Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Dilek Doğan'ın vurulma anı ve ertesinde yaşananlar (20 Aralık)

Başlatan bozadi, 22 Aralık 2015, 11:46:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20 Aralık 2015

Dilek Doğan'ın vurulma anı ve ertesinde yaşananlar ortaya çıktı; polisin ilk sözleri 'kelepçe' olmuş!


Görüntülere göre, Dilek Doğan'ın son sözleri 'Ya napıyosun' olmuş




İstanbul Sarıyer'deki Küçük Armutlu Mahallesi'ndeki DHKP-C operasyonu sırasında öldürülen Dilek Doğan'ın vurulmasının hemen ardından çekilen görüntüler ortaya çıktı. Özel harekat polisi Y.M.'nin dava dosyasında giren görüntülerde, Doğan'ın "Ya n'apıyorsun" sözlerinin ardından silah sesi duyuluyor. Görüntülerde Dilek Doğan'ın vurulmasının hemen ardından abisinin çığlıkları ve polislerin "kelepçeleyin" sözleri yer alıyor.

ABD Başkonsolosluğu'na yönelik silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen H.R.K'nin yakalanmasına yönelik çalışmalar kapsamında polis geçen 18 Kasım akşamı İstanbul Sarıyer Küçükarmutlu'daki Doğan Ailesi'nin evini bastı. Evdeki arama sırasında 24 yaşındaki Dilek Doğan, Özel Hareket Şubesi'nde görevli  polis Y.M.'nin silahından çıkan kurşunla ağır yaralandı. Hastanede tedaviye alınan Doğan bir hafta sonra hayatını kaybederken, polis Y.M. hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 83. maddesine göre "ihmal suretiyle kasten öldürme" suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianame mahkeme tarafından kabul edildi.

Operasyondan sonra Dilek'in polise direndiği, tahrik ettiği iddia edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması sonunda polis Y.M.'ye 26.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Dava dosyasına, polisin Dilek'in vurulduğu sırada çektiği evin aranma görüntüleri de girdi.




Evde arama yapıldığı sırada vuruldu

İddianamede, Dilek Doğan'ın uykusundan uyandırıldığı, genç kadının polislere "Ayaklarınızla basmazsanız sevinirim, şu galoşları giyin" dediği yer alıyor. Polis kamerası kayıtlarına göre aramaya itiraz eden Doğan Ailesi, evde bir şüphelinin bulunmadığını söylüyor. Aile ve sanık polis Y.M. ile arasında tartışma çıkıyor. Dilek Doğan'ın vurulmadan bir saniye önce polise "Ya n'apıyorsun" dediği yer alıyor. Ancak görüntülerde, Doğan'ın vurulma anı bulunmuyor.
İşte Dilek Doğan'ın vurulması öncesi ve sonrası yaşananlar:

Dilek Doğan: Galoşlarınızı giyin, öyle arayın

Ağabey Mehmet Doğan: (Polis hitaben) İçeride yatıyor korkutma ha

Polis Y.M: Tamam tamam bir kaldırabilir misiniz? İsmin ne senin?

Dilek D: Dilek

Polis Y.M: Tamam sakin bir şey yok

Dilek D: Yo yo bişey yapmıyorum ya banane, (...anlaşılamıyor)

Polis Y.M: Salonda durun salonda durun, salonda durun

Dilek D: Ayaklarınızla basmazsanız sevinirim

Polis Y.M: Tamam ona vaktimiz yok bizim

Mehmet D: Şu yalnız galoşları giyin

Polis M.Y: Tamam tamam giyin

Dilek D: Giyin giyin diyosunuz giriyorsunuz

Polis M.Y: Tamam kardeşim telaş yapmayın, bu bizim görevimiz

Mehmet D: Tamam senin görevin ama

Polis Y.M: İçeriye, sen öyle diyorsun diye girmedim girmedim tamam bakın

Mehmet D: Bişey yok bişey yok, problem yok, galoş varsa galoşlarınızı giyin

Dilek D: (...anlaşılamıyor)

Polis Y.M: Bekle bekle canım benim

Mehmet D: Aramanızı yapın

Polis Y.M: Sen senin ismin ne?

Dilek D: Dilek

Polis Y.M: Bu H.R.K. burada mı?

Dilek D: Yok

Polis Y.M: Burası Gelincik Sokak No... değil mi?

Mehmet D: Tamam burası, sen galoşları giy aramanı yap burada yok

Polis Y.M: Tamam bekle, şu arkadaşları çağırır mısınız.

Mehmet D: Arama yap

Polis Y.M: Abi arama yapacak arkadaşlar gelsin arama yapsın

Mehmet D: Galoşlarınızı giyin aramanızı yapın

Polis M.Y: Sizin kimlikleriniz var mı?

