Açlık Grevimizin 69. gününü Filistin’deki Grevcilere Adadık (16.6.17)

Başlatan bozadi, 17 Mayıs 2017, 14:42:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

12 Eylül 2017

Gülmen ve Özakça'nın avukatlarına gözaltı


Açlık grevini sürdüren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın perşembe günü görülecek duruşması öncesi Halkın Hukuk Bürosu'na İstanbul ve Ankara'da polis baskınları yapıldı. 14 avukat hakkında gözaltı kararı olduğu belirtiliyor.




Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın yargılandığı davanın ilk duruşmasına iki gün kala avukatlarına operasyon düzenlendi.

Sendika.org'da yer alan habere göre, Halkın Hukuk Bürosu'nun İstanbul ve Ankara büroları basıldı, belgelere el konuldu. 14 avukat hakkında gözaltı kararı olduğu belirtildi.

İstanbul bürosundaki baskın sırasında avukatlar Periscope'tan yaşananları canlı yayınla aktardı.

Görüntülerde avukatların gözaltına alındığı görüldü.

Kaynak: gazete duvaR


bozadi

13 Eylül 2017

Gülmen ve Özakça'nın hastanedeki koşulları cezaevini arattı!


Açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya hastanede refakat eden aileleri, ikilinin zorla tutulduğu Sincan Cezaevi Hastanesi'ndeki odalarının çok küçük olduğunu ve güneş almadığını, bu yüzden cezaevine dönmek istediklerini söyledi.




Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, OHAL KHK'sıyla ihraç edildikleri işlerine dönmek için yaptıkları açlık grevinin 189'uncu gününde.

29 Temmuz'dan bu yana zorla götürüldükleri Sincan Cezaevi Hastanesi'nde tek başlarına tutulan ikilinin duruşması 14 Eylül'de Ankara Adliyesi'nde görülecek.

'Çok sıkıntılı dönemler yaşıyoruz'

İkiliye hastanede refakat eden Özakça'nın annesi Sultan Özakça ve Gülmen'in kardeşi Beyza Gülmen Hürriyet"ten Ayşe Arman'a konuştu.

Sultan Özakça, oğlunun sağlık durumu hakkında bilgi verdi: "Çok sıkıntılı dönemler yaşıyoruz. Yoğun mide ağrıları oluyor Semih'in. Kas ağrısı, kol-bacak, sırt, boyun ve böbrek ağrısı çekiyor. Kulaklarında ve burnunda tıkanıklıklar var. Nabzı düşük. Artık zor yürüyor. 86 kiloydu açlık grevine başladığında 55 kiloya düştü şu anda."

Dört haftadır oğlunun yanında olduğunu aktaran Özakça şöyle devam etti: "İkimiz kalıyoruz odada. Sabah sekizde sayım oluyor, bir de akşam sekizde. Sabahları Semih uyuyor oluyor. 'Günaydın' diye bağırarak içeri giriyorlar. 'Uyuyor' diyorum. 'E bir ses verseydi iyi olurdu. Durumunu anlamaya çalışıyoruz' diyorlar. Bazıları sadece bakıp gidiyor, ama bazıları böyle sıkıntı yaratıyor. Semih hapishanede olmayı, hastanede olmaya tercih ediyor. 'Çünkü biz hasta değil, açlık grevi yapan direnişçileriz!' diyor. Zaten zorla getirdiler buraya. İsteklerinin dışında getirdiler."

'Kemikleri güneş görmüyor'

Kaldıkları odanın 20 metrekarelik güneş almayan çok küçük bir oda olduğunu kaydeden Özakça sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu açıdan da cezaevini tercih ediyorlar. Güneşe ihtiyaçları var, kemikleri hiç güneş görmüyor. Gün aşırı Numune'nin doktorları geliyor. 'Tedaviyi kabul ediyor musunuz?' diyorlar. 'Hayır' diyor Semih, onlar da gidiyorlar. Çünkü bize demişlerdi, 'Eğer başı döner, ayağı falan kırılırsa müdahale etmek zorundayız!' diye. Semih ise, 'Bizim hiçbir suçumuz yok, sadece işimiz için direniyoruz. Bize işimizi versinler, açlık grevini bırakalım!' diyor."

