Diyarbakır'da Nevruzda Polis Tarafından Vurulan Genç (22 Mart)

Başlatan bozadi, 22 Mart 2017, 16:19:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

22 Mart 2017

İşte Diyarbakır'da gencin kare kare vurulma anı!




Diyarbakır Valiliği'nin "'Çantamda bomba var hepinizi öldüreceğim' diyerek elindeki bıçakla alana koştuğu için canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden müdahale edilmiştir" dediği gencin yarı çıplak vaziyette elinde bıçakla vurulduğu anın fotoğrafları ortaya çıktı.

Diyarbakır Newroz Parkı'nın Evrim Alataş Caddesi üzerindeki polis kontrol noktasında dün genç bir şahıs vurularak öldürüldü. Elinde bıçak, yarı çıplak vaziyette kontrol noktasında polislerle tartışan şahıs, daha sonra noktayı geçerek koşmaya başladı. Kimi polisler gencin üzerine kimi polisler de havaya ateş açarak genci durdurmak istedi. Bir polis amirinin "Ateş etmeyin" uyarılarına rağmen açılan ateş sonucu genç sırtından vuruldu.

Yarasını tutarak yaklaşık 10-15 metre daha kaçan genç, TOMA aracının arkasında yolun kenarında yere yığıldı. Yaklaşık 10 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan genç yaşamını yitirdi.

Olayın ardından olay yerindeki gazetecilerin fotoğraf makinelerini kontrol eden polis, makinelerdeki kartlara format çektirdi.

DİYARBAKIR VALİLİĞİ'NİN AÇIKLAMASI

Diyarbakır Valiliği vurulan gençle ilgili açıklama yaptı. Valiliğin açıklaması şöyle: "İlimiz Bağlar İlçesi Nevruz Park alanında gerçekleştirilecek olan Nevruz etkinlikleri miting alanına girmeye çalışan sırt çantalı bir şahıs, alanın güvenliğini sağlamakla görevli güvenlik kuvvetlerince aranmak istenmiş ancak şahıs kendini aratmak istememiş, 'Çantamda bomba var hepinizi öldüreceğim' diyerek güvenlik güçlerine bıçaklı saldırıda bulunmuş ve etkinliğin yapılacağı yöne doğru koşmaya başlamıştır. Şahıs, güvenlik güçlerinin tüm uyarılarına rağmen elindeki bıçağı atmamış ve alana doğru koşmaya devam etmiştir. Söz konusu şahsın canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden ve alanda bulunan katılımcıların can güvenliği göz önünde bulundurulduğundan dolayı, arama noktasında görevli güvenlik güçlerince müdahale edilmiştir.

Meydana gelen olay sonrasında yaralanan ve etkinlik alanına çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan şüpheli şahıs, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Konuyla ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca çok yönlü inceleme başlatılmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunulur."

Gazetecilerin bulunduğu noktada olay meydana gelmesine rağmen basının valiliğin açıklamasına dayandırdığı haber için kullanılan yerdeki fotoğrafta dahi gencin çıplak olduğu görülüyor.

KARE KARE GENCİN VURULMA ANI

Kare kare dihaber'in objektiflerine yansıyan fotoğraflarda ise, arama noktasında üstü çıplak bir şekilde sağ eliyle bıçağı göğsüne dayamış şekilde görünüyor. Hemen yanı başında 4 polis bulunuyor, arkasında ise yaklaşık 4 metre uzakta genç bir polis silahını doğrultmuş bekliyor.

Daha sonra sağ elinde bıçak, sol elinde ise yarım litrelik su şişesi bulunan genç koşmaya başlıyor ve o esnada gençle tartışan polisler arasında bulunan bir polis belindeki silahı çıkarıyor. Daha önce arkadan silah doğrultan genç bir polis ve yanındaki diğer bir polis havaya ateş açıyor. Ancak başka bir polis ise silahını çekerek, arkadan ateş ediyor.

Gencin vurulma anı yüzüne yansıyor ve bir süre elindeki su şişesini de bıçağın bulunduğu eline alarak sol eliyle yarasını tutup bir süre daha koşuyor. Daha sonra yolun kenarında yere yığılıyor. Ambulans gelene kadar da yaşayan gencin daha sonra yaşamını yitirdiği belirtiliyor.