Mehmet D: Var

Polis Y.M: Çıkarın kimlikleri

Vurulmadan önce, Dilek: Ya n'apıyorsun!

Bu esnada, görüntülere göre, yüzü kar maskeli, çelik yelekli, otomatik silahlı beş polis memuru evin kapısı önünde bekliyor. Polis Y.M., daha sonra evin içine girerek, koridorda sürüyor. Tartışmalar koridorda devam ediyor. Bu esnada, içerideki odada arama başlıyor.

Polis Y.M: (Arama yapılacak ekiplere seslenerek) Geç abim geç diğer ekipler arkadaşlar geç

POLİS 2:Arama yapacaklar gelsin bi an önce

POLİS 3: Gelin arkadaşlar

Mehmet D: Takım elbise, arama yaparken bak abi

Polis M.Y: Sakin olun

POLİS 2:Buradan başlayalım mı

Mehmet D: Biz ilk defa yaşamıyoruz bunu, ben 31 yaşımdayım belki 31 defa yaşamışım bunu

Polis Y.M: Tamam diyorum, ben tamam dediysem tamam

Mehmet D: Sıkıntı yok, ben de bişey demiyorum.

Polis Y.M: Onun için arkadaşlar aramasını yapsın çıksın.

Baba Metin Doğan: (...anlaşılamıyor) ismini bile bilmiyorum kim, ney, nasıl bir insan...

Anne Aysel Doğan: Yav bunlarda ne arıyon

Baba Metin D: Yav olsun adamlar görev yapıyor arasınlar

POLİS 3: Tamam (...anlaşılamıyor) Lütfen sakin olun, sakin olun.

Mehmet D: (...anlaşılamıyor) geliyor bitane y..., ben Kayseri'den geliyorum. Ankara da şu patlamada var ya bitane polis yok. Kayseri'den geliyorum. 25 metre arayla polis koymuşlar, adam soğuktan kapşonu kafasına geçirmiş böyle soğukta bekliyor. Ankara'da 105-120 tane adam ölmüş, bir tane polis yok, soğuktan polis kapşonu kafasına geçirmiş.

Polis M.Y: Ben sana ne dedim, ben sana ne dedim. Ben sana ne dedim.

Dilek D: Ya n'apıyosun...
Polisten babaya: 'Ben yapmadım, oğlun yaptı'

Videonun bir dakika 42. saniyesinde polisin, "Ben sana ne dedim" dediği, bu cümle biter bitmez patırtı sesi duyuluyor. Senin niteliği anlaşılamıyor. Ardından Dilek Doğan'ın "Ya n'apıyorsun" dediği işitiliyor. Bir saniye sonra silah sesi duyuluyor. Polis kamerası bu esnada, odadaki sandıkta aramalarını sürdüren polisleri çekiyor. Silah sesiyle irkilen polisin koridora geçtiği, Doğan Ailesi'nin "Dilek!" diye ağladıkları, ağabey Mehmet'in "Hepinizi öldürürüm" diye bağırdığı, Dilek'in banyo kapısı önünde hareketsiz bir şekilde sırtüstü yattığı görülüyor. Diyaloglar şöyle:

Mehmet D: Dilek dilek dilek...

Sivil Polis 1: Aradım 112'yi aradım

Sivil polis 2:Kelepçe ver kelepçe

Mehmet D: Sizi öldürüm lan, hepinizi öldürürüm lan, sizi hepinizi öldürürüm.

Sivil Polis 3: Sakin sakin sakin. Kelepçe ver kelepçe ver

Sivil Polis 2:Gel buraya gel

Mehmet D: Ya yürü a... k... çocuğu

Anne Aysel D: Ulan pislikler oyyyy

Mehmet D: Dilek dilek dilek dilek...

Polis Y.M: Senin oğlun yaptı oğlun ben yapmadım valla ben yapmadım. Sarhoş bastı sarhoş, sarhoş bastı sarhoş, sarhoş bastı tetiğe. Oğlun oğlun, oğlun sarhoş, oğlun bastı tetiğe, oğlun oğlun.

Anne Aysel D: Oy anam oy oy

Mehmet D: Hepinizi öldürürüm lan, hepinizi öldürürüm lan, bırak beni baba...

Görüntülerde, olay sonrası polislerin dışarıya çıktığı, annenin arkalarından terlik ve sandalye attığı, evden feryatların yükseldiği, ağabeyin polisleri ittiği, babanın da oğlunu tuttuğu görülüyor.



Kaynak: t24.com.tr

bozadi

21 Aralık 2015

Gonca Vuslateri'den Dilek Doğan isyanı: 'Yanındayım' demek beni taraf yapar mı?