İki eğitimcinin de kendi savunmalarını kendilerinin yapmak istediğini belirten Özakça, "Ama durumun ne olacağı belli değil. Duruşmaya çıkarıp çıkarmayacakları da belli değil. Hakim istemiş ama sonuçta doktorlar neye karar verecek, belli değil. Tek istedikleri gidip ifadelerini verebilmek" dedi.

"Ne yağ ne kas hiçbir şey yok'

Beyza Gülmen de kardeşinin durumu hakkında bilgi verdi: "İyi değil. Kas ağrılarından uyuyamıyor, böbrek ağrısı yaşıyor. Bacakları, boyun ve omuzları ağrıyor. Kalbinde ritim sorunları var. Artık yürüyemiyor. Işığa hassasiyet, kulak çınlaması şikayetleri arasında. En son hastaneye geldiğinde tartıldı, 44 kiloydu. O zamandan beri bilmiyoruz, ölçüm yapılmadı. 60 kiloydu başladığında, şu anda 40'a filan düşmüş olması lazım. Çok, çok zayıf. Uzun zamandır görmediğim için refakatçi olarak geldiğimde çok şaşırmıştım. Sadece kemik. Ne yağ ne kas hiçbir şey yok. Organlarından yiyor yani. Ama yarın mahkemeye gidip kendini savunmak istiyor, ifade vermek istiyor. Neden açlık grevinde olduklarını, nasıl bu işe başladıklarını anlatmak istiyor. Bunun dışında başka bir şey kabul etmeyecekler."

Kardeşinin odasının da çok küçük olduğunu, havalandırma bulunmadığını ve güneş almadığını yineleyen Gülmen, "Hapishanede en azından tekerlekli sandalyeyle hava alıyorlardı, güneş görüyorlardı. Artık öyle bir imkanları da yok. O yüzden geri dönmek istiyorlar. Bir insanın, hastaneden hapishaneye dönmek istemesi gibi bir durum yarattılar. Oda küçük olduğu için hareket kabiliyeti çok kısıtlı" dedi.

Kaynak: diken


bozadi

Sözde Dinci/İslamcı siyasetin Solcu siyasete karşı tamamen haksız-hukuksuz bir şekilde, korku ve zevkin garip bir karışımıyla işkence edişi.

bozadi



Sanatçılardan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için: Ey Özgürlük




bozadi

14 Eylül 2017

Bunun adı faşizm: Avukatlarını tutukladılar, mahkemeye getirmediler, savunma 'yapmadıkları' için tutukluluğa devam kararı verdiler


Bugün Ankara'da görülen davada mahkeme Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın tutukluluğunun devamına karar verdi.




İşlerine iade talebiyle 190 gündür açlık grevinde ve 23 Mayıs'tan beri tutuklu olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'nın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davalarının ilk duruşmasında mahkeme iki eğitimcinin tutukluluğunun devamına karar verdi. Kararın gerekçesinde alay eder gibi 'savunma yapmamalarının' göz önüne alındığı vurgulandı.

Mahkeme öncesi avukatları tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, güvenlik gerekçesiyle bugün ki duruşmaya getirilmemişti.

Duruşmada savcı, Acun Karadağ, Semih Özakça ve Nuriye Gülmen için açılan tüm kamu davalarının sorgulanmasını ve Özakça ile Gülmen'İn henüz savunmalarını yapmamış olmaları gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına yönelik mütalaa vermişti.

Ara kararını oluşturan mahkeme tahliye taleplerini reddetti. Davaya 28 Eylül'de Sincan Cezaevi Kampüsü'nde devam edilecek.

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

Tüm bu işkencelerin arkasında AKP'ye/Erdoğan'a yönelik protesto ve baskıları tırmandırmak isteyen Fetöcüler mi var, Erdoğancılar arasından karanlık bir grup mu var, daha muhtemel olarak bunların bir karışımı mı var emin değilim ama orijinal şeytan dölü olduklarını biliyorum.

bozadi

2 Ekim 2017

Başak Köklükaya ödülünü Nuriye ve Semih'e adadı


Adana Film Festivali'nde ödüle layık görülen Başak Köklükaya ödülü Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya adadı.




"En İyi Kadın Oyuncu Ödülü" alan Başak Köklükaya, ödülünü açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya ithaf etti.

Adana Film Festivali ödül töreni, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi'nde yaklaşık 2 bin kişinin katılımıyla düzenlendi. "İşe Yarar Bir Şey" filmindeki performansı nedeniyle "En İyi Kadın Oyuncu Ödülü"nü almaya hak kazanan Başak Köklükaya, törende konuşma yaptı.

