Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

1 Mayıs (1 Mayıs)

Başlatan bozadi, 01 Mayıs 2014, 17:22:02

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı. Kutluyorum.

Yalnız 1 Mayıs'larda alışık olduğumuz bazı manzaralarla ilgili bazı eleştirilerimi de paylaşmak istiyorum.

Evet, devlet denen mekanizmanın alışıldık faşizan yapısının her türlü şiddetli (ve hatta şiddetli olmayan) protestoya karşı çoğu zaman aşırı bir güç uygulamasına alışığız ve bu elbette kabul edilebilir bir durum değil. Ve insanların sokağa çıkıp, birleşip sesini yükseltmesi, kötü birşeyleri protesto etmesi ve iyi şeylere dair taleplerini haykırması dünyanın en güzel şeyi bence.

Bu tür faaliyetler bilindiği gibi daha çok "Solculuk" dediğimiz ideoloji bağlamında örgütlenir ve bu konuda Solculuk denen şeyin hem takdir edilecek, hem de negatif manada eleştirilecek yönleri olduğunu düşünüyorum.

Övgü kısmı zaten kendi kendini açıklıyor. Yani sokaklara akıp hiç tanımadığınız insanlarla bir aile gibi sesinizi birleştirme, herkesi ilgilendiren genel hak hukuk meseleleri için yeri göğü inletme çalışmalarında Solculuğun Sağcılıkla karşılaştırılması pek kolay olmayan bir artısı var.

Ama şimdi aynı Solculuk içindeki örgütlenme biçimlerinin bir kısır döngüsüne dair bir fikrimi de paylaşmak istiyorum. Şu hatırlatmayı da yapayım; içinde bulunduğumuz gerçeklikte tüm kurumlardaki ve ideolojilerdeki şizofrenik parçalanmışlık durumu Sol için de gayet geçerlidir. Yani "Sol" deyince, "Solculuk" deyince, "Solcular" deyince sanki temelde gayet homojen, ne olduğu açıkça belli bir ideolojiden veya insanlardan bahsediyormuş gibi görünebilirim ama aslında bu mümkün değil. Hiçbir benzer grup yeterince homojen bir kitle oluşturmadığı gibi Solcular bu konuda belki de çok daha fazla eleştiriye açık bir durumda. Buradaki eleştirilerimin Sol diye geçen parçalı grupların tümünü kapsadığını düşünmüyorum ama azımsanamayacak bir çoğunluğunu ilgilendirdiğini düşünüyorum.

