Ensar Vakfı Tecavüz Skandalı Kronolojisi (24 Mart)

Başlatan bozadi, 24 Mart 2016, 15:21:06

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

24 Mart 2016

Tüm gelişmeleriyle gün gün Karaman'daki tecavüz skandalı


Karaman'da Ensar Vakfı'na bağlı evlerde gerçekleşen 45 çocuğa tecavüz skandalının ortaya çıkmasının üzerinden 12 gün geçti. Ülkede büyük infial yaratan ve dünyanın gündemine de giren skandalla ilgili tüm gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz
 





1. ENSAR EVLERİNDE 45 ÇOCUĞA TECAVÜZ GÜNDEME DÜŞTÜ


 

Olay kamuoyunun gündemine BirGün'ün internet sitesinde 12 Mart'ta Serbay Mansuroğlu imzasıyla yayımlanan "Karaman'da 45 erkek öğrenciye tecavüz!" haberiyle girdi.

Haberde Karaman'da bir öğretmenin tarikat evlerinde en az 45 erkek öğrenciye tecavüz ettiği iddialarına yer verildi. Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği'ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kaldıkları öne sürülen 9 ve 10 yaşlarında bulunan öğrencilere tecavüz eden Muharrem B. adlı öğretmenin tutuklandığı belirtilen haberde tutuklamanın 4 Mart'ta gerçekleştiği kamuoyuna duyuruluyordu. [Detaylar]


2. KARAMAN'DA RAPORLU TECAVÜZ SAYISI: 10

Olayın peşini bırakmayan BirGün muhabiri Serbay Mansuroğlu 14 Mart'ta bazı detaylara ulaştı. Buna göre Muharrem B. tarafından tecavüze uğrayan 45 çocuktan 10'u Karaman Devlet Hastanesi'nden rapor almıştı. Çocuklar köy ve mahallelerde oturuyor, okumaları için kentte devletin tüm desteğine sahip olan Ensar Vakfı ve KAİMDER'e teslim ediliyorlardı. [Detaylar]


3. BAŞSAVCILIKTAN DÖRT GÜN SONRA AÇIKLAMA

Olayın duyulmasından dört gün sonra ise Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı bazı bilgiler paylaşarak Muharrem B. ile ilgili iddianame hazırlandığını belirtti. Başsavcılık, Ensar Vakfı'nın evlerinde ilkokul ve ortaokulda okuyan 10 erkek öğrenciye tecavüzden tutuklanan sınıf öğretmeni 54 yaşındaki Muharrem B., hakkında 'çocuğun cinsel istismarı', 'hürriyetten yoksun bırakma' ve 'çocuğu müstehcen yayınları okumaya ve seyretmeye teşvik' suçlarından yargılanacağını duyurdu. Ensar Vakfı ve söz konusu derneğe de denetim çağrısı yapıldı. [Detaylar]


4. DOSYAYA GİZLİLİK KARARI ve YAYIN YASAĞI




16 Mart'ta 10 çocuğa tecavüz iddiasıyla devam eden soruşturmaya gizlilik kararının ardından yayın yasağı getirildi. BirGün'ün karara rağmen konuyu gündemden düşürmemesi üzerine gizlilik kararı uygulanan dosyaya bir de yayın yasağı kararı alındı. Başsavcılık basına yansıyan bilgilerin yanlış olduğunu öne sürerek 'masumiyet ilkesi' gerekçesiyle gizlilik kararı getirdiklerini belirtti. Tepki toplayan gizlilik kararı muhalefet partileri tarafından Meclis gündemine de taşındı. [Detaylar]


5. CHP'DEN KARAMAN'A HEYET

Karaman skandalının patlak vermesinden kısa süre sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık başkanlığında bir heyet oluşturulması talimatı verdi. Heyette Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Lale Karabıyık, Konya Milletvekili Dr. Hüsnü Bozkurt, Burdur Milletvekili Dr. Mehmet Göker ve Parti Meclisi Üyesi Av. Sera Kadıgil yer aldı. [Detaylar]


6. KARAMAN BAROSU'NDAN ENSAR'SIZ AÇIKLAMA

Karaman Barosu Başkanı Oktay Yılmaz da tecavüz skandalının üzerinden günler geçtikten sonra konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Yılmaz, Ensar Vakfı'nın adını geçirmezken baro avukatlarının konuyu takip edeceklerini söyledi. [Detaylar]


7. VE OLAY DÜNYA GÜNDEMİNDE: #StopChildRapeInTurkey




Hükümetin bazı milletvekillerinin açıklamalarıyla Karaman'daki tecavüz rezaletinin üzerinin kapatılabileceği ve Ensar Vakfı'nı korumak adına olayı örtbas edeceği izlenimi yaratması, özellikle sosyal medyada infial yarattı. AKP'li vekil Nihat Öztürk'ün Muğla Ensar Vakfı Şubesi'ne giderek "İnadına destekleyeceğiz" dediği günün akşamı Twitter'da başlatılan 'Stop Child Rape In Turkey' kampanyası konuyu dünya gündemine taşıdı. [Detaylar]