Köklükaya, konuşmasında "Bu önemli ve güzel ödülü hâlâ direnmekte olan, onuruyla yaşamayı seçen, onuruyla yaşamak için direnenlere ithaf etmek istiyorum" diyerek ödülünü Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya ithaf etti.

Kaynak: İnsanHaber


bozadi

10 Ekim 2017

Kılıçdaroğlu'ndan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça çağrısı


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında Başbakan Binali Yıldırım'a Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için çağrı yaptı.




Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısının sonunda Başbakan Binali Yıldırım'a seslendi:Nuriye ve Semih sadece işlerini istediler. Kimsenin burnunu kanatmadılar. Onlara şükran borçluyuz. Bir KHK ile görevlerine son verildi. Birisi şu anda hastanede birisi hapishanede. Bir baba olarak, bir baba olan Binali Yıldırım'a seslenmek isterim; Dünyanın en haklı talebi işini istemek. Dünyanın en haklı talebini yerine getirmek için size düşen görevler vardır.  İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. 

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

21 Ekim 2017

Özakça'ya tahliye, Gülmen'e tutukluluğa devam kararı


KHK ile ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın yargılandığı davanın 3. duruşması görüldü. Duruşmada Özakça'ya elektronik kelepçe koşulu ile tahliye kararı verilirken, Gülmen için 'tutukluluğa devam' kararı verildi.




Darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen ve tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ile Semih Özakça'nın yargılandığı davanın 3. duruşması Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

226 gündür açlık grevinde olan eğitmenlerden Özakça'nın elektronik kelepçe ile tahliyesine karar verilirken, mahkemeye getirilmediği için savunma yapamayan Gülmen'in tutukluluğuna devam kararı verildi.


[/url]


[/url]

Davada bir sonraki duruşma için avukatlarla mahkeme heyeti arasında tartışma yaşandı. Mahkeme, bir sonrası duruşmayı kasım ayına vermek isterken, avukatlar Nuriye Gülmen'in hayatını kaybedeceğini ifade ederek bu talebe karşı çıktı.


[/url]

Mahkeme heyeti daha sonra duruşmanın 17 Kasım'a ertelenmesine karar verdi. Ayrıca bu duruşmaya Nuriye Gülmen'in de getirilmesi kararlaştırıldı.

Kaynak: Sputnik


bozadi

30 Ekim 2017

Akit'ten Gülmen ve Özakça'ya destek!


Hükümete yakın Akit gazetesi, KHK ile işlerinden atıldıktan sonra açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya destek verdi...




Hükümete yakın Akit gazetesi, KHK ile işlerinden atıldıktan sonra açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya ilginç bir şekilde destek verdi.

Akit yaptığı haberde, "KHK ile görevlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, açlık grevine başlamış, 22 Mayıs'ta ise gözaltına alınarak, ertesi gün haksız yere tutuklanmışlardı" ifadelerini kullandı.

Akit'in yaptığı haber aslında destek olarak algılanmadı. Akit gazetesinin haberi basın bülteninden kopyala yapıştır şeklinde yaptığı yorumlarına neden oldu.

Semih Özakça ise söz konusu "destek" ifadelerinin geçtiği haberi Twitter hesabından ti'ye aldı. Özakça, "Direnişimiz için yapılan 'Söz Uçar' kısa filminin aldığı ödülleri haber yapan Yeni Akit gazetesi haksız yere tutuklandığımızı da belirtmiş" ifadelerini kullandı.

İşte o haber:




Kaynak: odatv


bozadi

16 Kasım 2017

Metin Feyzioğlu'ndan Nuriye ve Semih için tepki çeken sözler


TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile avukatlarına ilişkin tepki çeken açıklamalarda bulundu.




Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, açlık grevindeki tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile avukatlarına ilişkin tepki çeken açıklamalarda bulundu.

RS FM'e konuşan Feyzioğlu, Gülmen ve Özakça'nın sürdürdüğü açlık grevi eylemine ilişkin Feyzioğlu, devletin açlık grevindeki kişilere müdahale etme yükümlülüğü olduğunu öne sürüp, "Açlık grevi yapan kişi, bilincini kaybettiğinde, devletin ona ölmemesini sağlamak için müdahale etme yükümlülüğü var." diyerek iktidara destek verdi.