Kaynak: dihaber


bozadi

Belli ki elinde bıçakla yarı çıplak bir şekilde oraya gelen elemanın bilinci bozuk ve gerçekten bir cinayet veya yaralama maksadıyla oraya gelmiş olabilir ama doğrudan polise saldırmadığı halde, koşup kaçarkan bir polis tarafından "sırtından" vurulması tamamen psikopatik bir hareket, daha doğrusu o mermiyi sıkan polisin şeytanlığı.

Olay yerine belden üstü çıplak şekilde gelmiş olan şahsın bir intihar bombacısı olmadığı apaçık. Polisin o yöndeki açıklamasının "resmi bir yalan" olduğu açık. Ayrıca bir intihar bombacısı göstere göstere elinde bıçakla tehditler savurur mu? Ortalıkta bombalı bir çanta falan da yok, zaten şahıs bir elinde bıçak, bir elinde su şişesiyle gelmiş.

Psikopatinin, şeytanlığın olduğu yerde en ucuz yalanların kutsal bir gerçekmiş gibi insanlara tehdit edici bir şekilde dayatılması ne kadar sık karşılaşılan bir durum!

bozadi

17 Mart 2017

Dilek Doğan davası: Sanık polis, 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı


Dilek Doğan davasında sanık polis memuru, 'Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek'ten 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.




Dilek Doğan'ı vuran sanık polis Yüksel Moğultay, ifadesinde vicdanen rahat olduğunu söylemişti; "Ben kimseyi öldürmedim, kimseye bilerek silah doğrultmadım, bu nedenle vicdanen rahatım."

Evrensel'in haberine göre, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde basına kapalı gerçekleşen duruşmayı izlemek üzere CHP'li Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Gamze Akkuş İlgezdi ile HDP'li Milletvekili Filiz Kerestecioğlu salondaki yerlerini aldı. Sanık polis Yüksel Moğultay ile Doğan'ın annesi Aysel Doğan ve babası Metin Doğan da karar duruşmasında hazır bulundu.

DİLEK DOĞAN'IN ANNESİ, SALONDAN ÇIKARTILMAK İSTENDİ

Dilek Doğan'ın karar duruşması gergin başladı. Anne Aysel Doğan, sanık polis Yüksel Moğultay'a dönerek, "Sen benim yavrumu öldürdün, onu nasıl büyüttüğümü ben bilirim" dedi.

Annenin sözlerini 'taciz' olarak değerlendiren mahkeme heyeti başkanı, Aysel Doğan'ı duruşmanın düzenini bozduğu gerekçesiyle salondan çıkarmak istedi. Doğan ailesi avukatlarının hakimin kararına tepki göstermesi üzerine heyet duruşma salonunu terk etti. Duruşmaya ara verildi.
Aranın ardından tekrar başlayan duruşmada mahkeme başkanı anne Aysel Doğan'ın sanığı 'taciz ettiğini', duruşma düzenini bozduğunu zapta geçirdi. Dilek Doğan'ın avukatları, karar duruşması olduğu için duruşmanın açık yapılmasını talep etti. Heyet kararı reddetti.

'SİLAHIN EMNİYETİNİ NİYE KAPATMADINIZ?'

Geçtiğimiz duruşma sanık polis Moğultay'ın "taksirle öldürme" suçundan yargılanması yönünde mütalaa veren savcı, Moğultay'ın cinayeti taksirle işlediğini savundu. Dilek Doğan'ın avukatlarının sanık polise "Silahın emniyetini niye kapatmadınız" sorusuna sanık Moğultay, "Biz içeri girdiğimizde de kapatmayız" diye cevap verdi.

Savcı ise yazdığı mütalaada Moğultay'ın zaman bulamadığı için kapatmadığını iddia etmişti.

Heyet başkanı Doğan'ın avukatlarının mütalaaya karşı beyanının alınamayacağını bildirdi. Ancak yapılan itiraz üzerine Doğan'ın avukatlarının konuşmasına müsade etti. Avukatlar savcının yazdığı mütalaa ile sanığın savunmasını üstlendiğini dile getirdi.