8. ENSAR EVLERİNDE ÇOCUKLARA HAYVAN PORNOSU İZLETİLMİŞ




23 Mart'ta ise CHP'nin Karaman heyetinde yer alan Bursa Milletvekili Leyla Karabıyık tarafından şok bir bilgi paylaşıldı. Karabıyık'ın verdiği bilgilere göre bir çocuk "kendisine hayvan pornoları izletildiğini" söyledi. Karabıyık, "Doktor sorumluluğunu yerine getirerek savcıyı arıyor ve durumu beyan ediyor, bunun üstüne de bir açıklamayla, özellikle bu aileler ve çocuklar çağrılıyor ve savcının beyanına göre ilk defa aileler burada olayın gerçeğini anlıyor" dedi. [Detaylar]


9. ÇOCUK İSTİSMARININ ENGELLENMESİ ÖNERİSİNE AKP'DEN RED




Milliyetçi Hareket Partisi'nin 23 Mart'ta Meclise sunduğu 'Çocuk istismarının önlenmesi için Meclis Komisyonu' önerisi AKP'li vekillerin oylarıyla reddedildi. Olay kısa sürede büyük tepki topladı. AKP'li vekillerin komisyona red vermesinin ardından bu kez de sosyal medyada #ChildAbusersProtectedInTurkey 'hashtag'i dünyanın gündemine girdi. Tepkiler üzerine geri adım atan hükümet partisi AKP, meclisteki partilerle anlaşarak komisyon için ortak teklif hazırlanması önerisi getirdi. [Detaylar]


10. MANSUROĞLU: KARAMAN'DA SUÇ ÖRGÜTÜ VAR

Karaman'daki skandalı ortaya çıkaran BirGün gazetesi muhabiri Serbay Mansuroğlu, imc tv'de Banu Güven'le Artı Haber'e katılarak izlenimlerini ve gelişmeleri detaylıca aktardı. Mansuroğlu, programda kentte herkesin tecavüzü bildiğini ancak üstüne gitmediğini belirtti. Mansuroğlu, "Karaman'da suç örgütünün bir ayağı çökmüştür. Valisinden Milli Eğitim bürokratlarına kadar herkes tecavüzü biliyordu. 4 yıl boyunca çocuklara hayvan pornosu izletilmiş, tecavüzde bulunulmuş ve cinsel istismar da söz konusu. Vakıf yurtlarında buna yol açanların da yargılanması gerekiyor" diye konuştu. [Detaylar]
 
Kaynak: birgun.net


bozadi

#1
Dünyanın Şeytanlarının din, devlet, milliyet ideolojilerini ve kutsiyetlerini marjinalize edip psikopatlaştırma sürecinin sınırsız patolojik sonuçlarından biri giderek yüzeye çıkıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu aslında koskoca bir buzdağının sadece suyun yüzeyinde görünen kısmı.

AKP'nin sorumlu kişi ve kurumları acilen ve örnek teşkil edecek şekilde cezalandırıp benzer olayların önlenmesini sağlayacak güçlü ve şeffaf tedbirler alarak tepkilerin çığ gibi büyümesine engel olmak yerine durumu devlet gücüyle "AK'lamak" anlamına gelen şeyler yapıyor olması başlıbaşına bir olay.

Kimse kusura bakmasın, aynı bariz ama ısrarla gözden kaçırılan gerçeği tekrarlamaktan vazgeçmeyeceğim; Global Şeytanlar ve onların yerel hizmetkarları din-devlet-milliyet ideolojileri etrafında dönen kutsiyetleri sonsuz şeytanlıkların mezesi haline getiriyorlar ve yine bu kutsiyetlerin etrafında oluşturulan tehditler yoluyla, toplumu bu şeytanlıklara itiraz etmekten caydırmaya çalışıyorlar. Bu ideolojilerin insanları, toplumları, milletleri birbirine düşürüp aptallaştırmak için Global Şeytanlar ve onların dünya genelindeki taşeronları tarafından ne kadar etkili bir şekilde kullanıldığını sürekli izliyoruz. Bu psikopatiyi ısrarla ifşa etmeye ve eleştirmeye çalışmamız gerekiyor.