Feyzioğlu, açıklamasının devamında "Nuriye ile Semih'i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin" sözlerini sarfetti.

Avukatların tutuklanmasını destekledi

Gülmen ve Özakça'nın yargılandıkları davanın duruşmasından önce, avukatlarının tutuklanması hakkında da görüşlerini belirten TBB Başkanı, "Nuriye ile Semih adlı açlık grevi yapan kişilerin tutuklanan avukatlarının tutuklanma gerekçesinde, Nuriye ile Semih'in avukatı olmaları yoktu. Polisin öldürdüğü DHKP-C teröristin üzerinden çıkan listede tutuklanan bazı avukatların adı geçtiği söyleniyor. Ben bu listenin değersiz olduğunu söyleyemem" diye konuştu.

"Türkiye Barolar Birliği Başkanı" unvanı taşıyan Feyzioğlu'nun henüz yargılanmalarına dahi başlanmayan avukatlar için 'söylenti' üzerine hüküm vermesi de tepki çeken bir başka nokta oldu.

Kaynak: Gazete Manifesto


bozadi

17 Kasım 2017

CHP'li Erdoğdu'dan Feyzioğlu'na sert sözler


Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu dün katıldığı bir radyo programında açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında konuşmuş, "Nuriye ile Semih'i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin" demişti. Feyzioğlu'na CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'dan sert yanıt geldi.




Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu dün akşam RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'ın konuğuydu. Gündemdeki konuları değerlendiren Feyzioğlu, tutuklanan avukatlar için  "Nuriye ile Semih adlı açlık grevi yapan kişilerin tutuklanan avukatlarının tutuklanma gerekçesinde, Nuriye ile Semih'in avukatı olmaları yoktu. Polisin öldürdüğü DHKP-C teröristin üzerinden çıkan listede tutuklanan bazı avukatların adı geçtiği söyleniyor. Ben bu listenin değersiz olduğunu söyleyemem" diye konuştu.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevi yapmasına da değinen Feyzioğlu, devletin açlık grevindeki kişilere müdahale etme yükümlülüğü olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Açlık grevi yapan kişi, bilincini kaybettiğinde, devletin ona ölmemesini sağlamak için müdahale etme yükümlülüğü var."

Feyzioğlu, sözlerini "Nuriye ile Semih'i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin" diyerek tamamladı.

Feyzioğlu'nun bu sözlerine CHP Ankara Milletvekili Aykut Erdoğdu'dan yanıt geldi. Erdoğdu Twitter'da şunları yazdı: ''Kimse Baro Başkanı'ndan merhamet beklemiyor. Nuriye ve Semih'in de beklediğini sanmıyorum. Baro Başkanı Temsil ettiği görev gereği hukuka sahip çıksın yeter. Baro Başkanı bu açıklamasıyla dönemin bütün suçlarına ortak oldu. Bu sözler unutulmaz.''





Kaynak: Sputnik


bozadi

Geçenlerde de Hüsamettin Cindoruk'a "Türkiye Barolar Birliği Onur Ödülü" sunarken yaptığı konuşmada Süleyman Demirel'e övgüler dizince bu adamın sosyal demokratlığından ciddi şüphe duymuştum. Bir şebeklik var ama dur bakalım.

bozadi

17 Kasım 2017

Nuriye Gülmen: Örgüt talimatı olsa bir gün aç kalmam


KHK ile ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan, ardından tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça'nın yargılandığı davanın 4'üncü duruşması bugün görüldü. Duruşmaya tedavi gördüğü hastaneden SEGBİS ile bağlanan Nuriye Gülmen, "Örgüt talimatı ile eylem diyorlar ya, 254 gündür açlık grevi yapıyorum. 254 gün değil talimatla, zorlamayla bir gün aç kalmam. İnsan bedenini böyle bir şey için eritmez" dedi.




Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi'ndeki salonunda görülen duruşmaya, haklarında terör örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle dava açılan ve bir önceki celsede tahliye edilen Semih Özakça tekerlekli sandalye ile getirildi. Tutuklu Nuriye Gülmen ise duruşmaya tedavi gördüğü hastaneden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

''GÖZLERİNİZE BAKARAK SAVUNMAMI YAPMAK İSTİYORUM''

Gülmen, kendisine destek olan kişi, kurum, ailesi, arkadaşları ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ederek konuşmasına başladı. Savunmasını mahkeme huzurunda yapmak istediğini, ancak güvenlik ve sağlık koşulları bahane edilerek savunma hakkının kısıtlandığını belirten Gülmen, "Ben bu yargılamanın başından beri söylediğim gibi sizin gözlerinize bakarak, mahkemedeki havaya hissederek savunmamı yapmak istiyorum. Güvenlik ve sağlık koşulları ayarlanabilir. Kızılay'ı abluka altına almayı bilenler güvenliğimizi çok rahat sağlayabilirler. Bunun keyfi olduğunu düşünüyorum" dedi.