Lafı şuraya getirmeye çalışıyorum: Görünüşe göre çeşitli Sol grupların ortak şiarı: "Bir olalım, böylece büyük olalım, güçlü olalım ve hakkımızı kendi ellerimizle alalım, toplumsal sorunları çözelim" E çok güzel. Buraya kadar bir sorun yok. Seni güçlü kılacak olan şey kalabalık olmak, çok olmak ve aynı zamanda bir olmak değil mi? O zaman niye bu çoğalmayı, bu birikmeyi, bu güçlenmeyi kendi elinle bloke eden şeyler yapıyorsun? Tüm ideolojiler kendi kendilerini kısır döngüye sokan "virütik" bazı düşünce ve eylem kalıplarına sahip. Solcular toplumun kendilerine yeterince katılmamasından, iştirak etmemesinden, birlik kurmamasından şikayet ediyor (pek çok başka ideoloji de öyle). Madem herkesi ilgilendiren ortak sorunları çözme şiarıyla hareket ediyorsun, insanlara o sorunların çözümüyle ilgili sade ve dostane bir tavırla yaklaşıp birliğe, eyleme davet etmek yerine ne diye binbir türlü ideolojik kavramı ezberlemeye ve benimsemeye, ille o maskeyi, o elbiseyi giymeye zorluyorsun?! Bunun özgürlükle bir alakası var mı? Özgürlük ama benim ideolojimin elbisesi içinde! Adalet ama benim entelektüel tarihimdeki üstatların anlattığı şekilde! Niye? Onlar biliyor! Biz bilmiyoruz! Gözümüzün önünde olup biten dünyanın en basit alacak verecek meselelerini ne diye doğrudan, en kısa ve sade yoldan ifade etmek yerine bin bir türlü ideolojik zamazingonun cenderesinde boğuyorsun! Madem sorunlar son derece açık ve basit temellere sahip hak-hukuk meseleleri, o zaman sen de temelde veya hiç değilse insan topluluklarıyla ilişkilerinde ve işbirliğinde o temelde hareket et, insanları ideolojik labirentlere sokma! Hakkın, hukukun, doğrunun ideolojisi mi olur yahu? Doğruluk, iyilik, hakkaniyet, eşitlik gün gibi güneş gibi ortadadır, ne olduğu bellidir, sen niye onu "özelleştiriyorsun"?! Ne diye gerçeği "satıyorsun"? Gerçeğin, hakkın senin ideolojine mi ihtiyacı var? Güneşi senin entelektüellerin, senin ideolojin mi doğurup batırıyor?! Hayatın en basit kavramlarını türlü türlü ideolojik etiketlerin arasında gözden kaybetmenin manası var mı? Bu mecazi manada bizzat şeytanın istediği şey değil mi? Herkes hak hukuk eksikliğinden şikayet ediyor, herkes büyük ölçüde ortak hak-hukuk dertlerden muzdarip ama bu milyarlarca insan veya hiç değilse bunların azımsanamayacak bir kısmı hiçbir ideolojinin kulu kölesi olmadan, sadece hak hukuk adına bir araya gelemiyor ve bunda bizzat ideolojik bölünmüşlüklerin ve ideolojik dayatmacılıkların ne kadar suçlu olduğunu bir anlayın artık ya! Her türlü ideolojiden insan içinde iyiliği ağır basan da var, negatifliği ağır basan da! İnsanları buna göre ayırıp işbirliği arayacağına senin ideolojinin kavramlarını, senin entelektüellerinin polemiklerini benimsemesi şartıyla kardeş görüyorsun veya görmüyorsun! Kendi sözde özgürlükçülüğünün, birliktelikçiliğinin kuyusunu kazıyorsun.

Bak Solcuyum diyen bir sürü insan tıpkı başka ideolojilerdeki eşdeğerleri gibi ortalığı yakıp yıkmayı, tehdit etmeyi maharet bilip düzenin sahiplerinin ekmeğine yağ sürüyorlar! Ya senin güçlü olmak için kalabalık olmaya, çoğalmaya ihtiyacın var, ne diye oraya buraya saldırıp, yakıp yıkıp devletin faşizan silahlarını kullanmasına imkan yaratıyorsun! Ortalığı yakıp dökmeden, insan gibi bir araya gelip dostane bir şekilde çoğalma fikrinden mahrum musunuz? Aranızdaki bilinçi, yarı bilinçli veya bilinçsiz provokatörleri yola getirmedikçe, elemedikçe, senin "hadi bir olalım, iri olalım, diri olalım" demenin ne manası kaldı? Sen evlerindeki milyonlarca insana iyi mi göründün, kötü mü göründün şimdi? Emniyetli mi göründün, emniyetsiz mi? O milyonlarca insana salak gözüyle bakıyorsun ama en büyük salak sensin belki de, bir düşün. O dinci, bu milliyetçi, şu bilmem neci. Ya senin derdin hak hukuksa hakkı hukuku ne diye ideolojileştirip insanları kaçırıyorsun kendinden? Bunu sadece Solculara değil, din ideolojisi başta olmak üzere tüm ideolojilerin mensuplarına ve örgütleyicilerine söylüyorum!

Bir araya gelmek, hak için, hukuk için, adalet için, sorunlarımızın, dertlerimizin, ızdıraplarımızın çözümü için, çoğalmak için, büyümek için, güçlenmek için artık iyiye, doğruya, adile, güzele ideolojik elbiseler giydirme saplantısını bırakalım! Gerçekler çıplak güzel! Evet, yeri gelir seçenekler arasında neyin daha iyi, neyin daha adil, neyin daha elverişli olduğu tartışılır ve hoşgörüyle pekala çözülür! Yeter ki yapay ideolojik düşmanlıklarla birbirimize yabancılaşmaya bir son verelim! Şeytani güçler bu durumdan ne kadar nemalanıyorlar, semiriyorlar, farkında değil misiniz? Yeterince uyanıp, kendimize gelip ilerlediğimizde, o şeytani güçlerin tehditlerine artık maruz kalmayacağımız seviyelere ve sonraki seviyelere yükseldiğimizde o şeytanlarla bile nasıl olup da bir olduğumuzu görebileceğimiz zamanlar gelecek ama biz burada kendi kendimizi bu kadar yiyip bitirirken, işbirliği şansımızı kendi kendimize yok ederken, o günleri kendimizden uzaklaştırıyoruz gibi geliyor bana.