"Birçok menajer ve yapımcı sosyal paylaşım sitelerinde aktif olan toplumsal hassasiyetlere destek veren oyuncularla asla ve asla çalışmak istemiyor"




Oyuncu Gonca Vuslateri, Dilek Doğan'ın İstanbul Sarıyer'deki Küçük Armutlu Mahallesi'ndeki DHKP-C operasyonu sırasında öldürülmesine ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tepkisini Twitter'dan dile getirdi. "Evine gelip cocuğunu vuruyorlar "sakin ol! Sakin ol!"diye. Anasının gözü önünde, kalkıp kılıç sallayamadığı için karnını yumrukluyor acıyla!..." diyen Vuslateri "Şimdi o Dilek için biz söz söylemek, anasına, abisine aynı Yaradan'ın evladı olarak 'yanındayım' demek, bizi taraf yarap mı?" diye devem etti.

Vuslateri, ayrıca toplumsal olaylarda düşüncülerini paylaşan, tepki gösteren sanatçılarla menejer ve yapımcıların çalışmak istemediğini söyledi.

Vuslateri, "Ben haksız yere ölen, hapis yatan, kitabı toplatılan, ülkeden sürülen insan haberleri okumak istemiyorum bu beni bir taraf yapar mı?" ifadelerini kullandı. Gonca Vuslateri'nin paylaşımları şöyle:





Kaynak: t24.com.tr

bozadi

19 Ekim 2015

Dilek Doğan'ın babası Sözcü'deki habere isyan etti


Armutlu'da polis operasyonunda vurulan Dilek Doğan'ın babası, kızını 'canlı bomba' olarak hedef gösteren Sözcü gazetesine tepki gösterdi. Doğan'ın avukatı Ebru Timtik ise polisin yoğun bakımda önünde aileyi taciz ettiğini anlattı.




İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı Armutlu mahallesinde dün sabah yapılan operasyonda evinde ailesiyle birlikte otururken özel harekat polisleri tarafından vurularak ağır yaralanan Dilek Doğan'ın sağlık durumu ciddiyetini koruyor.

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakımında tedavisi süren Doğan'ın kalbi dün gece saatlerinde durdu ve yeniden çalıştırılarak hayata döndürüldü. Önünde TOMA'nın beklediği hastanede Dilek'in sağlığına kavuşması için umutla bekleyen aile ise üzgün ve öfkeli. Dilek'in, evde otururken, dün sabah yapılan baskında özel harekat polisleri tarafından vurulmasının ardından yandaş medyada çıkan hedef gösterici haberler de ailenin üzüntüsünün katlanmasına neden oluyor. Baba Metin Doğan, "Yoğun bakımda şu an, dün akşam kalbi durdu" dedi. Acılı baba Doğan, yapılan müdahalenin ardından kalbi yeniden çalıştırılan kızının yandaş medyada hedef gösterilmesinden ötürü kızgınlığını dile getirdi.

SÖZCÜ'YE TEPKİ: "NEYE DAYANARAK HEDEF GÖSTERİYOR?"

Sözcü gazetesinde kızının 'canlı bomba' olarak yansıtıldığını belirten Doğan gazetenin iddialarını şu sözlerle yalanladı: "Sözcü gazetesinden Şenol Gezer var, işbirlikçi, Dilek'in canlı bomba şüphesiyle vurulduğunu söylemiş. Operasyonda helikopter de destek verdi demiş, zırhlı araç vardı ama helikopter yoktu.

'Polisin Armutlu'da direnişle karşılaştığı canlı bomba olduğu iddia edilen aranan Dilek Doğan'ın eve girmek isteyen kaslı ve çelik yelekli timlere ateş açıldığını, çatışmada Dilek Doğan yaralandı' demiş.

Halbuki hiç alakası yok. Dilek'in çalıştığı yerler belli Akmerkez'de. Kameralara girip baksınlar. Ben Şenol Gezer'in bürosuna gideceğim, avukatlara söyledim, hakkında işlem yapılacak. Direk hedef gösteriyor."


Baba Metin Doğan...



"KIZIM HALA YOĞUN BAKIMDA..."

"Böyle bir şekilde nasıl aktarabilir, böyle bir şey olabilir mi? Neye dayanarak yazıyor bunları? Bunu nasıl uydurmuş, ne yapmaya çalışıyor, bu kadar olur mu?" diye soran baba Doğan şöyle devam etti: "Kim yapıyorsa işini doğru icra etsin. Polis bile bu haberi savunamıyor."

Acılı baba "Kızım hala yoğun bakımda" ifadesiyle isyan ederek sözlerini sonlandırdı. Dilek'in amcası da CHP'den Sezgin Tanrıkulu, Eren Erdem, Ali Şeker, Aykut Erdoğdu ve HDP'den Sezai Temelli'nin kendilerini ziyaret ettiğini aktardı.