''BUNU BENİM SAVUNMAM OLARAK DÜŞÜNMEYİN''

Davanın 4. duruşması olmasına rağmen halen savunmasını yapamadığını ve bu yüzden tahliye edilmediğini belirten Gülmen, "Benden bugün yine savunma alamayacaksınız. Ancak ben kendimi size ifade etmek istiyorum. Neden açlık grevi yaptığımı anlatacağım ama bunu benim savunmam olarak düşünmeyin" diyerek işinden atılma ve Yüksel Caddesi'ndeki eylem sürecini anlattı. Gülmen, mahkeme heyetine seslenerek, "Beni tahliye ettikten sonra oraya gelip savunmamı yapacağım. Tüm iddialara cevap vereceğim" dedi.

''İNSAN BEDENİNİ BÖYLE BİR ŞEY İÇİN ERİTMEZ''

Akademik kariyeri boyunca sorgulayan ve öğrencilerine örnek bir hoca olmak için uğraştığını anlatan Gülmen, "Örgüt talimatı ile eylem diyorlar ya; 254 gündür açlık grevi yapıyorum. 254 gün değil zorlamayla bir gün aç kalmam. İnsan bedenini böyle bir şey için eritmez" ifadelerini kullandı.

''BİZ HAKLI OLMASAK BU KADAR DİRENEBİLİR MİYİZ?''

KHK ile işten atıldığında kendisine FETÖ ile ilgili sorular sorulduğunu ve yönetimin kendisinden ve tüm hocalardan muhbirlik yapmasını istediğini ileri süren Gülmen, ''Benimle dalga mı geçiyorsunuz dedim. Bu bana zuldür. Ben hakkını arayan bir insanım. 9 Kasım'da beni o eyleme yapmaya götürün şey; adalet açlığıyla alakalı. Bu örgütün (FETÖ) bu hale gelmesinde AKP iktidarı baş sorumludur. Ben kendi işimi istiyorum ve aynı zamanda faşizme karşı duruyorum. Biz haklı olmazsak açlık grevi yapabilir miyiz. Bu kadar direnebilir miyiz?" diye konuştu.

''BİZ GERÇEKTEN İŞİMİZİ İSTİYORUZ''

Tutuklanmalarının, yaptıkları eylemin toplum tarafından destek görmesiyle alakalı olduğunu belirten Gülmen, "Taleplerimizi görmezden geldiler. Bizi herkes duydu, beton duvarlar bile duydu. Ancak AKP iktidarı duymadı. Yaptığımız eyleme insanlar sahip çıktı. Bize destek oldular. Bu nedenle bize 'terörist' deyip 'örgüt üyesi' deyip savaş açtılar. Biz haklı olduğumuz için buradayız. Bütün yolları denedik. Biz gerçekten işimizi istiyoruz. Ama bu eylem amacını aştı. AKP iktidarının doğrudan savaş açtığı bir eylem oldu" diye konuştu.

''İNSANLAR BİZİM TERÖRİST OLMADIĞIMIZI BİLİYOR''

İlk olarak 9 Kasım 2016'da, toplamda 27 kez gözaltına alındığını anlatan Gülmen, "İnsanlar bizim terörist olmadığımızı biliyorlar. Yüksel direnişimiz AKP'nin KHK'larının meşruluğunu yitirmesine neden oldu. Haksız yere işten atılan insanlar buna yükse sesle itiraz edemiyorlardı. Biz bunu başardık. Eylemin 74'üncü gününde tekrar gözaltına alındık. Dosyalar birleştirildi. Terör örgütü üyesi diye tutuklandık. Açlık grevimizi örgüte mal etmek cehalettir. Bizi açlık grevine zorlayan taleplerimizdir" şeklinde konuştu.

Konuşması sırasında zorlanan ve ses sistemindeki sorunlar nedeniyle mahkeme başkanının sözlerini tekrar etmesini istediği Gülmen'in, sözlerini unuttuğu ve cümleleri toparlamakta zorlandığı görüldü.