Bu görüşüm din, devlet, milliyet kavramlarının ille de negatifliğe hizmet ettiği anlamında değildir. Ama ne yazık ki bunlar etrafında oluşturulan ideolojiler Global Şeytanlar ve onların yerli hizmetkarları tarafından çok uzun zamandır toplum kesimlerini ve dünya halklarını marjinalize edip birbirine düşürme konusunda tek kelimeyle şeytani bir sicile sahiptir. Dikkat edilmesi, uyanık olunması, itiraz edilmesi gereken şey budur.

arinmak

#2
nelerin olmaması için , kimlerin olmaması gerekir ? Görmeden inanmayanların , gözüne sokula sokula ... Ölmeden inanmayacaklara yapacak birşey yok. İbretlikler.
Yaşayarak öğreniyoruz.
Allahla aldatanlar ; makam , mevki , para güç ... nasılda şaşırdılar. Gizlediklerini nasıl ortaya çıkardılar.

DÜNE KADAR madur edebiyatı yapıyorlardı , şimdi  her yerdeler. Madur edebiyatı yaptıkları bütün argümanlar ellerinden alındı. Yamalı pantolondan  ,lüks yaşama....

birde ATATÜRKle aldatanlar var. Bu kadarını yaparlarmıydı bilmiyorum. onlar bu konunun dışında.

Geleceğimiz dediklerimizi , şimdiden kaybettik. O travmalar bir ömür geçmez.

Kalpsiz değilim , öfkeliyim.


ekleme
yazımı öfkeyle yazdığıö için , biraz taraflı olmuş

allahla veya atatürkle aldatanlar aynı ... laciverti. herikiside herşeyi yapar. yeterki fırsatı ver.
 

bozadi

#3
Katılıyorum arinmak. Allah kavramı her türlü şeytani amaçla kullanılabileceği ve zaten kullanıldığı gibi, Atatürk kavramı da aynı şeytani amaçlar için kolayca kullanılabilir. Şeytanın tüm maskeleri giyebileceği ve giydiği unutulmamalı. Şeytan özellikle "kutsiyetlerin" sorgulanmazlığından ve dogmatikliğinden yararlanmayı çok seviyor. Biraz onun açısından düşünülecek olursa Şeytanın bunu yapmasının ne kadar gerekli ve doğal olduğu anlaşılabilir. O yüzden kutsiyet ve sorgulanamazlık ve tehdit aurası yayan herşeye karşı çok dikkatli yaklaşmamız gerekiyor. Bu demek değil ki birileri Allah adına, İslam adına veya Atatürk adına veya başka herhangi benzer bir kavram adına güzel ve gerçekten insani birşeyler yapamaz. Yapabilir ve böyle birşey yapıldığında ben de o kişiyi veya grubu doğru bulduğum ölçüde desteklerim. Yapılan şeyin kimin adına veya ne adına yapıldığının fazla bir önemi yok. Önemli olan "ne" yapıldığının insani/vicdani açıdan değerlendirilmesidir. Hiç bir kavramı (bu Atatürk de olsa, Allah da olsa, ne olursa olsun...) körü körüne takip etmemeliyiz. Bakmalı, incelemeli, olumlu ve olumsuz bulduğumuz yönlerini inceleyip analizlerimizi yapıp paylaşmalıyız. Okuduğumuz kaynakları bu yüzden okuyoruz, bu yüzden tartışıyoruz. Psikopatinin egemen olduğu koşullarda yaşıyoruz. Ve özellikle de Şeytan tüm dünyada, tüm dinler, devletler ve milletler üzerinde bu kadar kontrole sahip olmuşken, şeytanlığını yapmada her türlü maskeyi giyebileceği ve "mutlaka da giyeceği" unutulmamalı.

AKP son derece şeytani şeyler yaptı ama CHP'nin de geçmişinde çok benzer faşist arzular ve teşebbüsler oldu. Ve AKP yarın yıkılsa ve CHP ciddi bir iktidar olma şansı yakalasa, ki öyle bir durumda CHP'yi desteklemeyi samimiyetle düşünebilirim, o zaman sanıyor musunuz ki Türkiye'ye barış ve huzur gelecek ve Atatürkçü, devletçi ve/veya Türk milliyetçisi olan herkes barış ve kardeşlik içinde gerçekten insani bir hayat inşa edecek?! Veya Global Şeytanlar devlet mekanizmalarımız üzerindeki kontrolünü yitirecek, adaletsizlikler, hukuksuzluklar, işkenceler, katliamlar bitecek?! İnsanlığın bir "parti" veya bir "ideoloji" meselesi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. Hatta, partiler ve ideolojiler var olduğu sürece gerçek insanlığın henüz ortaya çıkmadığı bile daha kesin bir gerçek olarak ileri sürülebilir. Çünkü particilik ve ideolojicilik başlı başına bölücülüğe, nefret söylemlerine, egoya dayalıdır çok büyük ölçülerde. Ve "ne yazık ki" hala bu düzende yaşıyoruz. O yüzden de bir yandan bunları eleştirirken, bir yandan da partiler ve ideolojiler adına yapılan şeyleri olumlu ve olumsuz yönleriyle eleştiriyoruz, bazı şeyleri destekliyoruz.