POLİSTEN YOĞUN BAKIM ÖNÜNDE BEKLEYEN AİLEYE TACİZ

Sözcü'nün hedef göstermesine tepki gösteren bir diğer kişi de Dilek Doğan'ın avukatı Ebru Timtik. Hastanede olan ve İleri'ye bilgi veren avukat Timtik, Sözcü'nün haberiyle ilgili "Çok kötü. Haber kaynağı olmadığından değil, öyle tercih edip bu şekilde haber yapıyorlar. Güya AKP'ye muhalifler ama böyle bir şey olunca hemen dört koldan sahip çıkıyorlar" dedi. Hastanenin önünde çevik kuvvetin beklediğini de aktaran Timtik, sivil polislerin ailenin acısına aldırış etmeden yoğun bakım önüne gelerek taciz ettiğini söyledi. Timtik, "Onların varlığı, gülmesi, aile açısından çok üzücü" ifadelerini kullandı.

"CERRAHİ MÜDAHALE YAPILDI, YAŞAM KAVGASI VERİYOR"

Dilek'in sağlık durumuyla ilgili de bilgi veren Timtik şunları söyledi: "Kurşunun girdiği yer akciğerin sol tarafı. Orada kanama var. Kanayan kılcal damar olduğu için, ona cerrahi bir müdahale yapılamıyor. O öyle kendi kendine kanıyor. İlaçla ve vücudun kendi kendini yenileyerek düzelmesini bekliyorlar. Hayati riski devam ediyor. Bir de düşük tansiyondan ötürü endişeliler. Dışarıdan yapılacak cerrahi müdahaleler sona erdi. Artık yaşam kavgası veriyor."


Kaynak: cagdasses.com

bozadi

21 Aralık 2015

CHP'li Levent Gök: Dilek Doğan'ın katlinin azmettiricisi AKP'dir


CHP Grup Başkan Vekili Levent Gök, polis kurşunuyla katledilen Dilek Doğan'ın katledilme anına ilişkin görüntüleri değerlendirdi: "Bu cinayetin sorumlusu, azmettiricisi AKP'dir" dedi.




CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Dilek Doğan'ın polis tarafından evinde katledilme görüntülerine dair, "Dehşet verici bir manzarayı izlerken tüylerimiz ürperdi. Dilek Doğan'ı vuran polisle birlikte bu yetkiyi ona veren iktidar da bu olayın başlıca sorumlusudur, azmettiricisidir" dedi.

Gök'ün konuyla ilgili konuşması şöyle:

"Dilek Doğan'ın öldürülmesiyle ilgili ortaya çıkan görüntüler dehşet vericidir, Türkiye'de polisin silah kullanma yetkisini nasıl hoyratça kullandığını ve yaşam hakkının bu kadar ucuz bir şekilde bertaraf edilebileceğinin çok tipik bir göstergesidir. Buna dayanak olan başta İç Güvenlik Paketi Kanunu görüşülürken ifade ettiğimiz tüm hususların bugün ortaya çıkmasının büyük üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu polis aslında bu öldürme olayını gerçekleştirirken elbette ona buna yetkiyi veren iktidarın da sorumluluğu büyüktür. İktidarın polise koşulsuz her alanda çok aşırı bir oranda güç kullanma yetkisi ve öldürme yetkisi veren İç Güvenlik Paketi'nin mimarları olan AKP Hükümeti bu ölüm olayının başlıca sorumlularındandır, azmettiricisidir. Polise bu yetkiyi AKP iktidarı vermiştir."


Kaynak: lagiye.com

bozadi

9 Kasım 2015

Dilek Doğan'ı ailesi anlattı: Babası için ağlayan polis çocuğuna gözyaşı dökmüştü


İstanbul'da DHKP-C'ye yönelik olduğu belirtilen operasyon sırasında polis kurşunuyla sırtından vurularak öldürülen 25 yaşındaki Dilek Doğan'ın ailesi, hastanede yaşam mücadelesi verirken dahi 'terör örgütü üyesi' olmakla suçlanan kızlarını anlattı.



Kardeşini okutuyordu





Anne Aysel Doğan ve baba Mehmet Doğan Habertürk'ten Ümran Avcı'ya konuştu. Dilek'in üniversiteyi kazanmasına rağmen maddi imkansızlıktan okuyamadığını belirten anne Doğan, bir giyim mağazasında çalıştığını ve maaşıyla kardeşini okuttuğunu söyledi.

Dilek'in ağabeyinin evlilik için çektiği krediyi de ödediğini söyleyen anne Aysel Doğan, "Kendine ayırdığı 50 lirayı da yol parası olarak harcıyordu" diye konuştu.

Kızını bir polisin öldürdüğünü vurgulayan anne, sözlerine şöyle devam etti: "Kızımı bir polis öldürdü ama o, vurulmadan 10 gün önce bir polis cenazesinde tabut başında babası için ağlayan çocuğa üzülüp gözyaşı dökmüştü."