(Tüm bu eleştirilerden kendime hiçbir pay çıkarmaya çalışmadığımın düşünülmesini istemem)

Scyth

#1
İnsanlar üzerinde başarılı bir şekilde baskı kuranlar ve kandıranlara  amirlerinden bir altın yıldız. Buna karşı değişimi destekleyenlerin ideolojileri şu an için önemli gözüküyor. Sağ veya solu seçmek gibi. Gerçekte ise temel tüketim maddelerinin alınamayacak seviyeye gelmesini bekleyin o zaman ideoloji önemsiz olacak.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Arulnool

#2
Ankaradayım, bir internet kafede oturmuşum. Dışarılarda bir yerde insanlar eylem yapıyor, sesler geliyor. Helikopter sesi, eylemcilerin seslerini bastırıyor çoğu zaman. Ben ne yapıyorum. Uzak duruyorum, yanaşmıyorum o yığına! Neden, çünkü bu kısırdöngüye katılmak beni korkutuyor. Pasifim. Hatta o bile değilim:) Heralde abartılı bir şekilde kh' lık yapıyorum şuan:) Dışarıda başkaları için eylem yapan insanlar var nede olsa:)Bir an için kendi çelişkim ve saçmalığımı anlatmak istedim. Herneyse ruhların kaderi kitabını bitirmem gerek:) eylemlerle yada bir başkasıyla ilgilenenm şuan. Kişisel gelişmem lazım:) Çok işim var benim önce iyi bir kh'lık yapayım kendi içimde. Sonra bh'nın alt derecelerinden başlarız hafiften. Ama zamansız hareket etmemek lazım değilmi dostlar:)
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Scyth

#3
Sevgili Arulnool devrim tarih boyunca hiç bir zaman bir seçim olmadı. Olacak olan devrimde bir seçim olmayacak buna mecbur olacağız. Zira hayat dediğimiz her şeyin öğeleri şimdiden bir bir parçalara ayrılıyor. Bu süreç hızlanarak devam edecek. İnsanlarla seçilmişler arasında gerçek mücadelenin ne zaman başlayacağını merak ediyorsanız kuraklık, hastalık ve afet haberlerini takip edin.
 
Bugün hepimizin kendine göre bir konforu var; böylece akıl yürütmelerde bulunuyoruz. Fakat şu da bir gerçek ki aç ve üşümüş insanlar pek fazla akıl yürütmezler; edemezlerde zira yaşamak için gerekli kaynaklara ulaşmaları hayati önemdedir. Büyük resmi yakalayın uzun bir kış yaklaşıyor ve sadece bu da değil pek çok afet sadece dönüşümün bir habercisi.

Bu süreçte bazıları 4. yoğunluğa geçecek. Şanslılar ölecek, geriye kalanlar için çok zor bir hayat söz konusu olacak. Peki 4. yoğunluğa geçenlere ne olacak. Ben kendimi 4. yoğunluğa geçebilecek öğrenme seviyesinde görmüyorum; fakat geçebilseydim biliyorum ki orada sürekli devem eden bir savaş var. Bu savaş binlerce yıldır bize istediklerini yapan 4. kh'ye karşı mücadele etme fırsatı sunacak; eğer seçersek. Diğer yolda ise 3. yoğunlukta kaderimiz onların ve yıkılmış bir dünyanın arasında belirlenecek. Pembe tablolarla kendimizi kandırabiliriz yada gerçeğe uyanıp önümüze bakabiliriz.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Arulnool