İnsanlık binlerce yıldan beri Şeytani güçlerce öylesine travmatize edildi, öylesine işkence gördü, hipnotize edildi, korkutuldu, sindirildi ve sersemleştirildi ki, hala o kontrol ve egemenliği tam gaz devam eden Şeytanların şeytani amaçları için şimdiye kadar çok verimli bir şekilde kullanageldikleri din-devlet-milliyet ideolojilerini bundan sonra da insan gruplarını birbirine düşürüp kaosu, terörü tırmandırmada çok verimli bir şekilde kullanabileceklerini bilmemiz gerekiyor.

Birlikte bu kısırdöngülerden çıkış yolunu, gerçek aklıselimi, gerçek sağduyuyu bulup isteyen başkalarıyla da paylaşabileceğimize inanıyorum. Önümüzdeki günlerde belli ki Şeytanlar insanlık kitlesi üzerindeki kontrollerini iyice güçlendirmek için büyük şeytanlıklara kalkışmaya devam edeceklerdir. Ama bildiğiniz gibi doğa olaylarında da ciddi bir tırmanış var. Bu da K'ların anlattıklarıyla çok uyumlu görünüyor. Değişim ve dönüşüm süreci tırmanıyor. Fırtına şiddetleniyor. Ve işin garibi, buna gerçekten ihtiyacımız var. İnanın meydana gelen yıkımlar hepimiz için önemli uyandırıcı ve ayıltıcı etkiler de yapıyor ve yapacak.

arinmak

#4
seçimle birşeylerin düzelmesi.... mümkün değil. kaç seçim geçti oy kullanmıyorum.
Birileri zamanında kapı kapı dolaştı. Birşeyleri anlatmaya çalıştı. İktidarı devralan olmadı. 
Yetmedi birileri yazılarını yazmaya devam etti. Bedava danışmanlık yaptı.
Küresel adreslere açık açık yazdı. Özetlersem ; elinizi görüyor ve okuyoruz. Bazı adresler anladı.  .... uzlaşmadan olmaz. Bizim kamiller anlamadı. Halada anlamadılar orası ayrı.
( aşırı yüzsel yazdığım kısmı burada noktalıyorum , kafamda oturmaya çalıştığım şablona geçiyorum. Lütfen eksikliklerimi ve yanlışlarımı düzeltin )

Öncelikle hepimiz 3.boyut kh olduğumuzun farkında olarak.
1-)Kasyopya celselerinde yüzlerce yıldır iletişim halinde oldukları bir gruptan bahsetmişlerdi.
2-) Bize yardım edileceği söylenmişti
3-) Rusya ve putinden övgüyle bahsetselerde , rusyanında ,abd gibi 3kh yönlendirmesinde oldukları söylenmişti.

Ben olaya ulus devletler (bh) vs küresel çeteler (kh) olarak bakıyorum. Tüm devletler iki parça olduğunu ve bh - kh mücadelesi şeklinde yorumluyorum. kh yaptığı plan ve oparasyonlarının ; bazı , önemli , kritik vs vs ... bh tarafından bozulduğu yada karşı cevap verildiğini düşünüyorum.

Kh yapısı gereği kendi içinde güç çatışmasına grip birbirlerine oparasyon dahi yaparken , ortak çıkarlar doğrultusunda bh guruplarının zaman zaman ortak hareket edip sağlam oparasyonlar yaptığını düşünüyorum. Dayanişmaları hala devam ediyor. Şonuçta 11 eylul saldırılarıyla çok büyük ve kirli bir oyun devreye sokuldu (aslında çok öncesi hazırlık süreci vsvs uzatmamk adına). Yeni sürece karşı çıkan güç odaklarıda oldu. celselerde geçmişti , bunu kabul etmeyecekleri yönünde.... Derken bu günlere geldik.

kh hükümdarlığında bir dünyada , üst boyut bh yardımı olmasaydı , yılan kardeşlere karşı , ortak hareket edenler olmasaydı , bu zamana kadar çoktan planlarını gerçekleştirmişlerdi.

Şöyle bir gerçekte var , devletlerin gönül bağı yoktur , yüksek çıkarları vardır. Çıkarlara hitap edeceksin , taşeronluğu kabul etmeyeceksin. Ortak çıkarlar doğrultusunda bu günlere gelindiğini düşünüyorum.

Aslında aklımda çok şey varda , nekadar uzatırsam okadar karışacak.

Resmi daha büyük görmem için yanlış ve eksiklerimi söylermisiniz ?

ekleme yazdığım kısımlarda kafamdakinin özeti gibi birşey ,  yoksa çok fazla karıştıracaktım. hiç birşey anlatamayacaktım
 

arinmak

#5
özetliyim derken saçmalamışım.
kafamdaki şablonu somutlaştırarak anlatmak için ; ulus devlet ve küresel çeteleri kullandım.