Kaynak: Hürriyet


bozadi

01 Aralık 2017

Açlık grevindeki Nuriye Gülmen'e tahliye kararı


269 gündür açlık grevindeki eğitimci Nuriye Gülmen'in tahliyesine karar verildi.




OHAL KHK'sıyla ihraç edilen öğretmen Semih Özakça ve akademisyen Gülmen hakkında açlık grevine başlamalarından sonra dava açılmıştı.

DHKP-C'den talimat aldığı iddia edilen Gülmen'e 7,5 yıldan 15 yıla kadar, Özakça'ya ise 'örgüte yardım' suçlamasıyla beş yıldan 10 yıla kadar hapis isteniyor. Özakça 20 Ekim'deki üçüncü duruşmada tahliye edilmişti. Gülmen ise tutuklu yargılanıyor.

İkili açlık grevinde 269 günü geride bıraktı.

Davanın bugün karar duruşması görüldü. Hastanede bulunan Gülmen, saat 11.00'de başlayan duruşmaya yine getirilmedi. Savcı, Gülmen için adli kontrol şartıyla tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme, Gülmen'i 'örgüt üyeliği' suçundan mahkum ederken, tahliyesine karar verdi. Diğer sanıklar Semih Özakça ve Acun Karadağ ise beraat etti.

Semih Özakça, kararın ardından "Nuriye hocayı oradan aldık. 'Kazanacağız' demiştik, kazandık. Mahkumiyet ya da beraat kararı bizim için önemli değil, biz halkın kararına bakarız" dedi.

Gülmen'in savunması

Cumhuriyet'in aktardığına göre, Gülmen SEGBİS'le yaptığı savunmasında şunları söyledi: "Kuvvetli suç şüphesi diye sihirli bir sözcüğünüz var, onu söyleyince her şey bitti tamam oluyor. Bunu doğuran şey de bir tanığın söyledikleri. Konsere gitmiş biri 'Beni örgütle Nuriye tanıştırdı' diyor. Bir konsere gidip kendini örgüt üyesi sanıyorsa ben ne yapayım. Artık bugün mahkemenin çok acelesi olduğu için o hükmü açıklayacak. Ama kendi hükümleri değil tabii ki bu. Bu zamana kadar kendileri hiçbir şey yapmadıkları için hüküm de onların olmayacak. Hakkımızda kitapçıklar mı çıkartılmadı, açıklamalar mı yapılmadı? Heyet bir kere de 'Ne yapıyorsunuz, yargılamamıza müdahale ediyorsunuz' demedi. Ben artık heyete konuşmuyorum. Onlara olan tüm inancımı geçen celseden sonra özellikle yitirdim. Benim ne söylediğimin bir önemi yok çünkü onlar için. Ben tek bir sözümün çok kıymetli olduğu halkımız için konuşacağım. Dünyanın bir ucundan küçük bir çocuk bana mektup göndermişti, 'Öğretmenim size bir şey olsun istemiyorum' diye. Ben o çocuk için konuşacağım.

Geçen celse kendimi tehdit altında hissettiğim için konuşmamıştım. Çünkü savunma vermememe rağmen bana 'Bu söylediklerin savunman sayılabilir geri kalanlar hakkında susma hakkını kullanmış kabul edilebilirsin' demiştiniz. Ama şimdi umrumda değil, savunma mı sayacaksınız, sayın ya da saymayın, kendimi anlatmıştım yine kendimi anlatacağım. Biz direnerek kendimize hatırlatıyorduk öncelikle haksız yere işten atıldığımızı. Kimseye anlatamasak bile kendimize hatırlatıyorduk. Haksız yere işimizden atılmayı kanıksamadık çünkü. Bunun için kendimle de arkadaşlarımla da gurur duyuyorum. Bizim direnişimizi besleyen şey haklılıktı.

Daha açlık grevi gündemimizde değilken bir alman televizyonu belgesel çekmek istediğini söyledi. İki gün bizimle birlikte vakit geçireceklerdi. Sonunda peki ne olacak diye sordular, 'Valla canımı sokakta bulmadım açlık grevine başlarım' demiştim.