Aysel Doğan, kısa süre önce rüyasında kızını gördüğünü ise, "Kızım, 'Burada her şey var anne. Çiçekler var, meyveler, sebzeler var' dedi, sonra gitti. Kızımı gördüm ya, bugün daha iyiyim" diye anlattı.

'Sırtına battaniye koyduk'




 Baba Mehmet Doğan, kızını defnederken...



Baba Mehmet Doğan ise kızıyla son vedasını şu sözlerle anlattı: "Kızımı yıkadılar definden önce. Saçlarını kurutturdum üşümesin diye. İyice kuruttular, annesi de ördü güzelce. Çok severdi saçlarını. Ellerine kına yaktık. Sırtına da battaniye koyduk toprağın sertliği acıtmasın diye. Aslında Dilek kendi yorganıyla çok rahat yatardı ya, o acıyla kendi yorganını koymayı akıl edemedik işte."


Kaynak: diken.com.tr

believer planet

bunu tüm kalbimle söylemek istiyorum son yıllarda içimin en çok parçalandığı olaylardan biri :(

bir polis devleti , bir polis hükümeti meyvesini verdi.
tıpkı amerikanın bir çok eyaletinde  olduğu gibi..
sorgusuz sualsiz sokak ortasında öldürüen zenci insanlar gibi
suçu belli olmayan, daha ne olduğu belirlenmeyen gencecik kızı
ailesinin gözü önünde katlettiler...

bir laf vardır "cahilin eline silah vermişler ya terörist olmuş ya da polis ..ortası yok"
her iki durumda da o silahı kullanmak isteyen kişilerin eğilimleridir bu durumlar ve normaldir.

tanrı ailesine sabır versin :(...

herşey mümkün

Arulnool

Uzun süredir böyle ağlamamıştım. Annenin çığlığı, polislere eline ne gerçese atışı... of
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

22 Aralık 2015

Kılıçdaroğlu'ndan polislere 'Dilek Doğan' çağrısı


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Dilek Doğan'ın öldürülme görüntüleriyle ilgili olarak "Polis kardeşlerime her zaman söyledim sizler bizim vazgeçilmezimizsiniz. Eğer içinizden biri haksızlık yapıyorsa ilk önce siz ortaya çıkaracaksınız. Biz sizden bunu bekliyoruz" dedi.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

- Bu ülkede huzur içinde yaşamak istiyoruz. Terör istemiyoruz. Türkiye'nin bu terör belasından kesinlikle kurtulması lazım.

- Dilek Doğan'ın videosu düştü sosyal medyaya. Ortada bir çatışma yok. Çatışma varsa yalnızca polisler kızını öldürdükten sonra attığı terlik var. Bu nasıl bir vicdandır anlamakta zorlanıyorum. Polis kardeşlerime her zaman söyledim sizler bizim vazgeçilmezimizsiniz. Eğer içinizden biri haksızlık yapıyorsa ilk önce siz ortaya çıkaracaksınız. Biz sizden bunu bekliyoruz. Sizi bu ülkenin yurtsever vatandaşları olarak görüyoruz.

- Nerede bir haksızlık varsa onun üzerine gitmek de benim görevim. Ben hukukun üstünlüğünü savunuyorum.

- Ortaya çıkaran gazetecinin yarın başına ne gelir bilmiyorum belki onun da hakkında dava açılacaktır. Bize doğru bilgileri aktardığınız sürece ister dışarda olun ister hapiste başımızın tacısınız.

- Davtuoğlu'na sesleniyorum, bu gazeteci arkadaşlarımız tutuksuz yargılansın.

- Ahlaklı olmak aynı zamanda erdemli olmaktır.

- 78 milyon kendi kendine sormalı. İller ve ilçeler silah deposuna dönüştürülürken bu ülkenin başında kim vardı?

- Kendisi sorunlu olan siyasi iktidar ülkenin sorunlarını çözemez.

- Biz bu ülkenin huzuru için çalışıyoruz. Biz büyük laflar edip arkadan çark eden bir parti değiliz. Türkiye'nin ve bölgenin sorunlarını en iyi bilen partiyiz. Hangi sorun varsa merak ediyorsak çözümünü lütfen bana yazsın. Arkadaşlarımız sorunun çözümünü sunacaktır.