4.boyut kh ve onların 3.boyut kh hizmetkarları. birde bh yönelimi olanlar.
Celselerde tek başınıza yenemezsiniz , ağ çalışması yapın deniyordu.
Her türlü üstünlüğü ve imkanı olan kh , yıllardır neden istediği sonuçları alamadı. Dünyanın çeşitli yerlerinde 3-5 iyi niyetli sayesinde olamaz.
Nasıl bir yardım. Nasıl bir dayanışma olduda istediklerine ulaşamadılar.
 

bozadi

#6
Dünyada uzun bir geçmişten beri çok istikrarlı bir şekilde BH yönünde ve bazı durumlarda "operasyon" şeklinde faaliyet gösteren gruplar var mı acaba? Bundan şüpheliyim. Varsa biraz "gizemli" bir şekilde vardır belki de. Pireneler denen bölgede "simyacıların" varlığından bahsedildi ve pozitif eğilimli oldukları ima edildi celselerde, diye hatırlıyorum. Acaba bu veya benzer bazı gizemli gruplar öteden beri sürekli olarak faaliyette mi oldular?

İstikrarlı değilse bile, istikrarsız veya daha doğrusu "düzensiz" şekilde oluşup şiddetli negatif koşullara ve dayatmalara karşı etkili faaliyet gösteren gruplar illa ki oldu ve olmaya da devam ediyor. Son yıllarda Laura ve ekibinin faaliyetlerinin de gayet BH yönünde önemli etkiler yaptığından şüphe duymuyorum. Bu tür düzenli veya düzensiz hareketlerin veya operasyonların oluşma sürecinde mutlaka üst BH gruplarının etkisi ve yardımı var. Tabi zaten bu kitle hareketlerinden bazıları açıkça gözlemlediğimiz belirli bazı halk hareketleri veya protestolarıdır.

Alıntı Yapulus devletler (bh) vs küresel çeteler (kh) olarak bakıyorum. Tüm devletler iki parça olduğunu ve bh - kh mücadelesi şeklinde yorumluyorum.

Böyle bir sınıflandırman ne derece isabetli olur, emin olamıyorum. "Ulus-devlet" niteliğinde olsun veya olmasın, dünyadaki "devlet" mekanizmalarının çoğunun Küresel Çetenin ciddi ölçüde kontrolü altında olması meselesi var ve bizim devletimiz "kesinlikle" bu genel durumun bir istisnası değil. İlüminati'nin devlet bazında yüzünü en net şekilde gösterdiği iki devlet olan ABD ve İsrail'le olan müttefikliğimiz ve bundan daha da basit bir ölçütle ifade edecek olursak, bizzat devlet mekanizmaları yoluyla ekonomik adaletsizliklerin, yolsuzlukların, hukuksuzlukların, işkencelerin, katliamların istikrarlı bir şekilde sürdürülmüş olması bizim devletimizin de pek çok başka devletlerin durumunda olduğu gibi Global Çetelerin "yerel bir komuta merkezi" olarak işlev gösteregelmiş olması gibi bir durum var. Devletleri halklar/milletler yönetmiyor, buna dikkat edilmesi gerekiyor. Elbette burada "dereceler", "yüzdeler", yani ölçüler-miktarlar söz konusu ama ben bizim devletimizi genel olarak bizim milletimizin yönetmediğini söylemenin gayet mümkün olduğunu düşünüyorum.

Milletlerin veya halkların BH'liği / KH'liği konusuna geldiğimizde, hepimizin teknik olarak KH frekansları dahilinde yaşıyor olduğumuzu kabul ettiğimizde, BH nitelikli bir kitleden veya halktan veya milletten bahsetmek yanlış olacaktır. Bu demek değil ki halkların hiçbir BH eğilimi yok, tabi ki var ama henüz hiçbir halkın veya milletin BH eğilimlerinin KH eğilimlerine baskın geldiğini sanmıyorum, öyle olsa, bunu bilmemek, görmemek, anlamamak mümkün olmazdı.

