki Mazlumu keskin nişancılar katletti
 
Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 29 Ağustos tarihinde polis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlama sonrası "Dur ihtarına" uymadığı gerekçesiyle vurularak katledildiği iddia edilen 16 yaşındaki Mazlum Turan'ın keskin nişancılar tarafından ensine isabet eden tek kurşun ile yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Amca Hıdır Turan, yeğeninin hedef alınarak ensesine sıkılan tek kurşunla yaşamını yitirdiğini belirterek, "Bu tamamen patlama nedeniyle sanki bir intikam alma durumudur. Bu olay tam bir infazdır" dedi.
 
Silopi'de 55 yaşındaki Fatma Ay katledildi, kızı yaralandı

31 Ağustos tarihinde Şırnak'ın Silopi ilçesi Karşıyaka Mahallesi'nin 52. Caddesi'nde bulunan evlerinin damında uyuyan 55 yaşındaki Fatma Ay ve 14 yaşındaki kızı Berfin Ökten, dün gece saat 12.30 sularında İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliği'nde konuşlandırılan keskin nişancılar tarafından ateş edilerek vuruldu. Edinilen bilgilere göre, keskin nişancıların açtığı ilk ateşle vurulan 14 yaşındaki çocuğun çığlıkları ile uyanan anne Fatma Ay, kızının yardımına koştuğu sırada ikinci bir atışla vuruldu. Anne Fatma Ay ve çocuğu ağır yaralı olarak Silopi Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, anne tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Omzuna isabet eden kurşunla yaralanan Berfin Ökten ise, yapılan ilk tedavisinin ardından Batman'a sevk edildi. Berfin'in tedavisi devam ediyor.
 
Yaraladıkları Ali Kaval'a müdahale edilmesine izin vermediler

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 1 Eylül tarihinde mahalleleri gaza boğan özel harekat timleri, etrafı rastgele taradı. Bu esnada mahallede bulunan 18 yaşındaki Ali Kaval bacaklarından 2 kurşunla vuruldu. Ardından tekrar tarayan özel timlerinin bu kez Ali Kaval'ı başından ve göğsünden birer kurşunla vurduğu kaydedildi. Ağır yaralı halde yurttaşlar tarafından hastaneye kaldırılan Ali Kaval'ın özel timlerin doktorların müdahale etmesini engellemesi sonucu yaşamını yitirdi. Katledilen Ali Kaval'ın 3 aylık bebeği olduğu öğrenildi.
 
Katledilen Lokman bakkala ekmek almaya gidiyordu

Mardin'in Nusaybin ilçesi Yenişehir Mahallesi Yavuz Selim Sokak'ta daha önce polis saldırılarına ve ev baskınlarına karşı kazılan hendekleri kapatmak isteyen polisler zırhlı kepçe ve akrep tipi zırhlı araçlarla sokağa girdi. 4 Eylül'de hendeklerin kapatılması sırasında polislerin çevreye rastgele açtığı ateş sonucu sokakta bulunan ve bakkala ekmek almaya giden Lokman Süne isimli genç karnından ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Lokman Süne'nin komşusu Siraç Çağan, Lokman Süne'nin yaralandıktan sonra uzun bir süre olay yerinde bekletildiğini söyleyerek, Lokman'ın da kendileri gibi sivil bir insan olduğunu ve PKK'li olduğuna dair açıklamaların gerçek olmadığını söyledi. Öte yandan, polisler tarafından dağıtılan ve "Sivil denilen PKK'lının vurulma anı" ve "Polise saldıran PKK'lı böyle vuruldu" şeklinde servis edilen görüntülerde, Lokman Süne olduğu ve elinde silah bulunduğu iddia edilen kişinin elinde havai fişek olduğu açık bir şekilde görülüyor. Görüntülerde kişinin vurulma anı esnasında elindeki havai fişeğin patladığı ve etrafa ışık yayıldığı görülüyor.
 
Özel harekat timleri Dersim'de Ayten Gülhan'ı katletti
 
Dersim'de Şehit Naif Karabulut Karakolu'na 4 Eylül'de HPG'lilerin yaptığı saldırıdan sonra çevreyi tarayan özel harekat timleri ve polis, 4 sivili yaralamıştı. Yaralanan sivil yurttaşlardan Ayten Günhan (26) kaldırıldığı Dersim Devlet Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen sabaha karşı hastanede yaşamını yitirdi. Ayten Günhan, Dersim Devlet Hastanesi'nde yapılacak otopsinin ardından toprağa verilmesi bekleniyor.
 