- Musul'a asker gönderdik. İzin aldın mı orası başka ülke. Bir gün sonra Irak Başbakan'ı Türk askeri bizim topraklardan derhal çekilin. Türkiye'ye 48 saat süre tanıyoruz diye ultimatom veriyor. Dışişleri Bakanı biz oraya davet üzerine gittik diyor. Davutoğlu geri çekilmek söz konusu değil diyor. Erdoğan, biz davete icabet ettik diyor. 14 Aralık'ta birliklerin bir kısmı geri çekildi. 15 Aralık Numan Kurtulmuş geri çekilmedik diyor. 16 Aralık ABD tüm güçlerinizi geri çekin diyor. Bizimkiler esas duruşta. 19 Aralık'ta Davutoğlu, Musul'da askeri varlığımız sürecek diyor. Bunlar devlet mi yönetiyor? Yemin ediyorum bakkal bile daha iyi ülke yönetir. Bunlar sanıyorlar ki nasıl olsa bir yalan atarız millet yutar. Sen Türkiye'nin onuruyla oynadın. Sıradan kabile reisi bile Türkiye'yi tehdit etmeye başladı.

- Senin yanlış politikaların Türkiye'yi bu hale getirdi.

- Putin açıkça Türkiye'yi tehdit ediyor. Türkiye'yi bu hale kim getirdi. İktidardaki partinin adı nedir? O partinin yöneticileri kimlerdir? Neden Türkiye'nin bütün komşularını başına bela haline getirdin. Biz hiçbir ülkenin tehditlerine boyun eğecek bir ülke değiliz. Bunu herkesin bilmesi lazım, Putin'in de bilmesi lazım.

- Artık Türkiye bu kamburu çekemez.

- İsrail'i vatan haini ilan etmişlerdi. Önce gizli kapaklı görüşüyorlardı. Sonra görüştüklerini itiraf ettiler. Mavi Marmara'da Türkiye haklı bir tepki gösterdi. Gazze ablukası kalkmadan eğer bir anlaşma imzalarsanız o dokuz canın kanı o anlaşmayı imzalayanların eline bulaşmış demektir.

- Koskoca Türkiye gitti Suudi Arabistan'ın kuyruğuna takıldı. Hırsıza evi teslim etmek gibi bir şey. Tam bir batağın içindeler, kaybeden Türkiye oluyor. Ne olacak? Bunun hesabını kim verecek?

'Eren Erdem kimyasal silah iddianamesini açıklayınca suçlu oluyor'

- Türkiye üzerinden kimyasal silahların Suriye'ye gönderilmesini dile getirdi diye Sinan Erdem hain ilan edildi. Hiçbir milletvekilimizi yedirmeyiz. Bizim milletvekillerimiz ellerinde belge olmadan konuşmazlar. Tam bir yavuz hırsız hesabı.

- İddianameyi milletvekili açıklayınca suçlu oluyor. 190 sayfalık iddianameyi isteyen herkese e-posta olarak yollayabiliriz. Arkadaşımız Türkiye'yi suçlamıyor. Batı'yı suçluyor. Sen kimyasalları kendi ülkenden çıkarırlarken neden durdurmadın diyor.

'Erdoğan'a soruyorum bu namus ve şeref nerede satılıyor?'

- Onların amacı bir milletvekili üzerinden bütün suçlarını kamuoyundan gizlemek. Ama anlayamadığım bir şey var: Bir diktatör bozuntusunun da bu işlere bunu sokması. Nasıl bir şeysin sen. Namusu ve şerefi üzerine tarafsız davranacağına dair yemin etti. Erdoğan'a soruyorum bu namus ve şeref nerede pazarlanıyor, nerede satılıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Dilek Doğan'ın öldürülme görüntüleriyle ilgili olarak "Polis kardeşlerime her zaman söyledim sizler bizim vazgeçilmezimizsiniz. Eğer içinizden biri haksızlık yapıyorsa ilk önce siz ortaya çıkaracaksınız. Biz sizden bunu bekliyoruz" dedi.


Kaynak: yurtgazetesi.com.tr

bozadi

Evet, bence de mevcut yaşam koşullarımızda tıpkı ordu gibi polis teşkilatı da zaruri bir ihtiyaç. Bütün mesele, bu güvenlik güçlerinin yönetiminin KH değil BH yönünde kutuplaştırılması, bunun için gerekli çabaların gösterilmesi, aksi yöndeki eğilimlerin ve faaliyetlerin ifşa edilip uygun şekilde yargılanmasıdır.

bozadi

22 Aralık 2015

Dilek Doğan'ın abisi: Görüntüler yayınlanmasaydı, kız kardeşim 'terörist' muamelesi görecekti


"Ali İsmail'i, Berkin'i, Hasan Ferit'i sokakta vurdular, bahane üretiyorlar..."




İstanbul Sarıyer'de DHKP-C'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonda özel harekat polisleri tarafından vurularak yaşamını yitiren Dilek Doğan'ın abisi Mehmet Doğan, "Görüntüler çıkmasaydı kız kardeşim bir kesim tarafından terörist muamelesi görmeye devam edecekti" dedi. Mehmet Doğan, olay anına ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasına rağmen polis Y.M.'nin tutuklanmamasına tepki gösterdi.