Bildiğiniz gibi dünya nüfusunun yarısının "ruhsuz" diye tanımlanan, henüz bireysel bir ruhu etkilenleştirebilecek kadar evrimsel deneyim birikimine sahip olmayan, ciddi ölçülerde hayvani güdülerle yaşayan bir kesimden oluştuğu söylenmişti elimizdeki kaynaklarda. Bu kesim Global Şeytanların baskı ve işkencelerinden ve programlarından en kolay etkilenen ve negatif amaçlarla yönlendirilebilen kesim. Bizim toplumumuzun veya milletimizin de yaklaşık olarak yarısının "ruhsuz" olduğu düşünülebilir. Kalan yarısının da kendi içinde çeşitli evrimsel/ruhsal gelişmişlik düzeylerine bölündüğü rahatça varsayılabilir. Ve ruhlu kesimin ciddi bir kısmı din/mezhep ve siyaset çatışmaları yoluyla, hayatındaki neredeyse tüm olumsuzlukların hesabını bir diğer halk kesiminden sormaya "başarılı" bir şekilde yönlendiriliyor bildiğiniz gibi. Tüm partilerin, tüm ideolojilerin tabanında BH eğilimi nispeten daha baskın olanlar da vardır, KH eğilimi daha baskın olanlar da. Güçlü siyasi eğilimleri olsun veya olmasın, AKP'ye oy veren kitlede bile BH eğilimi daha baskın olan azımsanamayacak miktarda birey olduğundan şüphe duymuyorum. Tabi burada "bh eğilimi baskın birey" derken, böyle bir bireyin egemen toplumsal KH frekanslarını aşmış olduğu anlamında değil, hala KH frekans aralığında yaşıyor olmasına rağmen mevcut BH kutbiyeti düzeyini artırma eğiliminde olan demektir; yani KH olduğu halde BH'ye doğru yavaş da olsa ilerleme kaydeden bireyler. Ki ben burada tüm bu tartışmaları yapan bizlerin de bu tanım içinde olduğumuzu düşünüyorum. Halen BH'den ziyade KH'yiz ama tüm aleyhte koşullara rağmen KH'den BH'ye doğru ilerleme iradesi gösteriyoruz. 

Hani diyoruz ya, sınırsız kaynakları, zenginlikleri, güzellikleri olan şu cennet gezegen üzerinde kesintisiz cehennem hayatı yaşamak nasıl mümkün oluyor diye...

Aynı şey devletler için de söylenebilir. Türkiye büyük bir yüzölçümüne sahip bir ülke. Pek çok zenginliği, kaynağı, güzellikleri var. Üzerinde kurulu olan siyasi ve askeri idare yani devlet de bizim bir toplum olarak hayatımızı ve işlerimizi bir düzene sokmak ve kolaylaştırmak için kurduğumuz devlet. Yani teorik olarak bu devleti halk/millet kurdu ve bunu yapmasının tek amacı toplumsal yaşamı düzene sokup kolaylaştırmak amacıyla merkezi bir "hizmet" düzeneği oluşturmak. Kısacası teorik olarak "devlet" tamamen halkın "malıdır". Ama pratiğe baktığınızda devletin kesinlikle millete ait olmadığını, şirketleştirilmiş olduğunu ve halkın sadece o şirkette bir miktar hisseye sahip olduğunu ama çoğunluk hissesinin veya şirketi en güçlü biçimde kontrol etme yetkisine sahip hisselerin halka ait olmadığını anlarsınız. Dünyanın genel ekonomik-askeri-siyasi düzeni nasıl kendine İlüminati (Aydınlanmışlar) diyen "akıllı, üstün, elit" bir kesim tarafından belirleniyorsa, aynı şekilde bizim devletimizin temel kontrolü de kendini halk yığınlarından akıllı ve üstün gören elit bir kesimin elindedir. Yani bizim ülkemizin de kendi yerel İlüminatisi vardır. Onların da kendi aralarında bir hisse bölüşümü vardır ve o kontrol edici hisselerin bir kısmı "yerel" elitlerin, bir kısmı ise "global" İlüminati unsurlarının elindedir. "Yerel" elit ile "global" elit unsurlar sürekli iletişim ve etkileşim halinde doğal olarak.

Seçim dediğimiz olayda, bir yanda devlet şirketinde çok sınırlı bir paya sahip olan halk kesimleri ile diğer yanda kontrol edici çoğunluk hisselerinin sahibi olan yerel ve global sahipler arasında bir etkileşim veya alışveriş olur. Örneğin belirli bir parti/ideoloji seçimi kazanır ve o partiyi/ideolojiyi tutan halk kesimi diğer halk kesimleri karşısında kendini daha iyi hisseder, iktidar/devlet nimetlerinden daha fazla nasiplenir. Diğer halk kesimleri de yaşadıkları berbat yaşam koşullarının sebebinin o karşı parti/ideoloji olduğunu düşünür. Partiler/ideolojiler arasındaki bu köşe kapmaca devam ederken Global ve Yerel Şeytanlar ülkenin ve milletin kaynaklarını bol kepçe yemeye devam ederler ve halk kitlelerinin uyanmasını önlemek için onlara ölümü gösterip sıtmaya razı ederler. PKK'nın bu ülkenin başına bela edilmesi bizzat Global ve Yerel Elit güçlerin ortak bir çalışması neticesidir. Halka ölümü gösterip sıtmaya razı etme operasyonudur. PKK'nın bir türlü bitirilmemesinin nedeni budur, Devlet ile PKK arasında her zaman kanıtları ortaya çıkan danışıklı dövüşlerin nedeni budur. Bazı dönemlerde halkın uyanıp "yeter artık!" demesini önlemek için dikkat dağıtıcı farklı sopalar da kullanılır. Bunların örneklerini hep birlikte tespit edebiliriz.