SANIK POLİS SABIKALI

Dosyada sanık polis Moğultay'ın 4616 sayılı yasaya göre sabıka kaydı olduğu ancak dosya hakkında bilgi sorulmadığı da duruşma salonundan edinilen bilgiler arasında. Doğan'ın avukatları hakime, "Sanığa sabıkan var mı diye hiç sormadınız, olan kaydı da tesadüfen gördük" dedi.

Kaynak: Sputnik


bozadi

18 Mart 2017

Ali İsmail Korkmaz hep 19 yaşında: 'Canım hala dün gibi yanıyor'




Eskişehir'deki Gezi eylemlerinde polisler ve esnaf tarafından dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın bugün doğum günü.

Anne Emel Korkmaz, "O hep gülerdi, çok neşeli bir çocuktu. Canım hâlâ dün gibi yanıyor" dedi.

Sözcü'den Gamze Kaya'ya konuşan anne Korkmaz, Ali İsmail'in yaşasa öğretmen olacağını, yaşarken herkesin derdine koştuğunu, kimseyi yalnız bırakmadığını söyledi.

"19 yaşında, katillerin darbesine yenik düştü. Canım hâlâ dün gibi yanıyor" diyen anne Korkmaz, kurdukları Ali İsmail Korkmaz Vakfı'ndan (ALİKEV) bahsetti.

Korkmaz, ALİKEV'i 'Ali gibi çocuklar' için kurduklarını, bu çocukların oğlunun yarım kalan eğimini sürdürdüğünü belirterek "Ali İsmail bugünleri görseydi çok mutlu olurdu" diye konuştu.

Vakfın kütüphanesinde ders çalışan, kitap okuyan çocukların bulunduğunu ifade eden Korkmaz, şunları söyledi: "Biz Ali İsmail'den aldık umudumuzu. Gencecik çocukların yüzünde o mutluluğu görmek acımızı bir nebze de olsa dindiriyor. Ondan geriye kalan bu filizler... Bir de torunum Ali Yusuf oldu. Antalya'da koşarken yanıma gelip Ali abilerini anlatmamı isteyen çocuklarım için koşuyorum."


 

Ali İsmail Korkmaz'ın doğum günü için sayısız insanın aradığını, kapılarının hiç kapanmadığını ve sanatçıların da desteğini esirgemediğini anlatan anne Korkmaz, oğlunun ölümüyle ilgili yeniden yapılacak yargılamanın 5 Nisan'daki duruşmasına ilişkin şunları söyledi: "O katillerle yeniden yüzleşecek olmanın sancısını yaşıyoruz hepimiz. Giden çocuklarımızın hiçbiri geri gelmeyecek. İnancımızı kaybettik neredeyse. Yine de adaletin yerini bulmasını, çocuklarımızın öldürülmemesini diliyorum."

37 gün komada kalmıştı


 

Gezi eylemlerine katılan 19 yaşındaki Korkmaz, 2 Haziran 2013 gecesi polisten kaçarken Yunus Emre Caddesi'ndeki Sanayi Sokak'a girmiş, buradaki Harman Ekmek Fırını önünde bekleyen eli sopalı esnaf ve sivil polisler tarafından dövülmüştü.

Başına ağır darbeler alan Korkmaz, daha sonra Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne gitmişti. Dr. Hasan Gülcü, çekilen tomografinin ardından Korkmaz'ı beyin cerrahisi yerine ortopedi servisine yönlendirip sonrasında da evine yollamıştı.

Ali İsmail Korkmaz, aynı gün Odunpazarı Polis Merkezi'ne gidip ifade vermiş, 3 Haziran 2013'te saat 19.41'de tutanaklara geçen anlatımları son tanıklığı olmuştu. İfade sırasında hatırlama ve konuşmada güçlüğü çeken Korkmaz, ardından Eskişehir Devlet Hastanesi'ne gitmişti.

Kontrolde, beyin kanaması geçirdiği saptanınca acil olarak Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne gönderilen Korkmaz, ertesi gün ameliyata alınmış, 37 gün boyunca komada kaldıktan sonra 10 Temmuz 2013'te hayatını kaybetmişti.