ABD Başkonsolosluğu'na yönelik silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen H.R.K'nin yakalanmasına yönelik çalışmalar kapsamında polis geçen 18 Kasım akşamı İstanbul Sarıyer Küçükarmutlu'daki Doğan Ailesi'nin evini bastı. Evdeki arama sırasında 24 yaşındaki Dilek Doğan, Özel Hareket Şubesi'nde görevli  polis Y.M.'nin silahından çıkan kurşunla ağır yaralandı. Hastanede tedaviye alınan Doğan bir hafta sonra hayatını kaybederken, polis Y.M. hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 83. maddesine göre "ihmal suretiyle kasten öldürme" suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Dilek Doğan vurulduğu sırada evde bulunan abisi Mehmet Doğan ve anne Aysel Doğan Zaman gazetesinden Volkan Cansız'a konuştu.

Dilek Doğan'ın vurulma görüntülerinin ortaya çıkmasının Doğan hakkında 'terörist' algısının oluşmasını engellediğini savunan Mehmet Doğan "Avukatlar bizden 'bu görüntüleri basına vermek istiyoruz, herkes görsün' diye izin istedi. Biz de kendimizden emin olduğumuz için 'yayınlayabilirsiniz' dedik. Bizim gizli saklı hiçbir şeyimiz yok. Polisin, dediği gibi çatışma ya da herhangi bir şey yok. Eğer bu görüntüler medyada yayınlanmasaydı ailem ve kız kardeşim terörist muamelesine maruz kalmaya devam edecekti" diye konuştu.

Abi Doğan, "O görüntüleri her izlediğimizde, Dilek'in resmini her gördüğümüzde o olayı yeniden yaşıyoruz. Ali İsmail'i, Berkin'i, Hasan Ferit'i sokakta vurdular, bahane üretiyorlar. Benim kardeşimi kendi evine girip vurdular. Daha ne yapacaklar yani?" ifadelerini kullandı.
Dilek, polis baskınları ile büyüdü

Dilek'in babası Mehmet Doğan'ın 1996 yılında Küçükarmutlu'da bir otobüsün kundaklanmasıyla ilişkilendirilip tutuklu olarak yargılandığını ve geçen sene beraat ettiğini kaydeden anne Aysel Doğan, "Metin'i aldıkları günden sonra, kaç kere polis geldi bilmiyorum. Dilek polis baskınlarıyla büyüdü. Ölümünden 2-3 hafta önce 'Anne ben bıktım. Ben bu evden çıkıp gitmek istiyorum. Her gece yatağa girdiğimde bugün polis gelir mi acaba diye düşünüyorum. Beynime işledi artık, bıktım.' demişti" diye konuştu.


Kaynak: t24.com.tr

bozadi

21 Aralık 2015

Dilek Doğan'ın avukatı: Daha fazla görüntü var


İstanbul Sarıyer'de polisin düzenlediği operasyon sırasında sırtından vurularak katledilen Dilek Doğan'ın son anlarına ilişkin videonun ortaya çıkmasının ardından Doğan'ın ailesinin avukatları yeni görüntüler için mahkemeye başvuracak.




BBC Türkçe'de yer alan habere göre; ailenin avukatlarından Şükriye Erden poliste olay gününe ait daha fazla kayıt olması gerektiğini ve bu kayıtların dosyaya girmesini talep edeceklerini söylüyor. Erden, "Bu görüntüler olması gerekendi. Biz daha fazlasının olabileceğini düşünüyoruz. Dilek Doğan yarım saat kırk dakika götürülmesi engellenmiş. Ambulans çağrılsın deniyor ama kelepçe diye bağırıyorlar ısrarla. Hastaneye hemen götürülmemiş. O sırada yaşanan tartışmalar yok. Sadece o anı vermek zorunda oldukları için vermişler. Biz kalan tüm görüntülerin dosyaya girmesini isteyeceğiz" diyor.

"DAHA FAZLA GÖRÜNTÜ VAR"

Şu an adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanan polisin tutuklanması için talepte bulanacaklarını da söyleyen Erden, bu dava ile ilgili olarak bir grup avukatın birlikte çalışma yürüteceğini belirtiyor. Dilek Doğan'ın öldürülmesiyle ilgili sanık avukat için savcılık "ihmal suretiyle kasten öldürme" suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

Erden, davanın "kasten adam öldürme" suçlamasıyla açılmamasını iddianamenin bir eksikliği olarak niteliyor. Dilek Doğan'ın öldürülmesiyle ilgili ilk dava 17 Şubat 2016'da İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.