Ve en önemlisi de, tüm bu adaletsizlik, hukuksuzluk, yolsuzluk, terör süreçlerini sorgulamaya girişenler de "devlet düşmanı", "millet düşmanı", "vatan haini" ilan edilmişlerdir veya bu tehditle karşı karşıya kalmışlardır. İşte, etrafında bol miktarda "kutsiyet" ve "tehdit" aurası oluşturulan şeylere karşı dikkatli olmamız gerekiyor derken bunu kastediyorum. Global ve Yerel Şeytanlar, "düzenin" bozulmamasını temin etmek için her türlü "kutsiyeti" bir sopa haline getirip sorgulayıcı çevreleri sopalamak için kullanabilir.

Partileri ve ideolojileri destekleyen halk kesimlerinin devlet yönetimiyle ilgili olarak kendi ideolojileri ekseninde hayal ettikleri (veya "ettirildikleri") eşitlik, adalet, özgürlük varsayımları büyük ölçüde mastürbasyondan ibarettir. Devletin sahibi halk değil ki iktidara geldiği zaman belirli bir ideolojinin idealleri ekseninde devleti ve ülkenin yönetimini o ideallere göre belirlesin. İktidar partisi kendi içinde bir yanda nispeten samimi idealistlerden, diğer yanda ise Elitlerle ilişki içinde olan satın alınmış tiplerden veya ajanlardan oluşur. Dolayısıyla hiçbir parti kendi içinde yeterince homojen bir yönetime ve iradeye sahip değildir. Aynı şekilde, hangi parti veya partiler iktidara gelirse gelsin, o parti Devletin asıl sahiplerinin kontrolü ve güdümü dışında yönetemez ülkeyi. İşte, AKP ülke yönetimine geldiği zaman da içlerinde, kurucuları ve çeşitli yöneticileri ve mensupları arasında mutlaka samimi (nispeten akıllı ve pozitif eğilimli) bazı idealistler vardı. Ve AKP gerçekten çok olumlu bazı icraatlerde de bulundu özellikle kuruluş yıllarında. Ve AKP'nin iktidara geliş sürecinde halkın daha önce Atatürkçülüğün faşist bir versiyonuna duyduğu tepkinin bunda büyük bir rolü oldu. Yani CHP'nin faşist tutumlarına kızan halk kesimleri taşıdı AKP'yi iktidara büyük oranda. Ama sonra ne oldu? Bir yandan AKP üzerinden halka dayatılan faşist İslamcılık türü ile diğer yanda daha önce CHP üzerinden halka dayatılan faşist Atatürkçülük versiyonu arasında hiçbir fark olmadığı ortaya çıktı. Ve aslında bizzat bu sürecin halk kesimlerini birbirine düşürmede ne kadar etkili olduğunu düşünebiliyor musunuz? Halk yediği sopaları sadece "iktidar" partisinden veya iktidar "ideolojisinden" yediğini sanıyor. Aslında o sopaları atanlar veya attıranlar hükümetten de ziyade Devlet, daha doğrusu "Derin Devlet"tir. Hangi parti, hangi ideoloji iktidara gelirse gelsin, Devletin sahipleri o ideolojinin faşist bir versiyonunu halka dayatacak ve iktidar partisi bu realiteyi, yani Derin Devlet realitesini halka doğru dürüst itiraf bile edemeyecektir. Çünkü bir yandan "rüşvet", bir yandan ise "sopa" ile karşı karşıyadırlar.

Din-devlet-milliyet ideolojilerine karşı çok dikkatli olmamızın gerekmesinin nedeni budur. Bunlar Global ve Yerel Derin Devlet unsurları tarafından halka karşı çok etkili bir bölme, parçalama, birbirine düşürme ve aptallaştırma aracı olarak kullanılıyor. Yeterince aklı ve vicdanı olan herkes ülkesini de sever, milletini de sever, kendi kurduğu veya kurduğunu sandığı ölçüde devletini de sever. Ve pozitif bir amaca hizmet ettiği sürece her türlü dini, mezhebi ve başka inançları da sever veya yeterince saygı duyabilir. Ülkeyi, milleti, devleti, dini sevmek hiçbir partinin veya ideolojinin tekelinde değildir ve belli başlı tüm partiler ve ideolojiler Global ve Yerel Şeytanlarca çok ciddi oranlarda kirletilmişlerdir ve hala da halk kesimlerini birbirine düşürmede, aptallaştırmada kullanılma potansiyelleri yüksektir. O yüzden çok dikkatli olmamız, partiler ve ideolojiler ötesi bir şekilde düşünmemiz, Global ve Yerel Şeytanların çalışma şeklini iyice inceleyip anlamamız gerekiyor ki Şeytanın tuzaklarına karşı hazırlıklı olalım ve doğru tepkileri verebilelim.