#4
Sevgili Scyth, "marks" kapitalizmin çöküşünü, kaynakların tükenmesinden kaynaklanacağı öngörüsünü sunmuştu biz insancıklara. Ancak o zaman, bir kaynak edinemeyen insanoğlunun paylaşmayı öğrenene bileceğini söylemişti yanılmıyorsam. Böyle bir vakaadan sonra, eşitlikçi ve adil bir toplumun var olabileceğini, bu toplumun yaşadığı ağır travmalar neticesinde dersler çıkaracağını,(Bilinç yükselmesi-farkındalık)çıkardığı dersler sonucunda da küresel çapta bir birlikte yaşama-paylaşma eylemine geçeceğini söylemişti. Aynen dediğin gibi de felaketler kapıda ve hatta kapıdan içerilere geçmiş durumda. Bende bu noktada kişisel anlamda ne yapmalıyımının derdindeymişim aslında. Ama önce kişisel felaketlerimin beni iyice tüketip, yıkmasını beni içten içe defalarca öldürmesini yaşamalıyım bol bol ki, kendimi anlayıp bir başkasıyla paylaşa bileyim. Çok çok çok zor zor zor biliyorum. Ama ne yapayım sanırım seçmişim bişeyler bu hayata varlığımı yansıtmadan evvel. Yaşayacaz ve deneyim elde edecez bir çok ön görüyü...

Stych bu arada sana minnetarım ne zamandır bu şekilde yazmıyordum:) oh biraz rahatladım:) saygılarımı sunarım...
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Scyth

#5
Marks'ın öngörüsü oldukça doğru; fakat o bizim bildiklerimizi bilmiyordu. Denklem kurarken bütün etmenleri içeri almalısın. 4 Kh sahip olduğu güçle bugüne kadar burayı yönetti. Bundan sonrada bu işi bizzat üstlenmeyi planlıyorlar. Yani dünya 4. yoğunluğa girdikten sonra daha fazla perdenin arkasında saklanmak zorunda kalmayacaklar. Sürece Orion Bh müdahale edecek zaten bundan dolayı koca bir armadayla yola çıktılar. Güneşin etrafında yakın zamanda görülen pek çok ufoyu hatırlayın.

Bu mücadelenin kazananını kim olur bilemiyorum. Bu süreç şimdilik bizim etkimiz dışında. Yapabileceğimiz en iyi şey bence temasta kalmak ve grup çalışması yapmayı öğrenmek. Grup çalışması bence ihtiyacın olan bu.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#6
Yorumlarınız, paylaşımlarınız için teşekkürler dostlar.

Scyth

#7
Bu arada yeni celse yayınlandı :)
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#8
Yeni celse yayınlandığını senden şaşkınlık ve sevinç içinde haber aldım Scyth :) Hayret, iki celse arasına uzun aylar girmesine çok alışmıştık, şaşırdım şimdi.

Çok uzun bir celse de değil. Yarın pek müsait olamayabilirim. Şimdi başlayıp gece 12 olmadan çevirisini paylaşmış olurum umarım :)

believer planet

#9
"yıllarca patronundan ya da patronlardan şikayet eden , ona sağladığı çalışma şartlarından muzdarip olup miting alanlarına inip düzen ve patron aleyhinde sloganlar atan bir işçinin/çalışanın patronuyla aynı siyasi düşüncede olması"

bu 1 mayıs da nedense buna çok şahid oldum...

bu arada yeni celseyide dört gözle bekliyorum.
herşey mümkün

Arulnool

#10
O zaman o basit soruyu ben sorayım! Bir grub çalışması nasıl yapılabilir?

Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

beyrutkapı

#11
iyi niyetle başlatılan tüm hareketlerin karşı çıktığı şeye dönüşmesi, manipülasyonun en büyük örneği olarak gösterilebilir. insanlık tarihi bunun örnekleriyle dolu. en büyük tuzağımız bütüncül bir bakış açımızın olmaması. gerçeği tamamıyla görememek tüm iyi niyetli çabaları sekteye uğratıyor.
konu uzun, sol içinde aynı şeyleri söylemek elbette mümkün. şuanda dünyada var olan tüm paradigmaların bu anlamda dünyayı değiştirmesi olanaklı görünmüyor. solcu ve sağcı dediğimiz kategoriler fanatizmde ve insanları ayrıştırmada kullanılıyorsa ikisi de aynı şeye hizmet ediyor demektir. resmin bütününe bakınca daha net görebiliyoruz bu yapay ve manüpülatif düalizmi.
son celseyi okudum.  oldukça heyecanlanarak okudum. bir şeyler yaklaşıyor, bu açık.
sanırım en temel mesele nasıl hazırlandığımız.