Kaynak: cumhuriyet.com.tr

bozadi

Kendilerini feda eden canlara minnet duyuyorum. Bunu sadece Alevi/Solcu kesimle sınırlamıyorum kesinlikle. Örneğin Mavi Marmara gemisinde uğradıkları faşist saldırı sonucu hayatını kaybedenlere de aynı gözle bakarım. Dünya insanlığını ve devletimizi kontrolleri altında bulunduran şeytanlara karşı mücadelemiz devam edecek. Uyanacağız, arınacağız; hayatımızdaki, içimizdeki ve dışımızdaki şeytanı besleyen kaynakları hep birlikte kurutacağız, hakikatin, sevginin, bilginin ışığıyla. Bana göre bu mücadele ideolojiler üstü olmalıdır. Dini ve siyasi tüm ideolojilerin terk edilmesi gerektiği eninde sonunda görülecektir. İhtiyaç duyduğumuz tüm hakikat bilgisi ve kudret varlığımızda ve tüm varoluşta mevcuttur.

macka

Yeri gelmişken bir anımı anlatayım, mavi marmarada bulunanların bir arkadaşa anlattığına göre,ne kadar doğruysa tabi, gemide katledilenler saadet parti gönüllüleri imiş,gemiye askerler indiğinde ellerindeki aletlerdeki resimlerle karşılaştırıp tek tek vurulacakları seçip vurmuşlar, sanki mizansen kurbanlar önceden seçilmiş gibi.
Dilek Doğan olayında da tıpkı cenazede öldürülen alevi Uğur Kurt gibi bir kurban seçilip alnmış ve toplum baskılanmak istenmiş gibi bir hava var.
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

beyrutkapı

Neyi ne kadar bilirsen bil, tüm bu gencecik ölümler karşısında acı bir cendere gibi alıyor avcuna kalbimizi. Bir an önce bu kabustan uyanmamızı diliyorum.
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen macka

Yeri gelmişken bir anımı anlatayım, mavi marmarada bulunanların bir arkadaşa anlattığına göre,ne kadar doğruysa tabi, gemide katledilenler saadet parti gönüllüleri imiş,gemiye askerler indiğinde ellerindeki aletlerdeki resimlerle karşılaştırıp tek tek vurulacakları seçip vurmuşlar, sanki mizansen kurbanlar önceden seçilmiş gibi.
Dilek Doğan olayında da tıpkı cenazede öldürülen alevi Uğur Kurt gibi bir kurban seçilip alnmış ve toplum baskılanmak istenmiş gibi bir hava var.
O olayla ilgili anlatılan bu husus doğru veya yanlış olabilir ama İsrail'in AKP mensuplarından ziyade Saadet Partisi / Milli Görüş mensuplarını hedef alıyor veya gıcık oluyor olmasını çok anlamlı buluyorum çünkü Erbakan çeşitli sorunlu yanlarına veya yaklaşımlarına rağmen, İslam dünyasının durumuyla ilgili çok isabetli/vicdanlı/akılcı bir tespit yapmış ve tavır almıştı. Yani, ABD-İsrail örneğinde Global Şeytanların var gücüyle Müslümanları birbirine düşürmeye çalıştığı ve bunun için de en çok Sünni-Şii ikiliğini derinleştirmeye ve bu unsurları sürekli birbirine karşı nefret ve çatışma hali içinde tutmaya çalışıyor olması meselesi. Erbakan bu yüzden olsa gerek, Sünni-Şii işbirliği ve dayanışmasının önemine dair dair bazı tavırlar alıyordu ki, belki de AKP'nin kurulma süreci biraz da Erbakan'ın bu BH eğilimli farkındalığını ve buna dayalı olarak aldığı tavırları ve yaptığı açıklamaları sona erdirmek, kitlelerin bu fikre aşina ve istekli hale gelmesini engellemek amaçlıydı. Ve elbette çok başarılı oldular. Tayyip/AKP tam bir Alevi/Şii-Sünni çatışması kışkırtıcısı, tam bir nefret temelli mezhepçilik provokatörü ve eylemcisi oldu çıktı. Sadece Alevi-Sünni meselesi değil, mümkün olan tüm yollarla, birbirine düşürülebilir tüm unsurları birbirine düşürmek için elinden geleni yapıyor devletin zirvesinde. Bendinden taşıyor!

Yalnız, halihazırda Milli Görüş / Saadet mensuplarının Erbakan'ın İslam dünyasında Şii-Sünni ittifakının önemi konudaki tavrını sürdürebildiğini veya hakkını verebildiğini, veya örneğin AKP'yi bu hususta yeterince eleştirebildiklerini sanmıyorum.

Dilerim miraslarındaki bu paha biçilmez cevher farkındalığa giderek daha fazla sahip çıkarlar. İslam'ın global şeytanların oyuncağı haline gelmesine karşı yapabilecekleri en gerçekçi ve akılcı tutum bu olur.