Sivil katliamları devam ediyor
 
Sokağa çıkma yasağının 3'üncü gününe girdiği Şırnak'ın Cizre ilçesinde gece saatlerinde İdil Caddesi'ne konuşlandırılan kobra tipi zırhlı araçlardan açılan ateş sonucu Nur Mahallesi'nde Sait Çağdavul (19) isimli genç yaşamını yitirdi. Uzun süre mahallenin taranması sonucu boğazına isabet eden kurşun ile yaşamını yitiren Sait Çağdavul'un cenazesi ise saldırılar nedeniyle hastane yerine mahalledeki camiye taşındı. Çatışmaların devam ettiği ilçede, 3 gün içinde 2 yurttaş keskin nişancıların ateş açması sonucu, 2 yurttaş ise bomba ve silah seslerinden dolayı geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. 3'ü ağır çok sayıda yaralının bulunduğu ilçede, hastaneler polis ablukasında olduğu için yaralılar hastanelere götürülemiyor. Şırnak Silopi ilçesinde ise Cizre'deki direnişe destek vermek amacıyla dün akşam saatlerinde ses ve gürültü eylemi yapan halka zırhlı araçtan açılan ateş sonucu yaralanan bir çocuk babası Muttalip Pusat (28) yaşamını yitirdi.


Kaynak: dogunews.com

bozadi

#29
08 Eylül 2015

Verin 400 vekili, her yer Cizre olsun!


Oya Baydar





Dağlıca'da, PKK saldırısında onlarca asker ve subayımızın öldürüldüğü haberinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan yandaş televizyon kanalında yine açık konuştu. Suruç katliamını da hatırlatarak, bir partiye 400 milletvekili verilseydi bu olaylar olmazdı, dedi. Aslında bu sözleri ilk kez duymuyorduk. Ancak bu defa zamanlama talihsizdi. 7 Haziran sonuçlarından memnun olmayıp milleti bütünleme sınavına sokma kararı alanların bilincinin derinliklerinde gizlenen tehlikeli zihniyeti, bundan daha iyi açıklayacak söz bulunamazdı.

33 gencin öldürüldüğü Suruç'a ve ardından yoğunlaşan çatışmalara gönderme yapan bu sözler, tekrar seçim öncesinde seçmene şantaj olduğu kadar, bir itiraftır da. Erdoğan, benim başkanlığıma yol açacak mutlak iktidarı vermezseniz nice Suruçlar, Cizreler, Dağlıcalar olur, seçimlerde ona göre davranın haa, demeye getiriyordu. Hürriyet gazetesine saldıranlar arasında yer alan AKP Gençlik Kolları Başkanı (aynı zamanda AKP İstanbul milletvekili), Reis'in açıklamalarını: "1 Kasım'da ne çıkarsa çıksın seni başkan yapacağız' diyerek tamamlıyor, seçim sonuçlarını tanımayacaklarını peşinen ilan ediyordu.

Tayyip Erdoğan ve onunla aynı havayı çalanlar, bu şantaj politikasının öteki yüzünde korkunç bir itirafın yattığının farkındalar mı, bilmiyorum. Sadece hatırlatmak istiyorum. Ne Diyarbakır'da HDP mitingine bombalı saldırının ne de Suruç'taki kanlı katliamın gerçek failleri bulundu. Soruşturmanın gizliliği kararı alındı, saldırganın IŞİD'ci olduğu tevatürü yayıldı, basına birkaç manipülatif haber kırıntısı servis edildi. Vahim olayların, çatışmaların, ölümlerin birbirini izlediği sonraki günlerde, Suruç'ta ne olmuştu gerçekten, diye sorup soruşturma fırsatı bile olmadı. HDP Eşbaşkanı Demirtaş'ın dile getirdiği, olayın faillerinin devlete bağlı özel bir terör timi olabileceği yolundaki kuşkuları havada asılı kaldı.