Bu demek değil ki ille de hiçbir partiyi veya ideolojiyi desteklemeyelim. Parti/ideoloji realitesi hayatımızda hala çok egemen olduğu için bunu görmezden gelemeyiz ama bu sürecin içinde yeralsak da bir yandan da büyük resmi görüp bunun rehberliğiyle davranmamız icap eder diye düşünüyorum.

arinmak

#7
kasyopya celselerini okumadan önce ; Gelişmiş  devletler , bir takım kuruluşlar , tarikatlar vs vs...
kasyopya celselerini okuduktan sonra ; üst boyutlar vs vs ...
celseler öncesi bir sorun yok. celseler sonrası resim daha büyüyor ve karışıklaşıyor.

ulus devlet - küresel çeteler yazaken , kafama takılanları nasıl karmaşık hale getirmeden kısa ve net şekilde somutlaştırarak... sormak istedim , beceremedim.

devlet mekanizması baştan aşşağı yozlaşmış bunun farkındayım ( tüm dünya için geçerli ).

3.boyut kh yiz. (bh meyilli olsakta kh yiz )
Tek başımıza kh karşı birşey yapamayız , ağ çalışması
Gezginlerden birşeyleri hatırlayanlar ve yardımcı olanlar vardır
Yüz yıllardır iletişim halinde oldukları gruplarda var
Bize yardım edileceği .........


Benim öğrenmek  istediğim 4.boyut kh hizmetkarlarına karşı çıkanlar kim , nasıl ortak hareket ediyorlar , vsvs...
Sonuçta internetten video , yazı paylaşmak yetersiz kalır. Tek başlarınada sonuç alamazlar. Zaman zaman farklı gruplar ortak hareket ediyordur.



Cevaptan anladığım ; kim oldukları gizemini korumaya devam etmekte.
 

bozadi

#8
Sevgili arinmak, ben aslında yukarıda yaptığım açıklamaların hepsini şahsen sana yönelik bir itiraz açıklaması olarak yapmadım, her zaman yapılmasında fayda olan bazı gerçekleri tekrar tekrar herkese hatırlatma gereği duyduğum için yaptım ve bu anlamda aslında biraz da seninle olan bu görüş alışveriş sürecini suistimal etmiş oldum. Özür dileyeceğim ama sürekli yapmaktan kendimi alamadığım birşey için sahte bir özür dilemek yerine sadece giderek daha dengeli, daha nazik ve dürüst olmayı umduğumu söyleyebilirim.

Alıntı Yap4.boyut kh hizmetkarlarına karşı çıkanlar kim , nasıl ortak hareket ediyorlar , vsvs...

Bu konuda sabit bir "kadro" yok diye biliyorum. Ama işte belki de bilmediğimiz, "simyacılar" gibi gizli veya gizemli bazı pozitif örgütler vardır.

4BH ve daha üst grupların yardımı veya müdahaleleri varsa da, ki mutlaka var, bunlar nispeten dolaylı veya sadece koşulları eşitlemeye yönelik müdahaleler diye anlıyorum celselerde söylenenlere bakarak. Yani örneğin 4KH veya 3KH (negatife adanmış, örgütlü 3KH: İlüminati) insan kitlelerine yönelik olarak özgür iradeyi aşırı ihlal eden birşeye kalkışır, o zaman 4BH veya başka üst düzey pozitif güçler belirli ölçülerde karşı müdahalede bulunuyorlar ve özgür irade koşullarını belirli bir dengeye getiriyorlar. Ama bu demek değil ki o zaman insan kitleleri mutlaka pozitif bir irade göstererek o negatif müdahaleden tamamen kurtulmuş oluyor. Hayır, çoğu durumda insanlar kendi özgür iradeleriyle o negatif müdahaleleri ciddi oranda "kabulleniyorlar." Yeterince direnmiyorlar yani.

Umalım ki Türkiye'de ve dünya genelinde bariz negatif müdahalelere karşı pozitif bir özgür irade direnci gösterelim ve kendimiz için gerçekten hangi koşulları istiyorsak o koşulları kendi elimizle yaratalım. Adanmış Şeytanların sayısı "nispeten" çok az. Yani insanlık birlik olsa onları tükürüğünde boğar ama bunu yapmıyor ve Şeytani şov devam ediyor.

arinmak

#9
hayır hayır... yazılan yazıyı okumak keyifliydi. ben sorumu net soramadım. yazdığım son mesajda , amacım sorumu netleştirmekti.

cevap için çok teşekkürler
 

bozadi

#10
Sevindim kardeşim. Ben de sana teşekkür ederim.