Dava yeniden görülecek

Korkmaz'ın ölümüne ilişkin Kayseri 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 'son tekmeci' polis memuru Mevlüt Saldoğan'a, 'kasten yaralama sonucu ölüme neden olma' suçundan 13 yıl hapis cezası verilmişti. Bu ceza daha sonra 'iyi hal' nedeniyle 10 yıl 10 aya düşürülmüştü.

Esnaf İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever'e altışar yıl sekizer ay, polis memuru Yalçın Akbulut'aysa 10 yıl hapis cezası verilmişti.

Aile, cezanın 'kasten yaralama sonucu ölüme neden olma' değil 'kasten öldürme' suçundan verilmesi, savcı ise cezanın indirilmesi talebiyle temyize gitmişti.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi de yerel mahkemenin kararını usul yönünden bozup sanık polis memurlarının tahliye taleplerini reddetmişti.


Kaynak: diken

 

Lir

Diyarbakır'da vurulan genç müzik bölümü öğrencisiymiş. Böyle bir gencin, elinde bıçakla, üstü çıplak vaziyette, polislerin arama yaptığı yerden deli gibi geçmeye çalışması ve iddia edilen doğruysa o tehditkâr sözleri söylemesi için çıldırmış olması gerek. Acaba çıldırdı veya çıldırtıldı mı?

Onu vuran polislerin psikopat olduğunu düşünmüyorum. Ayaklarına ateş edebilir ve ölmeden durdurulmasını sağlayabilirlerdi. Ama bunu yapmayıp doğrudan öldürücü yerlere ateş etmeleri, korku, eğitimsizlik vb nedenlere bağlanabilir. Ama sonuçta elinde bıçakla, öyle sözler söyleyerek alana giren birini durdurma mecburiyetleri olduğunu da unutmamak gerek. Gencin bıçağı tutuş şekline dikkat! Saldırıya hazır bir pozisyon...

Geçen gün Tayyip Erdoğan'ın hizmet emir subayının mahkemeye verdiği ifadeyi okudum. Adam neden öyle davrandığını bilemediğini söylemiş. Adeta darbeye neden katıldığını, neden ihanet zinziri içinde yer aldığını bilmediğini söylüyor. Bu ifadesinde samimiyse onunla Newroz'daki gencin ölümcül eylemi arasında ortak bir neden arama eğilimindeyim. Acaba uzaktan zihin kontrolü mü vardı? Veya sadece basit bir test miydi?

Belki buna zaten meyilliydiler ve kolayca yönlendirilebildiler. Her hâlükârda o gence yazık oldu tabii. Keşke sağlıklı bir takip, araştırma imkanı olsa da olayın bilinmeyen kısımları ortaya çıkarılabilse...
 

gerçek tosun paşa

Lir zihin kontrolü var mı bilemem fakat nerede ne okunduğuyla hiç bir ilgisi yok. Üniversite öğrencisi olduğum dönem bunu bizzat tecrübe ettim. Her an saldırıya hazır timsah gibiler.Su bulansın etraf karışsın taş sopa bıçak sanki ilahi bir biçimde madde bulup ellerine geliyor. Nasıl göründüklerinin önemi yok. Bunun içinde yatan sebep nedense zihin kontrolü gibi gelmiyor bana.

Lir

olabilir. mesela bir de şu önündeki sırada oturan arkadaşını öldüren liseli genç var. sonra da kendisine kıymak istedi.
 

bigsenfoni

Akli basinda bir kisi,herhangi bir güvenlik kontrolcüsüne (ister güvenlikci,ister polis,ister askeri,ister kapici ...)öyle bir  müdehale yapamaz,yaptirmazlar.(artislik yapmis,sen kimsin derler adama!)

Benim gözümde vurulan kisi resmen intahara tesebbüs etmis.Ve tabiki böyle sonuclanmasaydi daha iyi olurdu.Canavara hizmet eden bazilarinin ekmegine yag sürmüs...

Artik program mi?psikolojik sorun mu?Psikopatlik mi?Artislik mi?Asiri ego mu?Cahil cesareti mi?...ne derseniz deyin.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.