Cumhurbaşkanı'nın; bir partiye (hangisi acaba?) 400 milletvekili vermezseniz kaos olur, Suruç gibi olur, mealindeki sözleri bir itiraftı. Suruç ve benzeri provokasyonları engellemekle, gerçek suçluları ortaya çıkarmakla, çatışmaları önlemekle görevli iktidar, "bak beni seçmezseniz işte böyle olur" diyerek seçmeni yıldırmayı hedeflediğini, kaosu bilerek, isteyerek körüklediğini itiraf etmiş oluyordu. Bu çıkarımı yanlış hatta kötü niyetli bulanlara şu soruyu sormalarını öneriyorum: Güçlü iktidar talebi Türkiye'yi düze çıkarmak, savaşa son vermek, başta Kürt sorunu olmak üzere sorunları çözmek içinse, iktidar bunca yıldır, hatta şu anda bile fiilen Erdoğan'dayken bu adımlar neden atılmadı? Devlete, orduya, kurumlara, medyaya böylesine hakim olanlar, çatışma ortamını körüklemek, gün be gün demokratik alanı daraltmak yerine neden barışa, normalleşmeye, demokratik hak ve özgürlüklere doğru gereken adımları atmadılar? Ellerini bağlayan neydi?

400'ü bulurlarsa neler olacak?

Yoğunlaşarak süren bu cinnet ortamında, insanın aklından yüreğinden bir an için, Allah topunuzun belasını versin! Alın 400 değil bin kelle, doldurun Meclis'in bütün koltuklarını haşmetli popolarınızla, seçin başınıza da Erdoğan'ı, bırakın yaşayalım, bırakın çocuklarımız yaşasın, demek geçiyor. Sonra kendimize geliyoruz, çünkü simge sayı 400, yani mutlak iktidar demek; her yer Suruç, her yer Cizre, her yer Dağlıca olacak anlamına geliyor. Çünkü bu kaosu, bu çatışma ve savaşı bilerek, hesaplayarak körüklediler. Çünkü iktidar uğruna vermeyecekleri kurban, çiğnemeyecekleri ahlakî ve insanî değer yok. Çünkü mutlak iktidarı ele geçirirlerse daha da pervasızlaşacak, gaddarlaşacaklar. Bakın, Dağlıca'nın hemen ardından Cumhurbaşkanı ne diyor: "Belki şehitlerimiz olacak ama bu bizi asla durdurmamalı." İçişleri Bakanı da ekliyor: "Son terörist etkisizleştirilene kadar..."

Evet, son terörist, son şehit, son çocuk, son umut tüketilene kadar gitmeye hazırlar. Hesap; ne kadar fazla ölüm, ne kadar fazla kan, ne kadar çatışma, o kadar oy üzerine kurulu. Bu hesabın yanlış olduğunu göremeyecek kadar da gaflet içindeler. Şehit cenazelerinden yükselen sesler artık 1990'ların "bir evladım daha olsa onu da vatana kurban ederim" gibi halka öğretilmiş, öğrenilmiş klişeler değil; "evladımı vatana, Saray'a helal etmiyorum" çığlıkları ordunun, polisin içinden bile yankılanıyor. İsteseler bir günde bitirebilecekleri bu kan, çatışma, kin ve nefret ortamından nemâlanacaklarını sananlar yanılıyorlar. Yanıldıklarını görecekler ama o zamana kadar hepimizi, bütün ülkeyi kurban ediyorlar.

Ne yapacağız?

Başımız milletçe belada. Ne yapacağız? Öncelikle elimizdeki bütün imkânları, yüreğimizdeki bütün gücü ve cesareti, bul karoyu al parayı misali, "ver 400'ü al ölülerin huzurunu" oyununa gelmemek için kullanacağız. Bu çatışma koşullarında, hatta belki sıkıyönetim altında bile olsa 1 Kasım'da seçimlerin yapılması için provokasyonlara kapılmadan, umutsuzluğa düşmeden sonuna kadar direneceğiz. Özellikle, iki ateş arasında bırakılan HDP'nin Doğu'daki, Günaydoğu'daki oylarına set çekmek için yapılacak bütün oyunları topluma anlatmaya ve bozmaya çalışacağız. Bizler Batı'dakiler; Diyarbakır, Cizre, Silvan, Şırnak, Hakkâri, Şemdinli vb. bölge halkının çığlığına sağır kalmayacağız, hem yüreğimizle hem de bedenlerimizle yanlarında yer alacağız. Bunu ama'sız, fakat'siz, lanetlenesi PKK saldırganlığı ve şiddetini umursamazlığımıza bahane kılmadan yapacağız. Kürt hereketinin sivil ve demokratik tercihinin yanında yer alacağız; silahlı ve savaşçı tercihe daha yüksek sesle dur demeye cesaret edeceğiz. En azından ben, kendi payıma böyle yapmaya çalışacağım.

Kaynak: t24.com.tr