O zamanlar daha ihraç bile edilmemiştim, sadece açığa alınmıştım. Açlık grevi o kadar güçlü bir eylem ki açlık grevine başlarsam hemen sonuç alacağmı düşünüyordum. Ben açığa alınmış halimle eylem yapıp işime dönmeyi beklerken beni dalga geçer gibi ihraç ettiler.

Sonra açlık grevi gerçekten gündemimize geldi. Tamamen bir keyfilik içerisinde bize her gün saldırmaları öfkemizi büyütüyordu. Ama biz yılmadan her gün Yüksel'e çıkmaya devam ettik. Kemik acısı deyip direnişimize devam ediyorduk.

Açlık grevi fikri bu saldırılardan sonra, insanlarla, milletvekilleri ile, dostlarımızla konuştuktan sonra iyice olgunlaştı. Nihayet Meclis'te basın açıklaması ile açlık grevine başlayacağımızı duyurduk.

O gün Meclis çıkışında bizi gözaltına aldılar. 5 gün gözaltında kaldık ve açlık grevine böyle başlamış olduk. Biz gözaltında iken meydan boş kalmamıştı. İnsanlar gelip pankartlarımızı yapıp, anıtı her günki haline dönüştürmüşlerdi. Açlık grevi insanlarda büyük bir patlama yaşattı. Her zamankinden çok daha kalabalık oluyordu meydan. O en kalabalık olduğu bir günün fotoğrafı var, işte o fotoğrafın alındığı günden çok kısa bir süre sonra gözaltına alındık zaten. Anıtta açlık grevi yaparken canlı yayın yapıyorduk bazen. 38. günde yanlışlıkla 'Bugün açlık grevinin 58. günü' dedim. Sonra 'Allah korusun ne 58'i' diye düzelttim. 58 gün o kadar uzaktı ki, oraya varmaz bizim işimizi geri vermeleri diye düşünüyordum çünkü.


'Buna siz sebep oldunuz'

268 gün Semih'in de benim de düşündüğümüz bir şey değildi ama buna siz sebep oldunuz. Ne kadar çok saldırı olursa biz o kadar direnişe tutunuyoruz. Biz direnişe tutundukça bizi yenebilecek hiçbir şey yok çünkü. Hakkımızda vereceğiniz ara karar ya da hüküm asıl sizin hakkınızda olacaktır. Çünkü halk bizim hakkımızdaki kararını çoktan verdi. Bizim gönlümüz rahat o yüzden. Tavsiye ediyorum heyete siz de direnin. Talimat mı geliyor size, direnin. AKP iktidarının halka karşı saldırgan tutumuna set olmak açısından hem çorbada tuzunuz olur hem de asıl olarak alnınız ak olur.

Sevgili direniş dostları, bu son sözüm değil ama şimdilik şunu söyleyeceğim: Burası tam kavganın ortası...
"

Gülmen'in konuşması alkışlar eşliğinde sona erdi.

'Vücudum her geçen gün lime lime eriyor'

Gülmen savunmasına şöyle devam etti: "Bana henüz savunmamı vermemiş olmama rağmen ısrarla tanık beyanları ve mütalaaya karşı beyanlarımı sormanızı anlamıyorum. Üç duruşmadır bu böyle, bana SEGBİS'i dayatıyorsunuz, ben bu şekilde savunma vermek istemiyorum. Açlık grevinin vücudumda yarattığı zararların farkındayım. Vücudum her geçen gün lime lime eriyor. 268 gündür her gün buna şahit oluyorum. Hastane, ölümü göze aldığıma ilişkin yazı imzalamam karşılığında duruşmaya gitmeme izin verileceğini bildirdi."

Duruşmada Semih Özakça savunma yaptı: "Ben talimatı vicdan örgütünden aldım. Vicdanım evde oturmaya el vermedi. Bu haksızlığa karşı çıkmak istedim. Ben talimatı öğrencilerimden aldım. Onlar gözyaşı dökerken, onlara söz verdim geri geleceğim diye. Bu eylemim, talebim terör örgütlerine nasıl yardım edebilir? Nasıl onların işine yarar? Onlara yardım etmez, onların işine yaramaz. İşime dönersem bu durum öğrencilerime yarar. İhraç edilmiş bekleyen binlerce emekçiye umut olur ona yarar. Ben açlık grevinde işime dönebilme umudumu gördüm. Diğer tarafta beklemekte bir umut göremedim. Dava dediler mahkemeler bakmadı. Komisyon dediler ortada tek bir karar dahi yok."

Kaynak: Diken